"Sibel Bağcı Uzun" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sibel Bağcı Uzun" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sibel Bağcı Uzun

Kafası karışık vücut sendromuna dikkat!

Almanya Bonn Rheinische Friedrich-Wilhelms Üniversitesi’nden Yenidoğan ve Çocuk Yoğun Bakım öğretim üyesi ve Kronobiyoloji Araştırmacısı Doç. Dr. Soyhan Bağcı, kapalı ortamda kalan bütün risk grubundaki insanların “Kafası karışık vücut sendromu” riskiyle karşı karşıya kalacağı uyarısında bulundu. Koronavirüs tedbirleri kapsamında karantina kadar vücudun direnci için 24 saatlik ritminin korunmasının da şart olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Bağcı, “Elimizdeki bilimsel veriler net bir şekilde gösteriyor ki, virüsle etkili savaşabilmek için her yaş grubu öğlen vakitlerinde en az 1 saat güneş ışığı almalıdır. Alınan izolasyon önlemlerinin doğuracağı bu tür riskler için de acil tedbirler gerekiyor” dedi.

DÖNÜŞÜM GÜNLERİ-1

Koronavirüs salgını günlerinde evde kal çağrıları, karantina önlemleri ve alınan tedbirler eşliğinde hep birlikte tarihi günlere tanıklık ediyor, zor günlerden geçiyoruz. Gelecek değişimle, dönüşümle, yenileşimle geliyor derken, işte o hep beklediğimiz yeni hayata zorunlu bir mücadele ile tutunmaya çalışıyoruz.
Yaşamın her alanında uygulanan köklü değişiklikler artık kaçınılmaz bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor. Her hafta gerçekleştireceğimiz “Dönüşüm Günleri” röportaj serisi ile de temel ihtiyaçlarda yaşanan zorunlu değişim ve dönüşümün, bireysel ve toplumsal yaşama olası etkilerini ve uyum sürecini, alanında uzman kişilerle ele alacağız.

Kafası karışık vücut sendromuna dikkat

Doç. Dr. Soyhan Bağcı

Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu ve uzun yıllardır Almanya’da bebeklerde, çocuklarda ve hamile kadınlarda biyolojik ritim ve biyodinamik aydınlatmanın sağlık üzerine etkileri üzerine önemli çalışmalar yapan Dr.Bağcı, biyolojik ritmin vücudumuzdaki ana hormonu olan melatonin üzerine yaptığı araştırmalarla da alanında dünyadaki sayılı araştırmacılar arasında bulunuyor. Dr. Bağcı’nın uzmanlık alanı doğrultusunda bizimle çok değerli bilgiler paylaştığı bu söyleşinin benim için ayrıca özel bir anlamı daha var ki o da soyadından da anlaşılacağı üzerine kendisinin ağabeyim olması. Sanırım cümleler duygularımı anlatmaya yetersiz kalacak. Ancak röportajımızda yer alan bilgileri sağlık dolu günlere katkı için size ulaştırmış olmanın her ikimiz için de unutulmaz ve de çok kıymetli olduğu kesin…

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de karantina önlemleri alınmaya başlandı. Evde kalma süresine bağlı olarak vücudumuzun normal ritminin sağlanması neden önemlidir?

Şu anki mevcut şartlarda, herhangi bir ilaç tedavisinin mümkün olmadığı koronavirüs enfeksiyonuna karşı bilimin elindeki en önemli silah, öncelikli olarak virüsün bulaştığı kişilerin kendi immün (bağışıklık) ve diğer sistemlerinin göstereceği dirençtir. Bu nedenle, vücudun enfeksiyona yakalandığı anda olabilecek en iyi durumda olmasını sağlayacak ve bu şekilde mortaliteyi azaltacak önlemleri almak gerekiyor. Ancak takip edebildiğim kadarıyla alınan önlemlerin doğuracağı başka bir büyük sorun nedense gözlerden kaçıyor. Vücudumuzda 24 saatlik bir ritim vardır. Biyolojik ve fizyolojik ritmin (sirkadiyen ritim) normal bir şekilde devam ettirilmesinin, vücuttaki tüm fizyolojik olayların sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için şart olduğu uzun zamandır biliniyor. 

GÜN IŞIĞI AZALDIKÇA VÜCUT RİTMİ BOZULUYOR

Kafası karışık vücut sendromuna dikkat
Vücudun sirkadiyen ritmi hangi koşullar altında bozuluyor?

Gün içerisinde yetersiz gün ışığı almak, gün boyu ve geç saatlere kadar tek tip ışık şiddeti ve rengine maruz kalmak sonucunda ritimde kaymalar ortaya çıkmaktadır. Bu tür doğal olmayan durumların 2-3 günden fazla sürmesi durumu “chronodisruption” olarak tanımlanıyor; Türkçe herkesin anlayabileceği bir dille ben buna “Vücudun Kafa Karışıklığı Sendromu” diyorum. Bunun sonucunda vücudumuzun immün sistemi de dâhil olmak üzere kardiyovasküler sistem ve hormon salgılanmasında akut ve kronik değişiklikler, dolayısıyla vücut direncinde azalma, yorgunluk, kan şekeri ve kan basıncında düzensizlikler ortaya çıkmaktadır. Bu durumlar risk grubundaki insanlar için mevcut hastalıklarının seyrinin değişmesinden dolayı COVID-19 enfeksiyonuna yakalanma riski yanında ekstra bir risk anlamına gelmektedir.

Koronavirüslü vakalarda sirkadiyen ritim bozukluğu nasıl bir etkiye sahip?

Son çalışmalar, sirkadiyen ritmin bağışıklık sistemi hücrelerinin işlevi üzerinde de önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Özellikle akciğerdeki aşırı inflamasyona bağlı ortaya çıkan akut solunum yetmezliğinin koronavirüslü vakalarda mortalitenin en önemli nedeni olduğunu bilinmektedir. Yapılan son çalışmalar bozulmuş sirkadiyen ritimin hastalık durumunda akciğerde aşırı inflamasyon oluşumuna neden olduğunu da göstermektedir. Bir başka önemli nokta da Vitamin D ile akciğerin savunma sistemi ve fonksiyonları arasındaki bağlantıya dair bilimsel kanıtlardır. Gün ışığına maruz kalma süresinin azalması vücutta vitamin D eksikliğine, bu da akciğerin viral enfeksiyonlara yakalanma riskinde artışa neden olmaktadır.

VİRÜSLE SAVAŞMAK İÇİN ŞART

Kafası karışık vücut sendromuna dikkatVücudun biyolojik dengesinin devam ettirilebilmesi için öncelikli yapılması gereken şey nedir?

Elimizdeki bilimsel veriler net bir şekilde gösteriyor ki, her yaş grubunun öğlen saatlerinde en az 1 saat güneş ışığına maruz kalmaları vücudun biyolojik dengesinin devam ettirilebilmesi için şarttır. Son 20 yıldaki deneysel ve klinik çalışmaların sonuçlarını baz alırsak, karantinaya alınan, hastanede izlenmesi gereken ya da yoğun bakım tedavisi gereken hastaların hepsinde ilk 48-72 saatte sirkadiyen ritim bozukluklarının ortaya çıkacağını ve bunun da morbititenin ve mortalitenin artmasına katkıda bulunacağını söyleyebiliriz. Özellikle İtalya’daki mortalitenin yüksek olmasına rağmen, Almanya’da mortalitenin düşük seyretmesi sadece medikal yeterlilikle açıklanamaz. Bunu etkileyen birçok faktör olabileceği gibi, vücudun kendi biyolojik ve fizyolojik ritmi virüsle savaşmadaki yeterliliğe etki etmektedir.

YÜRÜYÜŞ İZNİ VERİLDİ

Ülke koşullarının da vücut direnci açısından etkili olduğunu mu düşünüyorsunuz? Biraz açabilir misiniz?

İki ülke arasındaki şehirsel yerleşim planından yola çıkarsak, İtalya’daki toplu ve sıkışık yerleşim alanlarına karşılık, Almanya’da geniş alana yayılmış, bahçeli evler ağırlıkta. Almanya’da açıklanan önlem paketlerinde, dışarda bireysel spor ve sadece kendi aile fertleri ile yürüyüş yapabilme iznine vurgu yapıldı. Yani burada sokağa çıkmama durumu, İtalya ya da Türkiye’deki özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde 65 yaş üzeri bireylerde olduğu gibi bir biyolojik ritim kaymasına neden olmadı. Bu nedenle 20 milyona yakın insanın, yeşil alanı kalmamış sıkışık düzende yaşadığı İstanbul gibi tek bir şehirde evlerde izolasyonunu istemek aynı şey değildir. Yaşla birlikte vücudumuzun sirkadiyen ritminin değiştiği, melatonin salgısının azaldığı, bunun da yaşlanma ve doğal ölüme hazırlık sürecini başlattığı uzun süredir bilinen bilimsel bir gerçek olduğu da unutulmadan, tüm toplumu doğru yönlendirecek tedbirler anlatılmaya başlanmalıdır.

 BİLİMSEL OLARAK YETERLİ DEĞİL!

Karantina koşulları konusunda nasıl hareket edilmelidir?

Şu anda enfekte olma riski daha yüksek olan insanlar zaten endişe duymaktadır. Yeni tedbirlerden sonra, özellikle risk grubundaki kişilerin sokağa çıkması yasaklanmıştır. Bu karar, bu kişilerin normal günlük yaşamlarının dışında bir ritme girmelerine neden olacaktır Şu anda karantina ve izolasyon günlerinde yapmamız gereken en önemli uyarının sadece sokağa çıkmamak üzerine odaklanması, bilimsel olarak yeterli bir yaklaşım değildir. Her akşam televizyonlarda saatlerce sadece koronavirüs ve tedavisi üzerine odaklanıp, tüm bu izolasyon önlemlerinin insan vücudunda yapacağı fizyolojik değişikliklerin, bu durumdan şeker, kalp hastası olan yaşlıların ya da hamile kadınlar ve karınlarındaki bebeklerin nasıl etkilenebileceğinin tartışılmaması ve halkın bilgilendirilmemesinı doğru bulmuyorum.

Vücudun biyolojik ritmini korumak adına öncelikle karantinaya alınanlar için gün içinde ne tür önerilerde bulunursunuz?

Sokağa çıkma yasağı kapsamına giren, evde 14 günlük karantinaya alınmış ve diğer risk grubunda olup (hangi yaş grubundan olursa olsun kemoterapi alan kanser hastaları, immün yetmezliği olan hastalar, kalp hastaları, kronik akciğer hastaları gibi) evde kalması gereken kişilerin gün içinde özellikle 10:00 ile 14:00 arasında varsa bahçelerinde, yoksa balkonlarında, en az 1 saat gün ışığına maruz kalacak şekilde vakit geçirmelidir. Bulundukları ortama göre gün ışığı alacak şekilde tedbirlerini almalarında fayda vardır; evdeki perdelerin açık tutulması, pencereye olabilecek en yakın mesafede vakit geçirmeleri gibi. Güneş ışığına maruz kalma süreleri azalacak risk grubunda, günlük en az 400 IE vitamin D alımı, immün sistemi güçlendirmek adına önemlidir.

YAPAY IŞIK RİSKİ

Kafası karışık vücut sendromuna dikkat
Akşam saatleri için yapay aydınlatmanın da risklerinden bahsettiniz?

Gün içerisinde güneş ışığına az ya da hiç maruz kalmayan bireylerin vücudu akşam saatlerindeki yapay ışığa daha şiddetli reaksiyon gösterdiğinden hayati fonksiyonlarımızda zamansal kaymalar ortaya çıkmaktadır. Bu durumda enfeksiyona yakalanma ihtimalinde artma, yakalandığımızda da hastalığa karşı vücudumuzun normal dışı reaksiyonlar vermesine yol açacak bir takım patolojik durumların ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Bu nedenle, evde kalacak vatandaşlarımızın, özellikle akşam saat 21.00’dan sonra yüksek dozda özellikle beyaz ışık yayan aydınlatma lambalarını (floresan ya da beyaz ışık yayan LED lambalar) kullanmamaları, bunun yerine okuma, yatak başı lambaları gibi düşük şiddette ışık yayan lambaları tercih etmeleri gerekmektedir.

BİYODİNAMİK AYDINLATMANIN ÖNEMİ

Hastaların biyolojik ritimlerini koruyacak biyodinamik aydınlatma konusunda çalışmalar mevcut mu?

Yoğun bakımlardaki ve izolasyon kliniklerindeki aydınlatma sistemlerinin, 14 günlük karantina süresi dikkate alındığında hastaların mevcut biyolojik ritimlerini sürdürmelerini sağlayacak teknik özelliklerde olmadığı biliniyor. Koronavirüs salgının 1 yıldan uzun bir süre etkilerinin devam edeceğini dikkate alırsak ve de ilerde olası benzer salgınlara hazır olmak adına bu durum da aciliyetle ele alınmalı ve teknik düzenlemelerin biyodinamik aydınlatma ilkelerine göre yeniden yapılması gerekiyor. Kaldı ki, Avrupa’da yavaş yavaş yoğun bakımlar biyodinamik aydınlatmaya geçmeğe başladılar. Bonn Üniversitesi’nin yeni kadın doğum ve çocuk kliniğinde, gebe izlem kliniği, yenidoğan ve çocuk yoğun bakım üniteleri yaptığımız çalışmaların sonuçları dikkate alınarak biyodinamik aydınlatma ile inşaa edildi.

ÇOCUKLAR İÇİN ÖNEMLİ UYARI

Kafası karışık vücut sendromuna dikkat
Özellikle tüm gün evde kalan çocuklar için önerileriniz var mı?

Çok eski zamanlarda nenelerimiz tarafından bile farkına varılmış olan uyku ve büyüme arasındaki ilişki, daha sonra sirkadiyen ritim, melatonin ve büyüme hormonu salgılanması arasındaki senkronizasyonu gösteren bilimsel çalışmalarla teyit edilmiştir. Sadece büyüme açısından değil, vücutta yağ metabolizmasının da sirkadiyen ritim tarafından kontrol edildiğini dikkate alırsak, obeziteyle mücadele için de çocukların saat 20.00’dan sonra televizyon, bilgisayar, tablet ve cep telefonu gibi sirkadiyen ritimde kaymalara neden olacak cihazları kullanımına izin verilmemelidir. Çocuk odalarında gece lambası kullanılıyorsa, bu lambalar yatak başında olmamalıdır. Mümkün olduğunca, herkesin normal yaşam ritimlerine yakın bir ritimde kalmaya özen göstermeleri önemlidir. Yani çok geç saatte yatmamaya ya da geç saatlere kadar yatakta kalmamaya özen göstermeliler. Yeme alışkanlıklarında olağanüstü değişiklikler de aynı şekilde vücuttaki biyolojik saati değiştireceğinden mümkünse kaçınılmalıdır.

 

X