"Sibel Bağcı Uzun" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sibel Bağcı Uzun" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sibel Bağcı Uzun

Fiziki albüm değil deneyim alıyorlar

Covid -19 pandemisinde en çok etkilenen ve kayıp yaşayan alanlardan biri de kültür-sanat oldu. Salgının uluslararası sempozyumları zorlaştırmasıyla da Etnomüzikoloji Derneği Türkiye’de ilk kez online uluslararası bir sempozyum gerçekleştirdi. İçinde bulunduğu dezavantajlı durumu avantaja dönüştüren dernek, üç gün boyunca alanında 16 bildirinin sunulmasını sağladı. 

Fiziki albüm değil deneyim alıyorlar
Etnomüzikoloji Derneği Başkanı Doç.Dr.Özlem Doğuş Varlı ile online sempozyum deneyimi ile etnomüzikoloji çalışmalarının günümüz dünyasının değişen dinamiklerine cevap verebilmesi ve uyum sağlaması bakımından önemini konuştuk. Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı, sempozyumda geleneksel sanat ve yöntemlerinden farklı olarak yeni medya teknolojileriyle düzenlenen etkinliklerin müzik dinleme, tüketme ve üretime nasıl yansıdığını da anlattı. Varlı, “Tüketiciler artık fiziki albüm yerine “deneyim” satın alıyor” dedi.

Etnomüzikoloji Derneği olarak Türkiye’de ilk kez online uluslararası bir sempozyum gerçekleştirdiniz. Öncelikle nasıl bir deneyim yaşadınız?
Tam da değindiğiniz gibi yeni deneyimler yaşadığımız bir dönem oldu. Yine tesadüftür ki sempozyumda da deneyim üzerine sunum yapan katılımcılarımız mevcuttu. İlerleyişinin ve sonucunun ne olacağını tam kestiremediğimiz bir süreçti açıkça söylemem gerekirse. Çünkü özellikle sosyal bilimler alanında -ki bizim gibi müzik ve teorinin iç içe olduğu bir alanda yüz yüze olmak aranan bir gerçekliğimiz. Haziran ayının ikinci haftasında Macar Kültür Merkezi, Kalem Ajans ve Türk Avrupa Tanıtım Vakfı ile bir proje kapsamında çağrısını bile yapmış olduğumuz “Müzik-Dans ve Kimlik: Tuna’nın Tınıları” temalı sempozyuma hazırlanıyorken, pandemi süreci bizleri farklı bir sempozyum düzenlemesine yöneltti. Dezavantajları olan bu süreci avantajlı bir hale sokmak adına dernek olarak kolları sıvadık. İletişim kurma kanallarını daha yoğun bir şekilde kullanararak üç gün boyunca, “Dünyada ve Türkiye’de Etnomüzikolojinin Dünü, Bugünü, Yarını” konulu, online uluslararası bir sempozyum gerçekleştirdik. Toplamda 16 bildiri sunuldu. Tüm katılımcılara bu süreçte bize inandıkları, paha biçilemeyecek emekleri için teşekkür ediyoruz.

Sizin için online sempozyumun avantajları neler oldu?
Etnomüzikoloji alanında çok önemli bir isim olan ve normal şartlarda Türkiye’ye haziran ayında getirme şansımız olamayan Prof. Dr. Jeff Todd Titon’u konuk etme şansı bulduk. Son yıllarda ekomüzikoloji- ekoetnomüzikoloji alanında önemli tespitleri bulunuyor. Pandemi döneminde bu sorgulamanın ayrıca önem kazandığı yaklaşım paralelinde müzik, ses ve çevre odaklı bir sunum gerçekleştirdi. Yine konuşmacılarımızdan UNESCO-Somut olmayan kültürel miras komitesinin Makedonya temsilcilerinden Velika S. Serafımovka, etnomüzikolojiyle bağlantı kurarak kültürel miras mevzusuna değindi. Bence bu deneyimin en önemli avantajları ise hem kayıtlı halde bulunması hem de sonraki süreçlerde izlenebilir, yorum kısımlarına sorular sorulabilir olmasıydı. Ayrıca sempozyum geleneklerinden olan etkinlik kısımlarına da anlatımlı konserleri ile katılan sanatçılarımız oldu. Her biriyle Youtube’da yer alan performanslarından sonra, Instagram da bol sohbetli canlı yayınlarımız gerçekleşti. Nikos Andrikos, Farqana Qasımova, Derya Türkan ve Erdal Erzincan tüm ilgililerin yıllarca izleyebilecekleri yayınlar gerçekleştirdiler. Sempozyumun afişini dahi alışılmışın dışında, genç sanatçımız Arda Tulum’un karikatür çizimi ile gerçekleştirdik.

MEKÂNLARA BAĞLILIK SORGULANIYOR

Sempozyumda ele alınan konulardan biri de mekân ve merkezsizleşme kavramlarıydı. Covid 19 pandemisi bu anlamda müzik dinleme ve üretme pratiklerine nasıl yansıdı?
Sempozyumda özellikle pandemi sürecine odaklı sunumları ilk oturuma koyduk. Sürecin etnomüzikolog ve müzikologlar tarafından nasıl gözlemlendiğini anlamak açısından da önemliydi. Mekan ve merkesizleşme kavramları öteden beri bizim alanda sorgulanan, kimi zaman soyut boyutuyla, kimi zaman gerçek ortamlarla kritize edilen bir kavramdı. Sempozyumda Özlem Ayça Boyacıoğlu’nun sunumunda farklı bir bakış açısıyla dinledik. Müzik dinleme pratikleri uzun süredir konser sahnelerinin dışında gündelik hayatta streaming dinleme ortamlarına taşınmıştı. Ancak bu süreçte tek yol bu platformlar oldu. Teknoloji kullanımı her müzisyenin tecrübe sahibi olması gereken bir saha haline geldi. Evlerde yapılan kayıtlar birleştirildi, aynı anda performans yapıyormuş gibi simülatif ortamlar oluşturuldu. Ancak dediğim gibi yazılım gereksinimleri had safhaya ulaştı. Öyle ki telefonla kayıtta kullanılacak portatif mikrofon satışları öyle patladı ki, sağlayıcı firmaların stokları bitti.

Yeni medya teknolojileri müzik festivallerinin yapısını da etkiliyor mu?
Gelenekselliğin taşıyıcısı atfedilen festivallerin de zamana ve koşullara uygun olarak dönüşüme uğradığını görüyoruz. Süreç içerisinde, sanal alan aracılığıyla gerçekleşen etkinliklere baktığımızda festival ile özdeşleşmiş mekânlara bağlılığın yok olduğunu söyleyebiliriz. Ancak en önemli parametrelerden ses kalitesi anlamında müzisyenlerin tatmin olduğunu söyleyemem. Etnomüzikologlar olarak bizler de yapılan çalışmalarla, Virtual (Sanal) Festival örnekleri aracılığıyla yeni müzik pratiği alışkanlıklarını anlamaya çalışıyoruz.

ÇEVRİMİÇİ SOSYALLEŞME SÜRECİ

Fiziki albüm değil deneyim alıyorlar
Tüketiciler artık fiziki albüm yerine “deneyim” satın alıyorlar. Çevrimiçi deneyim çevrim dışı dünyayı nasıl biçimlendiriyor?

“Deneyim satın almak” diyebilirim ki sempozyumda ilk kez Yağmur GÜZLE & Gonca GİRGİN’in sunumunda yerli yerine kondu. Pandemi sürecinden çok daha önce dijital platformlarla müziğe erişimin ve tüketimin kolaylaşmasıyla, sanatçı ve dinleyici arasındaki ilişkiler farklılaşmıştı. Tüketicilerin yaşadıkları somut deneyimin yerini sosyal, kültürel ve duygusal deneyim almaya başladı. Salgından kısa süre sonra yapılan canlı yayınlarla dijital gece kulübü gibi yeni sosyal deneyim alanlarının da yaratılmaya başlandığını, sektöre yeni bir müzik ortamı deneyimi eklendiğini gördük. Yapılan sunum, yeni medya araçlarını sıklıkla kullanan dinleyicinin “ağlarla bağlandırılmış bir toplum” içerisindeki çevrimiçi sosyalleşme sürecinde yeni bir başlık yarattığını gözler önüne serdi.

BAĞIMSIZ MÜZİSYEN

Bildirgelerden biri de “bağımsız müzisyen” kavramı üzerineydi. Bağımsızlık mümkün mü sizce?
Evet, Burçe Ulubilgin Çuhadar altını çizdi bu tanımlamanın. Belirli streaming müzik platformları aracılığıyla tüm kullanıcılar birer yayıncı olabiliyor, müzisyen de herhangi bir firmaya bağlı kalmaksızın kendi müziğini dağıtıma sokabiliyor. Ancak yapılan alan çalışmaları gösteriyor ki bu avantaj, piyasadaki müzisyen sayısının artışına yol açması ile tanıtımını yapmak isteyen müzisyen için bir dezavantaja dönüşmekte. Çünkü takipci sayısının, abone sayısının artırılması gibi çok da bağımsız olunamayan başka bir süreci de beraberinde getiriyor. Bu bildiride de bahsettiğim bu çelişkili durum yeni bağımlılıklar çerçevesinde ayrıca irdelendi.

SAHA ÇALIŞMALARI ÖNEMLİ

Fiziki albüm değil deneyim alıyorlarBir etnomüzikologun toplumdaki rolü, geleneksel müziğin korunması ve aktarımındaki dönüşüm üzerine neler söylemek istersiniz?
Bu rolü net çizgilerle sınırlandırmak zor olabilir. Ancak kaydettiği, zaman zaman kuramsal çerçeve ile anlamlandırdığı saha çalışmaları ile aktarıcı konumu en başta geliyor. Korumaktan çok sürdürülebilirlik ile ilgili, yeniden canlandırma ile ilgili rolü çok önemlidir.

Etnomüzikoloji metodolojisi açısından değerlendirdiğinizde nasıl bir dönüşüm öngörüyorsunuz?
Etnomüzikoloji, metodoloji olarak saha çalışmasını öncelikli tutar. Ancak son on yıldır değişen üretim ve tüketim biçimlerine göre önceden refleks geliştirilmeye, dijital etnografi konuşulmaya, audio-visual etnomüzikoloji olarak isimlendirilen alanlar oluşturulmaya başlanmıştı zaten. Şunu da belirtmek gerekir ki, saha uzun zamandan beri etnomüzikologlar için, yalnızca gidip görülen, yaşanılan yerlerin dışında da şekillenen bir yerdi. Kısacası etnomüzikologlar, toplumlar kendilerini, nerede, nasıl ifade ediyorsa onun peşine giderler. Anı, şimdiyi kayıt altına alırlar. Halihazırda tanımlamaya başladığı yeni etnografi biçimlerini de çalışmalarına iyice adapte edeceklerdir.

PROJELERE DEVAM

Etnomüzikoloji Derneği’nin yeni projeleri neler olacak?
Etnomüzikoloji Dergisi yılda iki kez çıkmaya devam edecek tabii. Onun dışında ertelediğimiz sempozyumu 11-13 Eylül 2020 tarihinde gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Hatta sempozyum açılışı için BUÜ Devlet Konservatuvarı Gençlik orkestrası tarafından seslendirilmesi planlanan, Oğuzhan Balcı tarafından bir beste hazırlanmakta. Ayrıca özellikle gelenekte var olan ama çok fazla bilinmeyen müzik merkezli kültürel kimlik unsurlarını tanıtmaya ve her türlü kayıt altına almakla ilgili proje hazırlığındayız. Ayrıca online etnomüzikoloji seminerleri hazırlığı içindeyiz. Normal hayata dönüş yaptığımızda ise saha çalışması için destek isteyen lisansüstü öğrencilerimize “alan araştırması desteği” ile ilgili çalışmamız olacak. Aynı zamanda yurt dışı kurumlarla planladığımız yeni bir projemiz daha olacak. İlgilenenler çalışmalarımızı Youtube, Instagram ve www.etnomuzikoloji.org sayfalarımızdan takip edilebilir.

X