"Sibel Bağcı Uzun" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sibel Bağcı Uzun" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sibel Bağcı Uzun

Evde kal-mak şiddetten korumadı

Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği uzmanları, dernek şiddet hattına ulaşan son bir aylık aramaların evde kalma süreciyle yüzde 38 arttığına ve arayanların yüzde 50’sinin kadın sığınma evi talep ettiğine dikkat çekti. Uzmanlar bu süreçte kadına yönelik şiddete dair acil önlem planının olmadığının altını çizdi.

Koronavirüs salgını nedeniyle, sağlığı ve konforu sağlamaya çalıştığımız evlerimiz ne yazık ki herkes için en güvenli yer olamıyor. Tüm dünyada ev içi şiddete dair artışların olduğu verilerle paylaşılırken, karantina sürecinin özellikle kadınlara ve kız çocuklarına yönelik mevcut eşitsizlikleri artırdığına dair açıklamalar yapılıyor.
Dönüşüm Günleri söyleşileri serimizde bu kez, Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği gönüllü uzmanları ile karantina sürecinin yarattığı fiziksel ve psikolojik hasarları ve alınması gereken acil önlemleri konuştuk. Uzmanlar açıklamalarında cinsiyet rollerinin ev içi şiddetin temelini oluşturduğuna dikkat çekerken, yasal tedbirlerle ilgili görüşlerini de iletti.

ENGELLER EŞİTSİZLİĞİ ARTIRACAK

Evde kal-mak şiddetten korumadı
Burcu ÜZÜMCÜLER ÖZAYDIN - Uluslararası Sosyal İçerme ve Cinsiyet Eşitliği Uzmanı

Salgın hastalığın yaşandığı süreci eşitsizlikler boyutunda nasıl değerlendirirsiniz?
Burcu Ü.Ö. : Karantina süreci, kadın ve erkekleri, ihtiyaçları ve kültürel bakış açılarına, yüklenen rollere göre farklı şekillerde etkilemektedir. Özellikle kadınlara ve kız çocuklarına yönelik mevcut eşitsizlikleri artmaktadır. Kadınların ve kız çocuklarının maddi kaynaklara, yerel hizmetlere, sağlık hizmetlerine ulaşmasındaki ve faydalanmasındaki mevcuttaki engeller bu süreçte artış gösterecektir. Ayrıca engelliler, yoksullar ve dışlanmış gruplar; mülteciler ve göçmenler de etkilenmektedir.
Eşitsizliklerin yaşanmasında etkili olan durumlar neler?
Burcu Ü.Ö. : Toplumsal cinsiyet kalıpları ev geçiminde yükümlü olarak erkeklere atıfta bulunmaktadır. Dolayısıyla işten çıkarılmalarda kadınlara öncelik verilmesi riski söz konusu olabilir. Evde geçirilen zaman içerisinde, çocukların bakımı, varsa evde yaşlı bakımı, mutfak ve temizlik işleri gibi ev içi işler de, kalıplaşmış ön yargı ve roller ile kadın ve kız çocuklarına yüklenerek, eşitsizliği ayrıca pekiştirecektir. İş yaşamında gündelik ev işlerine giden kadınların da para kaynağı ortadan kalkmış olacaktır. Devletin yerel ve kamu kurumlarının mutlak gündelik işlere giden kadınlara ait bir destek paketi sunması gerekmektedir.
Mor Salkım Kadın Dayanışma Derneği Şiddet Hattına gelen aramalar da artış oldu mu?
Burcu Ü.Ö. : Derneğimizin Şiddet Hattına gelen telefonlarda da maalesef hızla artış oldu. Cinsiyet rolleri, cinsiyet temelli ve ev içi şiddetin temelini oluşturmaktadır. Ev içinde geçirilen zaman ile beraber ve salgın sürecinin yaşattığı gerilim ile kadınlar eş/partner şiddeti ve aile içi diğer şiddet türlerine daha fazla maruz kalabilmektedir. Türkiye’de kadınların yüzde 75’inin şiddete evlerinde maruz kaldıklarını düşündüğümüzde aile içi şiddet; Mart 2019 ve Mart 2020 datasına dahi bakıldığında Türkiye’de yüzde 38 artmış durumdadır. Ve kadına yönelik şiddete dair maalesef devletin herhangi bir önlem planı mevcut değil.

ŞİDDET ARTIŞININ GÖSTERGESİ VERİLER

Şiddet Hattı verilerinde öne çıkan bilgiler nelerdir?
Burcu Ü.Ö. : Evde kalma sürecinin başlangıcı olan 11 Mart tarihinden itibaren bir aylık verileri değerlendirdiğimizde, Bursa başta olmak üzere birçok büyükşehirden bize ulaşan aramaların yüzde 89’unu 18-45 yaş aralığındaki kadınlar oluşturuyor. Mevcut veriler içinde arayan kadınların sadece yüzde 20’si daha önce danışma merkezi ile ilişkilenmiş hizmet almışlardır. Yüzde 40 kadın özellikle sürece dair danışma ve infaz yasa tasarısı ile eşlerinin cezaevinde çıkma durumlarına panikle bize ulaşmıştır. Kadınların yüzde 50’si kadın sığınma evi yerleşme talebinde bulunmuştur.
Erkeklerin arama sebepleri nelerdir?
Burcu Ü.Ö. : Danışma hattına ulaşan erkeklerin yüzde 75’i eşlerini aramaktadırlar. Şiddete maruz kalan kadınlar sığınma evlerine yerleştikten sonra böyle görüşmeler yoğunlukta gelir. Ancak Korona sürecinde bu oran artmıştır. Ayrıca kız kardeşinin ya da komşusunun şiddete maruz kalma durumuna yönelik danışan ile 65 yaş üstü ev içi şiddete maruz kalma durumu ile ilgili de şiddet hattımıza ulaşılmıştır.
Maruz kalınan şiddetin özellikleri nedir?
Burcu Ü.Ö. : Fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, cinsel şiddet, ev içinde yalnızlaştırma ve hapis etme (dijital/siber şiddet) ön plana çıkıyor.

ACİL ÖNLEM PLANLARI OLUŞTURULMALIDIR

Evde kal-mak şiddetten korumadı
Aybüke Çakırel Şenzek - Avukat

Pandemi sırasında uygulanmak üzere ev içi şiddete karşı dünyada alınan özel önlemler var mı, nelerdir?
Aybüke Ç.Ş. : COVID-19 nedeniyle evde kalınan pek çok ülkede, ev içi şiddette 2 ile 9 kat arasında değişen oranda artış gözlemlenmektedir. Birleşmiş Milletler tarafından da tavsiye edildiği üzere; bu kapsamda, fiziksel hasarlar yanında psikolojik hasarları da göz önüne alarak acil önlem planları oluşturulmalıdır. Farklı ülkelerde alınan önlemler arasında acil durumlar için kullanılmak üzere ayrılan bütçeler, eczane ve alışveriş merkezlerinde parola ile şiddete karşı başvuru imkânı, yeni sığınma evleri açılması gibi planları sayabiliriz.
Ülkemizde bu süreçte ev içi şiddete karşı özel olarak alınmış acil önlem planı var mı?
Aybüke Ç.Ş. : Türkiye şu an için, İstanbul Sözleşmesi’nde öngörülen bütüncül politika izlenmesi ve oluşan durumlara göre önlem alınması kapsamında özel bir acil önlem plan açıklamamıştır. Ancak alınan kararlar içerisinde ev içi şiddete uğrayan kişileri etkileyecek kararlar da mevcuttur. İcra takiplerinin durmuş olmasına karşılık nafaka alacaklarının bundan istisna tutulması yani nafaka alacakları açısından takibin devamı, tahsilat işlemlerinin devamı ve eğer mahkeme kararı mevcutsa yeni takip açılması mümkündür. Yine 6284 kapsamında yapılan başvuruların istisna olarak devam etmesi kamuoyunun endişeyle takip ettiği bir durumdur.

UZAKLAŞTIRMA KARARI MUĞLAK

Nedir bu maddeyle ilgili endişeler?
Aybüke Ç.Ş. : HSK’nın 30 Mart tarihli kararında “6284 Sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarının yükümlülerin korona virüs kapsamında sağlığını tehdit etmeyecek şekilde değerlendirilmesi gerektiğine” değinilmiştir. Bu ifade ne yazık ki muğlak kalmış ve kamuoyunda, şiddet uygulayanlara uzaklaştırma kararı verilmeyecek mi sorusunu akla getirmiştir. Şu an için olumsuz bir uygulamaya rastlamamış olsak da farklı kararların oluşmasının önüne geçmek için bu maddenin açıklığa kavuşturulması gerektiği düşüncesindeyim. Öte yandan Bursa’da, geçtiğimiz gün, evinde çalışan kişinin eşi tarafından hem meslektaşımızın hem de yanında çalışan kişinin vurularak ağır yaralanması, ne yazık ki, ülkemizde kadına yönelik şiddetin boyutlarını gösteren başka önemli bir olaydır.

KADIN DESTEK SİSTEMİ (KADES) UYGULAMASI

Ev içi şiddet mağdurları için öncelikli önerileriniz ne olur?
Aybüke Ç.Ş. : Şiddet uygulayan ile aynı evi paylaşan mağdurların çoğu yakalanma korkusuyla telefon da edememektedir. Bu durumda olan kişiler Kadın Destek Sistemi olan KADES uygulamasını telefonlarına indirerek, tek tuşla kolluk kuvvetlerinin bulundukları yere gelerek yardımda bulunmasını sağlayabilirler. Özellikle şehirlerarası seyahat yasağı göz önüne alındığında, şiddet gördüğü evden ayrıldığında gidecek yeri bulunmayan mağdurlar için, gerekirse belirli yerlerin acil olarak dönüştürülmesi ile ilave sığınma evleri açılması öncelikle yapılması gerekenler arasındadır.

ŞİDDETE UĞRAYANLAR NE YAPMALI
7/24 ŞİDDET HATTI - 0 531 033 88 44

MOR SALKIM KADIN DAYANIŞMA DERNEĞİ

Geçici süre yüz yüze hizmet ve eğitim verilemeyen Danışma/Dayanışma Merkezi’nde hukuksal ve psikolojik süreçlerle ilgili ivedilik arz eden danışanlara online hizmet sürüyor. 0 531 033 88 44 numaralı 7/24 ŞİDDET HATTI’nı arayanlar buradan gerekli bilgileri alabiliyor. Hatta ulaşarak sığınma evine yerleşme talep eden kadınların ilgili kurumlara yönlendirilmesi de yapılıyor.

Ayrıca Ulusal Kadın Sivil Toplum Örgütleri (danışma merkezi olan), ilgili kamu kurumları (Emniyet, Aile Çalışma Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, Şiddet Önleme İzleme Merkezi, İl Halk Sağlığı ilgili birimleri), farklı illerde Baro ve Bursa ili Kadın muhtarlar ile işbirliği yürütülüyor. Kadın ve çocuğa yönelik şiddete dair mevcut yasal süreç işleyişine dair savunuculuk yapılmakta ve sürece dair sorunlar ve aksaklıklara dair ilgili kurumlara bildirim yapılıyor.

 İLETİŞİMİ ZAYIF OLANLAR DAHA FAZLA ETKİLENECEK

Evde kal-mak şiddetten korumadı
Saliha Türksöz Kaplan - Uzman Psikolog

Virüs sebebiyle toplumun büyük bir bölümü zamanını evde geçiriyor. Hane içinde nasıl etkilerden söz edebiliriz?
Saliha T.K. : Dünyanın savaştığı küçücük bir virüs psikolojik ve fizyolojik büyük dalgalar yaratmakta! Seçici algılarımız virüs, karantina, ölüm, hastalık… Küçük bir alanda uzun süreli bir arada olmak ilişkileri hem pozitif hem de negatif anlamda etkilemektedir. Stresin yoğun olduğu durumlarda da insanlarda yaşamı zorlaştıran düşünceler ortaya çıkmaktadır. Geleceğe dair olumsuz çıkarımlar yapmak, en kötü senaryoya odaklanmak gibi.
Karantinada psikolojik anlamda en çok kimler riskli grupta?
Saliha T.K. : Özellikle iletişimleri zayıf ve duygusal yoksunluğu olan aileler daha fazla etkilenmekte. Araştırmalar gösteriyor ki risk algısı duygularımız tarafından yönlendirilmekte ve kontrol eksikliği yaşadığımız durumlarda da stres düzeyimiz artmaktadır. Karantina da aynı şekilde kişilerde baskı ve sıkışmışlık hissi yaratmakta, iletişimi azaltmakta. Fiziksel temasın azalması, sevdiklerimize, yakınlarımıza olan sosyal mesafenin artması kişilerin daha depresif, tahammülsüz ve öfkeli bir birey olmalarına neden olmakta. Bu süreci sağlıklı yönetebilmek için öncelikle duygularımızı kontrol altında tutabilmemiz önemli.

HERKESİN TEPKİSİ FARKLIDIR

Aile içinde bir sürü farklı yaş grubu var, duyguların kontrolü nasıl sağlanacak?
Saliha T.K. : Aile içerisinde her yaş grubunun verdiği tepkiler farklı olacaktır. Bu tepkileri fark etmek ve anlamlandırmak bize kontrol etmekte yardımcı olacaktır. Bu tepkiler aslında ‘Anormal bir olaya verilen normal tepkiler’dir. Ancak bu süreçte her yaş grubunda görülen en önemli sorunlardan biri bu durumun bizde öfke krizleri, tahammülsüzlük gibi durumlara yol açmasıdır.
Peki, öfke kontrolü ile saldırganlık arasındaki ince çizgi nedir?
Saliha T.K. : Öncelikle öfke normal bir duygudur. Her insan öfkelenir. Problem olan bu duygunun davranışa dönüşmüş şeklidir yani saldırganlıktır.

ANLATMAK EN SAĞLIKLI YOLDUR

Öfke kontrolünü sağlamak için neler yapılmalıdır?
Saliha T.K. : Öfke kontrolünde 3 temel prensip vardır. İlki ifade etmektir ve en sağlıklı yoldur. Duygumuzu karşı tarafa da saygı duyarak, incitmeden anlatmanın yolunu bulmalıyız. Diğeri ise bastırma; öfke anında olumlu bir durum düşünülerek öfke duygunuzun şiddetini yavaşlatmaktır. Ancak sakıncası yaşadığınız öfke bastırılıp, dönüştürülür ve başka bir yere ya da kişiye yönlendirilebilir. Bu risklidir, öfke dışarıya çıkmadığında içeri yani size yönelir. İçe yönelen öfke hipertansiyona, yüksek kan basıncına veya depresyona sebep olabilir. Sonuncusu ise sakinleşmek; bunun için nefes ve gevşeme egzersizleri yapmak, öfke duygusunun şiddetinin arttıran ortamdan uzaklaşmak, kendimizle baş başa kalabilmek yararlı olacaktır.
Sizden sakinleştirici bir cümle alabilir miyiz?
Saliha T.K. : Kara-ntina günlerini beyaza çıkaracağız. Unutmayalım bu günlerde geçecek! Tüm dünyayı etkisi altına alan bu salgın bizim seçimimiz değil, ama bu süreci nasıl yaşayacağımız bizim seçimimiz olacak.

X