Şeyma Okur

Fındığın 5 faydası

18 Eylül 2019
Fındık; ülke olarak ihracatında dünyada ilk sırada yer aldığımız, genellikle kurabiye, pasta ve tatlılarda kullandığımız bazen de atıştırmalık olarak tükettiğimiz faydalı ve lezzetli bir kuruyemiştir.

Fındık kavrulduğunda içerisindeki sağlıklı yağlar bozulabilir ve bazı antioksidan maddeler yok olabilir. Dolayısıyla kavrulmuş fındık yerine üzerindeki ince kabuğu soyulmadan çiğ tüketimi çok daha faydalı olacaktır. Birçok yararı olan fındığın sağlık açısından faydalarından 5 tanesine gelin birlikte bakalım.

*Fındık iyi bir bitkisel protein, lif, vitamin ve mineral kaynağıdır. Hamile kadınlar ve okul çağındaki çocuklar için değerli bir besindir. Büyük kısmının yağ içermesi dolayısıyla yüksek kalorili bir besindir. 1 çay bardağı fındık (50 gr) 314 kaloridir. 8,3 gr karbonhidrat, 7,5 gr protein, 30 gr yağ, ve 4,8 gr lif içerir. Özellikle ara öğünlerde kontrollü olarak tüketildiğinde tok tutar, kilo vermeye yardımcı olur. Ancak aşırı tüketimi kilo artışına sebep olur.

* E vitamini, B1, B6 ve B9 vitamini ayrıca bakır, magnezyum, manganez, çinko, fosfor, kalsiyum ve potasyum içerir. Kemikleri güçlendirir. Omega-9 ve omega-6 gibi faydalı yağ asitleri açısından zengindir. İçerdiği vitaminler ve yağ asitleriyle sinir sistemimizi ve beynimizi korur. Alzheimer, demans gibi nörolojik hastalıkları önler.

* Antioksidan özelliği olan E vitamininden ve diğer bazı antioksidanlardan zengin bir besindir. E vitamini sağlıklı bir cilt, sağlıklı saçlar ve güçlü bir bağışıklık sistemi için önemlidir. Fındık ayrıca antioksidan fenolik bileşikleri de içerir. Fenolik bileşikler, kanser, kalp, diyabet gibi hastalıkları önlemeye yardımcı olur.

*İçeriğindeki antioksidanlar, lif ve başta omega-9 olmak üzere sağlıklı yağ asitleriyle kötü kolesterolü düşürür, kalp dostu bir besindir. Kan pıhtılaşma riskini azaltır ve kalp krizini önler. Şeker hastalığını önlemeye yardımcı olur, kabızlığı önler.

*Fındık, günlük manganez ihtiyacının büyük kısmını karşılamaya yardımcı olur. Ayrıca arginin aminoasidi kaynaklarındandır. Arginin, kan damarlarını güçlendirir, kan basıncını düşürerek yüksek tansiyonun engellenmesine yardımcı olur.

6-7 adet fındık içi 45 kkaldir. Fındık, sağlıklı ve dengeli beslenme düzeninin bir parçası olarak tüketildiğinde sağlığa birçok faydası olan önemli besinlerden bir tanesidir. Üstelik ülkemizde bolca bulunan bir kuruyemiştir. Dolayısıyla özellikle kalp, damar ve beyin sağlığı için diğer yağlı tohumlarla (kuruyemişlerle) birlikte düzenli tüketimi önemli, tabi tüketim miktarına dikkat ederek.

Yazının Devamını Oku

Kilolarınızdan bıktıysanız yoğurt kürü ile zayıflayın

16 Eylül 2019
Başlıca kalsiyum kaynağı olan yoğurdun faydaları saymakla bitmiyor. Sofralarımızdan eksik etmememiz gereken bu gıdanın zayıflattığını söyleyen Diyetisyen Şeyma Yılmaz, yağ yakan yoğurt kürü tarifi de vermeyi ihmal etmedi.

Türk mutfağının vazgeçilmezleri arasında olan yoğurt, fermente süt ürünlerindendir. Yoğurt, makro besin ögelerini (protein, karbonhidrat, yağ) dengeli bir biçimde içermesi, yüksek kalsiyum içeriği, iyot, flor, fosfor, potasyum, çinko mineralleriyle ve B2, B12, A ve E vitaminleriyle prebiyotik-probiyotik bileşimli mucizevi bir besindir. Ayrıca sütten farklı olarak folik asit gibi bazı B vitaminlerini çok daha fazla içerir. İşte faydaları saymakla bitmeyen bu değerli besinin başlıca yararları…

Tam yağlı yoğurt da dahil olmak üzere özellikle yağsız ya da az yağlı yoğurt, sağlıklı ve dengeli bir beslenme düzeni içinde tüketildiğinde yüksek kalsiyum içeriği, kaliteli protein ve bileşimindeki konjuge linoleik asit (CLA) ile kilo vermeye yardımcı olur. Yapılan bazı çalışmalar yoğurt tüketimiyle alınan kalsiyumun yağ yakımını hızlandırdığını göstermiştir. Yoğurt, kaliteli protein, dengeli karbonhidrat ve yağ oranıyla tok tutar, zayıflama diyetlerinde en güçlü yardımcılarımızdan biridir. İçeriğindeki konjuge linoleik asit (CLA) kas kütlesini artırmaya ve yağ depolanmasını azaltmaya yardımcı olur.

Çocukların kemik ve diş sağlığı, gelişimi için süt ve süt ürünleri tüketimi çok önemlidir. Erişkin çağda osteoporoz ve ilgili komlikasyonların önlenmesi büyük oranda çocukluk dönemindeki kemik sağlığına bağlıdır. Büyüme çağında düzenli fiziksel aktivite ile birlikte yeterli kalsiyum ve D vitamini alınarak kemik kütlesi artırılmalıdır. Yoğurt iyi bir kalsiyum kaynağıdır. Yaş, cinsiyet ve fizyolojik duruma göre değişmekle birlikte günlük alınan 2 su bardağı süt veya yoğurt kalsiyum gereksinmesinin yarısını karşılar.

Yoğurtta alerjik etken azaldığından bebek ve çocuklarda süt yerine tercih edilebilir. Yine laktaz enziminin yetersizliği sonucu ortaya çıkan karın ağrısı, kramp ve ishal gibi başlıca belirtiler gösteren laktoz intoleransı olan bireyler için uygundur. Süt ve süt ürünleri kalsiyum için en önemli kaynaklar olduğundan bu bireyler süt yerine peynir ve yoğurt tüketimine önem vermelidir. Yoğurt prebiyotik ve probiyotik bileşimlidir. Bağırsaklarda yaşayan insan sağlığına yararlı olan bakterilere probiyotik denir. Probiyotik bakterilerin besin kaynaklarına ise prebiyotik denir. Yoğurt, prebiyotik-probiyotik bileşimiyle bağırsaklarda yaşayan yararlı bakterilerin artmasını sağlar. Probiyotikler bağışıklık sistemini güçlendirir, ishal ve kabızlığın önlenmesi ve tedavisinde etkindir. Probiyotiklerin günümüzde bağırsak enfeksiyonları ile alerjik belirtileri ve kanser riskini azalttığı, kolesterol düzeyini düşürdüğü, kalsiyumun yararlılığını artırarak kemik sağlığının korunmasına yardımcı olduğu ileri sürülmektedir. Marketlerde satılan hazır yoğurtlara göre emin olunan yerden temin edilen ve taze inek sütüyle mayalanan ev yoğurdu çok daha fazla probiyotik bakteri içerir.

Yazının Devamını Oku

Doğal mucize sarımsağın faydaları

26 Temmuz 2019
Yemeklere farklı bir lezzet veren sarımsak, bazılarımızın çok sevdiği bazılarımızın kokusundan dolayı sevmediği ya da çekinerek tükettiği bir besin. Diyetisyen Şeyma Yılmaz, doğal mucize sarımsağın faydalarını sıraladı, halk arasında merak edilen “Sarımsak yutmak faydalı mı?” sorusuna açıklık getirdi.

Bağışıklık güçlendirici etkisi ile özellikle soğuk algınlıklarının arttığı sonbahar-kış aylarında mutfağımızda mutlaka bulundurmamız gereken bir besin. A, C ve B grubu vitaminleri, çeşitli enzimler ve birçok mineral bulundurur. Sarımsağın antimikrobiyal etkisi vardır. Bakteri, virüs, mantar ve parazitlere karşı etki gösterdiği görülmüştür. Vücudun savunma mekanizmasını güçlendirmesi ve metabolizmayı düzenleyici özelliğinden dolayı düzenli olarak tüketilmelidir.

Sarımsak kanserden korur. Düzenli tüketildiğinde mide, prostat, göğüs, kolon ve daha birçok kanser türüne yakalanma riskini azalttığı gösterilmiştir. Bazı çalışmalarda tümör oluşumunu engellediği ve gelişimini durdurduğu görülmüştür.

İçerdiği inülin maddesiyle prebiyotik özellik gösterir. Prebiyotikler, bağırsaktaki yararlı bakterilerin besin kaynağıdır. Dolayısıyla bağırsaktaki yararlı bakterilerin artmasına yardımcı olur, sindirim sistemine faydalıdır.

Antioksidan aktiviteye sahip birçok madde içerir. İçerdiği aminoasitler, C vitamini, selenyum ve diğer antioksidanlarla vücuda zarar veren maddeleri zararsız hale getirir, vücudu yaşlandıran, damarları hasara uğratan serbest radikallerden korur. Ayrıca sarımsak kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur.

Kalp sağlığı denince ilk akla gelenlerden biri sarımsaktır. Yapılan çalışmalara göre sarımsak kanda, damar sertliğine yol açan madde olan kolesterolü düşürmektedir. Kandaki iyi huylu kolesterolü (HDL) yükseltip, kötü huylu kolesterolü (LDL) ve trigliseriti düşürmektedir. Kanda oluşan pıhtıları çözen sistemi aktifleştirir ve kanda pıhtılaşmayı sağlayan hücrelerin bu eğilimini azaltır. Dolayısıyla kanı sulandırır. Bütün bu etkiler sarımsağın damar sertliğini önleyici özelliğini desteklemektedir.

Yazının Devamını Oku

Cevizin faydaları! Ceviz suyu zayıflatır mı?

16 Temmuz 2019
Gün geçmiyor ki kilo verme yöntemlerine bir yenisi daha eklenmesin. Şu sıralar “Ceviz suyu ile zayıflamak mümkün mü?” sorusu insanlar tarafından çok fazla merak ediliyor. İçenler hızlı bir şekilde kilo verdiklerini söylüyor, sosyal medyada buna dair paylaşımlar yapıyorlar. Diyetisyen Şeyma Yılmaz, hem cevizin faydalarını anlattı hem de ceviz suyu içmenin kilo vermede etkisi olup olmadığı konusunda bizleri aydınlattı.

Zengin besin değeri ile bildiğimiz ceviz, düzenli tüketildiğinde kalp ve damar sağlığı, sindirim sistemi, zekâ gelişimi ve daha birçok alanda sağlığımızın korunmasında güçlü rol oynar. Bu değerli besinin faydalarına birlikte bakalım.

Ceviz; fındık, fıstık, badem gibi yağlı tohumlar grubuna giren bir tohumdur. Diğer yağlı tohumlara göre antioksidan kapasitesi en yüksek gıdadır. İçerdiği doymamış yağ asitleri (özellikle omega-3), posa ve antioksidanlardan zengin oluşu sebebiyle kötü kolesterolü düşürür, kalp-damar sağlığını korur. Ayrıca tansiyonu düzenler ve kan pıhtılaşması riskini azaltmaya yardımcı olur. Yapısındaki magnezyum kan basıncı ve kalp ritminin düzenli olmasında etkindir. Bu nedenle kalp hastalığı riski olan veya kalp hastalığı olanlar her gün ceviz tüketmelidir.

Çocuklarda beyin ve zekâ gelişimi için oldukça faydalı bir besindir. İçerdiği bitkisel omega-3, E vitamini ve B vitaminleriyle sinir sistemini güçlendirir, unutkanlık sorunu yaşayanlar için hafızayı güçlendirmeye yardımcı olur. Bu nedenle Alzheimer riski olanlar düzenli olarak tüketmelidir. Ceviz; sinir sistemini sakinleştirir, melatonin hormonu seviyesini artırması nedeni ile uykuya dalmayı kolaylaştırır.

Ceviz, düzenli tüketildiğinde içerdiği polifenoller ve diğer antioksidanlarla kanserden korumaya yardımcı olur.

Cevizdeki lif oranı, bitkisel protein, çoklu doymamış yağ asitleri, omega-3 ve antioksidanlarla diyabetten korur ve diyabeti olanlar için iyi bir ara öğün seçeneğidir. Ceviz, lifli yapısıyla insülin direncinin düşmesine ve kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur. Kadınlar üzerinde yapılan bir çalışmada düzenli olarak ceviz tüketildiğinde tip 2 şeker hastalığı gelişiminin önlenebileceği, insülin direncinin düşürebileceği görülmüştür. Yine lifli yapısıyla düzenli tüketildiğinde sindirim sistemini düzenler, kabızlıktan korur.

Yazının Devamını Oku

Migren ataklarına karşı nasıl beslenmeliyiz?

17 Haziran 2019
Artan sıcaklık ve nem, klimalı ortamlar özellikle yaz aylarında migren ataklarında artışa sebep olabilir. Baş ağrılarının ortaya çıkışında çeşitli etmenler ve bazı besinlerin de etkili olduğu bilinir. Ağrılar, saatlerce hatta günlerce sürebilir. Yeme düzeni ve yaşam tarzınızda yapacağınız bazı değişiklikler migren ataklarının ve ağrının azalmasında işe yarayabilir.

YEDİKLERİNİZİN KAYDINI TUTUN

Migreni olan kişilerin tükettikleri besinlere dikkat etmeleri ve hangi besinin ağrıya yol açtığını saptamaları, belirlenen besinlerin tüketilmesinden kaçınılarak ağrıların engellenmesi sağlanabilir. Migreni tetikleyebilecek besinler ve katkı maddeleri kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Dolayısıyla yediğiniz besini ve ne zaman yediğinizi not alarak kaydedin. Belirtileri ve baş ağrısına sebep olup olmadığını fark etmeye çalışın. Bunu yaparken hareketsizlik, uykusuzluk, hormonal değişiklikler gibi durumları da göz önünde bulundurmayı unutmayın. Örneğin kadınlarda baş ağrıları, adet dönemiyle bağlantılı olabilir.

HANGİ BESİNLER MİGREN ATAĞINI TETİKLER?

Bazı besinlerde bulunan “tiramin” ve “feniletilaminin” gibi maddelerin vasküler sistemi etkileyerek ağrılara neden olduğu ileri sürülmüştür. Tiramin aminoasidi içeren yiyecek ve içecek tüketimini sınırlandırmak ya da diyetten çıkarmak ağrıları azaltmada faydalı olur. Alkol, monosodyum glutamat (çin tuzu), aspartam, kafein ve nitritlerin de migrene neden olabileceği görülmüştür. Dolayısıyla migren hastalarının besin etiket bilgisi okumayı alışkanlık haline getirmeleri, tüketecekleri besinin içeriğine dikkat etmeleri atakların önlenmesi adına faydalı olur. Migren ataklarını tetikleyebilecek bazı gıdalar şunlardır:

Çikolata (kafein ve feniletilamin içerir), hazır et suyu tabletleri, alkollü içecekler (özellikle kırmızı şarap), çay- kahve, kola gibi kafeini yüksek içecekler, bakla, narenciyeler, fıstık, olgunlaşmış muz, avokado, eskitilmiş peynirler (tiramin ve feniletilamin içerir), sucuk, salam, sosis gibi işlenmiş etler (sodyum nitrat içerir) ve sakatatlar, tofu, turşu gibi salamura ve fermente edilmiş gıdalar, maya, bazı deniz ürünleri ve balıklar (ançüez, sardalya vb)…

MİGREN ATAKLARINA KARŞI ÖNERİLER

• Uyku düzeninize dikkat edin. Her gün aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmaya çalışın. Yatmaya yakın cep telefonu, bilgisayar ve televizyonu kapatın.

• Açık havada günlük 20-30 dakikalık yürüyüşler düzenli uykuya yardımcı olur.

• Alkol tüketiminden kaçının. Özellikle aç karnına alkol tüketimi migren ataklarını tetikleyebilir. Alkol tüketecekseniz de öğün sonrası tüketmeye özen gösterin.

• Öğün atlamamaya çalışın. Düzenli ve sık aralıklarla ara öğünler yapın. Kan şekerinin ani düşüşü veya yükselişi migren ağrılarını tetikler. Kan şekerinizde büyük değişikliklere neden olabilecek yüksek glisemik indeksli besinlerden uzak durun. Ara öğünlerinizde taze meyve ve kompleks karbonhidrat, protein içeren besinleri tercih edin. 

• Magnezyum zengini gıdalar tüketmeye çalışın. Magnezyum zengini gıdalar kuruyemişler, ayçiçeği ve kabak çekirdeği, baklagiller, tahıl ve tam tahıllı ürünler, süt ürünleri, bazı sebze ve meyvelerdir.

• Migreni tetikleyen diğer bir etken de yetersiz sıvı alımıdır. Günde en az 2 litre su tüketin.

• Ihlamur, papatya, rezene, zencefil ya da ısırgan otu çayı rahatlamaya ve ağrıları hafifletmeye yardımcı olabilecek bitki çaylarındandır.

• Parlak ışık, yüksek ses ve ani ısı değişimlerinden kaçınmaya çalışın. Stres, gerginlik ve üzüntüden uzak durun.

HÜRRİYET AİLE ÖZEL

Migreni olan kişilerin tükettikleri besinlere dikkat etmeleri ve hangi besinin ağrıya yol açtığını saptamaları, belirlenen besinlerin tüketilmesinden kaçınılarak ağrıların engellenmesi sağlanabilir. Migreni tetikleyebilecek besinler ve katkı maddeleri kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Dolayısıyla yediğiniz besini ve ne zaman yediğinizi not alarak kaydedin. Belirtileri ve baş ağrısına sebep olup olmadığını fark etmeye çalışın. Bunu yaparken hareketsizlik, uykusuzluk, hormonal değişiklikler gibi durumları da göz önünde bulundurmayı unutmayın. Örneğin kadınlarda baş ağrıları, adet dönemiyle bağlantılı olabilir.

Bazı besinlerde bulunan “tiramin” ve “feniletilaminin” gibi maddelerin vasküler sistemi etkileyerek ağrılara neden olduğu ileri sürülmüştür. Tiramin aminoasidi içeren yiyecek ve içecek tüketimini sınırlandırmak ya da diyetten çıkarmak ağrıları azaltmada faydalı olur. Alkol, monosodyum glutamat (çin tuzu), aspartam, kafein ve nitritlerin de migrene neden olabileceği görülmüştür. Dolayısıyla migren hastalarının besin etiket bilgisi okumayı alışkanlık haline getirmeleri, tüketecekleri besinin içeriğine dikkat etmeleri atakların önlenmesi adına faydalı olur. Migren ataklarını tetikleyebilecek bazı gıdalar şunlardır:

Çikolata (kafein ve feniletilamin içerir), hazır et suyu tabletleri, alkollü içecekler (özellikle kırmızı şarap), çay- kahve, kola gibi kafeini yüksek içecekler, bakla, narenciyeler, fıstık, olgunlaşmış muz, avokado, eskitilmiş peynirler (tiramin ve feniletilamin içerir), sucuk, salam, sosis gibi işlenmiş etler (sodyum nitrat içerir) ve sakatatlar, tofu, turşu gibi salamura ve fermente edilmiş gıdalar, maya, bazı deniz ürünleri ve balıklar (ançüez, sardalya vb)…

• Uyku düzeninize dikkat edin. Her gün aynı saatte yatıp aynı saatte kalkmaya çalışın. Yatmaya yakın cep telefonu, bilgisayar ve televizyonu kapatın.

• Açık havada günlük 20-30 dakikalık yürüyüşler düzenli uykuya yardımcı olur.

Yazının Devamını Oku

Malta eriğinin 7 müthiş faydası

13 Haziran 2019
Malta eriği de denilen yenidünya meyvesi, diğer turuncu meyve ve sebzelerde olduğu gibi A vitamini yönünden zengindir. Bu meyvenin kendisi kadar çekirdeklerinin de faydalı olduğunu belirten Diyetisyen Şeyma Yılmaz, malta eriğinin 7 müthiş yararını sıraladı.

Malta eriği diğer adıyla yenidünya meyvesi diğer turuncu meyve ve sebzelerde olduğu gibi A vitamini yönünden zengin, kışın yapraklarını dökmeyen aslen Çin’de yetişen bir meyvedir. Ülkemizde bazı yörelerde kebap yapımında bile kullanılan bu meyvenin birçok faydası mevcut. İşte fazlaca ve büyük çekirdekleriyle bilinen bu etli ve sulu meyvenin yararları…

1. Zengin bir A vitamini kaynağı olan malta eriği aynı zamanda B6 ve C vitaminlerini de içerir. Dolayısıyla bağışıklık sistemine katkıda bulunur, hücre hasarını önlemeye yardımcı olur, göz ve cilt sağlığımız için faydalıdır.

2. Lifli ve sulu bir meyve olduğundan vücudun hararetini alır, kan şekerini düzenler.

3. Lifli yapısıyla sindirim sistemini düzenler, kabızlığı önler. Kilo vermeye yardımcı olur.

4. Stresi azaltmaya ve uykuya daha rahat dalmaya yardımcı olur. İçeriğindeki antioksidanlarla ve yine lifli yapısıyla kalp hastalıklarından ve kanserden korur.

5. Potasyum, magnezyum, sodyum, fosfor, kalsiyum ve az miktarda demir içeriğiyle vücudun mineral ihtiyacına katkıda bulunur. Kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olur.

Yazının Devamını Oku

Sapına kadar faydalı meyve: Kiraz

10 Haziran 2019
Kırmızı-etli görüntüsü ve lezzeti ile yaz meyvelerinin en sevilenleri arasında yer alan kiraz, bol miktarda C vitamini içeriyor. Şifa deposu bu besinin faydalarını Diyetisyen Şeyma Yılmaz sıralıyor.

Kiraz, çilek, yabanmersini, böğürtlen, vişne, ahududu gibi kırmızı-mor meyveler yüksek antioksidan içerir ve düşük kaloriye sahiptir. Antioksidanlar, vücudumuzda hücrelere zarar veren, doku hasarına yol açan serbest radikallerle savaşırlar ve hasarı azaltırlar. Dolayısıyla antioksidan bakımından zengin bir beslenme tarzı vücudumuzu güçlendirir, yaşlanmayı yavaşlatır. Kalp hastalıkları, kanser, obezite ve diyabet gibi birçok hastalığın önlenmesine de yardımcı olur. Kiraz da antioksidan bakımından zengin gıdalardan bir tanesidir. Mevsimine gelmişken bu lezzetli meyveyi bol bol tüketmeniz için birçok sebep var. Gelin bunlara birlikte bakalım.

• Kiraz, antioksidan oranı en yüksek meyvelerden biridir. Antosiyanin, diğer fenolik maddeler, terpenler gibi antioksidan maddeler bakımından zengindir. Kiraza kırmızı rengini veren antosiyaninler, meyve olgunlaştıkça artar. Kirazın renginin koyuluğu arttıkça antosiyanin miktarı da artar. Antosiyaninler, ince kan damarlarının iç çeperlerini güçlü tutup kan ve oksijenin her noktaya ulaşmasını sağlar. Kiraz yüksek antioksidan ve lif içeriğiyle birçok farklı kanser türü riskinden korur. Cilt sağlığına faydalıdır.

• Kiraz, ürik asit seviyesinin düşmesine, gut ve eklem ağrılarının azalmasına yardımcı olur. Yapılan bir çalışmada bir gece aç bırakılan kişilere 280 gram kiraz verilerek hızlı bir şekilde tüketmeleri istenmiş, 5 saat sonra kan örnekleri incelendiğinde plazma ürik asit seviyesinde yüzde 15 azalma görülmüştür.

• Hem yağda hem suda çözünen bir antioksidan olan melatoninin kaynaklarındandır. Melatonin, aynı zamanda vücudun biyoritmini düzenleyen karanlıkta uykuya geçişe yardımcı olan bir hormondur. Dolayısıyla kirazdaki melatonin uykuya dalmayı kolaylaştırabilir.

• Kiraz, içerdiği lif ve antioksidanlarla, toplam kolesterolün ve kötü kolesterolün düşmesine yardımcı olarak kalp sağlığını korur ve inme riskini azaltır.

• İyi bir C vitamini ve potasyum kaynağıdır. 12 adet kiraz 60 kaloridir, 15 gram karbonhidrat içerir. Diyabet hastaları miktarına dikkat ederek tüketebilir.

• Meyvenin saplarından yapılan çay ödem atmak amacıyla kullanılabilir, idrar söktürücüdür. 

Yazının Devamını Oku

Sağlığınızı düşünüyorsanız her gün bir avuç beyaz leblebi yiyin

25 Mayıs 2019
Mideyi rahatlatıyor, sindirimi kolaylaştırıyor, tok tutuyor… Sağlığa birçok faydası bulunan beyaz leblebi, kuruyemiş denildiğinde akla ilk gelenlerden bir tanesi. Peki, beyaz leblebinin diğer yararlarını biliyor musunuz?

Leblebi, nohudun kavrularak ve bir dizi işlemden geçirilmesiyle daha çok atıştırmalık olarak tükettiğimiz bir kuruyemiştir. En çok bilinenleri sarı ve beyaz leblebidir. Sarı leblebi, nohudun üzerindeki kabuğunun ayrıştırılarak üretilmesiyle olan leblebiyken, beyaz leblebi nohudun kabuğunun atılmadan üretilen leblebidir. Ana maddesi nohut olan leblebi; karbonhidrat, lif, protein, B9 vitamini, demir, fosfor, bakır ve manganez gibi çeşitli vitamin, mineral ve çok az miktarda da yağ içerir. Yemekler, salatalar, çorbalar ve mezelerde kullandığımız nohudun kavrulmuş hali leblebinin birçok faydası vardır.

Leblebi, kilo vermeye yardımcı, sağlıklı bir atıştırmalıktır. Kalorisi düşük, bitkisel protein ve lif bakımından zengindir. Bir avuç beyaz leblebi (20 gram) yaklaşık 71 kaloridir. Protein ve lif bakımından yüksek olan leblebi, açlığı bastırmaya yardımcı olur. Ara öğünlerde tüketilen leblebi, uzun süre tokluk sağlayarak zayıflama diyetlerinde yardımcı bir besindir.

Beyaz leblebi, sarı leblebiye göre lif ve protein bakımından daha zengindir. Ayrıca vitamin-mineral kayıpları da daha azdır. Leblebinin su tutma özelliği olduğundan su, ayran, kefir, süt, doğal maden suyu gibi sıvı gıdalarla birlikte tüketilmesi, midedeki hacmini artırarak tokluk süresini uzatır.

Çözünür ve çözünmez lif içeriğiyle kan şekeri seviyelerini düzenler, kan şekeri seviyelerinin çok hızlı yükselmesini önlemeye yardımcı olur.
Leblebi, kalp sağlığı için gerekli olan magnezyum ve potasyum gibi mineralleri içerir. Nohutta bulunan çözünür lifler, trigliserit ve kötü kolesterol seviyelerinin düşmesine yardımcı olur.

Leblebi, mide bulantısı ve reflü gibi sindirim şikayetlerinin azalmasına yardımcı bir besindir.

Bağırsak sağlığının korunmasında rol oynar. Leblebideki çözünür lif, bağırsaklardaki sağlıklı bakterilerin sayısının artmasına yardımcı olur ve sağlıksız bakterilerin çoğalmasını önler. Bu da bağırsak sağlığının korunmasına yardımcı olurken kanser riskini de azaltır.

Leblebi tüketiminde şeker, tuz, soya gibi katkı maddeleri içerenlerin tüketim miktarına dikkat edilmeli, sade ve katkısız olanları tercih edilmelidir. Beyaz leblebi, üretim aşamalarında kendiliğinden beyazlaşır ve daha sert bir leblebidir. Beyaz leblebi satın alırken beyazlatıcı katkı maddeleri kullanılmadığına da dikkat edilmelidir.

Yazının Devamını Oku