Şeyma Okur

Zararsız görünen yüksek kalorili besinler

25 Aralık 2019
Kalorisi az gibi görünen bazı besinler kilo almanıza sebep olabilir! Peki, zararsız gibi görünen ancak tahmin ettiğinizden de yüksek kaloriye sahip olan besinlerin hangileri olduğunu biliyor musunuz? Diyetisyen Şeyma Okur, bizi tuzağa düşüren gıdalardan birkaçını bizlerle paylaştı.

İster kilo vermek adına olsun, ister kiloyu korumak ya da kilo almak adına olsun, tüm besinlerden yeterli, ölçülü, dengeli biçimde tüketmek sağlığın korunması ve istenilen hedefe ulaşılması açısından çok önemlidir. Dolayısıyla bu düşüncelerle tükettiğimiz bazı besinlerde ölçüyü kaçırdığımızda tartıda hoşumuza gitmeyen sonuçlarla karşılaşabiliyoruz. İşte bu konuda tuzağa düştüğümüz gıdalardan birkaçı…

Avokado: Genellikle salatalarda ve ezme olarak kullandığımız lezzetli bir meyve olan avokado; tekli doymamış yağlar, lif, protein, antioksidan, vitamin ve mineraller bakımından zengin faydalı bir yiyecektir. Avokado, omega 6 ve omega 9 yağlarından zengin olması dolayısıyla özellikle kalp sağlığı için oldukça faydalıdır. Yarım orta boy avokado yaklaşık 130 kkaldir ve 12 gram yağ içerir. Bu da demek oluyor ki büyük boy avokadonun bir tanesini tükettiğinizde 350-400 kaloriye varan bir enerji alıyorsunuz. Bu da günlük ortalama aldığınız kalorinin neredeyse dörtte biri demek.

Kuru meyveler: Zengin enerji içeriğinin yanı sıra içerdiği lif, antioksidan, vitamin ve minerallerle kuru meyveler sağlık açısından son derece faydalı besinlerdir. Demir bakımından zengindirler. Taze meyveye göre tüketiminin pratik, taşınmasının kolay olması ve bozulmaması nedeniyle ara öğünlerde daha çok tercih edilirler. Kuru meyvenin içeriğindeki su miktarı oldukça azaldığından dolayı taze meyveye göre bir porsiyonluk miktarları çok daha azdır. Dolayısıyla kalorisi yüksek, şeker miktarı fazladır. Özellikle tatlı krizlerinde bizi cezbeden kuru meyveler, porsiyon miktarına dikkat etmeden, gelişigüzel tüketildiğinde yağ dokusu olarak vücudumuza geri dönecektir. 20-25 gramlık kuru meyvenin, 1 porsiyon taze meyve kadar kalori sağladığı unutulmamalı, şeker ilavesi olmayan sadece meyvenin kendisi olan ürünler tercih edilmeli, porsiyon ölçüsüne dikkat edilerek tüketilmelidir.

Zeytin ve zeytinyağı: Çeşidine göre değişmekle birlikte yaklaşık %80’i tekli doymamış yağ asitlerinden oluşan zeytinyağı en sağlıklı yağlar arasındadır. Tekli doymamış yağ asidi omega 9’un diğer adıyla oleik asidin kalp sağlının korunmasında önemli bir yeri vardır. Zeytin ve zeytinyağı; içeriklerindeki faydalı yağ asitleri, E vitamini başta olmak üzere vitaminler, mineraller ve antioksidanlarla kalp hastalıklarından ve kanserden korur. Ancak olumlu etkilerinden dolayı aşırı tüketilmemeli, zeytinyağının da bir yağ olduğu ve 1 gramının 9 kkal olduğu unutulmamalıdır. Yağ içeriği yüksek olan zeytin meyvesinin 6-7 tanesi 50 kkaldir. Salata ya da yemek yaparken bol bol eklenen zeytinyağı yiyecekte 100-200 kkal hatta bazen daha fazla fazladan kalori almaya sebep olabilir.

Kuruyemiş: Fındık, fıstık, ceviz, badem gibi kuruyemişler yağ içeriği yüksek besinlerdir. Özellikle kış aylarında evde çayın yanında, misafirlikte, film izlerken ya da sohbet ederken farkında olmadan kuruyemiş tüketiminde dozu oldukça aşabiliyoruz. Kuruyemişler kararında tüketildiğinde doygunluk sağlayan, kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olan besinlerdir ve bu yönüyle kilo vermeye yardımcıdırlar. İçeriklerindeki lif, protein, faydalı yağ asitleri, antioksidanlar, vitamin ve minerallerle sağlığa olumlu katkıda bulunurlar. Ancak tüketilen miktara dikkat edilmediği takdirde vücudumuzda yağ olarak depolanacaklardır. 40 gram kuruyemişin (yaklaşık 1 avuç kadar) 200-250 kkal olduğu düşünüldüğünde gün içerisinde maksimum bu miktarda tüketmek ve aşırıya kaçmamak gerekir. Kuruyemişler çiğ olarak tercih edilmelidir.

Fıstık ezmesi: Saf fıstık ezmesi (yer fıstığı) uygun miktarda tüketildiğinde yağ yakımına dolayısıyla kilo vermeye yardımcı bir besindir. Besin değeri zengindir, protein ve sağlıklı yağlar içerir. 1 yemek kaşığı (16 gr) fıstık ezmesi 100 kkaldir. İçerisinde şeker ve yağ gibi katkı maddeleri olanlar tercih edilmemeli, alınan ürünün içindekiler listesi incelenmeli, saf fıstık ezmesi olmasına dikkat edilmelidir.

Yazının Devamını Oku

Kestane ölçülü tüketildiğinde çok yararlı

12 Aralık 2019
Kokusu ve lezzetiyle kış mevsiminin ayrılmaz bir parçası olan kestane; çorba, salata, pasta, tatlı, kurabiye, reçel ve yemeklere eklenebilir. Ölçülü tüketildiğinde sağlığa pek çok faydası bulunan kestanenin besin değerleri ve yararları hakkında Diyetisyen Şeyma Okur bilgi verdi.

Haşlama, közleme gibi farklı şekillerde pişirilip tüketilen kestane, nişastadan zengin, karbonhidrat kaynağı bir besindir. Kestane bu nedenle un olarak da kullanılır. Kestane unu; ekmek, pasta, krep gibi unlu yiyeceklerde un yerine kullanılabilen glütensiz bir seçenektir. Karbonhidrattan zengin bir besin olması dolayısıyla ölçülü tüketilmeli, tüketilen miktara dikkat edilmelidir. Kestanenin büyüklüğüne göre değişmekle birlikte 3-4 adet kestane 1 ince dilim ekmek yerine geçer. Karbonhidratlı bir besin olduğu için kan şekerini yükseltir. Bu nedenle süt gibi protein içeren bir besinle tüketilmesi kan şekerinin dengelenmesi açısından faydalı olur. Kestanenin besin değeri ve kalorisi meyvenin çeşidine ve pişirilme yöntemine göre farklılık gösterebilir. Kestanenin haşlanma ya da kavrulmayla kazandığı veya kaybettiği su miktarına göre kalorisi değişir. Aynı miktar haşlanmış kestane kavrulmuş kestaneden daha az kalori içerir. 100 gram haşlanmış kestane 120 kaloriyken aynı miktar kavrulmuş kestane 190 kaloridir.

Kestane, nişastadan zengin bir meyve olması yanında fındık, ceviz, fıstık gibi yağlı tohumlara göre yağ miktarı düşük bir besindir. Bu yönüyle yağlı tohumlardan ayrılır. Vitamin ve mineral yönünden de zengindir. Sodyum, potasyum, kalsiyum, demir, çinko, bakır, manganez, magnezyum gibi mineralleri; C vitamini, E vitamini ve B vitaminlerini içerir. 10 adet kestane ortalama olarak günlük manganez ihtiyacının yarısını karşılar. Antioksidan özellikteki manganez, kemik sağlığını korumaya yardımcı olur. 100 gram kavrulmuş kestane 5 gram lif içerir. Dolayısıyla kestane içerdiği lif, vitamin ve minerallerle günlük beslenme planının bir parçası olarak tüketildiğinde bağışıklık sisteminin güçlenmesine katkıda bulunan, sağlığa faydalı bir besindir.

Kestaneleri yıkayıp, üzerlerine çizik attıktan sonra 1 saat suda bekletin. Ardından fırın tepsinizi 1 çay bardağı suyla ıslatın. Islattığınız fırın tepsisine kestaneleri çizikleri yukarı bakacak şekilde dizin. Önceden ısıtılmış 200 °C derece fırında kabukları açılıp kızarıncaya kadar pişirin.

HÜRRİYET AİLE ÖZEL

Yazının Devamını Oku

Severek içtiğimiz bitki çaylarının bu faydalarını biliyor musunuz?

4 Aralık 2019
Soğuk havaları iyice hissettiğimiz bu günlerde bağışıklığımızı güçlendirmek, canlanmak ve ısınmak için sıcacık kış çaylarına rağbet arttı. Her bitkinin farklı farklı faydaları var. Peki, hangisi neye yararlı? Diyetisyen Şeyma Yılmaz; konuyla ilgili önemli bilgiler verdi.

Çay: Çay, ‘camellia sinensis’ bitkisinin kurutulmuş yaprakları kullanılarak hazırlanan bir içecektir. Siyah çay, yeşil çay, oolong çayı ve bitkinin tüylü tomurcuklarından olan beyaz çay aynı bitki türünden elde edilir. Siyah çay ve oolong çayı (yarı fermente) fermente edilerek üretilirken, yeşil çay ve beyaz çay fermente edilmeden üretilir. Çayda bulunan polifenolik bileşenlerden flavonoidler DNA, protein ve yağların oksidasyonuna neden olan serbest radikalleri etkisizleştirme yeteneğine sahiptir. Flavonoidler, bedenimizin antioksidan savunma sistemine katkıda bulunarak kanser ve kalp hastalılarından korunmaya yardımcı olur. Fermente olmaması dolayısıyla yeşil çayda antioksidan özellikteki polifenoller daha fazla bulunur. Düzenli olarak tüketilen yeşil çay, bazı kanser türlerini önlemeye, kan şekerini düzenlemeye, kalp ve damar sağlığını korumaya ve metabolizmayı hızlandırarak zayıflamaya yardımcı olur. Demir eksikliği olan kişilerde çay özellikle yemeklerden hemen sonra içilmemeli en az yarım saat beklenmelidir.

Ihlamur çayı: Ihlamur, içeriğindeki müsilajlar yardımıyla boğaz tahrişini önler. Balgam söktürücü ve göğsü yumuşatıcıdır. Soğuk algınlığı ve nezlede hastayı terletip, göğsünü yumuşatma amacıyla içilebilir. Soğuk algınlıklarında hastanın genel direncini de artırır, rahatlamasını sağlar.

Zencefil çayı: Soğuk günlerde ısınmaya yardımcı olur. Mide bulantısına iyi gelir, ağrıları azaltmaya yardımcı olur. Bağışıklık sistemini güçlendirir.

Kuşburnu çayı: Doğal C vitamini içeren değerli bir çaydır. Grip, nezle ve soğuk algınlığına karşı vücudun bağışıklık sistemini güçlendirir.

Adaçayı: Acı sebebiyle iştah açar, hazmı kolaylaştırır ve bağırsak gazlarını giderir. Uçucu yağının içerdiği maddeler ferahlatıcı, rahatlatıcı, teskin edici, antiseptik yani mikrop öldürücüdür. Bu nedenle ağız ve boğaz iltihaplarında gargara olarak kullanılmaktadır.

Rezene çayı: Yemekten sonra rezene çayı içilmesi sindirime yardımcı olur, gaz oluşumunu önler. Öksürük ve boğaz iltihabına faydalıdır.

Papatya çayı: Papatyanın spazm çözücü, gaz giderici ve vücuttaki iltihabi reaksiyonu önleyici etkileri gastrit ve ülserli hastalarda önemli iyileşme ve rahatlama sağlar. Bu alan papatya çayının en geniş olarak kullanıldığı alandır. Antiseptik özelliği vardır. Stres ve uykusuzluk döneminde yatıştırıcı etki sağlar.

Yazının Devamını Oku

Lahananın tam mevsimi! Faydaları ilaç gibi

5 Kasım 2019
Dolması, çorbası, turşusu hem de salatası yapılan beyaz lahana, lezzetli kış sebzeleri arasında yer alır. Karnabahar, brokoli, Brüksel lahanası gibi turpgiller ailesinden gelir. Pişmiş ya da çiğ olarak tüketilebilen bu sebzenin faydalarını Diyetisyen Şeyma Yılmaz aktardı.

Beyaz lahana; K ve C vitamini, antioksidanlar ve lif açısından zengin, düşük kalorili bir besindir. 100 gramı sadece 25 kaloridir. K vitamini kanın pıhtılaşması ve sağlıklı kemikler için gereklidir. C vitamini ise enfeksiyonların önlenmesine yardımcı olur, yaraların iyileşmesini sağlar. Bunların dışında, folat, A vitamini, B6 ve B2 vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, potasyum, manganez ve demir de içerir.

Turpgiller ailesinden olan sebzeler, dolaylı olarak antioksidan özelliği gösteren ‘glikozinolat’ denilen fitokimyasallar bakımından zengindir. Glikozinolatlar, anti-bakteriyel, anti-viral ve iltihap karşıtı özellik gösterir. Sebzelerdeki glikozinolatlar kesme, doğrama, çiğneme vb. işlemlerle aktif hale geçen ‘mirosinaz’ enzimi sayesinde izotiyosiyanatlara dönüşür. Yapılan bazı çalışmalara göre sülforafan gibi izotiyosiyanatlar kanser oluşumunu engellemeye yardımcı olur. Dolayısıyla turpgillerden lahana, brokoli, karnabahar gibi sebzeler göğüs, akciğer, kolon gibi kanser türlerinin önlenmesinde büyük öneme sahiptir.

Lahanadaki çözünmez lifler dışkının hacmini artırıp yumuşatarak bağırsak faaliyetlerini düzenler, kabızlığı önler. Çözünür lifler ise bağırsaktaki B ve K vitamini üreten faydalı bakterilerin artmasını sağlar, bağışıklık sistemini güçlendirir. Bunun dışında ev yapımı fermente lahana turşusu (özellikle sauerkraut turşu) kefir, yoğurt gibi besinlerde olduğu gibi probiyotik adı verdiğimiz faydalı bakteriler açısından çok zengindir. Lahana turşusu, çiğ lahana kullanılarak yapıldığı için yararlı antioksidan bileşenler açısından da oldukça zengindir.

Lahana, fitosterol denilen fitobesleyicileri içerir. Fitosteroller, kolesterol benzeri yapısıyla sindirim kanalında kolesterolün emilimini engelleyerek kötü kolesterolü düşürür, atardamarları güçlendirir. Ayrıca lahana, içeriğindeki çözünür ve çözünmez liflerle kötü kolesterolün düşmesine yardımcı olur.

Turpgiller ailesindeki sebzelerin antioksidan özelliğinden iyi şekilde faydalanabilmek için doğrandıktan sonra çiğ ya da az su buharıyla birlikte çok fazla pişirilmeden iyi çiğnenerek tüketilmelidir. Ayrıca bu sebzeler, yoğurt gibi probiyotik özellikli besinlerle birlikte tüketildiğinde kansere karşı korunmada çok daha faydalı olur.

Yazının Devamını Oku

Gebelikte görülen bazı rahatsızlıklara yönelik öneriler

1 Kasım 2019
Hamilelikte yaşanan bazı durumlar anne adaylarını sıkıntıya sokabilir. Bu durumlara karşı alınması gereken önlemleri ve beslenme şeklinde dikkat edilmesi gerekenleri Diyetisyen Şeyma Yılmaz anlattı.

Kabızlık: Lif oranı yüksek besinler (meyve, sebze, kurubaklagiller, tam tahıllı ekmek) tüketin. Günlük sıvı tüketiminizi artırın. Düzenli fiziksel aktivite, bağırsak fonksiyonlarının normal olmasını sağlar. Yürüyüş yapmaya özen gösterin. Her gün 1-2 bardak yoğurt tüketin. Ayrıca probiyotik içeren yoğurtlardan da tüketmek yararlı olacaktır.

Mide bulantısı: Mümkün olduğu kadar kuru besinler tercih edin. Bu dönemde kuru ekmek, galeta, peksimet gibi besinler mideyi rahatlatabilir. Sıvı gıdalar yemek aralarında tüketilmeli.

Mide ekşimesi: Bunun nedeni bebeğin sindirim organlarına baskıda bulunması olabilir. Mide ekşimesi ile ilgili rahatsızlıkları hafifletmek için yemeklerinizi azar azar ve sık sık tüketin. Çay kahve gibi kafeinli içeceklerden uzak durun. Çok yağlı, soslu ve baharatlı besinler tüketmemeye çalışın. Uyurken başınızı yüksekte tutun ve rahat elbiseler tercih edin.

- Gebelikte tansiyon yüksekliği olası sorunlardandır. Bu durumda çok tuzlu besinler tüketilmemelidir. Sofrada ayrıca tuz kullanılmamalıdır.

- Aşırı çay, kahve, kolalı içecekler demir ve çinko emilimini engeller, anemi riskini arttırır. Ayrıca bu besinler kalsiyum yoğunluğu için de zararlıdır. Yemekle birlikte çay içilmemelidir. Günde en fazla 2 bardak çay/kahve yemeklerden en az 1 saat sonra tüketilmelidir.

- Yemeklerde haşlama ve ızgara tercih edilmeli, kızartmalardan kaçınılmalıdır.

- Alkol tüketilmemeli ve sigara kullanılmamalıdır.

- 2 fincanı aşmadığı sürece zencefil, ıhlamur, papatya, rezene, kuşburnu çayı içilebilir. Adaçayı, sinameki, fesleğen, ahududu, keten tohumu çayları düşük, rahim kasılması ve erken doğum, gebede kanama riskini artırdığı için içilmemelidir. Ayrıca açıkta satılan karışımlardan ve kaynağı bilinmeyen bitki çaylarından uzak durulmalıdır.

Yazının Devamını Oku

Doğal şifa deposu soğan her şeye faydalı!

28 Ekim 2019
Mutfağımızdan eksik olmayan temel sebzelerden biri olan kuru soğan, çiğ ya da pişmiş olarak salatalarda, garnitürlerde, soslarda, yemeklerde ve hatta tek başına lezzet verici olarak kullandığımız bir sebze. Vitamin, mineral ve lif bakımından oldukça zengindir. Soğan, antioksidan ve kükürt içeren bileşikleri yüksek miktarda içermesi sebebiyle sağlığa birçok fayda sağlar.

100 gram çiğ soğan 40 kaloridir. Soğan; C vitamini, folat (B9 vitamini) ve piridoksin (B6) vitamini, fosfor, iyot ve kükürt de içerir, potasyumdan zengindir.

Büyüklük, şekil ve rengine göre farklılıklar gösteren birçok soğan türü vardır. En yaygınları beyaz, sarı ve kırmızı-mor olanıdır. Tadı da çeşidine ve mevsime bağlı olarak değişebilir. Her ne kadar sık kullandığımız bir sebze olsa da faydalarına baktığımızda beslenme düzenimizde soğana daha fazla yer açmak genel sağlığımıza fayda sağlaması açısından önemlidir.

Soğan tüketimi diyabet hastaları ve diyabet riski olanlar için kan şekeri kontrolüne yardımcı olabilir. Yapılan bazı çalışmalar, soğanın kan şekeri seviyesini düşürdüğünü göstermiştir. Yine şeker hastalarında yapılan bir çalışmada günde 100 gram çiğ soğan tüketiminin kan şekeri seviyelerinde önemli düşüş sağladığını ortaya koymuştur. Çalışmalar soğanın kan şekerini düşürücü özelliğinin içerdiği kükürtlü bileşiklerden ileri geldiğini göstermektedir. Soğan pişirildiğinde içeriğindeki kükürtlü bileşenler bozulabileceğinden bu etkisi azalır. Dolayısıyla soğanın bu etkisi için pişirilmeden ya da az pişirilerek tüketilmesi önerilir.

Soğan, sülfür içeren fitobesleyiciler ve flavonoidlerle (fisetin, kersetin gibi) kanserden korur. Bazı gözlemsel çalışmalarda artan soğan tüketiminin mide, meme, kolon ve prostat kanserleri gibi çeşitli kanser türlerinin riskini azaltabileceği görülmüştür. Soğan, önemli bir flavonoid olan kersetinin en fazla miktarda bulunduğu besinlerden biridir. Kersetin, tansiyonu düşürebilen, kansere karşı koruyucu etki gösteren, birçok hastalığın tedavisinde rolü olan ve kalp sağlığına fayda sağlayan bir flavonoiddir. Özellikle renkli soğan türlerinde bulunan soğana rengini veren antisiyoninler de kanserden koruyan güçlü antioksidanlardır.

Araştırmalar, soğan tüketiminin yüksek tansiyon, yüksek trigliserit seviyeleri gibi kalp hastalığı risk faktörlerini azaltmaya yardımcı olabileceği, vücuttaki yağlanmayı azaltıcı etkilerinin olabileceğini göstermektedir.

Bazı çalışmalar, soğanın kemik bozulmalarına karşı koruyucu etkileri olduğunu ve kemik kütlesini artırabileceğini göstermiştir. Yapılan gözlemsel bir çalışmada 50 yaş üzeri kadınlarda düzenli soğan tüketiminin artmış kemik yoğunluğu ile ilişkili olduğu görülmüştür.

Yazının Devamını Oku

Anne adaylarına beslenme önerileri

15 Ekim 2019
“Gebelik döneminde annenin yeterli ve dengeli beslenmesi hem kendi sağlığının korunması hem de bebeğin bedensel ve zihinsel gelişiminin sağlanması açısından çok önemlidir” diyen Diyetisyen Şeyma Yılmaz, bu süreçte olan anne adaylarına sağlıklı beslenme önerileri sundu.

Gebelikte bebek, annenin aldığı besin ögelerinin plasenta ile bebeğe taşınması ile büyür. Yetersiz beslenen gebelerde ölü ve prematüre (erken doğan) doğumlar, bebeklerde doğumsal hastalıklar ve zihinsel gerilikler daha sık görülür. Gebelik öncesi kadının çok zayıf ya da şişman olması ve gebelik sırasında yetersiz ya da aşırı ağırlık kazanması emzirmeyi olumsuz yönde etkiler.

Anne adayı, gebelik öncesi normal ağırlıkta olmalıdır. Gebelik sırasında annenin uygun ağırlığına ek olarak 10-14 kg (ortalama 12 kg) ağırlık kazanması normaldir. Ancak gebeliğe fazla kilo ile başladıysanız 7- 8 kg ile gebeliği tamamlamak da mümkün olabilir.

Gebeliğe fazla kilo ile başladıysanız, ilk 3 ay aldığınız kaloriyi çok fazla artırmaya gerek yoktur. Ancak ağırlık kaybına neden olabilecek davranışlarda bulunmak ve ağırlık kaybına neden olabilecek diyetler yapmak sakıncalıdır. Uygun ağırlık kazanımı bebeğin doğum ağırlığını etkileyeceğinden, vücut ağırlığındaki artışı uygun olmayan şekilde kısıtlarsanız, bebeğinizin düşük doğum ağırlığı ile doğmasına sebep olabilirsiniz. İlk 3 aylık dönem bebeğin gelişimi açısından çok önemlidir. Bebeğin ve annenin sağlığı için son derece önemli olan folik asit, demir, kalsiyum, iyot, A, D, C ve B gibi vitamin ve mineraller yeterli düzeylerde alınmalı, eksikliğinde ise hekiminiz kontrolünde dışarıdan ek olarak verilmelidir. Anne adaylarının gebe kalmadan en az bir ay önce folik asit kullanımına başlaması önerilir.

İkinci üç ayda artan enerji ihtiyacını karşılayabilmek için 300 kalori civarında fazladan enerji alınmalıdır. Özellikle gebeliğin 20. haftasından sonra vücudun gereksinimleri artar. Vücut artık yağ depolamaya başlamıştır.

Üçüncü üç ay, bebeğin en hızlı büyüdüğü dönemdir. Ayaklarda ve ellerde şişme, kabızlık ve sık idrara çıkma gibi problemlerle karşılaşılması normaldir.

Yeterli ve dengeli beslenme, hem bebeğiniz hem de sizin için gebeliğin her döneminde önemlidir. Et, süt, sebze, meyve, tahıl ve ekmek besin gruplarından yeterli ve dengeli tüketmeniz, hamilelik döneminde artan besin öğesi gereksiniminizi karşılamanız açısından çok önemlidir. Alınan enerjinin %55’i karbonhidratlardan, %15’i proteinlerden ve %30’u yağlardan sağlanmalıdır.

Gebelikte önemli olan besin değeri yüksek kaliteli yiyeceklerden çeşitli ve dengeli tüketmektir. Tüm sebzelerden yemeye ve her gün çeşitlendirmeye özen göstermelisiniz. Sebzelere zeytinyağı eklemek vitamin emilimini artırır, piştikten sonra eklemek daha sağlıklıdır. Hamilelik döneminde en faydalı besinlerden ceviz, balık, meyve, sebze, süt, yoğurt, peynir ve yumurtayı mutfağınızdan eksik etmeyin. Özellikle çoklu doymamış yağ asitleri bebeğin sinir sistemi gelişimi için önemlidir. Bebeğinizin beyin gelişimi için haftada iki kez mutlaka balık tüketin. Kilo alırım endişesi ile karbonhidratları hayatınızdan çıkarmak yanlıştır. Basit karbonhidratlar yerine kompleks karbonhidratlardan olan tam buğday ekmeği, sebze meyve, kurubaklagiler ve tahıllar bu dönemde tüketilmesi gereken karbonhidratlardandır.

Yazının Devamını Oku

Mutfakta sıkça kullandığımız bitki ve baharatların faydaları

10 Ekim 2019
Mutfağımızda yemeklerimize lezzet ve aroma vermek amacıyla kullandığımız bitkilerin ve baharatların birçok faydası bulunuyor. Yapılan çalışmalarda baharatların kanser riskini azaltabileceği, kan yağlarını düzenlediği, kan şekerini düşürücü etki gösterdiği, sindirimi kolaylaştırdığı, antienflamatuar etki gösterebileceği ve kuvvetli antioksidan etkileri olduğu görülmüştür.

Peki, hangi baharat neye faydalı? İşte günlük kullanımda sıklıkla tercih ettiğimiz baharatlardan bazıları ve faydaları…

Maydanoz: Hemen hemen her yemeğimize giren maydanoz iştahı açar, hazmı kolaylaştırır, bağırsak gazlarını azaltır. Ağız kokularının giderilmesi için çiğnenerek tüketilir. Mükemmel bir ödem atıcıdır, idrar söktürür. Özellikle kökleri diüretik etkisi dolayısıyla böbrek taşlarını hareket ettirerek düşmesini kolaylaştırabilir. İdrar yolu enfeksiyonlarının giderilmesi ve tansiyonun düşürülmesinde faydalı olabilir. Yapraklarında bulunan apiol adlı maddeyle adet ağrılarının hafiflemesine yardımcı olur.

Karabiber: İştah açıcı, bağırsak gazlarını giderici, hazmı kolaylaştırıcı etkisi vardır. Antioksidan özellik gösterir. Karabiber metabolizmayı hızlandırır, antibakteriyal etki gösterir. Bazı ilaçlarla birlikte aşırı tüketimi ilacın iyileştirici etkisini azaltabilir.

Zerdeçal: Hint safranı olarak da adlandırılan zerdeçal antienflamatuar, antibakteriyal, anti-diyabetik ve antioksidan özellik gösterir. Suda çözünürlüğü az olması dolayısıyla çay olarak tüketmek yerine baharat olarak zerdaçalın kendisini tüketmek çok daha faydalıdır. Hayvanlarda yapılan bazı çalışmalara göre zerdaçal, Alzheimer hastalığında faydalı olabilir. Crohn hastalığı, ülseratif kolit gibi enflamatuvar bağırsak hastalıklarında iltihabı azaltıcı etki gösterir. Ayrıca eklem iltihabında da faydalıdır. Zerdeçalın; kolon, pankreas, cilt kanserleri üzerinde faydalı olabileceğine dair çalışmalar yürütülmektedir. Ağızdan alınan zerdeçalın (kurkumin) bağırsaklardan emilimi az olması dolayısıyla karabiberle ve yağla birlikte tüketilmesi zerdeçalın emilimini artırır. Balla birlikte karıştırılarak da tüketilebilir.

Nane: Birçok nane türü vardır. Dolayısıyla etki ve lezzet bakımından farklılık gösterirler. Nane, kokusu ve lezzetiyle iştah açar, yapraklarının çiğnenmesi ağız kokularının giderilmesinde faydalı olur. Spazm giderici etki gösterir, safra artırıcı özelliği bulunmaktadır. Mide bulantılarına iyi gelir, gaz söktürücü özelliği vardır.

Yazının Devamını Oku