Sevil Erdoğan

Can Kazaz’la ‘Yaz Bitince’ Bir İç Hesaplaşma Yaptık

3 Eylül 2020
Can Kazaz çok derin duyguları hiç bağırmadan, sade ama dibine kadar hissettirerek yaşatıyor. Ağustos ayının sonunda yayınladığı ‘Yaz Bitince’ şarkısını da şu sıralar dinlemeyi çok seviyorum. Şarkıda samimiyetle yapılmış bir iç hesaplaşma var.

Ayrıca Can Kazaz bu sene yayınlanan Ezginin Günlüğü tribute albümünde de grubun en sevdiğim şarkılarından biri olan ‘Gemi’yi öyle bir yorumlamış ki derin bir ‘ohh’ çektim dinlerken. Çünkü bu saygı albümlerindeki yeniden yorumların çoğu bende bir hayal kırıklığı yaratıyor. Ama Can Kazaz’ın ‘Gemi’ yorumunu en az şarkının orijinalini dinlemeyi sevdiğim kadar seviyorum.

Yakında ‘Kızılgerdan’ isimli albümünü de yayınlayacak olan Can Kazaz’ın en sevdiğim şarkılarından bir liste yaptım işte o liste: ‘Biraz’, ‘Bir Delinin Kaç Cehennemi Olmalı’, ‘Kırlangıçlar Gibi’, ‘Sürsün Bahar’, ‘Keşke Uyuyabilsem’ ve ‘Bunca Yıl’.  

Duyar duymaz işte bir Can Kazaz şarkısı diyebileceğiniz şarkılar yapan Can’ın şarkı sözlerinde ve hikayelerinde kendine has bir anlatımı var. İşte bu özel isimle aşağıdaki güzel röportajı yaptık.

Sevgili Can ilk soruma yeni single’ın ‘Yaz Bitince’ ile başlamak istiyorum. Öncelikle çok güzel bir şarkı olmuş özellikle sonbaharın halet-i ruhiyesini yansıtıyor. Ben şarkıyı dinlerken bu şarkıyı senin bir iç hesaplaşman olarak okudum. Günün sonunda kendi kendine verdiğin telkinler öğütler ve kendinle girdiğin bir hesaplaşma. Yaz biter ve tüm yaz yaşadıklarımızla sonbaharda hesaplaşmak gibi? Seni böyle bir şarkı yapmaya götüren hesaplaşmaların nelerdi?

Aslında yazın yaşadıklarından pişman olacağını düşündüğüm bir kurgu  karakter için şarkının nakaratı. Diğer kısımlarda da dediğiniz gibi bir iç hesaplaşma var. Aslında albümün genelinde olacak bir iç hesaplaşmanın fragmanları bunlar. Ve bir aşk hikayesiyle bağlantısı yok diyebilirim. Geride bıraktıklarım ve yeni yöneldiğim şeylere dair bir kopuşun parçaları. Bilinç akışımdan gelen cümleler olduğu için bazı sözlerim müzik sektöründeki pozisyonum, kızgınlıklarım ya da pişmanlıklarıma dair bile olabiliyor. Yaratıcı süreçte bunu bir güçlü duygusal ilişki bağlamına oturtmak mümkün oluyor. Sembolik anlatımlara devam ediyorum özetle.

Müzikte kendi dilini ve soundunu oluşturan isimlerdensin. Bir şarkının senden çıkıp çıkmadığını dinleyici hemen anlayabiliyor. Bu duruma özel olarak dikkat eder misin yoksa kendiliğinden hiç çabasızca ortaya çıkan bir sonuç mu?

Bunun böyle olmasına çok seviniyorum, takip ettiğim isimlerde de en kıymetli bulduğum şeylerden biridir. Her bestecinin zaman içinde sahip olduğu bir müzik dağarcığı var ve bunun doğal sonucu olarak o dağarcıkla ilintili üretimler sergiliyorlar. Benim en çok çaba sarfettiğim şey ‘iyi melodi’ ve o melodilerin akılda kalıcı olup olmadığına dair içselleşmiş bir süzgecim var. O bahsettiğim kişisel dağarcık ve melodi odaklı bestecilik böyle bir sonuç elde etmemi sağlıyor sanırım. Bunun dışında benden çıktığı anlaşılsın diye özel bir çaba sarfetmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Şenay Lambaoğlu ‘Müzik İyileştirir’le Dinleyiciye İyi Geliyor

27 Ağustos 2020
Şenay Lambaoğlu’nu tanıdığım ilk şarkısı ‘Ah Ne Hoş’tu. Dinlerken ne hoş bir ses ne hoş bir şarkı diye diye bir baktım ki bütün şarkılarını dinlemişim. Kendisi bir caz sanatçısı ve ben ne zaman bir müzisyeni çok sevsem onun cazla bir bağı olduğunu fark ediyorum. Bu da cazın gücü olmalı. Şenay Lambaoğlu yaptığı ‘Başka Türlü Bir Şey’ albümüyle de kendisinde iz bırakan şarkıları yeniden yorumlamış. Bu arada sanatçı ‘Bir Caz Gecesi Rüyası’ konserleri serisi kapsamında 30 Ağustos akşamı Beykoz Kundura Fabrikası’nda, 1 Eylül’de de Bodrum Kalesi’nde sevenleriyle buluşuyor. Şenay Lambaoğlu’nun yeni şarkısı ‘Müzik İyileştirir’ vesilesi ile güzel bir röportaj yaptık.

Sevgili Şenay Lambaoğlu seni tanıdığım ve de müptelası olduğum şarkın ‘Ah Ne Hoş’tu. Bu şarkıyla beraber hemen senin peşine düştüm ve aslında senin caz müziği yaptığını öğrendim ve hiç şaşırmadım. Çünkü çok sevdiğim bazı isimlerin caz kökenli çıkmasına alışkınım. Bizim caz müziğiyle bağımız biraz enteresan. Tam olarak hayatımıza nasıl konumlandıracağımızı bilemiyoruz gibi seviyor muyuz sevmiyor muyuz belli değil bu konuda bu türe biraz mesafeli gibiyiz. Bir caz müzisyeni olarak senin bu müzik türüyle ilişkin nasıl başladı ve sence gerçekten de caz müziği ve dinleyiciler arasında bir mesafe var mı? Varsa da neden var ve nasıl aşılır?

Müzikle dinleyici arasında mesafe olmaz. Mesafeyi kuran önyargılarımızdır. Ailemde Caz Müzik dinleyen kimse olmamasına rağmen küçük bir radyo sayesinde çocukluğumda bu müzik tarzıyla tanıştım ve hiç vazgeçemedim. Genç yaşlarda insan yeniye sanırım daha açık oluyor. Kültürümüzün dışında olsa da aslında evrensel bir müzik türünden bahsediyoruz ve caz su gibi her kalıba sığan, her müzik tarzında başka güzelliklerle kendini yenileyen ve anlatan bir müzik. Louis Armstrong’un çok sevdiğim bir sözü vardır “Dünyada yalnızca iki müzik türü vardır: İyi müzik ve kötü müzik” o yüzden tarzlara çok takılmadan kalbimize dokunuyor mu ona bakalım.

‘Müzik İyileştirir’ yeni single’ın. Müziğe bir saygı ve minnet şarkısı mıdır? Gerçekten de iyileştirir mi müzik? Bu şarkı nasıl bir ruh haliyle çıktı?

Müziğin her canlı için pozitif bir etkisi olduğu biliniyor. Müzik her koşulda bizi iyileştirir. Pandemi günlerinde eve kapandığınız günlerde müziğe sığınmak, şifa bulmak beni ayakta tuttu. Günlerin ve gecelerin birbirine karıştığı günlerde sazıma, sözüme döktüm duygularımı ve müzikle iyileştim.

‘Başka Türlü Bir Şey’ adıyla bir de cover albümü yaptın. Aslında bir saygı albümü de denebilir. Ruhumuzda iz bırakmış ‘Farketmeden’, ‘Sensiz Olmaz’, ‘Başka Türlü Bir Şey’, ‘Seni Düşünmek’ gibi şarkıları yorumlamışsın. Bu şarkıları seçmende ve yeniden yorumlamandaki nedenler ve sende bıraktığı izler neydi?

Şarkıcı, besteci ve söz yazarı olarak kimleri dinlediğim, ne okuduğum hep sorulurdu. ‘Başka Türlü Bir Şey’ albümü benim beslendiğim ilham aldığım usta şair ve müzik insanlarının kimler olduğunu anlatıyor aslında. Müzikal yolculuğumda önemli bir durak. İlk aşık olduğumda, ilk hayal kırıklığımda hep bu şarkılar yanıbaşımda oldu.

Yazının Devamını Oku

Mo Ava ‘Üstümde Bi Halsizlik’le Dinleyiciyi Yerinden Zıplattı

20 Ağustos 2020
Mürsel Oğulcan Ava’yı (Mo Ava) Dolu Kadehi Ters Tut ikilisinden tanıyoruz. ‘Üstümde Bi Halsizlik’ isimli ilk solo albümünü 14 Ağustos’ta yayınladı.

Kayıtlarını evde yaptığı albümün vokalleri, gitarları, prodüksiyonu, mix’i ve mastering’i tamamen Mo Ava’ya ait. 10 parçadan oluşan albümün geri vokallerinde Mo Ava’ya Dilan Balkay ve Billur Battal eşlik ediyor. Kapak fotoğrafı ise Ayman Şanlıtürk’ün objektifinden.

Mo Ava’nın sorularıma verdiği cevapları okuyunca keşke bu röportajı yüz yüze yapabilseydik dedim. Neden mi? Çünkü verdiği cevapların derinliği beni çok etkiledi. ‘Derinleşme’ veya ‘derinleşememe’ meselesi artık çok görünür oldu hayatlarımızda. İşte Mo Ava da cevaplarıyla bu durumu çok iyi anlatmış.

Mo Ava’ya herkesin single yaptığı bu ortamda koskoca bir albüm yaptın ve albümde hiç boş yok neden bu zor yolu tercih ettin diye sordum. Cevabın detayları aşağıda ama küçük bir bölümünü bu ‘derinleşme’ meselesine referans olsun diye giriş yazısına aldım “İnsanlarla kısa süreli, karışık listelerde ismini bile bilmeden dinledikleri biri olarak değil; niyetleri ve zamanları varsa, uzun uzun vakit geçirebilecekleri biri olarak ilişki kurmak istedim. Bu yüzden albüm yapmak zorundaydım ki onlara beni tanıyabilmeleri için az da olsa daha fazla malzeme sunabileyim.” İşte Mo Ava iyi ki böyle düşünen bir müzisyen ve onu gerçekten tanımak isteyen dinleyicisine 10 şarkılık şahane bir albüm yapmış.

Mo Ava’nın ‘Üstümde Bi Halsizlik’ albümünü dinlemek ayrı bir zevk sorularıma verdiği doyurucu ve samimi cevapları okumak ayrı bir zevk. İnsan bu ‘halsizlikle’ bu şarkılar çıktıysa biraz daha enerjik olsa kim bilir neler çıkar diye heyecanlanıyor. Bu arada bütün şarkılar çok iyi ama benim favorim ‘Paranın Namına’ şarkısı.

Sevgili Oğulcan Dolu Kadehi Ters Tut dışında bir de Moawk diye bir elektronik projen var. En son 3 Temmuz’da yayınlanan Dolu Kadehi Ters Tut’un ‘Remix Takılmacalar’ adlı EP’sinde üçüncü remix’in yer aldı. Remix Takılmacalar’da benim favori remix’im de ‘Üzgünüm’dü. Şimdi de ‘Üstümde Bi Halsizlik’  albümünü yaptın. Anlaşılan o ‘halsizlik’ seni üretmekten alıkoymuyor. Seni Dolu Kadehi Ters Tut dışında bireysel çalışmalara yönelten motivasyonlar neler?

Teşekkürler, ‘Üzgünüm’ remix’ini beğenmenize çok sevindim. O parçanın orijinal versiyonunun aranjesiyle ilgili bazı pişmanlıklarım vardı, remix çalışmasının bunları düzeltmek için fırsat olabileceğini düşünmüştüm. İnsanların güzel tepkiler vermesi beni çok mutlu etti.  Aslında ‘halsizlik’ beni daha da üretmeye itiyor diyebilirim. Kendimi bu şekilde kanalize etmek sadece halsizlikle değil, boğuştuğum tüm sorunlarımla mücadele etmemi sağlıyor.  

Bireysel çalışmalara yönelmem ise kendimi biraz daha gerçekleştirebilmek amacıyla yaptığım bir şey. Kendimce sebeplerimle özellikle müzik alanında zamanın gerisinde kalmadan üretim yapabilmek için aşağı yukarı 35 yaşıma kadar zamanım olduğunu hissediyorum. Dolu Kadehi Ters Tut’un son yıllardaki büyüyüşü de biraz yavaş ve emin adımlar atma gerekliliği doğurdu. Bu da üretimin yavaşlaması demek. Fakat ben bu ‘kısıtlı’ bulduğum zaman içinde mümkün olduğunca fazla üretmem gerektiğine inanıyorum. Bu yüzden de kendime daha fazla üretim alanları yaratmak istedim.

Yazının Devamını Oku

Tepki ve Ceza Ateş Olup Karanlığı ‘Yak’tılar

13 Ağustos 2020
Dikkatinizi çekmiştir bu köşede rapçi röportajları artmaya başladı. İyi de oldu içimizdeki  tutkuyu ortaya en iyi onlar çıkarıyor.

Hislerimiz, düşüncelerimiz, yaşadıklarımız rapçilerin kelimeleri vasıtasıyla muhatabına gidiyor. Dinlerken deşarj oluyor rahatlıyoruz. Sadece şarkıya eşlik etmekte zorlanıyoruz ya da ben zorlanıyorum tamamen benim yeteneksizliğim de olabilir. Son günlerde benim de çok dinlediğim bir şarkı var. Hatta trend videolar arasına da girdi.  Tepki & Ceza işbirliğiyle ortaya çıkan ‘Yak’ çok sevildi çok dinleniyor, gerçekten de “ateş olup karanlığı yakıp geçiyor” bu şarkı.

Tepki’yle bu muhteşem şarkı vesilesi ile hem ‘Yak’ı hem rap müziği hem de daha neler yapacağını konuştuk.

Sevgili Tepki 31 Temmuz’da Ceza’yla beraber ‘Yak’ şarkısını müzikseverlerle buluşturdunuz. Şarkıyı çok sevdim ve bir kere dinlemeye başlayınca birkaç kere üst üste dinlemeden bırakamıyorum. Zaten şarkının ne kadar sevildiğini dinlenme grafiğine bakıldığında da görüyoruz ortalığı ‘Yak’ıp geçiyorsunuz. Öncelikle bu ikilinin bir araya gelme ve ‘Yak’ın ortaya çıkma hikayesini bilmek isterim.

Ceza ile uzun süredir tanışıyorduk ama bu sene ilk defa ‘Vio’nun albümünde beraber bir operasyon yürütme sansımız oldu. Bu pandemi sürecinde üretmeye çok kanalize olduğumuz bir dönemde Ceza’ya bir şarkı yapmak istediğimi söyledim ve kendisi de “neden olmasın” dedi. Bunun üzerine stüdyoya kapandık ve tam Ceza ile yapılabilecek bir şarkı yapalım diye ‘Yak’ı ortaya çıkardık. O da çok beğendi ve bir anda bu karşınızdaki olay oldu.

‘Yak’ elbette mesajını veriyor ama bir de sanatçısı tarafından bu mesajı öğrenmek ve belki kaçırdığımız bir noktayı yakalamak isteriz.

Aslında ‘Yak’ın mesajı çok açık. “Ateş ol karanlığı yak” diyoruz. Yani burada bir şeyleri deforme etmekten ya da bir şeyleri yok etmekten değil, tam tersi parıldamaktan ve karanlıkta kendini göstermekten bahsediyoruz. Aslında gençlerin şu anda bu kadar karanlık ve bu kadar depresif olduğu bir dönemde tam tersi bu yeni normale alışıp bir şekilde hayatla mücadele etmesi gerektiğini vurguluyoruz.

Tepki & Ceza bu ikili olmuş. İkinizin enerjisi şarkının enerjisini daha da yükseltmiş. Şarkıyı yapıp klibi ortaya çıkarana kadar böyle bir uyum yakalayacağınızı öngörmüş müydünüz?

Açıkcası bu uyumu daha şarkıyı yapmaya başlarken hissetmeye başladık. Zaten bana sorarsanız ikimizin de hip hop’a bakış açısı bir perspektifte aynı. Video klipte de çok yüksek bir enerji yakaladık ve ortaya böyle bir sonuç çıktı. Üç aşağı beş yukarı beklediğim şey buydu zaten ama tam istediğim gibi olması beni çok mutlu etti.

Yazının Devamını Oku

Harun Kolçak’tan Hatıra ‘Yarım Kalan Şarkılar’

6 Ağustos 2020
Bu yazı iki şahane şarkı ve çok sevdiğimiz bir müzisyen hakkında. 19 Temmuz 2017 yılında aramızdan ayrılan sevgili Harun Kolçak bize ilk defa dinlediğimiz ‘Deliyim’ ve ‘Haberin Bile Yok’ şarkılarını bırakmış. Türk Pop Müziği’nin efsane ismi Harun Kolçak’ın ‘yarım kalan’ bu iki yeni şarkısının da içinde bulunduğu ve doğum gününe özel yayınlanan ‘Hatıra’ albümü 14 Temmuz’da dinleyiciyle buluştu.

Harun Kolçak’ın ‘Çeyrek Asır’ albümü öncesi hazırlıklarına başladığı ancak tamamlanamayan ‘Deliyim’ ve ‘Haberin Bile Yok’ adlı iki yeni şarkısı ‘Hatıra’ albümünün en özel parçaları. İşte bu iki yeni şarkıyı albüm yayınlandığından beri üst üste kaç kere dinledim hatırlamıyorum. ‘Deliyim’ ve ‘Haberin Bile Yok’ şarkıları Harun Kolçak’tan sevenlerine, dinleyicilerine bir veda hediyesi gibi olmuş.

Şarkıyı dinlerken söz, müzik, yorum hepsinin güzelliği ayrı ayrı çekiyor şarkının içine. Şarkılar zaten duygusal bir tonda üstüne bir de Harun Kolçak’ın artık aramızda olmayışının da üzüntüsü eklenince duygularımızın yoğunluğu daha da artıyor.

‘Seni Sevmek Delilik Ama Ben Deliyim’

Şarkı sözlerindeki incelik dinleyiciyi hemen yakalıyor ayrıca yaşanmışlıkları en saf ve samimi haliyle ortaya koyan sanatçı şarkının duygusunu dinleyiciye de hissettiriyor. Söyleyenle dinleyenin iç çekişleri birbirine karışıyor işte bu da Harun Kolçak farkı olarak kendini gösteriyor.

“Ah, seni sevmek delilik ama ben deliyim, ah ne olursun uzak dur, gözünü seveyim” işte ‘Deliyim’deki bu sözlerden anlıyoruz ki zor, imkansız bir aşkın içindeyiz. Bu ara aşk acısı yaşıyorsanız bu şarkı sizi çok sarsacaktır. Dinlerken her notayı, sözcüğü kalbinizin içinde hissedebilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Buğra Kertmen: Mecnun Leyla’yı Bulmak İstemiyor

30 Temmuz 2020
Bu röportajda sizleri şahane bir müzisyen ve aynı zamanda doktor olan Buğra Kertmen’le tanıştırmak istiyorum. Kendisi ile ilk albümü ‘Olmasın Böyle’ vesilesi ile bir röportaj yaptık.

Bu röportajda Mecnunlar ve Leylaların ne olacağını da konuştuk yani aşkı. Çünkü kendisinin ‘Mecnun’ şarkısı beni de yeniden bir türlü cevabını bulamadığımız soruyla baş başa bıraktı. Mecnunlar ve Leylalar kavuşabilecek mi? Hem doktor hem müzisyen olan Buğra’nın bu soruya cevabı düşündürücü.

2000'li yılların ortasından bu yana üzerinde çalıştığı farklı tarzlardaki bestelerini bir araya getirip albümleştiren Buğra Kertmen'e stüdyo kayıtlarında Cengiz Baysal (davul), Metin Türkcan (elektro gitar), Poyraz Kılıç (Bas Gitar), Gülşah Erol (çello), Seda Eylül Tansık (viyola), Sezgin Alkan (piyano), Tolga Bozkurt (piyano) gibi tanınmış isimlerin eşlik ettiğini görüyoruz. Albüm kapak fotoğrafı ise fotoğraf sanatçısı Mehmet Turgut'un imzasını taşıyor.

Sevgili Buğra neden seninle bu kadar geç tanışmış olduk. ‘Olmasın Böyle’ çok iyi müzisyenlerle çalışıp ortaya koyduğun ‘zamansız’ bir albüm. Ben bu albümün dinleyiciyle yeterince buluştuğunu düşünmüyorum. Aynı zamanda doktorsun acaba önlüğü çıkarıp albümünü yapıp tekrar önlüğü giyip hastalarına döndüğün için mi? Sonuçta doktorluk da müzisyenlik de insanın bütün vaktini alır diye düşünüyorum. Sen ne dersin?

Merhaba, biraz geç olduğunun farkındayım ve bu konuda suçluluk duymadığımı söyleyemem. Ama yoğunluğumun ve pandemi sürecinin de dinleyicilerle buluşmamı erteleyen durumlardan olduğunu söyleyebilirim. Tabi planladığımız konser takvimini ileri tarihe almak durumunda kaldık. Umarım önümüzdeki süreçte albümü insanlarla daha çok buluşturabiliriz. Hekimlik kutsal bir meslek ve özellikle de işin içindeyseniz bu daha yoğun hissediliyor, özverili olmak zaman alan bir zorunluluktur. Bazen gömleği çıkarmaya bile zaman olmayabiliyor ama bu beyaz gömleği çıkardığımda gönlümü yakan siyah bir gömlek giyiyorum, bedenime yapışıyor çıkarmak istemiyorum.

Seni biraz tanımak isteriz müzikle olan bağının nasıl başladığını doktorluk gibi oldukça yoğun ve stresli bir meslek yaparken bu kadar iyi müzisyenle biraya gelip koskoca bir albüm yapacak sürece nasıl geldin?

Müziğe olan ilgimin çok küçük yaşlarda başladığını söyleyebilirim. Bir şeyi sevdiğinde anlıyorsun illa ki, müzik sevgisi daha çok içten gelen bir şey. Aynı zamanda müzisyen olan babamın desteklerinin de etkisi olmuştur müziği sevmemde ve enstrümanlarla tanışmamda. Uzun süredir elektro gitar ve piyano kullanıyorum. Üniversitedeyken de piyano, elektro gitar ve vokal olarak bir çok etkinlikte bulundum.

Tıp fakültesinden her şey çıkar, arada bir doktor da çıkar derler; müzik, edebiyat, resim veya diğerleri… Sanırım biz doktorlar biraz deliyiz, tabi bu arayış gerçeklerden saklanmak için değil, gerçeği arayış çabasıdır bana göre. Sanat şimdilik en büyük gerçek, ölüm ve yaşam arasına açılmış koca bir parantez. Ve ben bu gerçeği hiç bir otopside dahi göremedim. İnsan sevdiği bir şeye her zaman vakit bulur, 5 dakikada güzel bir şiir bile yazılır.

Yazının Devamını Oku

Berkehan Çalık’ın ‘Yarınlar’ını Bugünlerde Çok Dinliyoruz

23 Temmuz 2020
Berkehan Çalık hep en iyisini yapmanın peşinden koşan genç bir müzisyen, kendisini ilk teklisi olan ‘Yarınlar’la tanıdım. Berkehan “Yarınlar her ne kadar Trap/Hip-Hop türünde bir şarkı olsa da, diğer şarkılarımız biraz daha farklı aslında, sanırım R&B olarak adlandırabiliriz” diyor.

Bu şarkının sadece bir başlangıç olduğunu ondan çok farklı şeyler duyacağımızı ve beklemede kalmamızı söyleyen Berkehan Çalık dinleyicilerine yepyeni güzel şarkıların da sözünü veriyor. Berkehan Çalık röportajından genç bir müzisyenin katettiği yolları okuyacaksınız!

Sevgili Berkehan ilk teklin olan ‘Yarınlar’ı severek dinledim. Öncelikle sana başarılar dilerim. Hem ‘Yarınlar’ın çıkış hikayesini bilmek hem de seni biraz yakından tanımak isteriz?

Merhabalar Sevil Hanım, güzel dilekleriniz ve ilk teklim olan ‘Yarınlar'ı sevmeniz beni gerçekten mutlu etti, çok teşekkür ediyorum. Kendimden kısaca bahsedecek olursam 9 Haziran 1996 Adana doğumluyum, hayatımın büyük bir bölümünü ve lise eğitimimi tamamladığım yer ise Mersin. Antalya'da bulunan Akdeniz Üniversitesi’nde ilk üniversitemi bitirip İzmir'e yerleşme kararı aldım. Şu anda İzmir'de yaşıyorum ve Ege Üniversitesi’nde Mütercim Tercümanlık bölümündeyim. Yabancı dil öğrenmek benim için çok büyük bir zevk olduğu için ilk üniversitemde İngilizce şu an ise Almanca okuyorum.

Hayatımın büyük bölümünü kapsayan müzikten bahsedecek olursam, ben müziği hayatıma gerçekten erken yaşlarda soktum ve şu anda bulunduğum pozisyonda oluşumun etkisinde bu büyük rol oynuyor. Hala çok iyi hatırlıyorum 4 yaşındayken piyano çalmaya başlamıştım, 7 yaşındayken ise gitarı elime aldım ve müzik ne kadar sonsuz ise ben de o sonsuzlukta kaybolup her bilgiyi kendime katmak istedim, sanırım bundandır ki bu kadar süre bekleyip herhangi bir işimi yayınlamadım çünkü hep en iyisi olsun istedim ve müzik hatta sanat diyelim gerçekten sonu olmayan bir yol.

Bu köşe için Rap türünde röportaj yaptığım ilk isimsin, benim için de özel bir anlamı oldu şimdi. Müzik türleri zaman zaman öne çıkar geriye çekilir ve bu da hayatın doğal bir akışı gibidir. Sen şanslı bir dönemde çıktığını düşünüyor musun çünkü rap müziğin son bir iki yıldır yükselişte ve gündemde olduğu bir dönemden geçiyoruz ne dersin?

Teşekkür ediyorum, her zaman her şeyde ilk olmanın büyük bir ayrıcalık olduğunu düşünüyorum. Öncelikle yaptığım müzik türü ne kadar Rap base'li bir sound olsa da biz tam olarak aslında tarzımızı Rap olarak adlandırmıyoruz. Ülkemizde yapılmamış bir şeylere başlamak için bu projeyi yapmaya karar verdik. Yarınlar her ne kadar Trap/Hip-Hop türünde bir şarkı olsa da, diğer şarkılarımız biraz daha farklı aslında, sanırım R&B olarak adlandırabiliriz.

Ama inanın müziğimin tek bir tür içine sıkıştırılmış olarak bilinmesini istemem, çünkü dinleyicilerime daha müzikal şeyler sunacağım zamanlar gelecek. Tabii ki rap müziğin gelişmesi ve revaçta olması bizim de yararımıza oldu çünkü biz de sonuç olarak aslında günümüze uygun bir müzik yapıyoruz ve rap müziğin yarattığı dalga, bize insanlara farklı tarzların da olduğunu göstermemiz konusunda yardımcı olacak.

Yazının Devamını Oku

Şenceylik Dinlerken Zamanı Unutuyorum

16 Temmuz 2020
Eda Sena Şenceylan nam-ı diğer Şenceylik bugünlerde yeni şarkısı ‘Kırıldı Vazo’ ile hayatlarımıza dokunuyor. Onun tatlı sesinden şarkıları dinlerken zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamıyorum. İnsana huzur veren ve sakinleştiren bir sesi var Şenceylik’in. Onun sesinden şarkılar dinlemenin verdiği huzur hissini şöyle tarif edeyim: Bir yaz akşamüstü çimenlerin üzerine uzanmış masmavi gökyüzüne bakarken hayallere daldığımız o eşsiz anlar vardır ya, işte öyle…

‘Göklere’, ‘Kırıldı Vazo’, Can Ozan’la birlikte söyledikleri ‘Seni Gördüm Rüyamda’ dinlemelere doyamadıklarımdan. Şenceylik’le aşağıda keyifle okuyacağınız röportajı yaptık.

Sevgili Eda çok merak ediyorum ‘Şenceylik’ lakabını almandaki nedenleri ve senin için anlamını?

Selamlar öncelikle. Bu güzel röportaj için çok teşekkürler. ‘Şenceylik’ lakabı, Boğaziçi Üniversitesi Müzik Kulübü’nde çokça vakit geçirdiğim koro yıllarından geliyor. O zamanlar BÜMK Klasik Müzik Korosu’nun şefi olan Kaan Bayır da soyadlarının sonuna ‘ik’ getirerek seslenirdi koristlere. Asıl soyadım Şenceylan, kulüpteki lakabım bu yüzden ‘Şenceylik’ olarak kaldı. Bu isim ne kadar akılda kalıcı olmasa ve tuhaf duyulsa da, bana müziğin bendeki anlamını çağrıştırdığından, dostluğu, paylaşmayı, birlikte uyum içinde ses çıkarmayı ifade ettiğinden, kendi şarkılarımı ve müziğimi bu lakapla sunmak istedim.

‘Kırıldı Vazo’ yeni şarkın, karantina günlerinden çıkan bir şarkı mı, nedir ‘Kırıldı Vazo’nun hikayesi? Biraz klişe bir soru ama kırılan bir vazo yeniden eski haline döner mi?

‘Kırıldı Vazo’yu karantinadan çok evvel yazmıştım. İnsan büyüdükçe duygularını yaşayış yoğunluğu değişiyor. Bu şarkı da “Aşkta da biraz böyle mi acaba? Kırılıp yıkılarak azalarak mı gidiyoruz? Sevmek duygusu seyreliyor mu?” diye soran saf bir sitemin abartısı. Kırılan vazo kesinlikle eski haline dönmez. Ortalığı epey de dağıtır. Fakat insan büyüdükçe anlıyor ki, asıl mesele vazo değil, vazo kırıldıktan ve yerler süpürülebildikten sonra boş kalan rafın asıl anlamını değerlendirebilmek. O rafta bir vazo olmasını cidden istiyor muydun? Ya da artık bunu istiyor musun? O rafın boş hali seni eksik hissettiriyorsa oraya illa bir vazo da koymak zorunda değilsin, belki bir kitap da koyabilirsin. Keşke çok emek vererek yaptığımız ve en yüksek raflara koyduğumuz kristal vazolar düşüp kırılmasalar, evet. Ama gerçek hayatta, şarkının vazoya yaktığı ağıttan daha güçlü bir mesaj var: Bir işi ya da bir insanı sevmek istersen, ona emek vermek istersen, ihtimalleri de ellerin kalbinde kucaklayacaksın. Bu sevginin ve emeğin, dolayısıyla hayatın en güzel yanı, belki de bu riski almaya gönüllü olabilme gücün olacak. “Ben bunu severim”, “Ben bunu yaparım.” diyebilme lezzeti. Yaptığın vazolar, resimler, kitaplar, biblolar o raftan aşağı yüz kere de yuvarlansa, yine de yenisini koyabilecek ve rafını her kırılışta daha yükseğe çıkarabileceksin. Nazım Hikmet geliyor bu noktada aklıma: “Ölmekten korktuğun halde, ölüme inanmadığın için. Yaşamak yani, ağır bastığından”.

Can Ozan’la söylediğin ‘Seni Gördüm Rüyamda’ şarkısını dinlemelere doyamıyorum. Can Ozan gibi birçok isimle ortak projelerin de var. Bu ortak çalışmaları özellikle mi istiyorsun yoksa biraz öyle mi denk geliyor? Seni bireysel olarak yaptığın çalışmalarda daha çok dinleme imkanı bulacak mıyız? Belki de yeni ortak bir çalışma vardır, var mıdır?

Müzikle uğraşmanın en güzel yanı duyguları ve tutkuyu sevdiğin arkadaşlarınla ve dinleyiciyle paylaşmak. Can Ozan çok tutkulu ve başarılı bir müzisyen. Sözü müziği ona ait olan ve birlikte söylediğimiz ‘Seni Gördüm Rüyamda’ epey ses getirdi. Etrafımda birçok müthiş şarkı yazarı, müzisyen, prodüktör var, bu bakımdan kendimi şanslı hissediyorum. Elbette yıllar içinde, samimi ve açık iletişimle, gerçekten inanarak işler yapmakla büyüyen beslenen bir çevre oluyor bu. Ahmet Ali Arslan’la birlikte benim eski şarkılardan ve onun yeni yazdığı şarkılardan kaydetmeyi planlıyoruz yakında. Ayrıca Vera ile bir düet geliyor bu yaz. Bireysel olarak yaptığım çalışmalar da devam ediyor, klipli bir ‘Çok Eski Bir Şarkı’ geliyor yakında Avrupa Müzik’le.

Yazının Devamını Oku