GeriSerhat TEZCAN Hedeflerimiz değil planlarımız saptı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hedeflerimiz değil planlarımız saptı

Yaptıkları tanıtım çalışmalarından dolayı 2020’den umutlu olan turizmciler, ilk iki aydaki iyi performansın ardından pandemi nedeniyle düşüşün başladığını aktardı. Kent için belirlenen turizm hedeflerinde herhangi bir sapma olmadığını belirten turizmciler, planlarda bir takım aksaklıkların yaşandığını açıkladı. Kış dönemi için de iyimser yaklaşan turizmciler, Uludağ’ın ağırlıklı yerli turist potansiyeli olduğuna değinerek, yeterli doluluğa erişebileceğini savundu.

 

Hedeflerimiz değil planlarımız saptıTÜRKİYE Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Eker, dünya genelinde bir sorun yaşandığını hatırlatarak, Bursa’nın da bu süreçten etkilendiğini söyledi. Bursa için Körfez Ülkeleri ve Arap pazarının önemli olduğunu ifade eden Eker, o bölgelerde de tedbirler neticesinde giriş-çıkış yasaklarının sürdüğünü kaydetti. 
Ülkelerin kendi vatandaşları, çalışma izni ve oturma izni olanlar ile iş nedeni ile seyahat edenlerin yolculuk yapabildiğini söyleyen Eker, “Turizm seyahati sadece Antalya Bölgesi’ne var. Onun dışındaki şehirlerde turizm sezonu açılmadı. Maalesef bu hedeflerimizi etkileyen bir durum. Zaten bu sene yeterli potansiyel olmadığı için otellerin yarısından çoğu da açmadı. Pandemi bitmediği sürece açılmaz. Artık beklentimiz gelecek yaz ayında” diye konuştu.

DİKKAT ETMEMİZ GEREKİYOR

Turizmden gelecek yaz dönemine kadar çok fazla beklentilerinin olmadığını yineleyen Eker, “Aslında beklememek doğru. Belki daha sıkı tedbirler alınsa, gelecek yılı kurtarabilecektik. Şimdi gelecek yıl da tehlikeye giriyor. Halk olarak dikkat etmemiz gerekiyor. Turizm olarak 3-5 ay belki iş yapamayacağız ama önümüzdeki yıl yapabiliriz. Dünya Hava Yolları Birliği tarafından yapılan bir açıklamada turizmin 2023 yılından önce eski duruma dönmeyeceği ve eski doluluklara ulaşmayacağı öngörülüyor. Bursa da tüm dünyanın etkilendiği gibi bu durumdan etkileniyor” dedi.

İÇ PAZAR ULUDAĞ’I DOLDURABİLİR

Sağlıkçılarla yaptıkları görüşmelerde aşı veya ilaç bulunmadığı sürece bu işin önümüzdeki yaza kadar devam edeceği öngörüsü bulunduğunu ifade eden Eker, kış turizminde de bu durumun yaşanabileceğini kaydetti. Ağırlıklı olarak iç pazara yönelik olduğu için Uludağ’ın belli bir doluluk oranını yakalayabileceğine değinen Eker, “Mesela Antalya’da Temmuz ve Ağustos ayında bir doluluk oldu. İç turizmin de etkisi oldu. Uludağ’da otel sayısı az olduğu için dolabilir. Uludağ, daha çok iç pazar ile doluyor. Belki bir avantaj olabilir” diye konuştu.

BAZI OTELLER SINIFTA KALDI

Otellerin bu süreçten başarılı çıktığını vurgulayan Eker, otellerle ilgili olumsuz bir durum duymadığını belirterek, iyi bir sınav verdiklerini savundu. Turizmcilerin kendilerini ispatladığını söyleyen Eker, “Uçaklarda, otellerde alınan önlemlerde bir sıkıntı çıkmadı. Ancak hizmet sektöründe bazı alanlar, çok iyi sınav veremedi” dedi.

MASKE, MESAFE, HİJYEN

İlerleyen dönemde maske, mesafe ve hijyen kurallarına herkesin uyması gerektiğinin altını çizen Eker, bunun topyekün bir mücadele olduğunu vurguladı. Tüm dünyanın uyması gereken ortak bir savaş verildiğini dile getiren Eker, “Herkesin maske, mesafe, hijyen kuralına uyması gerekiyor. Bunun dışında yapacak bir şey yok. ‘Rusya’yı Almanya’yı ziyaret edelim. İkna edelim’ yaklaşımının çok bir etkisi olmuyor bu süreçte. Dikkat edilmediği sürece bulaş riski yüksek” dedi.

DÜNYANIN NE KADARI AŞILANACAK?

Koronavirüsün ne zaman biteceğinin belli olmadığını vurgulayan Eker, bununla yaşamaya alışılması gerektiğini kaydetti. Korunma standartlarını yükseltmenin önemine işaret eden Eker, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sağlık önemli, ekonomi de önemli. Fuarlar yapacağız ama maske, mesafe ve hijyene dikkat ederek, nasıl fuarlar yapabileceğimizi veya tatillerimizi maske, mesafe ve hijyene göre nasıl daha iyi yapabileceğimiz konusunda çalışmalar yapmamız gerekiyor. Bunu da neden yapmamız lazım? Çünkü bu virüsün ne zaman biteceği belli değil. Aşı bulunsa 2 ay mı? 3 ay mı etki edecek? Bir yıl mı? Belli değil. Dünyanın ne kadarı aşılanacak? Belli değil. Bir de her yıl sars, ebola gibi virüsler çıkıyor. Aşısı bulunsa da iki yıl sonra başka bir salgının çıkmayacağının garantisini veremiyor kimse. O yüzden bundan sonraki dünya düzeninde tüm sektörlerde koronavirüs ile yaşamaya alışmalı. Bulaşa rağmen hayatı devam ettirmenin yöntemlerini geliştirmeliyiz.”

RİSKLİ ÜÇ KİŞİYİ FUARA ALMADIK

Bu süreç içerisinde fuar organizasyonu yaptıklarını hatırlatan Eker, HES kodu uygulaması gerçekleştirdiklerini anlattı. Aynı zamanda Sağlık Bakanlığı’nın sitesinden HES numaralarını da taradıklarını açıklayan Eker, “Üç kişiyi yüksek riskli gördüğümüz için fuar alanına almadık. Herkes maskesini taktı. Hijyen kurallarına uydu. Sorun yaşamadık. TÜRSAB olarak İstanbul’da güvenli toplantı örneği düzenledik. Ciddi önlemler aldık. Onun üzerinden bir haftadan fazla zaman geçti. Toplantıdan dolayı bulaş olmadı. Dolayısıyla koronavirüs ile birlikte her alanda yaşamaya alışmamız lazım” diye konuştu.

Hedeflerimiz değil planlarımız saptı

İLK ÜÇ AY OLUMLU GEÇTİ

TÜRSAB Güney Marmara Bölgesel Yürütme Kurulu Başkanı Murat Saraçoğlu ise 2020’nin ilk üç ayının Bursa turizmi açısından oldukça olumlu bir havada seyrettiğini söyledi. Bursa’nın en çok geceleme yapılan iller arasında geldiğini belirten Saraçoğlu, “Yabancılar; 155,7 bin geceleme ile yer alıyordu. Yerli ziyaretçilerin en çok geceleme yaptığı iller arasında 725,9 bin geceleme ile geliyordu. Yerli ve yabancı toplam ziyaretçilerin en çok ziyaret yaptığı iller arasında 881,6 bin geceleme ile dördüncü sırada yer almaktaydı” dedi.

HAZİRAN VE AĞUSTOS’TA ARTIŞ OLDU

Nisan ayı başından itibaren seyahat kısıtlamaları, uluslararası ve şehirlerarası ziyaretlerin olmaması, otellerin kapanması, tur ve transferlerin ertelenmesi durumlarının yaşandığını anımsatan Saraçoğlu, bu gelişmelerle birlikte turist ve geceleme sayısında nerdeyse sıfır noktasına ulaşıldığını söyledi. Haziran ayının ortalarına doğru küçük hareketliliklerin başladığını ifade eden Saraçoğlu, Ağustos ayı içerisinde biraz daha artış olduğunu ekledi.

HEDEFLERİMİZİ BÜYÜTTÜK

Bursa için belirlenen hedeflerde herhangi bir değişiklik olmadığını açıklayan Saraçoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2020 yılı içerisinde yapacağımız yerli ve yabancı tanıtım etkinliklerinden tarihsel sapmalar oldu. Örneğin, gastronomi turizmini geliştirmek ve Bursa’yı bu alanda öne çıkarmak için planladığımız ulusal gastronomi festivalini önümüzdeki yıllara ertelemek zorunda kaldık. Yine önemle üzerinde durduğumuz ve bu sene gerçekleştirmeyi planladığımız ‘Herkes kendi şehrinin bir günlük turisti olsun’ organizasyonumuzu da ertelemek zorunda kaldık. Nisan sonu Mayıs başı gibi Alman turizm gazetecileri ve önemli tur operatörlerini kentimizde misafir edip, 3 gün boyunca tanıtım faaliyetleri yapacaktık. Bu organizasyonumuz da gerçekleşmedi. 2020 yılından başlamak üzere hedef koyduğumuz Fransa, Belçika, Polonya ve Hollanda’da gerçekleştireceğimiz Bursa Tanıtım Günlerimiz’i de yapamadık. Şubat ayında gerçekleştirdiğimiz Stuttgart/ Almanya CMT Fuarı eşliğinde yapılan etkinlikte olumlu geribildirimler almış ve planlamalarımızı bu doğrultuda yapmıştık fakat pandemi süreci tüm planları bozdu. Buna benzer birçok etkinlikleri bu süreçten dolayı mecburen ileriki tarihlere almak zorunda kaldık. Fakat her kriz bir fırsat yaratır anlayışıyla hedeflerimize yeni alanlar kattık ve hedefimizi biraz daha büyüttük diyebiliriz.”

KIŞ TURİZMİ İÇİN İYİMSERİZ

Kış turizmi konusunda iyimser düşündüğünü aktaran Saraçoğlu, geçen seneye oranla Uludağ’a gelecek yerli ve yabancı ziyaretçiler ile geceleme sayılarında düşüş olmasının normal bir ihtimal olacağını kaydetti. Ancak sezonun açılacağı 15 Aralık’a kadar olumlu yönde birçok değişikliğin yaşanacağını ifade eden Saraçoğlu, insanların güven duyarak, kış sporlarını yapacaklarını söyledi.

TEDBİRLERDE ULUSLARARASI ALANDA ÖNDEYİZ

Devlet yetkilileri tarafından yeteri kadar tedbir alındığını söyleyen Saraçoğlu, güvenli seyahat, güvenli konaklama ve hijyen sertifikaları konusunda ciddi çalışmalar yapıldığını anımsattı. Sektörel denetimlerin sürekli yapıldığını anlatan Saraçoğlu, “Bu konuda uluslararası alanda öndeyiz ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından da bu konu teyit edildi” dedi.

BURSALILAR YAKIN YERLERİ TERCİH ETTİ

Bursalılar’ın yaz tatili tercihleri ile ilgili açıklamalarda da bulunan Saraçoğlu, Ege ve Akdeniz’de daha çok butik otellere gittiklerini söyledi. Genellikle hafta sonu konaklamalar ve kısa süreli tatil yaptıklarını belirten Saraçoğlu, “Bursa halkı bu sene, daha çok yaz tatili için yakın lokasyonları tercih etti. Konaklamada Bodrum, Marmaris, Antalya ve çevresi, Ayvalık, Çeşme, Alaçatı, Bozcada, Sapanca revaçta olan tatil beldeleri oldu. Günübirlik turlar ve tekne turları, artış gösterdi. Dikili bu dönemde yeni destinasyon olarak rağbet gördü” dedi.

X

Enerji sorunu çıktı sanayide şartel indi

Enerji konusunda sıkıntı yaşayan organize sanayi bölgelerindeki fabrikalar, üretimini durdu. Yaşanan süreci iş dünyası temsilcileri ile konuştuk. Mevcut durumu, oluşabilecek problemleri ve önümüzdeki dönemde neler yapılabileceği konusunda önerilerini aldık. İşte OSB’lerde yaşanan durum…

Doğal gaz ve elektrik arzında yaşanan sorunlar nedeniyle pazartesi gününden itibaren organize sanayi bölgelerinde (OSB) kısıtlı miktarda enerji kullanılıyor. Bu süreçte üretim yapılamazken, ekonomik anlamda önemli kayıplar meydana geldi. Taahhütlü iş yapan firmaların ihracat konusundaki problemleri öne çıktı.
Elektrik kesintilerinin 3 gün süreceği yönünde bilgi aldıklarını belirten iş dünyası temsilcileri, sürecin uzamasından endişe ediyor. Enerji sorununa karşı çözüm önerisinde bulunan sektör temsilcileri, her OSB’nin kendi enerjisini üretmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının desteklenmesi ve gazın depolanabileceğini söylüyor.

ENERJİ POLİTİKALARI SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜMEYİ DESTEKLEMELİ

Dünya genelinde enerji sektöründe önemli gelişmeler yaşandığına dikkat çeken Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, “İran’ın doğal gaz iletim hattında meydana gelen arıza nedeniyle uygulanmaya başlanan gaz kısıtlaması ve planlanan elektrik kesintileri, Bursa başta olmak üzere ülkemizin üretim merkezlerini olumsuz etkilemektedir. Bu konuya ilişkin Sanayi ve Teknoloji Bakanı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ile yaklaşık 3 saat süren bir toplantı gerçekleştirdik. Yürütülen diplomasi trafiği ve yapılan çalışmalarla enerji akışının en kısa sürede normal seyrine dönmesini ve üretimin kesintisiz olarak süreceğine inanıyorum. Bununla birlikte ülkemizin enerji politikaları kapsamında sürdürülebilir büyümeyi destekleyecek yatırımların da ivedilikle yapılmasını bekliyoruz” dedi.

DOĞAL GAZ ÜRETİMİNİN YÜZDE 40 AZALTILMASI TALEBİ GELDİ

Yaşanan süreç ile ilgili bilgi veren Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB) Yönetim Kurulu Başkanı Erol Gülmez, “Geçen hafta Perşembe Günü İran’daki bakım ve arızadan dolayı doğal gaz kesintisi olacağı söylendi. Cuma sabahından itibaren vanayı kapatacağı ifade edildi ve BOTAŞ’tan sanayilerdeki doğal gaz tüketimimizin yüzde 40 azaltılması talebi geldi. Bu teknik olarak mümkün olmayan bir şeydi. Bir firmaya gazını verdiğiniz müddetçe yüzde 40 az kullanın diyemiyorsunuz” diye konuştu.

Yazının Devamını Oku

Enerji verimliliği başarıyı getirdi

Ocaktaki yanma kaybını en aza indirmek için proje geliştiren Can Metal, BEBKA desteğinden faydalanarak, enerji verimliliği sağladı. Bu sayede rekabet avantajını artıran şirket, yıllar içerisinde büyümesini sürdürdü. Proje öncesinde tamamen iç piyasaya çalışan Can Metal, bu yıl ihracat hedefini toplam cirosunun yüzde 40’ı olarak belirledi. İstihdam oranını da o günden bu yana 6 kat arttırdı. Ürün çeşitliliğine yönelmeyi istediklerini açıklayan Can Metal Genel Müdürü Ümit Semerci, “İhracata daha fazla ağırlık vererek, yeni ürün ve pazarlarla büyümeyi planlıyoruz” diye konuştu.

PROJE YAPTILAR BÜYÜDÜLER

Temel amacı kamu kesimi, özel sektör, sivil toplum ve üniversiteler arasındaki koordinasyon ve işbirliği sağlayıp, bölge içi gelişmişlik farklarını azaltmak olan Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) ile Hürriyet Bursa yeni bir çalışmaya başlıyor.
İşbirliğinin amacı ise işletmelerin alanlarında geliştirdikleri projelerle nereden nereye geldiklerini gösterip, farkındalık yaratmak.
Bu kapsamda BEBKA’dan destek almış firmalar Hürriyet Bursa sayfalarında boy gösterecek. Firmalar, hayata geçirdikleri projelerde fikrin nereden doğduğunu, uygulamada ne aşamalardan geçtiklerini, projenin işletmeye sağladığı katkıları anlatacak.

 

Yeşilova Holding bünyesindeki şirketlerden birisi olan Can Metal, 2007 yılında kuruldu. Holding bünyesinde otomotive parça üreten diğer şirketlerin alüminyum enjeksiyon alanındaki ihtiyacının buradan karşılanması planlanıyordu. Piyasadan ürün tedarik ederken, yaşanan sıkıntılar, bu şirketin kurulmasında etkili oldu. Faaliyete geçmesi ile toplam üretim kapasitesinin yüzde 80’i holding bünyesindeki diğer şirketlere gönderilmeye başladı.

Yazının Devamını Oku

Keles’te hedef yavaş şehir

Keles Belediye Başkanı Mehmet Keskin, baştan beri stratejilerinde kırsal turizm ve devamında da ‘Slow City’ çalışmasının bulunduğunu belirterek, “Çünkü bizim memleketimizin fabrika kuralım, burada insanlar ekmek sahibi olsunlar’ gibi bir şansı yok. Bakınca çok verimli tarım arazilerimiz de yok. Onun için kırsal turizmi canlandırmak istiyoruz. Bu noktada ‘Slow city’ müracaatımız olacak” dedi.

Keles Belediye Başkanı Mehmet Keskin, 4 Nisan 2019’da göreve başladığını hatırlatarak, bu tarihten itibarin kanalizasyon işlerinin bittiği yerlerin üst yapı çalışmalarına odaklandıklarını söyledi. Kaldırım ve parke taşlarının döşediklerini ifade eden Keskin, “Bu taşların hemen hemen tamamını döşedik. Merkezde 5 bin metrekare bordür, kaldırım için taş aldık. Görev geldiğimizde birçok yerin üst yapı çalışması yapılmamıştı. Yaklaşık 700 bin lira masrafımız oldu” diye konuştu.
Daha önce Akçapınar’da 3 katlı ihalesi yapılmış köy binası bulunduğunu hatırlatan Keskin, bunun sözleşmesinin eksik olduğunu hatırlatarak, tamamladıklarını açıkladı.

ÇÖREK OTU PARA GETİRİYOR

Yazıbaş Mahallesi’nde çörek otu diktiklerini belirten Keskin, “Bunu ayıklama noktasında İl Tarım Müdürlüğü’nden makine temin edilmişti. Birkaç senedir atıl duruyordu. Onun binasını yaptık. Orada da vatandaşlarımız çörek otunu ayıklayabiliyor ve daha güzel fiyata satabiliyor” şeklinde konuştu.
Köylerde tuvalet, cami, fırın gibi işlerin devlet-millet işbirliği ile gerçekleştiğini söyleyen Keskin, buraya malzeme desteği yaptıklarını açıkladı. Bazı yerlerde kendi elemanlarıyla çalıştıklarını dile getiren Keskin, “İki mahallede binamız vardı. Çatılarını düzenledik. Yaklaşık 2 milyon TL yatırım gerçekleştirdik. BUSKİ ile işbirliği yaparak, Kocayayla’nın altyapısını değiştirdik. Geçen sene gelen, giden kalabalık olunca altyapı yetersiz kaldı. BUSKİ malzemelerinin büyük bölümünü verdi. İşçiliği kendi çalışanlarımız ile yaptık” dedi.
Kocayayla’da Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan çadırların yer aldığını anımsatan Keskin, iskeletlerini sağlamlaştırdıklarını açıkladı. Üstlerine branda yerleştirdiklerini ifade eden Keskin, “Islanmaması gerekiyordu. Ümit ediyoruz ki onlar rutubet almayacak ve sağlıklı şekilde turizme açmış olacağız” diye konuştu.

SLOW CITY ADIMLARIMIZ OLACAK

Baştan beri kırsal turizm ve devamında da ‘Slow City’in stratejilerinde yer aldığını açıklayan Keskin, “Çünkü bizim memleketimizin ‘’Fabrika kuralım burada insanlar ekmek sahibi olsunlar’ gibi bir şansı yok. Bakınca çok verimli tarım arazilerimiz de yok. Onun için buralarda kırsal turizmi canlandırmak istiyoruz. Bu noktada ‘Slow City’ müracaatımız olacak. İnceleme gezileri yaptık. Bu noktada adımlarımız olacak” diye konuştu.

Yazının Devamını Oku

Vişne caddesi’nin çehresini firmaların başarısı değiştiriyor

Daha önce sadece iç pazar odaklı üretim yapan firmaların, kavuştukları yeni vizyonlarıyla artık uluslararası pazarların en önemli aktörleri arasında yer almayı hedeflediğinin altını çizen BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, “Bebe, çocuk konfeksiyonu firmalarımızın örnek başarıları, sektörümüzün kümelendiği Vişne Caddesi’nin çehresini de değiştiriyor. İşletmelerimizin artan ticaret potansiyeli, üretim alanlarının modernizasyonundan vitrin düzenlemeleri ve showroom alanlarına kadar her alanda güçlü bir şekilde hissediliyor” dedi.

 


Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Kuş, rekabet gücü yüksek şehirlerin dünya ekonomilerine yön verdiği bir dönemin yaşandığını vurguladı. Dünyada artık ülkelerden çok şehir ekonomilerinin yarış içinde olduğuna dikkat çeken Kuş, “Bizler de Bursa iş dünyası olarak kentimizi dünya ile rekabette avantajlı bir konuma taşımak istiyoruz. Bu noktada otomotiv, tekstil, gıda ve kimya gibi sektörlerle birlikte köklü bir üretim geleneğine sahip olduğumuz bebe-çocuk sektöründe de firmalarımızın mevcut potansiyelini geliştirmek büyük önem taşıyor” dedi.

YÜZDE 80’İ BURSA’DAN

Türkiye’de bebe-çocuk konfeksiyonu sektöründe toplam üretimin yüzde 80’ini tek başına Bursa tarafından karşılandığını dile getiren Kuş, “Ticaret Bakanlığımızın destekleri ve BEKSİAD ile işbirliğinde yaklaşık 5 yıl önce başlattığımız çalışmalarla firmalarımızın ihracat odaklı dönüşümüne liderlik ederken, sektördeki işletmelerimizi de uluslararası rekabete hazırlıyoruz. Bu kapsamda 100’e yakın firmamızın kümelendiği 3 Uluslararası Rekabeti Geliştirme Projesi (UR-GE) geliştirdik. Firmalarımız için UR-GE faaliyetleri ile başta Rusya, ABD, Polonya, İran, Fas, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan gibi farklı coğrafyalardaki ülkeler olmak üzere dünyanın dört bir yanında yurt dışı pazarlama etkinlikleri gerçekleştirdik. Bursa’da düzenlediğimiz ikili iş görüşmeleri (B2B) organizasyonlarıyla da firmalarımız, yüzlerce ülkeden iş insanını üretim tesislerinde ağırlama ve ticaretini geliştirme fırsatı buldu” diye konuştu.

İHRECET HER YIL ARTIYOR

Sektörde moda ve trendleri belirleyen Junioshow Fuarları’nın da firmaların büyüme hedeflerinde önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Kuş, tüm bunların sonucunda da sektörtün, her sene ihracat rakamlarını kademeli olarak artırdığına dikkat çekti. Daha önce sadece iç pazar odaklı üretim yapan firmaların, kavuştukları yeni vizyonlarıyla artık uluslararası pazarların en önemli aktörleri arasında yer almayı hedeflediğinin altını çizen Kuş, “Bebe, çocuk konfeksiyonu firmalarımızın örnek başarıları, sektörümüzün kümelendiği Vişne Caddesi’nin çehresini de değiştiriyor. İşletmelerimizin artan ticaret potansiyeli, üretim alanlarının modernizasyonundan vitrin düzenlemeleri ve showroom alanlarına kadar her alanda güçlü bir şekilde hissediliyor” dedi.

BURSA BÜYÜRSE TÜRKİYE BÜYÜR

Yazının Devamını Oku

Esnafın talebi çok

Vişne Caddesi’nde faaliyet gösteren esnafa gördükleri eksikleri ve beklentilerini sorduk. Müşterilerinin ulaşım konusunda sıkıntı yaşadıklarını aktaran esnaf, Yenişehir Havaalanı’nın dış hatlar kısmının aktif hale gelmesini istedi. İstanbul’dan gelen müşterilerinin de bulunduğunu hatırlatan esnaf, Mudanya’dan bölgeye ulaşım sağlayacak servis talebinde bulundu. Ayrıca bölgeye otel, AVM ve kafelerin yapılmasını, çöp konteynerleri ile ilgili düzenleme, elektrik ve internet altyapısında yaşanan sorunların çözümü ile dilencilere önlem beklentilerini sıraladılar.

MÜŞTERİ PAHALILIKTAN ŞİKAYETÇİ

Kids Gold Mağaza Sorumlusu Süleyman Caneri:
Dış piyasaya çalışıyoruz. Ağırlık Orta Doğu olmak üzere dünyanın 40 farklı ülkesine ihracat yapıyoruz. Bebe elbisesi, tek tişört, elbise, pantolon, ikili penye takımı üretiyoruz. Yaklaşık 10 senedir de bu bölgedeyiz. Üretimimiz de var. Müşterilerimiz fiyat pahalılığından şikâyetçi. Doların düşmesi gerekiyor. Pandeminin de kalkması lazım.

IŞIKLANDIRMA OLMALI

Caddeye ışıklandırma yapılmalı. Burada milyon dolarlar dönüyor. Tabelalarda yabancı isimler yazılması gerekiyor. Burada bir adet otel bulunuyor. Onun kapasitesi de belli. Onun için yeterli olmuyor.

CADDEYİ ARAPLAR GÖTÜRÜYOR

Cadde Junior Kids Baby Mağaza Müdürü Kemal Kahraman:

Yazının Devamını Oku

Bölgeye estetik dokunuş bekliyorlar

BEKSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Yıldız, bölgede hurdalıklar ile ilgili düzenleme yapılmasını, dikey ve yatay caddelerin açılmasını ve estetik dokunuşlar beklediklerini belirterek, “Bölgemiz daha temiz ve estetik olabilir” dedi.

Bebe Çocuk Konfeksiyon Sektörü Sanayici ve İşadamları Derneği (BEKSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Yıldız, kuruluş aşamasında 30 kişi ile yola çıktıklarını hatırlatarak, bugün 250 üyeye ulaştıklarını kaydetti. Bölgede 3 binin üzerinde firmanın bulunduğunu ifade eden Yıldız, “Bu da 80 bin istihdama tekabül ediyor. Türkiye’de çocuk konfeksiyon üretiminin yüzde 70 – 80’ini Bursa üretiyor. Bunun yüzde 60’ını da yurtdışına satıyoruz. Dünyanın 5 kıtasına ihracatımız var. Pergeli Türkiye’nin ortasına koyduğumuzda, komşularımızın tamamına yoğun ihracatımız bulunuyor. 60 ülkeden de bölgeye alım için insanlar geliyor” dedi.

Bölgenin gelişmesi için BTSO ile ortak çalışmalarının olduğunu ve bunun büyük katkısını gördüklerini dile getiren Yıldız, “URGE çalışmaları firmalarımızın dünyaya açılması ve bölgemizin dünyaya tanıtımında çok büyük rol üstlendi. Bizim 2 URGE’miz var. Aynı sektörde URGE yapan tek sektörüz. Şu anda toplam 100 firmamız URGE desteklerinden istifade etti. Teşvik ile fuarlarımızı başlattık. Son iki fuar pandemi ile gerçekleşmese de yılda iki defa fuar düzenliyoruz” diye konuştu.

Zaman içinde bir takım değişiklikler yaşadıklarını belirten Yıldız, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ile de bölgenin daha güzel olması için fikir alışverişinde bulunduklarını kaydetti.

HURDALIKLARLA İLGİLİ DÜZENLEME YAPILMALI

Yaşadıkları problemlere de değinen Yıldız, “Birçok problemimiz var. En büyüğü hurdalıklar. Onlar da birer esnaf ama bir çözüm bulunmalı. Ya yer gösterilsin, ya da çeki düzen verilsin. 10 yıldır talebimiz var. Her belediye başkanı, valiye söylüyoruz. Dosyaları tutuyorlarsa birikmiştir. Öncelikli sorunumuz hurdalıklar. Kaldıramıyorsak, bunların önüne setler yapıp, reklam tabelası konabilir. Görüntü kirliliği yok edilebilir” diye konuştu.

AÇILMAYAN YOLLAR VE ÇÖP KONTEYNIRLARI

Yazının Devamını Oku

Vişne Caddesi arka mahalle görüntüsünden kurtulmalı

Vişne Caddesi, kentin katma değeri en yüksek caddelerinden birisi… 3 binden fazla işletme faaliyet gösteriyor, 60 ülkeden ziyaretçi alışveriş için geliyor. Elde edilen ihracat milyon dolarlarla telaffuz ediliyor… Geçmiş yıllara nazaran çevrede ve mağazalarda iyileşme olsa da genel itibariyle arka mahalle görüntüsünden kurtulması gerekiyor. Peki bunun için ne gibi değişiklikler yapılmalı?

DÜNDEN BUGÜNE
VİŞNE CADDESİ

Vişne Caddesi sahip olduğu potansiyeli ile kente önemli oranda katma değer sağlıyor. Ancak bunun karşılığında hak ettiği ilgi ve değeri görüyor mu? Hürriyet Bursa olarak bölgeyi mercek altına aldık. Bölgenin durumu nasıl? Ne yapılıyor? Nasıl bir değer ortaya konuyor? Eksiklikleri neler? gibi soruların yanıtları için birçok kesimin görüşlerine yer verdik. Değerlendirmeyi okurlarımızın yorumuna bıraktık. İşte Vişne Caddesi’nin durumu…

 

Vişne Caddesi’nde e yaklaşık 20 yıl öncesine kadar kara tezgah olarak bilinen makinelerle tekstil ürünleri üretiliyordu. İmalat, yurtiçi ve yurtdışına satılıyordu. İşletmelerdeki makineler büyük olduğu için faaliyet gösterilen üretim alanları da geniş ve sağlamdı. Bunun yanı sıra bulundukları cadde de büyüktü. Lokasyon olarak kent merkezine yakın olması avantajdı. Büyüyen ve gelişen kentin istediğiniz bölgesine ulaşım rahattı. Bu nedenle tercih edilen bir bölgeydi.

GÜNDEME BAĞLI DEĞİŞİMLER

Ekonomide ve dünyadaki gelişmelere bağlı olarak burada da değişiklikler oldu. Faaliyet gösteren işletmelerden bazıları büyüyüp, organize sanayi bölgelerine taşındı. Bazıları ise dünyadaki gelişmelere ayak uyduramayarak, kapısına kilit vurdu. Sonrasında da bazı işletmeler boş kaldı ve değişim başladı.

Yazının Devamını Oku

Her türlü üretim seferberliğine hazırız

Fatih Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde üretilen cerrahi maskeler, okul yönetimi koordinasyonunda, hafta sonu da dahil olmak üzere öğretmen, öğrenciler ve personelin gönüllü çalışmaları ile ortaya konuyor. Okul Müdiresi Ayşe Korkmaz, “Yenilenmiş donanımlarımız ve atölyelerimizle; bundan sonra da ülkemiz adına olabilecek her türlü üretim seferberliğinde kendimizi hazır hissediyoruz” diyor.

Fatih Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Okul Müdiresi Ayşe Korkmaz, okulda cerrahi maske ürettiklerini açıkladı. Üretimin Moda Tasarım Teknolojileri Alanı bünyesinde gerçekleştirildiğini belirten Korkmaz, üretimde öğretmen, öğrenci ve personellerin gönüllü görev aldığını dile getirdi. Okulun döner sermaye işletmesi bulunduğunu da belirten Korkmaz, “Yasal sınırlama gelene kadar bu çerçevede satışlar yaptık. Ağırlıklı olarak işletmelerden talepler geldi” diye konuştu.
Üretime 18 Mart 2020 tarihinde başladıklarını anımsatan Korkmaz, “Tüm dünyada ve ülkemizde salgın ile ilgili gelişmeleri gördükçe öncelikle; ‘Biz neler yapabiliriz?’ düşüncemiz oluştu. Basında Mesleki Teknik Eğitim Genel Müdürlüğüne bağlı diğer meslek liselerinde dezenfektan üretimi gibi örnek çalışmalar yapıldığını gördük. İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz vasıtası ile de maske ve tulum konusunda da yoğun ihtiyaç olduğu haberini aldık. Kendi imkanlarımızı gözden geçirerek, maske üretimini başarabileceğimize karar verdik. Bu anlamda Bursa, Eskişehir, Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) desteğinin ne kadar yerinde ve zamanında oluştuğuna sevindik. İl Milli Eğitim Müdürlüğü önderliğinde, ilimizdeki diğer meslek liseleri ile koordineli olarak malzeme araştırmalarını yaptık ve üretimleri planladık. Ülkemizin bu süreci en az hasarla atlatabilmesi adına hafta sonları dahil özverili bir çalışma temposuyla üretimlerimizi sürdürmekteyiz. Atölyelerimizde üretilen maskeler; sağlık çalışanlarımızın kullanımına sunuluyor” dedi.

ZORLUKLAR AŞILDI

Başlangıçta hammadde temin etme konusunda zorluklar yaşandıklarını belirten Korkmaz, yaşanan zorlukları İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve okulların dayanışma içindeki çalışması ile aşıldığını ve tüm malzemelerin temin edildiğini kaydetti. Yarı mamul maskelerin temininden sonra, lastik ve telleri dikerek ürünü oluşturduklarını ifade eden Korkmaz, düzenli olarak günde 400 adet maske üretecek şekilde ekibi organize ettiklerini açıkladı.

HİBE VE DESTEK ALDIK

Üretim sürecinin BEBKA ile bağlantılı olduğunun altını çizen Korkmaz, “BEBKA’nın 2019 Yılı Mesleki Eğitimin Geliştirilmesi Mali Destek Programı kapsamında hibe alınan, projelendirilmiş bir bütçe ile donanımlarımızı sağladık. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile BEBKA’nın teknolojik, güncel üretimler yapabilmemiz için sunduğu bu fırsatı değerlendirdik. Dikiş makinelerimizi, ütülerimizi ve çalışma ortamlarımızı teknolojik olarak yeniledik. Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB), Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve kurumsal ortaklarımızla bağlantılarımız da oldu. Bursa tekstil sektörünün önde gelen firmaları da proje iştirakçilerimiz olarak Covid 19 ile mücadele amaçlı üretimlerimizde sürekli arayarak, ihtiyaçlarımızı sormuş ve destek amaçlı iyi niyetlerini belirttiler” diye konuştu.

ÖĞRENCİLERİMİZ PROJE HAZIRLAMANIN ÖNEMİNİ ANLADI

Ürün tamamlandıktan sonra bunları, İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Sağlık İl Müdürlüğü ve Vefa Sosyal Destek Grubu’na gönderdiklerini açıklayan Korkmaz, “Alanlarıyla ilgili çalışmalara katkı sağlamaktan ve maske dikimini öğrenmiş olmalarından dolayı öğrencilerimiz çok mutlu oldular. Ayrıca BEBKA kapsamında yürüttüğümüz projemizin böyle anlamlı bir üretimde katkısını görünce, proje hazırlamanın anlamını ve önemini daha iyi anlayarak, motive oldular” dedi.

Yazının Devamını Oku

Sıfır araç arzı artarsa piyasaya denge gelir

Pandemi ile birlikte araç üretiminde sorunlar yaşandığını belirten 0 araç bayii yöneticiler, piyasada sıfır araç arzında sıkıntılar oluştuğunu dile getirdi. Bu durumun ikinci el araca talebi artırdığını söyleyen yöneticiler, kurlardaki artış ve araç arzının yetersiz olması nedeniyle fiyat artışlarının yaşandığını aktardı.

Sıfırda da ikinci elde de rekor satışın yaşanacağı bir yıl olacağını açıklayan 0 araç bayii yöneticileri, yeterli sıfır araç oranı ile piyasada dengenin sağlanabileceğini savundu. Sertepe Otomotiv, İnşaat, Tekstil, Sanayi, Ticaret A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Serkan Güler, ikinci el otomobilde en belirleyici noktanın araç bulunurluğu olduğunu belirterek, pandeminin etkisi ile çoğu markada sıkıntılar meydana geldiğini söyledi.
Araçlarda ÖTV ile ilgili yeni bir düzenleme yapıldığını hatırlatan Güler, satış matrahı 130 bin liranın altında kalan araçların yüzde 50, 130 bin TL’nin üzerindeki araçların yüzde 80’lik dilimde yer aldığını kaydetti. Modellerin yüzde 80’e çıkınca fiyatların da otomatik olarak arttığına işaret eden Güler, “O artış insanları ikinci ele yönlendirdi. İkinci ele bu kadar talep olunca fiyatları kısa zamanda yukarı çekmiş oldu. İnsanlar sattığı aynı aracı tekrar geri alamamaktan şikayetçi aslında. Kullanıcılardan da ‘Fiyatlar arttı, bu fırsat’ diye satan oldu ama ne yazık ki sattıkları fiyatta yeni araç alamadılar veya benzer bir otomobil alamadılar. Çok hızlı şekilde yükseliş gözlendi” diye konuştu.

TOPLU TAŞIMADAN BİREYSEL KULLANIMA

Pandeminin de sektörü etkilediğini savunan Güler, fabrikaların üretim hacimlerinin azaldığını veya bazı markalarda tamamen durdurduğunu kaydetti. Sıfır ve ikinci el araç piyasasında satışların yüksek sonuçlanacağını söyleyen Güler, “Sıfır otomobil satışında pazarın bu yıl 800 binlere dayanacağı planlanıyor. Son 3 ayda oldukça fazla araç geliyor. Pandemi başlangıcında itibaren yaklaşık 4 ay boyunca azalan sıfır araç arzı talebi karşılamayınca otomatikman talep ikinci ele kaymış oldu. İnsanların bireysel araç kullanma ihtiyacı da yükseldi. Pandemi döneminde toplu taşımadan bireysel araç alımına yöneldiler” şeklinde konuştu.

ARAÇ SAKLAMAK KİMSENİN İŞİNE YARAMAZ

İkinci el araç alacaklara tavsiyede de bulunan Güler, alacakları modelin sıfırını inceleyip, onun fiyatı ve olup olmadığına bakarak hareket etmeleri önerisinde bulundu. Bayilerin ve distribütörlerin araçları tuttuğu yönündeki iddiaları da kabul etmeyen Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:

Yazının Devamını Oku

Devlet sahada denetlemeli

İkinci el otomobil fiyatlarındaki tırmanış devam ediyor. Bu durumdan tüketiciler kadar, galericiler de rahatsız. Sektörden yararlanmak isteyen rant gruplarının piyasayı bozduğunu savunan Oto Galericiler Odası Başkanı Hakan Yanık, devletin sahada denetim yapması gerektiğini savundu. Türkiye Odalar Birliği Otomotiv Sektör Kurulu Meclis Üyesi Rasim Hazar ise 45 yıllık mesleki hayatı bulunduğunu hatırlatarak, daha önce böyle bir ortam yaşanmadığını kaydetti.

 Hürriyet Bursa ikinci el otomobil fiyatlarındaki tırmanışı araştırdı. İkinci el ve 0 km araç satıcılarıyyla görüşen Hürriyet Bursa, bu konuda rahatsızlıkları ve talepleri ilk ağızdan öğrendi.


Geçen yılın ikinci yarısından itibaren başlayan ikinci el otomobil fiyatlarındaki artış, ivmesini artırarak sürdürüyor. Yaşanan durumdan alım yapanlar kadar satış yapanlar da şikayet ediyor. Bazı modellerde yüzde 100 oranında artış gözleniyor. Kimi araçlarda ise ikinci el ile sıfır araç fiyatı aynı seviyede seyrediyor. Konuyla ilgili yaşananları sektör temsilcileri ile konuştuk. Bu durumun neden kaynaklandığını, piyasada dengenin nasıl sağlanabileceğini, fiyatlardaki çıkış trendinin devam edip etmeyeceğini, önümüzdeki yıl beklentilerini sorduk. İkinci el otomobil piyasasının nabzını tuttuk.

FİYATI YÜZDE 100 ARTAN VAR

Oto Galericiler Odası Başkanı Hakan Yanık, araç fiyatlarındaki artışın piyasayı ele geçirmek isteyen kartellerden kaynaklandığını ileri sürdü. Vatandaşın da farkında olmadan bu duruma destek verdiğini ifade eden Yanık, özellikle yılbaşından Ekim ayına kadarki süreçte çok ciddi artışlar yaşandığını kaydetti. Her araçta farklı oranda artış olduğunu belirten Yanık, bunun yüzde 100 oranında yansımalarının da görüldüğünü ekledi.

DEVLET SAHAYA İNMELİ

Türkiye’de sıfır araç girişi olmadığı için araç fiyatlarının yükseldiği yönünde bahaneler sunulduğunu anlatan Yanık, “Eğer Türkiye’ye sıfır araç girişi yok ise talep de yoksa ki bunlar, ‘Araç satamıyoruz’ diye ÖTV indirimi talebinde bulundular. Şu anda nasıl sıra veriyorlar? Devlet masa başında denetim yapmayı bırakacak. Sahayı bilen insanlarla sahaya inip, gümrükleri denetleyecekler. Sıfır bayilerin otoparklarını denetleyecekler. Arabaların Türkiye’ye girip, girmediğini kontrol edip; ciddi matematiksel hesap yapıp, neden bu kadar artış olduğuna bakacaklar. Bunun araştırılması lazım” diye konuştu.

İNTERNET SİTELERİ KONTROL ALTINA ALINMALI

Yazının Devamını Oku

Veliler yüz yüze istiyor ama herkes tedirgin

Yüz yüze eğitime katılan sınıf kapsamının artırılması veliler tarafından memnuniyetle karşılanıyor. Yüz yüze eğitimin daha etkili olduğunu dile getiren veliler, yeterli önlemlerin alınarak, sürdürülmesi konusunda görüş bildiriyor. Buna karşılık çocuklarının kendilerini yeterince koruyabilmesi ve okul temizliği velilerin kafalarındaki en büyük soru işareti olarak yer alıyor.

 

Şule VURAL ALKAN

1’İNCİ SINIFTA ÖĞRETMEN İLE KURULACAK BAĞ ÖNEMLİ

Kızım bu yıl 1’inci sınıfa başladı. Sadece iki gün ve onun da yarısında eğitim görüyorlar. Henüz öğretmeni ile birbirlerini yakından tanıma şansını elde edemedi. 1’inci sınıfta öğretmen ile kurulacak bağın oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Henüz bu bağ oluşmadan online eğitimin ne kadar faydası olur bunu yaşayarak göreceğiz. Bu nedenle bu yıl en büyük mağduriyeti 1’inci sınıfların yaşayacağını düşünüyorum. Çünkü örgün eğitim uzaktan öğretimle asla karşılaştırılamaz. Hatta henüz okuma yazma bilmeyen bir çocuk söz konusuysa maalesef durum biraz daha kritik. İlk okuma yazma ve alfabe öğretimi, öğretmen rehberliğinde gerçekleşmesi gereken bir süreç.

EKRANDA DİSİPLİNİ SAĞLAMAK ZOR

Özellikle uzaktan eğitimde biz velilere büyük görev düşüyor. Çocukları ekran karşısına geçirmek ve disiplini sağlamak zor. Yaşadığımız sürecin açıklarını kapatmak için elimizden gelen her türlü gayreti göstermeye çalışıyoruz.

OKUL MEVCUDU ARTTI

Yazının Devamını Oku

Okulların üstündeki sorumluluk fazla

Yüz yüze eğitime katılım oranının yüksek olduğunu söyleyen sendika temsilcileri, önlemlerle ilgili her okulda alınan standardın farklı olduğunu dile getiriyor. Sınıfların ikiye bölünerek, öğrenci sayısının seyreltildiğini hatırlatan temsilciler, sabah ve öğlenci öğrenciler arasında yer değişiminde genel bir dezenfeksiyon işlemi yapılması gerektiğini vurguluyor. Önlemler konusunda bütün sorumluluğun okul idarelerine bırakıldığını açıklayan sendika temsilcileri, daha fazla yük bindirilmemesi çağrısında bulunuyor.


Mart ayından beri devam eden pandemi döneminde, 21 Eylül’de başlayan yüz yüze eğitimin ikinci aşamasına 12 Ekim tarihinde geçildi. İlkokul 2, 3 ve 4’üncü sınıflar, ortaokul 8’inci sınıflar, lise hazırlık ve 12’inci sınıflar, köy okulları ve özel eğitim öğrencileri ilk derslerine girdi. İkinci dönemin başlamasının üzerinden bir hafta geçti. Bursa ve çevresindeki durumu yetkililere sorduk. Genel durum ile ilgili değerlendirmelerde bulunan sendikası temsilcileri, gözlemlerini aktardılar.

GENEL BİR STANDART YOK

Eğitim İş Bursa Şubesi Başkanı Özkan Rona, okullarda önlemlerin standart şeklinde alınmadığını söyledi. Önlemler konusunda bütün sorumluluğun okul idarelerine bırakıldığını belirten Rona, “Mevcut kaynağı olan, elden bağış alabilen, para toplayabilen okullar bu önlemleri daha fazla alabildi. Dezenfektan, yedek maske temin etti. Kimi okullar ateş ölçer alabildi. Yönlendirme tabelaları koyabildi. Mesafe uyarıları yapılabildi. Kıt ekonomik kaynakları olan okullar da bütçeleri kadar önlem alabildiler. Dolayısıyla okullarda alınan önlemlerle ilgili genel bir standart yok. Sağlık Bakanlığı’nın koyduğu standartların yakalanamadığı okullar var” dedi.

YETERLİ PERSONEL YOK

Bakanlık tarafından ‘Her teneffüsten sonra temas edilebilecek yüzeylerinin tamamı dezenfekte edilecek’ açıklaması olduğunu hatırlatan Rona, tırabzan, kapı kolu, musluk gibi öğrenci ve öğretmenlerin temas ettiği her yerin bu düzenlemenin içine girdiğini söyledi. Okullarda yeterli yardımcı hizmetlinin olmadığını söyleyen Rona, bu nedenle eksiklik yaşandığını ekledi.

ÖNLEMLER CİDDİYETLE ALINMALI

Okullarda seyreltilmiş şekilde gruplar halinde eğitim yapıldığını belirten Rona, “Özellikle merkezde zaten ikili eğitim yapılıyordu. Şimdi seyreltilmiş ikili eğitim yapılıyor. Sabahki ve öğlenci öğrenciler arasında yer değişiminde genel bir dezenfeksiyon işlemi yapılması gerekirken, bu işlem de yapılamıyor. Okulların hem yeterli miktarda hijyen maddesi alabilecek imkanı yok, hem de bunu sürekli yapabilecek personeli yok. O nedenle önlemler yeteri kadar alınmadı. Belli noktalara dezenfektan monte etmekle, öğrencilerin okula maskeyle gelip oturmalarını sağlamakla bu iş olmuyor. Önlemler ciddiyetle alınmadı” diye konuştu.

Yazının Devamını Oku

Otelcilerin beklentisi iş turizmi ve Uludağ

Fransa, İngiltere, Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar, Hindistan, Pakistan, Fas, Malezya, Endonezya, Singapur, Myanmar, Sri Lanka gibi ülkelerden talep aldıklarını açıklayan GÜMTOB Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Yazıcı, “Gelişlerin çok kısıtlı olduğunu düşünürsek, kış sezonunda Bursa otelleri sadece iş turizmi ile potansiyel yaratmaya çalışacak. Bununla beraber Aralık- Mart ayları arasında geçen süreçte Uludağ’da kar yağışının etkili olması Bursa otellerine fayda sağlayabilir” dedi.

 

Bu yılın Temmuz ayında Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçi sayısının, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 85,9 oranında bir düştüğüne dikkat çeken Güney Marmara Turizm Otelciler Birliği (GÜMTOB) Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Yazıcı, buna göre 932 bin 927 kişinin geldiğini söyledi. 2020 yılı Temmuz ayında Türkiye’ye en çok ziyaretçi gönderen ülkeleri açıklayan Yazıcı, bunların sırasıyla Almanya, Ukrayna, İngiltere, Hollanda ve Fransa olduğunu kaydetti. Aynı dönemde en fazla ziyaret yapılan iller ile ilgili bilgi veren Yazıcı, ilk 5 sırada İstanbul, Antalya, Edirne, İzmir ve Muğla’nın yer aldığını aktardı.

Turizm geliri ve ortalama harcama rakamları açısından da bilgi veren Yazıcı, “2019 yılında yabancı ziyaretçilerin ortalama harcaması 642 ABD Doları olarak gerçekleşmişti. 2019 yılının aylık genel ortalama harcaması 666 ABD Doları olarak kayıtlara geçti. 2020 yılında ise; yabancı ziyaretçilerin üç aylık ortalama harcaması 710 ABD Doları olarak gerçekleşmişti. 2020 yılının aylık genel ortalama harcaması ise 727 ABD Doları olarak kayda geçti” dedi.

DOLULUK ANCAK YÜZDE 25

Bursa otellerinin ortalamalarına bakıp, değerlendirmede bulunan Yazıcı, “Mart sonu itibariyle pek çok otel faaliyetlerine ara vermişti. Nisan ve Mayıs ayı dolulukları yüzde 10-12 seviyelerindeyken, bu oran Haziran ve Temmuz ayı doluluklarına yüzde 20-25 oranına ancak çıkabildi” diye konuştu.

POTANSİYELİ DÜŞTÜ

Bursa otellerinin yüzde 80’inin, yüzde 50 kapasite ile faaliyete başladığını açıklayan Yazıcı, şu andaki doluluk oranlarının yüzde 25-30 seviyelerinde olduğuna dikkat çekti. Açık olan otellerin hepsinin sertifikalı olarak hizmet verdiklerini vurgulayan Yazıcı, “Şehir otellerinde konaklama hizmeti kadar yiyecek ve içecek operasyonları da çok önemli. Son kısıtlamalardan sonra yiyecek ve içecek potansiyeli de düştü. Pandemi sebebiyle her gün farklı bir durum ile karşı karşıya kalabiliyoruz. O yüzden de kış sezonunu yaşayıp, göreceğiz ama önlemlerimizi alıyoruz” şeklinde konuştu.

TALEP ALIYORUZ ANCAK...

Yazının Devamını Oku

Burada mesafe problemi yok

Tesis olarak Güvenli Turizm Belgesi’ni aldıklarını açıklayan Karinna Hotel Ön Büro Müdürü Harbi Türk, odalarda ve aktivite alanlarında her türlü hijyen ve mesafeli alanı oluşturduklarını söyledi. Uludağ’ın kayak merkezi olması nedeniyle sosyal mesafeye uygun koşulların rahatlıkla oluşturabileceğini savunan Türk, sahillerdeki gibi yakın şezlong probleminin burada olmadığını dile getirdi.

 

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs pandemisi nedeniyle turizm sektörünün çok fazla etkilendiğini söyleyen Karinna Hotel Ön Büro Müdürü Harbi Türk, Türkiye’nin turizm ülkesi olduğunu belirterek, bunun da ekonomiye yansıması olduğunu ekledi. Özellikle yaz döneminde Bursa’ya gelen Arap misafirlerin bu yıl neredeyse hiç gelmediğini aktaran Türk, “Yaz döneminde Uludağ’da otelimizi açamadık. Ama dağ evlerimiz bu süreçte yerli misafirlerimizin tatil ihtiyacını giderdi. Bursa ve Uludağ için yatırım hedefleri seneye ertelendi diyebilirim” dedi.

SORU İŞARETLERİ VAR

Bu yıl Uludağ’a doğalgazın geldiğini hatırlatan Türk, en büyük yeniliğin bu olduğunu anlattı. İşletmelerin Ekim, Kasım ayında pandemi sürecinin seyrine göre Güvenli Turizm Sertifikası alacaklarını söyleyen Türk, işletmecilerin ‘Tesisimi yüzde 60 kapasite ile açabilir miyiz?’ kaygısı yaşadıklarını kaydetti. Bunun yanında birçok soru işaretinin de bulunduğunu anlatan Türk, “Her yıl büyük bir pazar olan kış festivali olur mu? Yılbaşı, sömestrde durum nereye evrilir? Ekim ve Kasım aylarında net bir durumda adım atmak istiyoruz” diye konuştu.

VAKALARIN ARTMAMASI TEMENNİMİZ

Tesis olarak Güvenli Turizm Belgesi’ni aldıklarını açıklayan Türk, “Odalarımızda ve aktivite alanlarında her türlü hijyen ve mesafeli alan oluşturduk. Aynısını orman evlerinde de yaptık. Orası hizmet veriyor. Sonbahar için hazırlıklarımızı yaptık ancak Mart ayındaki gibi vaka sayılarının artmaması temennisindeyiz” dedi.

Yazının Devamını Oku

2021 planını yapmalıyız

Karantina süreci nedeniyle turistlerin farklı bir ülkeyi tercih etmediklerini söyleyen turizmciler, Bursa’da iç turizmi canlandırmaya odaklanmanın önemine işaret etti. Uludağ için sezonu uzatacak alternatiflerin değerlendirilmesi gerektiğini açıklayarak, Alan Başkanlığı Sistemi’nin avantaj sağlayabileceğini aktaran sektör temsilcileri bu yıl için birçok olumsuzluk ve güçlük yaşadıklarını hatırlattı.. Turizmciler, 2021 için planlar yapılması çağrısında bulunup, Uzakdoğu pazarına odaklanılması gerektiğini belirtti.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Turizm Konseyi Başkanı Sibel Cura Ölçüoğlu, geçen süreçte şehirlerarası seyahat kısıtlamaları ile hafta sonu sokağa çıkma yasakları nedeniyle yurtiçi seyahatlerin azaldığını söyledi. Bursa’ya yurtdışından çok yurtiçi seyahate hareketlilik kazandırmanın önemine değinen Ölçüoğlu, “Yurtiçi turizmi canlandırmak için çalışmalıyız. Benim hep söylediğim o zaten. Arap turistlerden ayrı Bursa’ya yerli turistin gelmesi gerekiyor. İzmir, İstanbul, Ankara, Eskişehir’de yaşayan insanların yeni yollar ile kente kolay erişim imkanı bulunuyor” diye konuştu.

KARANTİNADAN DOLAYI SEYAHATE ÇIKMAM DİYORLAR

Gelecek konusunda pozitif olmaya çalıştıklarını anlatan Ölçüoğlu, tatil ve fuar organizasyonları için şu değerlendirmeleri yaptı:
“Turistler gelseler bile Türkiye’den kendi ülkelerine döndüklerinde karantinaya girecekler. Bu, birçok kişi için büyük bir handikap. Bu durumda ‘Hiç seyahate çıkmam’ veya ‘Kendi ülkemde kalırım’ diyor. Bunu özellikle Avrupalılar söylüyor. Dönüşte 10-15 gün karantina... Birçoğu için imkansız bir durum. Bursa’da fuarlar olacak deniyor. Onlara da yurtdışından gelenler oluyor. Onların da ellerini, kollarını bağlayan kendi ülkelerine döndüklerinde uygulanan karantina koşulları olacaktır. İki günlük fuara gelecek sonra 14 gün evde oturmak zorunda kalacak. Kimse gelmez öyle bir fuara.”

HERKES KENDİ ÜLKESİNDE TATİL YAPTI

Bursa’ya gelecek olanların da karantina uygulamalarından dolayı vazgeçtiklerini söyleyen Ölçüoğlu, dünyadaki turizmin bu kadar düşme nedeninin de bu olduğunu savundu. Her yerde iç turizme odaklanıldığını anlatan Ölçüoğlu, “Kendi otellerimizde de Güney’de de görüyoruz. Hep yerli turist var. Bu Almanya’da da Hollanda da öyle. Herkes kendi ülkesinde tatil yaptı ki dönüşte karantinaya girilmesin diye” dedi.

FUARLARA KATILDIK

Geçen sene Dubai ve Sofya’da BTSO ve TÜRSAB olarak turizm fuarlarına katıldıklarını anlatan Ölçüoğlu, iyi bir dönem yaşadıklarını açıkladı. Mart ayı itibariyle koronavirüsün çıkmasıyla bu yaz döneminin Bursa için çok kötü geçtiğini söyleyen Ölçüoğlu, sene sonuna kadar da parlak görmediğini aktardı.

Yazının Devamını Oku

Turizmde yeni etkinlikler planlıyoruz

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, pandemi sürecinin turizmi olumsuz etkilediğini belirterek, bugüne kadar birçok tanıtım çalışması yaptıklarını ve bu bağlantıları canlı tutmak için çabaladıklarını kaydetti. Bursa’nın doğa, sağlık, kültür, inanç ve gastronomi turizmi ile avantajları bünyesinde topladığını anlatan Aktaş, yeni etkinlikler planladıklarını ifade ederek, “Doğa açısından Bursa’nın kamp ve karavan turizminde daha iyi yerlere gelmesi, trekking, doğa yürüyüşleri ve macera sporları alanında şehrimizin sürekli aktif olması için fizibilite çalışmaları yürütüyoruz. Ulusal ve uluslararası festivaller organize etmek için hazırlıklar yapıyoruz. Ayrıca Bursa’nın lezzetlerinin paylaşılacağı ulusal ölçekte bir gastronomi festivali gerçekleştirmek için de önemli mesafeler kat ettik” dedi.

Pandemi öncesinde hem Turizm ve Tanıtma Şube Müdürlüğü, hem de başkanı olduğu Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği üzerinden 2018 ve 2019’da çok önemli faaliyetler gerçekleştirdiklerini hatırlatan Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, dünyanın her yerinde Bursa’nın tanıtımını yaptıklarını kaydetti. Birçok ülkede turizm profesyonelleri ile ortak çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirten Aktaş, gerek acentelerin, gerek otellerin Güney Kore, Almanya, Dubai, Hollanda, Bulgaristan, Japonya, Umman, Bahreyn, Katar gibi birçok ülkede acentelerle anlaşmalar gerçekleştirip, rezervasyonlar aldıklarını dile getirdi.

İYİ SİNYALLER ALINDI

Bu senenin Ocak ve Şubat aylarında alınan konaklama istatistiklerinin 2020’nin turizm açısından son derece iyi geçeceğinin sinyallerini verdiğini söyleyen Aktaş, “Çünkü önceki yıllara göre Ocak ve Şubat aylarında turist sayılarımızda belirgin bir artış trendi oluşmaya başlamıştı. Fakat Mart ayında tüm dünyada olduğu gibi turizm adeta Bursa’da da durma noktasına geldi. Haziran ayından sonra rakamlarda bir miktar iyileşme olmuş olsa da istenilen sayılara ulaşmak mümkün olmadı” diye konuştu.
Covid-19 süreci nedeniyle herkesin ‘Maske, Mesafe, Temizlik’ kuralları ile sağlığına dikkat ettiğini söyleyen Aktaş, aşı ve tedavi konusunda dünya genelinde çalışmaların devam ettiğini belirterek, bunun da bir gün geçeceğini kaydetti. Turizm sektörünün beklentisinin tüm bunları geride bırakıp, turizmin tekrar ivmelenerek istenen seviyelere gelmesi olarak özetleyen Aktaş, “Biz de buna inanıyoruz, bugüne kadar yaptığımız tüm çalışmaların meyvesini belki bu sene toplayamadık fakat Covid-19’u geride bıraktığımızda turizmde çok daha iyi yerlerde olacağız” dedi.

ORTADOĞU, UZAKDOĞU VE AVRUPA

Bursa’da turizm sektöründe tüm paydaşların birlik halinde olduğunun altını çizen Aktaş, bu durumdan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ortak hedefler oluşturup, bu hedeflere birlikte yürüdüklerini söyleyen Aktaş sözlerini şöyle sürdürdü:

Yazının Devamını Oku

İşte Bunlar öne çıkacak: Tarım, turizm, genetik

Önümüzdeki dönemde tarım ve turizmin öne çıkabileceğini vurgulayan BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ergun Hadi Türkay, “Her iki sektörde de hem insan kaynakları anlamında, hem yatırım anlamında ciddi birikimlerimiz var.

Çok fazla yatırım gerektirmeden yüzde 20-40 arası gelişme gösterebilecek sektörler bunlar. Konjonktüre bağlı olarak biyoteknoloji ve moleküler biyoloji, genetik gibi konular geleceği olan sektörler olarak öne çıkmakta” dedi.

Pandemi süresince, ekonomide sürecin nasıl ilerleyeceğinin tartışıldığını anımsatan Bursa Sanayici ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ergun Hadi Türkay, dönüşün U şeklinde mi, V şeklinde mi olacağının değerlendirildiğini kaydetti.

Gelen ihracat rakamlarının, bu geri dönüşün U şeklinde olacağına işaret ettiğini belirten Türkay, kesin bir şey söylemek için çok erken olduğunu dile getirdi.

Toparlanmada en hızlı olan sektörün tarıma dayalı ürünlerde görüldüğünü ifade eden Türkay, bunun özellikle yaş meyve ve sebzede yaşandığını aktardı. Yaz ayları içinde olduğumuzu hatırlatan Türkay, koşullar göz önünde bulundurulduğunda da bunun normal bir gelişme olduğunu dile getirdi.

KONJONKTÜR BELİRLEYECEK

Önümüzdeki süreçte üzerinde durulması gereken sektörlerle ilgili değerlendirmede de bulunan Türkay, “Türkiye özelinde, senelerdir tarım ve turizm sektörlerini söylüyoruz. Her iki sektörde de hem insan kaynakları anlamında, hem yatırım anlamında ciddi birikimlerimiz var. Çok fazla yatırım gerektirmeden yüzde 20-40 arası gelişme gösterebilecek sektörler bunlar. Konjonktüre bağlı olarak biyoteknoloji ve moleküler biyoloji, genetik gibi konular geleceği olan sektörler olarak öne çıkmakta. Pandemi sorunlarını daha çok yaşayacağımız günler var önümüzde” dedi.

İNSANLAR TASARRUFA YÖNELDİ

Sanayi malları üretiminde ciddi daralma yaşandığını söyleyen Türkay, bunun eksi yüzde 8 civarında olduğuna değindi. Otomotiv ve çeliğin sanayide en yüksek düşüş yaşayan sektörler olduğunu belirten Türkay, “İnsanların alım alışkanlıklarına geri dönüş yavaş olacak. İnsanlar tasarrufa yöneldi. Gelecekle ilgili net bir görüşleri yok. Dolayısıyla harcamalarını ertelemeyi doğru buluyorlar. Tüketime dayalı ve bu sektörlerle doğrudan ilişkili sektörler en çok etkilenenler oluyor” diye konuştu.

Yazının Devamını Oku

Bursa 3 sektörün kazananı oldu

BOSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Rasim Çağan, 2018 krizi sonrası içeride ertelenen talep, zayıf geçen 2019 satışları ve pandemi nedeniyle 2020 yılı ilk yarısında çok düşük performans olduğunu belirterek, ertelenen talebin ikinci yarıda güçlü bir iç pazar yaratacağını söyledi. Otomotiv, tekstil ve tarımın bu dönemden güçlenerek çıktığını ifade eden Çağan, “Kazanan 3 sektör de Bursa’nın” dedi.

 


Bursa Organize Sanayi Bölgesi Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (BOSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Rasim Çağan, koronavirüs salgınının hammaddeye ulaşımda yaşanan aksaklıkların yanı sıra lojistik sıkıntıları, seyahat kısıtlamaları, nakit akışı ve tedarik zincirinde yaşanan bozulmalarla birlikte küresel ekonomi dengesini alt üst ettiğini söyledi. Türkiye’de özellikle Nisan ve Mayıs aylarında ekonomik kayıplarla, ihracatta dip seviyelerin görüldüğünü hatırlatan Çağan, Haziran ayında kredilerdeki artış ve likidite desteğiyle birçok sektörün hareketlenmeye başladığını kaydetti.

Pandeminin etkilerinin en fazla hissedildiği Nisan ayında ihracat oranının sipariş iptalleri ya da ertelemeler ile birlikte yüzde 41 düşüşle 8 milyar 990 milyon dolara kadar gerilediğini anımsatan Çağan, “Mayıs’ta da 9 milyar 967 milyon dolar seviyesinde gerçekleşmişti. Fakat Haziran, piyasalardaki toparlanmanın kendini gösterdiği bir ay oldu. Haziran’da yüzde 15,8 yükselişle 13 milyar 369 milyon dolara ulaşan ihracat, Temmuz ayında ise geçen senenin aynı ayına göre yüzde 8,4 artış kaydetti. Bu dönemde yükselen döviz kurları ise Türkiye’nin fiyat rekabeti gücünü bir nebze artırarak, ihracata olumlu bir katkı sağlayacaktır” diye konuştu.
Bursa açısından da değerlendirmede bulunan Çağan, yılın ilk çeyreğinde 1,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşen aylık ihracatın, pandemi etkisiyle üretime ara verilmesi ya da sınırlı devamlarla birlikte Nisan’da 436 milyon dolara, Mayıs’ta da 574 milyon dolara kadar gerilediğini hatırlattı. Mayıs ayının son haftası ve Haziran ayı ile birlikte yüzde 40’lara kadar düşen kapasite kullanım oranlarının yeniden yükselişe geçtiğini belirten Çağan, “Haziran ayında 930 milyon dolara ulaşan Bursa ihracatı, Temmuz ayında ise 1 milyar 155 milyon dolarla, yılın başındaki seviyeyi yeniden yakaladı” dedi.

DIŞ TALEBİ TETİKLEYECEK

Ertelenen taleplerin güçlü bir iç pazar yaratacağını savunan Çağan, “2018 krizi sonrası içeride ertelenen talep, zayıf geçen 2019 satışları ve pandemi nedeniyle 2020 yılı ilk yarısının da çok düşük performans ile devam etmesi sonucu ertelenen talep, ikinci yarıda güçlü bir iç pazar yaratacaktır. Satışımızın büyük bölümünü gerçekleştirdiğimiz Avrupa pazarı da pandemi sonrası yakın coğrafyadan ürünleri temin ederek, kendini daha emniyette hissedecektir. Ayrıca, rekabetçi döviz kuru da dış talebi tetikleyecek ve çarkları yüzde 100 kapasite ile çalıştıracağına inanıyorum” diye konuştu.

TÜRKİYE’YE YÜKLÜ SİPARİŞLER GELMEYE BAŞLADI

Yazının Devamını Oku

Türk malı algısı gelişti

Türkiye’nin bu zorlu süreçte güvenilir tedarikteki gücünü en iyi şekilde gösterdiğini vurgulayan BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eroğlu, “Ticaret pazarlarında her geçen gün Türk malı algısının geliştiğini ve Türkiye’ye olan güvenin arttığını görüyoruz. Pandemi sürecinde Türkiye doğru strateji ile güvenilir liman olduğunu ispatladı” dedi.

Türkiye’nin Haziran ayında ihracatta bir önceki aya göre yüzde 35’lik artış yakalayarak birçok ülkeye göre pozitif bir yükseliş gösterdiğini belirten Bursa İş Kadınları Yöneticileri Derneği (BUİKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eroğlu, Temmuz ayının Haziran’a göre yüzde 11,5’lik artışla bu başarısını sürdürdüğünü hatırlattı. Dünyanın, içinde bulunduğu bu zorlu süreçte Türkiye’nin güvenilir tedarikteki gücünü en iyi şekilde gösterdiğini vurgulayan Eroğlu, “Ticaret pazarlarında her geçen gün Türk malı algısının geliştiğini ve Türkiye’ye olan güvenin arttığını görüyoruz. Pandemi sürecinde Türkiye doğru strateji ile güvenilir liman olduğunu ispatladı ki bu bırakın geçtiğimiz ayları geçen seneki Temmuz rakamları ile karşılaştırıldığında daha da aşikar” diye konuştu.

SALGININ SEYRİ BELİRLEYECEK

Covid-19 krizinin çok şiddetli olması nedeniyle salgın etkisinin yüksek olduğu dönemdeki üretim kaybını telafi etmek için daha fazla çaba gösterilmesinin önemine işaret eden Eroğlu, “Bu nedenle büyümenin önümüzdeki aylarda daha da güçlenmesi çok önemli. İhracatçılarımız seri reflekslerle Mart ortasından Mayıs sonuna kadarki süreçte yaşadığı kayıpları telafi etmeye başladı. Elbette bu kaybın tamamen telafisi dünya ticaretindeki koşullara da bağlı, salgının önümüzdeki aylardaki seyri bunu belirleyecek” diye konuştu.

STABİL VE ÖNGÖRÜLEBİLİR BİR SÜREÇ

Mevcut kur artışının ihracata etkisinin orta uzun vadede olumlu olacağını dile getiren Eroğlu, “Ancak bu da sanayi için iyi değil. İç pazarda da ihracatta da stabil ve öngörülebilir bir süreç arzularız. Bunun kesintiye uğradığı her dönem, sisteme olumsuz etki yapar” dedi.

SIFIR ARAÇ TALEBİNDE DARALMA OLABİLİR

Temmuz ayında otomotiv pazarının 87 bin 400 adetle rekor kırdığını söyleyen Eroğlu, kurdaki artış ile satışların Ağustos’tan itibaren düşeceği öngörüsünü paylaştı. Kurun son 1 ayda yüzde 10 arttığına işaret eden Eroğlu, “İthal markalar Ağustos başında yüzde 5-7 bandında zam yapmak zorunda kaldı. Yerli üreticiler de kur artışını belli oranda yansıtmak zorunda. Bu fiyat artışları sıfır araç talebinde mutlaka daralmaya yol açacaktır. Halihazırda devletin sağladığı teşvikler nedeniyle iç piyasada bir hareketlilik var. Ayrıca ihracat artışıyla ilgili beklentiler var. Bunlar iç piyasayı dengelediği için döviz artışından kaynaklanan maliyet artışının ürün fiyatlarına yansıması yılın son çeyreğine doğru gerçekleşecektir” şeklinde konuştu.

Yazının Devamını Oku