GeriSerhat DEMİREL Yoksa bizi kedi ilacı mı kurtaracak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yoksa bizi kedi ilacı mı kurtaracak

Koronavirüs salgınından kelimenin tam anlamıyla bezmiş durumda, alabileceğimiz önlemleri alarak kendimizi korumaya çalışarak geçen günlerde, gözümüz sürekli haberlerde.

Aşı yarışında son noktaya gelen çalışmalar var, “Bulduk, yakında piyasada” diyenler var ama günün sonunda biz hâlâ maskelerimizle, dezenfektanımızla hayatımızı sürdürüyoruz.

Yoksa bizi kedi ilacı mı kurtaracak

Son ümit veren gelişme, Kanada’daki Alberta Üniversitesi’nden. Onlarınki aşı çalışması değil ama bir ilaç üzerinde yoğunlaşıyorlar.

Alberta Üniversitesi’nin kıymetli bilim insanları, GC376 adı verilen, kediler için üretilmiş bir ilacın insanları COVID-19’a karşı koruyabileceği ihtimali üzerinde duruyorlar.

Heveslendirici haberi deşeyim. Feline Infectious Peritonitis olarak bilinen, bir kedi koronavirüs hastalığının tedavisi için yapılan araştırmalarda, bu ilacın kedileri COVID-19’a karşı da koruduğu ortaya çıkınca “Acaba insanlarda da benzer sonucu alabilir miyiz” düşüncesiyle araştırmalar başladı.

Nature Communications’da yayımlanan makalede, “Bu ilaç insan koronavirüs rahatsızlığını tedavi etmek için güçlü bir aday çünkü hayvanlar üzerinde başarılı oldu bile”
ifadesi kullanıldı.
Merak ve duayla bekliyoruz.

TESTİMİZİ KÖPEĞİMİZ YAPABİLİR Mİ

HANNOVER’deki University of Veterinary Medicine tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, köpeklerin insanlar üzerindeki saymakla bitmeyecek faydalarına bir yenisi ekleniyor. Çalışma, köpeklerin, insan tükürüğünün kokusundan o kişinin koronavirüslü olup olmadığını anlama ihtimalini araştırıyor.

Pozitif numuneler koronavirüs teşhisli hastanedeki insanlardan, negatifler ise herhangi bir semptomu olmayan ve test sonucu negatif çıkanlardan alındı. Sonuç olarak, köpekler hastalığa yakalanan ve yakalanmayanları, 1012 numune arasında, yüzde 94 doğruluk oranıyla tespit ettiler. Sadece 63 örnekte hata yaptı köpekler. Köpeklere duyacağımız saygı ve sevgiyi bir kat daha arttırıyoruz.

Yoksa bizi kedi ilacı mı kurtaracak

HEMINGWAY’İN KEDİLERİ

BÜYÜK yazar Ernest Hemingway, Küba’da yaşarken kedilerle arasında özel bir bağ oluşmuş ve bu bağ zaman geçtikçe kuvvetlenmiş. Yolculuklarından birinde polidaktili olarak adlandırılan rahatsızlığı olan, yani altı tırnaklı, Snowball adını verdiği bir kediyle yolu kesişiyor. Snowball’ı o kadar seviyor ki 1931 yılında Florida’ya Key West’e taşındığı sırada Snowball’ı yanlarında götürüyor. Snowball burada bir komunite yaratıyor ve ürüyor. Şu anda Key West’te müze olan evin etrafında 40’tan fazla polidaktili olan kedi yaşıyor. Polidaktili kedilere bazı yerlerde ‘Hemingway Kedisi’ deniyor.

Yoksa bizi kedi ilacı mı kurtaracak

BU SEVGİ SİZİ YALNIZ BIRAKABİLİR HAZIR MISINIZ

GERÇİ dünya pandemiyle boğuşurken yeni bir ilişkiye başlamak ne kadar sağlıklıdır onu bilemeyeceğim ama arayışta olanlar için uyarı niteliğinde bir haberi paylaşayım.

Colorado State University’deki bilim insanları, kucağında kediyle fotoğrafını kullanarak “arkadaşlık siteleri”nde hesap açanların daha az maskülen, daha nevrotik ve daha az randevuya çıkılabilir olarak değerlendirildiğini ortaya çıkardılar. 1380’den fazla kişinin katıldığı araştırmada 18-24 yaş arası kadınlara, 20’lerinin başındaki bir erkeğin iki fotoğrafı gösterildi. Tamamen aynı kıyafet, fon ve duruşla çekilen fotoğraflardaki tek fark, bir tanesinde erkeğin elinde kedi tutmasıydı.

Sonra bu fotoğraflar çeşitli parametrelere göre değerlendirildi katılımcılar tarafından. Ve kedili fotoğrafı olanlar maalesef daha negatif yorumlar aldılar.

Ama kedili fotoğraflara gelen pozitif yorumlar da oldu: Daha açık görüşlü ve anlaşılabilir insanlar olduklarına dair kanıya varıldı. Araştırmanın sonucu size ne söylüyor bilmem ama kedisi olan çoğu insan hayatının kalanını sadece kedisiyle geçirebileceğini söylüyor. Sizi seven kedisiyle sevsin, sevmeyen de sevmesin. Hıh!

Yoksa bizi kedi ilacı mı kurtaracak

KÖPÜK’LE TANIŞIN
OKURUMUZ Cengiz Tokgöz, köpekleri Köpük’ün fotoğrafını “Gülay Güneş hanım ile benim oğlum o” notuyla paylaştı. Sizden de bekliyoruz.

NOT: Kediniz ya da köpeğinizin fotoğrafını #dünyagüzeli etiketiyle ve Hürriyet’i mention’layaraksosyal medyada paylaşın ya da sdemirel@hurriyet.com.tr adresine mail atın, seçip paylaşalım...

X

Pisi-pisi-kopatım

Evini kediyle paylaşan herkes, kedisinin ne kadar dengesiz hareketleri olduğuna ya da psikopatlara özgü davranışlar sergilediğine dair tecrübelerini anlatır.

Ama bu öyle basit bir teşhis değil. Kafanıza göre kedilere bu yaftayı yapıştıramazsınız. Uzmanlara soralım, bakalım onlar ne diyorlar. Öncelikle diyorlar ki bu işin bir testi varmış. Ve 2042 kedi ve sahibi arasındaki ilişkiyi inceleyerek ortaya bir anket çıkarmışlar.

Liverpool Üniversitesi ve John Moores Üniversitesi’nden dört bilim insanı, “Journal of Research in Personality”nin aralık ayında yayımlanacak makalelerinde, incelemeleri sonucunda insanların kedilerini tarif edebilecekleri 46 ifade şekli tespit etmişler. Türünün ilk örneği olan ve “CAT-Tri+” adı verdikleri testteki ifadeler, sizin kedinizin psikopat olup olmadığına dair kritik bir veri oluşturuyor.



Psikopatlık derken, aslında hafife almamak gerekiyor çünkü eğer kedinizde buna eğilim varsa yaşadığı ortamda buna bağlı değişiklikler yapmanız gerektiğinin de habercisi bu. Buradaki psikopatlık ifadesi, kedinizin buna bağlı cesaretini de gösteriyor.

5 SORULUK TESTLE

Yazının Devamını Oku

Köpeğim beni görüntülü aradı

Bilim bu şekilde ilerlerse insanlarla iletişimi kesip nihai amacımız olan hayvanlarla diyalog kurabilmeyi becereceğiz sanırım. Köpeğinizle mesajlaştığınız, uzaktayken arayıp konuştuğunuz senaryolar sadece bilimkurgu filmlerinde yer almıyor, bizzat gündelik hayatımıza doğru geliyor.

TOPLA ARIYOR

İskoçya’da Glasgow Üniversitesi’nden hayvan-bilgisayar etkileşimi uzmanı Dr. Ilyena Hirskyj-Douglas’ın fikri hayata geçti ve köpeklerin sahiplerini görüntülü arayabilecekleri bir düzenek geliştirildi. Sistem şöyle işliyor: Oyun oynamayı sevdiği tenis topunun içine yerleştirilen parça, köpeğin topu sallamasıyla görüntülü arama komutu veriyor ve sahibinin telefonu aranıyor. Görüşme, cihazın bağlı olduğu ekranda da sahibinin görünmesiyle devam ediyor.

Dr. Hirskyj-Douglas, Finlandiya’daki Aalto Üniversitesi’nden akademisyenlerin yardım ettiği düzeneği kullanarak 10 yaşındaki Labrador cinsi köpeği Zack’le denemeler yaptı.

İlk iki gün, kimisi tesadüfen olan 16 arama yapan köpeği Zack, ekranda gördüğü sahibini tanıdı ve oyuncaklarını ekranın önüne getirip oyun oynama çağrısında bile bulundu. Günde ortalama 5, bir haftada toplam 35 arama yapan Zack’in hareketlerinde olan biteni fark ettiğine dair değişimler gözlemlediğini söyleyen Dr. Hirskyj-Douglas “Zack’in topu almakla arama yapmak arasındaki bağlantının farkında olduğundan emin değiliz” diyor. O da şimdilik bence.

KÖPEK İNTERNETİ

Çünkü konuşmasını şöyle sürdürüyor araştırmacı: “Evcil hayvanlara daha fazla özerklik tanıyacak ve teknolojiyle etkileşimleri üzerinde kontrol sağlayan bir tür ‘köpek interneti’ geliştirmeye yönelik bir adım daha attık. Bu, pandemide sahiplenilen köpeklerin sahipleri işe dönerken evde yalnız kalmanın stresiyle başa çıkmanın yeni yollarını bulmasına yardımcı olabilir.”

Zack

Yazının Devamını Oku

Kedilerin uyuyuş şekli bize ne anlatır?

Günün 16 saatini uykuyla geçiren, kalan 8 saatlik hareketliliğiniyse sizin uyuduğunuz, tam da uykunuzun en derin olan bölümüne denk getiren kedilerin uyuma halleri bazı şeylerin işaretçisiymiş.

Kedilerin uyuma şekillerini inceleyen uzmanların yorumlarını derledim. Bize de rehber olabilecek sözler sarf etmişler. Rehber niyetine dikkatinize sunuyorum.

Yan yatmışsa: Yan yatan bir kedi insanların önemli kısmı gibi en rahat pozisyonda uyuyor demekmiş. Bu muhtemelen onun en uzun ve derin uykusu olacak. Ellememeniz ikiniz için de en hayırlısı.

Sırtüstü, göbeği açık: Bilirsiniz bir kedinin karnını sevdirmesi, onun kendini güvende hissettiğinin habercisi. Bu uykuda da geçerliymiş. Yerini ve yanındakileri güvenli buluyor demekmiş.

Kıvrılmış şekilde: Hilal şeklini alıp kuyruklarını da kapatarak yatıyorlarsa olası tehlikelere karşı kendilerini korumaya alıyorlarmış. Aynı zamanda onu rahat bırakmanız gerekiyormuş.

Yazının Devamını Oku

Her adımında Atatürk’ün yanında: Foks

Bu köşenin hedefi, her fırsatta dile getirdiğim üzere belli: Başta sokak hayvanları olmak üzere, tüm canlıların daha iyi şartlarda yaşaması için farkındalık yaratmak.

Bu nedenle uzman görüşleri, tanıklıklar, bilimsel çalışmalar gibi çeşitli konulara değiniyorum.

Cumhuriyet Bayramı’nın 98’inci yılının ertesi gününde Atatürk’ün köpeği Foks ile ilişkisine değineceğim. Hayvan sevgisi konusunda da Atatürk’ün yolunu takip etmek, bizi arzuladığımız noktaya taşıyacaktır.

KÖPEKLERİ HEP SEVDİ

Hayatının önemli kısmı cephelerde geçen Atatürk’ün köpeklerle hep yakın bir ilişkisi olmuş. Çocukluğunda sevdiği ve sahiplendiği köpeklerin haricinde, Sofya’da askeri ataşeyken Alp adını verdiği İngiliz seteri bir köpeği olduğu ve Çanakkale dahil olmak üzere uzun süre yanında olduğu kaynaklarda yer alıyor. İstiklal Savaşı’nda ortada kalan Alber isimli av köpeğine de sahip çıktığı biliniyor.



Yazının Devamını Oku

Kedi ve köpeğin için ne yaparsın

Guardian gazetesi okuyucularından muhteşem bir şey istemiş. Gelen cevaplar nefis. O nedenle bir kısmını paylaşmadan edemeyeceğim. Sizden de benzer hikâyeleriniz varsa onları rica edeceğim. İnsanların hayatlarını paylaştıkları hayvanların anısına bu kadar saygı duymalarını hayranlıkla izliyorum.

Downton Abbey dizisi karakterlerinden Nelson’ın adını verdiği kedisini çevresi çok sevdiği için ona bir Facebook sayfası açan Cathy Peake, kedisinin bir reklam kampanyasında bile rol aldığını söylüyor. Peake, kedisinin anısına bir opera salonunda koltuk alıp, adını yazdırmış.

Lindsey Manton’un 10’uncu doğum gününden 4 gün sonra aniden fenalaşan köpeği Kimi Raikkondog Manton, COVID-19 nedeniyle yanına girmesine izin verilmemesi nedeniyle veterinerde tek başına hayatını kaybetmiş. O da bunun anısına eline geçen toplu parayı köpeğinin dövmesini yaptırmaya harcamış. Bacağındaki dövmeyi yaptırması 7 saat sürmüş.

15 yaşındaki Terrier cinsi köpeği ölünce onun küllerini elmasa çeviren ve o elmastan yüzük yaptıran Stephanie ve kedisinin patisinin üç boyutlu çizimini yapıp bunu seramik vazosunun üzerine işleyen Valeria, diğer gönül telimi titreten kişiler oldu.

Anlatın, peki siz ailenizden birisi kadar çok sevdiğiniz kedinizi, köpeğinizi kaybettiğinizde neler yaptınız? Haftaya da bunları konuşuruz.

MUTLU SONLA BİTMİŞ NEYSE Kİ

Yazının Devamını Oku

Kediler mi daha akıllı köpekler mi

Böyle bir kıyaslama durumunda tabii ki oyumu, yaşamını kedilerle paylaşan bir insan olarak kedilerden yana kullanabilirim. Ama her cinse eşit mesafede durup kararı bilim insanlarına bırakmalıyız. Bilim de burada işin çetrefilli olduğunu söylüyor.

New York’taki Barnard College’da köpek davranışı uzmanı olan Alexandra Horowitz, Live Science’a araştırmacıların köpekler konusunda sadece zekâyı tek başına çalışmadığını, farklı yönlere de baktığını anlatıp, kedilerin kendi yapmaları gereken şeylerde, köpeklerin de köpeklerin yapması gereken şeylerde iyi olduğunu söylüyor. Bu nedenle kıyaslamayı sağlıklı bulmuyor.

Maine’deki Unity College’dan Kristyn Vitale de hayvan davranışlarının üç geniş bölümde incelendiğini belirtiyor: Problem çözme yeteneği, kavram oluşturma ve sosyal zekâ. Vitale, insanların kedileri soğukkanlı ve ilgisiz olarak görmelerine rağmen aslında kedilerin genellikle köpeklerle aynı seviyede sosyal zekâ sergilediklerini anlatıyor.

ARALARINDA FARK YOK

2005 yılında yapılan ve kedi-köpek kıyaslaması içeren araştırmadaysa iki türün de insanların işaret ettiği ipuçlarını kullanarak gizli yiyecekleri bulma yeteneği arasında büyük fark göremedi. Aynı çalışmada kedilerin, köpeklere kıyasla dikkat çekme davranışlarının bazı bileşenlerine sahip olmadığını ortaya koydu.

ŞARTLARI İYİLEŞTİRELİM

Ez cümle, zekâ olarak kıyaslama yapmayı bırakabiliriz. Bilim insanları da bize bunu salık veriyor. Ne yapalım o zaman? Didaktik olacak ama olsun. Sokakta gördüğümüz kedi köpeği daha iyi şartlara kavuşturmak için çabalamak, becerebiliyorsak sahiplenmek, imkânımız yoksa da sahiplendirmek için uğraşmak yeterli sanırım.

Yazının Devamını Oku

Kediler de bağlanıyormuş

Hayatlarını kedilere hizmet ederek geçirenler. Hadi yaşadınız.

Oregon State Üniversitesi’ndeki araştırmacılar bu kez yüzümüze gülmüş. Biz hep kediler bizi umursamıyorlar, hareketlerimizi anlayabiliyorlar ama önemsemiyorlar diye düşünüyorduk. Ama araştırmacılar diyorlar ki kediler de beraber yaşadıkları insanlara karşı köpekler gibi bağlanma özellikleri gösterebilirlermiş.

Current Biology’de yayımlanan çalışmaya göre evcil kedilerin bakıcılara karşı, köpekler ya da bebeklerde görülen farklı bağlanma stilleri sergiledikleri ortaya çıkmış.

Araştırma şöyle yapılmış: 70 yavru kedi bakıcılarıyla bağlanma deneyine sokulmuş. İki dakika bakıcısıyla, iki dakika aynı odada, iki dakika da ayrı odada tutulmuş.

SAHİBİ YOKKEN STRESLİ

Genç, yaşlı fark etmeksizin kedilerin yüzde 65’i sahibi odada yokken ‘güvenli’ bağlanma stili dedikleri davranışı sergiledi. Yani sahibi odada yokken daha stresli, sahibi odaya dönünce daha rahat bir ruh hali gösterdiler.

Yüzde 35’iyse ‘güvensiz’ bağlanma stili sergiledi. Sahibi yokken stresli, o geri dönünce stresi devam etti, aşırı temas, kaçınma ve düzensiz temas gösterdiler.

Araştırmanın sonucu olarak güvenli-güvensiz bağlanma stilleri arasındaki farklar insanların çocuklarıyla yaşadığı ilişkideki bulgulara benzer oldu. İyi haber, kedilerin çoğunluğu, güvenli bağlanma davranışı sergiledi.

Yazının Devamını Oku

Oyuncu derken şaka yapmıyoruz

Kedilerin aksine köpekler araştırmacılarla daha barışık sanırım.

Çünkü kedilerin dünyasını anlamak için çabalarımız beklenen hızda sonuç vermiyor. Ama köpeklerle ilgili ne düşünsek hiç mahcup etmiyorlar ve fazlasıyla sevindirici sonucu önümüze seriyorlar.

Uzmanlar şimdi de bazı köpeklerin çocuklardakine benzer mizah anlayışına sahip olduklarına dair kanıtlar sunuyorlar.

Köpek uzmanı ve British Columbia Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren psikoloji profesörü Stanley Coren, konunun 1872’de Charles Darwin’in hayvanlar ve insanların duyguları hakkında kitap yazmasından itibaren konuşulduğunu aktarıyor.

Coren, köpeklerin oyuncu bir karakter sergilediği sırada bu durumun gerçekten güldüğünün işaretçisi olduğunu, insanlardaki oyuncu karakter ve mizah anlayışı arasındaki doğru orantının köpeklerde de gözlemlenebileceğini söylüyor.

MİZAH DUYGULARI VAR

Bazı köpek cinslerinin mizah duygusunun daha gelişkin olduğunun altını çizen Stanley Coren, California Davis Üniversitesi’nde Benjamin Hart ve Lynnette Hart tarafından bir grup uzmanın 56 köpek cinsini bu konuda sıraladığı araştırmayı da paylaşıyor. Atılan topu koşup getirme, frizbi oynama ya da saklambaç gibi oyunlara eşlik edip etmeme gibi oyunculuk özelliklerini araştıran uzmanlar, en oyuncu türleri şöyle bulmuş: İrlanda seteri, İngiliz springer spaniel, Cairn terrier, Airedale terrier, Golden retriever ve Standard poodle. En az oyuncuysa, yani bunu söylemek istemem ama mizah duygusu en az olan cinslerse maalesef şunlar olmuş: Chihuahua, Rottweiler, Bulldogs ve Bloodhound tazılar.

Yazının Devamını Oku

Bir şehir bir cinsi kurtarmak için uğraşıyor

Hayvanlara karşı işlenen suçlarda ülkelerin yeterli mücadeleyi vermemesi durumunda halk inisiyatifi alıp, bir yolunu bularak adaleti kanunlar çerçevesinde sağlayabiliyor.

Bunun bir örneği İspanya’da yaşanıyor. Pas, gazetemizin yazarlarından ve Hürriyet Kitap Sanat Yayın Yönetmeni İhsan Yılmaz’dan geldi. Barselona’da gördüğü manzarayı etrafındakilere sorarak ilginç bir bilgiye ulaştı. Meğer şehirdeki bir seferberlikmiş.

Olay şu, İhsan Yılmaz, şehirde gezerken çoğu insanın yanında aynı cins köpeği görüyor ve öğreniyor ki meselenin avla bir ilgisi var. Detaylara geçeyim. İspanya’da İspanyol Tazısı cins köpekler avcılıkta kullanılıyor. Fakat zaman içerisinde eski av performansını veremediğinde kuyulara ve oluklara atılarak kaderine terk ediliyor ya da öldürülüyor.



“SOS Galgos” adında bir sivil toplum kuruluşu başı çekiyor ve bunun önüne geçmek için kurtarma, iyileştirme, sahiplendirme çalışmalarıyla 3 binden fazla İspanyol Tazısı’nı sahiplendirerek hayatlarını kurtarıyor.

İSPANYOL TAZISI 

Yazının Devamını Oku

Boşuna ‘pardon’ demeyin

Yanlışlıkla bir köpeğin kuyruğuna basan herkes, köpeklerin bir şeyi bilerek yapmakla yanlışlıkla yapmak arasındaki farkı anlayıp anlayamadığını merak etmiştir.

Hatasını telafi etmek için türlü şirinlikler yapmaktan tutun da en sevdiği ödül mamasına kadar gönül alma çabalarına girişenler için güzel bir gelişme. Max Planck Enstitüsü’nde İnsanlık Tarihi araştırmalarında köpek araştırmaları yapan ekip köpeklerin insanların bir şeyi isteyerek mi yoksa yanlışlıkla mı yaptığına dair veriler elde etti. Ekibin başındaki Julianne Brauer, “Bu kadar net bir resim görmeyi beklemiyordum” diyor.

BİZİ SÜREKLİ İZLİYORLAR

Deneyde, 51 köpek ve sahibi incelenirken, aralarında yer alan cam paravanın ortasındaki boşluktan köpeğin olduğu tarafa mama bırakmaya çalışan kişiler, yanlışlıkla ya da bilerek mamayı diğer tarafa iletmeyi beceremeyince farklı tavırlar gördüler.

Eğer mamayı bilerek köpeğe veremediyse köpek hızlıca koşarak mamayı yerden alıp yiyor, ama eğer yanlışlıkla yaptıysa mamaya ulaşmak için tereddüt içerisinde bekliyor ve daha uzun sürede mamayı alıyor. Brauer bunu, “Bizi durmadan izliyorlar ve bu deneyde gördüğümüz şekilde küçük farklılıklara karşı çok hassaslar. Bu da oldukça şaşırtıcı ve ilgi çekici” şeklinde açıklıyor.



Yazının Devamını Oku

Köpeğinizle bu şehirlere tatile gidebilirsiniz

Aşısını olanlar, kendini biraz daha güvende hissedip, tedbirlerin de gevşetilmesiyle maskeli şekilde normal hayatına dönüyor yavaştan.

Bunun içerisine tatiller de dahil. Hatta Euro’nun yüksekliğine aldırmadan yurtdışında tatile bile yeltenenler var. Onlar arasında, pandemi süresince kendilerine yoldaşlık eden köpeklerini de tatile götürmek isteyen olursa diye bir kısa liste sunacağım şimdi.



Good Trip Clothing isimli firmanın yaptığı çalışmayı Euronews aktarmış. Ve Avrupa’nın köpeklerle gezilebilecek en iyi şehirlerini belirlemişler. Bu liste hazırlanırken kriterler şöyle olmuş: Köpek dostu otel sayısı, köpek dostu restoran sayısı, açık alan ve doğayla iç içe oluşu, ortalama sıcaklık.

BİR KENARA NOT EDİN

Avrupa’nın köpek dostu şehirleri listesinde birinci sırada Fransa’nın başkenti Paris var. 351 köpek dostu otel, 184 restoran ve köpekle kolay ulaşım imkânları Paris’i listenin zirvesine taşımış. Berlin ikinci sırada. Ona avantaj sağlayan şey ise havanın aşırı sıcak olmaması. Çekya’nın payitahtı Prag üçüncü çünkü Avrupa’nın çoğu yerinden en kısa uçuş mesafesine sahip. Milano dördüncü çünkü sıcaklık yüksek. Moskova’nın beşinci olmasının sebebi de düşük sıcaklık.

Yazının Devamını Oku

Yeni tartışma... Vegan köpekler statü sembolü mü

Artık kedi, köpekleri hayatımızın merkezine alıp bazı konuları konuşabiliyoruz.

Bu güzel bir şey. Ama bir yandan da bu derece konuşuyor oluşumuz onları birer nesne haline getirebiliyor. Burada ara ara hayvan istismarına yönelik tehlikelere dikkat çekmeye çalışıyorum uzmanların görüşleri doğrultusunda.

Guardian gazetesinde, New York’ta yaşayan Arwa Mahdawi’nin dikkat çekip fitilini ateşlediği tartışma ilginç.

Önce olayı anlatayım: Hatırlarsınız, Formula 1 efsanesi Lewis Hamilton birkaç ay önce köpeği Roscoe’nun bir tabak meyveyle fotoğrafını paylaşmış, özel jetiyle seyahat ederken çektiği anlaşılan fotoğrafla köpeğinin veganlıkla çok mutlu olduğunu dünyaya duyurmuştu.



Ama

Yazının Devamını Oku

Dünya onların patilerinin altında

Yüzlerindeki memnuniyetsiz görüntü aslında her şeyi anlatıyor ama bu tavırlar bilimle teyit edilince daha bir güzel oluyor.

Kedilerin bir özelliğiyle daha karşı karşıyayız: Bedava yemek ile yemek için bir görevi yerine getirme arasında seçim yapma şansı verildiğinde, kediler fazla çaba gerektirmeyen yemeği tercih ediyor. Bu sonuç kedi severler için sürpriz olmasa da kedi davranışlarını inceleyen uzmanlar için sürpriz olmuş. Neymiş, çoğu hayvan, yiyecekleri için çalışmayı tercih edermiş.

California Üniversitesi Veterinerlik Okulu’ndaki araştırmacılar tarafından yapılan çalışmada, kediler yiyeceklerini almak için basit bir bulmaca çözmek yerine, kolayca bulunabilen bir kaptan yemeyi tercih etmişler. Aferin onlara.



Kuşlar, kemirgenler, kurtlar, primatlar hatta zürafalar dahil olmak üzere çoğu türün yiyecekleri için çalışmayı tercih ettiğini gösteren araştırmalar olduğunun altını çizen araştırmacılar, “Bu konuda güçlü bir eğilim göstermeyen sadece kediler gibi görünüyor” ifadesini kullanıyorlar.

Buradan kedilerin tembel oldukları sonucu çıkmasın. Çalışmanın bir parçası olan kediler, aktivite monitörleri taktı. Çalışma, daha aktif olan kedilerin bile serbestçe bulunabilen mamayı seçtiğini buldu. Günahlarını almayın hemen.

Yazının Devamını Oku

Dünyayı bu sevgi kurtaracak

Orman yangınları başlayalı 11 gün oldu.

Yanıp kül olan, müdahaleyle söndürülen, hâlâ mücadele verilen, yüreğimiz ağzımızda bitmesini beklediğimiz yangınlar için sosyal medya başta olmak üzere yardımlaşma ağları üzerinden yoğun bir seferberlik yürütülüyor. Yangın bölgesindekiler bizzat sahaya inerek, bölgenin uzağındakiler de ellerinden maddi-manevi nasıl bir yardım gelecekse onun için çabalıyorlar.



Bütün yangınlar doğal hayatta sayamadığımız kadar çok canlının hayatına mal oldu. Çok acı görüntüler var. Onları hatırlatıp üzüntünüzü katmerlemeyeceğim. Yaşam hakkı için mücadele veren insanlara övgüde bulunacağım. “Sonuna kadar savunacağım, bırakmayacağım ineklerimi ben” diyen teyze de ormanda yangının ortasında kalan köpek ve yavrularını kucaklayarak çıkaran itfaiyeciler de bir canlıyı kurtarmanın onurunu taşırken, gelecek nesillere de bu davranışın ne kadar kutsal olduğunu gösterdiler. İyiye gidecekse bir gün her şey, bu insanlar sayesinde olacak.

SİZ DE YARDIM ELİNİZİ UZATIN

Yangını söndürmek için kahramanca çabalayanlarla beraber doğal hayat mücadelesinde, yangında zarar gören hayvanların bakımı, tedavisi, sahiplendirilmesi için çaba gösteren tüm sivil toplum kuruluşlarını da ayakta alkışlamak gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Kanun var, yasak var, uygulayan yok

Kanunların uygulanıp uygulanmadığını tespit etmek çok kolay. Akıl sağlığınızı korumak için Twitter’dan uzak duruyorsanız, evinizden dışarı çıkıp sokakta bir tur atın, bütün faullü hareketleri tespit edersiniz.

Hele hayvansever birisiyseniz gündelik yaşam katlanılamaz hale gelir. Mama kabını tekmeleyen mi ararsınız, hayvanlar için bırakılan suya sigara izmariti, çöp atan mı, hepsi önünüze dizilir. Yeterli memnuniyeti yaratmasa da yürürlüğe giren Hayvan Hakları Yasası ve yerel yönetimlerin aldığı kararlar, gündelik hayatımızda nasıl karşılık buluyor, gelin bir bakalım.

İstanbul’un Beşiktaş ilçesi Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın 11 Eylül 2020’de duyurduğu üzere, ilçede hayvan satışını yasakladığını açıklayarak, vatandaşları bu kuralı desteklemeye çağırdı. Aynı ilçenin sınırları içerisinde yer alan Akmerkez’de, daha önce kapatılması hakkında change.org’da kampanya bile başlatılmış olan “Pet World” isimli dükkân ise bu hafta gördüğüm üzere, vitrininde kedi köpek sergileyerek satıyor.

BENZER MANZARALAR

Alışveriş merkezi yönetimine şikâyetimi iletip belediyenin aldığı karara uymayan ve Hayvan Hakları Yasası’yla pet shop’larda kedi-köpek satışının yasaklanmasına rağmen bunu yapan dükkâna ne yapılabileceğini sordum. Cevap alamadım, bu yazıdan sonra cevap gelebilir. Ama görüyorsunuz, vatandaş olarak bir yaptırım gücünüz de yok. Bu durum sadece Beşiktaş’ta ve Akmerkez’de böyle değil. Çıkın gezin çok yerdeki pet shoplarda benzer manzara göreceksiniz.

Lafı getirmek istediğim nokta şu: İnsanların hayvanlara saygı gösteresi yok, ne olursa olsun beklediğimiz hassasiyete burada ulaşamayacağız. O pet shop, kendisine para verip kedi, köpek alan birisi olduğu sürece bu satışı ama göstere göstere, ama el altından yapmayı sürdürecek. Yine o pet shop kirasını verdiği sürece istediği alışveriş merkezinde, istediği caddede dükkân işletmeyi sürdürebilecek.

Yapabileceğimiz tek şey gücümüz yettiğince kanunları hiçe sayan bu pet shop’ları bulup, yetkili mercilere şikâyet etmek.

Yazının Devamını Oku

Bu sevgi bir tırmalamayla bozulmasın

Kedi, köpek sevmenin ya da onlara yaklaşmanın bazen riskli yanları olabiliyor.

Malum, insanlar gibi onların da kendilerini rahat hissetmedikleri durumlar var. Bu yüzden kedilerle oyun oynarken ara sıra tırnak yemeniz normaldir. Çocuklara hayvan sevgisi aşılarken bu durumlar bazen onların gelecekte kedilere yaklaşmakta ürkek davranmasına yol açabiliyor.

Böyle bir durumda kalıp kediden güzel bir ‘imza’ aldınız diyelim. Ne yapacağınızı buraya derlediklerimle not olarak düşeyim, ona göre hareket edin.

Bu kaçınılmaz çizikler çoğunlukla tehlikeli değildir ancak yine de yaranıza iyi bakmanız gerekir.

Hareketlerine alışmaya çalışan bir yavru kediye sahipseniz oyun sırasında ya da kucağınızda rahatladığı sırada sizi tırmalamasına kesin gözüyle bakabilirsiniz.

İLK SABUNLA YIKAYIN

Kedinizin yaşı ne olursa olsun, bazen bu çizikler sadece acı vermekle ya da vücudunuzda geçmeyen izler bırakmakla kalmaz. Bu yaralar bazen daha derin olabilir, kanayabilir hatta enfeksiyon kapabilir. Hem sokak kedileri hem de ev kedileri çizdikleri yere bakteri bulaştırabilir.

Tedavi için ilk olarak sabun ve ılık suyla çizilen yeri yıkayın. Temiz bir havluyla kurulayın.

Yazının Devamını Oku

Kedilerimiz bizi özler mi

Evini kedilerle paylaşan ve günün birinde başarabilirse tatile gidenlerin yaptığı şey genelde aynı: Evin anahtarını, günde bir kez uğrayabilecek arkadaşlarına verip, kedilerinin mama, su ve tuvalet temizliğini sağlamasını istemek.

Böyle bir tatil sonunda eve dönen kedi sahipleri genelde kedilerinin tavırlarında değişiklik olduğunu düşünürler ya da öyle hissetmek isterler. Peki gerçekten böyle bir durum var mı? Daha açık sorayım: Kedilerimiz bizi özler mi?

Bir kedinin kafasının içinde neler olup bittiğine dair kesin bir yanıt vermek çok zor.



Lincoln Üniversitesi’nde 2015’te yapılan araştırma, kedilerin sahiplerini köpekler gibi özlemediğini, çünkü sahiplerine köpekler gibi bağlanmadıklarını söylüyor. Başka bir araştırmaysa kedilerin onları yalnız bıraktığımızda sinirlendiklerini ve bunu pasif-agresif davranışlarla gösterdiklerini söylüyor.

MUTLULUĞUN İŞARETİ

Yazının Devamını Oku

Kardeşler birbirini yıllar sonra tanır mı

Malum yavru kedilerin bol bol etrafımızda dolandığı, yuva arama ilanlarının sürekli karşımıza çıktığı mevsimdeyiz. Hep aklıma takılan bir konuydu: Yavruyken birbirlerinden ayrılan kediler, kardeşlerini daha sonra gördüklerinde tanırlar ya da bu ayrılığı hissederler mi? Araştırdım, derlememi dikkatinize sunayım.

Yavru kediler birlikte büyüdüklerinde birbirlerini tanıyorlarmış. Ancak bir süreliğine ayrılıp yeniden bir araya getirildiklerinde birbirlerini unutmuş olabiliyorlarmış.

Kardeşler birbirlerinden avlanmayı ve oyun oynamayı öğrenirmiş. Bu yüzden yavru kedileri sürekli güreşirken görüyormuşuz.

Kediler kardeşleriyle ömür boyu süren bağlar kurmazmış. Bir kedi sosyal olgunluğa 18 ay-4 yaş arasında erişirmiş. Dolayısıyla erken dönemde ayrılan yavrular birbirlerini kısa sürede unutuyormuş maalesef.

Burası kritik: Erken dönemde yavru kedilerin birbirleriyle ve anneleriyle iletişimleri yeteneklerinin, sosyal becerilerinin ve kişiliklerinin gelişmesi için hayati derecede önemli. Yavru kediler 8’inci haftada sütten kesilip kendi başına beslenmeye başladığında annesinden ayrılmak için şartlar uygun hale gelmiş olmuyor. Yavruları 12 haftadan önce ayırmamak gerekiyormuş.

Annelerinden çok erken ayrılan yavrular uygun davranışlar sergilemekte zorlanabiliyor. Endişe, asabiyet, mizaç problemleri ve yavaş öğrenme gibi olumsuz durumlar gelişebiliyor.

Yavru kedi sahiplenirken en önemli detay: Kardeş iki kediyi birlikte eve getirmek. Uyumu kolaylaştırırken, en önemlisi hayat boyu yalnız hissetmezler.

#Satınalmasahiplen derken, bu maddeler de aklınızda bulunsun.

Yazının Devamını Oku

Kedi sevdiğini yoğururmuş

Kedilerin bir şeyleri yoğurur gibi yaptığı hallerini izlemek, dünyanın en keyifli işlerinden biri olabilir.

Herkesin aşina olduğu bu hareketin temeline inmiş biliminsanları. Kedi davranışları üzerine çalışanlar bunun rahat hisseden bir kedinin hareketi olduğunu söylüyor.

Kedilerin uykudan önce gurlaması, bir şeyleri yoğurması hatta bazen salya akıtması normalmiş.

Yoğurma hareketiyse favori insanının yanında ortaya çıkıyormuş.

Uzmanlara göre, bir anlamda bu, kedinizin size “Seni seviyorum” demesinin bir yoluymuş.



Yazının Devamını Oku

Havalar ısınıyor dikkat

Daha önce de değindim bu konuya ama bu uyarıları dönem dönem yapmakta yarar var.

Haziran, sıcak yüzünü henüz göstermemiş olsa da sıcak günler kapıda. Sıcak bizi nasıl etkiliyorsa köpekleri de o şekilde çarpıyor. O yüzden hareketlerini gözlemlemek şart. Sık nefes alıyor, gölge arıyor ya da en basitinden yere yatıp sizin çabanıza rağmen hareket etmiyorsa, bunlar onun şımarıklığını değil, sıcaktan bunaldığını gösterir.

SU MOLASI VERİN

Tüyleri uzun diye sıcaktan bunaldıklarını düşünüyorsanız pek haklı sayılmazsınız. Çünkü tüyler aynı zamanda onun iç sıcaklığını düzenlemesini sağlıyor. Ve güneş yanığı olmalarını engelliyor, o nedenle duruma bir de bu açıdan bakın.



Sıcak havada hareket halindeyse mutlaka 15-20 dakikada bir su molası verin. Su kaybının önüne geçin. Güneşin en tepede olduğu zaman diliminde değil etkisini kaybettiği sırada dışarıda vakit geçirmeye çalışın. Lütfen dikkat: Köpeğinizi asla arabada bırakıp bakkala-markete-ufak alışverişe gitmeyin. Sıcağın köpeğinizde yaratabileceği en korkunç senaryo, kalp krizi geçirmesi. Onun da belirtileri, aşırı hızlı nefes alıp vermesi, dilinin, diş etlerinin koyu veya parlak kırmızı hale gelmesi, hareketsizlik hali, sendeleme, kanlı ishal ve kusma. Bunlar kalp krizi tehlikesine dair emareler. Bu durumda vakit kaybetmeden veterinerinize danışın.

Yazının Devamını Oku