Paylaş
Her hafta bunu destekleyecek bir haber görüyoruz.
Buyrun yenisine bakalım.
Şu bilgi cebimizde: Arılar yok olursa, insanlık yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır.
Bilimsel olarak kanıtlanan bu önermenin dayanağı, arıların bitki tozlaşmasında kritik bir role sahip olması ve bizim de insanlar olarak sayısız bitkiye bağımlı olmamız.
Şimdi gelelim olaya.
ABD, Michigan Eyalet Üniversitesi’nde, bal arısı kolonilerine zararlı bakterilerin tespit edilmesi için köpekler yardımcı oluyor.
9 yaşındaki springer spaniel cinsi Maple adındaki bir köpeğin hikâyesini The Guardian aktarmış.
Maple yedi yıl boyunca şerifin ofisinde insan kalıntılarını tespit ettikten sonra bu göreve getirilmiş. Maple bu görevi sırasında bir kaza geçirip emekli edilmiş. Eğitmeni Sue Stejskal da Maple’a yeni uğraş ararken Michigan’daki bu araştırmadan haberdar olmuş.
Projeyi yürütenlerle irtibata geçen Stejskal, Maple’a arı kovanlarında ‘Amerikan yavru çürüklüğü’nü ortaya çıkarması için polis köpeği tespit yöntemlerini uygulamayı öğretmiş. Üzerinde çalıştıkları, bal arısı larvaları için ölümcül bir tehdit oluşturan, bakteriyel bir hastalık.
Maple, arıcılıkla uğraşanların giydiği koruyucu kıyafetler giydirilerek yapıyor çalışmalarını.
Maple’a verilen bu eğitimin amacı, diğer köpeklerin de bu konuda eğitilmesine imkân sağlamak. Bir anlamda insanlığın geleceği Maple’a ve onun yeteneği sayesinde oluşturulacak rehbere bağlı. Gözümüz kulağımız Maple’da. Başarılı olursa hepimiz kurtuluruz.

KÖPEĞİNİZİN AĞIZ SAĞLIĞINDAN HABERİNİZ VAR MI
Araştırmacılara göre bilgisiz olma ihtimaliniz var. Purina Dentalife’ın araştırmasına göre köpek sahiplerinin neredeyse üçte biri, kötü nefesin köpekler için normal olduğuna inanıyor.
Dörtte biri ise evcil hayvanların dişlerinin veya diş etlerinin sağlıklı olup olmadığın anlayabilecek bilgiye sahip değil.
Araştırmanın yürütücülerinden Veteriner Dr. Paul Manktelow, sonuçları şöyle yorumluyor: “Diş hastalığı üç yaşın üzerindeki köpeklerin yüzde 80’inden fazlasını etkiliyor ve çoğu zaman fark edilmiyor. Kötü nefes, kırmızı veya şişmiş diş etleri ve diş taşı birikimi gibi erken belirtiler kolayca gözden kaçabilir, ancak gözden kaçan bu enfeksiyon ilerleyerek köpeğin genel sağlığını etkileyebilir. Bu yüzden günlük diş bakımı önemli. Düzenli fırçalama ideal. Fakat birçok kişi bunu zor buluyor.”
Ankete katılanların yüzde 42’si köpeklerinin ağzının koktuğunu, yüzde 24’ü yemek yerken zorlandığını fark ettiğini, yüzde 23’ü iltihaplı diş etleri gördüğünü ve yüzde 13’ü evcil hayvanının ağzıyla oynadığını gözlemlediğini söylemiş.
Tüm bu verilere rağmen sadece yüzde 41’i diş sorunlarından şüphelendiğinde köpeğini hemen bir veterinere götüreceğini söylüyor.
Yüzde 35, sorunun kendi kendine çözülmesini umarak veteriner ziyaretini erteleyeceğini itiraf ederken, yüzde 22’si önce internetten araştırma yapacağını belirtmiş.
Köpeğinin sağlığı hakkında haftalık olarak internette arama yapanların yüzde 74’ü, sonrasında daha fazla kafa karışıklığı yaşadığını ifade etmiş.

KEDİLER ALZHEİMER’IN TEDAVİSİNE YARDIMCI OLABİLECEK Mİ
EdInburgh Üniversitesi’ndeki bilim insanları kedi demansının insanlardaki Alzheimer hastalığıyla çok sayıa ortak faktörü olduğunu keşfetti.
Araştırmalara göre kedilerdeki demans, insanlardaki Alzheimer’a benzer şekilde gelişiyormuş. Bu da bu hastalık konusunda ümitlerimizi artırıyor.
Hayatları boyunca kafa karışıklığı, uyku bozukluğu ve sesli iletişimde artış gibi demans belirtileri gösteren 25 kedinin beyninde ölüm sonrası inceleme yapan araştırmacılar, söz konusu beyinlerde Alzheimer hastalığının belirgin özelliklerinden biri olan toksik protein amiloid-beta birikimi buldular.
Bunun varlığı, bilim insanları tarafından “Mükemmel bir model” olarak değerlendiriliyor ve insanların tedavisi için rehber olabileceği şeklinde yorumlanıyor.
PETA, canlı kediler üzerinde gelecekte yapılacak deneylere karşı çıkacaklarını duyurdu.
İyi dileğimizle tamamlayalım haberi: Umarım uzmanlar, kedilere zarar vermeden bu araştırmayı sürdürmenin bir yolunu bulabilirler.

OKUR FOTOSU
HEYBELİADA’NIN ‘Dante’si
Okurumuz Alara Yılmazkulaş, köpeğinin fotoğrafını şu notla iletmiş: “Heybeli Adası’nın prensi Dante.” Sonra da eklemiş: “Oğlumu Hürriyet’te paylaşırsanız çok mutlu olurum.” Böyle güzellikleri görünce asıl biz mutlu oluyoruz. Başta okurumuza, Dante’yle ve tüm sevdikleriyle beraber upuzun sağlıklı bir ömür diliyoruz. Okurumuzdan, bugünün hatrına Dante’ye en sevdiği ‘kaçamak’ yiyeceklerden biraz vermesini istiyor, tüm okurlarımızdan da kedi ve köpeklerine ait fotoğrafları beklediğimizi tekrar hatırlatıyorum.

NOT: Kediniz ya da köpeğinizin fotoğrafını #dünyagüzeli etiketiyle ve Hürriyet’ten bahsederek sosyal medyada paylaşın ya da sdemirel@hurriyet.com.tr adresine mail atın, seçip paylaşalım...
Paylaş