Paylaş
Bu araştırma köpek tasması çekme kuvvetlerinin insan dengesi ve yürüme üzerindeki etkilerini de ilk kez bilimsel olarak incelemiş oldu.
Çalışmaya göre, günlük bir aktivite olan köpek gezdirmek sanılandan fazla fiziksel stres yaratıyormuş.
Detayları aktarayım.
Katılımcıların yüzde 25’i yürüyüş sırasında 20.5 kilo veya daha fazla çekme kuvvetine maruz kalmış. Katılımcıların yarısında maruz kalınan bu kuvvet en az 12.7 kilo olarak ölçülmüş.
Bu ağırlıklar, köpekle yürümenin, tek başına yürümeye kıyasla yürüme değişkenliğini önemli ölçüde artırdığını gösteriyor. Bu durum da bilimsel olarak ‘düşme riski’ için temel bir gösterge kabul ediliyor.
ANİDEN ÇEKMESİ DENGEYİ BOZUYOR
Yürüyüş yoğunluğu değişmese de köpeğin yarattığı ani çekmeler kişinin her adımda dengesini korumasını zorlaştırabiliyor. Bu yüklere hazırlıksız yakalanırsanız, tıpkı düştüğünüzde olduğu gibi bel, diz, bilek, boyun sakatlıkları yaşamanız sürpriz olmaz.
Dr. Alexander Peebles, bu çalışmaya kendi Alman Çoban Köpeği kırması köpeğinin yarattığı bel ağrısı ve annesinin bir köpek tarafından çekilince dizinden sakatlanması üzerine başlamış. Literatürde sakatlık istatistikleri olsa da bu sakatlıkların nasıl gerçekleştiğine dair veri eksikliğini fark etmiş.
Mühendislik öğrencileriyle birlikte her türlü tasmaya takılabilen hafif ve kablosuz bir ölçüm sistemi geliştirerek verileri toplamışlar. Bu sistem, gerçek zamanlı yürüyüşler sırasında hem tasmadaki gerilimi hem de insanın hareketlerini eş zamanlı olarak kaydetmiş.
Sonuçları bir alarm değil farkındalık yaratmak için paylaşıyorlar. Eşya kaldırma gibi aktivitelerde postürümüzü kaldıracağımız yüke uygun şekilde ayarlamamız gerektiğini öğrendiğimiz gibi köpek gezdirmek için de güvenli çekme eşikleri gibi sınırlar belirlemeye çalışıyorlar.
Bir amaçları da farklı köpek cinsleri ve boyutlarına uygun ekipmanların -boyun tasması, göğüs tasması vb.- tasarımına yol göstermek.
Köpek gezdirmenin faydaları saymakla bitmiyor elbette. Mobiliteyi destekleyerek fiziksel katkısı, sosyalleşme sayesinde ruhsal katkısı en başta gelenleri. Ama ani hareketlerin beklenmeyen sonuçları olabiliyor. Hedef bu sürprizlerden kaçınmak.

BİR KEDİNİN KEDİLERE YARDIMI
HOLLANDALI ressam Rembrandt’ın nadir eserlerinden ‘Dinlenen Genç Aslan’, sahipleri milyarder Thomas Kaplan ve ortağı Jon Ayers tarafından açık artırmada satıldı. 18 milyon dolara satılan çizimden elde edilen tüm gelir ise vahşi kedi türlerini korumayı amaçlayan Panthera Vakfı’na bağışlandı.
Bu eser Rembrandt’ın bilinen yedi aslan çiziminden biri ve sanatçının yaratıcılığının zirvesinde olduğu 30’lu yaşlarında yapılmış.
Uzmanlar, aslanın boynundaki tasmadan yola çıkarak Rembrandt’ın bu çizimi canlı bir modelden (muhtemelen bir panayırda) bakarak yaptığına inanıyor.

OKUR FOTOSU
EZİYETTEN KURTARILAN MARS
Okurumuz Ayla Özarslan’ın kedisi Mars’la hikâyesi hem etkileyici hem de iç parçalayıcı. Bugün Sevgililer Günü. Bu yazıyı, dünyadaki kötülüklere karşı savaşan bir hayvanseverin sevgi dolu mücadelesi olarak da okuyabilirsiniz. Kısaltarak aktarıyorum: “2020 yılında 2 aylık minicik bir yavruyken, cinsel istismara uğramış ve eziyet edilmiş halde buldum. Veterinerde onun için zorlu, acılı bir tedavi başladı. ‘Adın Mars olsun, savaş tanrısı gibi güçlü ol’ dedim. Mars’ın tedavi süreci boyunca bunu yapanlara duyduğum öfkeyle iyi haber için umutla bekledim, yanında oldum. Bedenindeki iyileşmenin ardından yuvamdaki en küçük can dostum oldu. 3 yıl süren travma dönemi ikimiz için de zordu: Hâlâ boynumda yatar, sığındığı tek güvenilir yer kucağımdır. Aylarca işe dahi yanımda götürdüm. Geceleri karanlıktan korktuğu için evde her yere küçük gece lambaları koydum, hepsi hâlâ açık durur. Erkek sesine karşı dahi hassas olduğu ilk 3 yıl boyunca oğlum bile evde hep sakin sesle konuştu, asla ses yükseltmedi. Televizyonu bile kısık seste izledik. Sonraki 3 sene bazı şeyleri aştık, ama tam toparlanmadı. En acısı ise 6 senedir normal bir kedi gibi asla miyavlamadı. Oysa parkta koşup oynarken ilgi çekmek, yanına çağırmak için güzelce miyavlardı. O benim evimin küçüğü ve en irisi olarak baş tacım, canımın sol yanı. ‘Sokaklar onların evi, onlar sokakta yaşamaya alışık’ diyorlar ya. İşte sokaktaki bir masumun başına gelenler. Evimdeki diğer 2 kedim de sokaklardan, zor koşullardan ve insan şiddetinden kurtardığım canlılar. Onlardan, bu dünyada yaşayacak bir yer bırakmadığımız için, özgür olma hakkını onların elinden aldığımız için tüm insanlık adına her gün özür diliyorum.
Lütfen sokaktaki canları görmezden gelmeyin, onların hayatı inanın çok zor.” Cennetlik okurumuza katılmamak elde değil. Okurumuza, başta Mars ve tüm kedileriyle mutlu, huzurlu, sağlıklı, upuzun bir ömür diliyorum.
Sizden de kedinizin, köpeğinizin fotoğrafını bekliyorum.

NOT: Kediniz ya da köpeğinizin fotoğrafını #dünyagüzeli etiketiyle ve Hürriyet’ten bahsederek sosyal medyada paylaşın ya da sdemirel@hurriyet.com.tr adresine mail atın, seçip paylaşalım...
Paylaş