Paylaş
Güncellenen rehber, kedi sahiplenmenin sosyal sorumlulukları da beraberinde getirdiğini gösteriyor, kedilerin uzun süre yalnız bırakılmasını yasaklıyordu. Bunun yanı sıra insan-kedi arasında da günlük etkileşim şartı koşuluyordu.
Kurallara göre ayrıca evde yaşayan kedilerin davranışlarını desteklemek için tırmalama yüzeyi, yüksek dinlenme noktaları sağlanması da başka şartlar olarak karşımıza çıkıyordu.
Haber doğru ancak tarihi eski. İsveç bu düzenlemeleri daha önce yapmış, 2019 yılında. Kanun koyucuların insan-hayvan ilişkisine bakışını göstermesi açısından çok önemli olan düzenlemenin detaylarına bakalım.
Açık kaynaklardan edindiğimiz bilgileri özetleyelim:
İsveç Tarım Kurulu, kedinizi günde en az iki kez görmenizin (kontrol etmenizin) zorunlu olduğunu belirtiyor. Hasta, yaralı veya yavru kediler için bu kontrolün daha sık yapılması şart.
Kedinize her gün yeterli ve dengeli beslenme ile sürekli taze su sağlamanız gerekiyor. Kürk, diş ve tırnak bakımı sahibinin sorumluluğunda. Tırnakların kendi kendine aşınmadığı durumlarda kesilmesi zorunlu.

Yavru kediler, anne sütüne ihtiyaç duydukları sürece ve en az 12 haftalık olana kadar annelerinden ayrılamıyorlar. Burada tek istisna sağlık gerekçeleri. Kontrolsüz üremeyi engellemek de sahibinin görevi.
Kedi yetiştiriciliğine dair şu düzenlemeyi yapmışlar (Keşke ticaretini yasaklasalarmış): Eğer 12 aydan büyük 10 veya daha fazla kediniz varsa, bu durum izne tabi oluyormuş. Bu sayıya ulaştığınızda veya ticari bir kedi işletmesi kurduğunuzda, ‘hobi’ kapsamından çıkıyorsunuz ve devlet de sizi denetliyor. İlgili birimden alınacak izin, tesis, yetkinlik ve süreklilik alanlarında yapılacak incelemenin sonunda veriliyormuş.
Özetle İsveç sistemi, kediyi ‘eşya’ olarak değil, duygusal ve fiziksel ihtiyaçları olan bir birey olarak tanımlıyor ve bu ihtiyaçların karşılanmamasını yasal bir ihlal olarak görüyor.
Peki bunlara uymazsanız ne oluyor? İşlediğiniz kabahate bağlı olarak değişmekle beraber, hayvan besleme yasağından, caydırıcı para cezasına, hapisten hayvanlara el konulmasına kadar geniş yelpazede ceza mevcut.
Özenilecek nokta şu: Düzenlemeler gösteriyor ki İsveç›te kedi sahibi olmak, sadece ‘kedi beslemek’ değil, devlete karşı da hukuki bir sorumluluk üstlenmek anlamına geliyor. Bir suç işlerseniz, cezasını da çekiyorsunuz.
Darısı başımıza diyelim.
ABUR CUBUR ONLARIN DA HAKKI
BU fikirden yola çıkan şanlı Japonya’nın şekerleme üreticisi Morinaga, hem insanların hem de köpeklerin tüketebileceği sağlıklı atıştırmalıkları piyasaya sürmeye hazırlanıyor.
3 Mart’ta piyasaya sürülecek bu atıştırmalıklar arasında ‘Mini Moonlight with dog’ isimli kurabiye ve armut aromalı ‘Ice Box with dog’ dondurma bulunuyor.

“Peki bu ürünlerin olayı nedir?” diye soracak olursanız o da şu: Ürünlerde köpekler için zararlı içeriklerden kaçınarak yağ ve şeker oranı düşürülmüş. Ayrıca dondurulmuş pankekler ve jel içecekler geliştirilmiş.
Japonya’daki düşen doğum oranı ve yaşlanan nüfusu göz önüne alan şirket, köpek ve sahibini bir aile olarak görüp hareket etmiş. Çalışmalarını da ‘Evcil hayvanlar ve ailelerinin birlikte gülümseyebileceği bir dünya yaratmak’ olarak niteliyorlar.

OKUMA TAVSİYESİ
KEDİ PSİKOLOJİSİNİ ANLAMAK İÇİN
VETERİNER psikiyatrist Claude Béata, kedilerin zihninde gezinmemiz için ilgi çekici bir rehber hazırlamış. Depresyona giren barınak kedileri, ayrılık kaygısından mustarip Tabatha, bipolar bozukluk yaşayan Nugatin ve kedilere özgü bir şizofreni hastalığı çeken Melly, bu kitapta karşılaşacağınız olayların başrolleri.
Kedilerin dünyasına girebilmemiz için okumaya değer.

Claude Beata
Çev: Nazlı Ceyhan Sümter
240 sayfa, 340 lira, Doğan Kitap
OKUR FOTOSU
ADINI ‘KARDEŞ’ KOYDUM
Okurumuz Batuhan Başaran, nefis bir sürpriz hazırlamış. Ama bize değil. Detayını kendisinden dinleyelim: “Ben Batuhan. Annemlere ve anneanneme sürpriz olsun diye, sokaktan buldukları ve haftalardır sağlam koltuk bırakmamak için yoğun çalışmalar sürdüren, isimsiz üvey kardeşimin fotoğrafını sizinle paylaşmak istedim. Hürriyet Gazetesi’nde çıkarsa anneannemin vereceği tepkiyi görmek için şansımı deneyeyim dedim. Bu plandan bir tek kedinin haberi var.”
İsimsiz kediciğe ‘Kardeş’ adını koyuyorum ve anneannesinin bu haberi gördüğünde vereceği tepkiyi bize aktarması şartıyla okurumuz Batuhan’ın gönderdiği fotoğrafı paylaşıyorum.
Okurumuza, ‘Kardeş’i ve sevdikleriyle upuzun sağlıklı bir ömür diliyorum. Sizden de kedinizin, köpeğinizin fotoğrafını bekliyorum.

NOT: Kediniz ya da köpeğinizin fotoğrafını #dünyagüzeli etiketiyle ve Hürriyet’ten bahsederek sosyal medyada paylaşın ya da sdemirel@hurriyet.com.tr adresine mail atın, seçip paylaşalım...
Paylaş