Paylaş
Yapılan yeni araştırmalara göre sağlıklı yaşlı kediler günde bir veya iki büyük öğün yerine, yaklaşık altı veya yedi küçük öğün yiyormuş.
Bulgu, geleneksel ‘günde bir kez besleme’ alışkanlığının aslında kedilerin doğasına uymadığını; bunun yerine yaş, mama türü ve iştaha bağlı olarak gün içine yayılan ölçülü bir atıştırma ritmine sahip olduklarını gösteriyor.
İngiltere›deki Waltham Evcil Hayvan Sağlığı Bilim Enstitüsü›nden Dr. Scott J. McGrane, 134 evde yapılan kayıtları inceleyerek yaşlı kedilerin gün boyunca mama kaplarına defalarca geri döndüğünü belgelemiş. Her yemek yeme anı, tüketilen mamanın gerçek ağırlığıyla eşleştirilmiş.
Bu beslenme ritmi yaş, kuru ve karışık mama diyetlerinin hepsinde geçerliliğini korumuş.
Peki küçük öğünler neden kediler için daha uygun?
Ardında bir avcı genetiği yatıyor: Evcil kediler, doğadaki küçük avlarla beslenen atalarının alışkanlıklarını taşırlar. Bu yüzden tek, büyük bir porsiyon yerine gün içine yayılmış sık yeme fırsatlarını tercih ederlermiş.
Mide kapasitesi de bunda etken. Yaklaşık 300-350 ml kapasitesi olan mideleri nedeniyle ağır bir öğün yerine, yavaş ve düzenli olarak sindirilen küçük porsiyonları daha uygun bulurlar.
Veterinerler de onların sık sık ufak ufak yemelerinin doğru olduğunu belirtiyor.
Araştırmanın verilerinden birkaçını paylaşayım.
Kuru mama ile beslenen kediler günde ortalama 6 öğün, yaş mama alanlar 7 öğün, karışık beslenenler ise 7 öğünden biraz fazla yemiş.
İlginç bir detay daha var. Yaş mamalar gram başına daha fazla su ve daha az kalori içerdiğinden, kediler enerji ihtiyaçlarını karşılamak için mama kabına daha çabuk dönüyor olabilirmiş: Kuru mama beslenmesi günde 262 kalori, karışık beslenme 222 kalori, yaş beslenme ise sadece 138 kalori sağlamış.
“Bırakınız yesinler” diyeceğim ama yasal uyarımızı da ekleyeceğim. Siz böyle kararları vermeden önce veterinerinize danışmayı ihmal etmeyin.
ÇERNOBİL KÖPEKLERİ EVRİM GEÇİRİYOR
26 Nisan 1986’da meydana gelen Çernobil Faciası’nın üzerinden tam 40 yıl geçti. Facianın etkileri yıllar içinde azalmış olsa da hâlâ sürdüğünü söylememiz yanlış olmaz.
Araştırmacılar bu bölgede yaşayan köpekler üzerinde yaptıkları çalışmalarda çarpıcı bir soruyla karşı karşıya kaldı: “Bu köpekler nükleer santralin yakınlarında yaşayarak tuhaf mutasyonlar mı kazandılar?”
2023 tarihli bir araştırmada Çernobil’deki köpeklerde radyasyonun olası etkilerine işaret eden belirgin genetik farklılıklar olduğunu ortaya koymuştu, şimdi bunun devamı olan araştırmalar onlarca yıllık radyasyonun bölgedeki hayvanların evrimini nasıl etkilemiş olabileceğini derinlemesine inceliyor.
Çernobil çevresindeki bölge insanlar için hâlâ yaşanabilir değil ama bu bölgedeki insan yokluğunda kurtlar, atlar, kuşlar, böcekler ve köpekler gibi her türden hayvan yaşadı ve çoğaldı.
Çernobil çevresindeki köpeklerin çoğunun, yıllar önceki acil tahliye sırasında geride bırakılan evcil hayvanların soyundan geldiği düşünülüyor.
Bu değişim için de uzmanlar Çernobil Yasak Bölgesi’nde yaşayan hayvanları inceliyorlar: Amaç 40 yıllık radyasyonun hayvanların gen haritasını nasıl değiştirdiği, hatta evrimi hızlandırıp hızlandırmadığını görmek.
Buna göre Çernobil’in vahşi köpekleri için sıra dışı bir şeyler yaşanıyor olabilir. Santral yakınında yaşayan yabanileşmiş köpeklerin, sadece 16 kilometre uzaklıktaki Çernobil Şehri’nde yaşayan köpeklerden belirgin genetik farklılıklar gösterdiğini ortaya konuldu. Bu durum, köpeklerin radyasyon nedeniyle hızlı bir mutasyon veya evrim geçirdiklerini düşündürse de elbette bilim dünyasına göre bu sadece bir başlangıç bulgusu.
Çevre bilimci Jim Smith bu yıl yazdığı bir makalede, Çernobil köpeklerinin genetik olarak gerçekten farklı olduğunu ancak mevcut çalışmaların bu duruma doğrudan radyasyonun neden olduğunu kanıtlamadığını belirtiyor. Smith’e göre, Çernobil’in asıl ekolojik hikâyesi hayvanların radyasyon sayesinde gelişmesinden ziyade, insanların bölgeyi terk etmesiyle doğanın burayı geri almasıyla ilgili.
2023’teki çalışmanın üzerine yeni çalışmalarla gidiliyor ama kesin konuşmak için erken. Bilim dünyası buradan gelecek kesin sonuçları heyecanla bekliyor. Biz de.
OKUR FOTOSU
EN GÜZEL ZEYTİN
OKURUMUZ Duygu Özdemir, ilettiği kedi fotoğrafına şu notu düşmüş: “Zeytin, sokağa terk edilmiş, insan canlısı, akıllı ve çok uysal. Şimdi bizimle, sıcacık yuvasında, güneş banyosu yapıyor. Evimizin neşesi, gözbebeği.” Okurumuza, Zeytin’e sağlıklı, upuzun bir ömür diliyorum. Sizden de kedinizin, köpeğinizin fotoğrafını bekliyorum.
NOT: Kediniz ya da köpeğinizin fotoğrafını #dünyagüzeli etiketiyle ve Hürriyet’ten bahsederek sosyal medyada paylaşın ya da sdemirel@hurriyet.com.tr adresine mail atın, seçip paylaşalım...
Paylaş