GeriSerhat DEMİREL Kardeşler birbirini yıllar sonra tanır mı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kardeşler birbirini yıllar sonra tanır mı

Malum yavru kedilerin bol bol etrafımızda dolandığı, yuva arama ilanlarının sürekli karşımıza çıktığı mevsimdeyiz. Hep aklıma takılan bir konuydu: Yavruyken birbirlerinden ayrılan kediler, kardeşlerini daha sonra gördüklerinde tanırlar ya da bu ayrılığı hissederler mi? Araştırdım, derlememi dikkatinize sunayım.

Yavru kediler birlikte büyüdüklerinde birbirlerini tanıyorlarmış. Ancak bir süreliğine ayrılıp yeniden bir araya getirildiklerinde birbirlerini unutmuş olabiliyorlarmış.

Kardeşler birbirlerinden avlanmayı ve oyun oynamayı öğrenirmiş. Bu yüzden yavru kedileri sürekli güreşirken görüyormuşuz.

Kediler kardeşleriyle ömür boyu süren bağlar kurmazmış. Bir kedi sosyal olgunluğa 18 ay-4 yaş arasında erişirmiş. Dolayısıyla erken dönemde ayrılan yavrular birbirlerini kısa sürede unutuyormuş maalesef.

Kardeşler birbirini yıllar sonra tanır mı

Burası kritik: Erken dönemde yavru kedilerin birbirleriyle ve anneleriyle iletişimleri yeteneklerinin, sosyal becerilerinin ve kişiliklerinin gelişmesi için hayati derecede önemli. Yavru kediler 8’inci haftada sütten kesilip kendi başına beslenmeye başladığında annesinden ayrılmak için şartlar uygun hale gelmiş olmuyor. Yavruları 12 haftadan önce ayırmamak gerekiyormuş.

Annelerinden çok erken ayrılan yavrular uygun davranışlar sergilemekte zorlanabiliyor. Endişe, asabiyet, mizaç problemleri ve yavaş öğrenme gibi olumsuz durumlar gelişebiliyor.

Yavru kedi sahiplenirken en önemli detay: Kardeş iki kediyi birlikte eve getirmek. Uyumu kolaylaştırırken, en önemlisi hayat boyu yalnız hissetmezler.

#Satınalmasahiplen derken, bu maddeler de aklınızda bulunsun.

YETMEZ AMA, YETMEZ

TEMEL haklar konusunda istediğimiz noktaya kavuşamamak can sıkıcı. Yıllardır beklenen hayvan hakları yasası sonunda Meclis’te kabul edildi ama kamu vicdanını tatmin eden bir durum olmadığı tepkilerden belli.

Hayvanlara yönelik cinsel saldırı, köpek dövüşleri, yunus parkları, hayvanat bahçeleri gibi hayvan istismarına yönelik yapılacak düzenleme beklentisi, ya da işlenen suçlar karşısında ‘gerçekten’ hapis cezası içeren kanun isteği boşa çıktı. Hayvan haklarını kanunlarla korumayı beklemek yerine insanlara hayvan sevgisini aşılama yoluna gitmek, sanıyorum ki daha zorlu olmasına rağmen daha gerçekçi bir yol. Biliyorsunuz, ülkemizde hiçbir şey, hiçbir zaman kolay olmuyor.

Umarım ilk fırsatta hayvan hakları aktivistlerinin istediği düzenleme yapılır.

İŞTE BUNDAN KORKUYORDUK

KORONAVİRÜS salgınıyla eve kapandığımızda tüm dünyada barınaklardaki hayvanların sahiplenildiği haberiyle avunmuştuk. Bu sayede eve kapanan insanlar kendilerine yoldaş bulmuş, bu kedi, köpekler de huzura erişmişti. Aşının ardından normalleşme başlayınca korkulan oldu. İlk veri Kaliforniya’dan. Los Angeles’taki barınakların birçoğu şimdiden doldu. Üzücü olan şu: ABD’de her yıl barınaklarda yarısına yakını köpek olmak üzere 1.5 milyon hayvan uyutuluyor. Sahiplendirilerek kurtarılan köpek sayısı 1.000. Umarım bu kötü furya ülkemize uzanmaz.

Kardeşler birbirini yıllar sonra tanır mı

ONLARI COVID-19’DAN KORUYALIM

HATIRLARSINIZ asılsız bir haber yüzünden kedi ve köpeklerin COVID-19 bulaştırma ihtimali nedeniyle sorunlar yaşanmıştı. Halbuki araştırmalar gösteriyor ki, kedi ve köpekler insanlara bulaştıramıyor ama kedi ve köpekler insanlardan COVID-19 kapabiliyor. Kanada’daki Guelph Üniversitesi’nin araştırmasına göre araştırmaya katılan kedilerin üçte ikisine, köpeklerin yüzde 40’ına sahiplerinden COVID-19 bulaştı. Sözün özü, koronavirüse yakalandıysanız, kedi ve köpeğinize de sosyal mesafe uygulayın, onları bu şekilde koruyun.

Kardeşler birbirini yıllar sonra tanır mı

BU ÜÇLÜYÜ KAÇIRMAYIN

İSTANBUL’DAN okurumuz Naz Mina’nın maili sonrası bir istisna yapıyorum müsaadenizle. Bu üç muhteşem güzellik yuva arıyor. Hepsi dişi, 4 aylıklar. Hepsi İstanbul’da. Kendisine Instagram üzerinden başvurabilirsiniz: www.instagram.com/nazminamert
Bir kediye, bir köpeğe yuva olmak harika bir şey.

NOT: Kediniz ya da köpeğinizin fotoğrafını #dünyagüzeli etiketiyle ve Hürriyet’i mention’layarak sosyal medyada paylaşın ya da sdemirel@hurriyet.com.tr adresine mail atın, seçip paylaşalım...

X

Bir şehir bir cinsi kurtarmak için uğraşıyor

Hayvanlara karşı işlenen suçlarda ülkelerin yeterli mücadeleyi vermemesi durumunda halk inisiyatifi alıp, bir yolunu bularak adaleti kanunlar çerçevesinde sağlayabiliyor.

Bunun bir örneği İspanya’da yaşanıyor. Pas, gazetemizin yazarlarından ve Hürriyet Kitap Sanat Yayın Yönetmeni İhsan Yılmaz’dan geldi. Barselona’da gördüğü manzarayı etrafındakilere sorarak ilginç bir bilgiye ulaştı. Meğer şehirdeki bir seferberlikmiş.

Olay şu, İhsan Yılmaz, şehirde gezerken çoğu insanın yanında aynı cins köpeği görüyor ve öğreniyor ki meselenin avla bir ilgisi var. Detaylara geçeyim. İspanya’da İspanyol Tazısı cins köpekler avcılıkta kullanılıyor. Fakat zaman içerisinde eski av performansını veremediğinde kuyulara ve oluklara atılarak kaderine terk ediliyor ya da öldürülüyor.



“SOS Galgos” adında bir sivil toplum kuruluşu başı çekiyor ve bunun önüne geçmek için kurtarma, iyileştirme, sahiplendirme çalışmalarıyla 3 binden fazla İspanyol Tazısı’nı sahiplendirerek hayatlarını kurtarıyor.

İSPANYOL TAZISI 

Yazının Devamını Oku

Boşuna ‘pardon’ demeyin

Yanlışlıkla bir köpeğin kuyruğuna basan herkes, köpeklerin bir şeyi bilerek yapmakla yanlışlıkla yapmak arasındaki farkı anlayıp anlayamadığını merak etmiştir.

Hatasını telafi etmek için türlü şirinlikler yapmaktan tutun da en sevdiği ödül mamasına kadar gönül alma çabalarına girişenler için güzel bir gelişme. Max Planck Enstitüsü’nde İnsanlık Tarihi araştırmalarında köpek araştırmaları yapan ekip köpeklerin insanların bir şeyi isteyerek mi yoksa yanlışlıkla mı yaptığına dair veriler elde etti. Ekibin başındaki Julianne Brauer, “Bu kadar net bir resim görmeyi beklemiyordum” diyor.

BİZİ SÜREKLİ İZLİYORLAR

Deneyde, 51 köpek ve sahibi incelenirken, aralarında yer alan cam paravanın ortasındaki boşluktan köpeğin olduğu tarafa mama bırakmaya çalışan kişiler, yanlışlıkla ya da bilerek mamayı diğer tarafa iletmeyi beceremeyince farklı tavırlar gördüler.

Eğer mamayı bilerek köpeğe veremediyse köpek hızlıca koşarak mamayı yerden alıp yiyor, ama eğer yanlışlıkla yaptıysa mamaya ulaşmak için tereddüt içerisinde bekliyor ve daha uzun sürede mamayı alıyor. Brauer bunu, “Bizi durmadan izliyorlar ve bu deneyde gördüğümüz şekilde küçük farklılıklara karşı çok hassaslar. Bu da oldukça şaşırtıcı ve ilgi çekici” şeklinde açıklıyor.



Yazının Devamını Oku

Köpeğinizle bu şehirlere tatile gidebilirsiniz

Aşısını olanlar, kendini biraz daha güvende hissedip, tedbirlerin de gevşetilmesiyle maskeli şekilde normal hayatına dönüyor yavaştan.

Bunun içerisine tatiller de dahil. Hatta Euro’nun yüksekliğine aldırmadan yurtdışında tatile bile yeltenenler var. Onlar arasında, pandemi süresince kendilerine yoldaşlık eden köpeklerini de tatile götürmek isteyen olursa diye bir kısa liste sunacağım şimdi.



Good Trip Clothing isimli firmanın yaptığı çalışmayı Euronews aktarmış. Ve Avrupa’nın köpeklerle gezilebilecek en iyi şehirlerini belirlemişler. Bu liste hazırlanırken kriterler şöyle olmuş: Köpek dostu otel sayısı, köpek dostu restoran sayısı, açık alan ve doğayla iç içe oluşu, ortalama sıcaklık.

BİR KENARA NOT EDİN

Avrupa’nın köpek dostu şehirleri listesinde birinci sırada Fransa’nın başkenti Paris var. 351 köpek dostu otel, 184 restoran ve köpekle kolay ulaşım imkânları Paris’i listenin zirvesine taşımış. Berlin ikinci sırada. Ona avantaj sağlayan şey ise havanın aşırı sıcak olmaması. Çekya’nın payitahtı Prag üçüncü çünkü Avrupa’nın çoğu yerinden en kısa uçuş mesafesine sahip. Milano dördüncü çünkü sıcaklık yüksek. Moskova’nın beşinci olmasının sebebi de düşük sıcaklık.

Yazının Devamını Oku

Yeni tartışma... Vegan köpekler statü sembolü mü

Artık kedi, köpekleri hayatımızın merkezine alıp bazı konuları konuşabiliyoruz.

Bu güzel bir şey. Ama bir yandan da bu derece konuşuyor oluşumuz onları birer nesne haline getirebiliyor. Burada ara ara hayvan istismarına yönelik tehlikelere dikkat çekmeye çalışıyorum uzmanların görüşleri doğrultusunda.

Guardian gazetesinde, New York’ta yaşayan Arwa Mahdawi’nin dikkat çekip fitilini ateşlediği tartışma ilginç.

Önce olayı anlatayım: Hatırlarsınız, Formula 1 efsanesi Lewis Hamilton birkaç ay önce köpeği Roscoe’nun bir tabak meyveyle fotoğrafını paylaşmış, özel jetiyle seyahat ederken çektiği anlaşılan fotoğrafla köpeğinin veganlıkla çok mutlu olduğunu dünyaya duyurmuştu.



Ama

Yazının Devamını Oku

Dünya onların patilerinin altında

Yüzlerindeki memnuniyetsiz görüntü aslında her şeyi anlatıyor ama bu tavırlar bilimle teyit edilince daha bir güzel oluyor.

Kedilerin bir özelliğiyle daha karşı karşıyayız: Bedava yemek ile yemek için bir görevi yerine getirme arasında seçim yapma şansı verildiğinde, kediler fazla çaba gerektirmeyen yemeği tercih ediyor. Bu sonuç kedi severler için sürpriz olmasa da kedi davranışlarını inceleyen uzmanlar için sürpriz olmuş. Neymiş, çoğu hayvan, yiyecekleri için çalışmayı tercih edermiş.

California Üniversitesi Veterinerlik Okulu’ndaki araştırmacılar tarafından yapılan çalışmada, kediler yiyeceklerini almak için basit bir bulmaca çözmek yerine, kolayca bulunabilen bir kaptan yemeyi tercih etmişler. Aferin onlara.



Kuşlar, kemirgenler, kurtlar, primatlar hatta zürafalar dahil olmak üzere çoğu türün yiyecekleri için çalışmayı tercih ettiğini gösteren araştırmalar olduğunun altını çizen araştırmacılar, “Bu konuda güçlü bir eğilim göstermeyen sadece kediler gibi görünüyor” ifadesini kullanıyorlar.

Buradan kedilerin tembel oldukları sonucu çıkmasın. Çalışmanın bir parçası olan kediler, aktivite monitörleri taktı. Çalışma, daha aktif olan kedilerin bile serbestçe bulunabilen mamayı seçtiğini buldu. Günahlarını almayın hemen.

Yazının Devamını Oku

Dünyayı bu sevgi kurtaracak

Orman yangınları başlayalı 11 gün oldu.

Yanıp kül olan, müdahaleyle söndürülen, hâlâ mücadele verilen, yüreğimiz ağzımızda bitmesini beklediğimiz yangınlar için sosyal medya başta olmak üzere yardımlaşma ağları üzerinden yoğun bir seferberlik yürütülüyor. Yangın bölgesindekiler bizzat sahaya inerek, bölgenin uzağındakiler de ellerinden maddi-manevi nasıl bir yardım gelecekse onun için çabalıyorlar.



Bütün yangınlar doğal hayatta sayamadığımız kadar çok canlının hayatına mal oldu. Çok acı görüntüler var. Onları hatırlatıp üzüntünüzü katmerlemeyeceğim. Yaşam hakkı için mücadele veren insanlara övgüde bulunacağım. “Sonuna kadar savunacağım, bırakmayacağım ineklerimi ben” diyen teyze de ormanda yangının ortasında kalan köpek ve yavrularını kucaklayarak çıkaran itfaiyeciler de bir canlıyı kurtarmanın onurunu taşırken, gelecek nesillere de bu davranışın ne kadar kutsal olduğunu gösterdiler. İyiye gidecekse bir gün her şey, bu insanlar sayesinde olacak.

SİZ DE YARDIM ELİNİZİ UZATIN

Yangını söndürmek için kahramanca çabalayanlarla beraber doğal hayat mücadelesinde, yangında zarar gören hayvanların bakımı, tedavisi, sahiplendirilmesi için çaba gösteren tüm sivil toplum kuruluşlarını da ayakta alkışlamak gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Kanun var, yasak var, uygulayan yok

Kanunların uygulanıp uygulanmadığını tespit etmek çok kolay. Akıl sağlığınızı korumak için Twitter’dan uzak duruyorsanız, evinizden dışarı çıkıp sokakta bir tur atın, bütün faullü hareketleri tespit edersiniz.

Hele hayvansever birisiyseniz gündelik yaşam katlanılamaz hale gelir. Mama kabını tekmeleyen mi ararsınız, hayvanlar için bırakılan suya sigara izmariti, çöp atan mı, hepsi önünüze dizilir. Yeterli memnuniyeti yaratmasa da yürürlüğe giren Hayvan Hakları Yasası ve yerel yönetimlerin aldığı kararlar, gündelik hayatımızda nasıl karşılık buluyor, gelin bir bakalım.

İstanbul’un Beşiktaş ilçesi Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın 11 Eylül 2020’de duyurduğu üzere, ilçede hayvan satışını yasakladığını açıklayarak, vatandaşları bu kuralı desteklemeye çağırdı. Aynı ilçenin sınırları içerisinde yer alan Akmerkez’de, daha önce kapatılması hakkında change.org’da kampanya bile başlatılmış olan “Pet World” isimli dükkân ise bu hafta gördüğüm üzere, vitrininde kedi köpek sergileyerek satıyor.

BENZER MANZARALAR

Alışveriş merkezi yönetimine şikâyetimi iletip belediyenin aldığı karara uymayan ve Hayvan Hakları Yasası’yla pet shop’larda kedi-köpek satışının yasaklanmasına rağmen bunu yapan dükkâna ne yapılabileceğini sordum. Cevap alamadım, bu yazıdan sonra cevap gelebilir. Ama görüyorsunuz, vatandaş olarak bir yaptırım gücünüz de yok. Bu durum sadece Beşiktaş’ta ve Akmerkez’de böyle değil. Çıkın gezin çok yerdeki pet shoplarda benzer manzara göreceksiniz.

Lafı getirmek istediğim nokta şu: İnsanların hayvanlara saygı gösteresi yok, ne olursa olsun beklediğimiz hassasiyete burada ulaşamayacağız. O pet shop, kendisine para verip kedi, köpek alan birisi olduğu sürece bu satışı ama göstere göstere, ama el altından yapmayı sürdürecek. Yine o pet shop kirasını verdiği sürece istediği alışveriş merkezinde, istediği caddede dükkân işletmeyi sürdürebilecek.

Yapabileceğimiz tek şey gücümüz yettiğince kanunları hiçe sayan bu pet shop’ları bulup, yetkili mercilere şikâyet etmek.

Yazının Devamını Oku

Bu sevgi bir tırmalamayla bozulmasın

Kedi, köpek sevmenin ya da onlara yaklaşmanın bazen riskli yanları olabiliyor.

Malum, insanlar gibi onların da kendilerini rahat hissetmedikleri durumlar var. Bu yüzden kedilerle oyun oynarken ara sıra tırnak yemeniz normaldir. Çocuklara hayvan sevgisi aşılarken bu durumlar bazen onların gelecekte kedilere yaklaşmakta ürkek davranmasına yol açabiliyor.

Böyle bir durumda kalıp kediden güzel bir ‘imza’ aldınız diyelim. Ne yapacağınızı buraya derlediklerimle not olarak düşeyim, ona göre hareket edin.

Bu kaçınılmaz çizikler çoğunlukla tehlikeli değildir ancak yine de yaranıza iyi bakmanız gerekir.

Hareketlerine alışmaya çalışan bir yavru kediye sahipseniz oyun sırasında ya da kucağınızda rahatladığı sırada sizi tırmalamasına kesin gözüyle bakabilirsiniz.

İLK SABUNLA YIKAYIN

Kedinizin yaşı ne olursa olsun, bazen bu çizikler sadece acı vermekle ya da vücudunuzda geçmeyen izler bırakmakla kalmaz. Bu yaralar bazen daha derin olabilir, kanayabilir hatta enfeksiyon kapabilir. Hem sokak kedileri hem de ev kedileri çizdikleri yere bakteri bulaştırabilir.

Tedavi için ilk olarak sabun ve ılık suyla çizilen yeri yıkayın. Temiz bir havluyla kurulayın.

Yazının Devamını Oku

Kedilerimiz bizi özler mi

Evini kedilerle paylaşan ve günün birinde başarabilirse tatile gidenlerin yaptığı şey genelde aynı: Evin anahtarını, günde bir kez uğrayabilecek arkadaşlarına verip, kedilerinin mama, su ve tuvalet temizliğini sağlamasını istemek.

Böyle bir tatil sonunda eve dönen kedi sahipleri genelde kedilerinin tavırlarında değişiklik olduğunu düşünürler ya da öyle hissetmek isterler. Peki gerçekten böyle bir durum var mı? Daha açık sorayım: Kedilerimiz bizi özler mi?

Bir kedinin kafasının içinde neler olup bittiğine dair kesin bir yanıt vermek çok zor.



Lincoln Üniversitesi’nde 2015’te yapılan araştırma, kedilerin sahiplerini köpekler gibi özlemediğini, çünkü sahiplerine köpekler gibi bağlanmadıklarını söylüyor. Başka bir araştırmaysa kedilerin onları yalnız bıraktığımızda sinirlendiklerini ve bunu pasif-agresif davranışlarla gösterdiklerini söylüyor.

MUTLULUĞUN İŞARETİ

Yazının Devamını Oku

Kedi sevdiğini yoğururmuş

Kedilerin bir şeyleri yoğurur gibi yaptığı hallerini izlemek, dünyanın en keyifli işlerinden biri olabilir.

Herkesin aşina olduğu bu hareketin temeline inmiş biliminsanları. Kedi davranışları üzerine çalışanlar bunun rahat hisseden bir kedinin hareketi olduğunu söylüyor.

Kedilerin uykudan önce gurlaması, bir şeyleri yoğurması hatta bazen salya akıtması normalmiş.

Yoğurma hareketiyse favori insanının yanında ortaya çıkıyormuş.

Uzmanlara göre, bir anlamda bu, kedinizin size “Seni seviyorum” demesinin bir yoluymuş.



Yazının Devamını Oku

Havalar ısınıyor dikkat

Daha önce de değindim bu konuya ama bu uyarıları dönem dönem yapmakta yarar var.

Haziran, sıcak yüzünü henüz göstermemiş olsa da sıcak günler kapıda. Sıcak bizi nasıl etkiliyorsa köpekleri de o şekilde çarpıyor. O yüzden hareketlerini gözlemlemek şart. Sık nefes alıyor, gölge arıyor ya da en basitinden yere yatıp sizin çabanıza rağmen hareket etmiyorsa, bunlar onun şımarıklığını değil, sıcaktan bunaldığını gösterir.

SU MOLASI VERİN

Tüyleri uzun diye sıcaktan bunaldıklarını düşünüyorsanız pek haklı sayılmazsınız. Çünkü tüyler aynı zamanda onun iç sıcaklığını düzenlemesini sağlıyor. Ve güneş yanığı olmalarını engelliyor, o nedenle duruma bir de bu açıdan bakın.



Sıcak havada hareket halindeyse mutlaka 15-20 dakikada bir su molası verin. Su kaybının önüne geçin. Güneşin en tepede olduğu zaman diliminde değil etkisini kaybettiği sırada dışarıda vakit geçirmeye çalışın. Lütfen dikkat: Köpeğinizi asla arabada bırakıp bakkala-markete-ufak alışverişe gitmeyin. Sıcağın köpeğinizde yaratabileceği en korkunç senaryo, kalp krizi geçirmesi. Onun da belirtileri, aşırı hızlı nefes alıp vermesi, dilinin, diş etlerinin koyu veya parlak kırmızı hale gelmesi, hareketsizlik hali, sendeleme, kanlı ishal ve kusma. Bunlar kalp krizi tehlikesine dair emareler. Bu durumda vakit kaybetmeden veterinerinize danışın.

Yazının Devamını Oku

Bu tatile beraber gidelim

Vaka sayıları düşüşünü sürdürüyor ve planlandığı üzere 1 Haziran’da kademeli normalleşmeye geçeceğiz.

Aşı takvimi de tüm yaş gruplarına doğru hızlıca yol alırken, önümüzün yaz olmasıyla tatil imkânı şanslı olanlarımıza göz kırpıyor.

Bu şansı yakalayabileceklerdenseniz planınızı yapmış olabilirsiniz. Böyle zamanlarda kedi köpekle evini paylaşanlar için işler zorlaşıyor. Çünkü zor bir karar sizi bekliyor: Seyahate beraber mi gideceksiniz, yoksa onu geride mi bırakacaksınız.

Pandemide siz eve kapanmışken size yârenlik ettiler o kadar, onları bırakıp tatile gidecek kadar kötü olmayın. Gelin bu keyfi beraber yaşayın. Köpeklerle yolculuk nispeten daha kolay.



Bu hafta biz karayoluyla yolculuk edecek kedileri konu alalım. Sizin için araştırdım buldum. İlginize sunuyorum.

Yazının Devamını Oku

Sanırım yatakları ayırmalıyız

Yatağınızda huzurlu şekilde uyurken, gelişiyle ortalığı ayağa kaldıran ya da uykusu sık sık bölünen veya horlamasıyla zaten sizi uyutmayanlar... Partnerinizden bahsetmiyorum, kedi ya da köpeğinizi anlatıyorum.

Bu durum hep kötü değil tabii ki. Bir kediyle koyun koyuna yatmanın tadı kötü olamaz. Ama ufak tefek sakıncalar olabilir, dikkatinize sunayım.

Yeni çalışmalar sahibiyle birlikte uyuyan köpeklerin, sahibine yaklaşan kişiye havlama, ısırma ya da sahibin evden uzaklaşmasıyla başa çıkamama gibi aşırı sahiplenici davranışlar gösterdiğini ortaya koyuyor.

Veterinerler genellikle köpeklerle çocukların birlikte uyumasını önermiyor. Sizinle uyumaya alışan köpeğiniz, evden uzaklaştığınızda strese giriyor. Dolayısıyla yatak paylaşmak her köpek için uygun olmayabiliyor.

YARISI MEMNUN

London School of Hygiene and Tropical Medicine’den Prof. James Logan, köpeklerin bakteri ve parazit taşıma ve bunların bize zarar vermesi ihtimalinin söz konusu olduğunu ama bu riskin oldukça düşük olduğunu belirtiyor. Ama bizim göreceğimiz zarara kıyasla onların psikolojik olarak karşı kalabilecekleri yük çok daha ağır. Kedilerle uyumak ise farklı bir hikâye. Uykusu hafif biriyseniz kedinizin gece birkaç kez uyanıp geri gelmesi sizi de uykunuzdan edebilir.


Yazının Devamını Oku

Yok böyle yoldaşlık

Bayramın son gününde rehber köpekleri konu alalım.

Köpekler için insanın en iyi dostu diyoruz, rehber köpekleri farklı bir kategoriye koysak hatta kategoriler üstünde görsek yeridir. Eşi görülmemiş yoldaşlığın detaylarına bakalım, günden güne ülkemizde de sayısı artan rehber köpeklere övgü olsun.

Köpekler bizden 10 bin kat daha iyi koku alıyorlar. Haliyle kimyamızdaki değişimi kokumuzdan algılayabiliyorlar. Metrelerce öteden korkunun, endişenin, stresin kokusunu tanıyorlar.



Rehber köpekler bu davranışları 7 gün 24 saat sürekli tetikte olarak gerçekleştirirler. Tüm dikkat ve ilgilerini sadece bir kişiye vermek üzere eğitilirler. Kapı açmak, yol göstermek, travma belirtilerini anlamak gibi 50 farklı görev için uzmanlaşırlar.

DOKUNMADAN ÖNCE İZİN ALIN

Yazının Devamını Oku

Sokağı da doğayı da kirletiyor

Uzun süreli bir kapanmanın tam ortasındayız.

Evden çıkıp çalışmak zorunda olanların haricinde sokağa çıkabilme imtiyazına sahip olanlar arasında köpek sahipleri de var. Malum, bütün dünyayı ayaklarının altına sersek de sevgilerine layık olamayacağımız köpeklerimizin bazı ihtiyaçları ev dışında gideriliyor. Hem hareket ediyorlar hem de tuvaletlerini yapıyorlar.



Fakat sokağa çıkabildiğimiz zamanlarda görüyoruz ki hayat normal seyrindeyken yaşadığımız gündelik hayata kıyasla sokaklardaki küçük, yer yer büyük, kahverengi sürprizlerin sayısında artış var.

Maalesef bazı köpek sahipleri, köpekleri ihtiyaçlarını giderdikten sonra onu toplayıp çöpe atmıyorlar. ABD’de bu oran yüzde 73’müş. Peki bu durum sadece bizim ayakkabılarımızda küçük sürprizlere mi yol açıyor? Hayır.

TORBAYLA ÇÖPE ATIN

Yazının Devamını Oku

Bilgisayarımın üstünde ne işin var

İşten eve iş getiren biri değilseniz pandemiye kadar bu durumu çok anlamamış olabilirsiniz. Ama yeniden evlere kapandığımız bu pandemi döneminde evini kediyle paylaşan herkes, bu durumu unutmamak üzere aklına kazımıştır. Bir iş yapmak üzere bilgisayarınızın başına geçersiniz ama sizden önce klavyeye doğru yol alan başka birisi vardır: Kediniz...

Gelir tam orta noktaya kurulur ve sizi troller. Son yıllarda yapılan araştırmalar kedilerin insan davranışlarını taklit ettiğini doğruluyor. Ancak klavyede yazı yazmak kedilerin taklit edeceği türden bir davranış değil. Peki o zaman neden, özellikle de çalıştığımız sırada kedilerimiz gelip tam da klavyenin üstüne oturma ihtiyacı hissediyorlar?

‘BURASI DA BENİM’

Pek çoğumuz bunu kedimizin bizden ilgi beklemesi olarak yorumluyoruz. Tatlı kedilerimiz bize sevgilerini gösteriyorlar, ilgi çekmeye çalışıyorlar, sadece onlarla ilgilenmemizi isteyip bizi kıskanıyorlar, diye düşünüyoruz.

Livescience bunun üzerine eğilmiş. Sizi mutlu ediyorsa böyle düşünmeye devam edebilirsiniz ama gerçekler maalesef acıymış. Bilgisayarın yaydığı sıcaklık da sorunun cevabı değil. Öyle olsa kediler kaloriferin önünden ayrılmazdı.

Cevap kedinizin evdeki her şeyin sahibi olması gibi laptopun da tek sahibi ve hâkimi olmak istemesi. Bilgisayarın üzerinde bulunan size ait kokuyu geride bırakıp kendi kokusunu o noktaya hâkim kılmak istiyor. Bu davranış kedilerin dünyasında “bu benim” daha doğrusu “senin sahibin benim” demenin yolu. Özetle, herkes rütbesini bilecek.

KEDİLERİN NEDEN SALLANAN GÖBEĞİ OLUR

Yazının Devamını Oku

Benden başkasını sevmek mi asla!

Köpeklerin sahiplerini kıskandıkları bilinir ve bu tablo çoğu insanın hoşuna gider.

Hal ve tavırlarındaki değişiklikleri gülümseyerek izleriz. Sosyal medyada da buna benzer çok akım ve video var zaten. Biz böyle yapıyoruz ama bakalım bilim buna ne diyor? Şimdi gelelim olayın bilimsel yönüne.

Araştırmalara göre köpeklerin yüzde 80’i sahipleri başka bir köpeğe ilgi gösterdiğinde havlama, tasma çekme gibi tedirginliklerini belli eden hareketlerle kıskançlığını gösteriyor.

Kıskançlığın bir güzel yanı, bu hareketler kendi benliğinin farkında olmak anlamına geliyor.

Bu nedenle köpeklerin aynı küçük çocuklar gibi kıskançlık davranışına sahip olması uzmanların hayli ilgisini çekiyor.

Psychological Science dergisinde yayımlanan araştırma, kıskançlık hissine odaklanmış.


Yazının Devamını Oku

Terk edilmişlerin kimsesi

Depremin ardından yaşanan nükleer facia sonrasında terkedilen Fukuşima’da kalan kedilere kendini adayan Sakae Kato’yu, geride kalan haftalarda bu köşede övgü dolu sözlerle aktarmıştım size. Sırada iç savaşın sürdüğü Suriye’den bir kahramanlık hikâyesi var.

Suriye’nin kuzeyindeki İdlib kentinde bir barınak, yaklaşık 1000 kediye ev sahipliği yapıyor. Hikâye 2015’e uzanıyor. Muhammed Alaa El-Celil, bu dönemde savaşın yoğun bölgesi Halep’i terketmek zorunda kalıyor. İdlib’e giderken, barınaktaki 100 kediyi de beraberinde getiriyor.

İdlib’e yerleşince ilk iş yeni bir barınak kurup kedilerine bakmak oluyor.

Bu dünyanın hassas insanlar için nasıl bir cehennem olduğunu hayatı boyunca deneyimleyen El-Celil, burada da farklı bir manzara görmüyor maalesef.



Kendilerine yardım yapan İtalyan bir kadının en sevdiği kedisinin adını alarak Ernesto ismini veriyorlar barınağa.

Yazının Devamını Oku

Kapıları tırmalayan benim

Evlerini kediyle paylaşanlar, zaman zaman insanın sinirini hoplatan şu manzarayı bilirler: Kediler kapalı kapılar ardında durmanıza asla izin vermezler. Takıntılı şekilde kapıyı açmaya, ya da siz açana kadar kapı önünde ağlamaya, beklemeye devam edebilirler.

Peki neden böyle? Veterinerler açıklıyor.

Bu davranış kedinizin kodlarında var. Kediler yaşadıkları mekânın hâkimidir. Ve burada olup biten her şeyden haberdar olmak zorundadırlar.

Kediler hayatta kalmalarını sağlayan içgüdülerine göre hareket eden, doğası gereği meraklı canlılar olduğu için kapalı kapılara tahammül göstermezler.

Ev kedileri, her ne kadar zaman içinde yemek ve sığınma ihtiyacı hissetmeyecek konuma gelseler de hayatta kalma güdülerinden bir şey kaybetmezler. Dolayısıyla kapalı bir kapının ardında ne olduğunu merak etmek onların karakteridir. Katlanacaksınız, çaresi yok.



Yazının Devamını Oku