Paylaş
Geçen yıl Marcel Heijnen İstanbul’un kedilerini merkeze alan bir fotoğraf kitabı yayımlamıştı.
Bu hafta da AFP, İstanbul’daki kedili hayatımızı merkeze almış.
Okurken insanın yüzünü gülümseten detaylar var. Özetleyerek aktarayım.
Yazının girişinde yine kedi sevenler-sevmeyenler kamplaşmasının yarattığı bir sorun var.
Kanyon AVM’nin metro girişindeki kedinin yuvası dağıtılmıştı biliyorsunuz. Onun üzerine titrenerek nasıl yeniden bir yuvaya kavuşturulduğu ve adeta bir çocuk odası haline çevrilen yuvasına değinilen haberde, bu köşeyle ilgilenen 57 yaşındaki Gaye Köselerden’in görüşü yer alıyor. Köselerden diyor ki; “İstanbullular hayvanları sever. Burada kediler dükkanlara girip en pahalı kumaşların üzerine kıvrılabilir. İşte bu yüzden buraya “kediler şehri” diyorlar.”

İstanbul’da 160 binden fazla kedinin olduğunu aktaran AFP muhabiri, İstanbul’daki kedilere neredeyse dini bir adanmışlıkla bakıldığının altını çiziyor.
Gündelik hayatta gördüğümüz manzaralar, kedilerin mağazalarda istedikleri ürünlerin üzerine yatabilmesinden, restoranlarda sandalyelere kurulmalarına kadar güzellikten bahsediliyor.
Mesela, Kadıköy’deki meşhur kaldırımda poz veren kedi Tombili ve o yaşamını yitirdikten sonra yerine o pozu verdiği haliyle yapılmış heykelinin konması, Ayasofya’nın maskotu Gli’nin ölümünün herkeste üzüntü yaratması, Topkapı Sarayı’ndaki kedi kapısının restorasyonu, aktarılan güzel detaylar arasında.
Topkapı Sarayı Müdürü İlhan Kocaman da AFP’ye “Kediler hep buradaydı, şüphesiz temiz oldukları ve insanlara yakın oldukları için” demiş.
İstanbul Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Veteriner Hekimliği Tarihi Anabilim Dalı›ndan Uzman Altan Armutak, şehirde bu kadar çok kedinin bulunmasının genellikle “Hz. Muhammed’in onlara duyduğu derin sevgiye” atıfta bulunarak açıklandığını belirtirken, Osmanlı’nın 1453’te İstanbul’u fethettiğinde, “balık tezgahlarının ve kasap dükkanlarının önünde beslenmeyi bekleyen kediler bulduklarını” aktarıyor ve ekliyor: “Kedilere yemek vermek, Allah rızası için yapılan bir hayır olarak görülüyordu.”
Yazıda kısırlaştırmaya dair veriler de aktarılıyor. Sokak kedisi nüfusunu kontrol altına alma kapsamında yürütülen çalışmalarda geçen yıl 43 binden fazla kedi kısırlaştırılmış. Bu sayı 2015’in 12 katı.
Keşke kedilerle ve sokak hayvanlarıyla mutlu şekilde yaşanan tabloyu tüm şehre ve ülkemize yayabilsek.

SES TONUMUZ KÖPEKLERİ NASIL ETKİLİYOR
VİYANA Veterinerlik Üniversitesi’nden biliminsanlarının yaptığı ve PLOS One dergisinde yayımlanan araştırmaya göre insan ses tonu, köpeklerin fiziksel dengesi üzerinde etkili.
Araştırmaya göre köpekler, kızgın insan sesi duyduklarında ‘destabilize’ oluyorlar. Biliminsanları bunun sebebinin, seslerin yarattığı ‘duygusal uyarılma’ olabileceğini belirtiyor.
Deney şöyle gerçekleştirilmiş: Dr. Nadja Affenzeller liderliğindeki ekip, 23 evcil köpeği basınca duyarlı bir platform üzerinde incelemiş. Köpeklere mutlu ve kızgın ses kayıtları dinletilerek vücut salınımları ölçülmüş. Hiç ses olmamasına kıyasla, kızgın sesler duyulduğunda köpeklerin dengede kalmak için daha fazla vücut hareketi yaptığı ve daha geniş bir alanda salınım gösterdiği tespit edilmiş. Çalışma sonucunda kızgın sesler, en şiddetli denge bozulmalarıyla ilişkilendirilmiş.
Mutlu sesler köpeklerin yüzde 57’sinde denge bozulmasına, yüzde 43’ünde ise ‘donup kalma’ tepkisine yol açmıyor. Kızgın sesler ise köpeklerin yüzde 30’unda ciddi oranda denge kaybına neden olmuş. Kızgın sesler daha az köpekte denge kaybına yol açsa da şiddeti mutlu seslerin yarattığı denge kayına oranla daha fazla ölçülmüş.
Yani insanlarda olduğu gibi hayvanlarda da dış sesler duruş stabilitesini etkiliyor.

OKUR FOTOSU
BÖYLE GÜZELLİK OLMAZ
OKURUMUZ Mehmet Canan, ‘Dünya güzeli’ notuyla, ismini vermediği bir kedi fotoğrafı iletmiş. Bu büyüleyici güzellikten mahrum kalmanızı istemem. Paylaşıyorum. Sizden de kedinizin, köpeğinizin fotoğrafını bekliyorum.

NOT: Kediniz ya da köpeğinizin fotoğrafını #dünyagüzeli etiketiyle ve Hürriyet’ten bahsederek sosyal medyada paylaşın ya da sdemirel@hurriyet.com.tr adresine mail atın, seçip paylaşalım...
Paylaş