GeriSerhat DEMİREL Bir şehir bir cinsi kurtarmak için uğraşıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir şehir bir cinsi kurtarmak için uğraşıyor

Hayvanlara karşı işlenen suçlarda ülkelerin yeterli mücadeleyi vermemesi durumunda halk inisiyatifi alıp, bir yolunu bularak adaleti kanunlar çerçevesinde sağlayabiliyor.

Bunun bir örneği İspanya’da yaşanıyor. Pas, gazetemizin yazarlarından ve Hürriyet Kitap Sanat Yayın Yönetmeni İhsan Yılmaz’dan geldi. Barselona’da gördüğü manzarayı etrafındakilere sorarak ilginç bir bilgiye ulaştı. Meğer şehirdeki bir seferberlikmiş.

Olay şu, İhsan Yılmaz, şehirde gezerken çoğu insanın yanında aynı cins köpeği görüyor ve öğreniyor ki meselenin avla bir ilgisi var. Detaylara geçeyim. İspanya’da İspanyol Tazısı cins köpekler avcılıkta kullanılıyor. Fakat zaman içerisinde eski av performansını veremediğinde kuyulara ve oluklara atılarak kaderine terk ediliyor ya da öldürülüyor.

Bir şehir bir cinsi kurtarmak için uğraşıyor

“SOS Galgos” adında bir sivil toplum kuruluşu başı çekiyor ve bunun önüne geçmek için kurtarma, iyileştirme, sahiplendirme çalışmalarıyla 3 binden fazla İspanyol Tazısı’nı sahiplendirerek hayatlarını kurtarıyor.

İSPANYOL TAZISI İLK EVCİLLEŞTİRİLEN KÖPEKLERDEN

Hikâyenin geçmişi 2000 yılına uzanıyor. Albert Sorde ve Anna Clements isimli iki veteriner, 1999’da Barselona’daki tazı yarışları sonlandırıldığında içler acısı durumda olan 700 köpek için savaşmaya karar veriyorlar. Avcıların yaşattığı bu vahşet yüzünden ülkedeki mevzuatın eksikliğine isyan edip yasama ve eğitim alanlarında faaliyet göstererek farkındalık oluşturmaya çalışıyorlar. Hem bu köpeklerin bakımını hem de evlat edindirme programını yürütüyorlar. Böylelikle İspanyol Tazıları’nın ne kadar ideal evcil hayvanlar olabileceği konusunda bilinç oluşturuyorlar. Çünkü ilk evcilleştirilen köpeklerden biri. Geçmişleri milattan önce 5’inci yüzyıla uzanıyor. Aşırı hızlı olmaları, avlanma yetenekleri yüzünden bir dönem statü sembolü oldular. Hızları fırsatçıların gözünden kaçmadı, koşturularak üzerlerinde bahis oynandı. Daha sonra yine yaşamlarına son veriliyordu.

SOS Galgos kararlı mücadelesiyle kötü koşullarda yaşayan ve kaderine terk edilen İspanyol Tazıları için yoğun bir kurtarma çalışması yürütüyor. Halk da bu çabaya destek vererek tazıların hayatını kurtarıyor.

Ülkemizde de sivil toplum kuruluşları ve hayvanseverler benzer çabalar sergiliyorlar. Barselona halkının desteğini, bu topraklarda da görürüz umarım.

TAKİP ÖNERİSİ
TWİTTER’IN İYİ TARAFI

SOSYAL medya platformları, zaman içerisinde herkesi bir arada memnun etmeyi başaramayan kimlik kazanıyor. Herkesin mutlaka bir şikâyeti oluyor. Ama bu hesap hariç: Buitengebieden. Kendisini ‘Twitter’ın pozitif tarafı’ olarak tanıtan Hollandalı Sander tarafından yönetilen hesap, sosyal medyayı tarıyor ve bize izlenebilecek en güzel, kalp ısıtan, günümüzü güzelleştirecek kedi köpek videoları sunuyor. İzlemeye başlayın, hastası olacaksınız zaten. Adresi: www.twitter.com/buitengebieden

KÖPEKLERİN ‘AZİZ’ DOSTU

ABD’nin geçen ay tamamen çekildiği Afganistan’da onlarca köpek geride kaldı.

Bunların büyük çoğunluğu bomba bulmak için kullanılan eğitimli köpeklerdi.

AFP’ye konuşan Kabil havalimanını koruma görevi üstlenen güvenlik şirketinde çalışan Hewad Azizi, ABD’lilerin geride bıraktıkları köpekleri sahiplendiklerini söyledi.

Azizi, 30 köpeğe baktıklarını söylüyor.

Bir şehir bir cinsi kurtarmak için uğraşıyor


VAN KEDİSİNİN İTİBARINI KURTARACAĞIZ

HELSİNKİ Üniversitesi’nden biliminsanları, ülkemizin medarı iftiharı Van kedilerine menfur bir saldırı gerçekleştirdi. 26 farklı ırktan, 4 bin 300’den fazla kediyle yapılan çalışmada en saldırgan tür olarak Van kedisi belirlendi. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Van Kedisi Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Abdullah Kaya, sonuca şu sözlerle isyan etmiş: “Van kedisine bir unvan verilecekse, en zeki kedi unvanına sahiptir diyebiliriz.” Hocamıza katılıyorum. Van kedisinin itibarını kurtarmak için biliminsanlarımızı göreve davet ediyorum.

OKUR FOTOSU
ŞANS’LA TANIŞALIM

OKURUMUZ Özge Uğraş kedisi Şans’ın fotoğrafını şu notla iletti: “Henüz 5 aylık. Çok oyuncudur ve yaramazdır. Saklambaç oynamayı çok sever.” Şans’a iyi oyunlar diliyorum, sizden de fotoğraflarınızı bekliyorum.

Bir şehir bir cinsi kurtarmak için uğraşıyor


NOT: Kediniz ya da köpeğinizin fotoğrafını #dunyagüzeli etiketiyle ve Hürriyet’i mention’layarak sosyal medyada paylaşın ya da sdemirel@hurriyet.com.tr adresine mail atın, seçip paylaşalım...

X

Kediler mi daha akıllı köpekler mi

Böyle bir kıyaslama durumunda tabii ki oyumu, yaşamını kedilerle paylaşan bir insan olarak kedilerden yana kullanabilirim. Ama her cinse eşit mesafede durup kararı bilim insanlarına bırakmalıyız. Bilim de burada işin çetrefilli olduğunu söylüyor.

New York’taki Barnard College’da köpek davranışı uzmanı olan Alexandra Horowitz, Live Science’a araştırmacıların köpekler konusunda sadece zekâyı tek başına çalışmadığını, farklı yönlere de baktığını anlatıp, kedilerin kendi yapmaları gereken şeylerde, köpeklerin de köpeklerin yapması gereken şeylerde iyi olduğunu söylüyor. Bu nedenle kıyaslamayı sağlıklı bulmuyor.

Maine’deki Unity College’dan Kristyn Vitale de hayvan davranışlarının üç geniş bölümde incelendiğini belirtiyor: Problem çözme yeteneği, kavram oluşturma ve sosyal zekâ. Vitale, insanların kedileri soğukkanlı ve ilgisiz olarak görmelerine rağmen aslında kedilerin genellikle köpeklerle aynı seviyede sosyal zekâ sergilediklerini anlatıyor.

ARALARINDA FARK YOK

2005 yılında yapılan ve kedi-köpek kıyaslaması içeren araştırmadaysa iki türün de insanların işaret ettiği ipuçlarını kullanarak gizli yiyecekleri bulma yeteneği arasında büyük fark göremedi. Aynı çalışmada kedilerin, köpeklere kıyasla dikkat çekme davranışlarının bazı bileşenlerine sahip olmadığını ortaya koydu.

ŞARTLARI İYİLEŞTİRELİM

Ez cümle, zekâ olarak kıyaslama yapmayı bırakabiliriz. Bilim insanları da bize bunu salık veriyor. Ne yapalım o zaman? Didaktik olacak ama olsun. Sokakta gördüğümüz kedi köpeği daha iyi şartlara kavuşturmak için çabalamak, becerebiliyorsak sahiplenmek, imkânımız yoksa da sahiplendirmek için uğraşmak yeterli sanırım.

Yazının Devamını Oku

Kediler de bağlanıyormuş

Hayatlarını kedilere hizmet ederek geçirenler. Hadi yaşadınız.

Oregon State Üniversitesi’ndeki araştırmacılar bu kez yüzümüze gülmüş. Biz hep kediler bizi umursamıyorlar, hareketlerimizi anlayabiliyorlar ama önemsemiyorlar diye düşünüyorduk. Ama araştırmacılar diyorlar ki kediler de beraber yaşadıkları insanlara karşı köpekler gibi bağlanma özellikleri gösterebilirlermiş.

Current Biology’de yayımlanan çalışmaya göre evcil kedilerin bakıcılara karşı, köpekler ya da bebeklerde görülen farklı bağlanma stilleri sergiledikleri ortaya çıkmış.

Araştırma şöyle yapılmış: 70 yavru kedi bakıcılarıyla bağlanma deneyine sokulmuş. İki dakika bakıcısıyla, iki dakika aynı odada, iki dakika da ayrı odada tutulmuş.

SAHİBİ YOKKEN STRESLİ

Genç, yaşlı fark etmeksizin kedilerin yüzde 65’i sahibi odada yokken ‘güvenli’ bağlanma stili dedikleri davranışı sergiledi. Yani sahibi odada yokken daha stresli, sahibi odaya dönünce daha rahat bir ruh hali gösterdiler.

Yüzde 35’iyse ‘güvensiz’ bağlanma stili sergiledi. Sahibi yokken stresli, o geri dönünce stresi devam etti, aşırı temas, kaçınma ve düzensiz temas gösterdiler.

Araştırmanın sonucu olarak güvenli-güvensiz bağlanma stilleri arasındaki farklar insanların çocuklarıyla yaşadığı ilişkideki bulgulara benzer oldu. İyi haber, kedilerin çoğunluğu, güvenli bağlanma davranışı sergiledi.

Yazının Devamını Oku

Oyuncu derken şaka yapmıyoruz

Kedilerin aksine köpekler araştırmacılarla daha barışık sanırım.

Çünkü kedilerin dünyasını anlamak için çabalarımız beklenen hızda sonuç vermiyor. Ama köpeklerle ilgili ne düşünsek hiç mahcup etmiyorlar ve fazlasıyla sevindirici sonucu önümüze seriyorlar.

Uzmanlar şimdi de bazı köpeklerin çocuklardakine benzer mizah anlayışına sahip olduklarına dair kanıtlar sunuyorlar.

Köpek uzmanı ve British Columbia Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren psikoloji profesörü Stanley Coren, konunun 1872’de Charles Darwin’in hayvanlar ve insanların duyguları hakkında kitap yazmasından itibaren konuşulduğunu aktarıyor.

Coren, köpeklerin oyuncu bir karakter sergilediği sırada bu durumun gerçekten güldüğünün işaretçisi olduğunu, insanlardaki oyuncu karakter ve mizah anlayışı arasındaki doğru orantının köpeklerde de gözlemlenebileceğini söylüyor.

MİZAH DUYGULARI VAR

Bazı köpek cinslerinin mizah duygusunun daha gelişkin olduğunun altını çizen Stanley Coren, California Davis Üniversitesi’nde Benjamin Hart ve Lynnette Hart tarafından bir grup uzmanın 56 köpek cinsini bu konuda sıraladığı araştırmayı da paylaşıyor. Atılan topu koşup getirme, frizbi oynama ya da saklambaç gibi oyunlara eşlik edip etmeme gibi oyunculuk özelliklerini araştıran uzmanlar, en oyuncu türleri şöyle bulmuş: İrlanda seteri, İngiliz springer spaniel, Cairn terrier, Airedale terrier, Golden retriever ve Standard poodle. En az oyuncuysa, yani bunu söylemek istemem ama mizah duygusu en az olan cinslerse maalesef şunlar olmuş: Chihuahua, Rottweiler, Bulldogs ve Bloodhound tazılar.

Yazının Devamını Oku

Boşuna ‘pardon’ demeyin

Yanlışlıkla bir köpeğin kuyruğuna basan herkes, köpeklerin bir şeyi bilerek yapmakla yanlışlıkla yapmak arasındaki farkı anlayıp anlayamadığını merak etmiştir.

Hatasını telafi etmek için türlü şirinlikler yapmaktan tutun da en sevdiği ödül mamasına kadar gönül alma çabalarına girişenler için güzel bir gelişme. Max Planck Enstitüsü’nde İnsanlık Tarihi araştırmalarında köpek araştırmaları yapan ekip köpeklerin insanların bir şeyi isteyerek mi yoksa yanlışlıkla mı yaptığına dair veriler elde etti. Ekibin başındaki Julianne Brauer, “Bu kadar net bir resim görmeyi beklemiyordum” diyor.

BİZİ SÜREKLİ İZLİYORLAR

Deneyde, 51 köpek ve sahibi incelenirken, aralarında yer alan cam paravanın ortasındaki boşluktan köpeğin olduğu tarafa mama bırakmaya çalışan kişiler, yanlışlıkla ya da bilerek mamayı diğer tarafa iletmeyi beceremeyince farklı tavırlar gördüler.

Eğer mamayı bilerek köpeğe veremediyse köpek hızlıca koşarak mamayı yerden alıp yiyor, ama eğer yanlışlıkla yaptıysa mamaya ulaşmak için tereddüt içerisinde bekliyor ve daha uzun sürede mamayı alıyor. Brauer bunu, “Bizi durmadan izliyorlar ve bu deneyde gördüğümüz şekilde küçük farklılıklara karşı çok hassaslar. Bu da oldukça şaşırtıcı ve ilgi çekici” şeklinde açıklıyor.



Yazının Devamını Oku

Köpeğinizle bu şehirlere tatile gidebilirsiniz

Aşısını olanlar, kendini biraz daha güvende hissedip, tedbirlerin de gevşetilmesiyle maskeli şekilde normal hayatına dönüyor yavaştan.

Bunun içerisine tatiller de dahil. Hatta Euro’nun yüksekliğine aldırmadan yurtdışında tatile bile yeltenenler var. Onlar arasında, pandemi süresince kendilerine yoldaşlık eden köpeklerini de tatile götürmek isteyen olursa diye bir kısa liste sunacağım şimdi.



Good Trip Clothing isimli firmanın yaptığı çalışmayı Euronews aktarmış. Ve Avrupa’nın köpeklerle gezilebilecek en iyi şehirlerini belirlemişler. Bu liste hazırlanırken kriterler şöyle olmuş: Köpek dostu otel sayısı, köpek dostu restoran sayısı, açık alan ve doğayla iç içe oluşu, ortalama sıcaklık.

BİR KENARA NOT EDİN

Avrupa’nın köpek dostu şehirleri listesinde birinci sırada Fransa’nın başkenti Paris var. 351 köpek dostu otel, 184 restoran ve köpekle kolay ulaşım imkânları Paris’i listenin zirvesine taşımış. Berlin ikinci sırada. Ona avantaj sağlayan şey ise havanın aşırı sıcak olmaması. Çekya’nın payitahtı Prag üçüncü çünkü Avrupa’nın çoğu yerinden en kısa uçuş mesafesine sahip. Milano dördüncü çünkü sıcaklık yüksek. Moskova’nın beşinci olmasının sebebi de düşük sıcaklık.

Yazının Devamını Oku

Yeni tartışma... Vegan köpekler statü sembolü mü

Artık kedi, köpekleri hayatımızın merkezine alıp bazı konuları konuşabiliyoruz.

Bu güzel bir şey. Ama bir yandan da bu derece konuşuyor oluşumuz onları birer nesne haline getirebiliyor. Burada ara ara hayvan istismarına yönelik tehlikelere dikkat çekmeye çalışıyorum uzmanların görüşleri doğrultusunda.

Guardian gazetesinde, New York’ta yaşayan Arwa Mahdawi’nin dikkat çekip fitilini ateşlediği tartışma ilginç.

Önce olayı anlatayım: Hatırlarsınız, Formula 1 efsanesi Lewis Hamilton birkaç ay önce köpeği Roscoe’nun bir tabak meyveyle fotoğrafını paylaşmış, özel jetiyle seyahat ederken çektiği anlaşılan fotoğrafla köpeğinin veganlıkla çok mutlu olduğunu dünyaya duyurmuştu.



Ama

Yazının Devamını Oku

Dünya onların patilerinin altında

Yüzlerindeki memnuniyetsiz görüntü aslında her şeyi anlatıyor ama bu tavırlar bilimle teyit edilince daha bir güzel oluyor.

Kedilerin bir özelliğiyle daha karşı karşıyayız: Bedava yemek ile yemek için bir görevi yerine getirme arasında seçim yapma şansı verildiğinde, kediler fazla çaba gerektirmeyen yemeği tercih ediyor. Bu sonuç kedi severler için sürpriz olmasa da kedi davranışlarını inceleyen uzmanlar için sürpriz olmuş. Neymiş, çoğu hayvan, yiyecekleri için çalışmayı tercih edermiş.

California Üniversitesi Veterinerlik Okulu’ndaki araştırmacılar tarafından yapılan çalışmada, kediler yiyeceklerini almak için basit bir bulmaca çözmek yerine, kolayca bulunabilen bir kaptan yemeyi tercih etmişler. Aferin onlara.



Kuşlar, kemirgenler, kurtlar, primatlar hatta zürafalar dahil olmak üzere çoğu türün yiyecekleri için çalışmayı tercih ettiğini gösteren araştırmalar olduğunun altını çizen araştırmacılar, “Bu konuda güçlü bir eğilim göstermeyen sadece kediler gibi görünüyor” ifadesini kullanıyorlar.

Buradan kedilerin tembel oldukları sonucu çıkmasın. Çalışmanın bir parçası olan kediler, aktivite monitörleri taktı. Çalışma, daha aktif olan kedilerin bile serbestçe bulunabilen mamayı seçtiğini buldu. Günahlarını almayın hemen.

Yazının Devamını Oku

Dünyayı bu sevgi kurtaracak

Orman yangınları başlayalı 11 gün oldu.

Yanıp kül olan, müdahaleyle söndürülen, hâlâ mücadele verilen, yüreğimiz ağzımızda bitmesini beklediğimiz yangınlar için sosyal medya başta olmak üzere yardımlaşma ağları üzerinden yoğun bir seferberlik yürütülüyor. Yangın bölgesindekiler bizzat sahaya inerek, bölgenin uzağındakiler de ellerinden maddi-manevi nasıl bir yardım gelecekse onun için çabalıyorlar.



Bütün yangınlar doğal hayatta sayamadığımız kadar çok canlının hayatına mal oldu. Çok acı görüntüler var. Onları hatırlatıp üzüntünüzü katmerlemeyeceğim. Yaşam hakkı için mücadele veren insanlara övgüde bulunacağım. “Sonuna kadar savunacağım, bırakmayacağım ineklerimi ben” diyen teyze de ormanda yangının ortasında kalan köpek ve yavrularını kucaklayarak çıkaran itfaiyeciler de bir canlıyı kurtarmanın onurunu taşırken, gelecek nesillere de bu davranışın ne kadar kutsal olduğunu gösterdiler. İyiye gidecekse bir gün her şey, bu insanlar sayesinde olacak.

SİZ DE YARDIM ELİNİZİ UZATIN

Yangını söndürmek için kahramanca çabalayanlarla beraber doğal hayat mücadelesinde, yangında zarar gören hayvanların bakımı, tedavisi, sahiplendirilmesi için çaba gösteren tüm sivil toplum kuruluşlarını da ayakta alkışlamak gerekiyor.

Yazının Devamını Oku

Kanun var, yasak var, uygulayan yok

Kanunların uygulanıp uygulanmadığını tespit etmek çok kolay. Akıl sağlığınızı korumak için Twitter’dan uzak duruyorsanız, evinizden dışarı çıkıp sokakta bir tur atın, bütün faullü hareketleri tespit edersiniz.

Hele hayvansever birisiyseniz gündelik yaşam katlanılamaz hale gelir. Mama kabını tekmeleyen mi ararsınız, hayvanlar için bırakılan suya sigara izmariti, çöp atan mı, hepsi önünüze dizilir. Yeterli memnuniyeti yaratmasa da yürürlüğe giren Hayvan Hakları Yasası ve yerel yönetimlerin aldığı kararlar, gündelik hayatımızda nasıl karşılık buluyor, gelin bir bakalım.

İstanbul’un Beşiktaş ilçesi Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın 11 Eylül 2020’de duyurduğu üzere, ilçede hayvan satışını yasakladığını açıklayarak, vatandaşları bu kuralı desteklemeye çağırdı. Aynı ilçenin sınırları içerisinde yer alan Akmerkez’de, daha önce kapatılması hakkında change.org’da kampanya bile başlatılmış olan “Pet World” isimli dükkân ise bu hafta gördüğüm üzere, vitrininde kedi köpek sergileyerek satıyor.

BENZER MANZARALAR

Alışveriş merkezi yönetimine şikâyetimi iletip belediyenin aldığı karara uymayan ve Hayvan Hakları Yasası’yla pet shop’larda kedi-köpek satışının yasaklanmasına rağmen bunu yapan dükkâna ne yapılabileceğini sordum. Cevap alamadım, bu yazıdan sonra cevap gelebilir. Ama görüyorsunuz, vatandaş olarak bir yaptırım gücünüz de yok. Bu durum sadece Beşiktaş’ta ve Akmerkez’de böyle değil. Çıkın gezin çok yerdeki pet shoplarda benzer manzara göreceksiniz.

Lafı getirmek istediğim nokta şu: İnsanların hayvanlara saygı gösteresi yok, ne olursa olsun beklediğimiz hassasiyete burada ulaşamayacağız. O pet shop, kendisine para verip kedi, köpek alan birisi olduğu sürece bu satışı ama göstere göstere, ama el altından yapmayı sürdürecek. Yine o pet shop kirasını verdiği sürece istediği alışveriş merkezinde, istediği caddede dükkân işletmeyi sürdürebilecek.

Yapabileceğimiz tek şey gücümüz yettiğince kanunları hiçe sayan bu pet shop’ları bulup, yetkili mercilere şikâyet etmek.

Yazının Devamını Oku

Bu sevgi bir tırmalamayla bozulmasın

Kedi, köpek sevmenin ya da onlara yaklaşmanın bazen riskli yanları olabiliyor.

Malum, insanlar gibi onların da kendilerini rahat hissetmedikleri durumlar var. Bu yüzden kedilerle oyun oynarken ara sıra tırnak yemeniz normaldir. Çocuklara hayvan sevgisi aşılarken bu durumlar bazen onların gelecekte kedilere yaklaşmakta ürkek davranmasına yol açabiliyor.

Böyle bir durumda kalıp kediden güzel bir ‘imza’ aldınız diyelim. Ne yapacağınızı buraya derlediklerimle not olarak düşeyim, ona göre hareket edin.

Bu kaçınılmaz çizikler çoğunlukla tehlikeli değildir ancak yine de yaranıza iyi bakmanız gerekir.

Hareketlerine alışmaya çalışan bir yavru kediye sahipseniz oyun sırasında ya da kucağınızda rahatladığı sırada sizi tırmalamasına kesin gözüyle bakabilirsiniz.

İLK SABUNLA YIKAYIN

Kedinizin yaşı ne olursa olsun, bazen bu çizikler sadece acı vermekle ya da vücudunuzda geçmeyen izler bırakmakla kalmaz. Bu yaralar bazen daha derin olabilir, kanayabilir hatta enfeksiyon kapabilir. Hem sokak kedileri hem de ev kedileri çizdikleri yere bakteri bulaştırabilir.

Tedavi için ilk olarak sabun ve ılık suyla çizilen yeri yıkayın. Temiz bir havluyla kurulayın.

Yazının Devamını Oku

Kedilerimiz bizi özler mi

Evini kedilerle paylaşan ve günün birinde başarabilirse tatile gidenlerin yaptığı şey genelde aynı: Evin anahtarını, günde bir kez uğrayabilecek arkadaşlarına verip, kedilerinin mama, su ve tuvalet temizliğini sağlamasını istemek.

Böyle bir tatil sonunda eve dönen kedi sahipleri genelde kedilerinin tavırlarında değişiklik olduğunu düşünürler ya da öyle hissetmek isterler. Peki gerçekten böyle bir durum var mı? Daha açık sorayım: Kedilerimiz bizi özler mi?

Bir kedinin kafasının içinde neler olup bittiğine dair kesin bir yanıt vermek çok zor.



Lincoln Üniversitesi’nde 2015’te yapılan araştırma, kedilerin sahiplerini köpekler gibi özlemediğini, çünkü sahiplerine köpekler gibi bağlanmadıklarını söylüyor. Başka bir araştırmaysa kedilerin onları yalnız bıraktığımızda sinirlendiklerini ve bunu pasif-agresif davranışlarla gösterdiklerini söylüyor.

MUTLULUĞUN İŞARETİ

Yazının Devamını Oku

Kardeşler birbirini yıllar sonra tanır mı

Malum yavru kedilerin bol bol etrafımızda dolandığı, yuva arama ilanlarının sürekli karşımıza çıktığı mevsimdeyiz. Hep aklıma takılan bir konuydu: Yavruyken birbirlerinden ayrılan kediler, kardeşlerini daha sonra gördüklerinde tanırlar ya da bu ayrılığı hissederler mi? Araştırdım, derlememi dikkatinize sunayım.

Yavru kediler birlikte büyüdüklerinde birbirlerini tanıyorlarmış. Ancak bir süreliğine ayrılıp yeniden bir araya getirildiklerinde birbirlerini unutmuş olabiliyorlarmış.

Kardeşler birbirlerinden avlanmayı ve oyun oynamayı öğrenirmiş. Bu yüzden yavru kedileri sürekli güreşirken görüyormuşuz.

Kediler kardeşleriyle ömür boyu süren bağlar kurmazmış. Bir kedi sosyal olgunluğa 18 ay-4 yaş arasında erişirmiş. Dolayısıyla erken dönemde ayrılan yavrular birbirlerini kısa sürede unutuyormuş maalesef.

Burası kritik: Erken dönemde yavru kedilerin birbirleriyle ve anneleriyle iletişimleri yeteneklerinin, sosyal becerilerinin ve kişiliklerinin gelişmesi için hayati derecede önemli. Yavru kediler 8’inci haftada sütten kesilip kendi başına beslenmeye başladığında annesinden ayrılmak için şartlar uygun hale gelmiş olmuyor. Yavruları 12 haftadan önce ayırmamak gerekiyormuş.

Annelerinden çok erken ayrılan yavrular uygun davranışlar sergilemekte zorlanabiliyor. Endişe, asabiyet, mizaç problemleri ve yavaş öğrenme gibi olumsuz durumlar gelişebiliyor.

Yavru kedi sahiplenirken en önemli detay: Kardeş iki kediyi birlikte eve getirmek. Uyumu kolaylaştırırken, en önemlisi hayat boyu yalnız hissetmezler.

#Satınalmasahiplen derken, bu maddeler de aklınızda bulunsun.

Yazının Devamını Oku

Kedi sevdiğini yoğururmuş

Kedilerin bir şeyleri yoğurur gibi yaptığı hallerini izlemek, dünyanın en keyifli işlerinden biri olabilir.

Herkesin aşina olduğu bu hareketin temeline inmiş biliminsanları. Kedi davranışları üzerine çalışanlar bunun rahat hisseden bir kedinin hareketi olduğunu söylüyor.

Kedilerin uykudan önce gurlaması, bir şeyleri yoğurması hatta bazen salya akıtması normalmiş.

Yoğurma hareketiyse favori insanının yanında ortaya çıkıyormuş.

Uzmanlara göre, bir anlamda bu, kedinizin size “Seni seviyorum” demesinin bir yoluymuş.



Yazının Devamını Oku

Havalar ısınıyor dikkat

Daha önce de değindim bu konuya ama bu uyarıları dönem dönem yapmakta yarar var.

Haziran, sıcak yüzünü henüz göstermemiş olsa da sıcak günler kapıda. Sıcak bizi nasıl etkiliyorsa köpekleri de o şekilde çarpıyor. O yüzden hareketlerini gözlemlemek şart. Sık nefes alıyor, gölge arıyor ya da en basitinden yere yatıp sizin çabanıza rağmen hareket etmiyorsa, bunlar onun şımarıklığını değil, sıcaktan bunaldığını gösterir.

SU MOLASI VERİN

Tüyleri uzun diye sıcaktan bunaldıklarını düşünüyorsanız pek haklı sayılmazsınız. Çünkü tüyler aynı zamanda onun iç sıcaklığını düzenlemesini sağlıyor. Ve güneş yanığı olmalarını engelliyor, o nedenle duruma bir de bu açıdan bakın.



Sıcak havada hareket halindeyse mutlaka 15-20 dakikada bir su molası verin. Su kaybının önüne geçin. Güneşin en tepede olduğu zaman diliminde değil etkisini kaybettiği sırada dışarıda vakit geçirmeye çalışın. Lütfen dikkat: Köpeğinizi asla arabada bırakıp bakkala-markete-ufak alışverişe gitmeyin. Sıcağın köpeğinizde yaratabileceği en korkunç senaryo, kalp krizi geçirmesi. Onun da belirtileri, aşırı hızlı nefes alıp vermesi, dilinin, diş etlerinin koyu veya parlak kırmızı hale gelmesi, hareketsizlik hali, sendeleme, kanlı ishal ve kusma. Bunlar kalp krizi tehlikesine dair emareler. Bu durumda vakit kaybetmeden veterinerinize danışın.

Yazının Devamını Oku

Bu tatile beraber gidelim

Vaka sayıları düşüşünü sürdürüyor ve planlandığı üzere 1 Haziran’da kademeli normalleşmeye geçeceğiz.

Aşı takvimi de tüm yaş gruplarına doğru hızlıca yol alırken, önümüzün yaz olmasıyla tatil imkânı şanslı olanlarımıza göz kırpıyor.

Bu şansı yakalayabileceklerdenseniz planınızı yapmış olabilirsiniz. Böyle zamanlarda kedi köpekle evini paylaşanlar için işler zorlaşıyor. Çünkü zor bir karar sizi bekliyor: Seyahate beraber mi gideceksiniz, yoksa onu geride mi bırakacaksınız.

Pandemide siz eve kapanmışken size yârenlik ettiler o kadar, onları bırakıp tatile gidecek kadar kötü olmayın. Gelin bu keyfi beraber yaşayın. Köpeklerle yolculuk nispeten daha kolay.



Bu hafta biz karayoluyla yolculuk edecek kedileri konu alalım. Sizin için araştırdım buldum. İlginize sunuyorum.

Yazının Devamını Oku

Sanırım yatakları ayırmalıyız

Yatağınızda huzurlu şekilde uyurken, gelişiyle ortalığı ayağa kaldıran ya da uykusu sık sık bölünen veya horlamasıyla zaten sizi uyutmayanlar... Partnerinizden bahsetmiyorum, kedi ya da köpeğinizi anlatıyorum.

Bu durum hep kötü değil tabii ki. Bir kediyle koyun koyuna yatmanın tadı kötü olamaz. Ama ufak tefek sakıncalar olabilir, dikkatinize sunayım.

Yeni çalışmalar sahibiyle birlikte uyuyan köpeklerin, sahibine yaklaşan kişiye havlama, ısırma ya da sahibin evden uzaklaşmasıyla başa çıkamama gibi aşırı sahiplenici davranışlar gösterdiğini ortaya koyuyor.

Veterinerler genellikle köpeklerle çocukların birlikte uyumasını önermiyor. Sizinle uyumaya alışan köpeğiniz, evden uzaklaştığınızda strese giriyor. Dolayısıyla yatak paylaşmak her köpek için uygun olmayabiliyor.

YARISI MEMNUN

London School of Hygiene and Tropical Medicine’den Prof. James Logan, köpeklerin bakteri ve parazit taşıma ve bunların bize zarar vermesi ihtimalinin söz konusu olduğunu ama bu riskin oldukça düşük olduğunu belirtiyor. Ama bizim göreceğimiz zarara kıyasla onların psikolojik olarak karşı kalabilecekleri yük çok daha ağır. Kedilerle uyumak ise farklı bir hikâye. Uykusu hafif biriyseniz kedinizin gece birkaç kez uyanıp geri gelmesi sizi de uykunuzdan edebilir.


Yazının Devamını Oku

Yok böyle yoldaşlık

Bayramın son gününde rehber köpekleri konu alalım.

Köpekler için insanın en iyi dostu diyoruz, rehber köpekleri farklı bir kategoriye koysak hatta kategoriler üstünde görsek yeridir. Eşi görülmemiş yoldaşlığın detaylarına bakalım, günden güne ülkemizde de sayısı artan rehber köpeklere övgü olsun.

Köpekler bizden 10 bin kat daha iyi koku alıyorlar. Haliyle kimyamızdaki değişimi kokumuzdan algılayabiliyorlar. Metrelerce öteden korkunun, endişenin, stresin kokusunu tanıyorlar.



Rehber köpekler bu davranışları 7 gün 24 saat sürekli tetikte olarak gerçekleştirirler. Tüm dikkat ve ilgilerini sadece bir kişiye vermek üzere eğitilirler. Kapı açmak, yol göstermek, travma belirtilerini anlamak gibi 50 farklı görev için uzmanlaşırlar.

DOKUNMADAN ÖNCE İZİN ALIN

Yazının Devamını Oku

Sokağı da doğayı da kirletiyor

Uzun süreli bir kapanmanın tam ortasındayız.

Evden çıkıp çalışmak zorunda olanların haricinde sokağa çıkabilme imtiyazına sahip olanlar arasında köpek sahipleri de var. Malum, bütün dünyayı ayaklarının altına sersek de sevgilerine layık olamayacağımız köpeklerimizin bazı ihtiyaçları ev dışında gideriliyor. Hem hareket ediyorlar hem de tuvaletlerini yapıyorlar.



Fakat sokağa çıkabildiğimiz zamanlarda görüyoruz ki hayat normal seyrindeyken yaşadığımız gündelik hayata kıyasla sokaklardaki küçük, yer yer büyük, kahverengi sürprizlerin sayısında artış var.

Maalesef bazı köpek sahipleri, köpekleri ihtiyaçlarını giderdikten sonra onu toplayıp çöpe atmıyorlar. ABD’de bu oran yüzde 73’müş. Peki bu durum sadece bizim ayakkabılarımızda küçük sürprizlere mi yol açıyor? Hayır.

TORBAYLA ÇÖPE ATIN

Yazının Devamını Oku

Bilgisayarımın üstünde ne işin var

İşten eve iş getiren biri değilseniz pandemiye kadar bu durumu çok anlamamış olabilirsiniz. Ama yeniden evlere kapandığımız bu pandemi döneminde evini kediyle paylaşan herkes, bu durumu unutmamak üzere aklına kazımıştır. Bir iş yapmak üzere bilgisayarınızın başına geçersiniz ama sizden önce klavyeye doğru yol alan başka birisi vardır: Kediniz...

Gelir tam orta noktaya kurulur ve sizi troller. Son yıllarda yapılan araştırmalar kedilerin insan davranışlarını taklit ettiğini doğruluyor. Ancak klavyede yazı yazmak kedilerin taklit edeceği türden bir davranış değil. Peki o zaman neden, özellikle de çalıştığımız sırada kedilerimiz gelip tam da klavyenin üstüne oturma ihtiyacı hissediyorlar?

‘BURASI DA BENİM’

Pek çoğumuz bunu kedimizin bizden ilgi beklemesi olarak yorumluyoruz. Tatlı kedilerimiz bize sevgilerini gösteriyorlar, ilgi çekmeye çalışıyorlar, sadece onlarla ilgilenmemizi isteyip bizi kıskanıyorlar, diye düşünüyoruz.

Livescience bunun üzerine eğilmiş. Sizi mutlu ediyorsa böyle düşünmeye devam edebilirsiniz ama gerçekler maalesef acıymış. Bilgisayarın yaydığı sıcaklık da sorunun cevabı değil. Öyle olsa kediler kaloriferin önünden ayrılmazdı.

Cevap kedinizin evdeki her şeyin sahibi olması gibi laptopun da tek sahibi ve hâkimi olmak istemesi. Bilgisayarın üzerinde bulunan size ait kokuyu geride bırakıp kendi kokusunu o noktaya hâkim kılmak istiyor. Bu davranış kedilerin dünyasında “bu benim” daha doğrusu “senin sahibin benim” demenin yolu. Özetle, herkes rütbesini bilecek.

KEDİLERİN NEDEN SALLANAN GÖBEĞİ OLUR

Yazının Devamını Oku