GeriSerhat DEMİREL Bir düşünsenize köpeğiniz sizinle konuşuyor!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir düşünsenize köpeğiniz sizinle konuşuyor!

Geçen haftanın haberi, Amazon Alexa’nın mühendislerinin kedilerin miyavlamalarını anlayan bir uygulama geliştirmeleriydi.

Buna göre kısıtlı bir çerçevede kedilerimizin bizimle zahmet edip iletişime girdikleri sırada ne söylemek istediklerini anlama şansımız olacaktı.

Kedilerin ulusa seslenişini merakla beklerken, bu heyecanlandırıcı çalışmanın yanı sıra devam eden başka araştırmalar da var.

Bunun kapısını da muhteşem bir köpek ve sahibi araladı: Alexis Devine ve Bunny.

Bir düşünsenize köpeğiniz sizinle konuşuyor

Her köpek sahibinin yaptığı gibi köpeğiyle konuşmaya çalışan Alexis Devine, köpeği Bunny’den cevap alabiliyor.

Bunu yapış şekli bilimsel araştırmalara konu olmuş durumda.

Bunny, sahibinin hazırladığı bir nevi klavye diziliminde olan, halı şeklinde yere serilmiş seri düğmelere basarak sahibine o an ne istediğini anlatmaya çalışıyor.

Sistem şöyle: Her düğme farklı bir kelimeyi işaret ediyor. Bunny, o an canı ne istiyorsa düğmeleri kullanarak anlatıyor. Bunny’nin kurduğu anlamlı cümlelerse herkesi şaşırtıyor.

15 aylık olan Bunny, şu anda 70 düğmeli bir set kullanıyor ve her geçen gün bu konuda daha maharetli hale geliyor.

Aslında insanlar ve köpeklerin binlerce yıllık dostluğu sayesinde, köpekler insan davranışlarını anlama konusunda önemli mesafe kat etmiş durumdalar. Ama geldikleri nokta neresi, tam bilmiyoruz.

700 HAYVAN İÇİN SET HAZIRLANDI

Kaliforniya San Diego Üniversitesi’nde ‘Karşılaştırmalı Kavrayış’ laboratuvarının direktörü olan Federico Rossano, şimdi Bunny’nin macerasını öteye taşıyor ve benzer çalışmayı çok sayıda canlıyla gerçekleştirip, “Gerçekten insan harici canlılar bizimle konuşabilir mi?” sorusunun peşinden gidiyor.

Rossano ve ekibi, 700 civarında hayvana, sahipleri vasıtasıyla benzer bir set hazırladı. Bu setleri alanlar, kedi, köpek hatta atlarla böyle bir iletişime girip giremediklerini deneyimliyorlar. Basit komutlarla başlayıp, giderek karmaşıklaşan iletişim düzeneğini kameralarla kaydedip, hepimizin merak ettiği sorunun cevabını bulacaklar.

O güne kadar Bunny’nin TikTok’ta 5 milyondan fazla insanın ilgisini çeken serüvenini takip edebilirsiniz. İletişim şekline hayret edeceksiniz. Adresi şurada: https://www.tiktok.com/@what_about_bunny

Bilim insanları iyi ki varlar. Sayelerinde yolda gördüğümüz her köpeğe ilgi göstermeye çabalarken onların ne düşündüğünü ya da bir kedinin kalbini çalabilmek için şekilden şekle girdiğimiz sırada kedilerin aklından neler geçtiğini öğrenmeye yaklaşıyoruz.

Ben bir köpekle sohbet edebilmeyi, kedilerimle konuşmayı o kadar çok isterdim ki, anlatamam!

KİTAP TAVSİYESİ
AĞAÇ YAŞKEN EĞİLİR

Bir düşünsenize köpeğiniz sizinle konuşuyor


20 Kasım’da Dünya Çocuk Hakları Günü’nü eda ettik. Normal şartlar altında bugünün çocuklarına iyi bir geleceği halihazırda yetişkin olanların bırakması gerekiyor. Ama dünyamızda yetişkinler gerekli duyarlılığı göstermediği için görev yine bugünün çocuklarına düşecek: Büyüyüp dünyayı kurtaracaklar. Biz de gurur duyacağız. Her yetişkin aynı derecede duyarsız değil. Bugünün çocukları için çabalayanlar var. Sabancı Vakfı, “Ağaç yaşken eğilir” diyerek, 7-9 yaş grubu çocuklar için bir kitap seti hazırlamış.

PAPUDUK’UN MACERALARI

‘Papuduk’ adındaki kahramanımız, çocuklara temel hayvan hakları ve ekoloji konusunda bilgiler veriyor. Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti üyesi Serra Sabancı’nın, çocukken büyükannesinin masallarında dinlediği tavşan Papuduk’un maceralarını, Tolga Öztorun, Lider Hepgenç yazıya dökmüş, Ece Zeber de resimlemiş. Görme engelli çocuklar için de Eda Ece seslendirmiş. Çocuklarla çalışan STK’lara ücretsiz verilen 5 kitaplık seri, askıda kitap yöntemiyle de hediye edilebiliyor. Ayrıntılı bilgi için: https://www.sabancivakfi.org/tr/sosyal-degisim/papuduk.


OKUR FOTOĞRAFI
KARŞINIZDA ŞANSLI

Bir düşünsenize köpeğiniz sizinle konuşuyor


OKURUMUZ Ozan Baltacı, köpeği Şanslı’nın fotoğrafını, “Şanslı 2-3 aylıkken sokakta bulduğumuz, çok akıllı, sevgi dolu bir köpek. 2 aydır bizimle. Çok şükür sağlığı çok iyi. Ailemize kattığı neşe, huzur, bereket ise tarifsiz. Herkesi sokaktan can kurtarmaya, daha mutlu ve sağlıklı olmaya davet ediyorum” notuyla paylaştı. Şanslı’ya sevgilerimizi, okurumuza da güzel temennileri için teşekkürlerimizi sunalım. Sizden de kedi ya da köpeğinizin fotoğrafını bekliyoruz.

 

X

Kediler neden bu kadar çok uyuyor

Başlıktaki soruya çoğu kedisever “Bizim bundan niye haberimiz yok?” şeklinde tepki gösterebilirler. Haklı oldukları bir yan var. Çünkü kedilerin uyumadıkları zaman diliminin bizim uyuduğumuz döneme denk gelmesi işleri tersine döndürüyor. Ama tüm bunların hepsi aslında çok eskilere dayanan, nesilden nesile aktarılan davranış biçimi yüzünden oluyor.

Kediler aslında alacakaranlık canlıları. En aktif oldukları zaman dilimi gün batımı ve gün doğumu arasındaki kısımda yaşanıyor. Sebebi de avlanma dürtüleri. Çünkü av için en iyi zaman alacakaranlık. Kediler atalardan gelen davranışı günümüze taşıyarak apartman dairesindeyken de bunu sürdürüyorlar. Avlanmanın enerji isteyen bir eylem olması nedeniyle de bütün gün buna hazırlanıyorlar. Görüyor musunuz, meğer bizim minnoşlar neler yapıyormuş!

15 SAATTEN FAZLA UYUYORSA DİKKAT!

Evrimin bu zorlaması şuna yol açıyormuş: Kediler için en az 12-14 saat uyku gerekiyor. İyi uyku enerji tasarrufu, kas onarımı, bağışıklığın güçlenmesi gibi konularda onlara iyi geliyor. Bu sürenin sadece yüzde 25’ini derin uykuda geçiriyorlar bu arada. Kalanında hep tetikteler. Uyku esnasında bıyıkları, patileri hareket ediyor ya da sesler çıkarıyorlarsa rüya görmeleri de muhtemelmiş. Buraya da gözünden kalp çıkan bir emoji bırakıyorum.

Yetişkin bir kedi günde 15-16 saatten fazla uyuyorsa bu bazı problemlerin habercisi olabiliyormuş. Şüphelenebileceğiniz durumlar: Ağrısı, hipertiroidi, depresyonu olabilir. Kilolu kedilerde bu durumu görmeniz daha olası. Uyku düzeninde gördüğünüz farklılıkta veterinere danışmanız iyi olur.

HERKES ONU KÖPEK SANIYOR

Maine Coon cinsi kediler irilikleriyle tüm dünyaya nam saldılar ama kendi içlerinde de sıradışı büyüklükte üyelerine rastlıyoruz. Son örneği Rusya’da ortaya çıktı ve tüm dünyanın ilgisini çekti. Küçük bir kasaba olan Stari Oskol’da

Yazının Devamını Oku

Köpekleri hafife mi alıyorsunuz?

Türkiye'de tehlikeli ellerde toplumdan dışlanan canlılar statüsüne geçişini içimiz acıyarak izlediğimiz köpekler, dünyadaki araştırmalarda zekâlarını her geçen gün daha da belirgin şekilde gösteriyorlar.

Son olayı anlatayım da Türkiye’nin dışında, köpekleri anlama çabasıyla ne güzel gelişmeler kaydedildiğini görün. Meksika’da yaşayan Nörobiyolog Laura V. Cuaya, Border Collie cinsi köpeği Kun-Kun’la Macaristan’a taşındığında, köpeğinin burada farklı bir dil konuşulduğunu anlayıp anlayamadığını merak ediyor. 

Budapeşte’deki Eötvös Loránd Üniversitesi’ndeki araştırmacılar Kun-Kun dahil, farklı ırklardan 18 köpek üzerinde bir çalışma yapıyorlar. Söz konusu dillerden sadece birini işiten köpeklere Küçük Prens kitabının Macarca ve İspanyolca çevirilerini okuyorlar. O sırada da beyinlerini tarıyorlar.

Sonuç mu: İki dilin, beynin karmaşık sesleri işleyen kısımlarında farklı aktivite kalıplarını tetiklediğini ve ilk kez insan olmayan bir beynin diller arasında ayrım yapabildiği bulundu. NeuroImage’da yayınlanan sonuçlar göz kamaştırıcı. Bir diğer detay da yaşlı köpeklerin farklı dilleri daha iyi ayırt edebildiği olmuş. Aynı araştırmada bir de ne Macarca ne İspanyolca olan, uydurulmuş kelimeler dinletilmiş ve köpekler bu kelimelerin anlamsız olduğunu da fark etmişler. Muhteşem değil mi?

Bir tarafta köpekleri anlamaya çalışıp onlarla daha mutlu bir hayatın yolunu aralayan insanlar var, öbür tarafta köpeklerin yaşam hakkını elinden almak için bir kenarda bekleyenler var. Tarafınızı seçin.

ELON MUSK’IN BELALILARI

Çıkışlarıyla herkesin sinirini bozmayı başaran, kripto para piyasasında yarattığı dalgalanmayla da tüm dünyada düşman kazanan Elon Musk’tan şu sıra intikamı kedi kardeşlerimiz alıyormuş. Mesele eğlenceli. Musk’ın internet hızına seviye atlatan uydu hizmeti Starlink’in kullanıcılara sunduğu uydu antenler, kış şartlarında performans kaybı yaşamaması için ısınarak üzerindeki karı eritme özelliğine sahip. Hal böyleyken, sıcak bir tabağı andıran bu çanaklar, kedilerin gündüzleri uyumak için favori noktalarından biri olmuş. Starlink abonesi Aaron Taylor, Twitter’da paylaştığı mesajda, “Starlink, soğuk günlerde sıcak bir yer haline gelmesini keşfeden kediler üzerine yatana kadar mükemmel çalışıyor” demiş. Kullanıcılar kedilerin bu hareketi sırasında internet hızında yavaşlama olduğunun altını çiziyor. Kedilere kimse söz geçiremez, bunu Elon Musk da öğrenmiş oldu. 

Yazının Devamını Oku

Kedileri ne kadar yalnız bırakabiliriz

Kedilerin ihtiyaçlarını kendi başına gidermesi, bazen onları yalnız bırakmakta bize özgürlük tanıyor.

Evden iki gün uzaklaşacaksak mamasını suyunu hazır edip, kapıyı çekip çıkabiliyoruz.

Peki bu durum her kedi için böyle mi?

Uzmanlar diyor ki, teoride mümkün ama pratikte bazı değişkenler var.

Her şeyin başında kedilerin de köpekler gibi ayrılık kaygısı yaşadıklarını unutmamak gerekiyor. Bir iş günü boyunca kedinizi evde bir başına bırakmada herhangi bir sorun yok. 24 saatte bir gözüne görünseniz, sevgi gösterseniz yeterliymiş.

Animalpath.org’daki araştırmaya göre, yetişkin kedileri 24-48 saat kadar süre yalnız bırakabilirsiniz, bu süreyi aşarsanız da ona göz kulak olacak birini bulmanız gerekiyor.

48 SAATİ AŞMAYIN

Yavru kedilerde durum biraz karmaşık. 4 aylıktan küçük bir kediniz varsa 2-4 saat arası yalnız bırakabilirsiniz (zaten öyle bir sevgi yumağının yanından kim ayrılabilir ki). 4-5 aylık kedileri 5 saate kadar, 6 aylıktan itibaren de mesainiz süresince evde tek bırakabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Köpeklerde zaman kavramı var mı

Köpeklerin dünyasını anlama yolculuğumuzda sorduğumuz tanıdık soruların etrafında geziniyoruz sürekli. Sanırım bu yolculuktan keyif alıyoruz ve üzerinde konuşmayı da seviyoruz.

The Guardian’da köpeklerin dünyasını anlayabilmek için yöneltilen onlarca soru arasında köpeklerin zaman mevhumuna ilişkin olanı dikkatimi çekti. Aslında bu soruyu iki katmanlı şekilde sormuşlar. Ele aldıkları ilk soru “Köpekler neden ayrılık kaygısı yaşar?” şeklinde. Cevabı irdelerken esasında pek de dertlerinin insandan ayrı kalma olmadığının altını çiziyor uzmanlar. The Pet Coach şirketinin yöneticisi ve konunun uzmanı Petrina Firth, insanların bu soruyla genellikle kastettikleri şeyin, bir kişiye aşırı bağlanma olduğunu ama esasında köpeğin sadece yalnız başınayken güvende hissetmemesi ve bu durumdan kaçınmak istemesi olduğunu belirtiyor. Yani diyor ki, “Bir yere gittiğimizde bir saat sonra döneceğimizi bilmiyorlar.” Bu da belirsizlikle beraber endişeli hallerini tetikliyor.

ZAMAN ALGISI BURUNLARINDA

Asıl soru şimdi geliyor: “Ne kadar süredir olmadığımızı nereden biliyorlar? Köpeklerde zaman mevhumu var mı?” Bizdeki 24 saatlik döngü yok ama onların da vücutlarını uyarladıkları bir sistem var. Mesela: Her gün aynı saatte beslerseniz köpeğinizi, sindirim sistemi o sırada yiyecek bekleyecek şekilde hazır olur ve şaşırtıcı şekilde bu her gün aynı dakikaya denk gelebilir. Bu arada bu durum kediler için de geçerliymiş.

Ama diyelim 40 dakika sizsiz durduğunda sesini çıkarmayan bir köpek, yokluğunuz 45 dakikaya uzayınca ortalığı ayağa kaldırıyorsa iş değişir. Bu konudaki en iyi teori köpeklerin koku alma duyusu ve havadaki kokunuzun zamanla küçük bir oranda azalmasıymış. Bu değişim onları huzursuz edebiliyormuş. Aradaki farkı şöyle açıklıyorlar: İnsanlar bir fincan çaydaki bir kaşık tatlandırıcının kokusunu alırken bir köpek aynı şeker miktarının kokusunu bir yüzme havuzunda yakalayabilir. Aramızda böyle büyük bir fark var.

BEYAZ SARAY’IN KOMUTANI

ABD Başkanı Joe Biden

Yazının Devamını Oku

Sarılmamızdan hoşlanmıyorlarmış

Bir kediyi sevdiğinizde, onu öptüğünüzde, ona sarıldığınızda kedilerin ne hissettiğine dair az çok bir fikrimiz var. Ama bu fikrimizin doğru olduğunu duymasak daha iyi olurdu ne yalan söyleyeyim.

Bir Twitter kullanıcısı şu minvalde özetlemişti durumu: “Düşünsene bir yere doğru gidiyorsun, biri seni alıyor, öpüyor, hamur gibi yoğuruyor, sonra alıp bambaşka bir yere bırakıyor.”

Kedilerle gündelik hayattaki ilişkimiz zaman zaman böyle oluyor. Onları yapmakta olduğu bir işten alıkoyarak sevmeye çabalıyoruz. Bundan vazgeçecek değilim.

Guardian’da Şirin Kale, “Kedilerin iç yaşamı: Kedi dostlarımız sarılmak, mutluluk ve insanlar hakkında ne düşünür” başlıklı yazısında bu konuyu irdelemiş. Hoşumuza gitmeyen sonuçları sıralamış. Köpeklerin laboratuvara götürüp davranışlarını incelemenin kolay olduğunu, kedilerinse mekânlarından ayrıldıklarında davranışları değiştiği için inceleme şansının az olduğunu aktaran Kale, bilgimizin kısıtlı olduğunu söylüyor. Kyoto Üniversitesi’nden Dr. Saho Takagi’nin evini bir kediyle paylaşmaya başladıktan davranış biçimleriyle yakından ilgilendiğini anlatıyor. Makalenin sonuçları ilginç. Daha önce bu köşede aktarmıştık: Kediler göremese de sahibinin sesine göre onun yerini takip edebiliyor.

FAZLA TEMAS YOK

Üzücü sonuçlar Pennsylvania Üniversitesi’nden Dr. Carlo Siracusa’dan geliyor. O, kedilerin sevgisiz ve ilgisiz hayvanlar olduğu önyargısının gerçeği yansıtmadığını, kedilerin de insanlarla bağ kurduğunu söylüyor. Kedilerin yakınlık yoluyla sevgi gösterdiklerini, yani fiziksel etkileşim olmasa da sizinle aynı odada olmanın onlar için yeterli olduğunu anlatıyor ve “Fiziksel olarak yakınınızda olarak size sevgilerini gösteriyorlar” diyor.

Ama şunu da ekliyor. Bazı kediler sahiplerinin üzerinde ya da yanında uyumayı ve fiziksel teması sevse de genel bir kural olarak, kediler kucaklanmayı, sarılmayı ve öpülmeyi sevmezlermiş. Kedilerin büyük çoğunluğu bundan hoşlanmazmış. Diğer kedilerle de benzer bir yakınlık kuruyor ve birlikte büyüdükleri kedilere daha yakın ilişki kuruyorlarmış.

Ne yalan söyleyeyim. Bu sonuç karşısında incindim.

Yazının Devamını Oku

Kedi videolarındaki gizli tehlike

Şu söz hep söylenir: “İnternet, kedi sahipleri video ve fotoğraflarını paylaşabilmesi için bulundu.” Bunu doğrulayan şeyleri yıllar içinde gördük ama şimdi bundan faydalanmaya çalışanlar olduğuna dair araştırmalara tanık oluyoruz.

New York Times’ta Davey Alba imzalı makale, kedi köpek videolarının dezenformasyon yaymaya alet edildiğini konu alarak kritik bir uyarı yapıyor. Alba’ya göre sistem şöyle işliyor: Sosyal medyada gününüzü güzelleştiren viral videoları kullanan hesaplar, ilginizi çekerek videolarıyla etkileşim kurmanızı sağlıyor. Kuruma bağlı farklı hesaplarla sizi deyim yerindeyse avlayan kaynak, asıl amacı olan dezenformasyon içeren haber ve videoları da size haberin içine yerleştirdiği linkler vasıtasıyla gösteriyor. Böylelikle dezenformasyonun hedefine oturuyorsunuz. Konuyla ilgili bilginiz varsa aklınızı çelemeyebilirler ama kararsızlar ya da bilgisizler söz konusuysa dezenformasyon her konuda insanların karar mekanizmasını etkileyebilir.



Sonuç: Düzenli olarak kedi köpek videoları, haberleri, hikâyeleri paylaşan mecranın müdavimi olan siz, günün birinde onların etkisi altına girme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyorsunuz.

YANILTICI İÇERİK

Videoyu, haberi, oluşturan ya da paylaşanlar arasında bir lisans anlaşması varsa bu konuda sosyal medya platformlarının yapabileceği bir şey olmuyor ancak dezenformasyon üzerine çalışan danışmanlık şirketi Card Strategies’in CEO’su

Yazının Devamını Oku

Pisi-pisi-kopatım

Evini kediyle paylaşan herkes, kedisinin ne kadar dengesiz hareketleri olduğuna ya da psikopatlara özgü davranışlar sergilediğine dair tecrübelerini anlatır.

Ama bu öyle basit bir teşhis değil. Kafanıza göre kedilere bu yaftayı yapıştıramazsınız. Uzmanlara soralım, bakalım onlar ne diyorlar. Öncelikle diyorlar ki bu işin bir testi varmış. Ve 2042 kedi ve sahibi arasındaki ilişkiyi inceleyerek ortaya bir anket çıkarmışlar.

Liverpool Üniversitesi ve John Moores Üniversitesi’nden dört bilim insanı, “Journal of Research in Personality”nin aralık ayında yayımlanacak makalelerinde, incelemeleri sonucunda insanların kedilerini tarif edebilecekleri 46 ifade şekli tespit etmişler. Türünün ilk örneği olan ve “CAT-Tri+” adı verdikleri testteki ifadeler, sizin kedinizin psikopat olup olmadığına dair kritik bir veri oluşturuyor.



Psikopatlık derken, aslında hafife almamak gerekiyor çünkü eğer kedinizde buna eğilim varsa yaşadığı ortamda buna bağlı değişiklikler yapmanız gerektiğinin de habercisi bu. Buradaki psikopatlık ifadesi, kedinizin buna bağlı cesaretini de gösteriyor.

5 SORULUK TESTLE

Yazının Devamını Oku

Köpeğim beni görüntülü aradı

Bilim bu şekilde ilerlerse insanlarla iletişimi kesip nihai amacımız olan hayvanlarla diyalog kurabilmeyi becereceğiz sanırım. Köpeğinizle mesajlaştığınız, uzaktayken arayıp konuştuğunuz senaryolar sadece bilimkurgu filmlerinde yer almıyor, bizzat gündelik hayatımıza doğru geliyor.

TOPLA ARIYOR

İskoçya’da Glasgow Üniversitesi’nden hayvan-bilgisayar etkileşimi uzmanı Dr. Ilyena Hirskyj-Douglas’ın fikri hayata geçti ve köpeklerin sahiplerini görüntülü arayabilecekleri bir düzenek geliştirildi. Sistem şöyle işliyor: Oyun oynamayı sevdiği tenis topunun içine yerleştirilen parça, köpeğin topu sallamasıyla görüntülü arama komutu veriyor ve sahibinin telefonu aranıyor. Görüşme, cihazın bağlı olduğu ekranda da sahibinin görünmesiyle devam ediyor.

Dr. Hirskyj-Douglas, Finlandiya’daki Aalto Üniversitesi’nden akademisyenlerin yardım ettiği düzeneği kullanarak 10 yaşındaki Labrador cinsi köpeği Zack’le denemeler yaptı.

İlk iki gün, kimisi tesadüfen olan 16 arama yapan köpeği Zack, ekranda gördüğü sahibini tanıdı ve oyuncaklarını ekranın önüne getirip oyun oynama çağrısında bile bulundu. Günde ortalama 5, bir haftada toplam 35 arama yapan Zack’in hareketlerinde olan biteni fark ettiğine dair değişimler gözlemlediğini söyleyen Dr. Hirskyj-Douglas “Zack’in topu almakla arama yapmak arasındaki bağlantının farkında olduğundan emin değiliz” diyor. O da şimdilik bence.

KÖPEK İNTERNETİ

Çünkü konuşmasını şöyle sürdürüyor araştırmacı: “Evcil hayvanlara daha fazla özerklik tanıyacak ve teknolojiyle etkileşimleri üzerinde kontrol sağlayan bir tür ‘köpek interneti’ geliştirmeye yönelik bir adım daha attık. Bu, pandemide sahiplenilen köpeklerin sahipleri işe dönerken evde yalnız kalmanın stresiyle başa çıkmanın yeni yollarını bulmasına yardımcı olabilir.”

Zack

Yazının Devamını Oku

Kedilerin uyuyuş şekli bize ne anlatır?

Günün 16 saatini uykuyla geçiren, kalan 8 saatlik hareketliliğiniyse sizin uyuduğunuz, tam da uykunuzun en derin olan bölümüne denk getiren kedilerin uyuma halleri bazı şeylerin işaretçisiymiş.

Kedilerin uyuma şekillerini inceleyen uzmanların yorumlarını derledim. Bize de rehber olabilecek sözler sarf etmişler. Rehber niyetine dikkatinize sunuyorum.

Yan yatmışsa: Yan yatan bir kedi insanların önemli kısmı gibi en rahat pozisyonda uyuyor demekmiş. Bu muhtemelen onun en uzun ve derin uykusu olacak. Ellememeniz ikiniz için de en hayırlısı.

Sırtüstü, göbeği açık: Bilirsiniz bir kedinin karnını sevdirmesi, onun kendini güvende hissettiğinin habercisi. Bu uykuda da geçerliymiş. Yerini ve yanındakileri güvenli buluyor demekmiş.

Kıvrılmış şekilde: Hilal şeklini alıp kuyruklarını da kapatarak yatıyorlarsa olası tehlikelere karşı kendilerini korumaya alıyorlarmış. Aynı zamanda onu rahat bırakmanız gerekiyormuş.

Yazının Devamını Oku

Her adımında Atatürk’ün yanında: Foks

Bu köşenin hedefi, her fırsatta dile getirdiğim üzere belli: Başta sokak hayvanları olmak üzere, tüm canlıların daha iyi şartlarda yaşaması için farkındalık yaratmak.

Bu nedenle uzman görüşleri, tanıklıklar, bilimsel çalışmalar gibi çeşitli konulara değiniyorum.

Cumhuriyet Bayramı’nın 98’inci yılının ertesi gününde Atatürk’ün köpeği Foks ile ilişkisine değineceğim. Hayvan sevgisi konusunda da Atatürk’ün yolunu takip etmek, bizi arzuladığımız noktaya taşıyacaktır.

KÖPEKLERİ HEP SEVDİ

Hayatının önemli kısmı cephelerde geçen Atatürk’ün köpeklerle hep yakın bir ilişkisi olmuş. Çocukluğunda sevdiği ve sahiplendiği köpeklerin haricinde, Sofya’da askeri ataşeyken Alp adını verdiği İngiliz seteri bir köpeği olduğu ve Çanakkale dahil olmak üzere uzun süre yanında olduğu kaynaklarda yer alıyor. İstiklal Savaşı’nda ortada kalan Alber isimli av köpeğine de sahip çıktığı biliniyor.



Yazının Devamını Oku

Kedi ve köpeğin için ne yaparsın

Guardian gazetesi okuyucularından muhteşem bir şey istemiş. Gelen cevaplar nefis. O nedenle bir kısmını paylaşmadan edemeyeceğim. Sizden de benzer hikâyeleriniz varsa onları rica edeceğim. İnsanların hayatlarını paylaştıkları hayvanların anısına bu kadar saygı duymalarını hayranlıkla izliyorum.

Downton Abbey dizisi karakterlerinden Nelson’ın adını verdiği kedisini çevresi çok sevdiği için ona bir Facebook sayfası açan Cathy Peake, kedisinin bir reklam kampanyasında bile rol aldığını söylüyor. Peake, kedisinin anısına bir opera salonunda koltuk alıp, adını yazdırmış.

Lindsey Manton’un 10’uncu doğum gününden 4 gün sonra aniden fenalaşan köpeği Kimi Raikkondog Manton, COVID-19 nedeniyle yanına girmesine izin verilmemesi nedeniyle veterinerde tek başına hayatını kaybetmiş. O da bunun anısına eline geçen toplu parayı köpeğinin dövmesini yaptırmaya harcamış. Bacağındaki dövmeyi yaptırması 7 saat sürmüş.

15 yaşındaki Terrier cinsi köpeği ölünce onun küllerini elmasa çeviren ve o elmastan yüzük yaptıran Stephanie ve kedisinin patisinin üç boyutlu çizimini yapıp bunu seramik vazosunun üzerine işleyen Valeria, diğer gönül telimi titreten kişiler oldu.

Anlatın, peki siz ailenizden birisi kadar çok sevdiğiniz kedinizi, köpeğinizi kaybettiğinizde neler yaptınız? Haftaya da bunları konuşuruz.

MUTLU SONLA BİTMİŞ NEYSE Kİ

Yazının Devamını Oku

Kediler mi daha akıllı köpekler mi

Böyle bir kıyaslama durumunda tabii ki oyumu, yaşamını kedilerle paylaşan bir insan olarak kedilerden yana kullanabilirim. Ama her cinse eşit mesafede durup kararı bilim insanlarına bırakmalıyız. Bilim de burada işin çetrefilli olduğunu söylüyor.

New York’taki Barnard College’da köpek davranışı uzmanı olan Alexandra Horowitz, Live Science’a araştırmacıların köpekler konusunda sadece zekâyı tek başına çalışmadığını, farklı yönlere de baktığını anlatıp, kedilerin kendi yapmaları gereken şeylerde, köpeklerin de köpeklerin yapması gereken şeylerde iyi olduğunu söylüyor. Bu nedenle kıyaslamayı sağlıklı bulmuyor.

Maine’deki Unity College’dan Kristyn Vitale de hayvan davranışlarının üç geniş bölümde incelendiğini belirtiyor: Problem çözme yeteneği, kavram oluşturma ve sosyal zekâ. Vitale, insanların kedileri soğukkanlı ve ilgisiz olarak görmelerine rağmen aslında kedilerin genellikle köpeklerle aynı seviyede sosyal zekâ sergilediklerini anlatıyor.

ARALARINDA FARK YOK

2005 yılında yapılan ve kedi-köpek kıyaslaması içeren araştırmadaysa iki türün de insanların işaret ettiği ipuçlarını kullanarak gizli yiyecekleri bulma yeteneği arasında büyük fark göremedi. Aynı çalışmada kedilerin, köpeklere kıyasla dikkat çekme davranışlarının bazı bileşenlerine sahip olmadığını ortaya koydu.

ŞARTLARI İYİLEŞTİRELİM

Ez cümle, zekâ olarak kıyaslama yapmayı bırakabiliriz. Bilim insanları da bize bunu salık veriyor. Ne yapalım o zaman? Didaktik olacak ama olsun. Sokakta gördüğümüz kedi köpeği daha iyi şartlara kavuşturmak için çabalamak, becerebiliyorsak sahiplenmek, imkânımız yoksa da sahiplendirmek için uğraşmak yeterli sanırım.

Yazının Devamını Oku

Kediler de bağlanıyormuş

Hayatlarını kedilere hizmet ederek geçirenler. Hadi yaşadınız.

Oregon State Üniversitesi’ndeki araştırmacılar bu kez yüzümüze gülmüş. Biz hep kediler bizi umursamıyorlar, hareketlerimizi anlayabiliyorlar ama önemsemiyorlar diye düşünüyorduk. Ama araştırmacılar diyorlar ki kediler de beraber yaşadıkları insanlara karşı köpekler gibi bağlanma özellikleri gösterebilirlermiş.

Current Biology’de yayımlanan çalışmaya göre evcil kedilerin bakıcılara karşı, köpekler ya da bebeklerde görülen farklı bağlanma stilleri sergiledikleri ortaya çıkmış.

Araştırma şöyle yapılmış: 70 yavru kedi bakıcılarıyla bağlanma deneyine sokulmuş. İki dakika bakıcısıyla, iki dakika aynı odada, iki dakika da ayrı odada tutulmuş.

SAHİBİ YOKKEN STRESLİ

Genç, yaşlı fark etmeksizin kedilerin yüzde 65’i sahibi odada yokken ‘güvenli’ bağlanma stili dedikleri davranışı sergiledi. Yani sahibi odada yokken daha stresli, sahibi odaya dönünce daha rahat bir ruh hali gösterdiler.

Yüzde 35’iyse ‘güvensiz’ bağlanma stili sergiledi. Sahibi yokken stresli, o geri dönünce stresi devam etti, aşırı temas, kaçınma ve düzensiz temas gösterdiler.

Araştırmanın sonucu olarak güvenli-güvensiz bağlanma stilleri arasındaki farklar insanların çocuklarıyla yaşadığı ilişkideki bulgulara benzer oldu. İyi haber, kedilerin çoğunluğu, güvenli bağlanma davranışı sergiledi.

Yazının Devamını Oku

Oyuncu derken şaka yapmıyoruz

Kedilerin aksine köpekler araştırmacılarla daha barışık sanırım.

Çünkü kedilerin dünyasını anlamak için çabalarımız beklenen hızda sonuç vermiyor. Ama köpeklerle ilgili ne düşünsek hiç mahcup etmiyorlar ve fazlasıyla sevindirici sonucu önümüze seriyorlar.

Uzmanlar şimdi de bazı köpeklerin çocuklardakine benzer mizah anlayışına sahip olduklarına dair kanıtlar sunuyorlar.

Köpek uzmanı ve British Columbia Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren psikoloji profesörü Stanley Coren, konunun 1872’de Charles Darwin’in hayvanlar ve insanların duyguları hakkında kitap yazmasından itibaren konuşulduğunu aktarıyor.

Coren, köpeklerin oyuncu bir karakter sergilediği sırada bu durumun gerçekten güldüğünün işaretçisi olduğunu, insanlardaki oyuncu karakter ve mizah anlayışı arasındaki doğru orantının köpeklerde de gözlemlenebileceğini söylüyor.

MİZAH DUYGULARI VAR

Bazı köpek cinslerinin mizah duygusunun daha gelişkin olduğunun altını çizen Stanley Coren, California Davis Üniversitesi’nde Benjamin Hart ve Lynnette Hart tarafından bir grup uzmanın 56 köpek cinsini bu konuda sıraladığı araştırmayı da paylaşıyor. Atılan topu koşup getirme, frizbi oynama ya da saklambaç gibi oyunlara eşlik edip etmeme gibi oyunculuk özelliklerini araştıran uzmanlar, en oyuncu türleri şöyle bulmuş: İrlanda seteri, İngiliz springer spaniel, Cairn terrier, Airedale terrier, Golden retriever ve Standard poodle. En az oyuncuysa, yani bunu söylemek istemem ama mizah duygusu en az olan cinslerse maalesef şunlar olmuş: Chihuahua, Rottweiler, Bulldogs ve Bloodhound tazılar.

Yazının Devamını Oku

Bir şehir bir cinsi kurtarmak için uğraşıyor

Hayvanlara karşı işlenen suçlarda ülkelerin yeterli mücadeleyi vermemesi durumunda halk inisiyatifi alıp, bir yolunu bularak adaleti kanunlar çerçevesinde sağlayabiliyor.

Bunun bir örneği İspanya’da yaşanıyor. Pas, gazetemizin yazarlarından ve Hürriyet Kitap Sanat Yayın Yönetmeni İhsan Yılmaz’dan geldi. Barselona’da gördüğü manzarayı etrafındakilere sorarak ilginç bir bilgiye ulaştı. Meğer şehirdeki bir seferberlikmiş.

Olay şu, İhsan Yılmaz, şehirde gezerken çoğu insanın yanında aynı cins köpeği görüyor ve öğreniyor ki meselenin avla bir ilgisi var. Detaylara geçeyim. İspanya’da İspanyol Tazısı cins köpekler avcılıkta kullanılıyor. Fakat zaman içerisinde eski av performansını veremediğinde kuyulara ve oluklara atılarak kaderine terk ediliyor ya da öldürülüyor.



“SOS Galgos” adında bir sivil toplum kuruluşu başı çekiyor ve bunun önüne geçmek için kurtarma, iyileştirme, sahiplendirme çalışmalarıyla 3 binden fazla İspanyol Tazısı’nı sahiplendirerek hayatlarını kurtarıyor.

İSPANYOL TAZISI 

Yazının Devamını Oku

Boşuna ‘pardon’ demeyin

Yanlışlıkla bir köpeğin kuyruğuna basan herkes, köpeklerin bir şeyi bilerek yapmakla yanlışlıkla yapmak arasındaki farkı anlayıp anlayamadığını merak etmiştir.

Hatasını telafi etmek için türlü şirinlikler yapmaktan tutun da en sevdiği ödül mamasına kadar gönül alma çabalarına girişenler için güzel bir gelişme. Max Planck Enstitüsü’nde İnsanlık Tarihi araştırmalarında köpek araştırmaları yapan ekip köpeklerin insanların bir şeyi isteyerek mi yoksa yanlışlıkla mı yaptığına dair veriler elde etti. Ekibin başındaki Julianne Brauer, “Bu kadar net bir resim görmeyi beklemiyordum” diyor.

BİZİ SÜREKLİ İZLİYORLAR

Deneyde, 51 köpek ve sahibi incelenirken, aralarında yer alan cam paravanın ortasındaki boşluktan köpeğin olduğu tarafa mama bırakmaya çalışan kişiler, yanlışlıkla ya da bilerek mamayı diğer tarafa iletmeyi beceremeyince farklı tavırlar gördüler.

Eğer mamayı bilerek köpeğe veremediyse köpek hızlıca koşarak mamayı yerden alıp yiyor, ama eğer yanlışlıkla yaptıysa mamaya ulaşmak için tereddüt içerisinde bekliyor ve daha uzun sürede mamayı alıyor. Brauer bunu, “Bizi durmadan izliyorlar ve bu deneyde gördüğümüz şekilde küçük farklılıklara karşı çok hassaslar. Bu da oldukça şaşırtıcı ve ilgi çekici” şeklinde açıklıyor.



Yazının Devamını Oku

Köpeğinizle bu şehirlere tatile gidebilirsiniz

Aşısını olanlar, kendini biraz daha güvende hissedip, tedbirlerin de gevşetilmesiyle maskeli şekilde normal hayatına dönüyor yavaştan.

Bunun içerisine tatiller de dahil. Hatta Euro’nun yüksekliğine aldırmadan yurtdışında tatile bile yeltenenler var. Onlar arasında, pandemi süresince kendilerine yoldaşlık eden köpeklerini de tatile götürmek isteyen olursa diye bir kısa liste sunacağım şimdi.



Good Trip Clothing isimli firmanın yaptığı çalışmayı Euronews aktarmış. Ve Avrupa’nın köpeklerle gezilebilecek en iyi şehirlerini belirlemişler. Bu liste hazırlanırken kriterler şöyle olmuş: Köpek dostu otel sayısı, köpek dostu restoran sayısı, açık alan ve doğayla iç içe oluşu, ortalama sıcaklık.

BİR KENARA NOT EDİN

Avrupa’nın köpek dostu şehirleri listesinde birinci sırada Fransa’nın başkenti Paris var. 351 köpek dostu otel, 184 restoran ve köpekle kolay ulaşım imkânları Paris’i listenin zirvesine taşımış. Berlin ikinci sırada. Ona avantaj sağlayan şey ise havanın aşırı sıcak olmaması. Çekya’nın payitahtı Prag üçüncü çünkü Avrupa’nın çoğu yerinden en kısa uçuş mesafesine sahip. Milano dördüncü çünkü sıcaklık yüksek. Moskova’nın beşinci olmasının sebebi de düşük sıcaklık.

Yazının Devamını Oku

Yeni tartışma... Vegan köpekler statü sembolü mü

Artık kedi, köpekleri hayatımızın merkezine alıp bazı konuları konuşabiliyoruz.

Bu güzel bir şey. Ama bir yandan da bu derece konuşuyor oluşumuz onları birer nesne haline getirebiliyor. Burada ara ara hayvan istismarına yönelik tehlikelere dikkat çekmeye çalışıyorum uzmanların görüşleri doğrultusunda.

Guardian gazetesinde, New York’ta yaşayan Arwa Mahdawi’nin dikkat çekip fitilini ateşlediği tartışma ilginç.

Önce olayı anlatayım: Hatırlarsınız, Formula 1 efsanesi Lewis Hamilton birkaç ay önce köpeği Roscoe’nun bir tabak meyveyle fotoğrafını paylaşmış, özel jetiyle seyahat ederken çektiği anlaşılan fotoğrafla köpeğinin veganlıkla çok mutlu olduğunu dünyaya duyurmuştu.



Ama

Yazının Devamını Oku

Dünya onların patilerinin altında

Yüzlerindeki memnuniyetsiz görüntü aslında her şeyi anlatıyor ama bu tavırlar bilimle teyit edilince daha bir güzel oluyor.

Kedilerin bir özelliğiyle daha karşı karşıyayız: Bedava yemek ile yemek için bir görevi yerine getirme arasında seçim yapma şansı verildiğinde, kediler fazla çaba gerektirmeyen yemeği tercih ediyor. Bu sonuç kedi severler için sürpriz olmasa da kedi davranışlarını inceleyen uzmanlar için sürpriz olmuş. Neymiş, çoğu hayvan, yiyecekleri için çalışmayı tercih edermiş.

California Üniversitesi Veterinerlik Okulu’ndaki araştırmacılar tarafından yapılan çalışmada, kediler yiyeceklerini almak için basit bir bulmaca çözmek yerine, kolayca bulunabilen bir kaptan yemeyi tercih etmişler. Aferin onlara.



Kuşlar, kemirgenler, kurtlar, primatlar hatta zürafalar dahil olmak üzere çoğu türün yiyecekleri için çalışmayı tercih ettiğini gösteren araştırmalar olduğunun altını çizen araştırmacılar, “Bu konuda güçlü bir eğilim göstermeyen sadece kediler gibi görünüyor” ifadesini kullanıyorlar.

Buradan kedilerin tembel oldukları sonucu çıkmasın. Çalışmanın bir parçası olan kediler, aktivite monitörleri taktı. Çalışma, daha aktif olan kedilerin bile serbestçe bulunabilen mamayı seçtiğini buldu. Günahlarını almayın hemen.

Yazının Devamını Oku

Dünyayı bu sevgi kurtaracak

Orman yangınları başlayalı 11 gün oldu.

Yanıp kül olan, müdahaleyle söndürülen, hâlâ mücadele verilen, yüreğimiz ağzımızda bitmesini beklediğimiz yangınlar için sosyal medya başta olmak üzere yardımlaşma ağları üzerinden yoğun bir seferberlik yürütülüyor. Yangın bölgesindekiler bizzat sahaya inerek, bölgenin uzağındakiler de ellerinden maddi-manevi nasıl bir yardım gelecekse onun için çabalıyorlar.



Bütün yangınlar doğal hayatta sayamadığımız kadar çok canlının hayatına mal oldu. Çok acı görüntüler var. Onları hatırlatıp üzüntünüzü katmerlemeyeceğim. Yaşam hakkı için mücadele veren insanlara övgüde bulunacağım. “Sonuna kadar savunacağım, bırakmayacağım ineklerimi ben” diyen teyze de ormanda yangının ortasında kalan köpek ve yavrularını kucaklayarak çıkaran itfaiyeciler de bir canlıyı kurtarmanın onurunu taşırken, gelecek nesillere de bu davranışın ne kadar kutsal olduğunu gösterdiler. İyiye gidecekse bir gün her şey, bu insanlar sayesinde olacak.

SİZ DE YARDIM ELİNİZİ UZATIN

Yangını söndürmek için kahramanca çabalayanlarla beraber doğal hayat mücadelesinde, yangında zarar gören hayvanların bakımı, tedavisi, sahiplendirilmesi için çaba gösteren tüm sivil toplum kuruluşlarını da ayakta alkışlamak gerekiyor.

Yazının Devamını Oku