GeriSerhat DEMİREL Benden başkasını sevmek mi asla!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Benden başkasını sevmek mi asla!

Köpeklerin sahiplerini kıskandıkları bilinir ve bu tablo çoğu insanın hoşuna gider.

Hal ve tavırlarındaki değişiklikleri gülümseyerek izleriz. Sosyal medyada da buna benzer çok akım ve video var zaten. Biz böyle yapıyoruz ama bakalım bilim buna ne diyor? Şimdi gelelim olayın bilimsel yönüne.

Araştırmalara göre köpeklerin yüzde 80’i sahipleri başka bir köpeğe ilgi gösterdiğinde havlama, tasma çekme gibi tedirginliklerini belli eden hareketlerle kıskançlığını gösteriyor.

Kıskançlığın bir güzel yanı, bu hareketler kendi benliğinin farkında olmak anlamına geliyor.

Bu nedenle köpeklerin aynı küçük çocuklar gibi kıskançlık davranışına sahip olması uzmanların hayli ilgisini çekiyor.

Psychological Science dergisinde yayımlanan araştırma, kıskançlık hissine odaklanmış.

Benden başkasını sevmek mi asla

Ve sonuçta bu hissin bildiğimizden çok daha derin olduğunu ortaya koydu.

Ortamda başka bir köpeğin varlığı köpeğinizi tedirgin etmeye ve onun sizi kıskanmaya başlamasına yetiyormuş. Siz diğer köpeğe ilgi göstermeseniz bile, köpeğiniz bu ihtimali bir tehdit olarak algılamaya başlıyor bile.

Bu anlamda köpekler ile insanlar kıskançlık konusunda büyük benzerlik gösteriyor.

RÜYA GİBİ BİR İŞ ARAYANLARA

DİJİTAL dünyanın nimetlerinden biri: Evden çalışarak yapılacak çok sayıda iş bulmak mümkün. Güzel örnekler de var. Anlatacağım işin saatlik ücreti 20 Sterlin (Yaklaşık 223 TL). Yapılacak iş çok basit: Bütün gün yavru köpek fotoğraflarına bakmak. Çiğ köpek maması üreten, İngiltere’de hizmet veren ProDog Raw, yavru köpek fotoğraflarının stres seviyesinde yarattığı farkı incelemek için denek olmak isteyenlere bu ücreti ödeyecek. İşe kabul edilenlerin, mesai boyunca kalp atışı izlenecek, stres seviyesi ölçülecek. Araştırmalar Britanyalıların yüzde 73’ünün sosyal medyada bir insanın selfie fotoğrafını görmektense bir kedi ya da köpek fotoğrafı görmeyi tercih ettiğini gösteriyor. Bu araştırmaya katılıyor, işe başvurumu yapıyorum. Kabul ederlerse ne âlâ, etmezlerse gönüllü olarak bütün gün yavru kedi köpek fotoğraflarına bakarım ben de.

ERKEN UYARIYI ŞURAYA BIRAKALIM

HAVALAR yavaştan ısınıyor. Yaz gelmeden köpekler için ölümcül sonuçları olabilen sıcak çarpmasına dikkat çekelim. Sıcak çarpması nedeniyle veterinere götürülen köpeklerin yarısından fazlası maalesef ölüyor.

Bu yüzden uyanık olmakta fayda var. 

Soluk alıp vermede değişiklik ve hareketlerde yavaşlama sıcak çarpmasının ilk belirtilerinden.

Belirtileri fark edip durumu tersine çevirecek müdahalelerde bulunmak kilit rol oynuyor.

Benden başkasını sevmek mi asla

Köpeğinize hemen sıvı takviyesi yapmak, onu gölgeye almak ve egzersizi sonlandırmak kritik, sonrasında da veterinere danışmak en iyisi.

KEDİ-KÖPEK YALNIZ KALIRSA…

BU okuma tavsiyesi, sizin için de olabilir, yakınınızdaki küçük çocuklar için de. Bir küçük köpek ve asık suratlı yaşlı bir kedi, küçük bir dairede sahipleri tarafından yalnız bırakılırsa neler yaşanır? Merak dolu macerayı okuması da dinlemesi de zevkli olacak, eminim.

OKUR FOTOSU
NİCE SENELER FINDIK

Benden başkasını sevmek mi asla


OKURUMUZ Sevda Biçer, kedisinin fotoğrafını şu notla iletti: “Fındık’ı bebişken sokakta bir yerlere sıkışmış, kuyruğu iki yerden kırılmış, ölmek üzereyken arkadaşım bulup getirdi bana. İyileşti, genç kız oldu. Birkaç gün önce birinci yaşını kutladık. O da, ben de birbirimizi çok seviyoruz.” Fındık’a nice mutlu seneler diliyorum. Sizden de kedi, köpeklerinizin fotoğrafını bekliyorum.


NOT: Kediniz ya da köpeğinizin fotoğrafını #dunyagüzeli etiketiyle ve Hürriyet’i mention’layarak sosyal medyada paylaşın ya da sdemirel@hurriyet.com.tr adresine mail atın, seçip paylaşalım...

X

Sokağı da doğayı da kirletiyor

Uzun süreli bir kapanmanın tam ortasındayız.

Evden çıkıp çalışmak zorunda olanların haricinde sokağa çıkabilme imtiyazına sahip olanlar arasında köpek sahipleri de var. Malum, bütün dünyayı ayaklarının altına sersek de sevgilerine layık olamayacağımız köpeklerimizin bazı ihtiyaçları ev dışında gideriliyor. Hem hareket ediyorlar hem de tuvaletlerini yapıyorlar.



Fakat sokağa çıkabildiğimiz zamanlarda görüyoruz ki hayat normal seyrindeyken yaşadığımız gündelik hayata kıyasla sokaklardaki küçük, yer yer büyük, kahverengi sürprizlerin sayısında artış var.

Maalesef bazı köpek sahipleri, köpekleri ihtiyaçlarını giderdikten sonra onu toplayıp çöpe atmıyorlar. ABD’de bu oran yüzde 73’müş. Peki bu durum sadece bizim ayakkabılarımızda küçük sürprizlere mi yol açıyor? Hayır.

TORBAYLA ÇÖPE ATIN

Yazının Devamını Oku

Bilgisayarımın üstünde ne işin var

İşten eve iş getiren biri değilseniz pandemiye kadar bu durumu çok anlamamış olabilirsiniz. Ama yeniden evlere kapandığımız bu pandemi döneminde evini kediyle paylaşan herkes, bu durumu unutmamak üzere aklına kazımıştır. Bir iş yapmak üzere bilgisayarınızın başına geçersiniz ama sizden önce klavyeye doğru yol alan başka birisi vardır: Kediniz...

Gelir tam orta noktaya kurulur ve sizi troller. Son yıllarda yapılan araştırmalar kedilerin insan davranışlarını taklit ettiğini doğruluyor. Ancak klavyede yazı yazmak kedilerin taklit edeceği türden bir davranış değil. Peki o zaman neden, özellikle de çalıştığımız sırada kedilerimiz gelip tam da klavyenin üstüne oturma ihtiyacı hissediyorlar?

‘BURASI DA BENİM’

Pek çoğumuz bunu kedimizin bizden ilgi beklemesi olarak yorumluyoruz. Tatlı kedilerimiz bize sevgilerini gösteriyorlar, ilgi çekmeye çalışıyorlar, sadece onlarla ilgilenmemizi isteyip bizi kıskanıyorlar, diye düşünüyoruz.

Livescience bunun üzerine eğilmiş. Sizi mutlu ediyorsa böyle düşünmeye devam edebilirsiniz ama gerçekler maalesef acıymış. Bilgisayarın yaydığı sıcaklık da sorunun cevabı değil. Öyle olsa kediler kaloriferin önünden ayrılmazdı.

Cevap kedinizin evdeki her şeyin sahibi olması gibi laptopun da tek sahibi ve hâkimi olmak istemesi. Bilgisayarın üzerinde bulunan size ait kokuyu geride bırakıp kendi kokusunu o noktaya hâkim kılmak istiyor. Bu davranış kedilerin dünyasında “bu benim” daha doğrusu “senin sahibin benim” demenin yolu. Özetle, herkes rütbesini bilecek.

KEDİLERİN NEDEN SALLANAN GÖBEĞİ OLUR

Yazının Devamını Oku

Terk edilmişlerin kimsesi

Depremin ardından yaşanan nükleer facia sonrasında terkedilen Fukuşima’da kalan kedilere kendini adayan Sakae Kato’yu, geride kalan haftalarda bu köşede övgü dolu sözlerle aktarmıştım size. Sırada iç savaşın sürdüğü Suriye’den bir kahramanlık hikâyesi var.

Suriye’nin kuzeyindeki İdlib kentinde bir barınak, yaklaşık 1000 kediye ev sahipliği yapıyor. Hikâye 2015’e uzanıyor. Muhammed Alaa El-Celil, bu dönemde savaşın yoğun bölgesi Halep’i terketmek zorunda kalıyor. İdlib’e giderken, barınaktaki 100 kediyi de beraberinde getiriyor.

İdlib’e yerleşince ilk iş yeni bir barınak kurup kedilerine bakmak oluyor.

Bu dünyanın hassas insanlar için nasıl bir cehennem olduğunu hayatı boyunca deneyimleyen El-Celil, burada da farklı bir manzara görmüyor maalesef.



Kendilerine yardım yapan İtalyan bir kadının en sevdiği kedisinin adını alarak Ernesto ismini veriyorlar barınağa.

Yazının Devamını Oku

Kapıları tırmalayan benim

Evlerini kediyle paylaşanlar, zaman zaman insanın sinirini hoplatan şu manzarayı bilirler: Kediler kapalı kapılar ardında durmanıza asla izin vermezler. Takıntılı şekilde kapıyı açmaya, ya da siz açana kadar kapı önünde ağlamaya, beklemeye devam edebilirler.

Peki neden böyle? Veterinerler açıklıyor.

Bu davranış kedinizin kodlarında var. Kediler yaşadıkları mekânın hâkimidir. Ve burada olup biten her şeyden haberdar olmak zorundadırlar.

Kediler hayatta kalmalarını sağlayan içgüdülerine göre hareket eden, doğası gereği meraklı canlılar olduğu için kapalı kapılara tahammül göstermezler.

Ev kedileri, her ne kadar zaman içinde yemek ve sığınma ihtiyacı hissetmeyecek konuma gelseler de hayatta kalma güdülerinden bir şey kaybetmezler. Dolayısıyla kapalı bir kapının ardında ne olduğunu merak etmek onların karakteridir. Katlanacaksınız, çaresi yok.



Yazının Devamını Oku

Pandemi bitti diye dostlarınızı bırakacak mısınız

Zeki Demirkubuz’un meşhur tweet’inden ilhamla gireyim söze:

“Bu ülkeye ve bu hayata dair hiçbir şeyin, hiçbir zaman benim dilediğim gibi olmayacağını biliyor, artık bundan acı duymuyorum.” Bunu hayvansever olarak uyarlayalım: “Hayvan haklarına dair hiçbir şeyin hiçbir zaman hayvanseverlerin dilediği gibi olmayacağını biliyoruz.”

Ne kadar çabalarsak çabalayalım olmuyor bazı şeyler. Bir noktada takılıyor. Ama üzülmekten de mücadele etmekten de vazgeçmiş değiliz.

Yeni bir tehlikeyle baş başayız. Malum pandemiyle birinci yılımızı tamamladık. Bu süre zarfında dünya genelinde hatrı sayılır miktarda kişi yakınındaki kedi-köpeğiyle hayata tutundu. Bu durum mutluluk verecek şekilde barınaklardaki hayvanların sahiplenilmesini sağladı.



Ama o günler geride kaldı. Şimdi dünya genelinde bir tehlike var ve her musibeti anında sahiplenmeye meyyal bir ülke olarak bunu yaşama endişesi taşıyoruz: Normalleşme adımları atıldıktan sonra, insanlar sahiplendikleri yavruları hayvan barınaklarına bırakmaya başladı ve satışa çıkarılan yavru köpek ilanları etrafı sardı. 

Yazının Devamını Oku

Pandemide kilo alan sadece biz değiliz

Pandemide bir seneyi geride bıraktık.

Artık yavaş yavaş haritada bize tahsis edilen renge göre gündelik hayatımızı şekillendirmeye başladık. Kimimiz serbestiz, kimimiz eski günlere hâlâ dönebilmiş değiliz. Bu süreç, bizi ruhsal olduğu kadar bedensel olarak da yıprattı. Fiziksel anlamda yaşadığı değişimden şikâyet edenlerin sayısı fazla. Sızlanmaların başında alınan kilolar geliyor.
İnsanlardaki bu durum köpeklere de yansımış.

ABD’de bin kadar kedi-köpek sahibiyle ekim ayında yapılan ankette katılanların yüzde 42’si evcil hayvanlarının karantinada kilo aldığını söyledi. Cevabı verenlerin büyük çoğunluğu köpek sahipleri.

Aynı anket geçen sene mayıs ayında yapıldığında bu cevabı verenlerin oranı yüzde 33’tü. Yani pandemi devam ettikçe köpeklerimiz de kilo almaya devam ediyor. Mart-aralık arasında veterinerlerin fazla kilolu teşhisi koyduğu evcil hayvanların oranı yüzde 2.3 artmış. Bir yılda gözlenen bu artış bir hayli fazla. Veterinerler böyle bir sıçramanın normal şartlarda 10 yıl gibi bir sürede beklendiğini söylüyor.

Sürekli yanımızda olan köpeklerimiz gün içinde ödül almak için çırpınıyor. Biz de dayanamayıp ödül veriyoruz. Bunu destekleyen bir veri de son 12 ayda piyasada satılan ödül mamalarının yüzde 10.6 artması.


Yazının Devamını Oku

Tehlike köpeklerin burnunun ucunda

Ülke olarak maskeyle beraberliğimizin birinci senesini dolduruyoruz.

Kelimenin gerçek anlamıyla her yerde maske var. Ve bu maskeler epey bir zamandır tehlike teşkil edebiliyor. Bu tehlike sadece kimyasal çöp harici yerlere atılanlardan değil, ülkece kurtulamadığımız kötü huyumuz olan sağa sola atılanlar nedeniyle de yaşanıyor.

Hadi biraz kendinizi iyi hissetmenizi sağlayayım, sokağa çöp atma durumu sadece bize özgü değil. ABD’de de bu sorun baş göstermiş. Merak edilen konu: Köpeğim yerde bulduğu maskeyi koklar ya da yemeye kalkarsa COVID-19 kapar mı?

Kuzey Amerika Veterinerler Birliği’nden Dr. Dana Varble, bu soruyu şöyle yanıtlamış: “Sokakta bulduğunuz bir maskeden siz ya köpeğinizin COVID-19 kapması pek olası değil.”



TEMAS ETTİYSE 

Yazının Devamını Oku

Kediler neden ayakucumuzda yatıyorlar

Sizi sevdiğini kucağınızdan inmeyerek kanıtlayan kediniz, gece olduğunda ayakucunuzda yatarak, zaman zaman sizi hareketsiz bırakacak şekilde uyuyor mu?

Cevabınız muhtemelen “evet” ve bunun sebebini merak ediyorsunuz. “Yatacak başka yer mi yok” sorularımızın peşine düşmüş yine birileri. Bu konuya da birkaç cevaplı bir açıklama bulmuşlar. Hayvan sağlığı ve davranışı uzmanı Erin Askeland, bu konuda şunları söylüyor:

- Uyku sırasında kedilerin savunması düşüktür ve zarar görmeye daha açık olduklarının farkındadırlar. Bu nedenle tetikte olurlar. Kedinin ayakucunuzda yatmak istemesi bir tehdit anında ya da tehlikeyi hissettiğinde alarma geçip sizi korumak içindir.

- Aynı zamanda yatağın ucundan kaçmak ve odanın her yönüne hareket etmek daha kolaydır ki bu da içgüdülerinin bir parçasıdır.

- Ayrıca kediler, bütün gün kendisini besleyen, su veren, ilgilenen kişiye bu sevgisine karşılık olarak ilgi göstermek için bunu yapabilir.

- Bir ihtimal daha var: Kediler, sizin vücut ısınızdan yararlanmak için ayakucunuzda, size temas edecek şekilde yatıyorlar.

Ben bu ihtimallerin hepsini sevdim. Aynı yatakta uyumaya devam edebiliriz.

Yazının Devamını Oku

Krakow’un kahve kokan sokakları

Malum, kar yağışı ‘büyük şehirlere’ ulaşmadan ülkemizin kış şartlarının çetin olabileceğini pek anlayan bir toplum değiliz.

Bu hafta da görkemli bir yağış bekleniyor, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin batı yakasında. Kimimize mutluluk, kimimize çaresizlik getirecek. Herkese kolaylık diliyorum.

Hayat şartlarını kolaylaştırabilmek için belediyeler yolların yanı sıra şehir içinde kaldırım ve sokakları, parkları da tuzlayıp sağlıklı şekilde yürüyüp, bir yerlere ulaşabilmemizi amaçlıyorlar. Bu uğurda kullandıkları kimyasallar ise her zaman çevre dostu olmuyor.



KÖPEK DOSTU

Polonya’nın güzel şehri Krakow’da belediye, parlak bir fikirle bakın ne yapmış: Ülkemizdeki gibi sadece al-götür imkânı sunan kahve dükkânları, kahve atıklarını değerlendirmenin yeni yolunu bulmuş. Park ve sokaklara tuz dökmek yerine, aynı zamanda gübre olarak da kullanılabilen bu kahve atıklarını yollara serpmeye başlamışlar. 50 kafe şimdiden kampanyaya dahil olmuş. Belediye de bu şekilde hem çevreci bir çözüm hem de ucuz alternatif bulmuş oldu.

Yazının Devamını Oku

Kediler isyanda... Bizi biraz rahat bırakın!

Bu hafta Türkiye gündeminde güzel bir haber vardı: Independent Türkçe’den Uğur Yıldız’ın çeşitli kaynaklardan derlediği haber, COVID-19’un insan-hayvan ilişkilerine etkilerini ele alıyordu.

Buna göre, evcil hayvanlar, özellikle pandemi döneminde yalnız olanların akıl sağlığını koruması için kritik önem taşımışlar. Ama maalesef onların bize verdiği sevgiye karşılık biz yine bize yakışanı yapmışız: Onları mutsuz etmişiz. Hatta bir adım öteye gitmişler. Her kedi sahibinin tahmin ettiği üzere, kediler bu kadar dip dibe olmaktan bezmiş durumdalarmış.

İYİ Kİ VARLAR

Esasında bilimin buna vakit harcamasına gerek yoktu, herhangi bir kedisever bunu söyleyebilirdi. Çünkü hepimiz biliyoruz ki, aslında insanların bu dünyaya geliş sebebi kedileri memnun etmek. Ama tabii bu ilgiyi de abartmamak lazım, görüyorsunuz sinirleniyorlarmış.



PLOS One dergisinin 2020’nin son aylarında yayımladığı bu konuyla ilgili makalede ilgi çekici detaylar var.

Yazının Devamını Oku

Kedilerin günahını almışız: Bu tutku narkotikle bağlantılı değilmiş

İnternetin en çok rağbet gören videoları arasında kedi videoları başı çekiyorsa, listenin tepesinde de kedilerin kedi nanesi (catnip), ‘nepea cataria’yla etkileşim görüntüleri yer alır:

Kendilerini kaybeder, sağa sola sürtünür, akrobatik hareketler, bilincini kaybedercesine komik tavırlar sergilerler. Bunun sebebini bunca zaman “narkotik” etkisi üzerinden açıklıyordu bilim insanları. Şimdi bir grup Japon ve İngiliz bilim insanı imdada yetişip “Durun” dedi: “Kedilerin kedi nanesiyle ilişkisi tahmin ettiğiniz gibi olmayabilir.”



KİMYASAL SAVUNMA

Neymiş sebebi? Iwate Üniversitesi’nden Masao Miyazaki, kedi nanesindeki nepetalactol’u ayrıştırıp sadece bunu kedilere sunduklarında da benzer tavrı gördüklerini açıklıyor. Bu nepetalactol’un sinekler üzerindeki etkisini de izlemişler ve nepetalactol ile etkileşime giren kedilere daha az sineğin konduğunu görmüşler. Miyazaki, “Sonuçlarımızdan şunu anlıyoruz: Kedilerin “silver vine” ya da kedi nanesi için gösterdiği etkileşim aslında sivrisinekler, virüs ya da parazit canlılar için karşı kimyasal bir savunma yaratmak içinmiş” diyerek çalışmalarının sonucunu açıklıyor. Gördünüz mü, kedilerin yine günahını almışız...


Yazının Devamını Oku

Bu nasıl bir havlama

Geçen haftalarda kedilerin miyavladıklarında aslında ne demek istediklerine dair çalışmalar yapıldığını, zeki köpekler için de bir iletişim araştırması olduğunu yazmıştım. Bu haftanın haberi de Güney Kore’den geldi.

The Petplus isimli start-up, geliştirdiği yapay zekâ destekli tasma sayesinde, köpeklerin ruh durumunu havlamalarından anlayacak. Beş duyguyu tespit edebileceklerini söylüyorlar: Mutlu, rahat, endişeli, kızgın ve üzgün. Tasmanın bir diğer faydası da köpeğinizin fiziksel aktivitesini ve dinlenme durumunu takip etmesi.



İsabet oranı yüzde 90’ı bulan tasmayı köpeğinde deneyen Moon Sae-mi, “Köpeğimin oyun oynadığı zaman mutlu, ben evde yokken de üzgün ve endişeli olduğunu zannediyordum. Bu şekilde öğrendim ki, tıpkı insanlar gibi o da oyun oynayıp kaybettiği zaman sinirleniyormuş” diyor.

The Petplus yöneticisi Andrew Gil, pandemi döneminde çok kişinin köpek sahiplendiğini ancak daha sonra köpekle anlaşamama nedeniyle onları terk ettiğini söylüyor. Bu tasma bu sorunu da çözebilir.

Bilimin ilerlediği bu yolu sevdim. Kusursuz bir iletişim kurma zamanımız yaklaşıyor, seviniyorum.

Yazının Devamını Oku

Evden çıkacağız peki ya onlar

Geçtiğimiz yıl bizleri eve hapseden COVID-19’un nihayet aşısı bulundu ve kısa süre içerisinde ülkemizde de kullanımına izin verilecek.

Bu sevindirici haberlerle birlikte 2021’den en büyük beklentimiz değişmemiş oldu: Herkesin hayatının güvende olduğu, hijyen-maske-mesafeye dikkat etmek zorunda olmadan sevdiklerimizle bir araya gelebileceğimiz bir yıl olması.

Aşı da bunu hızlandıracak diye ümit ediyoruz.

Bu konunun bu köşeyle alakasıysa şu: 2020’nin mart ayından beri kedi-köpekle evini paylaşanlar, hiç olmadığı kadar evde vakit geçirdiler. Ve normalleşme demek, eskisi gibi evlerinde daha az zaman geçirecekleri anlamına geliyor.

Bunun etkileri var tabii. Özellikle köpeklerde olumsuz etkiler yaratması muhtemel.



Yazının Devamını Oku

Olmasalardı bu yıl geçmezdi

Covid-19’la geçen bir yılı geride bırakıyoruz. 2020’nin hayatımızın en kötü yılı olmasını umarak ve yaşanan tüm kötü olayları bir daha yaşamamak temennisiyle 2021’in eşiğinde bekliyoruz.

Yeni yılda temiz bir sayfa açma klişesi, sanıyorum 2021’e kadar hiç bu denli önemli olmamıştı.

Evet, 2020 yılı çok zor geçti, tarifsiz acılar yaşandı, hayatta kalanlar olarak sevdiklerimizin hayatlarıyla ilgili endişe duyduk, maddi zorluklar, sıkıntılarla boğuştuk.



O da yetmedi, karantina ve sağlık tedbirleri nedeniyle birbirimizden uzak, bir araya gelemediğimiz bir yıl geçirdik. Bunca kötülüğün arasında belki de bahsedebileceğimiz tek iyi şey, evlerini bir hayvanla paylaşan insanların yaşadığı ayrıcalıktı. Köpekler, dış dünyadan habersiz, hayatlarının en iyi yılını yaşadı belki de. Çünkü ev arkadaşları onları hiçbir zaman yalnız bırakmadı, hep yanı başlarındaydı. Kediler belki bundan memnun kalmamış olabilir ama onlar da yine sürekli “hoşnut olmadıkları” ilgiye mazhar oldular.

Kısacası, evde kalanlar akıl sağlıklarını koruyabildilerse, bunu önemli ölçüde evlerini paylaştıkları evcil hayvanlarına borçlular.

Yazının Devamını Oku

Bağırdığınızda hiç de iyi şeyler olmuyor

Tamam, belki bazen gereğinden fazla yaramazlık yapıyor.

Diyelim bir dünya para verdiğiniz elektronik eşyanın kablosunu kemiriyor, alabilmek için indirime girmesini beklediğiniz o harika ayakkabınıza zarar veriyor veya çok heyecanlandığı bir sırada altına kaçırıyor ve koltuğunuzu mahvediyor. Hiçbiri esasında köpeğinize bağırmanız için bahane değil. Ben söylemiyorum, hakemli bilimsel dergi PLOS ONE’da yayımlanan araştırma söylüyor.

SALYA TESTİ YAPILDI

Araştırmanın sonucuna göre, bizim dünya güzellerinin, uygulanan olumlu ceza ve olumsuz pekiştirme yöntemleri nedeniyle uzun dönemde akıl sağlığı kötü etkileniyormuş. Daha önce benzer bir araştırmayla caydırıcı metotların olumsuz etkileri ortaya konmuştu. Ancak bu çalışma sadece polis köpekleri ve laboratuvar deneylerindeki köpekler üzerinde yapıldığından kapsamı sınırlıydı.



Yeni araştırmada bir grup köpek, ödüllendirme yoluyla (ödül maması ve oyun gibi) eğitilirken, diğer gruba bağırma ve fiziki manipülasyon gibi caydırıcı unsurlar uygulanmış. Köpekler eğitim sırasında kayda alınmış ve stres hormonlarının kontrol edilebilmesi için düzenli olarak salyaları alınarak teste tabi tutulmuş.

Yazının Devamını Oku

Yoksa...Köpekler duymayıp uyduruyor mu

Köpeklerle iletişim kurma hayalimizi elimizden almaya kalkan Budapeşte’deki Eötvös Iorand Üniversitesi’nden bilim insanlarına sitemle anonslayayım: Araştırmalarına göre köpekler aslında her söylediğimizi anlamıyormuş.

Yani insanlar gibi kelimeler arasındaki ince farklar onlar için anlam ifade etmiyormuş. Açayım: Köpeklerin bildikleri talimatları ve çok farklı anlamsız kelimeleri dinlediklerinde beyin aktivitelerinin farklı olduğu biliniyordu. Ama devamında beyin aktiviteleri incelenirken öğrendikleri komutlara benzeyen seslere de aynı tepkiyi verdikleri ortaya çıkmış. Yani “Otur” demek yerine “Otar” dediğinizde değişen bir şey olmuyor.



Ezcümle, işitme kapasiteleri yüksek olan köpekler konuşma seslerini ayırt edebiliyor ama tüm konuşma seslerine gerçekten dikkat etmiyor gibi görünüyorlar. Ve bu halleriyle de bizi üzüyorlar. Umarım zamanla farkları anlarlar da iletişimimiz kuvvetlenir.

Yazının Devamını Oku

İstedikleri bu kadar basit... Sevmek sevilmek yemek ve oyun

Kötü haberlerle gündelik hayatta mücadelemizi sürdürüyoruz.

Burada güzellikleri konuşalım. Bu hafta, CNN Türk spikeri, aynı zamanda ‘Kardeşini Doğurma’ kitabının yazarı Büşra Sanay’la, köpeği Dagu’nun hikâyesini konuştum. Lafı uzatmayayım, http://instagram.com/busrasanay adresinde de takip edebileceğiniz Dagu ve Büşra Sanay’ın dostluğunu dinleyelim:

‘ANNE-OĞUL YAŞIYORUZ’

“Dagu’nun hayatıma girmesiyle kalbimin kapasitesinin ne kadar sonsuz olduğunu öğrenmiş oldum. Bunu belirtmeliyim önce. 2 yıldır beraberiz. O şimdi 2 yaşında ve müthiş bir hikâye yazıyoruz bu hayatta. Adeta birbirimiz için çıldırıyoruz. Eve her girdiğimde beni en son 40 yıl önce görmüş gibi davranıyor. Bu da beni çok mutlu ediyor. Beni sevdiğini ve bana güvendiğini görmek müthiş bir şey.”



“Hayvan sevgisi içimde hep vardı. Çünkü şefkat hissi yüksek bir insanım. Kendimi karşı tarafın yerine koyabilen biriyim. Bu her ne kadar hayatta bazen canımı yaksa da bu konuda harikalar yarattı. Önceden balık, kuş, tavuk, horoz ve bir ara baktığımız Sibirya kurdumuz oldu ancak Dagu ile bağımız bambaşka. Çünkü bebekken hayatıma girdi ve anne-oğul olarak yaşıyoruz. Gülüyor, konuşuyor ve bunu öyle net görüyorum ki! Birbirimize hep sahip çıkıyoruz. O leb demeden ben ne yapacağını biliyor onu ondan iyi tanıyorum.”

Yazının Devamını Oku

Bir düşünsenize köpeğiniz sizinle konuşuyor!

Geçen haftanın haberi, Amazon Alexa’nın mühendislerinin kedilerin miyavlamalarını anlayan bir uygulama geliştirmeleriydi.

Buna göre kısıtlı bir çerçevede kedilerimizin bizimle zahmet edip iletişime girdikleri sırada ne söylemek istediklerini anlama şansımız olacaktı.

Kedilerin ulusa seslenişini merakla beklerken, bu heyecanlandırıcı çalışmanın yanı sıra devam eden başka araştırmalar da var.

Bunun kapısını da muhteşem bir köpek ve sahibi araladı: Alexis Devine ve Bunny.



Her köpek sahibinin yaptığı gibi köpeğiyle konuşmaya çalışan Alexis Devine, köpeği Bunny’den cevap alabiliyor.

Yazının Devamını Oku