Preston’da yaşayan Alan, kedisi Smokey’ye düzenli pire tedavisi uygularken, bir anda işlerin ters gittiğini fark ediyor.
Her zaman aldığı ilacın aynısını aldığını düşünen 45 yaşındaki Alan, bu kez internet üzerinden aldığı ilacı uygulamış ve kedisi hastalanmıştı. Smokey kusmaya, yemek yemeyi, su içmeyi reddetmeye başladı.
İnternet üzerinde bir pazar yeri platformundan alışveriş yapan Alan, uygun fiyata aldanmış ve satıcıya dikkat etmemişti. Aldığı ilaç esasında sahteydi ve tedavi etmek bir yana işleri daha kötü hale getirmişti.
Benzer hikâyelere ülkemizde de rastlıyoruz. Britanya’da son bir yılda veteriner ücretleri yüzde 60’a yakın zamlanınca insanlar aynı ürünü daha ucuza bulmak için girdiği arayışta bu yollara düşebiliyor.
Bunun üzerine “sahte ilaç nasıl anlaşılır” rehberi hazırlamışlar.
Tasarruf etmek isterken ortaya bazen telafisi maddiyatla çözülmeyecek sorunlar çıkabiliyor. Sahte ilaç konusunda dikkatli olmak lazım.
- Kalitesiz, hasarlı veya dayanıksız ambalaj
- Etiketteki yazım ve dil bilgisi hataları
Hemen hemen her ailenin çocuğuyla yaşadığı tartışma sizde de yaşanıyorsa bu kısmı dikkatli okuyun.
Yeni bir bilimsel araştırma, ısrarla köpek sahiplenmek isteyen çocukların ellerini kuvvetlendirecek bir argüman sunuyor.
Araştırmamız şöyle: Anaokulundan ilkokulun ilk yıllarına kadar 600 çocuğun izlendiği 3 yıllık çalışma, ailelerin bir köpek edindiğinde çocuklarının fiziksel aktivite süresinde artış görülmüş.
Bu çalışma sırasında maalesef bazı aileler köpeklerini kaybetmiş ve bunun etkisi de gözlemlenmiş. Köpek kaybı sonrasında kız çocukların aktivitesinde azalma görülmüş. Bu da köpeğin varlığının günlük hareketliliğin ana unsuru olduğunu doğrulayan bir veri olarak kayıtlara geçmiş.
Konu erkek çocuklar olunca ise hareketlilik konusunda kayda değer bir değişim gözlemlenmemiş.
Ama şu var. Hem erkekler hem de kızlar yeni bir köpek geldiğinde daha fazla oyun oynamış, aktif zaman geçirmiş.
Köpeği olan kız çocukları aktif gezinme olarak nitelenen yavaş yürüyüş, bahçede oynama, oyun masasının etrafında ayakta durarak oynama gibi aktiviteleri normal zamanlara göre günde 52 dakika fazla yapmış.
Köpeğini kaybeden kız çocuklarında bu aktiviteler normalden 62 dakika düşüş gözlemlenmiş.
Olaylar şöyle gelişmiş: Bir Reddit kullanıcısı, evdeki iki kedisinin geceleri yaptığı yaramazlıkların altında yatan nedenleri araştırırken bunların bizzat kendi sağlığına yönelik uyaranlar olduğunu fark edip kedilerine şükran borçlu olduğunu belirtmiş.
Olayın detayını Newsweek araştırmış.
Kullanıcı, her gece iki saatte bir iki kedisinin ortaklaşa şekilde kendisini uyandırdığını, birinin gelip bacaklarının üzerine yatıp hareket etmeden durduğunu, diğerinin de yakındaki raftan eşyaları düşürerek ses çıkardığını anlatmış.
“Bunu yapmak için çaba harcarlardı ve uyandığımı görür görmez, kahvaltı zamanı değilse kaçıp kendi işlerine bakarlardı” dedikten sonra işin gerçeğini anlatıyor: “Benim tatlı oğlanlarım, nefes almayı bıraktığım için beni uyandırıyorlarmış.” Yani kişinin uyku apnesi varmış ve solunumunun durduğunu gören kedileri onu uyandırıp tekrar nefesini düzenlemesine yardımcı oluyorlarmış.
Newsweek, veteriner Dr. Emma Choi ile bu durumu konuşmuş. Choi, “Kediler aslında farklı duygusal durumlara karşılık gelen kokuları ayırt edebilir” diyor ve ekliyor: “Kediler, işitsel ipuçları aracılığıyla kalp atış hızı ve kişinin solunum düzeni gibi dolaylı göstergeleri hissedebilir, çünkü kedilerin davranışlardaki ince değişimlere duyarlı olduğu bilinmektedir.”
İşi daha ilginç hale getiren ise şu. Uyku apnesi olan kişi yaşam tarzını değiştirip, hayatını iyileştirince uyku kalitesi artmış ve geceleri kedilerinin yaptığı taşkınlıklar da neredeyse sona ermiş. Artık sadece yemekleri bittiğinde uyandırıyorlarmış.
Buradan bize düşen sonuç şu: Eğer kediniz siz uyurken de sık sık taşkınlık yapıyor ve siz uyandığınızda ortadan kayboluyorsa, uykunuzda sizin huzursuz olduğunuzu görmüş ve size yardımcı olmaya çalışıyor olabilir.
Her hafta bunu destekleyecek bir haber görüyoruz.
Buyrun yenisine bakalım.
Şu bilgi cebimizde: Arılar yok olursa, insanlık yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır.
Bilimsel olarak kanıtlanan bu önermenin dayanağı, arıların bitki tozlaşmasında kritik bir role sahip olması ve bizim de insanlar olarak sayısız bitkiye bağımlı olmamız.
Şimdi gelelim olaya.
ABD, Michigan Eyalet Üniversitesi’nde, bal arısı kolonilerine zararlı bakterilerin tespit edilmesi için köpekler yardımcı oluyor.
9 yaşındaki springer spaniel cinsi Maple adındaki bir köpeğin hikâyesini The Guardian aktarmış.
Maple yedi yıl boyunca şerifin ofisinde insan kalıntılarını tespit ettikten sonra bu göreve getirilmiş. Maple bu görevi sırasında bir kaza geçirip emekli edilmiş.
Sokakta buldukları ve onlara güzel gelebilen her şeyi yemelerinin yanı sıra, buldukları her suyu içme gibi bir huyları da var.
Yapılan araştırma, köpeklerin evler dahil içtikleri suların onlar için önemli tehlikelere yol açabileceğini gösteriyor.
Detaylarına bakalım.
ABD’de yaklaşık 15 milyon hane, kullandığı suyu kuyularda toplanan sulardan temin ediyor. Bu suların bekleme koşulları, suyun içerisindeki yabancı maddelerin sayısını artırabiliyor.
Özetleyerek ana hatlarıyla dikkatinize sunayım. Ülkemizde de benzerlikler var bence.
Bazı insanların kedileri sevmemesini inceleyen Maya Flores, “Kedilerden hoşlanmadığınızı herkesin bilmesini istemenin ardındaki psikoloji” diyerek bu kişilerin tipolojisini çıkarmış. 10 maddede de özetlemiş. Ana hatlarını yorumsuz aktarayım, kediler özelinde nefretini her fırsatta dile getiren insanlarda benzer niteliklere rastlıyor musunuz, siz de bir bakın.
- Sevgiyi kendi programlarına göre almak isterler, yani o istediğinde evcil hayvan sevgi göstermeli, o istemediğinde asla ona yanaşmamalı.
- Seçilen olmaya katlanamazlar. Kedilerin, bir karakteri olması ve canı ne isterse onu yapıyor olması onların keyfini kaçırır.
- Yaptıklarının sürekli takdir edilmesini beklerler. Bir kediye mama verdiklerinde, kedilerin de onlara buna karşılık sevgi gösterisinde bulunmasını isterler.
- Bağımsızlık, onlar için kabalıkla eşdeğerdir. Kedinin karakterine bağlı olarak çoğu zaman laf dinlememesi onları bozar.
- Tüm ilişkilerde, hiyerarşinin net çizgilerle belirlenmesini isterler. Bilirsiniz ki bu durum da kedilere uymaz.
- Durduk yere gördükleri sevgiden hazzetmezler. Kedilerin başına buyruk halleri, canları istediğinde size ilgi göstermeyi de beraberinde getirir. Kedi sevmeyen kişiler için bu da baş edilebilir bir durum değil.
Fakat bu sözler hep lafta kalıyor. Kediniz/köpeğiniz ve sizin aranızdaki ilişki, başka kişiler tarafından kabul edilmiyor. Bu doğrultuda kritik bir karar geldi. New York’a uzanalım, hikâyeyi anlatayım.
NY Post’un haberine göre olay 2023’e uzanıyor.
Mill Basin’de sahibinin annesiyle yürüyüşteyken bir arabanın çarpması sonucunda Duke adlı dachshund cinsi köpek, kahredici şekilde yaşamını yitiriyor.
İş mahkemeye taşınıyor. Trevor DeBlase ve annesi Nan’ın davası, hayvanların haksız ölüm ve manevi tazminat davalarındaki yasal statüsüne karşı açılmıştı. Bu davaya kadar evcil hayvanlar kişisel mal olarak görülüp, tazminatı da ‘ederi’ üzerinden hesaplanıyordu. Yani safkan bir köpeğin fiyatıyla sınırlıydı.
BİRİNCİ DERECE AİLE ÜYESİ
Mahkemede yargıç Aaron Maslow beklenen kararı verdi ve “Bu mahkeme, sevilen bir evcil hayvanın neden ‘birinci derece aile üyesi’ olarak kabul edilemeyeceğini anlayamamaktadır” dedi.
Bu emsal kararla, yakın bir akrabanın yaralanmasına ya da ölümüne tanıklık eden kişilere tanınan tazminat hakkı, köpekleri
İnanmazsanız şu habere bakın: The Journal of Parkinson’s Disease dergisinde yayımlanan çalışmaya göre Parkinson hastalığı olan kişilerin cilt sürüntülerinde farklı bir koku var ve köpekler bunu tespit edebiliyor. Bu da Parkinson teşhisi konusunda kritik bir başarı elde edildiğini gösteriyor.
Medical Detection Dogs ile Bristol ve Manchester Üniversiteleri işbirliğiyle yapılan araştırmada Medical Detection Dogs hayır kurumu tarafından Bumper adlı Golden Retriever ile Peanut adlı Black Labrador Parkinson hastalığı olan ve olmayan kişilerden alınan sebum sürüntüleri arasında ayrım yapmak üzere eğitildi.
‘Çift-kör testte’ köpekler yüzde 80’e varan duyarlılık ve yüzde 98’e varan özgüllük gösterdiler. (Özgüllük bu alanda şu anlama geliyor: Bir testin, sağlamlar içinden gerçek sağlamları ayırma yeteneği). Üstelik bunu başarırken, başka sağlık sorunları olan hastalardan alınan örnekleri de doğru değerlendirdiler.
Köpekler, Parkinson hastalığı testi pozitif çıkan bireylerden alınan 200’den fazla koku örneği ve hastalığı olmayan kontrol örnekleri üzerinde haftalarca eğitilmiş. Köpekler bir düzenekle kendilerine koklatılan bu örnekler içinde örneği doğru şekilde gösterdikleri ve negatif bir örneği doğru bir şekilde görmezden geldikleri için ödüllendirilmiş.
Parkinson için hâlâ kesin bir tanı testi yok. Bu nedenle potansiyel biyobelirteçler büyük önem taşıyor. Rahatsızlığın belirlenmesi ve zamanında müdahale için bu aşama çok kritik.
Araştırmanın baş bilim sorumlusu, Medical Detection Dogs CEO’su Claire Guest şöyle diyor: “Parkinson hastalığı için şu anda erken tanı testi yok. Bu rahatsızlıkta semptomlar, görünür ve kalıcı hale gelerek kesin bir teşhise yol açmadan 20 yıl öncesine kadar dayanabiliyor. Zamanında teşhis, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilecek ve semptomların yoğunluğunu azaltabilecek sonraki tedavi için anahtar işlevi görecek.”
Bristol Üniversitesi’ndeki Bristol Veterinerlik Okulu Doçent Doktoru ve araştırmanın baş yazarı