GeriSerap Günal Dijital hapishaneden nasıl kaçılır?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dijital hapishaneden nasıl kaçılır?

Yanlış bir şey yapmıyorsanız ve saklayacak bir şeyiniz yoksa korkacak bir şeyiniz yok değil mi? Yanlış. Bugünün dünyasında hepimiz dijital bir hapishanedeyiz.

Akıllı telefon kullanan her birey, işletim sistemi ne olursa olsun farkında olmadan birçok bilgiyi telefon ve uygulama üreticileriyle paylaşmış oluyor.

Tabii ki bir de sıkça kullanılan sosyal medya hesaplarımız… Yaptığımız her şeyi herkesle paylaşmaya meyilliyiz.

Dört bir taraftan bu şekilde kuşatılmış ve bir dijital hapishanedeymiş gibi yaşarken bu girdaptan kurtulmak mümkün mü? Zor ama alabileceğimiz bazı önlemler mevcut.

Dört temel adım atarak bu sistemleri hemen devre dışı bırakmanız ve bildirimlerinizi durdurmanız sizi bu hapishaneden kurtarabilir. Peki kimler bu adımları gerçekten yapabilir?
Dijital hapishaneden nasıl kaçılırSosyal medya hesaplarınızı silin. Olmazsa olmazımız olmuş tüm sosyal medya hesaplarımıza her zaman bağlı olmamız gerektiğini düşünüyoruz. Ancak platformda kalarak, kendimizle ilgili büyük miktarda kişisel veriyi dünyayla paylaşıyoruz. Fişi kalıcı olarak çekmeliyiz.

Hayatınızı arama motorlarından kaldırın. Web üzerinden yaptığımız aramalarımızı ve ziyaret ettiğimiz her web sayfasını gizleyebilmek için popüler arama motorları yerine daha az kullanılan ama başarılı, gizliliğe de önem veren yazılımları tercih edin. Açık kaynak kodlu yazılımları tercih edebilirsiniz.

"Aptal" bir telefon satın alın. Bu adım günün 24 saati tam konumunuzu yayınlamayı durdurmanın tek yoludur. 16 MB belleğe ve 2 megapiksel kameraya sahip kilidi açılmış bir telefon, size aynı zamanda tasarruf da sağlayacaktır. Aptal bir telefon sizi sürekli olarak "akıllı telefonunuzla" oynaşma dürtüsünden kurtarır. Sonuç, daha fazla boş zaman ve daha az dağınık bir beyin.

Şifrelenmiş bir mesajlaşma uygulaması indirin. En sık kullanılan mesajlaşma programları ücretsizdir çünkü esas mesele sizin kullanıcı verilerinizin pazarlama amaçlı kullanılmak üzere satılmasıdır. Popüler her platform muhakkak ki bir süre sonra istihbarat örgütlerinin, büyük veri işleyicilerinin, e-ticaret sitelerinin radarına girerek güvenilirliğini hızlıca yitirecektir. Mesajlaşma programları arasından karşılıklı şifreleme yapan ve açık kaynak kodlu çözümleri tercih edin. İş yazışmaları için ücretli profesyonel çözümleri kullanmaya gayret edin.

X

Önümüzdeki 10 yıl sizi çok şaşırtacak!

Zaman, hissedilenden de daha hızlı akmaya devam ediyor. Geçmiş yıllarımızı ve şahit olduğumuz değişimleri zamanın illüzyonu ile fark edemesek de geriye dönüp baktığımızda şaşkınlığımızı üzerimizden atamıyoruz. Arkanıza iyice yaslanın çünkü gelecek sizi daha da şaşırtacak. Neden mi? Abundance 360 araştırma şirketinin önümüzdeki 10 yılın meta eğilimlerini öğrendiğinizde şaşırmamak elde değil de ondan. Tüm sektörlerdeki eğilimde yapay zekanın ve nitelikli verinin öneminin vurgulandığı araştırmada teknoloji çağının hakkını verecek bir 10 yılın bizi beklediğine dikkat çekiliyor. Sizler için yakın gelecekte bizleri bekleyen değişim ve gelişmeleri 12 ana başlıkta inceledim.

Küresel çapta gigabit bağlantısı, herkesi ve her şeyi her yerde ultra düşük maliyetle birbirine bağlayacak. 5G ve çok sayıda küresel uydu ağının kullanılmasıyla, çevrimiçi kullanıcı sayısı 3 milyar kişi daha artacak ve 10 trilyonlarca doları küresel ekonomiye çekecek. 

İnsan ömrü ve ortalama sağlıklı yaşam süresi 10 yıldan fazla artacak. Düzinelerce ezber bozan biyoteknoloji ve farmokolojik çözüm, bu 10 yılda insanoğluna ulaşarak insan sağlığına ek bir on yıl ekleyecek. Teknolojiler arasında kök hücre kaynağı restorasyonu, yazma yolu manipülasyonu, Senolytic ilaçlar, yeni nesil Endobody aşıları, GDF-11, NMD / NAD + takviyesi bunların arasında sıralanabilir. 

Yapay zeka, neredeyse insan düzeyine yaklaşacak. Teknolog/fütürist Ray Kurzweil'in öngördüğü gibi, yapay zeka 2029'da insan düzeyinde performansa ulaşacak. Önümüzdeki on yılda, yapay zeka algoritmaları ve makine öğrenimi araçları giderek daha fazla açık kaynak hale getirilecek, bulutta mevcut olup, internet bağlantısı olan herhangi bir bireye, becerilerini tamamlama ve problem çözme yeteneklerini ve kazanma kapasitelerini geliştirme yeteneği sağlayacak. 

Yapay zeka ile insan işbirliği tüm mesleklerde fırlayacak. “Bir hizmet olarak yapay zeka” platformlarının yükselişi, insanların işlerinin her alanında, her seviyede, her sektörde yapay zeka ile ortak olmalarını sağlayacak, günlük iş operasyonlarında yerleşik hale gelecek, çalışanlara bilişsel işbirlikçi olarak hizmet edecek, yaratıcı görevleri destekleyecek, yeni fikirler üretecek ve daha önce savunulamayan yeniliklerle mücadele edecek. Bazı alanlarda, yapay zeka ile ortaklık bir zorunluluk haline de gelecek. Örneğin gelecekte yapay zekaya danışılmadan belirli teşhislerin konulması yanlış uygulama olarak kabul edilecek. 

Çoğu kişi, yaşam kalitelerini iyileştirmek için JARVIS benzeri bir yazılım kabuğu ile yaşamayasıcak bakacak. Alexa, Google Home ve Apple Homepod gibi hizmetler yeteneklerini artırdıkça, bu tür hizmetler sonunda evin ötesine geçecek ve sizin bir parçanız haline gelecek. Tüm konuşmaları dinleme, e-postanızı okuma ve kan kimyanızı izleme izni verdiğiniz bir yazılım hayal edin. Bu şekilde verilerinize erişen yazılım, tercihlerinizi öğrenecek, ihtiyaçlarınızı ve davranışlarınızı tahmin edecek, sizin için alışveriş yapacak, sağlığınızı izleyecek ve hedeflerinizi desteklemek için sorunlarınızı çözmeye yardımcı olacak. 

Küresel olarak bol miktarda ucuz yenilenebilir enerji üretilecek. Güneş, rüzgar, jeotermal, hidroelektrik enerji, nükleer ve yerelleştirilmiş şebekelerdeki devam eden gelişmeler, insanlığı ucuz, bol ve her yerde bulunan yenilenebilir enerjiye yönlendirecektir. Kilovat-saat başına fiyat, yenilenebilir enerji kaynakları için 1 sent/kilovat-saatin altına düşecek ve aynı zamanda depolamanın 3 sent/kilovat-saatin altına düşmesi, fosil yakıtların küresel olarak büyük bir kısmının yer değiştirmesine neden olacaktır. 
Sigortacılık sektörü, "risk sonrası önlem/iyileşme" durumundan "riskten korunmaya" durumuna evrilecek. Bugün bakıldığında, yangın sigortası eviniz yandıktan sonra size ödeme yapıyor. Hayat sigortası siz öldükten sonra en yakın akrabanıza ödeme yapıyor ve sağlık sigortası yalnızca hastalandıktan sonra ödeme yapıyor. Bu durum önümüzdeki 10 yılda değişecek. Yeni nesil sigorta sağlayıcıları, riskleri tespit etmek, felaketi önlemek ve herhangi bir maliyet oluşmadan önce güvenliği garanti etmek için makine öğrenimi, her yerde bulunan sensörler, düşük maliyetli genom dizileme ve robotik teknolojilerinin yakınsamasından yararlanacak. 

Talep üzerine teslimat ve talep üzerine üretim "anlık ekonomi” kavramını doğuracak. Drone ve robotlarla son hız teslimat hizmetleri gelişecek, yerel tedarik depolarından ürünler taşındıkça, perakende siparişlerinin "anında yerine getirilmesi” öğrenilecek. 

Yazının Devamını Oku

Moda Trendleri Out, Teknolojik Trendler In

Kadınlar olarak moda trendlerinin takipçisi, en çok bileniyizdir. Moda dergilerini hep bu sebepten karıştırır, “En son trend neymiş, moda nedir?” sorularına cevap arar, “Kendine yakışandır!” klişesini okuyarak yine kendi gardırobumuza dönüp içinde kendimizi rahat hissettiğimiz kıyafetlerimizi giyeriz. En son trend deyince ilk bu gelir aklımıza. Peki ya teknolojik trendler?

Baş döndürücü bir hızla gelişen teknoloji konusunda dünya gündemini takipte kalmak, bizleri artık modadan daha çok ilgilendiriyor. Çünkü yenilikçiyiz, çünkü gözümüzü geleceğe diktik. Teknolojiler, yeniliklerin temel itici güçleridir. Teknoloji trendlerinin sunduğu fırsatları hızlı bir şekilde tespit etmeyi başaran herkes, ciro ve verimlilik artışı gibi temelde yatan potansiyellerden yararlanabilecek veya olası problemlere zamanında tepki verebilecektir. Giderek daha hızlı değişen bir dünyada, eğilimlerin analizi ve değerlendirilmesi bir yönelim duygusu yaratır ve başarılı inovasyon yönetiminin temelini oluşturur. 

TrendOne şirketinin 2020 yılı için yaptığı bir araştırmada, Almanya, Avusturya ve İsviçre'deki tüm sektörlerden, 250'den fazla uzmanın görüşlerine başvurulmuş ve ana akımları belirlemek için teknoloji eğilimlerini değerlendirmeleri istenmiş. 

“Şirketiniz üzerinde en çok hangi trendlerin etkisi var? Pazardaki rakiplerinize kıyasla sunulan teknoloji trendlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?” tarzında yöneticilere sorular sorulmuş. Ben de tüm bu sorulara yanıt arayan araştırma sonuçlarını sizlerle paylaşmak istedim. Merak edenlere kaynağın tamamını okumalarını da tavsiye ediyorum. 

Trend olan sektörler gruplandığında; tüketim maddeleri, enerji ve çevre, finansal servisler, yiyecek ve içecek, sağlık ve yaşam bilimleri, IT ve telekomünikasyon, imalat ve mühendislik, medya ve eğlence, kar amacı gütmeyen toplum servisleri, perakende, turizm ve eğlence ile ulaşım ve mobilite ana başlıklarında belirlenmiş ve bu sektörlerdeki mega trendler; otomasyon, bioteknoloji, veri çağı, IT mimarisi, sürdürülebilirlik ve sanallaştırma ana konuları irdelenmiş, bu konulardaki makro ve mikro trendler tek tek ele alınmış. 

Bu trendlerin içinden benim en ilgimi çekenler, IT ve telekomünikasyon ile sağlık ve yaşam bilimleri sektörlerinin ortak çalışmaları ile insan rahatı için geliştirilen ve yaşam koşullarını iyileştiren trendlerin ortaya çıkardığı keşifler oluyor. Raporda bunlara örnek olarak pek çok keşiften bahsedilmiş. Hollanda meşeli Envision firmasının geliştirdiği “Görme Engelliler için Gözlük”, 2020 trendleri içinde bana göre ilham verici sonuç olmuş. 

Geliştirilen gözlük ile kullanıcıya pek çok kolaylık sunuluyor. Gözlük, çerçevedeki bir kameradan alınan görüntüleri değerlendirebiliyor, kullanıcılar ayrıntı istedikleri mekanlara dokunduğunda kamera etkinleştirilebiliyor. Görüntü analizinden sonra, çevredeki insanlar, yol işaretleri ve toplu taşıma hakkında ses bilgileri oluşturulabiliyor. Gözlükler aynı zamanda yüzleri analiz edebiliyor ve karşılarında oturanı kullanıcılara söyleyebiliyor. Dahası, metinleri tarayıp kullanıcıya okuyabiliyorlar. 

Ne dersiniz? Gelecek oldukça ilham verici değil mi?

Yazının Devamını Oku

Gelecek yılın risklerine hazır mısınız?

Öteden beri anlatılagelen, ODTÜ’de tek soruluk bir sınav sorusu ile hikayesine aşina olduğumuz Prof. Dr. Muhan Soysal hocanın “What is Risk? / Risk Nedir?” sorusuna cevaben, basit ama tam puanlık cevabı bulan öğrencisinin ne yazdığını bilmeyen yoktur sanırım. “Risk Budur!” yazıp boş kağıt teslim eden öğrencinin aldığı riskle verdiği yanıt, riski tam olarak tanımlamış...

2020 yılının son üç çeyreğini pandemi koşullarında geçirmiş bir dünyada hep birlikte yaşadık. Elbette COVID-19 pandemisi öngörülmeyen bir risk faktörüydü. Eğer riskin tanımı hedeflere ulaşılmasını etkileyecek bir olayın meydana gelme olasılığı ise işte tam da bu tanıma uyuyordu COVID-19. Dünya üzerinde bu riski bilerek hareket eden, iş planına bu riski de dahil ederek eylem planı yapan çok az organizasyon olduğunu düşünüyorum. Risk yönetimi, bu açıdan bakıldığında, daha geniş perspektifte ele alınmalı ve organizasyonların yıllık eylem planlarında bu faktör gözden kaçırılmamalıdır.

“IIA” Uluslararası İç Denetçiler Enstitüsünün bu sene yayımladığı ONRISK 2021 raporuna göre 90 farklı organizasyondan seçilen yönetim kurulu üyeleri, iç yönetim ve iç denetim yöneticileriyle yapılan anketler ve görüşmeler sonucunda üzerinde en sık durulan toplam 11 risk üzerinde mutabık kalındı:

Siber Güvenlik: İlk sırayı siber güvenlik aldı. Siber güvenlik saldırıları artık daha karmaşık ve çeşitli. Marka itibarlarına zarar veriyor ve ciddi mali etkileri olabiliyor. Bu risk, kuruluşların siber saldırı tehdidine yeterince hazır olup olmadığını inceler.

Üçüncü Taraf (Third Party): Bir kuruluşun başarılı olabilmesi için harici iş ortakları ve satıcıları ile sağlıklı ilişkiler kurması gereklidir. Bu risk, kuruluşların üçüncü taraf ilişkilerini seçme ve izleme yeteneklerini inceler.

Yönetim Kurulu Bilgileri: Düzenleyiciler, yatırımcılar ve halk, daha güçlü yönetim kurulu gözetimi talep ettiğinden, yönetim kurulları karar verebilmek için kendilerine sağlanan bilgilere daha fazla güvenirler. Bu risk, kurulların eksiksiz, zamanında, şeffaf, doğru ve ilgili bilgileri aldıklarından emin olup olmadıklarını inceler.

Sürdürülebilirlik: Çevresel, sosyal ve yönetim farkındalığının büyümesi, organizasyonel karar verme sürecini artık daha fazla etkiliyor. Bu risk, kuruluşların uzun vadeli sürdürülebilirlik sorunlarını ele almaya yönelik stratejiler oluşturma becerilerini inceler.

Bozucu İnovasyon (Yenilik): Yıkıcı teknolojilerle beslenen yenilikçi iş modelleri çağındayız. Bu risk, kuruluşların kesintiye uyum sağlamaya veya kesintiden yararlanmaya hazır olup olmadıklarını inceler.

Yazının Devamını Oku