GeriŞenol Kalyoncu Tüp bebek tedavisinde yeni yöntemler
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tüp bebek tedavisinde yeni yöntemler

Ülkemizde her 10 çiftten biri, çocuk sahibi olmakta problem yaşıyor. Tıp alanındaki gelişmelere paralel olarak da tüp bebek tedavilerinde her geçen gün yeni umutlar doğuyor. Tüm bu yöntemler tüp bebek tedavilerinde gebelik şansını oldukça artırabilen yenilikler olarak karşımıza çıkıyor.

Tüp bebek tedavisinde  yeni yöntemler
IMSI YÖNTEMİ

Tüp bebek tedavilerinde mikroenjeksiyon yöntemiyle spermler özel bir mikroskop altında seçilip yumurtanın içine enjekte edilmektedir. Bu işlem sırasında kaliteli embriyo elde edebilmek için spermin hareketli kuyruk ve baş şeklinin düzgün olmasına özen gösterilir. IMSI yöntemi ile morfolojik olarak düzgün sperm elde etme şansı daha fazla çünkü klasik olarak mikroenjeksiyon için kullanılan mikroskoplar spermi 400 kat kadar büyüterek sperm seçiminde yardımcı olmaktadır. Intra ctoplasmic magnified sperm injection (IMSI) denilen yöntemde özel bir mercek ve bilgisayar programı kullanılarak sperm 6600 kat kadar büyütülmektedir. Bu sayede spermin morfolojisi daha iyi değerlendirilmekte ve en iyi sperm seçilmektedir.

EMBRİYOSKOP

Tüp bebek tedavisi sırasında elde edilen embriyoların laboratuvar koşullarında saklanması ve takip edilmesi en hassas kısımdır. Bununla beraber sabit sıcaklığı sağlayan ve anne batınında olan oksijen ve karbondioksit gibi gazları oranını taklit eden inkübatör denilen cihazlar vardır. Bu cihazların çok hassas olması gerekmektedir. Embriyolar bu cihazlar içersinde yaklaşık 2 ile 5 gün bekletilmekte ve bu dönem içersinde zarar görmemeleri gerekir. Burada önemli olan konu; hangi embriyonun transfer edileceğinin karar verilmesi için embriyoların gelişimin incelenmesidir. Bunun için bazı aralıklarla embriyolar inkübatör cihazından çıkartılır ve mikroskop altında incelenir ve büyüme oranları değerlendirilir. Kısa bir sürede olsa oda sıcaklığına çıkan embriyolar dış dünya koşullarına maruz kalırlar. İnkübatör içersine yerleştirilmiş kameralar ile embriyolar dışarı çıkarılmadan izlenmekte ve dış ortam koşullarına maruz kalmamaktadırlar. ‘Embriyoskop’ dediğimiz ‘Dinamik Embriyo Takip Sistemi’ ile hem en iyi koşullarda embriyolar saklanırken hem de devamlı gözlem altında oldukları için hangi embriyonun büyüme potansiyelinin daha fazla olduğu anlaşılmış olmaktadır. Embriyoskop bize daha önceleri fark edemediğimiz bir çok gelişimsel problemleri tespit etmemizde yardımcı olmaktadır.

Tüp bebek tedavisinde  yeni yöntemler
KROMOZOMAL TARAMA

Tüp bebek tedavilerinde son gelişmelerden bir tanesi, kromozom taraması olarak karşımıza çıkıyor ve PGT testi adı verilen yeni yöntem ile oluşan embriyoların genetik rahatsızlıklara ve kromozom bozukluklarına karşı taranması mümkün hale geliyor.
Gebe anne adaylarındaki düşük sebeplerinin en başında kromozom bozukluklarının geldiği düşünülürse, doğru genetik dizilime sahip olan embriyoların rahme aktarılmasının düşük riskini ne kadar azaltacağını siz de tahmin edebilirsiniz. Fakat bu yeni tarama süreci sayesinde genetik bozukluklara sahip olan bebeklerin oluşumu riski de oldukça düşüyor. Bilhassa aile geçmişinde genetik hastalıklardan muzdarip olan bireyler bulunan anne ve baba adayları, PGT taraması sayesinde bu riskleri bertaraf edebiliyor, sağlıklı bebekler dünyaya getirebiliyorlar.

ERA TESTİ

Tüp bebek tedavisinde, bir kültür içerisinde birbiri ile eşleştirilen yumurtalar ile spermlerin döllenmesi sağlanıyor ve işlemlerin hepsi bir laboratuvarda yapılıyor. Döllenen bu embriyolar ise belirlenen günde annenin rahmine aktarılıyorlar ve gebelik başlatılmış oluyor. Ancak pek çok vakada, annenin rahminin embriyoyu kabul etmemesi riski bulunuyor ve başarısız geçen tedavilerin en büyük sebeplerinden birisi de bu.
ERA Testi ise bu sorunun üstesinden gelinmesine yardımcı oluyor. Zira test sayesinde annenin rahminden aktarımın olacağı gün küçük bir doku alınıyor, daha sonra bu doku ile embriyonun birbirine uyumlu olup olmadığı kontrol ediliyor. Rahim dokusu ve embriyo arasında bir uyumsuzluk tespit edildiğinde, rahime embriyo yerleştirme işlemi başka bir güne alınabiliyor.

RAHİM ÇİZİĞİ

Endometrial çizik kısaca özel bir tıbbi alet ile (Histereskopiyle) rahim ağzında rahim içine girilip ve çizikler atılması işlemidir. Bu sayede yeni rahim iç zar dokusu gelişimi sağlanarak, embriyonun tutunma şansı artırılmış oluyor. Endometrial çizik, ilk tüp bebek denemesinde tercih edilen bir yöntem değil. Daha önceden tüp bebek tedavisi almış ancak özellikle ‘endometrium’ dediğimiz rahim iç duvarının yeterince kalınlaşmaması sebebiyle embriyonun tutanamadığı hastalarda kullanılmaktadır. Yeni bir çalışmadan elde edilen bilgilere göre rahim zarının çizilmesi ya da yaralanması çok basit ve ucuz bir tekniktir ve gebelik oranlarını yaklaşık 2 kat artırabilir.
Rahminde herhangi bir problem olmayan ancak uygulanan ilaç tedavilerinin yetersiz kaldığı ve son aşamada yumurta ve embriyo kalitesinin çok iyi olmasına rağmen istenilen sonuç alamayan hastalarda da oldukça yüksek başarılar elde edilebiliyor.


Tüp bebek tedavisinde  yeni yöntemler
ÖĞRENMEDEN GEÇMEYİN

TENDİNİT NEDİR?

Aynı zamanda tendonit olarak da bilinen tendinit, bir tendonun iltihabıdır. Tendon, kasları kemiğe bağlayan dokudur. Esnek, sert ve liflidir ve gerilime dayanabilir. Tendinit ya da bursit rahatsızlıkları omuz, dirsek, bilek, diz, kalça ve ayak bileğinde oluşan iltihaplanmadır. Genellikle iltihaplanma uzun süreler içinde oluşur. Ancak bazı durumlarda ani iltihaplanma sorunları da görülebilir. Bunun sebebi aşırı kullanım ve hor kullanmadır. Bazı kişiler meslekleri nedeni omuzlarıyla sürekli ağır yük taşımak durumunda olabilirler. Bu durum omuz kemiklerinde iltihaplanmaya yol açabilir. Elleri ile çok ağır yük taşıyan kişilerin dirseklerinde ve bileklerinde de iltihaplanma oluşabilir. Sürekli ayakta duran kişilerin ise diz ve ayaklarında iltihaplanma oluşma riski yüksektir. Ayrıca sürekli oturarak çalışmak durumunda olan kişilerin de kalçasında iltihaplanma oluşabilir. Tendinit, vücudun her yerinde, kemikleri kaslara bağlayan tendonların bulunduğu her bölgede meydana gelebilir. Tendinitin en yaygın görüldüğü alanlar şunlardır; başparmak dipleri, dirsekler,omuzlar, kalça, diz, aşil tendonu.

X

Kanser hastalarına beslenme önerileri

Dünyada giderek artan kanser vakaları, ülkemizin de en önemli sağlık problemlerinden biri.

Tüm araştırmalar, hastalığı tedavi etmeye odaklanmış durumda. Gerek hedefe yönelik tedaviler gerekse bağışıklık sistemini güçlendirmeye odaklanan immunoterapiler sayesinde büyük mesafeler elde edilmiş durumda. Fakat onkoloji hastalarının beslenmesi ile ilgili medyada yer alan birçok haber, hasta ve yakınlarında kafa karışıklığına yol açıyor. Bu konuda Tıbbi Onkoloji Uzmanı, Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Uğur Coşkun’la konuştum. Prof. Dr. Uğur Coşkun, şu önemli bilgileri verdi:



KEMOTERAPİDE İDEAL KİLO KORUNMALI

“Kemoterapi onkoloji hastalarında halen sıklıkla kullanılan bir tedavi yöntemidir. Bulantı, kusma, iştahsızlık, ishal gibi sık görülen yan etkiler beslenme problemlerine neden olabilir. Kanser hastalarının ideal kilonun altına düşmemeleri tedavi etkinliğinde ve tedavinin başarılı olmasında çok önemlidir. Bu nedenle yeterli kalori ve protein alınımına dikkat edilmelidir. Tedavi sırasında çok fazla kilo kaybı yaşanmışsa, düşük kalorili içecekler, salatalar ve sade çorbalar gibi az enerji veya besin sağlayan yiyeceklerden kaçınılabilir çünkü bunlar tokluğa neden olarak vücudun ihtiyaç duyduğu kalori ve proteini alınımında azlığa yol açabilir. Bunun yanında bazı kanser türlerinde kemoterapi esnasında yüksek kilo alımları görülmektedir. Fazla kilo bağışıklığın azalmasına, tedavinin uzamasına ve kanser nüksüne neden olabilir. Bu nedenle tedavi sürecinde bireylerin ideal kilosunu koruması gerekmektedir.

Yazının Devamını Oku

Prostat büyümesine ameliyatsız mikro işlem

Türkiye’de özellikle 50 yaş üstü erkeklerin üçte birinde görülen prostat hastalıkları arasında en sık karşılaşılanı prostat büyümesidir.

 


Prostat büyümesi, erkeklerin karşılaştığı en tehlikeli rahatsızlıklardandır. Erkeklerin kâbusu olan prostat büyümesi, tedavi edilmemesi halinde ileri safhalara taşınarak çok daha büyük sorunlara neden olabilmektedir. Prostat büyümesi tedavisinde uygulanan en güncel tedavi yöntemlerinden sayılan ve ameliyatsız olarak gerçekleştirilen, mikro-invaziv bir teknik olan ‘prostat lazer ablasyon tedavisi’ Türkiye’de uygulanmaya başlandı. Konuyla ilgili Ürolog Dr. Tuncay Şafak, şu bilgileri verdi.


RİSKLERİ ORTADAN KALDIRIR

Yazının Devamını Oku

Migrende botoks tedavisi

Baş ağrısına en çok yol açan durumlardan birisi olan migren, kadınlarda erkeklerden üç kat daha fazla görülmekte ve genellikle orta yaş grubunu etkilemektedir.



Sık gelişen ataklar, kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkilemekte ve toplumda ciddi anlamda iş gücü kaybı ile sosyal yaşamda bozulmaya neden olmaktadır. Daha önceleri yüzde estetik amaçlı olarak kullanılan botoksun, aynı hastalarda migrene bağlı baş ağrılarında da belirgin bir düzelme sağladığı tesadüfi de olsa anlaşıldı. Amerikan İlaç Dairesi’nin (FDA) kronik migren için botoks tedavisini onaylamasının ardından tüm dünyada yaygın olarak kabul gören bir tedavi haline geldi. Migren tedavisinde botoks uygulamalarını K.B.B. ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Tuncay Özçelik’ten dinledik.



YAŞAM KALİTESİNİ OLUMSUZ ETKİLER

Yazının Devamını Oku

Dudak dolgusu tecrübe ister

Cerrahi işleme gerek duyulmadan kısa sürede sonuç alınan medikal estetik uygulamaları, günümüzde değişen güzellik trendlerinin ilk sırasında yer alıyor.



Ameliyatsız medikal estetik uygulamaları içerisinde en çok tercih edilen yöntem botoks. Son yıllarda, dudak dolgusu da botokstan sonra özellikle gençler tarafından tercih edilmeye başlandı. Gençler, daha dolgun daha çekici dudak isterken, 35 yaş üstü insanlar da hacim kaybeden dudaklarına yeniden hacim kazandırmak, doğal ve dolgun bir dudak yapısına sahip olmak istiyor. Dudak dolgusuyla ilgili bilgi veren Medikal Estetik Uzmanı Dr. Serkan Öztürk, bu işlemlerin kesinlikle uzman ve tecrübeli kişiler tarafından yapılması gerektiğinin de altını çizdi.



HERKESİN DUDAK YAPISI FARKLI

Yazının Devamını Oku

Robotik diz protezi

Diz vücudun en önemli ve en büyük eklemidir.



Vücudun bütün yükünü taşıyan çok önemli bir organ olan dizdeki sorunlar, aşırı yük ile birlikte sporla da bazı problemlerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Dize yük binmesi ile kıkırdak problemleri de oluşur. Kıkırdak, eklem uçlarında iki kemiğin birleştiği yerde kemik uçlarını kaplayan kaygan ve parlak yapıdır. Alttaki kemikten ve eklem sıvısından beslenir. Kıkırdak sorunlarının ortaya çıkması durumunda, hareket ve aktivasyonda problemler ortaya çıkar. Dizdeki problemler için öncelikle ilaç tedavisi uygulanır, düzelmezse değişik ameliyat yöntemleri gerçekleştirilir, yine düzelmezse son çözüm diz protezi ameliyatıdır.
Yeni bir yöntem olan ‘robotik diz protezi’ ameliyatı ise protez ameliyatlarının son yeniliğidir. Konu hakkında Ortopedi Uzmanı Op. Dr. Cenk Altun’dan bilgi aldık.



Yazının Devamını Oku

Güneşte şifa da var risk de var

Yaz döneminin gelmesi ile artık güneşe daha fazla maruz kalacağız.



Gerek aşılama gerekse kısıtlamaların neticesinde koronavirüs pandemisinin etkisinin azalmasını beklediğimiz yaz mevsiminde, “güneşten ideal şekilde yararlanmamız” sağlığımız açısından çok önemli.
Güneşlenirken onkolojik açıdan nelere dikkat etmemiz gerektiği konusunda Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği Başkanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, şu bilgileri verdi:



Yazının Devamını Oku

Bademcik ve geniz eti ameliyatında plazma yöntemi

Çocukluk çağında dünyada olduğu gibi ülkemizde de en çok görülen rahatsızlıklar; sık tekrarlayan bademcik iltihapları, bunlara bağlı ya da bağımsız bademcik büyümeleri, büyük geniz eti ve orta kulakta sıvı toplanması olarak sıralanır.



Bademcik ve geniz eti büyumesinin tedavisi çoğunlukla ameliyattır ve ameliyat tipleri günden güne değişmekte, yeni ve daha az riskli yöntemleri ortaya çıkmaktadır. Çocuklarımızı ameliyat ettirirken de etkili ve daha az riskli yöntemleri tercih etmekte fayda var. Gereksiz yere bademciğin tamamının alınması yerine yeteri kadar küçültülmesine ve solunum yolunun açılmasına olanak sağlayan buharlaştırma yöntemi olarak da adlandırılan plazma yöntemini, KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Tuncay Özçelik’e sorduk.



FAZLALIK KISIMLAR ALINIR

Yazının Devamını Oku

Erken ortodontik tedaviler

Pandemi sürecinde sağlığımızla ilgili tedavileri ertelememeliyiz.



Özellikle ertelenen sağlık sorunlarının tedavileri çocuklarımız için de büyük problemler oluşturabilir. Hele ertelenen tedaviler, diş ve ortodonti olduğunda geri dönülmez problemler ortaya çıkabilir. Bu nedenle erken yaşta karşılaşılan ortodontik problemler mutlaka zamanında tedavi edilmelidir. Çocuklarda diş muayeneleri, erken tedavi gerektirecek bozukluklarla ilgili merak edilenleri Diş Hekimi Saliha Olkun Alkan’la konuştuk. İşte anlattıkları:



ZAMANLAMA BİZİM HER ŞEYDİR

Yazının Devamını Oku

Pandemi sürecinde cildiniz nasıl genç kalır?

Koronavirüs salgınının insan üzerindeki en büyük etkilerinden biri stres. Tabii bu zorlu süreçte stresle beraber eve kapanmanın getirdiği hareketsizlik; beynimizi, kaslarımızı, hormonlarımızı, bağırsağımızı, yağ miktarımızı ve cildimizi olumsuz etkiliyor. Bu dönemde cildimizin bakımı ayrıca önem kazanıyor, çünkü ayna ile sürekli yüzleşiyor.



Normal yaşlanma süreci hayatımızın vazgeçilmez bir gerçeğidir, ancak bunu doğru adımlarla, sağlıklı ve doğal yaklaşımlarla yavaşlatabiliriz. Genç kalma ve yüzümüzdeki kırışıklarla baş etmenin birçok yöntemi vardır. Bu yöntemlerden en doğalı ise ‘altın iğne’dir. Siz okurlarımız için ‘altın iğne’ uygulaması ile ilgili tüm merak edilenleri Dermatoloji Uzmanı Dr. Züleyha Soytürk Aşık’la konuştuk. İşte anlattıkları:



DOĞAL YAPIYI UYARIYOR YENİLENME SAĞLIYOR

Yazının Devamını Oku

Saç ekiminde yeni trendler

Gelişen tıp, günümüz teknolojisi ile insan sağlığına ve güzelliğine her gün yeni bir teknik kazandırıyor. Son yıllarda saç ekiminde sürekli yeni bir yöntem ortaya çıkmakta. Genellikle erkek hasta gurubuna hitap eden ancak kadınlar tarafından da az da olsa tercih edilen saç ekimi yöntemlerinde yeni trendler nelerdir? Tüm bu merak ettiklerimizi Dr. Jale Şenyurt’a sorduk?

CİHAZ UÇLARI DAHA KÜÇÜK OLDU

Günümüzde pek çok şey güncellenirken estetikteki uygulamalar da bunlardan nasibini alıyor. Peki tam olarak ne gibi değişiklikler olmaktadır. İşin esasında değişiklik olmamakla beraber ekim için gereken aletlerin güncellenmesi ile daha pratik uygulamalara geçmiş bulunuyoruz. Kök alımında kullandığımız cihazın uçlarının daha küçük dizaynı yani 0.7 milimlik punch dediğimiz minik aparatlar. Kanal açmakta kullanılan safir uçlar bunlardandır. Yeni dizaynların ekime katkılarını şöyle sayacak olursak bunlardan biri saç köklerini aldığımız ensedeki sahada daha az hasar yapması ve böylelikle o bölge de ileride gözle görülür bir bozukluk yaşanmamasıdır. Yine aynı şekilde safir uçlar kullanılarak açılan kanallar daha düzgün olmasının yanı sıra bu uçların keskin ve sert olma sebebiyle doku hasarı minimal olmaktadır. Bu şekilde açılan kanallar tam olarak saç kökü genişliğinde olup dokunun tam olarak yerleşmesine yardımcı olmaktadır, böylece istenilen sıklık daha rahat elde edilmektedir. Ayrıca saç ekiminden sonra sık kontrol ve mezoterapi, PRP gibi destek tedavilerini de çeşitlendirmiş durumdayız. Bir saç ekiminde süreç 14 ayı bulabilmektedir. Dolayısıyla hastalarla iletişimi bu süre içinde kesmeden devam ettirmek çok önemlidir.



DENETİMDEKİ YETERSİZLİKLER KONTROLÜ GÜÇLEŞTİRDİ

Yazının Devamını Oku

Kanserden korunmak için dikkat etmemiz gerekenler

Dünya Sağlık Örgütü, 7-14 nisan tarihlerini, Dünya Sağlık Günü olarak tanımlanmıştır.

Bu özel gün, ülkemizde ve tüm dünyada her yıl kutlanmaktadır. Maalesef kanser halen tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en önemli sağlık problemlerinin başında gelmektedir. Fakat alacağımız tedbirler ile bu riski azaltmak ve sağlığımızı korumak mümkündür. Tıbbi Onkoloji Uzmanı, Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği başkanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, kanser riskini azaltmak için neler yapılabileceği hakkında şu bilgileri verdi:



AKDENİZ TİPİ BESLENME ÖNEMLİ

Akdeniz tipi beslenme kansere karşı koruyuculuğu en yüksek olan beslenme biçimidir. Bu beslenme türünün en temel özelliği besin çeşitliliğine sahip olmasıdır. Yüksek miktarda zeytinyağı, zeytin, meyve ve sebzeler, tam tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlar; orta düzeyde yumurta, balık, kümes hayvanları ve süt ürünleri ile düşük düzeyde kırmızı et ve et ürünlerinin tüketimi bu diyetin temel özelliğidir. Özellikle zeytinyağı tüketiminin önemini gösteren bir araştırmada 19 çalışmanın analizi yapılmış ve zeytinyağı tüketimi fazla olan gruptaki kanser riskinin yüzde 60 daha az olduğu bulundu. Akdeniz diyetinde meyve ve sebzelerle bol miktarda alınan antioksidan ve flavonoidler hücreleri kansere karşı korur. Yine Akdeniz diyeti içinde yer alan balık, ceviz ve keten tohumu Omega-3 içeriği sayesinde kansere karşı koruyucu etki gösterir. Her gün en az 2 porsiyon süt-yoğurt tüketimi ile kalsiyum ve probiyotik alımının arttırılması başta kolon kanseri olmak üzere birçok kanser türünde korucu etki yapmaktadır.

Yazının Devamını Oku

Genetikle gelen nadir hastalıklar

Toplumda her iki bin hastanın birinde görülen hastalıklara “nadir hastalıklar” denilmektedir. Az görüldüğü için üzerinde çalışma yapılmamış ya da kısıtlı bilgi olan, hatta doktorların aklına en son gelen hastalıklardır bunlar.

Yıllarca doktor doktor gezilse de bu hastalara tanı konması zordur. Ve tabii az görüldüğü için firmaların ilgilenmediği, ilacı ve tedavisi olmayan hastalıklardır. İşte bu nedenle bu hastalıklar “yetim hastalıklar”, bu hastalıkların ilaçları da “yetim ilaçlar” olarak da bilinmektedir.
“Nadir hastalıklar” konusunda tüm merak edilenleri Nadir Hastalıklar Derneği Başkanı Doç. Dr. Gülay Ceylaner’le konuştum. Genetik Uzmanı Doç. Dr. Gülay Ceylaner, şu önemli bilgileri verdi:



AKRABA EVLİLİĞİ İHTİMALİ ARTTIRIYOR

Yazının Devamını Oku

Diş tedavisinde dijital gelişmeler

Son yıllarda gelişen teknolojiyle birlikte akıllı yazılımlar diş alanına da girdi. Teknoloji, günlük hayatta olduğu gibi diş tedavisinde de kolaylık sağlıyor.



Teknolojinin gelişmesi ile birlikte ortodontik tedavi yöntemlerinde dijital diş hekimliğiyle hasta, ameliyat ile tedavinin sonucunu bilgisayardaki programlar sayesinde öncesinde görebiliyor. Dijital teknolojinin, bireylerin kendi tedavi tasarımlarına katılabilmesine olanak sağladığını belirten Dent Oran Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği’nden Çene Cerrahı Dr. Kıvanç Karadayı, klasik yöntemlerle yapılan tedavinin artık ağız içi tarayıcı yöntemleriyle gerçekleştirildiğini aktardı. Dr. Kıvanç Karadayı, dijital diş hekimliği ile ilgili şu bilgileri paylaştı:



HASSASİYETLE ANALİZ EDİYOR

Yazının Devamını Oku

Mide kanseri tanı ve tedavisinde gelişmeler

Mide kanseri, ülkemizde hem erkek hem kadınlarda en sık görülen kanserlerden birisidir.



Çocukluktan başlayan bilinçsiz beslenme alışkanlığı, sigara, alkol tüketiminin de tetiklediği mide kanserinin erken evredeki belirtileri, ülser, gastrit gibi çok sık görülen mide rahatsızlıklarına benzer şikâyetlere benzerlik gösterdiği için tanısında gecikmeler yaşanabilmektedir. Bu nedenle mide şikâyetleri olan her hasta önemsenmeli.
Hem tanı hem de tedavi ile ilgili önemli gelişmelerin yaşandığı günümüzde mide kanseri ile ilgili bilgileri, Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği Başkanı, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun’a sorduk.



Yazının Devamını Oku

Botoks ve uygulanma alanları

Dünyada en çok tercih edilen uygulamalardan biri botoks. Estetik operasyonlarda yaygın bir şekilde kullanılan ve etkili sonuçlar verdiği belirtilen botoks, kaslara giden sinirsel iletimi belirli bir süre bloke eden, tedavi ya da estetik düzenlemeler için kullanılan bakteri kaynaklı bir toksin uygulaması olarak tanımlanıyor.

Estetik ve kozmetik amaçlarla, mimik kaslarının hareketleri ile ortaya çıkan yüzdeki kırışıklıkları azaltmak, oluşumunu engellemek ve aşırı terleyen bölgelerdeki terlemeyi azaltmak amacıyla ve kronik migren tedavisinde kullanılabilmektedir. Peki botoks maddesi nedir? Yılan zehiri midir? yoksa başka bir zehir midir? Nerelerde kullanılır? Tüm merak edilenleri Dr. Serkan Öztürk’e sorduk.



YILAN ZEHİRİ BİR HİKÂYEDİR

“Soğuk kanlı bir hayvan olmasına rağmen sanırım toplum olarak seviyoruz bu yılanı. ‘Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır’, ‘Su içene yılan dokunmazmış’, ‘botoks yılan zehiriymiş’. Bir yılan hikâyesidir gidiyor, botoksun yılan zehiri olduğu da bir hikâyedir aslında. Botilinum toksin namı değer botoks closturidium, botilinum adı verilen bir bakteri tarafından üretilen sinir sistemi üzerinde etkili bir zehirdir. 10 bin yıl öncesine kadar tüm insanlar besinlerini doğadan temin eden avcı toplayıcıydılar. Zamanla yerleşik düzene geçen insanoğlu bahçecilik hayvancılık ve tarımı geliştirdi. Eskiden temel yaşam kaynağı olan besini bulduğu an tüketirken artık ihtiyacından fazla besini ürettiği için besinleri saklamayı öğrendi ve insanoğlu, botilinum toksin botoks ile tanıştı. Orta çağ dönemimde genellikle sosis ve benzeri ürünlerin tüketimi sonrası bildirilmiş ölümler nedeni ile bu ürünlerin yenilmesi bir dönem yasaklanmıştır. 18. yüzyıl sonlarında Almanya’da sosis zehirlenmesinden ölüm oranları artmış ve öldürücü bu hastalığa latincede sosis anlamına gelen botulusdan esinlenerek botulizm denilmiştir. 1895’te Dr. Emile Pierre Van Ermengen, botulizm hastalarının dalaklarından bu toksini salan bakteriyi izole ederek closturidium botilinum bakterisini bulmuştur.

Yazının Devamını Oku

Bugün ‘Dünya Lenfödem Farkındalık Günü’

Her yıl mart ayının ilk haftası “Lenfödem Farkındalık Haftası” ve bugün yani 6 Mart ise “Dünya Lenfödem Farkındalık Günü” olarak kabul edilir.

“Lenfödem”, halk arasında “fil hastalığı” olarak bilinir. Hastalığın kısaca tanımı şudur:
“Lenf sıvısının dolaşımındaki yetersizlik yüzünden dokular arasında proteinden zengin sıvı birikimine bağlı olarak şişlik ve ilerleyen dönemlerde etkilenen dokularda kronik yangı, dokularda sertleşme ile cilt üzerinde değişikliklerin görüldüğü bir durumdur.”
Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim. Maalesef COVID-19 salgını döneminde çoğu kanser hastaları tedavi hizmetlerine ve kontrollerine gitmekte zorluk çekti. Bu zor dönemde Ankara Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon(FTR) Hastanesi’nde ise lenfödem hastalarının tanı ve tedavileri hiç aksamadan devam etti.
Bugün, 6 Mart Dünya Lenfödem Farkındalık Günü. Lenfödem hastalarının bu konuda eğitimli fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimlerine başvurmaları büyük önem taşıyor.
İşte ben de bu yüzden Ankara Şehir Hastaneleri FTR Uzmanı Prof. Dr. Pınar Borman’dan lenfödem(fil hastalığı) ile ilgili aldığım önemli bilgileri siz okurlarımızla paylaşmak istedim. Özetle şunları anlattı:


Yazının Devamını Oku

Kadınlarda genital estetik ameliyatı

Son yıllarda internetle birlikte tıbbi bilgiye ulaşmadaki kolaylık ve estetik cerrahi işlemlerin daha yaygın hale gelmesi ile birlikte, kadınların estetik ameliyatlara ilgisini arttırdı.



Özellikle pandemi sürecinde kadınların kendi bedenlerine yönelik dikkati artarken, vücutlarını daha yakından incelemeleriyle birlikte vücutlarındaki bir takım normal dışı yapıları fark etmelerine yol açtı. Vücutlarında rahatsız oldukları noktaları değiştirmek konusunda cesur olmaya başladı. Estetik ameliyatlarının jinekolojide en çok tercih edileni ise genital estetik ameliyatı olmaktadır. Bu estetik ameliyatlar, kadın genital organlarında estetik ve sağlık amaçlı yapılan cerrahi ve cerrahi olmayan uygulamaları içermektedir. Genital bölgedeki iç dudaklar (labiumlar) bunlardan en çok karşılaşılanıdır. Labiumların dışa doğru uzaması ve sarkması halinin düzeltme ameliyatı ise labioplasti adını alır. Labioplasti ameliyatı ile merak edilenleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aslıhan Yazıcıoğlu’na sorduk.



SAĞLIK İÇİN DE TERCİH EDİLİYOR

Yazının Devamını Oku

Böbrek kanserleri tedavisinde böbrek koruyucu cerrahiler

Sağlık biliminin gelişmesi ve teknolojinin hızlandırıcı etkisiyle tüm branş ve hastalıklarda olduğu gibi böbrek kanserleri cerrahi tedavisinde de yeni yaklaşımlar ortaya çıkmıştır.

Böbrek kanserleri tüm yetişkin kanserlerinin yüzde 2-3’ünü oluşturmaktadır. Genellikle 60 yaş ve üzeri ileri yaş hastalığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülmektedir. Ultrason ve tomografi gibi görüntüleme yöntemlerinin sıklıkla kullanımı, hastalığın daha erken dönemde tanı almasını sağlar. Bu nedenle hastalarda genellikle belirgin bir şikâyete rastlanmaz. İdrarda kan, yan ağrısı ve böğür bölgesinde kitle hissi gibi klasik bulgular hastaların yüzde 10’unda saptanmaktadır. Böbrek kanserleri ve tedavisindeki önemli cerrahi yaklaşımlardan biri olan böbrek koruyucu cerrahileri, Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Cenk Acar’a sorduk.



NORMAL İŞLEVİNE DEVAM EDEBİLİYOR

Günümüzde, küçük boyuttaki böbrek kanserleri sadece böbrekteki kitlenin çıkarılmasıyla tedavi edilebilmektedir. Yapılan uzun dönem çalışmalarda böbreğin tamamen alınmasıyla aynı onkolojik sonuçlara sahip olduğunu göstermiştir. Bu tedavinin en önemli avantajı sadece kitle çıkarıldığında böbreğin diğer kısımlarının normal işlevine devam edebilmesidir. Böbrek fonksiyonlarının korunması böbrek kanserli hastaların cerrahi sonrası yaşam kalitelerini ve süresini uzatan faktörler arasında yer alır.

Yazının Devamını Oku

Saç dökülmesine karşı alternatif yöntemler

Saç dökülmesi, saç seyrelmesi bulunan birçok kişi, saç ekim yöntemiyle bu soruna çözüm bulmaya çalışıyor.



Saç ekimi için yeterli donör saçı bulunmayanlar veya saç ekiminden korkanlar ise alternatif yöntemler arıyor. Günümüzde bu alternatif yöntemler arasında mavi su olarak bilinen bakım serumu da kullanılmaya başlandı. Saç köklerini güçlendirdiği ve saçların çok daha gür, güçlü çıkmasını sağladığı gerekçesiyle ilgi gören serum hem erkekler hem de kadınlar tarafından kullanılabiliyor. Düzenli olarak kullanıldığında saç derisine vitamin ve bakım takviyesi yapıldığını ve bunun sonucunda da yeni saç oluşumunun gerçekleştiğini kaydeden Dr. Funda Demir ile son dönemlerde dikkat çeken, bakım serumuna ilişkin merak edilenleri konuştuk.



CANLI BİR GÖRÜNÜM KAZANDIRIR

Yazının Devamını Oku

Kanserde hedefe yönelik tedavi

Türkiye dahil birçok ülkede 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle bir dizi etkinlik gerçekleştiriliyor.



Her ne kadar pandemi nedeni ile bütün araştırmalar koronavirüse yönelmiş olsa da kanser, her koşulda en önemli ve en tehlikeli hastalıklardan birisi olmaya devam ediyor. Tedavi anlamında da en büyük gelişmelerin yaşandığı alanların başında geliyor. Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği Başkanı, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, kanser tedavilerindeki güncel gelişmeler ile ilgili olarak şu bilgileri verdi.



KEMOTERAPİDEN UZAKLAŞACAĞIZ

Yazının Devamını Oku