GeriŞenol Kalyoncu Masseter botoks uygulaması
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Masseter botoks uygulaması

Pandemi süreci, hayatımızda birçok şeyin değişmesine neden oldu. Hastalıkla ilgili kaygılarımız artarken içinde bulunduğumuz sosyal ve ekonomik durum nedeni ile stres kat sayımızda ciddi oranda arttı. Buna bağlı olarak pandemi döneminde diş sıkma ve geceleri diş gıcırdatma şikâyeti ile kliniklere başvuran hasta sayısında artış oldu.

Masseter botoks uygulaması

Diş sıkma, anksiyete giderici tedavilerinin yanı sıra, girişimsel bir uygulama olan yüzdeki masseter kasının (insan anatomisinde yüzdeki çiğneme kaslarından biridir) içine yapılan botoks uygulaması ile de tedavi edilmektedir. Bu tedavi aynı zamanda masseter kası belirgin geniş yüzü olan kişilerde de kozmetik amaçlı yapılmaktadır. Masseter botoks uygulaması tedavisi ile ilgili bu uygulamayı Dr. Serkan Öztürk’e sordum.

Masseter botoks uygulaması

DİŞ SIKMA TEDAVİSİ

“Masseter kası asıl görevi çiğneme olan vücudumuzdaki en güçlü kaslardan. Sürekli egzersiz yapan her kasın güçlenmesi gibi aşırı sıkma sonucu bu kaslarda kitlesel olarak büyümekte ve güçlenmektedir. Bunun sonucu olarak dişlerde aşırı sıkma oluşmaktadır. Gece uykudan uyandıran diş gıcırdatma ve diş minelerinde sıkmaya bağlı kırık oluşumu gelen hastalarımızın şikâyetleri arasında. Bu hastalarda sadece diş problemleri değil aynı zamanda şiddetli baş ağrısı, gündüz de sürekli diş sıkmaya bağlı çene ağrısı gibi şikayetlere de rastlamaktayız. Diş sıkma sonrası yüz şeklinde değişikliklere yol açan estetik sorunlar da ortaya çıkmakta. Örneğin dişlerin aşırı sıkılması sonucu masseter dediğimiz çiğneme kasının aşırı gelişmesi sonrası hastaların yüzünde daha kare bir görünüm oluşmakta yüzün ters üçgen olan doğal ve güzel yapısı bozulmaktadır. Diş sıkan hastalarımızda alt çenenin üst çeneye olan yoğun basısı sonucu üst çene öne doğru hareket etmekte ve dudaklarda daha ince bir görünüm oluşmaktadır.

ESTETİK AMAÇLI BOTOKS

Estetik uygulamalarda özellikle kırışıklık tedavisinde kullandığımız botilinum toksin etki mekanizması olarak kasların çalışmasını bloke ederek kasın kasılmasına engel olmaktadır. Vücudumuzdaki her kas bir sinir tarafından kontrol edilmektedir, toksin kas sinir kavşağı dediğimiz bu kontrol noktasında bir perde çekerek sinir tarafından kasın kasılmasına engel olmaktadır. Bu etki geçici olup 4 ay içerisinde kaslar tekrar kasılmaya başlamaktadır. Bu nedenle uygulama 4 aylık sürelerle tekrarlanmalıdır. Tekrarlayan uygulamalar ile kas gücü azaldığı için süre 6 aya kadar uzayabilir. Diş sıkma ile ilgili uygulamalarda sadece masseter çene kası değil aynı zamanda tempodaki kas dediğimiz şakak kasında uygulama yapılmalıdır aksi halde çene eklemi dengesi bozularak daha farklı sorunlar ortaya çıkabilir. Uygulama bu konuda deneyimli hekimler tarafından yapılmalıdır. Toksin uygulamalarında mutlaka ülkemizde yasal olarak ruhsatlandırılmış resmi ürünler kullanılmalıdır. Pandeminin hayatımızda olmadığı stresimizin azaldığı dişlerimizi sıkmadığımız günleri bekliyoruz.”

X

Şeker hastalığında destekleyici tedavi

Diabetes mellitus... Halk arasında bilinen adı ile “şeker hastalığı...”




Çağımızın yaygın görülen ve giderek artan hastalıklarından biri.
Kısaca “diyabet” de dediğimiz bu hastalık bulaşıcı değil, ama ölümcül!
İki tip diyabet var:
* Tip 1 diyabet: Daha nadir görülür, genç yaştaki insanları etkiler.

Yazının Devamını Oku

Riskli gebelik takibi ve merak edilenler

Gebelik, bebeğin anne rahminde 38 hafta kaldığı (adetin ilk gününden hesaplandığı için 40 hafta olarak bilinir ve kullanılır ama aslında gebelik oluşması adetin 14. günü olur ve 38 hafta anne rahminde kalır) normal ve doğal bir süreçtir.



Bazı durumlarda ise gebe kalmadan önce anne adayının vücudunda bulunan hastalıklar (annenin mevcut hastalıkları) veya hamilelikten dolayı sonradan gebelik döneminde ortaya çıkan sorunlar çeşitli risklerin ortaya çıkmasına yol açar. Böyle gebeliklere ‘riskli gebelik’ veya ‘yüksek riskli gebelik’ denir.

ERKEN TANI ÖNEMLİ

Riskli ve yüksek riskli gebelikler, bazı durumlarda hem hamile annenin hem de anne karnındaki bebeğin sağlığını ve hatta hayatını tehdit edebilir. Riskli gebelik önceden tanı konursa ve yakın takip edilirse hayati riskler azaltılabilir, önüne geçilebilir bir durumdur.

Yazının Devamını Oku

Lazer epilasyonu ve merak edilenler

Vücudumuzun her bölgesinde yer alan istenmeyen kıllardan kurtulmanın en güzel yöntemi epilasyondur.



Epilasyon, her dönem en çok ilgi gösterilen medikal uygulamalardan biridir. Geleneksel eski yöntem olan iğne epilasyonların yerini alan, daha kalıcı ve konforlu olan lazer epilasyonlar son yıllarda en yaygın uygulamalarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle kadınların yüksek ilgi gösterdiği epilasyon işlemi son zamanlarda erkeklerin de ilgisini çekiyor. Fakat fazla bilgi karmaşası ve çeşitlilikten dolayı kişiler hangi cihaz ve uygulamayı seçeceklerini bilemiyor. 1997’de Amerika Birleşik Devletleri Sağlık Bakanlığı’na bağlı Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından onaylanmış ve günümüz şartlarında vücudumuzda istenmeyen kıllardan kurtulmamız için en etkili yöntemlerden lazer epilasyonla ilgili merak edilenleri Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Ergin Işık’a sordum.



MEDİKAL BİR İŞLEMDİR

Yazının Devamını Oku

Bağışıklık sistemimizi nasıl güçlendirebiliriz

Her yıl mevsim geçişlerinde özellikle, kış ve ilkbahar aylarına geçerken bağışıklık sistemi zayıflar.

Zayıflayan bağışıklık sistemi ise içine girdiğimiz mevsimde vücudumuzu hastalıklara açık hale getirir. Sıcaklık değişimlerindeki ani değişiklikler sebebiyle hastalıklara açık hale gelen bedenimizi beslenmemize dikkat ederek koruyabiliriz. Bağışıklık sistemimizi nasıl güçlendireceğimizle ilgili Diyetisyen Neslihan Aktepe, şu bilgileri verdi:



ÜŞÜMEMİZİ DE ÖNLERLER

“Özellikle kış aylarında, iç organlarımızın ısısını arttıracak besinlere beslenmemizde yer vermeliyiz. Örneğin, içerdiği kapsaisin isimli pigment sayesinde kırmızı pul biber, zencefil, demir mineralini en çok içeren kırmızı et, kuru baklagiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler, acı biber turşusu, çorbalardan özellikle sebze, tarhana ve kestane, zeytinyağı, zeytin, avokado, biber salçası. Özellikle her gün bir fincan yeşil çay tüketmek ise metabolik hızı yüzde bir-iki kadar arttıracağı için üşümemizi önler ve bağışıklığı güçlendirmeye yardımcı olur.

Yazının Devamını Oku

Kısırlıkta aşılama

Yeni evli çiftler çocuk isteği başladıktan bir yıl sonra çocuk sahibi olamazlarsa doktora başvurmalıdır. Bu süre 30 yaş üstünde altı ay olmalıdır. Bu sürede gebe kalamayan çiftlere kısırlık tanısı konur ve araştırmalar başlar. Genel olarak kısırlık yüzde 40 kadına, yüzde 40 erkeğe ait, yüzde 20 ise nedeni izah edilemeyen kısırlık olarak bilinir. Sebebe yönelik araştırma ve testlerden sonra aşılama tedavi aşamasına geçilir.



Aşılama tedavisi, erkeğin sperm hücrelerinin alınarak labaratuvar ortamında yıkanıp, iyi spermler seçildikten sonra yumurtlama gününde kadının rahminin içine bırakılmasıdır. Aşılama işlemi esnasında, erkekten alınan spermler cihazlar sayesinde ayrıştırılarak en iyi, en hareketli ve kalitelileri rahim içine bırakılır. Aşılama yöntemi çiftlerin çocuk sahibi olma şanslarını yüzde 20 oranda arttıran bir faktördür. Aşılama, son derece basit ve kısa süren bir yöntemdir. Tıbbın gelişmesi ve teknolojinin de ilerlemiş olmasına bağlı olarak gelişmiş enjektörler yardımı ile ağrısız ve acısız bir işlemdir. Babanın spermi gelişmiş enjektörlerin yardımı ile enjektöre çekilir ve yumurtlama saatinden bir saat önce anne rahminin içine bırakılır.

KİMLERE YAPILMAKTADIR

Eğer kadında tüpler açık, yumurtlama var ise erkekte de sperm 20 milyon üzerinde ise aşamalı tedavi de ilk önce aşılama ile başlanır. 20 milyonun altında veya şiddetli sperm morfoloji (yüzde 4’ün altı) bozukluğu varsa, direkt tüp bebek yapılmalıdır.

Yazının Devamını Oku

Yumurtalık kanserinde erken tanı önemli

Kadınlardaki önemli kanser türlerinden birisi olan ve halk arasında yumurtalık kanseri olarak bilinen ‘over kanseri’, her yaş grubunda görülebilse de özellikle menopoz sonrası dönemde daha sık karşımıza çıkar.



Ailesinde yumurtalık veya meme kanseri hikâyesi olan kadınların hastalığa yakalanma riski daha yüksektir. Kadınlarda görülen jinekolojik kanserler arasında en sık ölüme neden olan hastalıkların başında gelmektedir. Her 100 kadında 1.4 oranında görülen yumurtalık kanserinde erken teşhis çok önemli. Erken teşhis ve uygun tedavi ile yüzde 80-90 oranında iyileşme mümkün.

BU ŞİKÂYETLERE DİKKAT

Erken evrelerde belirti vermeyen yumurtalık kanseri, sinsi bir şekilde ilerler. Yumurtalık kanserinin en önemli belirtilerini şöyle sıralanabiliriz. İlerlemiş olan hastalıkta hazımsızlık, şişkinlik, karnın özellikle alt bölgesinde ve kasıklarda ağrı, gaz şikâyetleri gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu belirtiler genellikle birçok rahatsızlıkta görülebilen ve yumurtalık kanserine spesifik olmayan belirtiler olduğu için sıklıkla önemsenmez, hastalık ilerlemeye devam eder.

Yazının Devamını Oku

Vajen genişlemesi ve perine yırtığı onarımı

Kadınlar için hayattaki en heyecanlı ve en önemli yaşadığı anlardan birisi doğumdur.



Doğuma bağlı olarak doğum sonrası süreçte bazı istenmeyen fiziki değişikliler ve durumlar ortaya çıkabilir. Doğum sorası vajen genişlemesi, idrar kaçırma şikâyetinin olması, idrar torbası sarkması ve rahim sarkmasına neden olabilmektedir. Özellikle zor doğumlar sonrası sıklıkla bu durumlarla karşılaşırız. Annenin ileri yaşta olması, sık aralıklarla doğum yapılması, doğum sayısının fazla olması, annede bir kronik hastalık olması, doğum eyleminin uzaması, iri bebek olması, müdahaleli doğumun olması zor doğuma neden olabilmektedir. Zor doğumlar sonrası ‘perine yırtığı veya vajina genişlemesi gibi durumlardan sonra neler yapılır? Nasıl tedavi edilir?’ sorularını Doç. Dr. Coşkun Şimşir’e sordum.



PELVİS KASLARI GEVŞEMEKTEDİR

Yazının Devamını Oku

Genital dolgular

Sevgili okurlar... “Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir” sözü, elbette tıp dünyası için de geçerli. Hele hele konu bir de “estetik” olunca, “değişim” zaten kaçınılmaz.



Tıptaki birçok yeni gelişme sayesinde insanların “estetik kaygısı” ve “estetik beklentisi” de değişim/gelişim gösteriyor.
Ve estetik artık insan vücudunun tüm alanlarını kapsıyor.
* * *
Geçen ay yazmış olduğum “Genital estetik ve PRP” ve “Labioplasti...” başlıklı yazılarımdan sonra tam da benim ilgi alanım olan bir konuda soru soran/bilgi almak isteyen okurlarımız oldu:
“Genital dolgular.”

Yazının Devamını Oku

Sağlıklı beslenmeyle meme kanserinden korunun

Dünyada ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanserlerin başında meme kanseri gelmektedir.



Erken teşhis meme kanserinde çok önemlidir. Her yıl ekim ayı meme kanseri farkındalık ayı olarak belirlenmiştir. Geçen ekim ayında da tüm dünyada meme kanseri farkındalık etkinlikleri düzenlendi. Meme kanserinden korunmak için doymuş yağ oranı yüksek besinlerden kaçınılması gerektiğini kaydeden Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği (KANSERTED) Başkanı, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, lif açısından zengin tahılların tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Coşkun, ayrıca meme kanseri tanı ve tedavisindeki yeni gelişmeler hakkında şu bilgileri verdi:



İLTİHAP YAPICI GIDALARDAN KAÇINMALI

Yazının Devamını Oku

Laparoskopik safra kesesi ameliyatı

Sevgili okurlar... İnsanın yapacağı her şey vücut sağlığına bağlı ve “Her işin/şeyin başı sağlık” sözü, biz hekimler için de geçerli.

19 Ekim Salı günü, ‘laparoskopik(kapalı) safra kesesi ameliyatı’ oldum. Bu yöntem halk arasında ‘kansız ameliyat’ diye de biliniyor ve birçok kişi tarafından hem ameliyat öncesi hem de ameliyat sonrası çok merak ediliyor.
Ameliyattan bir gün sonra işe başladım. “Bu haftaki yazımı yazamam” diye düşünürken, bu süreçte yaşadığım tüm psikolojiyi ve tecrübelerimi siz okurlarımızla paylaşmaya karar verdim.
Ve bu defa soruları meslektaşlarıma değil, kendime sordum.
İşte aşama aşama ameliyat öncesi sonrasında yaşadıklarım:


Ameliyatı gerçekleştiren

Yazının Devamını Oku

Mide koruyucu ilaçlarda dikkat edilmesi gerekenler

Midemiz en kıymetli organlarımızdandır. Ancak kötü beslenme alışkanlıkları, hazır gıdalarla beslenme, asitli içecekler ve öğün atlama gibi alışkanlıklar arttıkça mide hastalıkları çok artmaktadır.



Mide rahatsızlıkları, insanın iş ve sosyal hayatını kötü etkilemekte ayrıca hayat kalitesini düşürmektedir. Halk arasında mide koruyucu olarak bilinen ve mide asidini azaltıcı ilaçlar (Proton pompa inhibitörleri-PPI), mide asidi ile ilişkili hastalıkların tedavisinde çok yaygın kullanılmaktadır. Bu ilaçlar, midenin asit salınımını azaltma özelliği taşıyor. Mide hastalıklarının çok çeşitli tedavileri bulunmakta ve halk arasında bu tedaviler bilinçsizce kullanılmaktadır. Bu konuda farkındalığı arttırmak ve ilaçlarla ilgili özellikle proton pompa inhibitörlerinin artıları ve eksilerini Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Gürol Öksüzoğlu’na sordum.



ASİT SALGISINI AZALTIRLAR

Yazının Devamını Oku

Labioplasti...

Estetik, “kusurlu bir organı düzeltmek veya güzelleştirmek” amacıyla uygulanan yöntemlerdir. Her ne kadar “estetik” denildiğinde akla ilk gelen “güzel bir dış görünüş” olsa da -vücudu bir bütün olarak düşünürsek- genital bölgeyi dışarıda tutamayız.

“Labioplasti” gibi jinekolojik operasyonlar, kadınların dış genital organlarındaki bozukluğun düzgün bir görünüme kavuşmasını sağlar.
Yani bu da bir “estetik”tir.
Özellikle son yıllarda sosyal medyanın da etkisiyle tıbbi bilgilere ulaşmak kolaylaştı. Estetik cerrahi işlemlerin daha yaygın hale gelmesi ile birlikte kadınlar kendi vücutlarına daha fazla dikkat etmeye başladı. Ve tabii pandemi süreci de kadınların kendi vücutlarındaki bir takım normal dışı yapıları fark etmelerini sağladı.
Peki “labioplasti” nedir, nasıl uygulanır?
İşte bu konuda merak edilen birçok bilgiyi, Op. Dr. Aslıhan Yazıcıoğlu’ndan aldım.
Şunları anlattı:

Yazının Devamını Oku

Genital estetik ve PRP

Kadınların kişisel bakım arayış ve anlayışları, tıpkı birçok estetik uygulamada olduğu gibi “genital estetik” konusunda da yenilikleri/ilerlemeyi beraberinde getirdi.



Misal...
Günümüzde, “genital bölgenin görünümü ve foksiyonundan memnun olmayan” birçok kadın mevcut.
Ve kadınlar...
Doğum, yaşlılık ve başka nedenlerle önceki sıkılığını, esnekliğini ve doğal rengini kaybetmiş dış genital organlar(vulva, vajina, klitoris, dış dudak, iç dudak)sebebiyle biz hekimlere başvuruyor, soruna çözüm arıyor.
Bunun yanı sıra isteksizlik, orgazm olamama, idrar kaçırma ve kuruluk gibi yakınmalarla da yine biz hakemlere yapılan başvurular artıyor.

Yazının Devamını Oku

Kanser tedavisinde aspirin araştırması

Dünyada en yaygın olarak kullanılan tıbbi ilaçlardan ‘asetilsalisilik asit’ yani bilinen adıyla Aspirin, ağrı kesici, ateş düşürücü, kan sulandırıcı ve inflamasyonu azaltıcı etkisi olan bir ilaçtır.



Cardiff Üniversitesi’nden bilim insanları tarafından yürütülen bir araştırmada, Aspirin’in kanser hastalarında diğer tedavilerin yanında kullanılmasının önemli sonuçlar doğurabileceği ifade edildi. 50 yıldan uzun süredir bu ilacın etkilerini araştıran Cardiff Üniversitesi onursal profesörü ve baş araştırmacı Peter Elwood, “Kanser teşhisi konulduktan sonraki herhangi bir zamanda Aspirin kullanan hastaların, kullanmayanlara göre yüzde 20 oranla daha fazla hayatta kaldığını gördük” ifadelerini kullandı.

TAVSİYELER HENÜZ NET DEĞİL

Öte yandan Aspirin’in bazı kanserleri de azalttığı öne sürülmektedir. Kanser görülme sıklığı ve kanserden ölüm üzerine olumlu etkilerinin olduğunun gösterilmesiyle primer korunmada bu ilacın rolü değişebilir. Beş yıldan daha uzun süre düşük doz Aspirin kullanılmasıyla kalın bağırsak kanseri, kadın rahim kanserleri, lenfoma ve sarkom oluşumunun azaltılabileceği ileri sürülmüştür. Aspirin ile 8-10 yıllık zaman süresinde kanser sıklığında görece yüzde 12 azalma elde edilebilmiştir. Ancak, kanserden koruyucu olarak bu ilacın kullanılması hususunda tavsiyeler henüz net değildir.

Yazının Devamını Oku

Tamponsuz ‘burun kemiği’ ameliyatı

Septoplasti (burun ameliyatı), burun orta perdesini oluşturan kemik ve kıkırdak yapının eğri kısmının, burun solunumunu bozduğu durumlarda yapılan düzeltme ameliyatının ismidir.



Kulak Burun Boğaz(KBB) kliniklerinde en sıklıkla yapılan işlemlerden biridir. Burun ameliyatı denilince, akla ilk gelen, cerrahi sonrası kullanılan tamponlardır. Eskiden ameliyat sonrası hasta birkaç gün tampon kullanmak zorunda kalıyordu ve bu tamponlar nefes almayı zorlaştırıp, kulaklarda da basınca neden oluyordu. Teknolojinin de gelişmesiyle günümüzde artık hastalar ameliyat sonrası tampona ihtiyaç duymadan, rahat ve hızlı şekilde gündelik yaşamına dönebiliyor. Tamponsuz burun ameliyatı yapan hekim sayısı giderek artarken, konuyu KBB uzmanı Doç. Dr. Taylan Gül’e sordum.



RAHATSIZLIK HİSSİ OLUŞTURUYORDU

Yazının Devamını Oku

Hamilelik sürecinde ağız ve diş bakımı

Hamilelik döneminde kadınlarda ağız ve diş bakımı, diğer dönemlere göre daha önemlidir.



Gebelik döneminde değişen hormon seviyelerinin etkisiyle ağız ve diş sağlığı bozulabilir. Diş etleri, zararlı bakterilere karşı daha korunmasız hale gelebilir. Hamilelikte, kadınlar çok hassas hassas olurlar öyle ki ilaç bile kullanmak istemezler. Bu nedenle hamilelik dönemindeki diş tedavileri de genellikle doğum sonrasına ertelenir. Ancak ağız ve diş hastalıklarından kaynaklanan şikâyetler, hamile kadın için bu çekilmez bir hale gelebilir. Zamanında tedavisi uygulanmayan şikâyetler, anne ve bebeğin sağlığı için büyük bir tehdit oluşturabilir. Bu sebeple koruyucu diş hekimliği, hamilelik sürecinin rahat geçirilmesi açısından da oldukça önemlidir. Hamilelik planlayan her kadın mutlaka bir diş hekimi kontrolünden geçmeli, gereken tedavilerini yaptırmalıdır. Hamilelik sürecinde ortodonti tedavisi ve anne adaylarının alması gereken önlemleri Diş Hekimi Ortodondi Uzmanı Saliha Alkan’a sordum.


KULLANILAN MALZEMELER GÜVENLİ

Yazının Devamını Oku

Tamamlayıcı tıp yöntemi ‘homeopati’

Vücudun kendini doğal olarak iyileştirmesine yardım eden bir tedavi sistemi olan ‘homeopati’, batıda oldukça yaygın kullanılan alternatif tıp seçeneklerinden biridir. Homeopatinin çalışma prensibi, hastalığa neden olan unsurların aynı zamanda hastalığı iyileştirebileceği fikrine dayanır. Peki, homeopati nedir ve hastalıkların tedavisinde etkili bir yöntem midir? Homeopati hakkında merak edilenleri Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı, Tamamlayıcı Tıp Uzmanı Dr. Sevil Özkan’a sordum...



TEDAVİ KİŞİYE ÖZELDİR

“Almanya’da 1755’te Samuel Hahneman tarafından prensiplendirilmiştir. Homeopati; homeos (benzer) ve pathos (hastalık) kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. Homeopati, ‘benzeri benzer ile tedavi etme’ prensibine dayanır. Örneğin ağrı yapan ajanla ağrıyı tedavi etmek gibi. Batıda en sık kullanılan tamamlayıcı tıp yöntemlerinden biridir. Homeopatide kullanılan ilaçlara remedi denir; bitkiler, mineraller, hayvanlar, hastalıklı dokular gibi tamamen doğal kaynaklardan hazırlanır. Belli oranlarda seyreltilerek etkili olabilecek en düşük dozda kişiye verilir. Günümüzde üç binden fazla homeopatik remedi bulunmaktadır. Remedilerin yan etkileri yoktur ve alışkanlık yapmaz. Yetişkinlerde uygulandığı gibi çocuklar, yenidoğan, hayvan ve bitkilerde de güvenle kullanılabilir. Homeopatide, ‘hastalık yoktur, hasta vardır’ yani tedavi kişiye özeldir. Örneğin baş ağrısı olan herkese aynı remedi kullanılmaz.


Yazının Devamını Oku

Saç boyaları ve kanser riski

Saç boyaları, ülkemiz dahil tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır. Hem kadın hem de erkeklerde bu kadar yaygın kullanılan saç boyalarının kanser riskini arttırıp arttırmadığına yönelik tartışmalar ise uzun zamandır devam ediyor.

 

Saç boyası ve saç boyamasında kullanılan kimyasal maddelerin kanser riskini arttırıp arttırmadığı konusunda yapılan bir araştırmaya göre, düzenli saç boyatan kadınların meme kanserine yakalanma olasılığı diğerlerine oranla daha fazla olduğu ortaya çıktı. Bu konu ile ilgili güncel durumu Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, şöyle anlattı:

BİNLERCE KİMYASAL MADDE BULUNUYOR

“Saç boyalarının içerisinde 5 binden fazla kimyasal madde bulunmaktadır. Bunların içinde paraben, amonyak gibi kanserojen olduğu düşünülen birçok madde Avrupa ve ABD’deki sağlık ajanslarının önerisi ile saç boyası içeriklerden çıkarılmıştır. Fakat bunların çıkarılmış olması tek başına kanser riskinin ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Bu kimyasal maddelerin deriden emilmesi ya da nefes yolu ile içe çekilmesi sonucu kanser riskinin artabileceği düşünülmektedir.

MEME KANSERİ YÜZDE 9 DAHA FAZLA

Son dönemde bu konuda araştırmaların en çok odaklandığı kanser türü meme kanseridir. Aralık 2019 tarihinde yayınlanan ve 50 bin kadının dahil edildiği çalışmada, belirli aralıklarda saç boyatan kadınlarda meme kanseri riskinin yaklaşık yüzde 9 daha fazla olduğu gösterildi. Haziran 2020 tarihinde yayınlanan ve 117 bin kadının dahil edildiği başka bir çalışmada ise düzenli saç boyamasının hormon duyarsız meme kanseri ile birlikte bazal hücreli cilt kanseri ve yumurtalık kanseri riskini arttırdığı ortaya çıktı. Bu sonuçların yanında saç boyalarının kanser riski artışı yapmadığına da dair yayınlar bulunmaktadır. Yine idrar kesesi kanseri ve lösemi risk artışına yönelik çelişkili çalışmalar vardır. Bu çalışmaların birçoğunda özellikle saç boyayan kuaförlerde idrar kanseri riskinin bir miktar arttığı kabul edilmektedir. Bu kadar yoğun kullanılan saç boyalarındaki minimal risk artışı bile halk sağlığı açısından önemli bir risk oluşturmaktadır.

ORGANİK SAÇ BOYALARI DAHA GÜVENLİ

Yazının Devamını Oku

Yüz gençleştirmede yağ dolgu uygulaması

Vücuttaki yağın bir bölgeden alınarak başka bir bölgeye taşınma işlemine yağ enjeksiyonu/yağ transferi işlemi denir. Halk arasında yağ dolgusu olarak da bilinen bu işlem en çok yüz bölgesine uygulanmaktadır.


Sıklıkla çukurlaşmış göz altları, sarkmış yanaklar, sönmüş dudaklar, derinleşmiş nazolabial oluklar, ağız kenarı olukları problemlerini düzeltmekte bu işleme başvurulur. Daha güzel yaş almak, daha sağlıklı görünmek için yağın değeri gün geçtikçe anlaşılırken bu işleme karşı ilgi de gün geçtikçe artmaktadır. Yağ enjeksiyonu uygulaması ile ilgili Kulak, Burun, Baş ve Boyun Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tevfik Sözen, şu bilgileri paylaştı.

YAŞLANMA KARŞITI MEKANİZMAYI TETİKLER

“Aynen bir ressamın yaptığı tabloda geçişleri ayarlaması gibi bu ışık ve gölgelenmeleri de yüzümüzdeki yumuşak dokular sağlar. Bu yumuşak dokuları oluşturan en önemli yapılar da yüzümüzdeki yağ dokularıdır. Vücudumuzdaki yağların kök hücreleri açısından en iyi kaynağı barındırıyor olması ve bu kök hücrelerin içerdiği büyüme hormonları, başlıca kolajen sentezinin tetiklenmesi gibi birçok yaşlanma karşıtı mekanizmayı otomatik olarak tetikler. Bütünsel yüz yenilenmesine ve genç görünüme katkı sağlar.
Vücuttan alınan yağın santrifüje edilerek anestezi altında istenilen bölgeye verilerek desteklenmesi şeklinde uygulanır, yapılan miktara ve bölgeye bağlı olarak bir iki saat sürebilir. Bu işlem iyileşmesi ağrılı olmamakla birlikte uygulanan yerde şişme, yağ dokusunun alındığı yerde de morarma ve hassasiyete neden olabilir. Bu işlemi yaptırdıktan bir hafta sonra rahatlıkla normal yaşantıya dönülebilir.

SONUÇLARI AŞAMALI OLARAK GÖRÜNÜR

Yüze yapılan yağ enjeksiyonunun sonuçları aşamalı olarak görünür, yapıldıktan sonraki ilk üç ayda, enjekte edilen yağ hücrelerinin yüzde 40 kadarında bir azalma görülebilir. Yağ kaybı beklentisiyle ‘aşırı düzeltme’ yapmak yüzde aşırı şiş görüntüye sebebiyet verebilir. İlk üç ayda yağ hücreleri hacim açısından en düşük duruma gelir fakat dördüncü aydan sonra tekrar hacim kazanmaya başlar. Bu sebeple aşırı düzeltme yapmak hastanın nihai sonucunu etkiler ve tedaviden memnuniyet duymamasını sağlayabilir. Aktarılan yağ hücreleri hayatta kalamadığı için bazı hastalarda minimal sonuç alınabileceğini unutmamak önemlidir. Genel olarak, yaşlandıkça daha az yağ hayatta kalır. Ayrıca sigara içenlerin daha kötü sonuçlara sahip olduğu düşünülmektedir. Dokuz ay sonra, kalan yağ emilemeyeceği için sonuçlar kalıcıdır.

YARA VE SİVİLCE İZLERİNE DE FAYDALI

Yazının Devamını Oku