Laparoskopik safra kesesi ameliyatı

Sevgili okurlar... İnsanın yapacağı her şey vücut sağlığına bağlı ve “Her işin/şeyin başı sağlık” sözü, biz hekimler için de geçerli.

19 Ekim Salı günü, ‘laparoskopik(kapalı) safra kesesi ameliyatı’ oldum. Bu yöntem halk arasında ‘kansız ameliyat’ diye de biliniyor ve birçok kişi tarafından hem ameliyat öncesi hem de ameliyat sonrası çok merak ediliyor.
Ameliyattan bir gün sonra işe başladım. “Bu haftaki yazımı yazamam” diye düşünürken, bu süreçte yaşadığım tüm psikolojiyi ve tecrübelerimi siz okurlarımızla paylaşmaya karar verdim.
Ve bu defa soruları meslektaşlarıma değil, kendime sordum.
İşte aşama aşama ameliyat öncesi sonrasında yaşadıklarım:

Laparoskopik safra kesesi ameliyatı
Ameliyatı gerçekleştiren
Prof. Dr. İskender Alaçayır

KISACA LAPAROSKOPİ NEDİR?

Tıbbın son 20 yıldaki en önemli gelişmelerinden biri. Daha öncesinde birçok ameliyat geleneksel yani laparotomi yöntemiyle(karın açılarak) yapılmaktaydı. Önce video-kamera, sonra da laparoskopi(karnın içine mikroskopla bakmak) bulundu ve karın ameliyatları(apandisit, mide, bağırsak, karaciğer, safra kesesi, tüm kadın doğum ve üroloji ameliyatları) çoğunlukla bu yöntemle yapılmaya başlandı.

AMELİYAT ÖNCESİ KORKU VE KAYGIM OLDU MU?

Ameliyat öncesindeki korku ve kaygı, tabii ki bende de oldu. Çünkü bir hekimin ameliyat masasına yatması ve ameliyat olması çok zordur. Ve bunun da nedeni, yaşadığımız veya meslektaşlardan duyduğumuz kötü deneyimlerdir. Kafamda dolaşan soruları ve bazı endişeleri bir kenara bırakıp, tüm merak ettiklerimi doktorlarım Prof. Dr. İskender Alaçayır ile ve Doç. Dr. Salih Erpulat Öziş’e sordum. Onların cesur ve sakin yaklaşımları korkumu da kaygımı da çok azalttı. Tam da bu noktada siz sevgili okurlarıma şu mesajı verebilirim:
* Kafanızdaki soruları sadece güvendiğiniz doktorlara sorun. Kendi kendinize doktorluk yapıp internetten veya sağdan soldan ameliyat olan hastalarla çok fazla konuşup korkunuzu/kaygınızı boş yere arttırmayın.

ANESTEZİDEN KORKTUM MU?

Hiç kuşkusuz bir ameliyatın en önemli kısımlarından biri de genel anestezidir. Biz hekimlerin hastalarımızda en çok gördüğümüz problemlerden biri ise genel anestezi korkusudur. Ameliyat olacağını öğrenen hastalarının yanıtını ilk merak ettiği soru da ‘Anestezi genel mi yoksa lokal mi?’ olur. Günümüzde birçok ameliyat(özellikle kadın doğum ve ürolojik ameliyatlar) bir çeşit lokal anestezi olan spinal veya epidural anesteziyle yapılmaktadır. Tabii ben de bir kadın doğumcu olarak, anestezi doktorum olan yakın arkadaşlarım Prof. Dr. İbrahim Aşık ve Uzman Dr. Merve Bayraktaroğlu’na bu ameliyatı spinal anestezi ile olmak istediğimi belirttim ama aldığım cevap bunun mümkün olmadığı ve genel anestezi olmam gerektiği yönündeydi. Hayatımda ilk defa genel anestezi alacağım için korktum ve kaygılandım ama onların bana söylediği gibi çok basit bir şey olduğunu ameliyat sonrasında anladım. Hatta ameliyat öncesi verilen -halk arasında cesaret ilacı denen- ilaç o kadar etkili ki ameliyata güle oynaya/şakalaşarak girdim. Üzerimden bir yükü atmış ve adeta uzun ve keyifli bir uyku çekmiş duygusuyla uyandım. Karşımda ilk gördüğüm o neşeli anestezi ve ameliyat ekibi birkaç gün gözümün önünden gitmedi.

AMELİYAT SONRASI NASIL GEÇİYOR?

Siz bu satırları okurken ameliyatın üzerinden dört gün geçmiş oluyor. Ameliyat sonrası her hastanın korktuğu ve yaşadığı kesilen yerin ağrısıdır. Tabii bu laparoskopik ameliyatlarda çok az oluyor. PCA(hasta kontrollu) denen ağrı kesicilerle ilk gün çok rahat geçiliyor. Bende de aynısı oldu. PCA sayesinde hiç ağrım olmadı. Yine laparoskopinin diğer bir yararı iş hayatımıza hemen dönebilmemiz ve hayat kalitemizin hemen hiç etkilenmemesi. Ameliyattan bir gün sonra işe başladım.

TÜM BU SÜREÇLER İNSANA NELER HİSSETTİRİYOR?

Hayatımızda birçok kaygı zaten var. Bunlara hastalık(lar) da eklenebilir. Hatta bazı hastalıklar sebebiyle hayatımızın bir döneminde ameliyat olmamız da gerekebilir. Yapmanız gereken şey doktorunuza ve anestezistinize tam güvenmek. Zaten onlar bizim için fazlaca kafa yoruyor, okuyor ve sürekli bu işi yapıyorlar. Hastaların özellikle de internette okuduklarıyla kendilerine doktorluk yapmalarının faydası yok. Aksine, hasta olarak yapılan tüm ekstra işler olayı daha komplike hale getirip korku ve kaygıyı daha da arttırır.

VE TEŞEKKÜRLER

Başta da hatırlattığım gibi: “Her işin/şeyin başı sağlık.” Sevenlerimiz ve sevdiklerimiz de sağlık kadar kıymetli. Bunu da yaşayarak öğrendim. Bu yüzden ameliyat öncesi ve sonrasında yanımda hissettiğim başta ailem olmak üzere doktorlarıma, meslektaşlarıma, dostlarıma ve elbette Hürriyet Gazetesi’ndeki can arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Ayrıca TOBB ETÜ Hastanesi’nden Medikal Direktör Prof. Dr. Necati Çanakcı ile tüm çalışanlarına ve Bayındır Hastanesi’nden Gastroenterolog Doç. Dr. Gürol Öksüzoğlu’na da ayrıca teşekkürler...
Herkese sağlıklı günler.

X