Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Kadınlarda kalp-damar hastalıkları her geçen gün artıyor

Koroner kalp hastalıkları (KAH), kalp krizleri ve kalpten ölme, öteden beri bir erkek hastalığı olarak bilinirdi. Gerçekte; 50 yaşından sonra koroner arter hastalığından ölme oranı kadınlarda erkeklere göre daha yüksek.

Kadınlarda tüm ölüm nedenleri içinde kalp-damar hastalıkları ilk sıradadır. Her 3 kadından biri kalp-damar hastalıklarından ölmektedir. İşin kötü yanı; kadınlarda kalp-damar hastalıkları her geçen gün artmaktadır. Konuyla ilgili Prof. Dr. Yavuz Yörükoğlu şu bilgileri paylaştı:

KADIN VE ERKEKTE BELİRTİLERİ FARKLI

“Yıllar boyu KAH üzerine yapılan bilimsel araştırmalar, bu hastalığın erkeklerde daha yaygın olduğu varsayımından hareketle, hep erkekler üzerinde yapıldı. Şimdi anlıyoruz ki durum öyle değil ve erkekler üzerinden elde ettiğimiz bilgiler çoğunlukla kadınlar için geçerli değil. Baştan beri tıbbı yanıltan en önemli faktör; kadınlarda KAH belirtilerinin erkeklerden farklı olmasıdır.
KAH’ın klasik belirtisi yol yürümek, merdiven çıkmak gibi yorucu bir faaliyet sırasında gelen göğüs ağrısı, yani ‘Angina Pektoris’tir.
Kadınlarda KAH belirtileri, çabuk yorulma ve halsizlik, çarpıntı, nefes darlığı, boyun, sırt ve karın ağrısı olabiliyor.
İşte bu nedenle kadınlarda KAH teşhisi çok zaman atlanabiliyor. Teşhis gecikince de kadınlarda kalp hastalıklarından ölüm oranı da erkeklere göre daha yüksek oluyor.

60’LI YAŞLARDA FARK KAPANIYOR

Erkeklerde KAH 30’lu, 40’lı yaşlarda dahi görülebiliyorken, kadınlar menopoza kadar hormonlarının koruması altındadırlar. Menopoz sonrası dönemde bu ayrıcalık sona eriyor ve KAH kadınlarda erkeklere göre daha hızlı ilerleyerek 60’lı yaşlarda erkeklerle aradaki farkı kapatıyor. KAH tablosunun kadınlarda farklı olmasının sebebi ise erkekler ve kadınlar arasındaki anatomik ve fizyolojik farklılıklardan kaynaklanıyor. Erkeklerde damarın belirli bir bölgesinde sıkı daralmalar görülürken kadınlarda bu daralmalar daha yaygın oluyor. Bunun yanı sıra damarlarda daralmaya neden olan ‘plaklar’ kadınlarda daha yumuşak ve parçalanmaya daha müsait.
Öte yandan büyük oranda kadınları etkileyen bir durum da ‘Coronary Microvascular Dysfunction’dur. Burada kalbi besleyen koroner damarlarda belirgin bir daralma veya tıkanma olmamasına karşın kalbin kılcal damarlarında bir işlev bozukluğu vardır. Bu da kalbin beslenmesini bozar, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı ve zamanla ölümcül ritim bozuklukları veya kalp yetmezliğine neden olabilir.

KİMLER RİSK ALTINDA?

Genel kural olarak 40 yaşın üzerinde her erkek ve menopoz sonrası dönemdeki her kadın potansiyel koroner arter hastasıdır. Kalp hastalığı olasılığını artıran risk faktörleri ise; ailesinde KAH hikâyesi olan kişiler, hipertansiyon
obezite, insülin direnci, şeker hastalığı, enflamasyon, kolesterol tablosunda bozukluk ve sigara kullanımıdır.
40 yaşını geçen her erkeğin ve 50 yaşını geçen her kadının risk faktörleri bakımından bir check-up’tan geçmesinde büyük fayda var.
Unutmayın; tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kalp-damar hastalıkları 1 numaralı ölüm sebebi. Tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 40’ı KAH hastalıkları nedeniyle olmaktadır. Kadınlar bu beladan fazlasıyla nasiplerini almaktadır. KAH kadınların korkulu rüyası meme kanserinden 3-4 kat daha fazla can almaktadır.”

ÖĞRENMEDEN GEÇMEYİN

STRES NEDİR?

Stres insanın savunma mekanizmasıdır. İnsan başa çıkamayacağını düşündüğü bir tehditle yüz yüze gelince beyni bazı sinyaller gönderir. Vücudunuz alarm durumuna geçer. Kişinin nefes alış verişi hızlanır, vücut ısısı yükselir, kalbi daha hızlı çarpmaya başlar. Bu aslında vücudumuzun bizi tehlikeye hazır etme biçimidir. Evrimsel olarak, bu değişen vücut durumları, tehlike ile başa çıkmaya çalışmamızı kolaylaştırmak için değişir. Stres, hayatımızın pek çok döneminde başa çıkmak zorunda kaldığımız yıpratıcı sorunlardan biridir. Bir hastalık değildir ama bir hastalık kadar zararlı olabilir ya da pek çok hastalığın gelişmesine zemin hazırlayabilir. Ancak, her zaman kötü ve zararlı değildir. Araştırmalara göre stresin az bir derecesi bizim motive olmamız için gereklidir. Karşımıza çıkan şeyi tehdit olarak görmezsek, onu aşmak için bir çaba da göstermeyiz. Dolayısıyla stresin belirli bir miktarı aslında yararlıdır ve başarıya ulaşmamızı kolaylaştırır. Fakat fazlası düşüncelerimize ve davranışlarımıza zarar verir. Uzun vadede vücuda da zarar verir. Kronik stres kardiyovasküler hastalıklara sebep olur. Tamamen stressiz bir insan da herhangi bir şeyi başarmak için gerekli motivasyona sahip olamayacaktır. Bu durum da kişinin yerinde saymasına sebep olur. Bu yüzden stresimize orta yolu bulmayı öğretmeliyiz

X