Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Hipertansiyon tedavisinde yeni ufuklar

Hipertansiyon, tüm dünyada yaygın olarak görülen kronik rahatsızlıkların başında gelir.

Ülkemizde neredeyse 15 milyon kişi, yani her 3 kişiden biri yüksek tansiyon belirtileri taşır. Bu hastaların yaklaşık yüzde 5-6’sı etkili bir tedavi ile sağlığına kavuşabilir. Hipertansiyon birçok nedene bağlı olarak ortaya çıkan kan basıncı yüksekliğidir. Hipertansiyonun ortaya çıkış nedenleri arasında genetik yatkınlık ve aşırı tuz tüketimi ilk sıralarda yer alır. Ancak hastaların yüzde 95’inde yüksek tansiyon nedeni belli değildir. Mutlaka kontrol altına alınması gereken hipertansiyon, ani tansiyon yükselmelerinde beyin kanaması ve felce neden olabilmektedir. Yüksek tansiyon nedeniyle organları besleyen damarlarda tıkanma, genişleme veya yırtılma meydana gelebilir. Hipertansiyon organlara giden kan akışını bozarak organ yetmezliklerine neden olabilir. Yüksek kan basıncı adıyla da bilinen hipertansiyon, uzun süre belirti vermeden böbrek, beyin, kalp ve damar sistemine verebileceği hasar nedeniyle ‘sessiz düşman’ olarak da anılmaktadır. Kan dolaşımı için gereken basıncın normalden fazla olması anlamına gelen ‘yüksek tansiyon’, mutlaka uzman kontrolünde takip edilmelidir. En belirgin hipertansiyon belirtileri arasında aşırı yüksek kan basıncına bağlı olarak baş ağrısı, baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, görmede bozukluk oluşabilir. Ayrıca hipertansiyon belirtileri arasında; halsizlik, yorgunluk, burun kanaması, kulaklarda çınlama, yürüme ve merdiven çıkmada zorlanma, bazen çok sık idrara çıkma, gece uykudan uyanıp idrar yapma ve bacaklarda şişlik olabilir.

ÇOKLU ÇALIŞMA YAPABİLİYOR

Avustralya’daki New South Wales Üniversitesi ile ortaklaşa yürütülen çalışmalarda kardiyovasküler sistem ile boğazdaki kasları eş zamanlı olarak kontrol eden bir grup beyin hücresi bulundu. Bu hücre grubunun oluşturduğu bağlantı da bütün hayatı etkileyen hipertansiyon ve böbrek yetmezliği gibi hastalıklarda çalışmaz halde duruyor. Uzun süredir yapılan çalışmalar bu etkileşimin sinir sisteminin tam olarak neresinde gerçekleştiğini gösterdi. Aynı hücre grubunun yutma hareketi için de rol alıyor olması; bir hücre grubunun aynı anda birden fazla hayati fonksiyonu kontrol etmek için çoklu çalışma yapabildiğini gösteriyor. Bu da beynin, vücudun o anki ihtiyaçlarına göre adapte olabildiğini gösteriyor. Araştırmacılar bu bulguları ilaçlara direnç gösteren ve dünya çapında kardiyovasküler ölümlere neden olan hipertansiyon hastalarının tedavisinde yeni bir yöntem geliştirilmesine imkân sağlayacağı görüşünde.

ÖĞRENMEDEN GEÇMEYİN

CİLT ÇATLAKLARI

Kadınların çoğunun yaşadığı ve çözüm aradığı bir durum olan cilt çatlaklarındaki en önemli faktör hormonlardır. Normal cilt yüzde 80 kolajen ve yüzde 4 elastinden oluşan lif gözenekli bir ağ yapısına sahip. Cilt yapısında bulunan elastin cilde esnekliğini veren ve gerilmesini mümkün kılan bir protein. Elastin lifleri hasar gördüğünde ise cilt çatlakları ortaya çıkıyor. Bu lifleri en çok etkileyen de bilinenin aksine cilt gerilmesi değil hormonlar. Kadınlarda özellikle regl dönemleri, hamilelik gibi dönemlerde hormonların sık değişiklik göstermesi de erkeklere oranlara daha çok görülmesinin en büyük sebebi. Ergenlik çağında, hamilelik döneminde, hızlı kilo alıp verme gibi durumlarda değişen hormonlar sebebiyle de ciltte çatlaklar görülebilir. Bazı insanlarda çok bazılarında ise az görülme sebebi bu hormonal değişikliğin kişiden kişiye değişmesine ve genetiğe bağlı. Genetik yapı farklılıkları yüzünden çatlakların oranları ve ortaya çıkma olasılıkları kişiden kişiye göre değişir. Derisi esnek olan insanlarda deri çatlakları çok daha az görülür. Bu nedenler dışında, kortizon tedavisi gören kişilerde, hızlı hormonal değişimlerde, hamilelik zamanlarında, kolajen lif eksikliği görülen kişilerde, belirli ilaçlar kullananlar kişilerde, vücut geliştirme yapan kişilerde görülebilir. Çatlakları önlemek için alınabilecek en güzel önlem bol su tüketmek. Cilt elastikiyetini artırdığı için çatlakların önüne büyük oranda geçebiliyor. Aynı zamanda E vitamini içeren gıdaların tüketimi, omega 3 almaya dikkat etmek cilt çatlaklarının oluşumunu büyük oranda önleyebiliyor. Cildi devamlı nemlendirmek de içeriden bakım kadar önemli.

X