GeriŞenol Kalyoncu Bebeklerde kalça taramasının önemi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bebeklerde kalça taramasının önemi

Gelişimsel kalça displazisi (GKD) yada eski adıyla doğumsal kalça çıkığı, ülkemizde yaklaşık her 100 doğumda 1 oranında görülen, erken tanı ve uygun tedaviyle büyük oranda sakatlık bırakmadan iyileşebilen bir kalça sorunudur.

Bebeklerde kalça taramasının önemi
Doğumsal kalça çıkığının erken tanısında yenidoğan bebeklerde kalça taraması çok önemlidir. TOBB ETÜ Hastanesi doktorlarından Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Ömeroğlu şu bilgileri verdi:
“Tanı ne kadar erken yaşta konulursa tedavinin başarı oranı o kadar yükselmekte, seçilecek tedavi yöntemi bebek ve aile için daha az zor olmakta ve tedavi sonrası kalça ekleminde ortaya çıkabilecek kısa ve uzun vadeli problemlerin görülme riski o kadar düşmektedir. Hastanede yatmadan, ameliyatsız ve alçısız olarak, evde kullanılan, kalçaları özel bir pozisyonda tutan basit bir cihaz uygulamasıyla kalçaların çok önemli bir bölümü yaşamın ilk 4-6 ayında başarı ile tedavi edilebilmektedir. Tüm bunlar göz önüne alındığında yaşamın özellikle ilk 4-6 haftası erken tanı ve tedavi için ‘altın dönem’ olarak kabul edilmekte ve erken dönemde kalça taramasının önemi özellikle bu zaman diliminde ortaya çıkmaktadır.
Yaşamın ilk 6 ayında GKD için en doğru ve en güvenilir tanı yöntemi, kalça ultrasonografisidir. Kalça ultrasonografisi bebeğe hiç bir zarar vermeden, kısa sürede tamamlanan kesin bir tanı yöntemidir.
ŞEKİL BOZUKLUĞU, EĞRİLİK

BBebeklerde kalça taramasının önemiazı bebeklerde GKD görülme olasılığı daha yüksektir. Bunlar;

*Bebeğin annesinde, babasında, kardeşinde, bebeğin annesinin ya da babasının ailesinde GKD olması.
*Bebeğin anne karnında özellikle gebeliğin son 3 ayında belli bir süre ters durması ya da doğumda ters gelmesi.
*Bebeğin ayaklarında şekil bozukluğu, eğrilik olması.
*Bebeğin boynunun doğum sonrası eğri durması.
*Oligohidroamniyoz (gebelikte bebeğin etrafını saran suyun azalması).
*Çoğul gebelik.
*İlk canlı doğum.
*Kız bebek.
*Doğum sonrası bebeğe kundak uygulanmasıdır.
Bebekte bu risk faktörlerinden herhangi birinin olması veya doğum sonrasındaki kontrollerde yapılan kalça muayenesinde herhangi bir anormal bulguya rastlanılması durumunda bebeklerin her iki kalçasına birden mutlaka ultrasonografi yapılması gerekmektedir. Buna ‘seçici kalça taraması’ adı verilmektedir. Bebekte belirtilen risk faktörleri ya da fizik muayenede sorun yoksa bile, düşük ihtimalle de olsa GKD görülebilir ve bu bebekler için de kalça ultrasonografisi yapılmasını öneren bilim insanları vardır.

6 HAFTA DOLMADAN YAPILMALI

Tüm yenidoğan bebeklerin kalçalarının tarandığı tarama programına ‘evrensel kalça taraması’ adı verilmektedir. 3 haftadan önce yapılan tarama amaçlı kalça ultrasonografisi zamanlama olarak erken kabul edilmekte ancak kalça ultrasonografisinin 6 hafta dolmadan yapılmasında fayda olduğu da belirtilmektedir. Ülkemizde, Sağlık Bakanlığı, Türk Ortopedi ve Travmatoloji Birliği Derneği ile Çocuk Ortopedisi Derneği tarafından, tarama amaçlı kalça ultrasonografisi için en uygun yaşın 1 ay civarında olduğu kabul edilmiştir. Kalça ultrasonografisinde normal olmayan bir kalça ile karşılaşılması halinde bebeğin zaman geçirmeden bir ortopedi ve travmatoloji uzmanı tarafından görülmesi gereklidir. Yenidoğan döneminde ultrasonografide saptanan sorunların bir kısmı tedavisiz kendiliğinden düzelebilirken, bir kısmı hemen tedavi gerektirmektedir.
KUNDAK ÖNERİLMEMEKTEDİR

Bebek Kalçalarının Düzgün Gelişimi İçin Basit Uyarılar;
*Bebeklerde kalçalar için doğal duruş, yatarken yer çekiminin etkisiyle ve bacakların ağırlığı ile oluşan kalça ve dizlerin bükük olduğu pozisyondur. Kalçaların bu pozisyonu yenidoğan bebeklerin kalçalarının can dostudur. Gövdenin alt kısmına bol ve rahat giysiler giydirmek, bebeği kucakta taşırken bir eli bacakların arasından geçirmek, bebeği kucakta bacaklarının arası açıkken gövdeye yaslayarak tutmak bebek kalça gelişimi için doğru yaklaşımlardır.
*Yenidoğan bebeklerde kalça ve dizlerin düz olarak uzatılmaya zorlanması doğal bir yaklaşım değildir ve bebeklerin kalçalarına zarar verebilir. Bu nedenle bebeklerin kalça ve dizlerini düz pozisyonda tutmaya yönelik yapılan kundak ve benzeri uygulamalar GKD oluşum sürecine katkı verebileceği için ortopedistlerce önerilmemektedir.


ÖĞRENMEDEN GEÇMEYİN SABAH YORGUNLUĞU

Sabahları zor uyanıyor, uyandığınızda kendinizi çok yorgun hissediyorsanız ve bu durum süreklilik halini aldıysa bu durum başka hastalıkların habercisi olabilir. Sabah yorgunluğu kendi başına bir hastalık değil. Ancak devamlı olması vücutta bazı problemlerin olduğunun göstergesi. Eğer uykuya dalmakla ilgili bir probleminiz yoksa ve yeteri kadar uyuyorsanız özellikle bağışıklık sisteminden kaynaklanan problemlere yönelmekte fayda var. Bunun en büyük sebebi de yanlış beslenme ve özellikle kış aylarında daha hareketsiz kalmak. Katı ve yağlı yiyeceklerden oluşan öğünler ve çok hareket etmemek bağışıklılık problemlerini ortaya çıkartabilir. Demir eksikliği ve karbonhidrat ağırlıklı beslenmek, öğünleri atlamak vücudun bütün sisteminin bozulmasına ve size gün içinde yetecek enerjiyi verememesine yol açabilir. Glisemik indeksi yüksek besinleri devamlı tüketmek de kan basıncınızın gün içinde çok dalgalanmasına yol açacaktır. Bu da vücudu huzursuz edecek ve dengesini korumak için daha fazla enerjiye gerek duyacağı anlamına gelir. Yeterince su tüketmemek de bu problemlerin en büyük kaynağı. Tiroid yetmezliği, kalp hastalıkları ve burundaki deviasyon sonucu nefes alamamaya bağlı yorgunluklar da çok sık olmasa da görülebilir. Ancak herhangi bir probleminiz veya hastalığınız yoksa ve yine de devamlı yorgun uyanıyorsanız öncelikle beslenme düzeninizi değiştirmekte ve duygusal geçişlerini kontrol etmekte fayda var.

X

Kanserden korunmak için dikkat etmemiz gerekenler

Dünya Sağlık Örgütü, 7-14 nisan tarihlerini, Dünya Sağlık Günü olarak tanımlanmıştır.

Bu özel gün, ülkemizde ve tüm dünyada her yıl kutlanmaktadır. Maalesef kanser halen tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en önemli sağlık problemlerinin başında gelmektedir. Fakat alacağımız tedbirler ile bu riski azaltmak ve sağlığımızı korumak mümkündür. Tıbbi Onkoloji Uzmanı, Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği başkanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, kanser riskini azaltmak için neler yapılabileceği hakkında şu bilgileri verdi:



AKDENİZ TİPİ BESLENME ÖNEMLİ

Akdeniz tipi beslenme kansere karşı koruyuculuğu en yüksek olan beslenme biçimidir. Bu beslenme türünün en temel özelliği besin çeşitliliğine sahip olmasıdır. Yüksek miktarda zeytinyağı, zeytin, meyve ve sebzeler, tam tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlar; orta düzeyde yumurta, balık, kümes hayvanları ve süt ürünleri ile düşük düzeyde kırmızı et ve et ürünlerinin tüketimi bu diyetin temel özelliğidir. Özellikle zeytinyağı tüketiminin önemini gösteren bir araştırmada 19 çalışmanın analizi yapılmış ve zeytinyağı tüketimi fazla olan gruptaki kanser riskinin yüzde 60 daha az olduğu bulundu. Akdeniz diyetinde meyve ve sebzelerle bol miktarda alınan antioksidan ve flavonoidler hücreleri kansere karşı korur. Yine Akdeniz diyeti içinde yer alan balık, ceviz ve keten tohumu Omega-3 içeriği sayesinde kansere karşı koruyucu etki gösterir. Her gün en az 2 porsiyon süt-yoğurt tüketimi ile kalsiyum ve probiyotik alımının arttırılması başta kolon kanseri olmak üzere birçok kanser türünde korucu etki yapmaktadır.

Yazının Devamını Oku

Genetikle gelen nadir hastalıklar

Toplumda her iki bin hastanın birinde görülen hastalıklara “nadir hastalıklar” denilmektedir. Az görüldüğü için üzerinde çalışma yapılmamış ya da kısıtlı bilgi olan, hatta doktorların aklına en son gelen hastalıklardır bunlar.

Yıllarca doktor doktor gezilse de bu hastalara tanı konması zordur. Ve tabii az görüldüğü için firmaların ilgilenmediği, ilacı ve tedavisi olmayan hastalıklardır. İşte bu nedenle bu hastalıklar “yetim hastalıklar”, bu hastalıkların ilaçları da “yetim ilaçlar” olarak da bilinmektedir.
“Nadir hastalıklar” konusunda tüm merak edilenleri Nadir Hastalıklar Derneği Başkanı Doç. Dr. Gülay Ceylaner’le konuştum. Genetik Uzmanı Doç. Dr. Gülay Ceylaner, şu önemli bilgileri verdi:



AKRABA EVLİLİĞİ İHTİMALİ ARTTIRIYOR

Yazının Devamını Oku

Diş tedavisinde dijital gelişmeler

Son yıllarda gelişen teknolojiyle birlikte akıllı yazılımlar diş alanına da girdi. Teknoloji, günlük hayatta olduğu gibi diş tedavisinde de kolaylık sağlıyor.



Teknolojinin gelişmesi ile birlikte ortodontik tedavi yöntemlerinde dijital diş hekimliğiyle hasta, ameliyat ile tedavinin sonucunu bilgisayardaki programlar sayesinde öncesinde görebiliyor. Dijital teknolojinin, bireylerin kendi tedavi tasarımlarına katılabilmesine olanak sağladığını belirten Dent Oran Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği’nden Çene Cerrahı Dr. Kıvanç Karadayı, klasik yöntemlerle yapılan tedavinin artık ağız içi tarayıcı yöntemleriyle gerçekleştirildiğini aktardı. Dr. Kıvanç Karadayı, dijital diş hekimliği ile ilgili şu bilgileri paylaştı:



HASSASİYETLE ANALİZ EDİYOR

Yazının Devamını Oku

Mide kanseri tanı ve tedavisinde gelişmeler

Mide kanseri, ülkemizde hem erkek hem kadınlarda en sık görülen kanserlerden birisidir.



Çocukluktan başlayan bilinçsiz beslenme alışkanlığı, sigara, alkol tüketiminin de tetiklediği mide kanserinin erken evredeki belirtileri, ülser, gastrit gibi çok sık görülen mide rahatsızlıklarına benzer şikâyetlere benzerlik gösterdiği için tanısında gecikmeler yaşanabilmektedir. Bu nedenle mide şikâyetleri olan her hasta önemsenmeli.
Hem tanı hem de tedavi ile ilgili önemli gelişmelerin yaşandığı günümüzde mide kanseri ile ilgili bilgileri, Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği Başkanı, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun’a sorduk.



Yazının Devamını Oku

Botoks ve uygulanma alanları

Dünyada en çok tercih edilen uygulamalardan biri botoks. Estetik operasyonlarda yaygın bir şekilde kullanılan ve etkili sonuçlar verdiği belirtilen botoks, kaslara giden sinirsel iletimi belirli bir süre bloke eden, tedavi ya da estetik düzenlemeler için kullanılan bakteri kaynaklı bir toksin uygulaması olarak tanımlanıyor.

Estetik ve kozmetik amaçlarla, mimik kaslarının hareketleri ile ortaya çıkan yüzdeki kırışıklıkları azaltmak, oluşumunu engellemek ve aşırı terleyen bölgelerdeki terlemeyi azaltmak amacıyla ve kronik migren tedavisinde kullanılabilmektedir. Peki botoks maddesi nedir? Yılan zehiri midir? yoksa başka bir zehir midir? Nerelerde kullanılır? Tüm merak edilenleri Dr. Serkan Öztürk’e sorduk.



YILAN ZEHİRİ BİR HİKÂYEDİR

“Soğuk kanlı bir hayvan olmasına rağmen sanırım toplum olarak seviyoruz bu yılanı. ‘Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır’, ‘Su içene yılan dokunmazmış’, ‘botoks yılan zehiriymiş’. Bir yılan hikâyesidir gidiyor, botoksun yılan zehiri olduğu da bir hikâyedir aslında. Botilinum toksin namı değer botoks closturidium, botilinum adı verilen bir bakteri tarafından üretilen sinir sistemi üzerinde etkili bir zehirdir. 10 bin yıl öncesine kadar tüm insanlar besinlerini doğadan temin eden avcı toplayıcıydılar. Zamanla yerleşik düzene geçen insanoğlu bahçecilik hayvancılık ve tarımı geliştirdi. Eskiden temel yaşam kaynağı olan besini bulduğu an tüketirken artık ihtiyacından fazla besini ürettiği için besinleri saklamayı öğrendi ve insanoğlu, botilinum toksin botoks ile tanıştı. Orta çağ dönemimde genellikle sosis ve benzeri ürünlerin tüketimi sonrası bildirilmiş ölümler nedeni ile bu ürünlerin yenilmesi bir dönem yasaklanmıştır. 18. yüzyıl sonlarında Almanya’da sosis zehirlenmesinden ölüm oranları artmış ve öldürücü bu hastalığa latincede sosis anlamına gelen botulusdan esinlenerek botulizm denilmiştir. 1895’te Dr. Emile Pierre Van Ermengen, botulizm hastalarının dalaklarından bu toksini salan bakteriyi izole ederek closturidium botilinum bakterisini bulmuştur.

Yazının Devamını Oku

Bugün ‘Dünya Lenfödem Farkındalık Günü’

Her yıl mart ayının ilk haftası “Lenfödem Farkındalık Haftası” ve bugün yani 6 Mart ise “Dünya Lenfödem Farkındalık Günü” olarak kabul edilir.

“Lenfödem”, halk arasında “fil hastalığı” olarak bilinir. Hastalığın kısaca tanımı şudur:
“Lenf sıvısının dolaşımındaki yetersizlik yüzünden dokular arasında proteinden zengin sıvı birikimine bağlı olarak şişlik ve ilerleyen dönemlerde etkilenen dokularda kronik yangı, dokularda sertleşme ile cilt üzerinde değişikliklerin görüldüğü bir durumdur.”
Daha önceki yazılarımda da belirtmiştim. Maalesef COVID-19 salgını döneminde çoğu kanser hastaları tedavi hizmetlerine ve kontrollerine gitmekte zorluk çekti. Bu zor dönemde Ankara Şehir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon(FTR) Hastanesi’nde ise lenfödem hastalarının tanı ve tedavileri hiç aksamadan devam etti.
Bugün, 6 Mart Dünya Lenfödem Farkındalık Günü. Lenfödem hastalarının bu konuda eğitimli fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimlerine başvurmaları büyük önem taşıyor.
İşte ben de bu yüzden Ankara Şehir Hastaneleri FTR Uzmanı Prof. Dr. Pınar Borman’dan lenfödem(fil hastalığı) ile ilgili aldığım önemli bilgileri siz okurlarımızla paylaşmak istedim. Özetle şunları anlattı:


Yazının Devamını Oku

Kadınlarda genital estetik ameliyatı

Son yıllarda internetle birlikte tıbbi bilgiye ulaşmadaki kolaylık ve estetik cerrahi işlemlerin daha yaygın hale gelmesi ile birlikte, kadınların estetik ameliyatlara ilgisini arttırdı.



Özellikle pandemi sürecinde kadınların kendi bedenlerine yönelik dikkati artarken, vücutlarını daha yakından incelemeleriyle birlikte vücutlarındaki bir takım normal dışı yapıları fark etmelerine yol açtı. Vücutlarında rahatsız oldukları noktaları değiştirmek konusunda cesur olmaya başladı. Estetik ameliyatlarının jinekolojide en çok tercih edileni ise genital estetik ameliyatı olmaktadır. Bu estetik ameliyatlar, kadın genital organlarında estetik ve sağlık amaçlı yapılan cerrahi ve cerrahi olmayan uygulamaları içermektedir. Genital bölgedeki iç dudaklar (labiumlar) bunlardan en çok karşılaşılanıdır. Labiumların dışa doğru uzaması ve sarkması halinin düzeltme ameliyatı ise labioplasti adını alır. Labioplasti ameliyatı ile merak edilenleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aslıhan Yazıcıoğlu’na sorduk.



SAĞLIK İÇİN DE TERCİH EDİLİYOR

Yazının Devamını Oku

Böbrek kanserleri tedavisinde böbrek koruyucu cerrahiler

Sağlık biliminin gelişmesi ve teknolojinin hızlandırıcı etkisiyle tüm branş ve hastalıklarda olduğu gibi böbrek kanserleri cerrahi tedavisinde de yeni yaklaşımlar ortaya çıkmıştır.

Böbrek kanserleri tüm yetişkin kanserlerinin yüzde 2-3’ünü oluşturmaktadır. Genellikle 60 yaş ve üzeri ileri yaş hastalığı olarak karşımıza çıkmaktadır. Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülmektedir. Ultrason ve tomografi gibi görüntüleme yöntemlerinin sıklıkla kullanımı, hastalığın daha erken dönemde tanı almasını sağlar. Bu nedenle hastalarda genellikle belirgin bir şikâyete rastlanmaz. İdrarda kan, yan ağrısı ve böğür bölgesinde kitle hissi gibi klasik bulgular hastaların yüzde 10’unda saptanmaktadır. Böbrek kanserleri ve tedavisindeki önemli cerrahi yaklaşımlardan biri olan böbrek koruyucu cerrahileri, Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Cenk Acar’a sorduk.



NORMAL İŞLEVİNE DEVAM EDEBİLİYOR

Günümüzde, küçük boyuttaki böbrek kanserleri sadece böbrekteki kitlenin çıkarılmasıyla tedavi edilebilmektedir. Yapılan uzun dönem çalışmalarda böbreğin tamamen alınmasıyla aynı onkolojik sonuçlara sahip olduğunu göstermiştir. Bu tedavinin en önemli avantajı sadece kitle çıkarıldığında böbreğin diğer kısımlarının normal işlevine devam edebilmesidir. Böbrek fonksiyonlarının korunması böbrek kanserli hastaların cerrahi sonrası yaşam kalitelerini ve süresini uzatan faktörler arasında yer alır.

Yazının Devamını Oku

Saç dökülmesine karşı alternatif yöntemler

Saç dökülmesi, saç seyrelmesi bulunan birçok kişi, saç ekim yöntemiyle bu soruna çözüm bulmaya çalışıyor.



Saç ekimi için yeterli donör saçı bulunmayanlar veya saç ekiminden korkanlar ise alternatif yöntemler arıyor. Günümüzde bu alternatif yöntemler arasında mavi su olarak bilinen bakım serumu da kullanılmaya başlandı. Saç köklerini güçlendirdiği ve saçların çok daha gür, güçlü çıkmasını sağladığı gerekçesiyle ilgi gören serum hem erkekler hem de kadınlar tarafından kullanılabiliyor. Düzenli olarak kullanıldığında saç derisine vitamin ve bakım takviyesi yapıldığını ve bunun sonucunda da yeni saç oluşumunun gerçekleştiğini kaydeden Dr. Funda Demir ile son dönemlerde dikkat çeken, bakım serumuna ilişkin merak edilenleri konuştuk.



CANLI BİR GÖRÜNÜM KAZANDIRIR

Yazının Devamını Oku

Kanserde hedefe yönelik tedavi

Türkiye dahil birçok ülkede 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle bir dizi etkinlik gerçekleştiriliyor.



Her ne kadar pandemi nedeni ile bütün araştırmalar koronavirüse yönelmiş olsa da kanser, her koşulda en önemli ve en tehlikeli hastalıklardan birisi olmaya devam ediyor. Tedavi anlamında da en büyük gelişmelerin yaşandığı alanların başında geliyor. Kanserde Güncel Tedavilere Erişim ve Geliştirme Derneği Başkanı, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, kanser tedavilerindeki güncel gelişmeler ile ilgili olarak şu bilgileri verdi.



KEMOTERAPİDEN UZAKLAŞACAĞIZ

Yazının Devamını Oku

Koronavirüsün ruh sağlığımıza etkileri

Çin’in Wuhan kentinde 2019’un aralık ayında başlayıp birkaç ay içinde tüm dünyaya yayılan koronavirüs hastalığı yalnızca sağlığımızı değil, bütün yaşam biçimimizi etkiledi ve belki de kalıcı bir biçimde değiştirdi. Bu virüsün kısa vadeli etkilerini kısmen biliyoruz, uzun vadeli etkileri ile ilgili ise henüz bilmediğimiz çok şey var.



Pandeminin getirdiği karantina ortamı birbirimizden fiziksel ve sosyal olarak izole olmamızı gerektirdi. Salgından sonra birçok insanın COVID-19 geçirsin geçirmesin ruh sağlığı etkilendi. Peki COVID-19 insanların ruh sağlığına ne gibi olumsuz etkileri oldu, Prof. Dr. Halise Devrimci Özgüven’e sorduk.



ENERJİ KAYBI, ÖLÜM KORKUSU

Yazının Devamını Oku

Kolon kanseri ve tedavisinde gelişmeler

Kolon kanseri, hem erkek hem de kadınlarda en sık görülen kanserlerden birisi.



Her yıl dünya genelinde bir milyona yakın kişiye kolon kanseri teşhisi konmaktadır. Ülkemizde de oldukça sık görülmekte olan kolon (kalın bağırsak) kanserinde uygulanan tarama programları sayesinde, sıklığında bir miktar azalma olabileceği öngörülüyor. Oldukça sinsi bir şekilde ilerleyen kalın bağırsak kanserinin teşhisi oldukça zordur. Peki, kolon kanserine neler sebep olur, tedavileri nasıl yapılır? Son dönemde bu kanserin önlenmesi ve tedavisindeki gelişmeler ile ilgili olarak Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun şu bilgileri verdi:



KİLO RİSKİ ARTTIRIYOR DÜZENLİ EGZERSİZ KORUYOR

Yazının Devamını Oku

Görme kusurunda düzeltme tedavileri

Koronavirüs pandemisi dolayısıyla birçok insan evden çalışma düzenine geçti.



Evden çalışma düzeninde, daha önce yüz yüze gerçekleştirilen görüşmeler de bilgisayardan çeşitli görüntülü uygulamalarla yapılmaya başlandı. Evde çalışanlar zamanın çoğunu bilgisayar önünde geçirmek zorunda kalırken, iş yükünün tamamen bilgisayara ve online çalışmaya aktarılması birçok göz kusuru ile gözlük kullanma oranlarını arttırmaya başladı. Gözlükten kurtulmak için alternatifler arasında excimer lazer ameliyatları yer alıyor. Tamamen bilgisayar kontrollü excimer lazer cihazlarının, kornea olarak adlandırılan gözün saydam tabakasının şeklini değiştirerek görme kusurlarının (Miyop, hipermetrop ve astigmat) giderilmesi işlemine kısaca lazer ile görme düzeltilmesi diyebiliriz. Görme bozuklukları ve tedavisiyle ilgili Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Kemal Özülken, şu bilgileri verdi:



YAŞAM KALİTESİNİ ARTTIRIYOR

Yazının Devamını Oku

Pandemi döneminde ortodonti uygulamaları

Ortodonti, en çok hasta başvurusu olan diş hekimliği branşlarından bir tanesidir. Bu nedenle çoğu kişi ‘Ortodonti nedir, neye bakar? Ortodonti bölümü doktoru (ortodondist) hangi hastalıklara bakar?’ sorularının cevabını merak eder.



Ortodonti; çene, diş ve yüz bozukluklarının teşhis, tedavi ve önlenmesi ile ilgilenen bilim dalıdır. Ortodontik tedavi, küçük çocuklarda çene gelişimine yardım ederek dişlerin doğru pozisyonlarda olmalarına yardımcı olur, yetişkinlerde ise var olan çapraşıklık ve kapanış düzensizliklerinin, ayrıca çene yüz bozukluklarının düzeltilmesini sağlar. Ortodontik tedaviler uzun sürer ve bir çok kez hekime ziyaret gerektirir. Pandemi döneminde Ortodonti hekimliğinde uygulamalar nasıl yürütülmekte ve nelere dikkat edilmeli, tüm merak edilenleri Diş Hekimi Ortodonti Uzmanı Dr. Saliha Olkun Alkan’a sorduk.



GELİŞMELER TAKİP EDİLİYOR

Koronavirüs Türkiye’de ve dünyada yayılmaya devam ederken, kendimizi ve hastalarımızı korumak çok önemli. Uyguladığımız önlemlerin başında öncelikle COVID-19 ile ilgili en güncel bilgilerden haberdar olmak geliyor. Ülkemizdeki ve dünyadaki tüm gelişmeleri takip ediyoruz. Hastalarımız kliniğe girer girmez galoş giydiriyoruz, sabunla el yıkama veya el dezenfeksiyon işlemi yaptırıyoruz.

Yazının Devamını Oku

Ağrı tedavisinde kuru iğneleme

Ağrı, insanoğlunun başa çıkamadığı ve doktora başvuruda en sık nedenler arasında birinci sıradadır.



Ağrı tedavisi çok geniş bir kavramdır ve vücudumuzun herhangi bir yeri ağrıdığında kimimiz ilaca başvurur, kimimiz direk doktora gider. Günümüzde artık birçok hastanede ağrı merkezleri kurulmakta ve çeşitli alternatif tedaviler sunulmaktadır. Bunlardan biri olan kuru iğne tedavisi, fibromiyalji ve kas kasılmalarına bağlı ağrıların tedavisinde son dönemde çok sık kullanılmaya başlandı. İntramuskuler stimülasyon (İMS) olarak da bilinen kuru iğne tedavisi ilk olarak Kanada’da uygulanmaya başlayan, ameliyatsız ve ilaçsız bir ağrı tedavisi yöntemi olup kronik kas ile iskelet sistemi hastalıklarına bağlı ağrıların tedavisinde uygulanır. Konuyla ilgili Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Uz. Dr. Yasemin Soytürk, şu bilgileri verdi.



OLUŞAN KAS DÜĞÜMLERİNİ ÇÖZER

Yazının Devamını Oku

Vajinismus tedavisinde online tedavi dönemi

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs pandemisi; ekonomi, eğitim, sağlık gibi hayatımızın pek çok alanını etkisi altına alarak çeşitli değişiklikler yapmaya zorladı.



Yaşantımızdaki önemli değişikliklerden biri de hizmet alım şeklimiz oldu. Online eğitim, alışveriş, uzaktan çalışma olduğu gibi sağlık hizmetinde de online danışmanlık, online tedavi, tele-danışmanlık gibi hizmetler hızla yaygınlaştı. Bu durum çok sayıda hastanın kendi sağlıkları ile ilgili desteği pek çok branştaki hekimden evlerinde almalarını sağladı. Online hizmet verilen sağlık konularından birisi de toplumun yeni evli kesimini etkileyen ve gizli saklı doktora gidilen vajinismus tedavisi. Vajinismus tedavisi ve online terapiyle ilgili Cinsel Terapist Op. Dr. Gülsüm Soytürk, şu bilgileri verdi:



İSTEMSİZ KASILMALARLA KENDİNİ GÖSTERİR

Yazının Devamını Oku

Kanser hastalarında COVID-19 ve aşılama

Tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 pandemisi ülkemizde de etkisini devam ettiriyor.

Birçok ülkeye kıyasla kontrolün daha iyi sağlandığı ülkemizde, özellikle kanser hastaları halen büyük endişeler yaşamaya devam ediyorlar. Koronavirüs aşısının ülkemizde kullanıma gireceği şu günlerde Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, pandemi süreci ve kanser hastalarının aşılanması ile ilgili şu bilgileri paylaştı:



AŞI ZAMANLAMASI ÇOK ÖNEMLİ

Yakında ülkemizde kullanıma girecek olan Çin aşısı, tıpkı grip aşısı gibi inaktif aşı grubundadır. Bu inaktif aşının kanser hastalarında enfeksiyon oluşturma gibi bir tehlikesi bulunmamaktadır. Dolayısıyla uzun süre önce kemoterapi, radyoterapi ya da immunoterapi gibi bağışıklık sistemi üzerine etkisi olan tedavileri tamamlanmış olan hastalarda, Sağlık Bakanlığı’nın programı dahilinde aşılamaların yapılması gerekmektedir. Fakat kemoterapi alan hastalarda immün sistemin baskılanmış olması nedeniyle tıpkı grip aşısında olduğu gibi yeterli antikor yanıtı elde edememe durumu olmaktadır. Bu tür inaktif aşılar kemoterapi başlanmasından 2 hafta ya da daha önce yapılabilmektedir. Kemoterapisi tamamlanmış hastalarda ise ideal antikor yanıtı için genel olarak daha uzun süre beklenilebilmekle birlikte, tıpkı grip aşısının mevsimsel zamanlamasında olduğu gibi, COVID-19 aşısının da aciliyeti göz önüne alınarak ve uygulanan kemoterapinin bağışıklık baskılama özellikleri değerlendirilerek aşılama, kemoterapiden 2-3 hafta sonra uygulanabilir. İmmunoterapi alan hastalarda ise endişe daha çok immünite ile ilişkili yan etki fazlalığıdır.

Yazının Devamını Oku

Elle gelen şifa manuel terapi

Her gün yeni tedavilerin ve ilaçların kullanıma girdiği tıp alanında, son yıllarda popüler olan manuel tedavi (elle tedavi), yaygınlaşmaya başladı.



Aslında çok eski zamanlara ait hatta ilkel tıp uygulama alanlarından olan manuel tedavi yıllar içerisinde çok gelişmiş ve günümüz tedavilerinde neredeyse ilk seçenek olmuştur. Çünkü hastalar daima tedavide hızlı ve ilaçsız yöntemleri tercih eder duruma gelmiştir. Tedavinin cazip yanı, hemen hemen yan etkisi olmaması ve hızlı sonuç alınmasıdır. Konuyla ilgili Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı, Manuel ve Nöral Terapist Uzm.Dr. Yasemin Soytürk Özseren’den bilgi aldık.



İTME, GERME, BASTIRMA MANEVRASI

Yazının Devamını Oku

Gebelik ve koronavirüs

Tüm dünyayı etkileyen koronavirüs pandemisi ve hastalığın seyri ile ilgili her gün yeni bir bilgi akışı mevcut.



Bugün geldiğimiz noktada tedavide birçok yeni alternatifler mevcut ve son günlerde artık aşı çeşidi bile konuşulmaya başlandı. Ancak tüm bu tedaviler ve aşılar gebelere uygulanacak mı? Bu hastalığın gebelikteki seyri ve gebelerin nasıl tedavi edileceği ve aşı uygulanıp uygulanmayacağı konusundaki bilinmeyenleri, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aslıhan Yazıcıoğlu’na sorduk.



ENFEKSİYONA AÇIK OLDUKLARI BULGUSU YOK

Yazının Devamını Oku

‘Akciğer Kanseri’nde akıllı ilaçlar

Her yıl kasım ayında, akciğer kanseri konusunda toplumda farkındalığı arttırmak amacıyla dünya çapında çeşitli çalışmalar yürütülüyor.



Ülkemizde de başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere hem hastalığın önlenmesine hem de erken teşhis ve tedavilerine yönelik bir dizi faaliyet yürütülüyor. Her iki cinsiyette de en sık görülen kanserlerden birisi olan akciğer kanseri, hastaların yüzde 80’inde sigara ile ilişkilidir. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Uğur Coşkun, akciğer kanserindeki son gelişmeler ile şu bilgileri paylaştı:



ELEKTRONİK SİGARA DA RİSKLİ

Yazının Devamını Oku