GeriSelim ÖZTÜRK Ekranı katlanabilen telefonlar hayatımızı değiştirecek mi?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ekranı katlanabilen telefonlar hayatımızı değiştirecek mi?

Huawei, Samsung, Motorola, TCL gibi bir dizi teknoloji üreticisi, ekranı katlanabilen telefonlarıyla dikkatleri üzerlerine çekmeyi başarıyor. Size 4 marka saymış olsam da aslında son tüketiciye gerçek manada ulaşabilen tek bir ekranı katlanabilen telefon yok!

Samsung, Galaxy Fold isimli telefonuyla ilk etapta dikkatimi çekmeyi başardı. Ekranı katlanabiliyor, geniş hali ise tabletten farklı değil. Yani yıllardır kurduğumuz esnek ekranlı telefon hayali gerçek olmuş gibi görünüyordu ilk etapta. Ancak işin aslı pek de öyle değil.

Samsung'la birlikte Huawei'nin Mate X ile ekranı katlanabilen telefon kervanına katılması çok sürmedi. Sonra peşi sıra TCL ve Motorola gibi markalar görüntü. Xiaomi'yi de unutmamak lazım; onların geliştirdiği telefon her ne kadar hiç satışa sunulmadıysa da, benzer bir tasarımı ortaya koymayı başardılar.
Ekranı katlanabilen telefonlar hayatımızı değiştirecek mi
Bu telefonlar, müthiş bir tasarım sunuyor gibi görünse de pratikte göründüğü kadar sağlam bir tasarıma sahip değiller. Şirketlerin bu cihazlar için sunduğu garanti de tartışmalı ve hayli sınırlı. Ekranın katlandığı noktanın zaman içinde (oldukça kısa bir zaman) bozulmaya başlaması, ekranda izler belirmesi, ekranı katlanan telefonlar için henüz oldukça yolun başında olduğumuzu ortaya koyuyor.

Son olarak Galaxy Flip Z ile tanıştık. Bu telefon ise Galaxy Fold'dan dersini alan Samsung'un yeni ekranı katlanabilen telefonu aslında. Ancak Galaxy Fold'dan farklı olarak sağ/sol değil tepeden aşağı kapanıyor; tıpkı kapaklı telefonlar gibi ve bu haliyle gömlek cebine girince kayboluyor.
Ekranı katlanabilen telefonlar hayatımızı değiştirecek mi
Ancak Türkiye'de 13 bin TL'nin üzerinde bir fiyatla satılacağından Samsung'un bu cihazı çok satma gibi bir sevdası olmadığı ortada. Diğer yandan Huawei Mate Xs de Mate X'in yeni modeli olarak karşımıza çıkıyor. Mate X'e göre daha dayanıklı bir yapıda olması bir yana, son teknolojiyi de 'sonuna kadar' kullanıyor. Ancak bu cihazın da çok satmasını beklememek gerekir.

Özetle ekranı katlanabilen telefonlar, bugün için lüks sayılabilecek cihazlar. Gerçekten onlara bu haliyle ihtiyacımız var mı sorusunun net yanıtı ise belli: Hayır! Aslında bizim tam olarak istediğimiz gelecek yıllarda satışa çıkacak esnek ekranlı ve incecik tasarıma sahip telefonlar... Öyle ki, bu telefonlar o kadar ince ve hafif olacak ki onları gömlek cebinde taşısak bile çok hissetmeyeceğiz.
Ekranı katlanabilen telefonlar hayatımızı değiştirecek mi
Ancak bu bahsettiğim konseptin gerçeğe dönüşmesi yıllar alacak. Bu nedenle bugün tanıtılan telefonlar, aslında yolun çok başında olduğumuzu gösteriyor. Ancak şunu da unutmamalı ki yıllar önce tanıtılan bu cihazların hayalini kurardık; bugün ise oldukça pahalı ve sorunları da olsa gerçek oldular. Ancak beklediğimiz mucizeyi elbette yaratacak 'çap'ta değiller.

X

PlayStation VR için oyun önerileri

Oyun deneyimi günden güne değişiyor. Bir süredir hayatımızda olan VR yani sanal gerçeklik teknolojileri de pek çok sektörü değiştirdiği gibi oyun alanında da kendini hissettiriyor.

Doom 3: VR Edition gelecek hafta PlayStation VR için çıkarak, şu ana kadar dünya çapında 500’den fazla başarılı oyunun ve deneyimin yer aldığı PS VR içerikleri arasına katılacak. Bu içerikler arasında sinema uyarlaması Vader Immortal: A Star Wars VR Series’den, Paper Beast gibi kuralları bozan bağımsız oyunlara kadar geniş bir seçki yer alıyor.

Gerilim dolu korku oyunlarından, düşünmenizi sağlayacak bulmacalara ve hatta zihninizi boşaltmanıza imkan tanıyan rahatlatıcı oyunlara kadar farklı kategorilerden birçok oyun söz konusu.

Özellikle korku oyunları söz konusu olduğunda VR'ın etkisini hissetmemek mümkün değil. Peki hangi PlayStation VR için hangi oyunlara öncelik vermeli ve deneyimlemelisiniz? İşte Sony'nin oyun önerileri:

Gerilim / Korku oyunları

Resident Evil 7: Biohazard (Capcom)

Until Dawn: Rush of Blood (SIE)

Yazının Devamını Oku

Gizlenen zararlı yazılımların mağduru olmayın

Günümüzde siber saldırganların kurbanlarına ulaşması için pek çok yöntem var. Bu kapsamda geliştirilen kötü amaçlı yazılımlar ise cihazların içinde uzun bir süre sessizce bekliyor ve bu şekilde kullanıcıların verilerini çalıyor, hesapları ele geçiriyor.

Bugünün dünyasının en önemli konu başlıklarından biri hiç şüphesiz hacker'lara karşı verilerimizi korumak. Pek çok dünya devi diyebileceğimiz şirketler bile güvenlikte yetersiz kalırken, son kullanıcının da tehlikelerin farkında olup kendi önlemlerini hızlıca alması gerekiyor. Elbette trendi takip etmek de önemli. Çünkü az önce söylediğimiz gibi hacker'lar her geçen gün yeni bir siber saldırı yöntemi keşfediyor ve buna karşı hazırlıksız olanlar gafil avlanıyor.

Bu konuda önemli açıklamalarda bulunan siber güvenlik uzmanı Denis Parinov'a göre Günümüzde web tehditlerinin çoğu tarayıcıda kalıyor. Verdikleri hasar içerik değiştirme, tarayıcı kilitleme veya tıklama korsanlığı, çevrimiçi gezinme, çerez doldurma gibi konularla sınırlı.

"Artık kullanıcının kötü amaçlı bir dosyayı doğrudan indirdiği durumları çok sık görmüyoruz." diyen Parinov'a göre günümüzde bir kötü amaçlı yazılımın, güvenlik çözümlerinden farklı bir şeymiş gibi gizlenmesi ve kullanıcılar açısından görünmeyen bir tehdit olarak kalması daha yaygın bir davranış.

Diğer bir deyişle zararlı yazılımlar artık çok daha başarılı bir şekilde gizleniyor ve bu şekilde hedeflerini vuruyor. Peki biz kullanıcılar olarak neler yapmalıyız?

- E-postalardan, anlık mesajlaşma programlarından ve SMS'lerden gelen şüpheli bağlantılara tıklamayın.

- İşletim sisteminizi ve uygulamalarınızı düzenli olarak güncelleyin.

- Uygulamaları yalnızca resmi mağazalardan yükleyin.

- Hesaplarınız için karmaşık ve farklı parolalar kullanın.

Yazının Devamını Oku

BlizzConline'a damga vuran duyurular

Her yıl olduğu gibi bu yıl da pek çok oyuncunun uzun bir süredir beklediği BlizzConline etkinliği için ekran başındaydım. İlk kez tamamen sanal ortamda gerçekleştirilen etkinlikte önemli gelişmeler duyuruldu. Ben de özetle bunlardan bahsetmek istiyorum.

Öncelikle uzun yıllardır World of Warcraft'ın sıkı bir takipçisi olarak Shadowlands'e çıkacak güncelleme için bekleyişteydim ve bu etkinlikte paylaşılan video, Shadowlands'te sıkıntıların artacağını gösteriyor.

Chains of Domination güncellemesi

Sire Denathrius yenilse de Maw'ın gücü artmaya devam ediyor. World of Warcraft: Shadowlands'in bir sonraki büyük içerik güncellemesi Chains of Domination ile oyuncular Jailer'ın ümitsiz diyarının yeni derinliklerine dalarak onun kötü emellerinin gerçek yüzünü anlamaya çalışacak. Dört ahdin yenilenmiş gücünü arkalarına alan Horde ve Alliance kahramanları, Shadowlands'deki savaşı Jailer'ın karargâhına taşıyacak. Ancak Sürgün'ün (Banished One) hizmetkârlarının arasına yeni ve dehşet verici biri katılıyor. Sylvanas Windrunner tarafından ele geçirilen bu korkunç kişi, Azeroth'un kahramanlarının yüreklerine Shadowlands'in başka hiçbir yaratığının salamayacağı bir korkuyu salıyor. Evet bu kişi Anduin'den başkası değil maalesef. Zaten ara videolarla ufak ufak bu aşamaya gelmek için hazırlanmıştık.

Jailer, emellerini gerçekleştirecek bir anahtarın peşinde ve sırf onu bulabilmek için Maw'ın yitip gitmiş bir bölgesinden bir parçayı kendine çekiyor. Yeni güncelleme ile birlikte Kadim Sırlar Şehri Korthia'da cevaplar ararken yeni görevler ve açık dünya aktivitelerine katılacağız.

Güçlerini yeniden toplayan Kyrian, Night Fae, Necrolords ve Venthyr'lerle birlikte dört ahdi bir araya getirecek bir göreve çıkarken birlikte Jailer'ın bölgesine saldıracağız.

Sanctum of Domination'da Torghast'ın keşfedilmemiş köşeleriyle yüzleşeceğiz. Gerçek Eye of the Jailer'la karşılaşırken Tarragrue'yu alt ederek Banshee Queen'in karşısına çıkacapız.

World of Warcraft Burning Crusade Classic için geri sayım

Yazının Devamını Oku

Hangi telefonlar değerini daha çabuk yitiriyor?

Telefon satın alırken pek çok özelliğine dikkat ediyoruz. Peki gelecekte bu kullandığımız telefonu elden çıkarmak istediğimizde telefonumuz ne kadar süre değerini koruyabiliyor? Yapılan bir araştırma, bildiğimiz bir gerçeği yeniden bize hatırlatıyor.

Satın aldığınız telefonların Android ya da iPhone olması, cihazın ikinci eldeki değerini de fazlasıyla değiştiriyor. Yapılan bir araştırma, iPhone'ların değerini Android cihazlara göre daha uzun süre koruyabildiğini ortaya koydu.

BankMyCel tarafından yapılan araştırma, bilinen bir gerçeği tekrar hatırlattı. Android telefon modellerinin iPhone'lara kıyasla daha hızlı bir şekilde değerini yitirdiği ifade edilen raporda; 48 ay sonra iPhone tarafında yüzde 66, Android cihazlarda ise yüzde 81’e kadar değer kaybı yaşanabiliyor.

Peki her iki işletim sistemi arasında neden bu denli büyük bir fark var? Elbette iPhone'ların uzun yıllar değerini korumasında Apple'ın pazarlama stratejileri önemli bir role sahip. Diğer yandan Apple tek başına iPhone'larla pazarda bir seçenek olabilirken, Android cihazlarını üreten pek çok teknoloji devi var.

Apple'ın eski iPhone modellerine olan desteğini yıllarca sürdürmesi de iPhone'ların değerini koruyan bir durum. Örneğin iOS 14 güncellemesinin iPhone 6S ve iPhone 6S Plus'lara bile yüklenebildiğini belirtelim. Bu cihazlar 2015 yılında satışa sunulmuştu ve 6. yılına giren bu telefonlara destek sürüyor.

Bir diğer etken de Android cihazların çok sık yenilenmesi. Öyle ki Apple her yıl iPhone serisini bir kez güncellerken, Android cihazların yeni modelleri sık aralıklarla karşımıza geliyor. Bu da mevcut telefonların değerinin daha hızlı kaybedilmesine yol açıyor.

Bu durum, ikinci el telefon fiyatlarında da kullanıcıların karşısına çıkıyor. iPhone'ların ikinci elde dahi (5 yıllık modeller de dahil) yüksek fiyata alıcısına ulaştığı dikkat çekiyor.

Yazının Devamını Oku

Ekranı katlanabilen telefonlar hayal kırıklığı mı?

Telefonların iyiden iyiye akıllanmasıyla birlikte şimdi de telefonların kamerasını ve tasarımını daha çok konuşur olduk. Öyle ki ekranı katlanabilen telefonlar dahi satışa sunuldu. Peki yıllardır hayalini kurduğumuz ekranı katlanabilen telefonlar gerçekten de beklediğimiz gibi mi oldu? Yoksa bir hayal kırıklığından öteye gidemedi mi?

Ekranı katlanabilen telefonlar aslında yeni bir kavram değil; yıllar öncesinde bu tür cihazların pek çok prototipi üretilmiş olsa da, son kullanıcıya ulaşması mümkün olmadı. Bunda elbette bu tip telefonların yüksek maliyetle üretilmesi ve son kullanıcıya çok pahalıya patlaması en önemli etkendi.

Daha doğrusu ekranı katlanabilen telefonlar için o günler gerçekten de oldukça erkendi. Hala da erken. Bugün Huawei'den Samsung'a TCL'den Xiaomi'ye pek pek çok telefon üreticisi, ekranı bükülen ve katlanan telefon geliştirmiş durumda. Peki pratikte bu telefonların diğer standart telefonlardan en büyük farkı ne?

Öncelikle bu tip telefonlar hem bir telefon hem de tablet. Ekranı kapalı haldeyken telefondan farksız olan ürün, ekranı açıldığında tabletten farkı kalmıyor. Özellikle de film izlerken ya da oyun oynarken müthiş bir deneyim sunuyor.

Ancak hepsi bu. Yani tamamen deneyim telefonu durumunda olan bu cihazlar, aslında pratikte kullanıcıya şu aşamada çok da bir şey sunmuyor. Öncelikle ekran büyük olduğu için çok ama çok ağırlar. Telefon gibi kullanıp telefonu kulağımıza getirip bir süre konuştuğumuzda bileğimizin ağrımaya başlaması kaçınılmaz.

Ayrıca da çok büyük. Yani cebe girdiğinde denge problemi yaşayabilirsiniz. Elbette bu son cümlede biraz 'abarttık', ancak ekranı katlanabilen telefonların çok da hafif olmadığı bir gerçek.

Kamera tarafında veya işlemci tarafında iddialı bir yanları yok; batarya ömrü konusunda da mucize yaratmıyorlar. Ancak standart telefonlardan katbekat pahalılar.

Yazının Devamını Oku

iPhone 12 serisinin öne çıkan özellikleri

Apple'ın geçtiğimiz haftalarda Türkiye genelinde satışa sunduğu yeni iPhone modellerini bir yılı aşkın bir süredir bekliyorduk ve nihayet raflardaki yerini aldı. Peki yeni iPhone modelleri hangi özellikleriyle öne çıkıyor?

Uzun yıllardır iPhone serilerini takip ediyorum. iPhone 3GS kullandığım ilk iPhone modeli ve o günden bu yana teknoloji sektörünün de hızlıca gelişmesiyle birlikte telefonlar evrim geçirdi. iPhone'lar da öyle. Özellikle iPhone X ile birlikte ekranın tamamen dokunmatik olması ve Home tuşunun kalkması yeni bir başlangıç oldu.

Şimdi ise iPhone 12 serisi geldi. 4 yeni iPhone modeliyle karşı karşıyayız: iPhone 12, iPhone 12 mini, iPhone 12 Pro ve iPhone 12 Pro Max. Her model, kendi kitlesine hitap ediyor. Örneğin özellikle fotoğraf ve kamera konusunda daha profesyonel bir telefon arıyorsanız seçiminiz iPhone 12 Pro veya iPhone 12 Pro Max olmalı. Her iki telefon arasında bile kamera tarafında farklılık var.

iPhone 12 mini: Dünyanın en küçük 5G'li telefonu

5G; bu yıl çok konuşuldu, gelecek yıl daha da çok konuşulacak. iPhone 12 mini, Apple'ın yeni iPhone modelleri içinde en küçük olanı. En önemli özelliklerinden biri ise 5G desteğine sahip piyasadaki en küçük telefon olması. A14 Bionic işlemciden gücünü alan ve 4 Gbps'ye kadar hız vadeden 5G modülüyle gelen iPhone 12 mini, 5,4 inç büyüklüğünde bir çentikli ekrana sahip.

Eğer standart telefonların aksine daha küçük ekranlı bir telefon tercih ediyorsanız iPhone 12 mini'yi düşünebilirsiniz. Minik olması onu güçsüz yapmıyor ve abileri gibi A14 Bionic işlemci kullanıyor.

Yazının Devamını Oku

Diablo Immortal üzerine ilk izlenimlerim

Uzun yıllar önce Blizzard'ın Diablo 2 oyunuyla birlikte Diablo serisiyle tanıştım. O günün şartlarında grafikler ve oynanış gayet başarılıydı ve oyunda 7-8 karakteri ayrı ayrı geliştirmeye üşenmedim.

Sonra da Diablo 3 geldi ve eklentisiyle birlikte her sınıftan karakter geliştirmeye özen gösterdim. Grafikler daha iyi, müzikler de Diablo 2 kadar olmasa da idare ederdi. Şimdi ise Diablo 4'ü bekliyoruz ve oyunun geliştirme notlarına baktığımızda gerçekten de önemli bir yapım geliyor gibi görünüyor.

Ancak bugünkü yazımda değinmek istediğim nokta bu seriye eklenecek sürpriz bir oyun olan Diablo Immortal. Bu oyun, sadece mobil cihazlara gelmesi nedeniyle özel bir duruma sahip. Açık konuşmak gerekirse Diablo'nun telefonlara geleceğini ilk duyduğumda 'Yok artık, bence hiç gerek yok, seriyi bozmayın, bilgisayardan devam edin' diye düşünmüştüm.

Yeteri kadar mobil oyun varken Diablo'yu da mobil dünyada görmek istememiştim. Ancak Diablo Immortal'ın kapalı alfa testinde ben de bulunuyorum ve oyunu ilk deneyimleyenlerden biri olmak gerçekten de önemli. Oyunla geçirdiğim 6 saatin ardından şunu net bir şekilde söyleyebilirim: Haksızlık etmişim!

Oyunu telefonda da deneyimledim, tablette de. Diablo Immortal'ın alfa sürümünü iPhone 12 Pro Max ve yeni nesil iPad modellerinden iPad Pro'da denedim. Her iki cihazda da oyun sorunsuz çalıştı.

Yazının Devamını Oku

PlayStation 5 incelemesi

Sony, beklendiği gibi 19 Kasım tarihinde yeni oyun konsolu PlayStation 5'i Türkiye'de satışa sundu. PS5'i bir süredir kullanıyorum ve ilk izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.

Sony'nin oyun konsollarının pek çok modelini kullandım. Son olarak PS4 Pro ile devam ediyor ve The Last of Us Part 2 ile son oyunumu da oynamıştım. Şimdi ise sıra PS5'e geldi. İzlenimlere geçmeden önce yeni konsolla ilgili son bilgileri sizlerle paylaşayım:

PS5, 8299 TL tavsiye edilen satış fiyatıyla vitrinlerdeki yerini aldı. Ancak pandeminin de etkisiyle kısa sürede tükenen PS5'lerin karaborsaya düşmesi çok zaman almadı ve 15 bin TL gibi 'uçuk' denebilecek fiyatları görmeye başladık. Bu fiyatları sadece ikinci el ilanlarının bulunduğu web sitelerinde değil, büyük e-ticaret sitelerinde bile gözlemledik.

Sony'den gelen açıklamalara bakıldığında ise stok sorununun sürdüğü, ancak yıl sonuna yeni ürünlerin stoklara geleceği bilgisi verildi.

Ülkemizde satışta olan PS5, tek model ile geliyor. Disk sürücülü modeli satın alabiliyorsunuz. Ancak PS5'in bir de disk sürücüsünün olmadığı bir sürümü var. Daha uygun bir fiyatla satılan bu model henüz Türkiye'ye gelmedi ve gelecek yıla kaldı.

Şimdi gelelim izlenimlerime... Konsolun yatay değil de dikey tasarımda gelmesi beni biraz zorladı. Evde konsolu yatay konumlandırmam için uygun bir ortamım varken, PS5 için biraz değişiklik yapmam gerekti. PS4 serisine göre çok daha büyük ve ağır bir konsoldan söz ediyoruz. Ağırlığı 4.5 kilo. Eğer konsolu yatay konumlandıracaksanız kutudan çıkan standı kullanmanız gerekiyor. Aksi halde uygun bir şekilde pozisyonlandıramıyorsunuz.

Yazının Devamını Oku

Apple 2020 yılının en iyilerini belirledi

Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen 2020 yılının da sonuna yaklaşıyoruz. Peki bu yıl telefon başında en çok ne oynadık? Hangi uygulamadan gözümüzü ayırmadık? Apple, her yıl olduğu gibi 2020 yılının 'en iyi' uygulamalarını seçmiş. Listede sürpriz isimler var.

App Store 2020'nin En İyileri belli oldu. 2020 yılıyla birlikte halen kurtulamadığımız pandemi nedeniyle pek çoğumuz uzaktan çalışmaya başladık ve eğitim de uzaktan eğitime döndü. Bu noktada Zoom'un listede yer alması elbette şaşırtıcı olmadı.

İşte Apple'a göre yılı en 'iyi'leri:

Wakeout:

Yılın iPhone uygulaması seçilen Wakeout, yılın iPhone uygulaması seçildi. Bu uygulamanın en önemli özelliği ise özellikle uzun saatlerimizi evde geçirmemizden dolayı spor yapmakta zorlandığımız şu günlerde insanların ev şartlarında spor yapabilmesini sağlamak ve kullanıcıları doğru bir şekilde yönlendirmek.

Yılın iPhone Oyunu: Genshin Impact

Açık dünyada geçen bu RPG türü oyun, görsel efektlerle hayata geçirilmiş renkli canavarlar ve devlerle dolu devasa bir diyarı keşfetmeleri için oyuncuları serbest bırakıyor.

Yazının Devamını Oku

Telefonlarda fiyat bilmecesi

Günümüzde son teknolojiyi kullanan ve sık sık değiştirmek durumunda olduğumuz akıllı telefonların hızına yetişmek gerçekten de mümkün değil. Ancak diğer yandan telefon fiyatlarını düşündüğümüzde de satın alımlarda dikkatle hareket etmek gerekiyor.

Eğer orta seviye bir telefon alıyorsanız fiyatlar 2000 TL'den başlıyor ve 4-5 bin TL'lere kadar çıkıyor. Amiral telefonlar söz konusu olduğunda ise fiyatta bir sınır koyabilmek gerçekten de güç ve oldukça yüksek seviyelere çıkabiliyor.

Türkiye'de telefon fiyatları herkesin malumu. Ancak telefonlar için ödediğimiz ücretin tamamı elbette telefon markalarına gitmiyor. Apple'dan örnek verelim. Geçtiğimiz günlerde iPhone 12 serisi telefonların fiyatları belli oldu. Hurriyet.com.tr sayfalarımızda bu fiyatlara yer verdiğimiz için ayrıca burada rakamlara yer vermeyeceğim; ilgilenenler teknoloji sayfamızdan ayrıntıları öğrenebilir.

Resmi Gazete’de 4 Mart 2020’de yayımlanan ve 19 Mart 2020 tarihinde yürürlüğe giren son düzenlemeyi hatırlatmak isterim:

Örneğin alınan bir iPhone için ödenen fiyatın yüzde 50'sini ÖTV oluşturuyor. Sonrasında yüzde 10 bandrol ücreti, yüzde 1 kültür fonu kesintisi ve de yüzde 18 KDV de işin içinde. Diğer bir deyişle siz telefon alırken aslında aynı anda devlet kurumlarına da ödeme yapıyorsunuz. Özellikle fiyatlarla ilgili eleştiri yapacağımız durumlarda bu noktayı da düşünmekte fayda var.

Apple da durumun farkında olduğundan kullanıcılar için farklı alternatifler geliştiriyor. Örneğin iPhone 12 edinmek isteyen kullanıcılar iPhone 11'lerini Apple'a geri verdiklerinde fiyatlar epey düşüyor.

iPhone 12 serisi 4 Aralık'ta satışa sunulacak, 27 Kasım'dan itibaren ise ön sipariş verilebilecek. Ancak iPhone 12 mini ve iPhone 12 Pro Max'in biraz daha sonra satışa çıkacağını da hatırlatalım.

Yazının Devamını Oku

Assassin's Creed Valhalla incelemesi

Ubisoft'un uzun bir süredir beklenen yeni oyunlarından Assassin's Creed Valhalla nihayet oyunculara sunuldu. PlayStation 5 üzerinden deneyimlediğim oyunla ilgili söylenecek pek çok şey var. Şimdi gelin, oyuna yakından göz atalım.

Assassin's Creed evrenini en başından yakalayanlardan biriyim. İlk oyunu 2007 yılının sonlarında karşımıza çıkmış ve bu oyunda Altair ile bu yeni dünyanın kapılarını aralayıp sırları çözmeye çalışıyorduk. Seriye sonrasında pek çok oyun geldi; ancak özellikle de Ezio Auditore da Firenze'nin bulunduğu üçleme (ki biri İstanbul'da geçiyor) yeri çok ayrıdır.

Assassin's Creed Valhalla ise bu serinin son oyunu. Ubisoft'tan yapılan açıklamaya göre serinin bir önceki oyunu olan Assassin's Creed Odyssey'e göre Valhalla, ilk gününde iki kat daha fazla ilgi gördü. Bu da yeni oyuna olan bekletinin ne denli yüksek olduğunu gösteriyor.

Assassin's Creed serisinin 22. oyunu olan Valhalla, oyuncuları Viking diyarına götürüyor. Oyuna başlarken iki farklı zorluk kategorisi arasında seçim yapıyoruz. 'Exploration Difficulty' üzerinden belirlediğimiz zorluk, bizim etrafımızdaki eşyaları ve önemli bölgelerin keşfinin ne kadar kolay ya da zor olacağını belirliyor.

Oyuna henüz oldukça genç yaşlarında olan ve ailesiyle yaşayan Eivor olarak başlıyoruz. Büyük bir şenliğin ortasında baba Varin tarafından minik ama önemli bir görevle karşılanıyoruz. Varin, yüzüğü alıp ilgili kişiye iletmemizi istiyor. Eğlence sürerken birden düşmanların bulunduğumuz alana geldiğini ve savaşın başladığını görüyoruz.

Varin, halkının canı karşılığında kendi canını ortaya koyuyor ve teslim oluyor. Ancak düşman birliklerinin başındaki Kjotve, sözünde durmuyor ve herkes kılıçtan geçiriliyor. Eivor olarak savaş alanından son anda kurtuluyoruz ve bu minik halimiz çok gerilerde kalıyor.

Artık bir yetişkin olarak elimizde baltayla büyük bir mücadelenin içine giriyoruz. Seçimi erkek ya da kadın olarak belirleyebiliyor ve oyuna bu şekilde devam edebiliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Apple'ın çipi tüm dengeleri değiştirebilir

Apple, One More Thing yani Bir Şey Daha sloganıyla sürpriz bir etkinlik daha gerçekleştirdi. Dün akşam saatlerinde internet üzerinden yayınlanan etkinlikte şirket, bu kez yeni işlemcisi M1 ve bu işlemciyi kullanan yeni Mac'leriyle boy gösterdi.

Etkinliğin yıldızı kesinlikle Apple M1 işlemciydi. Donanım ve yazılım uyumuyla dikkat çeken Apple M1, Apple'ın iddiasına göre kullanıcılara hayli iyi bir deneyim sunacak. 16 milyar transistör ile karşımıza çıkan işlemci, 8 çekirdek ve 4 yüksek hızlı iş parçacığına sahip. Bu haliyle Apple M1, dünyanın en hızlı CPU çekirdeği olarak tanımlanıyor.

USB 4.0 ile birlikte Thunderbolt bağlantı teknolojilerini destekleyen işlemci, ayrıca 8 çekirdekli grafik arabirimi kullanıyor. Yüksek performans sunmasının yanı sıra düşük güç tüketiminde bulunan Apple M1, 10W seviyesinde rakipleriyle karşılaştırıldığında performans konusunda neredeyse 2 kat daha iyi sonuç veriyor.

İşlemcinin yüzde 75 daha az güç tüketiminde bulunuyor olması da oldukça dikkat çekici.

Bu işlemciyi kullanan yeni nesil MacBook Pro, MacBook Air ve Mac mini de etkinlikte boy gösteren diğer ürünlerdi. Bu ürünlerin detaylarına hurriyet.com.tr/teknoloji sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Benim asıl üzerinde durmak istediğim nokta ise Apple'ın kendi işlemcisini üretmesiyle birlikte dengelerin değişecek olması. Apple'ın Intel'in ekosisteminden ayrılması Intel için büyük bir kayıp olsa da büyük resme baktığımızda Intel'in daha büyük bir yara aldığı söylenebilir.

Yazının Devamını Oku

Watch Dogs Legion: Buhrana sürükleyen oyun

Watch Dogs serisinin ilk sürümü karşımıza çıktığında oyunun yeni konseptinden oldukça etkilenmiştik. Çevremizdeki hemen her şeyle etkileşime geçebilmek ve teknolojiyi sonuna kadar kullanmak Watch Dogs'ı diğer oyunlara göre farklı bir yere getiriyordu. Peki Watch Dogs Legion ile neler değişti? İkinci oyunun ardından önemli yenilikler var mı?

Watch Dogs Legion, İngiltere'nin yeni buhran döneminde geçiyor. Buhran dönemi demişken o kadar da geçmişe gitmeye gerek yok; zira bu ekonomik çöküşün sebebi geleceğin korkulan teknolojisi olan yapay zekadan başkası değil. Oyunun hikayesi ise DedSec adlı hacker grubunun bir üyesi olan Dalton Wolfe ile başlıyor.

Oyun aslında oldukça hızlı bir başlangıç yapıyor. Hikayenin başlarında parlamento binasını patlayıcılarla yıkmayı planlayan Zero Day isimli grubun eylemlerine engel olmaya çalışıyoruz; fakat patlatıcıları engellemeye çalışırken büyük resmi göremiyoruz ve grubun tüm Londra'ya yani şehrin dört bir yanına bomba döşediğini bombalar patlayınca öğreniyoruz. Bu gelişmenin ardından şehir elbette kaosa sürükleniyor.

Oyunun asıl hikayesi ise tam bu noktadan sonra başlıyor. Hükümet, özel bir şirket olan Albion ile Londra’yı düzene sokması için anlaşma yoluna gidiyor. Ancak işin kötü yanı, bu patlamaların suçlusu Dedsec olarak görülüyor ve bu nedenle ekip artık eskisi gibi aktif olamıyor. Biz de bu grubun bir üyesi olarak üzerimize atılan bu iftiradan kurtulmak için yoğun bir çaba içine giriyoruz.

ATMOSFER

Oyunun atmosferiyle devam edelim. Bazı oyunlar vardır, hikayesiyle birlikte çevredeki öğelerle birlikte mükemmel bir uyum yakalar ve sizi içine çekmeyi başarır. Tıpkı filmlerde olduğu gibi. Ubisoft'un oyunculara ulaştırdığı Watch Dogs Legion da tam bir buhran dönemini oyuncuya yaşatıyor. Sokaklarda gezerken Londra'da olduğunuzu fazlasıyla hissediyorsunuz. Oyun içinde pek çok yan görev de var; haliyle uğraşacak çokça şey bulabiliyorsunuz.

Yazının Devamını Oku

Telefonla arama yapmayın, interneti kullanın

Günümüzde interneti kullanmak için çokça nedenimiz var. Pek çok işimizi artık hiçbir yere gitmeden, telefon üzerinden halledebiliyoruz. Dün yaşanan deprem sonrası da haklı olarak birbirimizi arama ihtiyacına girdik; ancak bu tip durumlarda telefonla arama yapmaktan artık vazgeçmeliyiz.

Telefonlarla sesli arama yapmanın artık çok da bir önemi kalmadı. Çünkü internet üzerinden iletişim kurmak için artık çok fazla yol var. Telefonunuzu elinize alın; dilerseniz WhatsApp'ı kullanın ve sesli arama yapın ya da Messenger gibi paralel uygulamaları deneyin.

Dün İzmir yakınlarında meydana gelen deprem sonrası da yine telefonlara sarıldık ve sevdiklerimize ulaşmaya çalıştık. Ancak acil durumlarda telefon şebekelerinin ayakta kalabilmesi için gerekmedikçe telefon görüşmesi yapmaktan kaçınmak gerekiyor. Bu tip durumlarda bunu bazen unutuyoruz; ama aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor.

Eğer biriyle ille de konuşacaksak bu konuşma süresini kısa tutmalı, görüşmeleri de mümkün olduğunda internet tabanlı uygulamalardan yapmalıyız. Zaten dün AFAD'dan yapılan açıklamada da bu durum açıkça belirtilmiş. Bu sayede hem sevdiklerinize sorunsuz ulaşma şansınız artar, hem de 'hat'ları meşgul etmemiş olursunuz.

AFAD'ın uyarısı şu yönde:

Haberleşmek için kısa mesaj servisi (SMS) ve internet tabanlı mesajlaşma uygulamalarını tercih edin.

Hayati durumlar dışında telefon görüşmesi yapmaktan kaçının.

Telefon görüşmelerinizi olabildiğince kısa tutun.

Yazının Devamını Oku

iPhone 12 serisi ile birlikte 5G'yi daha çok konuşacağız

Apple, uzun zamandır beklenen etkinliğini geçtiğimiz günlerde nihayet gerçekleştirdi, iPhone 12 serisi telefonlarını görücüye çıkardı. Bir ay kadar gecikmeli olarak karşımıza çıksa da beklediğimize değecek ürünlerle karşılaştık.

Apple'ın gerçekleştirdiği etkinlikleri meslek hayatıma başladığımdan bu yana yakından takip ediyorum. WWDC yani dünyanın en büyük yazılım geliştirici konferansına da birkaç kez katılma şansı buldum. Ancak pandemi sürecine girmemizle birlikte geçen ay gerçekleştirilen Apple Watch ve yeni iPad etkinliği ile iPhone 12 serisinin duyurulduğu etkinlik internet üzerinden yapıldı.

Etkinliğe olan ilgiyi anlamak için Apple'ın YouTube kanalına girmek ve canlı yayını takip etmek yeterli oldu. Anlık neredeyse 2.5 milyon kullanıcının etkinliği sadece YouTube üzerinden izliyor olması, iPhone 12'lerin merakla beklendiğini de gözler önüne serdi.

Hurriyet.com.tr'de de canlı olarak takip ettiğimiz bu etkinlikte Apple; iPhone 12, iPhone 12 mini, iPhone 12 Pro ve iPhone 12 Pro Max adında dört yeni telefonunu tanıttı. Etkinlik öncesi sızan bilgilerin pek çoğu da doğru çıktı; tasarım anlamında büyük bir değişim söz konusu değil; ancak teknik özelliklere baktığımızda Apple'ın epey yol kat ettiğini görebiliyoruz.

Ancak bu yıl etkinliğin asıl gündem maddesi 5G teknolojisi oldu. Bugüne dek pek çok teknoloji şirketi, 5G destekli telefonunu satışa sundu. Ancak Apple, pazarın olgunlaşmasını bekleyen ve 'zamanında' sahneye çıkmayı seven bir marka. Dolayısıyla 5G'li telefonlar konusunda acele etmeyip, bugünü bekledi. Kaldı ki, 5G teknolojisi halen dünya genelinde pek çok ülkede aktif olarak kullanılmıyor. Ancak gelecek sene 5G'yi çok daha fazla konuşacağız; zira Türkiye dahil pek çok ülkede bu teknoloji kullanıcıların hayatına girmeye başlayacak.

Çin pazarı Apple için oldukça önemli ve 5G teknolojisini telefonlarına getirmesi de bu kapsamda değerlendirilebilir. Zira 5G, Çin'de aktif bir şekilde kullanılıyor ve bu noktada 5G'li iPhone ihtiyacı ortaya çıkıyor. iPhone satışları söz konusu olduğunda Çin'de çok önemli bir oyuncu olduğunu söyleyebiliriz.

Yazının Devamını Oku

Pervane tasarımlı telefon tutacak mı?

LG, Wing isimli özel bir akıllı telefonu duyurdu. Telefonu diğer tüm telefonlardan ayıran en önemli özelliği ise pervane tasarımı. Peki şirket bu telefonla ne yapmayı planlıyor? Gerçekten tutacak bir tasarım mı? Yoksa boşa kürek mi?

Güney Kore merkezli teknoloji üreticisi LG, Wing isminde yeni akıllı telefonunu görücüye çıkardı. Diğer pek çok telefon gibi iki ekrana sahip olan ürünün ön yüzünde yer alan ekranın pervane gibi dönmesi ise işin rengini değiştiriyor. Ekranlar aynı hizaya geldiğinde tek ekran halini alan telefon, elbette bu haliyle oldukça ağır ve taşınması o kadar kolay değil.

Diğer yandan pervane tasarımı ilk kez LG kullanmış olsa da bu tasarımın gerçekten tutup tutmayacağı belirsiz. Zira telefonun duyurulduğu gün sosyal medyadan gelen yorumlar, telefona pek de sıcak bakılmadığını gün yüzüne çıkarıyor.

NEDEN TUTMAZ?

Öncelikle ekranı katlanabilen telefonları tartıştığımız bir dönemdeyiz. Bazı telefon üreticileri, ekranı katlanabilen çok fonksiyonlu telefon geliştiriyor. Ancak bu telefonların fiyatları 'tuzlu' olduğundan şu an bu cihazların yanına yaklaşabilmek pek de mümkün değil.

Telefonu ilk gördüğümde 'LG farklı bir şey yapmak istemiş; ancak pek de olmamış' diye düşündüm. Çünkü bu telefonun ikinci ekranı yani ön ekranı yatay konuma geldiğinde ilk ekranın sadece yarısını kullanabildiğinizi fark ediyorsunuz. yani aslında size sunulan iki ekran değil; 1.5 ekran.

Üstteki ektan yatay konuma geldiğinde alttaki ekranın yarısıyla örneğin bildirimleri takip ederken, üstteki ekranda oyun oynayıp film seyredebiliyorsunuz. Ancak pratikte çok da kullanışlı olduğu söylenemez.

TELEFON PAZARINDA ESKİ GÜNLERİNE DÖNMEK İSTİYOR

Yazının Devamını Oku

Neuralink hayatımıza nasıl dokunacak?

Elon Musk'ın ismini duymayan kalmadı; özellikle de çılgın projeleri nedeniyle 'çılgın iş adamı' şeklinde sıkça adı geçen Musk, son olarak 2016 yılında kurduğu Neuralink çatısı altında ilk hayvan deneyini gerçekleştirdi, bunu da canlı yayında tüm dünyayla paylaştı. Peki beyin ile bilgisayarı bütünleştiren bu özel çip gerçekten hayatımıza nasıl dokunacak?

Neuralink, uzun soluklu bir proje ve ilk kez ismi duyulduğunda akıllarda pek çok soru işareti oluşmuştu. Şimdi ise Neuralink ilk meyvesini verdi; bir domuz üzerinde yapılan deneyde Neuralink projesinin sorunsuz bir şekilde çalıştığı gözlemlendi. Oldukça minik bir çipten söz ediyoruz; bu çip Neuralink ameliyat robotunun gerçekleştirdiği bir operasyonla kafa derisinain içine monte ediliyor ve birkaç dakikalık kısa bir operasyon bu işlemi gerçekleştirmek için yeterli oluyor.

Açıkçası ben de pek çokları gibi bu gelişmeyi büyük bir heyecanla izledim. Öncelikle bu teknolojinin büyük fırsatlar getireceğini düşündüm. Özellikle de engellilerin eli, kolu, ayağı ve gözü olabilecek bir projeden söz ediyoruz. Akıllı protezlerin sadece düşünce gücüyle çalıştığını düşünün. Ya da sanal gerçeklik ile artırılmış gerçeklik teknolojilerini de arkasına alan böylesi bir teknolojinin görme engellilerin hayatına nasıl dokunabileceğini hayal edin.

Engeli olan pek çok insan için belki de gelecekte engelleri kaldıracak bir teknolojiyi konuşuyoruz. Diğer yandan araçların düşünce gücüyle kontrolünü dahi tartışacağımız günler gelecek. Mesela oyun oynarken herhangi bir donanıma ihtiyaç duymadan beyinden gelen sinyallerde yani sadece düşünerek bir oyun deneyimi nasıl mümkün olabilir?

Diğer yandan bu teknolojinin sunduğu fırsatlar kadar belki daha fazla olumsuz yönlerini de konuşacağız. Beynin hack'lenmesini tartışabiliriz örneğin. Çünkü bu teknoloji henüz davranışa geçmeyen düşünceleri dahi analiz edip yorumlayabiliyor. Kötüye kullanılırsa diğer tüm teknolojik cihazlarda olduğu gibi büyük sorunlara yol açabilir. 

Yazının Devamını Oku

Microsoft neden TikTok'u satın almak istiyor?

TikTok uygulaması çıkış yaptığı ilk günden bu yana yoğun bir şekilde tartışılıyor. Çin ile ABD'nin arası iyiden iyiye açılmışken Çin merkezli TikTok da ABD Başkanı Donald Trump'ın hedef tahtasında bulunuyor. Peki TikTok'un ABD'de yasaklanacağını tartıştığımız şu günlerde Microsoft TikTok'u satın almak için neden öne çıktı? TikTok'u almakla Microsoft neyi amaçlıyor?

Microsoft'u daha çok kurumsal yapısıyla biliyoruz. Hatta sesli akıllı asistanı Cortana dahi Siri ve Google'ın asistanıyla baş edemeyince kızağa çekildi ve sadece Office 365 bünyesinde aktif olmaya devam edecek. Diğer yandan Microsoft'un şu sıralar TikTok'u almak istediği için popüler uygulama ile masada oturduğunu öğrendik. Ancak Microsoft'un TikTok'u almak istemesinin ardında bir değil, birçok neden yatıyor. TikTok, her ne kadar Microsoft'un 'tarzı' bir uygulama gibi görünmüyor olsa da, şirkete çok daha farklı açılardan faydaları olacak.

Microsoft'un gelecekteki hedeflerine biraz daha yakından bakarsanız TikTok'un ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda'daki operasyonlarını satın alma hamlesinin boşa olmadığını anlamanız çok zor değil. Microsoft'un TikTok'u alarak öncelikle pek de bir varlığı olmadığı bir alana giriş yapacak ve YouTube ile Facebook'a meydan okuyabilecek.

Bir diğer önemli nokta da Microsoft'un TikTok ile birlikte bu platformda bulunan tüm kullanıcıların verilerine de ulaşacak olması. İşte bu nokta çok önemli; zira milyonlarca kullanıcısı bulunan TikTok'un değerini yükselten faktörlerden biri de bu kullanıcı verileri ve şirket, TikTok'un hisselerini aldığında bu büyük veritabanına ulaşacak.

Çin hükümeti ile olan bağı nedeniyle verilerin güvenliğinden endişe duyan ABD yönetimi ise Microsoft'un kontrolünde bir TikTok'a elbette daha sıcak bakıyor. Bu noktada amaç TikTok'un ABD merkezli kullanıcılarının verilerinin ülkede kalmasını sağlamak ve Çin'e sızmasının önüne geçmek.

Microsoft, TikTok kullanıcılardan topladığı veriyi pek çok şekilde değerlendirebilir. Gelecekte hayata geçireceği ya da henüz plan aşamasında dahi olmayan pek çok fikre bu veri tabanıyla ulaşabilecek. TikTok alımının Microsoft'un diğer tüm servisleri üzerinde de pozitif etkisinin olacağı söylenebilir.
Şöyle düşünün: TikTok, Microsoft'a video izlemek için uygulamayı kullanan milyonlarca gence ve hatta içerik oluşturmak için kullananlara doğrudan bir yol sunuyor. Şirket, bugüne dek Windows işletim sistemini video oluşturma uygulamalarıyla daha tüketici dostu olacak şekilde uyarlamaya çalıştı, ancak TikTok milyonlarca telefondan video oluşturmak için kolay bir yöntem sunacak.

TikTok, aynı zamanda artırılmış gerçeklik yani AR teknolojisi konusunda Microsoft için önemli bir eşik olacak. TikTok, AR'yi kullanan filtre ve reklamlarla artırılmış gerçekliği kullanıyor. Microsoft’un AR hedefleri büyük ölçüde HoloLens ve Minecraft gibi platformlarla sınırlı. Oysa TikTok, Microsoft için AR'ın mobil dünyasına açılan başka bir kapı olacak.

Yazının Devamını Oku

Twitter'ın hack'lenmesinin etkileri büyük olacak

Sosyal medya platformlarından Twitter'ın hack'lendiği haberlerini aldık geçtiğimiz saatlerde. Öyle böyle değil, pek çok ünlü ismin Twitter hesabına giriş yapılmış ve bu hesaplar üzerinden siber saldırganlar bitcoin çekmiş.

İnternetin gelişmesi, hayatımıza tümden yerleşmesi hayatımızı baştan sona değiştirdi; ancak internetle birlikte siber güvenlik de hayati bir öneme sahip oldu. Bu konuda dikkatli davranmayan bireysel kullanıcılar ve işletmeler ise büyük kayıplara uğruyor. Bugün ise Twitter'ı konuşuyoruz. Bill Gates'ten Barack Obama'ya pek çok ünlü ismin Twitter hesaplarına izinsiz erişim sağlanarak bu hesaplar üzerinden bitcoin transferi sağlanmış. İlk belirlemelere göre 100 bin doların üzerinde bir para akışı söz konusu. Siber saldırganların Bitcoin üzerinden para transferi istemesinin sebebi ise bitcoin üzerinden takibin pek mümkün olmaması.

Twitter ise bu saldırının doğrudan çalışanları üzerinden yapıldığını kabul ediyor. Yani saldırganlar, Twitter'a özel yetkileri bulunan bazı çalışanların bilgilerine bir şekilde ulaşarak bu hesaplara erişmeyi başarmış.

Bu açıklama, bir yandan da yeni soruları doğuruyor. Örneğin bir çalışan bir hesaba girerek tweet atabilecek izne nasıl sahip olabiliyor? Bu erişim izni olmasaydı bugün bu olayı belki de hiç yaşamayacaktık bile.

Düşünün ki Donald Trump'ın Twitter hesabına bu şekilde girseler, Çin'e yarın savaş açıyorum mesajını bile gönül rahatlığıyla paylaşabilirler. Gerçekten de korkunç... Ya da Bill Gates'in hesabından para istemek yerine bambaşka rahatsız edici bir mesaj paylaşılabilirdi de.

Örnekler çoğaltılabilir. Ancak yaşanan bu durum, Twitter'ın düştüğü durumu asla açıklamaya yetmiyor. Ortada büyük bir güvenlik zafiyeti var. Şirketin bu hatası nedeniyle belki de pek çok ünlü isim ya da siyasi isim hesaplarını kapatma yoluna gidecek. Çünkü kesinlikle bireysel hatadan kaynaklanmayan bir sorunu konuşuyoruz.

Twitter, olayı sıcağı sıcağına bitirmek adına önce saldırıya uğrayan hesapları kilitlerken, bu hesaplardan tweet atılmamasını sağladı. Hack'lenen tüm hesapların onaylanmış hesap olmaları da dikkat çekici. Elbette hack'lenen kullanıcılar da sözü dinlenen ve takipçisi bol kişiler. Bu nedenle kısa sürede 100 bin doları aşkın para toplanması şaşırtıcı değil.

Twitter'da 359 bini aşkın onaylanmış hesap bulunuyor. Bu hesaplara zaman zaman dolaylı yollardan yenileri ekleniyor olsa da, yaklaşık iki yıldır onaylanmış hesaplar için Twitter'a başvuru yapılamıyor.

Şimdi bir de ABD'de yaklaşan başkanlık seçimleri var ve sosyal medya platformları gerçekten de büyük bir sınavla karşı karşıya...

Yazının Devamını Oku