Şehnaz Askeroğlu

Kış aylarında güneş koruyucu kullanmanın önemi

13 Ekim 2021
Ozon tabakası her yıl inceliyor ve zararlı güneş ışınları daha az filtreleniyor. Güneş ışınlarının filtrelenmesi azaldıkça cilt lekeleri, kanser ve yaşlanma sorunları artmaktadır. Yeterli güneş ışığı almanın görme, D vitamini sentezi, sedef hastalığı ve benzeri hastalıklar üzerinde olumlu etkisi vardır. Bununla birlikte, güneşe aşırı maruz kalmak yarardan çok zarar verir. Güneş, görünür ışık ve görünmez ışık yayar ve görünmez ışığı ultraviyole A, ultraviyole B ve ultraviyole C'yi içerir. Bu görünmez ışınlar ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Ultraviyole C doğrudan kansere neden olur. Bronzlaşmış cildin popülaritesi ile birlikte son yıllarda cilt kanseri görülme sıklığı artmıştır. Bunun temel nedeni insanların çok fazla güneş ışığına maruz kalmasıdır. Her yaşta ve her mevsimde güneşten korunmak gerekir. Bu sayede zararlı güneş ışınlarının zararlı etkileri azaltılmış olacaktır. Güneşe aşırı maruz kalma nedeniyle, vücut ağrılı kırmızı cilt yanıkları yaşanabilir.

Kış aylarında güneşten ziyade kar yanığı vakaları ile karşılaşılmaktadır. Özellikle soğuk bölgelerde yaşayan kişilerde ya da ani sıcaklık düşüşlerinde hassas cilt kişilerde görülmektedir. Soğuk havalarda rüzgarında etkisi ile yanıklar oluşabilmektedir.

Her mevsim güneş koruyucu krem kullanılmalıdır

Güneşin zararlı etkilerinden korunmak için güneş kremi kullanma alışkanlığını geliştirmek oldukça önemlidir. Güneş kreminin temel amacı güneş ışınlarını yansıtmak ve yaymaktır. Jeller, losyonlar ve spreyler şeklindeki güneş kremleri SPF numaralarına sahiptir. Bu sayılar, ışınlara maruz kalmanın neden olduğu güneş yanıklarına karşı ne kadar koruma sağladığını gösterir. Güneş kremi dışarı çıkmadan yarım saat önce cilde sürülmeli ve düzenli olarak tekrar uygulanmalıdır. Güneşten korunma kışın da gereklidir.

Yaz, kış fark etmeden güneşte cilt kolayca lekelenir. Güneş lekeleri nedeniyle vücudumuzda farklı boyutlarda lekeler oluşur. Bu lekeler genellikle kahverengi veya gri lekeler şeklindedir. Lekelenme ile kan damarlarının yırtılmasına ve kırmızı görünmesine neden olabilir. Güneşten en çok etkilenen yerlerden biri dudaklardır. Güneşten korunmayan dudaklarda sıklıkla çiftçi hastalığı görülmektedir.

Yazının Devamını Oku

Doğum ve emzirme dönemi kişisel bakım rutini

7 Ekim 2021
Doğum öncesi olduğu kadar doğum sonrası ve emzirme dönemi hormon değişimi ve beraberinde getirecektir. Doğum sonrası vücut zaman içerisinde kendi toparlamaya başlayacaktır. Eski bakım rutininize dönüp etkili adımlar ekleyerek bu süreci daha verimli hale getirmeniz ise mümkündür.

Nemlendirici kullanımına doğumdan sonrada devam edilmelidir

Artan hormon seviyeleri vücudun nem dengesi direkt etkilemektedir bu sebeple vücudun her bölgesi neme ihtiyaç duymaktadır. Hamilelik sonrası süreçte de günlük bakım rutinine mutlaka tüm vücut için nemlendirme adımı eklenmelidir.

Oluşan çatlaklara yönelik adımlar

Hamilelik sürecinde hormonların hareketliliği, kilo artışı cilt çatlaklarına yol açmaktadır. Çatlaklar sıklıkla karın, göğüs, bel ve kalça bölgesinde görülmektedir. Hamilelik sürecinde vücudun nem ihtiyacını karşılamak çatlak oluşumunu yavaşlatmak için önem taşımaktadır. Oluşan çatlaklar için mutlaka alanında uzman bir hekim ile görüşülmelidir. Çatlakların durumuna göre çeşitli tedavi yöntemleri uygulanabilmektedir.

Akneleri ihmal etmeyin

Hamilelik sonrası sivilce oluşumu lohusa döneminde de devam edebilir. Sivilce sorunu için yüzünüzü cilt tipinize uygun ürünler ile düzenli olarak yıkayın ve size özel bir havluyla ovalamadan cildinizi kurulayın. Doktor kontrolünde sivilce tedavisine başlayabilirsiniz ancak ağızdan antibiyotik almanız gerekiyorsa bunu bebeğinizin emzirilmesinin sona ermesinden sonra yapılması tavsiye edilmektedir.

Saç sağlığına dikkat

Hormonlar dengeleneme kadar saç dökülmesi ya da saç uzamasının durması gibi sorunlara yol açabilir. Bununla beraber emzirme döneminde mineral ve vitamin eksikliği de saçınızın zayıflamasına neden olabilir. Bu dönemde alabileceğiniz önlem ise saçınızın işlem görmemesidir. Kozmetik ürünleri kullanmak yerine beslenmenize dikkat edebilir ve uzman hekime başvurabilirsiniz.

Yazının Devamını Oku

Kış aylarında lekeler kendini belli eder

3 Ekim 2021
Güneş ışığı hayatta kalmamız için hayati öneme sahiptir ve aynı zamanda vücudun kemikleri ve cilt sistemi için hayati önem taşıyan D vitamini kaynağıdır. Yaz tatili ve eğlence için de en temel araçtır. Ancak günümüz güneş ışınları vücudun ihtiyaç duyduğundan daha fazla tehdit unsuru içermektedir. Son 30-40 yılda yapılan araştırmalara göre güneş ışınlarının cilde ciddi şekilde zarar veren olumsuz bir etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Dünya yüzeyine ulaşan güneş ışınları farklı dalga boylarına sahiptir. Bu dalga boyları arasında UVA ve UVB ışınları gibi pek çok kişinin aşina olduğu cilt tabakasına en çok zarar veren ışınlar vardır. Ultraviyole ışınları cilde ciddi zararlar verebilir, bu hasarlar daha ciddi boyutlara ulaşırsa cilt kanserine bile neden olabilir.

Güneş lekeleri, doğuştan olmayan kahverengi lekelerin oluşumuna verilen isimdir. Güneş lekeleri genellikle yüz bölgesinde görülür. Bu lekeler kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür ve genellikle yüzün her iki tarafında simetrik olarak ortaya çıkar ki bu çok yaygın bir sorundur. Güneş lekelerinin başlıca özellikleri şunlardır: Yanlış zamanda güneşlenmek, hormon tedavisi, gebelik süreci, kullanılan ilaçlar. Yüzdeki cilt lekeleri genellikle güneşe daha çok maruz kalan bölgelerde ortaya çıkar. Bu bakımdan yüzdeki cilt lekeleri genellikle üst dudak, yanaklar, alın gibi doğrudan güneş ışığı alan bölgelerde görülmektedir. Ciltten daha koyu olan ve sınırları düzensiz olan güneş lekeleri ciltte şişmeye neden olmaz.

Güneş lekelerine çeşitli tedavi yöntemleri

Güneş lekelerini tedavi etmek için en iyi zaman, güneşin daha az olduğu kış mevsimidir. Kış mevsiminde başlanan tedavilerde oldukça başarılı geri dönüşler sağlanmaktadır.

Güneş Lekelerine Evde Uygulayabileceğiniz Yöntemler

Güneş kaynaklı oluşan lekeler için evde uygulayabileceğiniz basit tedavi yöntemleri de mevcuttur. Ancak her cilt tipi farklı olduğu için mutlaka bu yöntemler uzman hekim kontrolünde yapılmalıdır. Yanlış yapılan uygulamalar ciltte hassasiyete yol açabilir.

Karbonat Maskesi: Karbonat maskesinin cildi arındırma ve beyazlatma etkisi vardır. Bu sayede cilt üzerinde oluşmuş lekelerin açılmasına yardımcı olmaktadır. Maskeyi hazırlamak için 1 yemek kaşığı yoğurda 1 çay kaşığı karbonat ekleyerek karıştırın. Lekelerin üzerinde sürerek 10 dakika kadar bekleterek bol su ile yıkayın. Haftada 1 kez düzenli uygulama ile fayda sağlayabilirsiniz.

Yulaf Unu Maskesi: Vitaminler açısından oldukça zengin olan yulaf cilt lekelerinin tedavisinde de tercih edilmektedir. Evde kolaylıkla uygulayabileceğiniz maske tarifi ise; bir tatlı kaşığı yulaf ununa, bir çorba kaşığı yoğurt, çeyrek limon suyu ve bir tatlı kalığı elma suyunu ekleyerek iyice karıştırın. Karışım homojen hale gelince cildinize sürün ve yarım saat kadar bekletin. Beklettikten sonra ovarak çıkartın. Yeni bir güneş lekesi oluşmaması için maskenin akşam yapılması önerilmektedir.

Pirinç Suyu Maskesi:

Yazının Devamını Oku

Thulium cilt yenileme lazeri nedir?

25 Mayıs 2021
Lazer teknolojisi yıllardır hem epilasyon hem de cilt tedavilerinde yaygın kullanılan bir prosedürdür. Özellikle bazı lazer tipleri vardır ki hekim olmasak da özellikle kendi ismiyle anar ve biliriz. En yaygın bilinen thulium cilt yenileme lazeridir.

Thulium lazer teknolojisi leke tedavisi ve cilt yenileme alanlarında üstün başarı sahibi, FDA onaylı lazer cihazıdır. Bu sistemde lazer ışınları ile deride 100 mikron çapında mikro-kanallar açılmakta ve kişinin sorununa göre seçilen C vitamini, Retinol, Tranexamic acid, Resveratrol, kök hücre içeren nano partiküküllü Lasemd ampulleri cilde yedirilmektedir. Böylece hem lazerin etkisinden hem de ürünlerin antioksidan; antiaging ve aydınlatıcı-parlatıcı etkisinden yararlanılır.

İşlem iki aşamada uygulanır. İlk aşamasını cildin duruma göre thulium lazer ışığı ile cildin yüzeyinde oldukça küçük çapta dakikada 6.000 adet yarattığı mikro kanallar açılır, bu arada cildin sorununa göre seçilen uygun farmesötik ürün hazırlanır. 4-5 dakikalık thulium lazer uygulamalarının ardından ikinci aşamada cildin ihtiyacına göre thulium lazer desteği ile açılan deliklerden cilt altına kendi özel ürünleri yedirilir.

Kişinin cildindeki sorununa bağlı olarak 2 hafta aralıklarla 3-5 seans uygulanabilir. Tek seans bile sonuçları açısından oldukça tatminkardır.

“Baby Face Beauty” olarak da bilinen Thulium lazer ile bütün cilt tiplerine yıl boyu güvenle tedavi uygulanabilir ve gelişmiş moduyla kozmesötik salım, cilt renginin ve dokusunun iyileştirilmesi ve pigmentli yaraların hafifletilmesi gibi çeşitli tedaviler yapılabilir.

 

Yazının Devamını Oku

Botoks nedir?

29 Nisan 2021
Medikal estetik yani neştersiz estetik prosedürler gün geçtikçe daha popüler hale geliyor. Ancak bazen bazı terimler ve kavramlar tam bilinmeden uygulamalara koşuluyor. Bu sebeple yazı dizilerimde bu işlemlerin en popüler olanlarına yer vermeye karar verdim. Şüphesiz en doğru yönlendirme ve kişiye özel planlama uygulamaları yapmaya ehliyeti olan uzman hekimlerce verilecektir.

En bilinen ve yaygın uygulama şüphesiz ki botoks. Botoks, clostridium botulinum adlı bakteriden laboratuvar koşullarında elde edilen, estetik tıpta yüz kırışıklıkları, aşırı terleme vb. tedavi uygulamalarında kullanılan bir ekzotoksindir. Hem tedavi edici, hem de koruyucu özelliği vardır.

Yıllar içerisinde yüze yerleşmiş çizgilerin tamamen açılmasını sağladığı gibi, henüz yüze yerleşmemiş ancak tekrarlayan kas hareketleriyle belirginleşen çizgilerin derinleşmeden düzelmesini sağlar. Ayrıca ter bezlerini bloke edici etkisiyle aşırı terlemeyi sonlandırır.

Yaşlanmayla birlikte yüzümüzde belirginleşen, mimik kaslarının kasılması sonrasında oluşan kırışıklıklar ve çizgiler, botoks ile giderilebilir.

Botoksun uygulandığı bölgede mimik kaslarına sinirlerden iletilen, kasların kasılmasına neden olan sinyaller geçici bir süreliğine felç olur. Kas hücrelerinin kasılması önlenir ve kaslardaki sertleşme miktarı en aza indirgenir. Aynı zamanda anormal kas kasılmaları da durur. Bunun sonucunda yüz kaslarının bir süreliğine gevşemesi, kırışıklık ve ince çizgi oluşumunun durması sağlanır. Çoğu estetik operasyonun aksine botoks uygulaması esnasında herhangi bir kesme işlemi yapılmaz. Kişi, uygulama sırasında minimal düzeyde ağrı hisseder. Aynı gün, işlerine kaldığı yerden devam edebilir.

Botoks, estetik dışında aşırı terleme, migren ağrıları, diş gıcırdatma ya da servikal distoni gibi kas rahatsızlıkları tedavisinde de kullanılmaktadır. Kas dokuya enjekte edilen botulinum toksini, ortalama 5 ya da 7 gün sonra etkisini göstermektedir.

Yüzdeki kırışıklıklara ilk uygulandığında etkisi ortalama 4-6 ay sürer. Tekrarlayan uygulamalarla bu süre zaman içinde 8-10 aya kadar uzar. Koltukaltına ilk uygulandığında terlemeyi ortalama 10-12 ay kadar düzene sokar. Tekrarlayan uygulamalarla bu süre 16-18 aya kadar uzar. Geleceğe yatırım olarak da bilinir. Sadece hamilelik ve emzirme döneminde kesinlikle uygulanmaz.

Yazının Devamını Oku

En popüler medikal işlemler “PRP VE Mezoterapi”

22 Nisan 2021
Günümüzde en yaygın bilinen enjeksiyonlu cilt yenileme uygulamaları PRP ve mezoterapidir.

PRP

Kanımızda bulunan ve pıhtılaşmadan sorumlu platelet (trombosit) hücrelerinin parçalanmaları ile içeriğinde bulunan iyileşme ve hücre üretiminden sorumlu etken maddelerin özel sistemlerle çoğaltılarak saf şekilde elde edilmesini tanımlayan tekniktir.

Özel tüpler içine alınan kandan, belirli işlemler sonucunda saf plazma elde edilir.

Plazma, deri altına mikroenjeksiyon tekniği ile uygulanır ve deri altında ihtiyaç duyulan tüm alanlarda hücresel döngünün artmasını sağlar.

Günümüzde kozmetik alanda en çok saç ve deri kalitesini arttırmak amacıyla ve güneş lekelerinin tedavisinde yardımcı bir yöntem olarak kullanılmaktadır.

Mezoterapi

Vitamin, mineral, aminoasit, enzim, hyaluronik asit ilaçların belirli oranlardaki karışımlar halinde, mikroenjeksiyon tekniği ile cildin orta tabakasına verilmesi işlemidir.

Kullanım alanları: saç kaybı veya seyrekliği, yaşlanmanın yüz, boyun, dekolte ve el sırtı bölgesindeki etkilerinin (kırışıklık, incelme, kuruluk, elastikiyet kaybı, deri altı dokudaki gevşeklik), selüloit ve cilt ton farklılıklarının giderilmesi olarak sıralanabilir.

Yazının Devamını Oku

Medikal estetik uygulamaları

13 Nisan 2021
Medikal estetik uygulamaları ile devam ediyoruz. İkinci en popüler uygulama da dolgu. En erken yaşlarda başlanan bu estetik uygulama ile doğru dokunuşlar olduğunda mucizeler yaratılabilir. İşin özü zaten isminden de anlaşıldığı gibi bir alanı doldurmaktır ve hacmi düşük olan dudak, elmacık, çene vb. gibi bölgelere hacim artışı sağlanır.

Cildimiz yaşlandıkça kollajen, elastin doku ve hyalüronik asit miktarında azalma meydana gelir. Dolgu uygulamalarında azalmakta olan hyalüronik asit, küçük iğneler yardımıyla cilt altındaki problemli olan yerlere enjekte edilmesi amaçlanır. Jel kıvamındaki hyalüronik asit cildin su tutma kapasitesini arttırarak yoğunluk sağlanmasına yardımcı olur.

Dolguların kullanma alanları; bazen yüzdeki asimetrik çökükler, hacim kaybeden veya yapısal volüm azlığı olan dudaklar, yine yaşla birlikte yer değiştiren veya yapısal olarak çökük göz altları, nazalobial çizgiler (burundan dudak köşelerine doğru inen) veya yanaklar olarak sıralanabilir. Vücutta kullanılan dolgular da mevcuttur.

Dolgu uygulamasında kullanılan malzemeler;

Dolgu yapılabilen bölgeler;

Dolgu uygulaması muayene koşulları içerisinde 20 – 30 dakikalık bir işlem ile tamamlanabilmektedir. Bu açıdan pratik ve öğle molasında bile gerçekleştirilebilir bu yöntem sonrası kişi gündelik hayatına geri dönebilir.

Dolgu uygulamalarının kalıcılık süresi, seçilen dolgu maddesine ve kişiye bağlı olarak 8-12 ay arasındadır. Dolgu uygulaması, etkileri ortadan kalktıktan sonra tekrar edilebilir bir işlemdir.

Genel anestezi gerektirmeyen bir işlem olduğu için anesteziye bağlı riskler ortadan kalkmaktadır. Estetik amaçlı gerçekleştiriliyor olsa da dolgu uygulamasının tıbbi bir işlem olduğu unutulmamalı ve mutlaka uzman ve tecrübeli hekimler tarafından gerçekleştirilmelidir. Dikkat gösterilmesi gereken bu husus, hem risk oluşturabilecek etkenlerin tespitinde ve önlenmesinde, hem de uygulamanın başarısında önemli bir koşulu oluşturmaktadır.

Yazının Devamını Oku

HI-FU ile yüz liftingi nedir?

10 Mart 2021
Bugünlerde medikal estetik gelişip popülerleştikçe pek çok tedavi ve tıbbi terim dünyamıza giriyor. Bazen yıllardır var olan teknolojiler popülerlik kazandığı için hasta ve danışanlar arasında sanki bir mucize gibi algılanabiliyor.

Burada en çok dikkat etmemiz gereken nokta hep söylediğimiz gibi “Tedavinin asıl amacı ne?” ve “Benim için gerekli olan tedavi ne?” sorularının cevabını bulmak. Her hafta çok duyduğunuz popüler tedavileri mercek altına yatırmaya karar verdik.

Bunlardan biri HI-FU. Estetik cerrahi veya medikal estetiğe biraz ilginiz varsa sürekli duyarsınız. Hele ki günümüzde son dönemde yine en fazla popülerleşen uygulamalardan biri.

HI-FU odaklanmış ses dalgaları anlamına gelir. Yoğunlaştırılmış ses dalgalarının yarattığı kontrollü travma ile derin dokuda yüzün gerilmesini sağlayan bir yöntemdir. Özellikle yanak inceltme, lifting ve gıdı toparlama başta olmak üzere tüm yüz bölgesinde uygulanabilmektedir.

Çevresel faktörler, yoğun iş temposu ve belli bir yaştan sonra cildin elastikiyet kaybı kaçınılmazdır. HI-FU ağrısız ve acısız bir şekilde sosyal hayatı etkilemeden cildin kaybettiği volümü geri kazandıracak ve lifting sağlayacak olan bir ameliyatsız yüz germe uygulama yöntemidir. Ancak tabii ki 50 yaş üzeriyseniz ciddi bir deri fazlası ve sarkmanız varsa bu tedaviden mucize bekleyemezsiniz. Zaten öyle olsa unutmayın cerrahi tedavilere ihtiyacımız kalmaz. Aynı sonucu ameliyatsız alabilsek neden neşter altına yatalım değil mi? Bu tip tedavilerde sonuç gerçekten ihtiyacı olan hastalarda %50-60 gibidir. Belli bir maliyeti de olan bu tedavileri ancak hekim tarafından size ‘tam uygunsunuz’ denildiğinde yaptırmalısınız.

Çene bölgesinde gevşeklik ve sarkma, yanak sarkması, ağız köşelerinin aşağıya doğru dönmesi, boyun ve göz çevresinde sarkmış cilt, kaşlarda düşüklüğün giderilmesi hedef tedavilerdendir. İşlemden 15-30 gün sonra PRP, yüz mezoterapisi, dolgu ve botoks yapılarak işlemin sonuçları çok daha iyi hale getirilebilir. Tek seans uygulanır. İşlem süresi 30-60 dakikadır. HI-FU tedavisi yüzde kızarıklık, soyulma ve kabuklanma yapmaz. Bu yüzden uygulamadan hemen sonra normal hayata dönülebilir. İşlem sonrası makyaj yapmakta sakınca yoktur.
HI-FU yönteminin diğer tarafı da genelde yılda ya da iki yılda bir yapılır. Cilt bakımı gibi çok masum bir tedavi değildir. Özellikle toparlama için çalışıldığından dokularımızda da yapışma ve toparlanma olacağı için özellikle yakın zamanda yüz germe gibi ameliyatlar planlanıyorsa çok önerilmez. Bu tedavi ciddi bir tedavidir ve kesinlikle doktorsuz uygulanmaz.

Yazının Devamını Oku