Paylaş
Suyun verimli kullanımı sanayide olduğu kadar tarımda da en temel konulardan biri. PepsiCo olarak bu konuda neler yapıyorsunuz? Sizi Bir Damla Bir Dünya projesini gerçekleştirmeye yönelten sebepler nelerdi?
PepsiCo “Net Su Pozitif Hedefi” doğrultusunda küresel olarak mutlak su kullanımı azaltmanın yanı sıra yüksek riskli bölgelerde kullanılan suyun %100’ünü doğaya geri kazandırmayı hedefliyor. Bunun yanı sıra dünyada suyu en verimli şekilde kullanan yiyecek içecek şirketlerinden biri olmayı amaçlıyor.
Biz de PepsiCo Türkiye olarak bu global hedeflere en güçlü katkıyı sağlayan ülkelerden biriyiz. Mevcut fabrikalarımızda yürüttüğümüz su kullanım ve su yönetimi politikamız çerçevesinde, operasyonel su tüketimimizi yakından izliyoruz. Bu kapsamda tüm fabrikalarımızda kullanılan toplam operasyonel su miktarının önemli bir bölümünü, proses suyu kullanımı, arıtma sistemleri ve yeniden kullanım altyapıları ile geri kazanmaya çalışıyoruz.
Bir Damla Bir Dünya projesiyle Türkiye’de yüksek su riski taşıyan bölgelerde kapsamlı bir dönüşüm yaratmayı amaçlıyoruz. Bilindiği gibi vahşi sulama, suyun kontrolsüz ve gereğinden fazla kullanılmasına neden oluyor. Damla sulama yöntemi ise suyu doğrudan bitki köklerine ileterek su israfını önemli ölçüde azaltıyor. Biz de bu projeyle havzalardaki çiftçilerin geleneksel vahşi sulama yöntemlerinden daha verimli olan damla sulama yöntemlerine geçişini teşvik ediyoruz. Tarlalarda damla sulamanın yaygınlaştırılmasına destek olan bu proje ile fabrikalarımızın bulunduğu havzalarda suyun geri kazandırılmasını destekliyoruz.

60 MİLYON TL BÜTÇE
Bu projeye ne kadarlık bir kaynak ayırdınız? Proje yatırım bütçesini planlarken, kaynakları en çok hangi alanlara yönlendirdiniz?
Öncelikle PepsiCo olarak Türkiye’de 60 yılı aşkın bir süredir faaliyette bulunuyoruz. Satış ve pazarlama faaliyetlerinin de ötesinde 6 fabrikamızda ülkemizde üretim yapıyor, Türkiye genelinde 20 şehirde, 100.000 dekarlık alanda, yaklaşık 300 kişilik tarım ekibimizle, yılda ortalama 250 çiftçiyle sözleşmeli çalışıyoruz. Tüm bunlara ek olarak sosyal sorumluluk projeleriyle ülkemize katkı sağlamaya çalışıyoruz.
Bir Damla Bir Dünya Projesi de bu projelerden biri. Projemizi 60 milyon TL’nin üzerinde bir bütçeyle hayata geçirdik. Bütçemizin büyük bölümünü tarlalardaki teknik uygulamalara ayırdık. Bununla birlikte kaynaklarımızın önemli bir kısmıyla da çiftçilerimizde bu konuda farkındalık yaratacak eğitimler düzenlenmesini sağladık. Su yönetiminde ve tarımda sahip olduğumuz bilgi birikimi ve Doğa Koruma Merkezi ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde etki gücü yüksek bir proje oldu.
Bu projeyle fabrikalarınızda kullandığınız suyun büyük bir kısmını doğaya geri kazandırıyorsunuz. Tarım alanlarına baktığımızda, proje kapsamında kaç dekarlık arazi damla sulamaya geçti? Bu uygulamalar sahada nasıl karşılık buldu?
Proje bugüne kadar 3 bin dekara yakın alanda damla sulama sistemi kurduk. Çiftçilerimiz bu sayede damla sulama sistemini deneyimleyerek öğrenme fırsatı buldu. Projeye dahil olan çiftçilerimizden aldığımız geri bildirimler, verilen eğitimler ve teknik uygulamaların kendilerine çok büyük katkı sağladığı yönünde.
DKM İLE ETKİYİ BÜYÜTTÜ
Projede Doğa Koruma Merkezi (DKM) ile birlikte çalışıyorsunuz. İş birliğiniz, sahada teknik kapasite ve çiftçi erişimi açısından kritik görünüyor. Bu ortaklık, projenin sonuçlarını ve etki alanını nasıl genişletti, iş birliğinin somut katkıları neler oldu?
Evet, bu projemizi 20 yılı aşkın bir süredir biyolojik çeşitliliğin etkin şekilde korunması ve doğal kaynakların sürdürülebilir şekilde yönetilmesi için çalışan Doğa Koruma Merkezi (DKM) iş birliğiyle gerçekleştirdik. Bilindiği gibi Doğa Koruma Merkezi (DKM), kuruluşundan bu yana dünyanın farklı yerlerindeki uygulamaları da izleyerek biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilir kullanım ve iklim değişikliğine uyum için yeni araçlar ve yöntemler geliştirmeye odaklanıyor. Bu projeye de geliştirdiği uygulanabilir çözümlerle destek sağlayarak projenin etkisini daha da büyüttü.
Projeyle damla sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması ve havzalarda su yönetiminin iyileştirilmesi için saha uygulamalarında hangi adımlar atıldı? Çiftçilere yönelik eğitimler, teknik bilgi aktarıma ve sahadaki uygulama sürecinden biraz bahsedebilir misiniz?
Proje kapsamında Adana, Tarsus, Manisa ve İzmir’deki çiftçilerin modern sulama tekniklerini uygulamasına yardımcı olduk. DKM iş birliğiyle, çiftçilere iklim değişikliği ve kuraklıkla mücadele, suyun verimli kullanımı ve toprağın korunması konularında eğitimler verdik. Bu eğitimlerde; tasarruflu sulama yöntemleri, basınçlı sulama sistemleri, doğru sulama zamanlaması, bitki ve toprak özelliklerine uygun sulama teknikleri ile organik madde artırımı gibi sürdürülebilir tarım uygulamaları öğretilerek sahada uygulanabilir çözümler sunuldu.

735 MİLYON LİTRE TASARRUF
Proje, yüksek su riski taşıyan bölgelerde uygulandı. Şimdiye kadar gözlemlediğiniz somut sonuçlar neler oldu. Hem ekosistem sağlığı hem de tarımsal üretim verimliliği açısından hangi etkileri gözlemlediniz?
Projemizin ilk çıktıları gelecek adına umut vericiydi. 2023 ve 2024 yıllarında 735 milyon litre su tasarrufunda bulunduk. 2025 yıl sonu itibariyle bu rakamın 1.6 milyar litreyi bulması bekleniyor. Başka bir ifadeyle 674 olimpik havuza karşılık su tasarrufu yapılmasını desteklemiş olacağız. Bu somut sonuçlar, su yönetimini stratejik bir öncelik olarak ele aldığımızın ve sahada gerçek etkiler ürettiğimizin en somut göstergesi.
DİRENÇLİ BİR YAPI KURUYOR
Fabrikalarınızda kullandığınız suyun büyük bir kısmını geri kazandırdınız ve tarımsal sulamada verimlilik sağladınız. Önümüzdeki dönemde bu sonuçları daha da artırmak için hangi stratejileri ve saha modellerini uygulamayı planlıyorsunuz?
Bir Damla Bir Dünya projesini tasarlarken sadece bugünün su yönetimi ihtiyaçlarını değil, aynı zamanda bölgenin uzun vadeli ekosistem sağlığını da gözeten bütünsel bir yaklaşım benimsedik.
Projenin uzun vadede iki temel etkisini öngörüyoruz. İlki, havzalarda su tüketim alışkanlıklarının kalıcı biçimde değişmesi. Çiftçilerin geleneksel vahşi sulamadan damla sulamaya geçişini teşvik ederek, bölgede sirküler bir su kullanım modelinin yerleşmesine katkı sağlıyoruz. Bu dönüşüm, zamanla su stresinin azalmasına ve tarımsal verimliliğin artmasına imkan verecek. İkincisi ise bölge ekosisteminin güçlenmesi. Daha kontrollü su kullanımı, toprak sağlığının korunmasını, biyoçeşitliliğin desteklenmesini ve kuraklık riskine karşı daha dirençli bir tarımsal yapının oluşmasını sağlayacak.
Proje ile sadece geçtiğimiz yıl Manisa fabrikasında kullandığımız suyun %100’ünü, İzmir’de %94’ünü, Tarsus’ta ise %58’ini doğaya geri kazandırdık. İlerleyen dönemde projemizi farklı şehirlere de yayarak su yönetiminde yarattığımız bu pozitif etkiyi daha da büyütmeyi hedefliyoruz.
Paylaş