Paylaş
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın çarşamba günü katıldığı Anadolu Ajansı Editör Masası’ndaki bu açıklamaları çok önemliydi.
Bakan Bayraktar, temkini elden bırakmadı ve devam etti:
“Küresel ekonomi üzerinde etkileri olabilecek bir krizle karşı karşıyayız.”
Benzer uyarı Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol’dan da gelmişti. Birol, küresel çapta yankı bulan Hürriyet’e yaptığı açıklamada özetle şunu dedi: “Dünya, bugüne kadarki en büyük enerji güvenliği tehdidiyle karşı karşıya.”
26 Mart’ta kaleme aldığım yazımda da Çin, Hindistan ve Japonya başta olmak üzere Asya ülkelerinin Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim nedeniyle nasıl bir “enerji kabusu” yaşadığını analiz etmeye çalışmıştım.
Hem Rusya-Ukrayna hem de ABD/ İsrail-İran savaşları gösterdi ki günümüzde enerji bağımsızlığı ülkelerin elindeki en önemli silahlardan biri.
Türkiye enerjide dışa bağımlılığı yüksek bir ülke. Toplam enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’ini ithalatla karşılıyor. Bunun en önemli nedeni yerli kaynakların özellikle de petrol ve gazın sınırlı olması. Ayrıca nüfus artışı ve sanayileşmenin devam etmesi nedeniyle enerji talebi de çok hızlı artıyor.
İsterseniz bu noktada ana enerji kaynaklarında ne durumdayız gelin birlikte bakalım:
PETROL: Dışa bağımlılığımız yüzde 90’ın üzerinde. Son yıllarda üretimde artış var ancak Türkiye’nin petrol rezervi çok sınırlı. En büyük ithalat kalemlerinden biri.
DOĞALGAZ: Yüzde 95’e yakın ithalat var. Elektrik üretimi ve sanayi için kritik önemde. Rusya, Azerbaycan ve İran ana tedarikçiler.
KÖMÜR: Toplamda ithalat yüksek ama yerli linyit kaynaklı üretim sürüyor. Dışa bağımlılığı azaltma potansiyeli hala çok yüksek. Daha çok taşkömürü ithalat ağırlıklı kullanılıyor.
YENİLENEBİLİR ENEJİ: Dışa bağımlılığı azaltan tek alan. Hidroelektrik, rüzgar, güneş enerjisi ile üretim hızla artıyor. Ama henüz toplam ihtiyacın tamamını karşılayacak seviyede değil. Zaten günümüz teknolojisiyle sürekli üretim ve ihtiyacın tamamını karşılaması mümkün de değil.
KARADENİZ GAZI VE NÜKLEER SANTRAL
Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltacak bazı stratejik projeler de hızla devam ediyor. Karadeniz gazı (Sakarya sahası) devreye giriyor, bu gazda bağımlılığı kısmen azaltacak. Yenilenebilir enerji yatırımları hızla devam ediyor. Akkuyu Nükleer Enerji Santrali yakında sisteme dahil olacak. Ama yine de kısa vadede Türkiye’nin enerjideki dışa bağımlılığı tamamen bitmeyecek. Enerjide dışa bağımlılığın dolaylı etikleri de devam edecek. Enerji ithalatı en büyük cari açık kalemlerinden biri. Ayrıca döviz ihtiyacını artırıyor, kur baskısına neden oluyor. TL için her zaman bir tehdit unsuru. Enflasyonun baş sorumluları arasında. Enerji fiyatı arttığında doğrudan tüm fiyatlara yansıyor. Jeopolitik riskleri ise tartışmaya gerek yok. Petrol, gazı üreten ülkeler daima vananın başında. En küçük bir krizde sevkiyatla ilgili tehditler masaya geliyor.
Ülkeler için yerli kaynaklarıyla enerji tedariki yapabilmek, artık bir var olma meselesi haline geldi. Enerji ile elektrik neredeyse ayrılmaz ikili. Elektrik olmadan hayat olmuyor. Hem teknoloji odaklı günlük hayatın sürmesi hem de sanayinin çarklarının dönmesi için elektrik üretimi kaçınılmaz. Enerji ithalatçısı olan Türkiye, elektrik üretiminde de dışa bağımlılığı azaltmak için ciddi bir strateji yürüten, dışa bağımlılığı her geçen yıl çok ciddi şekilde aşağıya çekmeyi başaran ender ülkelerden biri.
YEŞİL ENERJİ MÜKEMMEL AMA TEK BAŞINA YETMEZ
Enerji Bakanlığı’nın açıklamalarına göre arz güvenliğinin sağlamlaştırılması için yenilenebilir enerji yatırımlarına hız veren Türkiye, 2013’te sıfır olan güneş enerjisi kurulu gücünün bugün toplam üretim içindeki payı yüzde 21’e ulaştı. Rüzgarın payı da 2025 sonu itibariyle 12’leri geçti. Yeşil enerjideki gelişme mükemmel ancak dediğim gibi bugünkü teknolojiyle sürekli enerji üretmeleri mümkün olmadığı için ve depolama imkanlarıyla tek başına yetersiz kalacaktır.
Google’ın veri merkezlerinin yılda 21 milyar litre su tükettiği, yapay zekanın devasa enerji çektiği, elektrikli araçların arttığı böylesine bir dönemde, bir taraftan dijitalleşme ve teknolojiyi alkışlayıp bir taraftan da gökten elektrik yağmasını bekleyemeyiz.
Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını azaltmak için atacağı her adım stratejik önem taşıyor. Enerjide dışa bağımlılığımızı azaltmak için yerli kaynakları kullanarak enerji üretmeye devam etmek zorundayız. Tabii ki çevreyi, iklimi ve insan hayatını etkilemeyecek titizlikte yöntem ve stratejiler geliştirerek.
Tekrar altını çizmek isterim. Türkiye’nin son dönemde gerçekleştirdiği enerji üretimini çeşitlendirme politikası oldukça stratejik bir hamleydi.
Enerjide oyununun kurallarını değiştirmek elimizde.
Paylaş