Sefer Levent

Sefer Levent

slevent@hurriyet.com.tr

‘Çakma’ yapay zekâ

HUAWEI, Xiaomi, BYD, DJI ve diğerleri…

Haberin Devamı

Her biri Çin’in taklitçilik döneminde kazandığı inanılmaz üretim esnekliği, hızlı prototip üretme kabiliyeti ve mühendislik altyapısının birer sonucu. Sakın “Artık devran döndü. Yapay zekâ çağındayız hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” demeyin. Çinliler onu da yaptı, yapay zekânın da taklitlerini çıkardılar. Son dönemin belki de en çarpıcı haberlerinden biri dün New York Times’ta yayınlandı.

Haber Çinlilerin yıllardır var olan bir tekniği kullanarak ABD’li şirketlerin yapay zekâ sistemlerini haksız yere kopyaladığını duyuruyordu. ABD’li yapay zekâ şirketi Anthropic, Çinli teknoloji devi Alibaba’yı damıtma adı verilen bir teknik kullanarak yapay zekâ teknolojilerini gizlice kopyalamakla suçluyordu. Anthropic 10 Haziran’da bunu bir mektupla ABD Senatosu’na bildirmişti. Şirket Çinlilerin, ABD yapay zekâsının yeteneklerini öncü laboratuvarlardan alıp kendi ürünleriymiş gibi yeniden paketlediklerini iddia ediyordu.

Haberin Devamı

Olay, Senato’ya intikal ettiğine göre anlaşılan durum ciddi. Nasıl sonuçlanır, ABD yapay zekâ teknolojilerini Çin’e kaptırmayı sürdürür mü, Çin ‘çakma’ yapay zekâlarıyla piyasayı sallar mı’ bilmiyorum. Gelin bu aşamada, Çin’in çakma ve taklit ürün tarihçesini kısaca bir hatırlayalım.

HALKA UCUZ ALTERNATİF

Çin, özellikle 2000’li yılların başından itibaren üretim kapasitesini artırırken küresel pazarda “çakma” veya “taklit” ürünlerle adından sıkça söz ettirdi. Çin kültüründe bu durum sadece basit bir hırsızlık olarak değil, “Shanzhai” (Dağ Sığınağı) adını verdikleri, otoriteye meydan okuyan ve ana akımı taklit ederek halka ucuz alternatif sunan bir alt kültür olarak kabul görüyordu.

Çin’deki taklitçiliğin boyutunu, sınırları nasıl zorladığını ve tişört veya çantadan çok daha öteye geçtiğini gösteren çok örnek var. Ben sık sık dile getirilen 3’ünü hatırlatayım:

 1-KOPYA AVRUPA KASABALARI

Çin’de taklitçilik mimari boyuta ulaşmış durumda. Ülke genelinde, Avrupa’nın ünlü şehirlerinin ve kasabalarının birebir kopyası olan ve içinde insanların yaşadığı devasa yerleşim yerleri inşa edildi. Hangzhou şehri yakınlarında kurulan Tianducheng’te, Paris mimarisi birebir taklit edildi. Merkezinde 108 metre yüksekliğinde bir **Eyfel Kulesi** replikası, Paris tarzı binalar, çeşmeler ve hatta Versailles Sarayı’nın bahçelerine benzeyen alanlar bulunuyor. Guangdong eyaletinde, Avusturya’nın UNESCO Dünya Mirası listesindeki ünlü göl kasabası Hallstatt’ın aslına uygun bir kopyası yaklaşık 940 milyon dolar harcanarak inşa edildi. Evlerin dış cephelerinden kasaba meydanındaki kiliseye kadar her şey kopyalandı.

Haberin Devamı

 2-SAHTE APPLE VE IKEA MAĞAZALARI

Çin’de sadece ürünler değil, hizmet ve kurumsal kimlik de kopyalandı. Bunun en ikonik örneği 2011 yılında Yunnan eyaletinin Kunming şehrinde ortaya çıkan sahte Apple mağazalarıydı. Bu mağazalar o kadar inandırıcıydı ki, çalışanlar mavi önlükleri, boyunlarındaki yaka kartları ve mağazanın minimalist ahşap tasarımıyla kendilerinin gerçekten Apple için çalıştıklarını sanıyorlardı. Bu “çakma” mağazalarda hem orijinal hem de sahte Apple ürünler birlikte satılıyordu. Benzer şekilde, Chengdu şehrinde 11 Simple Home adıyla açılan bir mağaza, IKEA’nın mavi-sarı renk kodlarını, labirent benzeri mağaza düzenini, minimalist mobilya tasarımlarını ve hatta müşteriler için hazırlanan sallanan kafeterya menülerini birebir taklit etmişti.

Haberin Devamı

3-AKILLI TELEFON TAKLİTLERİ

Çin’in elektronik üssü Shenzhen’deki taklitçilik hızı, küresel devleri bile şaşkına çeviren bir seviyeye ulaştı. Bunun en somut örneği Goophone markasıdır. Goophone, Apple ve Samsung’un amiral gemisi telefonlarını daha piyasaya çıkmadan kopyalamasıyla ünlendi. Fabrikalardan sızan şemaları ve dedikoduları kullanan Çinli üreticiler, Apple henüz iPhone 5’i resmi olarak tanıtmadan günler önce, cihazın dış tasarımıyla birebir aynı olan, Android işletim sistemli “Goophone i5” modelini piyasaya sürdü.

Tüm bunlar gösteriyor ki, bugün küçümsenen, alay edilen “çakma” ürünler yarının küresel markalarına dönüşebiliyor. Bir zamanlar sahte çanta, sahte telefon ve sahte mağazalarla gündeme gelen ülke, bugün otomobilden drone’a kadar birçok alanda dünyanın en güçlü oyuncuları arasında. Şimdi aynı tartışma yapay zekâ için yaşanıyor. Eğer Anthropic’in iddiaları doğruysa mesele sadece fikri mülkiyet ihlali değil; küresel yapay zekâ yarışının kurallarının yeniden yazılması. Çünkü teknoloji tarihinde bazen ilk icat eden değil, onu en hızlı çoğaltan ve en ucuza sunan kazanıyor.

 

Yazarın Tüm Yazıları