Paylaş
Orakçıoğlu kürsüden önce tespitlerini sıralamış:
- Hazır giyim sektöründe ciddi bir daralma var. Yılın ilk yarısında 168 dış giyim firması kapandı. Yeni açılan firma sayısı ise 33’te kaldı.
- Sektörde 7 bin 735 kişilik istihdam kaybı yaşandı. Toplamda 513 kişilik yeni istihdam sağlanabildi.
- Kapanan firmaların büyük çoğunluğu kayıtlı ve üst segment üreticilerdi.
- Kayıt dışılık sektörde ciddi bir sorun hâline geldi. Dış giyimde kayıt dışı oranın yüzde 44’e kadar çıktı. Kayıt dışılığa çözüm bulunmadıkça, istihdamdaki daralma hız kesmeyecek. 1.2 milyonluk istihdam 900 bine düşmüş durumda.
- Giresun’daki üretim tesislerinden kilogram başına 133 Euro’dan ihracat yapıyoruz. Almanya’dan Mercedes’in kilogramı 43 Euro’ya ithal ediliyor. Rakamlar ortadayken, bu sektörü küçümsemek büyük hata olur.
Süleyman Orakçıoğlu
SEKTÖRÜN TALEPLERİ
Ardından taleplerini dile getirmiş:
- Pandemi döneminde devreye alınan kısa çalışma ödeneği (KÇÖ) sektör açısından hayati önem taşıyor. Benzer bir uygulama yeniden gündeme alınmalı.
- Tekstil, hazır giyim, deri-ayakkabı ve mobilya sektörleri için kısa çalışma ödeneğinin en az bir yıl süreyle uygulanması gerekiyor.
- Tüm olumsuz tabloya rağmen sektörde nitelikli yeni yatırımlar ve marka girişimleri sürüyor. Bu tür projelere destek verilmesi şart. Buralarda da sektör ayrımı yapılmadan, özellikle vurgulamak istiyorum, inovatif projelere destek verilmeli.
-Şu anda döviz kazandırıcı faaliyetlere yüzde 3 destek var. Ama bu destek, yerli katma değer oranı yüzde 20 olanla yüzde 80 olan arasında fark gözetmiyor. Oysa yerli katma değeri yüksek üreticilere ayrıcalıklı teşvik verilmeli.
Tekstil Türkiye’nin özellikle ihracatta lokomotif sektörlerinden biri. İstihdama, ekonomiye katkısını tartışmamızın anlamı yok.
Kendisi de belirtmiş. Süleyman Orakçıoğlu’nun açıkladığı veriler yalnızca dış giyim sektörünü kapsıyor. Bu rakamlara iç giyim, triko ve çorap sektörü dahil değil. Tümünü ele alırsak sıkıntının daha da büyük olduğunu rahatlıkla görebiliriz.
BİR FORMÜL VARMIŞ
Hükümetin uyguladığı sıkı para politikasının gidişatı pozitife çevirdiğini, çılgın fiyat artışlarını durdurduğuna şüphe yok. Ancak ekonomiyi soğutmak için atılan adımlar yavaş yavaş bazı sektörlerin alarm vermesine neden oluyor. Tekstil de bunlardan biri. Süleyman Orakçıoğlu’nun uyarıları umarım dikkate alınır. Ancak ben üretime yönelik teşviklerin yanı sıra tekstil sektörünün tüketime yönelik bazı ayrıcalıklara da ihtiyacı olduğu düşünüyorum. Bu nedenle dün Süleyman Orakçıoğlu’nu aradım ve sordum:
- Sektörü canlandırmak için satışların artması nasıl sağlanır, tekrar Türk tekstiline odaklanılmasını sağlayacak bir formül var mıdır?
Varmış... Orakçıoğlu şunları söyledi:
“Daha önce denenmiş ama gerçekleştirilememiş çok önemli bir girişim var. Alışveriş festivali. Dubai bunu öyle güzel yapıyor ki... Bizim onlardan eksik kalır hiçbir yanımız yok. Daha güzelini bile yapabiliriz. Bu işi başarıya ulaştırabilecek çok önemli danışmanlık firmaları var. Profesyonel şirketlerle çalışabilir ve kendimize özgü bir konsept geliştirebiliriz. Yabancıları Türkiye’ye özellikle de İstanbul’a çekecek bir alışveriş festivali tekstil sektörüne çok önemli katkılar sağlar. Sadece yabancılara yönelik değil, yerli tüketiciye yönelik de düşünmeliyiz. Muhteşem Cuma vs tamam ama düşünsenize eylül veya ekimde kendimize özgü bir alışveriş festivali düzenlesek hem üretici, hem tüketici için çok iyi olur.”
Siz ne dersiniz? Böyle bir alışveriş festivali üreticinin, perakendecinin yaralarını sarıp tüketiciye de fırsat sağlar mı?
Paylaş