Üye olmadığınız vakfa üye olmakla suçlanmak

SORU: Bir vakfın yönetim kurulunda olmadığınız halde o vakfın yönetim kurulu üyesi olduğunuz iddiası hakkınızda açılan bir davada delil olarak takdim edilebilir mi?

Haberin Devamı

Türkiye’de olabilir; hatta sorunlu başka delillerin de dosyaya dahil edilmesiyle kendinizi Silivri’de demir parmaklıkların arkasında bulabilirsiniz.


Cumhuriyet gazetesinin her perşembe yayımladığı Kitap Dergisi’nin 1992’den beri yayın yönetmeni olan Turhan Günay’ın durumu aynen budur.


Günay, terör örgütüne yardımcı olma suçunu işlediği iddiasıyla 31 Ekim 2016 tarihinde İstanbul’da gözaltına alınmış, 5 Kasım 2016 tarihinde çıkartıldığı İstanbul 9’uncu Sulh Ceza Hâkimliği tarafından diğer 8 arkadaşıyla birlikte tutuklanmıştır.


Meslektaşımızın durumunu somut olgular üzerinden açıklamaya çalışalım.


Geçen hafta açıklanan 19 sanıklı Cumhuriyet iddianamesinde dokuz numaralı sanık olan Günay’a yöneltilen bir dizi suçlama arasında gazeteyi zarara uğrattığı iddiası da var. Savcılık, bu suçlamasında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 8 Mart 2017 tarihli bir müfettiş raporuna dayanıyor.


Bu rapor, Cumhuriyet gazetesini yayımlayan Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık A.Ş.’nin işlemlerini 2013 yılı başından itibaren mercek altına yatırıyor.


Müfettişler, gazetede yapılan bazı temsil ödemelerinin amaç dışı sarf edildiğini ileri sürerek, bu paranın Günay’ın da dahil olduğu şirket yöneticilerinden tahsil edilmesi gerektiğini belirtiyor.


Müfettişlere göre, bir diğer sorun Yenigün A.Ş.’nin bağlı ortaklığı olan A) “Çağ Pazarlama Gazete Dergi Kitap Basın ve Yayın A.Ş.” ile iştiraki olan B) “Yeni Gün Holding A.Ş.”ye, şirketten 2013 yılından itibaren giderek artan ölçüde kaynak aktarılmasıdır. Rapora göre, bu iki şirkete 2013’ten 2016 yıl sonu itibariyle aktarılan miktar 611 bin TL’ye ulaşmıştır. Müfettişler, bu paranın tahsil edilmesi istenen yönetim kurulu üyeleri arasında Günay’ı da sayıyorlar.


Günay, Ticaret Sicili kayıtlarına göre, Yenigün A.Ş. yönetimine 15 Aralık 2010 tarihinde girmiş ve 5 Eylül 2014 tarihli genel kurulda yönetimden çıkmıştır.
Savcılık ise müfettiş raporu üzerinden hazırladığı iddianamede, Günay’ın “basiretli bir idareci gibi hareket etmeyerek şirketin zararına sebebiyet verdiği” ve “şirketin borç batağına sürüklenmesine yol açtığının anlaşıldığı” iddiasıyla, Türk Ceza Kanunu’nun “Güveni Kötüye Kullanma”ya ilişkin 155/2 maddesi uyarınca 1 yıldan 7 yıla kadar cezalandırılmasını talep ediyor.


Günay hakkında ayrıca “Terör Örgütü Üyesi Olmamakla Birlikte Terör Örgütüne Yardım Etme Suçunu İşlediği” iddiasıyla TCK’nın 314/2 ve 314 ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası’nın 5’inci maddesi uyarınca cezalandırılması da isteniyor. İstenen cezanın alt sınırı 7.5, üst sınırı 15 yıldır.


Savcı iddianamenin Günay’la ilgili delilleri değerlendirdiği bölümünde, kendisinin “Yenigün A.Ş.’de birinci derecede imza yetkisine sahip olduğunu, ayrıca Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi olduğunu” yazıyor.


Tam bu noktada iki sorun var. Birincisi, Günay hiçbir zaman vakıf yönetimine girmemiştir. Bunu ifadesinde ısrarla belirtmiş olmasına karşılık, savcılık, kendisini vakıf üyesi gibi göstererek vakfı konu alan suçlamalarla ilişkilendirmiştir.


İkincisi, “Günay’ın imza yetkisine sahip olduğu” belirtilerek, Eylül 2014’te sonlanmış bir durumun devam ettiği izleniminin yaratılmasıdır.


Bir başka tartışmalı başlığa geçelim. Günay, Cumhuriyet Vakfı’na üye olmadığı halde üye gösterildiği için, vakfın yönetiminin değişmesiyle birlikte gazetenin yayın politikasında meydana gelen değişiklikten de sorumlu tutuluyor. İddianamede, Günay’ın sonlanmış olan Yenigün A.Ş. ve hiç olmamış Vakıf Yönetim Kurulu üyeliliğine atıfla “şüphelinin 2013 yılından sonra yönetime gelen ve radikal bir yayın politikası değişikliği yapan diğer şüphelilerle ortak hareket ettiği, gazetenin yayın politikasından hukuken sorumlu olduğu” iddia ediliyor.


Devamında savcının ek suçlamaları devreye giriyor. Bunlardan biri, 1 Ocak 2014’te Günay’ın banka hesabına S.T. adında bir şahıs tarafından yapılan 600 TL’lik bir para transferidir. İddianameye göre, S.T., 11 Ağustos 2011 ve 26 Eylül 2012 tarihleri arasında PKK’nın kurdurduğu iddia edilen IMC TV’de çalışmıştır. Bu şahsın gönderdiği 600 TL Günay’ın PKK ile ilişkisi için bir delil olarak görülmüştür.


Peki nedir bu 600 TL meselesi? Bu soruyu dün Günay’ın kardeşi ve avukatı Süleyman Günay’a sordum ve şu yanıtı aldım: “Geçen perşembe günü Silivri’deki görüşmemizde Turhan anlattı. Ortak bir arkadaşları vefat edince, cenazenin kaldırılmasına yardım için bütün arkadaşları ortaklaşa para toplamışlar. Paralar da Turhan’ın banka hesabında toplanmış. Bu şahıs da katkı yapanlardan biri. Turhan, banka kayıtları incelenirse bu para hareketlerinin kolaylıkla görülebileceğini söylüyor.”


Bir diğer suçlama, Günay’ın terör şüphelisi 4 kişiyle telefon irtibatlarıdır. Bunlardan biri, firari durumda olan FETÖ şüphelisi Zaman gazetesinin eski kültür editörü A.Ç.’dir. Diğer üçü, şüpheli durumundaki bir akademisyen, firari durumdaki bir Kayseri Belediyesi çalışanı ve Ankara’daki bir başka şüphelidir.
Ancak iddianamede Günay’la bu şahıslar arasındaki iletişimin ne şekilde gerçekleştiğine ilişkin hiçbir açıklık yoktur.


Turhan Günay geçen 164 gündür tutukludur.

 

Haberin Devamı

Twitter: @ErginSedat1

Haberin Devamı

Instagram: erginsedat1

Yazarın Tüm Yazıları