"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

İzmir'deki darbe davasında dikkat çekici gelişmeler

15 Temmuz darbe girişiminin ardından en hızlı hazırlanan iddianamelerden biri oldu.

Sonradan rahip Craig Brunson soruşturmasındaki rolüyle de Türk kamuoyunun dikkatine gelecek olan savcı Berkant Karakaya, Ege Ordu Komutanlığı bünyesindeki darbe suçlamalarıyla ilgili iddianameyi 21 Ekim 2016 tarihinde ilgili mahkeme heyetine sunduğunda kalkışmanın üzerinden henüz üç ay geçmişti.

Savcı, bu süre içinde toplam 267 sanık hakkında soruşturmayı tamamlayıp, delilleri değerlendirip davayı açabilmişti. Sanık sayısı sonradan 279’a çıkacaktı.

Dava ilginç bir seyir izledi. İzmir 20. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada ilk duruşma 30 Ocak 2017 tarihinde yapıldı. Mahkeme, yaklaşık 16 ay sonra 21 Mayıs 2018 tarihinde ilk kararını açıkladı ve sanıkları iki gruba bölerek, ilk kümedeki 137 sanığı darbe faaliyetiyle ilgili suçlardan mahkûm etti. Ancak bu cezaları verirken kalan 142 sanık açısından dosyayı ayırıp, onlar hakkında yargılamanın devamını kararlaştırdı.

Bu noktada bir dipnot düşelim. Karar okunduğunda yargılamalarının sürmesi öngörülen 142 sanıktan 40’ı için esas hakkında mütalaa açıklanıp savunmalar tamamlanmış, yani yargısal süreç büyük ölçüde tamamlanmıştı. Gelgelelim mahkeme heyeti buna rağmen bu gruptaki sanıklarla ilgili karar açıklamadı, ‘Yargılamaya devam’ dedi. Bu arada, sonradan eklenen dosyalarla birlikte bu gruptaki sanık sayısı 145’e çıktı. Bu şekilde dosyası ayrılan 145 sanığın yargılaması halen devam ediyor. Son duruşma 3 Ocak’ta yapıldı ve bir sonraki duruşma için iki ay sonrasına, 18 Mart tarihine gün verildi. Dikkat çekici bir ayrıntı: Bu gruptaki sanıkların büyük çoğunluğu, 5’i general olmak üzere tutuksuz yargılanıyor.


İSTİNAFTA YENİDEN 
YARGILAMA TALEBİ

Şimdi 21 Mayıs 2018 tarihinde mahkûm edilen 137 sanığın durumuna bakalım. Bu dosya temyizden bir önceki süreci gösteren istinaf aşamasında İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18’inci Ceza Dairesi’nin önüne geldi. İzmir’deki istinaf mahkemesi, 9 Aralık 2019 tarihinde davanın seyri açısından önemli bir karar verdi. Mahkeme, oybirliğiyle aldığı bu kararında, mahkûm olan 137 sanıktan 71’inin istinaf başvurularının esastan reddi yönünde değerlendirme yapıp duruşma açmazken, buna karşılık 66 sanık açısından davanın ‘yeniden görülmesini’ kararlaştırdı.

Burada kısaca duralım. İstinaf mahkemesi, toplam 66 sanık hakkında yeniden yargılamaya giderken 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 280’inci maddesinin 1/C bendine göndermede bulundu. CMK 280 1/C, ‘cezayı kaldırma’, ‘daha az ceza’ ya da ‘ceza verilmesine yer olmadığına’ hükmedilebilmesine ilişkin durumları düzenliyor. Yapılan atıf, 66 sanık açısından beraat ya da cezada indirime gidilebileceği yolunda bir işaret olarak değerlendirildi. Mahkeme, bu 66 sanığın yeniden yargılanması için 6 Ocak tarihini verdi.

İstinaf mahkemesinin yeniden yargılamaya gitmesinin önemli bir adım oluşturduğunu bu noktada vurgulamamız gerekir. İstinaf mahkemelerinin yeni bir yargı mekanizması olması itibarıyla sistemin daha yeni yeni oturmakta olduğu dikkate alındığında, İzmir’deki mahkemenin bu kadar çok sayıda sanığı yeniden yargılama kararı alması kayda değer bir ilktir.


BERAAT YA DA CEZADA 
İNDİRİM TALEBİ

İstinaf mahkemesindeki yeniden yargılama aynı mekânda, yani İzmir Şakran’da T tipi kapalı cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda yapıldı, ancak mahkeme heyetinin yerinde ağır ceza mahkemesi hâkimleri değil İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi’nin üç hâkimi oturdu. Seri bir yargılama oldu. 6 Ocak’tan 17 Ocak’a uzanan iki hafta boyunca -15 Ocak ve hafta sonu hariç- tam 9 gün birbiri ardına duruşma düzenlendi.

Ve bu süre içinde toplam 66 sanığın yeniden ifadesi alındı, avukatlar savunma yaptı. İlk savunmaların alınmasından sonra 9 Ocak’ta İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Savcılığı, esas hakkındaki mütalaasını sundu. Burada önem taşıyan, savcılık makamının sanıkların çoğunluğu hakkında ya ceza indirimi ya da beraat talep etmesi oldu.

İki örnek verelim. 15 Temmuz 2016 günü Edremit’teki 19. Motorize Piyade Tugay Komutanı olan Tuğgeneral Nihayet Ünlü*, darbe suçunu işlediği gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edilmişti. Buna karşılık, istinaf savcısı, esas hakkındaki mütalaasında Ünlü’nün kendisine yöneltilen suçlamanın aksine darbeye karşı bir tutum aldığını ifade ederek, beraatını talep etti.

Kalkışma olduğunda Hava Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı olarak görev yapan Korgeneral Hasan Hüseyin Demirarslan birinci derece mahkemede darbeye teşebbüs suçunu işlediği gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Esas hakkındaki mütalaasında, istinaf savcılığı, Demirarslan hakkında darbe suçundan değil, darbeye teşebbüse ‘yardımcı olma’ suçundan ceza görmek üzere yeniden hüküm kurulmasını talep etti. Bu suçun Türk Ceza Kanunu’ndaki karşılığı 12.5 yıl hapis cezası dolayında.


KARARIN AÇIKLANMASI 
BEKLENİYORDU Kİ...

Geçen hafta cuma günü (17 Ocak) görülen duruşmada, tüm sanıkların ve avukatların esas hakkındaki mütalaaya karşı son savunmaları alındıktan sonra ‘karar duruşması olduğu’ belirtilerek bir sonraki duruşma 22 Ocak 2020 tarihine bırakıldı.

Geçen çarşamba günü (22 Ocak) mahkeme salonu kararın açıklanmasını bekleyen sanık aileleriyle doluydu. Duruşma başladığında mahkeme heyeti başkanının yerinde heyetteki kıdemli üyenin oturduğu fark edildi. Başkan Süleyman Keleş’in rahatsızlığı nedeniyle rapor aldığı açıklandı ve o günkü duruşmada yalnızca sanıkların tutukluluk durumuyla ilgili inceleme yapılacağı belirtildi, karar açıklanmadı. Talepler alındı, ancak hiç kimse için tahliye kararı çıkmadı. Bir sonraki duruşma 21 Şubat 2020 tarihine, yani bir ay sonrasına bırakıldı.

Hangi nedenle olursa olsun, Ege Ordu Komutanlığı davasındaki bu gelişmenin Ankara’daki bir darbe davasında yargılanan Metin İyidil hakkında beraat veren istinaf mahkemesi hâkimlerinin Ankara dışında görevlendirilmesi hadisesinin yaşandığı bir zamanlamaya rastlaması, insanların zihninde soru işaretlerinin belirmesine yol açmıştır, kaçınılmaz olarak...

(*) Tuğgeneral Nihayet Ünlü’nün dosyası için 17 Kasım 2017 tarihinde yayımlanan “Tek kişilik darbe iddianamesi olur mu?” başlıklı yazımıza bakılabilir.

X