Darbeci suçlamasıyla 1.808 gün hapis yatıp tahliye olan bir askerin mağduriyeti

Bundan bir yıl kadar önce 22 Temmuz 2020 tarihinde bu köşede çıkan “Nasıl Sonuçlanacağını Çok Merak Ettiğim Bir Dava” başlıklı yazım, 15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra tutuklanan ve yargılama süreci sonunda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan dönemin Harp Akademileri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümgeneral Hasan Nevzat Taşdeler’in durumunu konu alıyordu.

Haberin Devamı

Tümgeneral Taşdeler’in dosyasını incelediğimde doğrusu olayların akışı içinde mahkûm olmasını gerektirecek bir tabloyla karşılaşmamıştım. Darbe girişiminin gerçekleştiği 15 Temmuz gecesi olaylar başlayınca görev yerine gelmiş, astlarına Ankara’dan darbecilerin gönderdiği sıkıyönetim direktifine uyulmaması talimatını vermiş, komutanlığın bütün kapılarını kapattırıp darbeye karşı faaliyetleri yönlendirmişti.

Buna rağmen birinci derece mahkemede darbeye katıldığı gerekçesiyle mahkûm olması, istinaf sürecinde bu kararın onanması bende ciddi bir mağduriyetin ortaya çıktığı kanaatine yol açmıştı. Söz konusu yazımda delillerin mahkûmiyet kararını desteklemediği yolundaki izlenimimi kayda geçirerek, metni “Yargıtay’ın bu dosyada alacağı karar şimdiden merak uyandıran bir konu haline gelmiştir” diye bitirmiştim.

Haberin Devamı

Ayrıca, ağabeyi Orgeneral Nusret Taşdeler’in de Ergenekon davasında terör örgütü yöneticisi olduğu gerekçesiyle 2012 yılında tutuklanıp ardından müebbet hapse mahkûm olması da ilginç bir durum yaratıyordu. Ağabeyi FETÖ’nün hedefi olurken, kardeşi FETÖ’nün darbe girişimine katılmaktan mahkûm ediliyordu.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, bu konudaki kararını 30 Haziran 2021 tarihinde verdi ve Taşdeler hakkındaki hükmü bozarak kendisinin tahliye edilmesini kararlaştırdı.

Şimdi geçen 30 Haziran gününe, Taşdeler’in Silivri Cezaevi’ndeki tek kişilik hücresine dönelim.

‘TAHLİYE OLDUN, 10 DAKİKAYA HAZIRLAN’

Taşdeler’in Yargıtay’ın Ankara’da hakkında verdiği karardan haberi yoktu. Akşam saatlerine doğru hücrede oturuyordu ki, kapının yemeklerin verildiği kapağının açıldığını ve infaz görevlisinin “Nevzat Taşdeler sen misin. Tahliye oldun, on dakikaya hazırlan” dediğini duydu.

Yargıtay, alınan kararı hiç bekletmeden Silivri’ye göndererek, tahliye işlemini başlatmıştı.

Taşdeler, kapının bölmesinden yapılan bu bildirimi aldığı anı “Hangi duyguyu yaşayacağımı şaşırdım o sırada. Eşime, çocuklarıma kavuşacağım için büyük bir sevinç yaşadım. Çünkü hapiste bütün gün onlarla yaşıyorsunuz, onlarla kalkıyorsunuz” diye anlatıyor.

Haberin Devamı

Bu arada kendisi dışında başka hükümlülere tebligat olup olmadığını da sordu infaz görevlisine Taşdeler. Harp Akademileri Komutanlığı davasında darbe girişimine katıldıkları gerekçesiyle müebbet hapis cezasına çarptırılan üç tümgeneral, aynı avluya açılan tek kişilik hücrelerde kalıyorlardı. Gün içinde avluda temas halindeydiler. İnfaz görevlisinden, bir diğer mahkûm, dönemin Kara Harp Akademisi Komutanı Tümgeneral Selim Mert’in de tahliye edildiğini öğrendi.

Bu ifadeden avlu arkadaşı olan üçüncü tutuklu, dönemin Hava Harp Akademisi Komutanı Tümgeneral Recep Yüksel için tahliye kararı çıkmadığını anladı. (Yargıtay, Yüksel hakkında verilen mahkûmiyeti de bozdu, ancak hakkında sadece örgüt üyeliği suçundan araştırma yapılmasını isteyerek, bu aşamada tahliye vermedi.)

Haberin Devamı

Taşdeler, “Sevincim birden onun için üzüntüye dönüştü. Yanına giderek kendi durumumu sıkıntıyla anlatmaya başladığım sırada o büyük bir dirayetle ‘Sen hadi hemen toparlan’ dedi. Biz çıkarken onu geride bırakıyor olmak bizim için olayın en üzüncü tarafıydı” diye konuşuyor.

TAKSİ ŞOFÖRÜNÜN TELEFONUNDAN EVE BİLDİRİM

Taşdeler’in beş yılını geçirdiği odayı büyük bir süratle toplaması gerekiyordu. En çok zamanını alan, davayla ilgili dosyaları toplamak oldu. Sonuçta bütün eşyalarını naylon torbalara, çöp poşetlerine, çamaşır yıkama filelerine yerleştirdi. Hepsini getirilen dört tekerlekli bir el arabasına koyup, iterek çıkışa doğru yola koyuldu. Kapıda çıkışa ilişkin tutanak imzalatıldıktan sonra jandarma görevlilerine teslim edildi.

Haberin Devamı

Buradan Tümgeneral Mert ile birlikte Silivri’nin ana nizamiyesinin yakınına kadar bir beyaz minibüsle götürüldüler. Hapishane görevlilerinin çağırdığı iki taksi kendilerini beklemekteydi. Taksi şoförlerinin ifadelerinden, uzun bir zamandır orada beklemekte olduklarını anladılar. Tümgeneral Selim Mert, Ankara’ya gitmek üzere otogara yöneldi.

Taşdeler’in bindiği taksi de hareket etti. Şimdi sıra eşine haber vermeye gelmişti. Ancak kendisinin telefonu yoktu. Taksi şoföründen kendisinin cep telefonunu kullanıp kullanamayacağını sordu. Şoförün jestiyle onun cep telefonundan eşini aradı, “Filiz, ben tahliye oldum” dedi.

Eşi, gelen telefonu anlayamadı. Tanımadığı bir telefon numarası vardı karşısında. “Kimsiniz” diye yadırgayan bir ses tonuyla karşılık verdi. Filiz Taşdeler, telefonun diğer ucundaki sesi kısa bir süre sonra tanıdığında tepkisi birden sevinç çığlığına dönüşecekti. Eşinin telefonunda bu konuşmaya ilişkin arama kaydı saat 19.46’ydı. Taksi, eşinin de kaldığı oğlunun Hadımköy’deki evine doğru yöneldi. Şoförün cep telefonu yol boyunca sürekli çalıyordu.

Haberin Devamı

Taşdeler, cezaevinden çıktığı ilk anlardaki duygularını “Beni en çok etkileyen şeylerden biri, gökyüzüne arada bir tel örgü olmadan bakmak oldu. Cezaevinde avlunun üstüne tel örgü çekilmiş olduğu için gökyüzü hep telin arkasında kalıyor. O kadar yıl sonra ilk defa arada tel olmadan açık semayı gördüm” diye anlatıyor.

HAPİSTE GEÇEN 1.808 GÜN

Taşdeler, darbe girişiminden hemen sonra 19 Temmuz 2016 tarihinde gözaltına alınmış, sulh ceza hâkimliği tarafından 5 gün sonra 24 Temmuz tarihinde tutuklanmıştı. Gözaltı süresi dahil hayatının toplam 1.808 gününü hapiste geçirmiş oldu.

Peki bu kadar süre hapiste kaldıktan sonra Yargıtay’ın mahkûmiyeti bozma kararıyla tahliye olunca ne hissediyor? Şöyle yanıtladı dünkü sohbetimizde Taşdeler:

Bu süre zarfında ailemden ayrı kalmak beni çok üzdü. Ama beni bir bu kadar yıkan, şerefle taşıdığım üniformamdan ayrı kalmak oldu. Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç edilmek beni çok ağır yaraladı. Çok üzüldüm, çok kırıldım. FETÖ’cülerin en çok uğraştığı isimlerden biri olmama, bunun bilinmesine rağmen, nasıl irtibatlı ilan edilip ihraç edildim, aklım bunu hiç almadı. Bunu hiç kaldıramadım.

Önümüzdeki dönemde hâlâ kendisini bekleyen uzun bir hukuki süreç var. “Şu an içimdeki duyguyu sorarsanız” diyor Taşdeler: “En büyük arzum, hedefim, hakkımdaki atılı suçtan kurtulup, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç kararının geri alındığını görmek, üzerime atılı bu suçtan pirüpak olarak çıkmak, hayatıma öyle devam etmek. Başka bir şekilde olabilmesi mümkün değil zaten.”

Yarın 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin beşinci yıldönümü. Bu vesileyle FETÖ’nün darbe girişimini bir kez daha kınarken, geçen süreç içinde yaşanan mağduriyetleri de hatırlamak 15 Temmuz’a adil bir bakışın gereğidir. Taşdeler, darbe davalarında muhtelif rütbelerde bu tür mağduriyetleri yaşayan çok sayıda askerden yalnızca biridir.

Yazarın Tüm Yazıları