"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Bilim Akademisi Başkanı’nın uyarısına kulak verelim

Koronavirüs ile mücadelede başarı sağlayabilmek, bu salgının bulaşma ağına sert bir müdahalede bulunarak bu ağı kırmaktan geçiyor.

Etkili önlemler alındığı oranda bu ağ kırılıyor ve salgının yayılması baskı altına alınabiliyor. Önlemler yetersiz kaldığı oranda ağın kırılması mümkün olmuyor. Ağın içindeki geçişkenlik çoğalırken, vakaların sayısı  artıyor, kayıplar katlanarak büyüyor.

Bilim Akademisi Başkanı Prof. Ali Alpar da ‘bulaşma ağı’nın nasıl işlediğini anlatarak yola koyuluyor “Salgın bulaşma ağı nasıl kırılır” başlığıyla kaleme aldığı yazısında.

Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Alpar, uzmanlık alanı ‘nötron yıldızları’ olan bir astrofizikçi. Aynı zamanda bilimsel liyakat, özgürlük ve dürüstlük ilkelerini tanıtmak, örneklemek ve gözetmek amacıyla kurulmuş bir sivil toplum kuruluşu olan Bilim Akademisi’nin de başkanlığını yürütüyor 2011’den bu yana.

VİRÜSÜN BULAŞMA AĞI HARİTAYA DÖKÜLÜNCE

Prof. Alpar, akademinin popüler bilim platformu Sarkaç’ta yayımlanan bu yazısında koronavirüsün yayılma hareketlerini gösterebilmek için renkli kalemlerle çizilmiş iki ağ görüntüsüne yer veriyor. Birinci bulaşma ağında farklı renklere boyanmış birçok nokta ve bunları birbirine bağlayan renkli çizgiler dikkat çekiyor.

Prof. Alpar, risk kategorilerini farklı renklerde gösteriyor. Örneğin ‘siyah noktalar’, hastalığın bulaşıp bulaşmadığı henüz bilinmeyen yerler. Hastalığın tespit edildiği mekânlar ‘kırmızı noktalar’la tanımlanıyor. Yoğunluktan dolayı hastalık bulunması çok muhtemel ve hastalık üretecek olan ‘kuluçka noktaları (hastaneler, fabrikalar, cezaevleri gibi) büyük kırmızı noktalar halinde işaretlenmiş.

Risk altındaki kişilerin, örneğin 65 yaş üstü insanların, ayrıca sağlık personeli, fabrika işçileri, gardiyanlar gibi zorunlu olarak işe gidip gelen insanların oturdukları evler ise ‘yeşil noktalar’. Bunlar risk altındaki yerleri gösteriyor.

Bir de insanların bulundukları bu noktaların birbirleriyle temaslarını gösteren çizgiler var. Prof. Alpar, her mekânın her gün temasta olduğu komşu mekânlarla bağlarını mavi renkte çizmiş. Uzak noktalarla kurulan (şehirlerarası gibi) bağlar turuncu, yurtdışı ile bağlar ise mor renkte.

Yetkili makamlar tarafından hiçbir önlem alınmamış olsaydı, muhtemelen birinci çizimdeki ağ örgüsü geçerli olacaktı. Bu takdirde, virüs hiçbir engelle karşılaşmadan büyük bir hareket serbestisine sahip olacak, rahatlıkla her bir tarafa yayılabilecekti.

BÜTÜN RİSKLİ NOKTALAR İZOLE EDİLSE BİLE...

Prof. Alpar, ardından bu bulaşma ağındaki bütün yurtdışı ve benzer şekilde yurtiçi bağların tamamen kesildiğini varsayıyor. Bu varsayımla hareket edildiğinde, birinci görüntüdeki bütün turuncu ve mor hatlar siliniyor. Virüsün artık bu hatlardan yürüyebilme imkânı kalmamıştır.

Bilim Akademisi Başkanı’nın uyarısına kulak verelim

İkinci bir varsayımda daha bulunuyor Prof. Alpar. Hastalık saptanan her nokta ve ayrıca kuluçka noktalarını da çok sıkı önlemlerle izole ediyor. Keza riskli grupların bulunduğu yeşil noktaları da izolasyona alıyor. Bu senaryoda birinci ağdaki küçük-büyük kırmızı noktalar ve yeşil noktalar da artık kontrol altına alındıkları için görüntüden çıkıyor.

Kuşkusuz bu senaryo bir dizi yeni önlem de alındığı ve önlemlerin hepsinin kusursuz uygulandığı gibi bir kabul üzerinden gidiyor ve ideal bir durumu yansıtıyor.

Bu senaryoda birincisine kıyasla daha az karmaşık görünen ikinci çizim şekilleniyor. Ancak görüyoruz ki, bu senaryoda virüsün bulaşıp bulaşmadığı henüz bilinmeyen siyah noktalar ve bunları komşularıyla bağlayan mavi çizgiler hâlâ karşımızda duruyor.

İşin bütün püf noktası burada beliriyor. Bu siyah noktalarda yarın ya da daha sonraki bir gün koronavirüsün kendisini göstereceğini biliyoruz. Çünkü siyah noktalar içinde hastalığın daha önceden girdiği yerler var. Unutmayalım ki, virüs her seferinde daha önce hastalık bulunduğu bilinmeyen yeni yerlerden çıktı.

SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI OLMAZSA KATLANARAK BÜYÜYEBİLİR

Şimdi modelin sonuç bölümüne geliyoruz. Prof. Alpar, projektörü ikinci görüntüdeki siyah noktalara ve onları bağlayan mavi çizgilere çevirince şu sonucu çıkarıyor:

Ne gösteriyor bu? Türkiye’nin bütün noktalarına kapıdan kapıya yayılarak hastalık bulaşacak. Memleketteki hane ve işyerlerinin büyük çoğunluğu siyah noktalar. Yurtdışı ve yurtiçi hatta şehir içi ulaşım ve eşya gönderimini tamamen kesseniz , bilinen tüm hasta noktaları ve riskli noktaları tam karantinaya alsanız, bütün kısmi tedbirlerden sonra bile Türkiye’nin tamamı hâlâ sıkı sıkıya irtibat halinde. İnsanların bir kısmı zorunlu olarak, bir kısmı keyfi olarak bir araya gelmeye devam ediyorlar. Siyah noktaların hangileri emin, kimler sağlam?”

Prof. Alpar, bu noktada ölüm vakalarının artış hızına dikkat çekiyor. Kayıp sayısı her üç günde yaklaşık iki kat artıyor. 1 Nisan tarihi itibarıyla 277 kayıp söz konusudur. Prof. Alpar, artış oranının aynen devam edeceği varsayıldığında, 1 Nisan’dan 15 gün sonra 16 Nisan tarihinde kayıpların 8 bin 864’e çıkabileceği tahminini yapıyor.

Çıkış yolu nereden geçiyor? Prof. Alpar, sokağa çıkma yasağını zorunlu görüyor, “Bu yasak olmazsa salgın şimdiye kadarki katlanma hızıyla devam edebilir” diye konuşuyor. Bu yasak getirilmediği takdirde çok büyük vaka ve ölüm sayıları riski alındığını belirtiyor. Prof. Alpar, bu çerçevede İtalya, ABD ve İspanya örneklerini hatırlatıyor.

Bilim Akademisi Başkanı’nın uyarılarına kulak vermekte yarar var. 

Not: Prof. Alpar’ın makalesinin adresi: https://sarkac.org/2020/04/salgin-bulasma-agi-nasil-kirilir/ 

X