"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

AYM’nin ‘ihlal’ kararı uygulanmazsa buna da ‘ihlal’ geliyor...

Geride bıraktığımız dönemde yargı alanında iz bırakan tartışmalardan biri, bazı birinci derece mahkemelerin Anayasa Mahkemesi (AYM) ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen ‘ihlal’ kararlarını uygulamayı reddederek, yüksek mahkemelere bir anlamda meydan okuyan bir tutum sergilemeleri olmuştur.

Bu konudaki en çarpıcı vakalardan biri, AYM’nin gazeteci-yazar Şahin Alpayın tutukluluğuyla ilgili 2018 yılında verdiği ‘ihlal’ kararını uygulamayıp kendisini tahliye etmeyen İstanbul’daki bir ağır ceza mahkemesinin tutumuydu. Mahkeme, AYM’nin kararını ‘görev gaspı’ olarak nitelendirmişti.

Gelgelelim, çatışma eğilimi sergileyen birinci derece mahkemelerin bu yönde aldıkları kararlar ilginçtir ki, yüksek mahkemeler tarafından ikinci kez ‘hak ihlali’ kararlarına ve yeni tazminat cezalarına konu olmaktadır.

*

Değindiğimiz durumun en son örneklerinden biri, AYM’nin geçenlerde yazar-akademisyen Mehmet Altan’ın aldığı bir ihlal kararı uygulanmadığı için yaptığı bireysel başvuru üzerine yine ihlale hükmetmesidir.

Meseleyi bütün hukuki boyutları ile gösterebilmek için dosyayı kısaca hatırlamamız gerekiyor. Altan, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra 22 Eylül 2016 tarihinde ‘anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs’ suçlamasıyla tutuklanmış, bunun üzerine ‘tutuklanmasının hukuki olmadığı’ görüşüyle AYM’ye bireysel başvuruda bulunmuştu.

AYM, bu başvuru üzerine bundan iki yıl önce 11 Ocak 2018 tarihinde aldığı kararda, Altan hakkında tutuklama kararı verilirken ‘suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin yeterince ortaya konamadığı’ tespitini yapmıştı. Mahkeme, buna dayanarak şikâyet sahibinin Anayasa’nın 19’uncu maddesinde güvence altına alınan ‘kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı’nın ihlal edildiğine hükmetmişti.

*

Bu karar alındığında Altan Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunmaktaydı. AYM, “bu ihlallerin ortadan kaldırılması” -yani kendisinin tahliye edilmesi- için kararın bir örneğinin Altan’ın yargılandığı İstanbul 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesini de hükme bağlamıştı. Buna karşılık, mahkeme Altan’ın AYM kararına dayanarak tahliye edilmesi talebini reddetmişti. Keza bu karara itiraz edilen 27’nci Ağır Ceza’dan da aynı yönde karar çıkmıştı.

Bu iki mahkeme, ret kararlarını ‘AYM’nin yargılamanın yapıldığı mahkemenin yerine geçerek delilleri değerlendirip yerindelik denetimi yapamayacağı’, ‘yerel mahkeme delil durumunu takdir edip tutukluluk kararı vermişse AYM’nin deliller yetersiz diye ihlal kararı veremeyeceği’, ‘AYM’nin yasal sınırlarının dışına çıktığı’, bu şekilde verilen AYM kararının ‘kesin ve bağlayıcı olduğundan söz edilemeyeceği’ gibi gerekçelere dayandırmıştı.

Özetle, birinci derece mahkemeler AYM’yi yetki aşımı içinde görüyordu. Altan, ihlal kararı uygulanmayıp tahliye edilmemesinin de bir ‘hak ihlali’ yarattığı görüşüyle 30 Ocak 2018 tarihinde ikinci kez AYM’ye başvuruda bulundu. AYM, geçen 9 Ocak’ta aldığı kararında Altan’ı bu şikâyetinde de haklı buldu ve birinci derece mahkemelerin tutukluluğu kaldırmamış olmasının yine Anayasanın 19. Madde çerçevesinde yeni bir hak ihlaline yol açtığına hükmetti. Mahkeme, Altan’a 30 bin lira tazminat ödenmesini de kararlaştırdı.

*

Anayasa Mahkemesi bu ihlal kararını verirken başlıca şu noktaların altını çiziyor:

- AYM tarafından verilen ihlal kararlarının nihai ve bağlayıcı olduğuna kuşku yoktur.

- AYM’nin verdiği ihlal kararları başka bir merci tarafından Anayasa’ya veya kanuna uygunluk yönünden denetlenemez, aksi yöndeki değerlendirmelerin anayasal ve yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.

m Derece mahkemelerinin görevi AYM’nin görev ve yetkilerinin kapsamını değerlendirmek değil, AYM tarafından tespit edilen ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmaktan ibarettir.

AYM Birinci Bölümü, bu konudaki hükmünü 15 Mart 2018 tarihinde benzer içerik taşıyan bir dosyada Genel Kurul düzeyinde 17 üyenin oybirliğiyle aldığı ‘Şahin Alpay kararı’nda getirdiği  içtihadına dayandırmıştır. Böylelikle AYM’nin bu içtihadının birbirini izleyen kararlarla iyice yerleştiğini söyleyebiliriz.

*

Bireysel başvuru cephesindeki bu gelişmeler yaşanırken, Mehmet Altan 12 Şubat 2018 tarihinde yargılandığı mahkemece ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş, ancak Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi 5 Temmuz 2019’da bu hükmü bozmuş ve karar bu yönde kesinleşmiştir.

Bu süre içinde Altan, tutukluluğuyla ilgili AYM gibi AİHM’den de aynı doğrultuda bir ihlal kararı almıştır. AİHM’nin kararı AYM’nin 11 Ocak 2018’deki ilk ihlal kararından iki ay kadar sonra 20 Mart 2018’de çıkmıştır.

*

Bu tartışma çerçevesinde Adalet Bakanlığı’nın tutumu üzerinde dikkat çekmemiz gereken bir nokta var. Adalet Bakanlığı, bu dosyada AYM’ye ilettiği görüşte, ‘AYM tarafından verilen bir hak ihlali kararı sonrasında ihlalin ne şekilde giderileceğinin takdirinin derece mahkemelerine ait olduğunu’ savunmuş, yani bu mahkemelerin tartışma yaratan çizgisine yakın bir tutum almıştır.

Adalet Bakanlığı’nın birinci derece mahkemelerin gerekçelerini destekleyen tutumuna AİHM’nin Altan’la ilgili kararında da geniş yer veriliyor. Bakın, Adalet Bakanlığı’nın kendisine bildirdiği görüşte İstanbul 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nin ‘ret’ gerekçelerini uygun görmesini AİHM nasıl değerlendiriyor:

Bir mahkemenin, bireysel başvurulara ilişkin olarak nihai ve bağlayıcı kararlar verme yetkileriyle donatılmış bir anayasa mahkemesinin yetkilerini sorgulaması, hukuk devleti ve hukuki güvenlik temel ilkelerine aykırıdır. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5’inci maddesiyle sunulan korumanın ayrılmaz bir parçası olan bu ilkelerin keyfiliğe karşı getirilen güvencelerin köşe taşları olduğunu hatırlatmaktadır.”

*

Sonuçta, verdikleri kararların bağlayıcılığı AYM ve onun da üstünde olan AİHM açısından kesindir. Gerek AYM gerek AİHM kararlarının uygulanması başlığında son dönemde tanık olduğumuz tartışmaların da bu çerçevede değerlendirilmesi gerekir. Örneğin, AİHM’nin Osman Kavala ile ilgili ‘derhal tahliye’ kararının birinci derece mahkemece uygulanmaması da değindiğimiz bu kuvvetli içtihatlar ışığında problemli bir durumdur. 

X