"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

2019 yılında siyasette köken tartışması

Her seçim kampanyasında bazı adayların kökenleriyle ilgili iddiaların ortalığa atılıp bunlar üzerinden siyaset yapılması, ne yazık ki 2019 yılında Türkiye’de siyasetin sevimsiz, nahoş bir gerçeği olarak karşımızda duruyor.

Geride bıraktığımız 31 Mart seçimi kampanyasında bunun en çarpıcı örneklerinden birine Ankara’da tanık olduk. CHP adayı Mansur Yavaş’ın kökeninin Makedon olup olmadığı uzun bir süre Ankara’daki seçim tartışmasının ana konularından biri haline geldi.

Ankara’nın eski büyükşehir belediye başkanı Melih Gökçek’in bu polemiği başlatıp Yavaş’ı kökeninin Makedon olup olmadığını açıklamaya davet etmesiyle alevlenen bu tartışma, sonunda CHP’li adayın aile soy kütüğünü açıklayıp iddiaların geçersiz olduğunu duyurmasıyla kapandı. Bu arada, polemik Yavaş’ın büyükşehir belediye başkanı seçilmesini engellemedi.

*

Bir vatandaşın seçim kampanyasını yürütürken siyasi saikle yöneltilen suçlamalar karşısında belgelerle aile soyağacını açıklamak ihtiyacını duyması, neresinden bakılırsa bakılsın o ülkede geçerli medeni ölçülerin, insani değerlerin durumu açısından üzüntü vericidir.

Ankara’da yaşanan tartışmanın bir benzerini bu kez yenilenecek olan İstanbul Belediye Başkanlığı seçiminde yaşıyoruz. Tartışma İstanbul’da Esenler’in AK Partili belediye başkanı Tevfik Göksu’nun geçenlerde partililerin katıldığı bir iftar programındaki konuşmasıyla patlak vermiştir.

Göksu, YouTube’da da izlenebilen videoda şöyle diyor:

Ne dedi Yunan medyası, takip ettiniz değil mi? ‘İstanbul’u Yunan kazandı’ diyor. Bi dakika ya, bu arkadaş nereli? CHP’nin adayı nereli? Ee nasıl oldu Yunan medyası ‘İstanbul’u Yunan kazandı’ dedi, bi sesi çıkmadı... Haa olay büyük kardeşlerim, hesap büyük...”

*

Göksu Bu arkadaş nereli” diye sorduğunda salondaki bazı dinleyicilerden yükselen “Trabzonlu” yanıtı duyuluyor.

İmamoğlu, gerçekten de Trabzon Akçaabat doğumludur. Bu konuşma kaçınılmaz olarak hararetli bir Pontus tartışmasını beraberinde getirmiştir.

Kopan gürültü üzerine Göksu bir açıklamayla bu sözlerine gösterilen tepkileri “bir algı operasyonu” olarak nitelendirmiş ve şunları söylemiştir: “31 Mart yerel seçimlerinde CHP adayıyla ilgili Yunan gazetenin atmış olduğu bir manşet ile ilgili yapmış olduğum konuşmada Trabzonlularla ilgili bir beyanım olduğu ifade ediliyor. Oysa benim konuşmamın hiçbir yerinde  hiçbir şekilde Trabzonlu kardeşlerimizi ifaden hiçbir beyanım bulunmamaktadır... Trabzon bizim canımız, Trabzonlular bizim baş tacımızdır. Bizim için her yer Trabzon’dur. Bunu herkes böyle bilsin.

Buna karşılık video izlendiğinde Göksu’nun Yunanistan’daki gazete haberi ile İmamoğlunun “nereli olduğu” sorusunu ima yoluyla ilişkilendirdiği bütün açıklığıyla görülüyor. Konuşmayı izleyen pek çok insanda bu ilişkilendirme doğrultusunda bir algının yerleşmemesi mümkün değildir.

Konu sonunda sosyal medya ve medya üzerinden yöneltilen sorularla İmamoğlundan bu iddialara açıklık kazandırmasının talep edilmesi noktasına kadar varmıştır.

*

Meselenin düşündürücü taraflarından biri şurada yatıyor. Ülkemiz, tarih boyunca pek çok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan Anadolu toprakları üzerinde bir büyük imparatorluğun uzantısı olarak kurulmuştur. İmparatorluğun bünyesindeki birçok etnik ve dini grubu ve ayrıca geniş bir coğrafyadan gelen kalabalık göçmen kitlelerini bünyesine alarak yola çıkan Türkiye Cumhuriyeti’nin -bu özelliği itibarıyla- aslında bu tür tartışmalara en kapalı ülkelerden biri olması gerekir.

Bir insanın kökeninin o insanı suçlamak, yıpratmak, karalamak amacıyla olumsuz çağrışımlar yüklenerek kullanılmasının en sakıncalı yönlerinden biri, bu söylemin o kökenden gelen diğer bütün vatandaşları da rencide eden bir nitelik taşımasıdır. Bir kişiyi ister Makedon, ister Rum ya da başka hangisi olursa olsun, kökeni üzerinden imalarla olumsuzlamaya kalkıştığınızda, o kökenden olan herkes bundan bir şekilde rahatsız olup kendisini ötekileştirilmiş hissedecektir.

Bu gidişle bu ülkede muteber vatandaş olduğunu kanıtlayabilmek ve siyaset yapabilmek isteyen herkesin saf kan Türk olduğuna dair özel bir sertifika mı getirmesi gerekecektir? Öyleyse bu belgeyi hangi kurum düzenleyecektir? E-devletten de başvurulabilecek midir?

Devlet büyüklerinin her vesileyle “Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Boşnak, Arnavut, Gürcü, Abaza, Roman, ayrımı olamayacağı” yolunda ayrımcılığa karşı kuvvetli nutuklar irad ettikleri bir ülkede, bir yandan da siyaset dünyasında insanların kökenlerinin sorgulanması, tartışmaya açılmasında izaha muhtaç bir çelişki yok mudur?

Türkiye’deki siyaset kurumu, bu içerikteki polemiklerin tekrarını önlemek için etkili bir caydırıcılık ortaya koymak zorundadır.

X