"Aygül Aydın" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Aygül Aydın" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Aygül Aydın

Herkesle iyi geçinemezsiniz.

Şu sıralar insanlara tahammül etmeniz ve sabır göstermeniz iyice zorlaşıyor. Kariyerinizde ilerlerken herkesle arkadaş olmaya çalışmanız normal bir şey. Müşterilerle, iş arkadaşlarınızla, patronunuzla… Fakat herkesle anlaşmak mümkün değildir. Sizin davrandığınız gibi karşılık göremediğinizde hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Bu yüzden herkesle iyi geçinmek için zorlamayın kendinizi.

Bu dönem kendinizi zorlamaktan daha çok sakin olmanız gereken bir dönemdir. Bir okuyucum mail atmış, Aygül Hanım sizi kanyonda gördüm konuştuk. Bundan öncesinde sizi çok kibirli ve ukala buluyordum. Benim derdimi dinlediniz ve uzunca konuştunuz. Bunun için hakkınızı helal edin. Sizin için o kadar çok bunu düşünmüştüm ki. Bunu bilin ve ben bu yükten kurtulayım diye yazmış. Bir yandan hoşuma gitti, gülümsedim. İçinde insanlık adına güzel duygular beslemeye devam etmek için özür diliyor.

Bir yandan da üzüldüm. Nasıl onu bu kadar meşgul etmişim. Neden böyle düşünmesine neden oldum. Yargılamanın aslında insanın üzerine ne denli bir yük oluşturduğunu gördüm. Görmediğiniz ve yaşamadığınız bir hayatı yargılayarak bir fikre ulaşıyorsunuz. Düşünsenize bu yük öyle ağır geliyor ki karşınızdaki kişiye bunu bilmesi ve kabul etmesi için bilgi veriyorsunuz. Çünkü iyi bir insansanız bir müddet sonra o yükü taşıyamıyorsunuz. Birileri sizin kalbinizi kirletiyor. Sonra böyle düşünmesine neden olacak sebebi bulmaya çalışırken benimle yıllarca küs olan bir arkadaşımın kendisine bunları söylediğini söyledi.

 

Oooo sordukça baktım bir bilinmeze doğru gidiyorum. Dur orada dedim.

İsmini söyleme sakın. Tamam dedi.

Ben helal ettim deyip işin içinden kaçtım.

Sevmiyorum bu tarz muhabbetleri yahu,

O onu dedi, bu bunu dedi…

Arkasından kulisler yapmalar, dönme dolaplar….

 

Benim lunaparkım başka…

Aynı yerde eğlenmiyoruz.

Sevmiyorum çocuklar gerçekten…

Benle ne dedikodu yapılır ne de biri hakkında yorum.

Bunları yapamadığım için zaten arkadaşlarım benden nefret eder ve hayatımdan gider. Çok samimi söylüyorum. Benden giden ciddi nefret ederek gider. Niye böyle olduğunu ben tabii biliyorum. Astroloji bana cevaplarımı çok öncelerinde verdi. Ama bazen bilmek üzülmenize engel değil.

 

Şu hali hazırdaki Mars Retro’suna aman dikkat edin. Kazalara, öfke patlamalarına ve gerginliklere… Bir küçücük öfkenin ne gibi sonuçlar doğuracağını bilemezsiniz. Birine bağırırsınız, bağırdığınız için onun ailesi yanına gelmeye çalışırken trafik kazası geçirir. Sizin öfkeniz başka birinin felaketi olabilir. Geçen gün bir haber okudum. İki kardeş kavga ediyor. Abi kardeşine vuruyor. Beyin kanaması geçiriyor sanıyor annesi hemen ambulansla hastaneye götürüyor. Ambulansın gideceği hastane dolu çıkıyor. Bir sonrakine geçiş yapma kararı alınıyor. Tam sedye iniyor. O sırada başka bir dava sahibi sedyedekini kardeşini öldüren adam sanıp bakmadan her yerinden bıçaklıyor. Sonra bir bakıyor ki o değil. Çocuk orada can veriyor. Anne şokta vs…

Evdeki tek kişinin öfkesinin ne sonuçlar doğurduğu ve hayatın nasıl ders verdiği ortada…Her zaman söylüyorum. Öfkesini kontrol eden, sakince gözünün içine bakan insan kadar gözüme hoş gelen bir şey yok…

 

Gelelim günün tavsiyeli hikayesine:

Hintli bir bilge öğrencileri ile Ganj nehri kenarında gezinirken, birbirlerine öfkeyle bağıran karı kocayı görünce, öğrencilerine dönüp sormuş:

– İnsanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?

Öğrencilerden biri cevap vermiş:

– Çünkü sükûnetimizi kaybederiz.

Bilge yine sormuş:

– Ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız?

Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış:

– İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.

Öğrencilerini düşünceye sevkeden bilge tekrar sormuş:

– Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur?

Öğrencilerinin sessiz kaldığını gören bilge kendi sorusunu kendisi yanıtlamış:

– İki insan birbirini sevdiğinde, birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar. Çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır.

Öğrenciler düşünürken yine sormuş:

– Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur?

Ve bu soruyu da kendisi yanıtlamış:

– Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.

Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz.

Dememiz o ki; Biz sizlerle yıllarca hiç konuşmadan ne güzel anlaşıyoruz J Kalbinizin yakınlığı için çok teşekkürler…

Mutlu günler dilerim.

X