"Şahver Kaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Şahver Kaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Şahver Kaya

Geleceğin mesleğini buldum!

Gökhan büyük bir havayolu şirketinde yönetici olarak çalışıyordu. Eşi Ebru ise yine İstanbul’daki büyük holdinglerden birinde muhasebe şefiydi. Aylık gelirleri İstanbul ortalamasının üstündeydi.

Gayet rahat bir hayatları vardı. 30’lu yaşlarının tam ortalarında, sağlıkları yerinde, hayatın tadını çıkarmaya çalışıyorlardı. Gelin görün ki bu iki akıllı insan yaklaşmakta olan dönüşümü de yavaştan yavaştan hissediyordu. 

Ebru muhasebeci olarak 5-10 yıl sonra iş bulmasının ne kadar zor olacağının farkındaydı. Teknoloji o ve takımından daha verimli sonuçları ortaya bugün bile koyabiliyordu. Bırakın 5-10 yıl sonrasını.

Öte yandan Gökhan ise işinde başarılı olmak için artık beş günün yetmeyeceğini, yedi gün çalışması gerektiğini ve başarısının müdürlerinin kararlarına bağlı olacağını net görüyordu. İkisi de gelecekleri konusunda sürekli son üç yıldır dertleşiyorlardı.

Artık bir karar verilmesi gerekiyordu. 2018 yılında ani bir kararla ikisi de işlerini bırakıp popülerleşmeye başlamış bir Ege köyüne taşındılar. Daha sonra bu köyde bir mekân bulup kendi kafelerini açtılar. Sabahları servis ettikleri Ebru’nun evde kendi yaptığı poğaça ve böreklerle kısa zamanda isimlerini duyurdular. Şimdi o şirin Ege köşesinde müşterileri ile birebir ilişki kurarak markalarını büyütüyorlar. Keyifleri de oldukça yerinde görünüyor.

***

Bu sadece Türkiye’de karşılaştığımız bir durum değil.  

 

Bu global bir fenomen.

Washington DC’den Hindistan’ın uzak eyaletlerine kadar beyaz yakalılar büyük şirketlerdeki işlerinden uzaklaşıp zanaatkara dönüşüyorlar. Kaliforniya’da yüzlerce küçük bira veya şarap dükkanı var. Bunlar genelde çok küçük bağlardan ve işletmelerden gelen ürünleri halka pazarlıyor. Bu ürünleri çıkaranlar ise genelde teknoloji girişimcileri, doktorlar, pazarlamacılar veya avukatlar.

Gelişmekte olan bir ülke olan Hindistan’da bir bankacı büyük bir bankadaki işini bırakıp kendi köyüne dönüp organik ve doğal ayurvedik bitkiler yetiştirme başlıyor. Bugün yarattığı kooperatifle 20 binden fazla küçük çiftçi ve ailesine yeniden mutlu yaşam imkanları sağlıyor.

***

Yapay zekâ bugün büyük global bankalarda müşterilerle ilgili tüm detayları bir araya getirerek, o müşteriye yönelik pazarlama kampanyasını en ince detayına kadar planlayabiliyor.

Ya da bugün Amazon’un hayata geçirdiği süpermarketleri düşünün.

Kasa yok.

Kasiyer yok.

Diyelim ki bugün büyük bir süpermarket zincirinde çok başarılı bir kasiyersiniz. Ancak şimdiden farkında olmalısınız ki işiniz 3-5 sene sonra artık olmayacak.

Kasiyer, muhasebeci, eczacı gibi birçok meslek çok yakında tarihe karışacak.

1771’de İngiltere’de başlayan ilk endüstriyel devrimden bu yana geldiğimiz noktada aynı ürünü çok sayıda üreten farklılıkları değil, aynılığı ve aynı kaliteyi sağlayan bir ekonominin içinde bulduk kendimizi.

Zanaatkarın elinden çıkmış değil, seri üretimden çıkmış aynı kalite ürünler değer kazandı.

Sanayi yaratıcılık ve farklılık istemez. İşçiler çok kısıtlı konularda uzmanlaşır. Çünkü tüm bir ürünün yapılışını bir işçinin öğrenmesi seri üretimi yavaşlatır.

Serilik ancak kısıtlı bölümlerde uzmanlaşmış işçilerle mümkündü. Bu işçiler neredeyse birbirinin aynı olan ürünleri üretti.

Bu kısıtlı alanlarda uzmanlaşmış işçilerin yerini bugün robotlar alıyor. Daha da mükemmel ve kusursuz ürünler üretecekler.

 

Peki geleceğin değer gören ürünleri ve servisleri ne olacak?

İşte burası çok enteresan.

Çünkü ben 1770’lerden öncesine, yani tüm bu endüstrileşme öncesi var olan zanaatkarlardan oluşan otantik ürünlerin olduğu ekonomiye doğru yol alacağımızı öngörüyorum.

Bu konunun en değerli düşünürlerinden Carlota Perez de sürdürülebilir yaşam standartları oluşturabilen ekonomilerin önümüzdeki dönemde altın çağlarını yaşayacaklarını belirtiyor.

Geleceğin meslekleri belli hikayesi olan ürünleri, teknolojiyi kullanarak üretebilen zanaatkarların ellerinden çıkacak.

Son yirmi yılda özellikle İnternet ile beraber gördük ki endüstriyel seri üretim dünyanın her ülkesinde sadece toplumun en varlıklı yüzde 1’lik kısmına yaradı. ABD’de bu kesimin gelirleri iki kat artış gösterdi.  Türkiye ile ilgili bir veriye ulaşamadım.

Halbuki 1771 öncesi ekonomi zanaatkarlardan oluşuyordu.

Bizim durumumuzda bu ekonomi neredeyse Cumhuriyetimizin ilk yıllarına kadar devam etti. Ülke ekonomisin temelinde zanaatkarların ürettiği ürünler vardı.

Atatürk’den sonra ne yazık ki Cumhuriyet ekonomik kalkınma yönünde doğru adımları atamadı. Sanayileşemedik.

Bugün gelişmiş ekonomiler Endüstri 4.0 standartlarındaki endüstriyel ürünlerini pazara sunarken biz hala bu endüstriyel ürünlerde bile Endüstri 2.0 standartlarında eski teknolojilerle daha pahalı ürünler üretiyoruz. KOBİ’ler dışarıda pazar kazanmakta bu yüzen zorlanıyor.

Peki burada bir fırsat olabilir mi?

***

Çin halkı masaüstü bilgisayarları kullanmadan akıllı telefonlara geçti. Türkiye de endüstriyel KOBİ’leri hızla Endüstri 4.0 standartlarına taşırken, tüketiciye yönelik ürünlerde yerel zanaatkarları destekleyebilir. 

Özellikle tarım alanında ülke adına büyük fırsatlar yaratılabilir. 

Yapı itibarıyla zaten küçük çiftçilerden oluşan Türk tarımında devlet kooperatifler kanalıyla doğal ve organik tarımı cesaretlendirebilir. Yerel yönetimler bu ürünler için kooperatifler kanalıyla yerel pazarlar oluşturabilir. Bu zaten yavaş yavaş kendiliğinden oluşmaya başlamış bir dalga. Bunu yerel yönetimlerin kuvvetle desteklemesi gerekiyor.  

1770’lerden bu yana teknoloji sebebiyle yaratıcılığımızdan uzaklaştık.

Bugün teknolojinin yardımıyla yaratıcılığımızı tekrar keşfediyoruz.

Zanaatkarlık bu dönüşümün en büyük platformu olacak.

 

X