Geleceğin İş Yeri Neresi ?

Bu soruya tek bir cevap vermemiz,

muhtemelen  hiçbir zaman mümkün olmayacak.

Fütüristik yaklaşımları desteklememek mümkün değil - ki hayatın bir bölümünün yeni nesil iş yaklaşımlarına döndüğü aşikar- ama

hayal ve anlatımların çoğu sadece beyaz yakalıyı ve ofis hayatını

baz alıyor sanki?

Söz konusu mecrada iş hayatının esnek yapılara dönüştüğünü, çalışan konforunun ötesinde maliyet kontrolü olarak da bakıldığında

“yeni nesil” olmanın karlılık sağladığını,

dönüşüme öncü girmenin kurum markasını yücelttiğini,

çok değil 20 öncesine göre günlük tüketim alışkanlığı ve hayat beklentisi değişmekte olan çalışanın iş yerlerinde de değişimi başlatmasının kaçınılmaz olduğunu,

tabi ki İK ve Yönetim tarafında öncü fikirlerle var olmanın kıdem parlattığını (!)

ama bu yazıyı okuyacak büyük çoğunluğa

hibrit çalışma, dijital işler, mekansız çalışma, uzaktan yönetim, esnek ya da paylaşımlı ofis vs gibi modellerin uzaaaakk bir ihtimal olarak göründüğünü

rahatlıkla söyleyebiliriz.

Lakin beyaz yakalılar ve ofis çalışanlarında bu uzaaaak ihtimalin,

hayatımıza dokunmatik ekranların girmesi kadar hızla gerçekleşeceğini öngörmek falcılık olmaz sanırım.

Temel mantık; tüketici değişirse ürün değişmek zorunda kalır.

İş hayatının bu alandaki temel tüketicisi “insan” değişti…

Gerisi seyirlik.

Ancak büyük bir kitle var ki;

fiilen işlerinin başında olmak zorundalar ve gelecek öngörüleri onlara değmiyor bile.

Şöyle bir bakın etrafınıza;

esnafından sağlık çalışanına, çifçisinden balıkçısına ya da hayvan yetiştiricisine,

el emeği üretim yapandan

sahada bulunmak zorunda olana,

evinize gelen her ürünün ardında olandan sanayide her kademede emek sarf edene

polisinden güvenliğine,

aman yanlış anlaşılmasın eğitiminden ya da yaka renginden bağımsız işin aktif olarak başında bulunması gerekenlerden bahsediyorum.

Hangisine “yeni nesil” iş alanı katkı sağlar?

O zaman geleceğin iş yeri söylemlerinde büyük bir algı değişimine

ihtiyaç var diyebiliriz.

Evet, geleceğin iş yeri neresi ?

Ya da neleri barındırmalı?

ŞahapT.

 

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle
X

Yalnız Liderler

Yanında başkaları bulunmayan.

Toplumsal ilişkilerden yoksun veya yoksun bırakılan kişi.

TDK konunun köküne ışık tutsa da kurumlar için daha keskin bir anlamdan bahsetmek mümkün.

Çünkü yalnızlığın kurumlardaki karşılığı;

yönetim zafiyetleri, geri bildirim tiyatroları, delege edememe halleri,

iletişim kopuklukları,

gereksiz çatışmalar, aynı hedefe koşamama ki aslında

aynı hedeften haberdar dahi olamama,

takımdaşlığa uzaktan dahi dokunamama, sırça köşkler oluşturup çoook uzaktan iş yönetme

Yazının Devamını Oku

Geleceğe Dair

İş hayatının zaman çizelgenizde ki konumu ve temsil ettikleri hayat kalitenizi belirler!

 

Evet evet,

hayat kaliteniz ve belki

bu noktadaki algınız tam olarak hayati önem taşıyor.

Çalışma anınızda ya da daha geniş çerçevede

iş hayatınızla ilgili tüm

zamanlarda bulunduğunuz zaman dili mi ile uyumlu musunuz?

Yazının Devamını Oku

Hayalimdeki İş İlanı Nasıl Olmaz?

Prezentabl olanları geçelim lütfen…

Onlar önce bu kelimenin tam tercümesini öğrensinler.

Analitik düşünenleri satranç turnuvasına, satış hedefi ile motive olanları da iyi bir psikoloğa yönlendirelim!

Adaylarda sorumluluk bilinci arayan uzman arkadaşı ise NASA’ya gönderelim…

Ki kendisi ilginç bir parametreyi beyan ile ölçmeyi başarmış!

İletişimi yüksek, ekip olmaya uygun, zaman yönetimi bilen, detaylara hakim, ikna konusunda yetenekli vs vs

gibi arayışları ise “iyi ama nasıl?” sorusu ile baş başa bırakalım.

Unutmadan.. Son olarak stres yönetiminde başarılı arkadaşlar karşısında herkesi,

bir dakika saygı duruşuna davet ediyorum.

Yazının Devamını Oku

Hep mi Lider?

Liderlik; kurumlarda öyle temel bir konu haline geldi ki,

 

tüm işleyişin çarkın bu dişlisinin gücü ile döndüğünü düşünmemiz mümkün.

Liderlik, yöneticilik, ikisinin farkı,

lider olmanın onlarca farklı teorisi ya da n kadar temel şartı

vs vs.

Hepsi havada uçuşuyor ve tüm eşlenikler oldukça iyi niyetle tutar bir nokta oluşturmaya çalışıyor.

Elbette lider ve liderlik fazlaca mühim.

Yazının Devamını Oku

Para İle Değil Sıra İle

Haydi herkes sıraya!

Para mı kazanmak istiyorsun? Yoksa kıdem almak ya da yönetici olmak mı istiyorsun?

Hayatını kazanmak? Emeğinin karşılığını almak?

İhtiyaçlarını karşılamak?

Elbette hepsi olacak ve elbette bunlar senin hakkın.

Lakin az bekle yahu, sırayla!

Mesela sevdiğinle güzel bir tatil isteyebilirsin,

çocuğun için daha iyi imkanlar, evdeki eşyada yenilenmesi gerekenlere biraz ihtimam,

Yazının Devamını Oku

Telepati

TDK’ya göre;

birinin düşündüklerini veya uzakta geçen bir olayı hiçbir bağlantı olmadan algılama, uzaduyum.

Wikiedia ise konuyu ; “bireyler arasında bilinen beş duyunun yardımı olmaksızın gerçekleştiği ileri sürülen bilgi aktarımı.”

Hatta kavram kökü ve araştırmalarına girdiğinizde;

“İnsanlarda, zamanla körelmiş olduğu belirtilen bu yeteneğin aslında herkeste değişik derecelerde mevcut bulunduğu ve çeşitli deneme egzersizleriyle geliştirilebileceği ileri sürülür.

Araştırmacılar Avustralya’daki bazı orman kabilelerinin beş duyu dışında bir iletişim yöntemi kullandıklarını bildirmektedir.

Bu araştırmacılardan biri olan Alexander Markey, Yeni Zelanda’lı Maori’lerin günümüzde hala telepati kullanarak iletişim sağlayabildiklerini yazmış olduğu bir kitabında dile getirmektedir.

Benzer yöntemler Afrika kabilelerinde de, örneğin Tabu yerlilerinde kullanılmaktadır.”

Yazının Devamını Oku

Yer Değiştirme

İş hayatı aktörleri, Fransızca kökeni rotation’dan gelen rotasyon’u daha çok sever lakin ben yer değiştirme demeyi tercih ediyorum.

Rotasyon hali kulağa daha teknik,

daha bi kurumsal,

ee illaki çok daha havalı

geliyor elbet!

Ama yer değiştirme sanki çok çok daha anlamlı ve sanki günümüz ihtiyacı

için oldukça elzem.

Gezinilen ve ayak basılandan bir şeyin kapladığı boşluğa,

durum ya da konumdan makama veya bırakılan ize

Yazının Devamını Oku

Usta ve Çırak

Sizce de çok keyifli değil mi?

Bilginin ve daha değerlisi deneyimin nesilden nesle aktarılması,

insanlığı var eden devamlılığın sağlanması,

her adımı kendimiz keşfetmek zorunda olmayışımız,  tekrar tekrar tarihi yaşamaktansa bir kısmının damıtılmış olarak bizlere sunulması,

belki ustanın onore edilmesi,

çırağın teşvik edilmesi,

hatta geleceğin ustasına ilk andan bir göz kırpılması…

Ne dersiniz? Sizce de çok keyifli değil mi?

Yazının Devamını Oku

Vazgeçilmez Olmanın Dayanılmaz Gururu

Vazgeçmek…

Kökenine bakarsak, Farsça vāz ve Türkçe geçmek kelimelerinin birleşimine dayanıyor.

Bir yerden başka bir yere gitmek,

bir yandan girip diğer yandan çıkmak ya da bir duruma uğramak konu olmak,

bırakmak, yaşamak

anlamlarımdaki “geçmek” kelimesi,

vāz ile birleşince kendi hakkı saydığı bir şeyi artık istemez olmak, eskiden beri yapmakta olduğu bir şeyi artık yapmaz olmak, niyetten veya karardan dönmek, caymak

anlamlarına evriliveriyor.

Yazının Devamını Oku

Elinden Ben Tuttum

Elinden tuttum, benim sayemde,payımız var tabi,yapıyorlar bir şeyler ama başını bana sorun,büyüyecekler,öğrenecekler,biz aldık onu ekibe, iş öğrendi,öğrettik, öğrettim…

Duyuyor musunuz bu söylemleri sizde çokça ? Peki alıştınız mı yoksa halen bir garipseme var mı içinizde?

Belki öğrenilmiş cümleler olarak farkında

olmadan söyleyeniniz bile vardır.

Ben fazlaca benimsemediğinizi ummak istiyorum.

Çünkü insan olmanın temelinde öğrenme, aktarma, sosyal canlı olma,

yardımlaşma, takımdaşlık,

delegasyon,

Yazının Devamını Oku

Belki Daha da Fazla !  

Yeni nesil şirketler 100 yıl yaşamaya talip…

Hatta belki daha da fazla!

Evet evet, birçok konuda artıları ve eksiklikleri, çokça geliştirilmesi gereken alanları olmakla birlikte muhtemelen tek bir özelliklerinden dolayı

bu işletmelerin ömrü oldukça uzun olacak.

Üstelik ortalama işletme ömrünün 12-14 yıl olduğu, bu ortalamanın hızla aşağı salındığı bir dönem için

iddialı sayılabilecek bir öngörü olsa da

özü oldukça basit bir temele dayanıyor.

Etrafımıza baktığımızda el değiştiren kurumlar, büyük ortaklıklar, yerli ya da yabancı sermayedarlar,

Yazının Devamını Oku

Pandemi Döneminde Risk

İnsan beyninin işleyiş şekli,

sanırım her alanda kaçınılmaz bir şekilde karşılık buluyor.

Bulmaya da devam edecek gibi.

Pandemi dönemi çalışanlara, yönetimlere, iş sahiplerine, hissedarlara,

yönetim kurullarına, evi ile işini dengelemek zorunda olan çocuk sahiplerine,

hastası olandan kendini en çok koruması gerekene, yeni iş kurandan şirket sabit gideri devasa olana kadar cebimize fazlaca ders ve not bıraktı.

Örnekleri çoğaltmak mümkün…

Bu noktada finansal risk ve gelecek riski ayrı bir konu lakin sağlık riski denince akla öncelikli belirli iş alanları geliyor sanki.

Yazının Devamını Oku

Daha İyi Bir Kurumsal Hayat Mümkün mü?

Evet… Ve hatta kesinlikle evet!

 

Artılar ve eksiler çok konuşulsa da, kurumlarda çalışma algısı dönemsel olarak cazibesini eskiye göre yitirme eğilimine girse

bireysellik yükselse de,  yıllarda peşinde koşulan eğitim ve sınavların

sonucu beklenenin altında kalsa da,

bolca hayal kırıklığı barındıran hikayemiz birikse de,

dışarıdan parlak gözüken kurumsal insan yaşantısı içine girince, 80’lerden kalma renkli ama tonları bir hayli soğuk & tatsız bir filme dönüşse de

sanırım hepimiz insan gelişiminde kurumların önemli bir yer işgal ettiğini biliyoruz.

Yazının Devamını Oku

Top Kimde Kalırsa

Bayılıyorum kurumlardaki sportif yaklaşıma !

Zannediyorum kurumun yapısı ve kültürüne göre bu top oyunlarını daha kategorize etmeye ve anlamaya çalışmak mümkün…

Mesela futbol ya da basketbol gibi tam ekip koordinasyonu gerektirenler,

bilardo, bowling,tenis gibi daha bireysel olanlar,

hatta kurucular yurt dışı sermaye ise Amerikan futbolu yada beyzbol’a yakın olanlar,

veya kriketten ragbiye

hokeyden polo’ya açılanlar,

üst segmente geçip golf’e merhaba diyenler

vs vs.

Yazının Devamını Oku

Pandemi Döneminde İş Gücünü Anlamak

Gündemin en etkin ve belki dramatik konusu, normalleşme.

 

Yeni normalleri, sürecin nasıl ilerleyeceğini,

sağlık konusundaki tedirginliklerimizi ya da rahatlama eğilimimizi, tedbirleri, uyulanları uyulmayanları vs.

önemsememek mümkün değil.

Konunun sağlık noktası bir numaralı gündemimiz elbette. Lakin fotoğrafa iş dünyası tarafından da bakmak mühim.

Baktığınızda farklı alanlardaki çalışan, yönetici ve şirketlerde farklı etkiler görebilirsiniz. Ortak nokta ise yoğun bir çaba, endişe,

tedirginlik, hayal ve zaman kaybı, küçülme eğilimi,

Yazının Devamını Oku

Çevik Haller

Son yılların en hızlı konusuydu ve

 

kurumsal hayatın aktörlerinin bu yeni keşiflerine bolca mesai harcadığını söylememiz mümkün.

Beyaz yakalının, üst yönetimin ve kademe kademe

tüm “kurumsal” çalışanların hayatına “Agile” olmak olarak giren yeni kavram,

Allah’tan sorumlu ve hassas bazı yöneticilerin katkısı ile kendini hızla

“Çevik” olmak söylemine bıraktı.

Çevik olmak…

Yazının Devamını Oku

Daha İyisine Cesaret Etmek  

İş hayatında dinamikler hızla değişiyor gibi sözleri,

sanırım artan bir hızla fazlaca duyuyor ve de fazlaca okuyoruz.

Doğrudur…

Rüzgar, basınç, ısı, nem vs. büyük bir dinamiklik barındırıyor ve biz,

bu atmosferin içindeyiz.

Lakin söz konusu durumun bizlere ya da dönemimize ait olduğunu düşünmek, hayata muhtemelen fazla benmerkezci baktığımızı gösteriyor.

Dinamizm hem vardı ve her nesil iş hayatında farklı uyumluluk düzeylerine göre yaşamını sürdürdü.

Evet haklısınız, bu yıllarda etkisi daha net ama

hep vardı.

Yazının Devamını Oku

Güvenmediğin Dağlara Kar Yağar

Ünlü serzeniş tam tersini söylese de, iş hayatında dağ ve kar metaforu tam tersini yaşatır.

 

Evet evet…

Güvenmediğin dağlara kar yağar!

Abraham Maslow kişinin kendi ihtiyaçlarını değerlendirdiği hiyerarşisinde özgüveni;

özsaygı, özgüven, başarı başkalarına saygı gibi

noktalara değinerek “saygı” kademesinde ifade etmiş.

Yani fiziksel ihtiyaçların, güvenlik ihtiyacın, sevgi ihtiyacın tam olduktan sonra hayatta saygıyı ararsın der en yalın hali ile.

Peki iş hayatına ve karşılıklı etkileşimlere bakarsak ne görüyoruz?

Yazının Devamını Oku

Geride Kaldım Geleceğim

Çalışanlarınız üzerinde,

hangi vizyon ve gelecek öngörüsü ile etki oluşturduğunuz kurumsal kaderinizi belirleyecek.

İnovasyonun, dijitalleşmenin, esnek çalışmanın,

proje ve nitelikli etkinliğin, geleceğin teknolojilerinin, Z kuşağını yansıtan beklentilerin

yoğun konuşulduğu bir dönemde olsak da konu dönüp dolaşıp sizin vizyonunuza dayanmakta.

Ya günü kavrayan bir vizyon ile işe soyunacak ya da oyun dışı kalacaksınız.

Mesela öyle bir vizyonunuz olmalı ki;

hiçbir çalışanınız bir diğerini görünüşü ya da kişiye özel özellikler ile değerlendirememeli,

mesai saatinin devrini yavaş yavaş kapattığını, esas olanın “iş” olduğunu tüm yöneticileriniz anlayabilmeli ve

Yazının Devamını Oku
YAZARIN DİĞER YAZILARI