GeriÖmür Kurt Çocuk kitabı seçerken nelere dikkat edilmeli?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Çocuk kitabı seçerken nelere dikkat edilmeli?

Anne babalar çocukların kitap okumasını istiyor ve çocuklar okumadığında bundan yakınıyor, ama yapılan açıklamalara göre Türkiye’de çocuklar yetişkinlerden daha çok kitap okuyor. Ancak asıl önemli olan çocukların nitelikli eser okuması! Peki, ama bu nasıl mümkün olur?

Türkiye Yayıncılar Birliği rakamlarına göre ülkemizde her yıl ortalama 10 bin çocuk kitabı yayımlanıyor. Çeviri kitaplar da bu rakama dahil. Bu kitapların içinde elbette çok kaliteli olanları var, ancak onları fark etmek her zaman mümkün olamayabiliyor. Burada ailelere düşen görevler var:

- Bunlardan ilki kitapları ailelerin de okuması. Çocuğunuzun neleri okuduğunu bilmek ve onunla konuşabilmek için çocuğunuzun okuduğu kitabı siz de okuyun.

- Çocuğunuzun istediği kitapları almasına izin verin. Böylece okuma alışkanlığını desteklemiş olacaksınız.

- Okuduğu kitap hakkında sohbet edin, çocuğunuzun kitapla ilgili görüşlerini öğrenin. Eğer sakıncalı ifadeler varsa fark etmesini sağlayın.

- Kitabın baskı kalitesi de çok önemli. Elbette resimleri iyi çizilmiş, baskı kalitesi iyi olan kitaplar da aşağı yukarı fikir verir. Ancak yine de en önemli ölçüt her zaman içeriktir. İçerik çocuğa göre mi, çocukta olumlu etki bırakıyor mu, kitap edebi zevki yansıtıyor mu? Bunlara da bakmak gerek.

‘Bir Hayal Bir Oyun’ kitap oldu

Zorlu Holding’in Zorlu Çocuk Tiyatrosu’yla ortaklaşa gerçekleştirdiği ve benim de jürisinde olduğum "Bir Hayal Bir Oyun" öykü yarışmasında dereceye giren ilk 15 çocuğun yazdığı 15 hikâye “Bir Hayal Bir Oyun & 15 Hayal-15 Öykü” adı altında kitaplaştırıldı ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocuklara armağan edildi. Kelime Yayınları’ndan çıkan kitap çocuklar için büyük bir heyecan vesilesi ve aynı zamanda başarmaya olan inançlarını da kuvvetlendirecek cinsten. Demek ki, hayal ettiğimizde ve istediğimizde o hayaller gerçek olabiliyor. Bu güzel kitap da bunun en büyük kanıtlarından biri.

Kitapta öyküsü yer alan çocuklarımızın isimleri şöyle: Elif Sude Dobra, Çağla Çalova, Cansu Akça, Ali Eren Ayaz, Ayla Güneş, Rüzgar Kabasakal, Beyza Akpolat, Defne Zeynep Sayın, Ahmet Taylan Yasak, İnci Demirayak, Klara Keskinkılıçyan, Sarya Kuruş, Nilsu Şen, Demir Gülen ve Ayşe Nil Genç’in öyküleri yer alıyor. Hepsini kutluyorum.

Kitaptaki öyküleri bir kez daha okuyunca kendi kendime “Çocuklarla çalışmakla yetişkinlerle çalışmak çok farklı!” dedim. En büyük fark yaratıcı olma meselesiyle karşımıza çıkıyor. Çocuklar yetişkinlerden çok daha yaratıcılar. Bir çocuğun düş dünyası içinde herhangi bir konu sınırsız bir şekilde kendine yer bulabilir. Örneğin bir çocuk, bir ‘pamuk şeker ağacı’ hayal edebilir ama bir yetişkin için ağaç kahverengi gövdeli yeşil dallı ‘gerçek’ bir ağaçtır. Ben bunun en güzel örneklerinden birini “Bir Hayal Bir Oyun” projesinde gördüm. Yazdıkları öyküler, çocukların ne kadar derinlikli düşünebildiğini gösteriyor. Ayrıca çocuklarla iş birliği yapmak, onlarla çalışmak gerçekten çok keyifli ve kolay. Yetişkinlerle çalışırken daha zorlu süreçlerden geçiyorsunuz. Çocuklardaki temel farklardan biri ise gerçekten çok samimi olmaları. Yetişkinler için çok ‘çocukça’ gelebilecek düşünceler çocuklar için gerçekten birer hayal ama biz yetişkinler o hayalleri pek fark edemiyoruz. Eğer fark edersek, çocukların yapabilme, becerebilme ve hayali eyleme dönüştürebilme yetilerinden faydalanabiliriz. Aksi halde bizim için de çok zor olur her şey.

Çocuk kitabı seçerken nelere dikkat edilmeli

40 yazardan 40 kadın hikâyesi: İlham Veren Adımlar

İstanbul Vakfı tarafından yayımlanan ve bu topraklara damgasını vurmuş birbirinden önemli 40 kadının etkileyici hikâyesini anlatan “İlham Veren Adımlar” kitabı çocuklarla buluştu. Kitabın satışından elde edilecek gelirle kız çocukları için bilim merkezi yapılması planlanıyor. Kitapta Adalet Ağaoğlu’ndan Duygu Asena’ya, Muazzez İlmiye Çığ’dan Füreya Koral’a, Satı Kadın’dan Nakiye Elgün’e, Ioanna Kuçuradi’den Remziye Hisar’a kadar bu topraklarda yeşermiş çok değerli kadınlarımızın kısa hikâyeleri yer alıyor. Hikâyeleri Sunay Akın, Candan Erçetin, Gülten Dayıoğlu, Nasuh Mahruki, Kürşat Başar, Kandemir Konduk, Ayşe Kulin, Pelin Batu gibi pek çok önemli isim kaleme almış. Ben de kitapta, dünyanın ilk çocuk hakları mitingini Taksim Cumhuriyet Meydanı’nda çocuklarla birlikte gerçekleştiren Nakiye Elgün’ün hikâyesini yazmaya çalıştım. Bu kitabın çocuklarımıza ilham olmasını diliyoruz.

Çocuk kitabı seçerken nelere dikkat edilmeli

X

Pandemi bunalımını hayvan sevgisiyle atsın

Bahar geldi, pandemi bitmedi. Çocuklar açık havaya çıkamamaktan, arkadaşlarıyla oynayamamaktan dolayı bunalmış durumda. Uzmanlar bu süreçte bir evcil hayvan sahiplenmenin çocuğa iyi geleceğini söylüyor ve uyarıyorlar: “Çocuk gelişimine katkısı olması için evcil hayvanı satın almayın, sahiplenin! Sonrasında vazgeçip, sokağa bırakmayın…”

KENDİNE GÜVENİ ARTAR

Evcil hayvan bakmak çocuk açısından neden önemli?

 

Prof. Dr. Arzu Yükselen (İstanbul Medipol Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü): Evcil hayvanlar çocukların gelişimini olumlu yönde etkileyen çok yönlü uyaranlardan biridir. Evcil hayvan beslemek, çocukların küçük yaşta sorumluluk kazanmalarında, bunu yerine getirmelerinde yarar sağlar. Evcil bir hayvana bakmak ve onun ihtiyaçlarını karşılamak çocukların bilişsel gelişimlerini, dil ve iletişim becerilerini, sosyal-duygusal gelişimlerini olumlu yönde etkiler. Çocuklar hayvanlarla iletişim kurarak, onlara dokunarak, gezdirerek, ihtiyaçlarını karşılayarak, etkileşimde bulunarak onlarla bir arada yaşamayı da öğrenirler. Böylece tüm canlılara karşı olumlu tutum ve davranışlar geliştirebilirler. Evcil hayvanının bakımından ya da ihtiyaçlarının karşılanmasından sorumlu olan çocukların kendilerine olan güvenleri de artacaktır.

Esra Ezmeci (Uzman Klinik Psikolog): Her evcil hayvan çok değerlidir ve çocuğun gelişimine katkı sağlar.

Köpek, kedi: Bu hayvanlar duygularını ve ihtiyaçlarını davranışlarından anlayabildiğimiz hayvanlardır. Çocuklar bu hayvanlar sayesinde empati, karşılıklı sevgi, oyun, sınır koyma, arkadaşlık yapma, gibi sosyal becerilerini geliştirebilir.

Kuşlar ve balıklar:

Yazının Devamını Oku

Ev işi yaparak hem eğlensin hem öğrensin

Çocuklarına ev işi yaptırmaktan çekinen anne-babalar aslında pek de doğru bir şey yapmıyor. Çünkü uzmanlar çocukların ev işi yapmasının onların fiziksel ve zihinsel gelişimine katkı sağladığını söylüyor.

‘DUR, SEN YAPAMAZSIN’ DEMEYİN
Bayram Deleş, Ardahan Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümü

Ülkemizde çocukların ev işi yapması yadırganır. Oysa bu gündelik faaliyet bir yandan çocuğu eğlendirirken öte yandan gelişimine katkı sağlar. Her çocuk, yaşamı evin içinde öğrenir. Anne babalar, çocuklarının hayata karşı hazırlıklı olmasını ve duygusal dayanıklılık kazanmasını istiyorsa, ev içinde ona da sorumluluklar vermelidir. Çocuk bu sayede yaşadığı evin düzeninde söz sahibi olur, iş birliği yapmanın önemini kavrar hem motor becerileri hem de sorumluluk duygusu ve özgüveni gelişir. Ev işlerinin cinsiyetlerden bağımsız olarak yapılması, bu işlerin sadece annenin/ablanın görevi olmadığı, babanın ve oğlan çocukların da bu işlere dahil edilmesi sosyal hayat açısından çok önemlidir. Çünkü çocuk, küçük yaşlardan itibaren bu tür işlerin cinsiyetlere göre ayrılamayacağını da bu sayede öğrenir. Çocuklara yaşına göre, yapabileceği düzeydeki işleri vermek gerektiği de unutulmamalı. Anne baba, “Dur sen yapamazsın, ben yaparım” gibi cümlelerden uzak durmalı. Bunun yerine yüreklendirici sözcükler kullanmaya özen göstermeli. Ev içinde sorumluluk alan, işleri ailesiyle birlikte yapan çocukların daha mutlu olduğunu gözlemlemek mümkündür.

ÇOCUKLARA EV İŞİ YAPTIRMANIN 10 FAYDASI

Göksu Telmaç, uzman klinik psikolog

1- İşleri çocuğunuzla organize edin. Böylece hem onunla uyumlu bir iletişim kurarsınız hem de onun plan yapma

Yazının Devamını Oku

Beğeninin de eleştirinin de aşırısı zararlı

Günümüz ebeveynlik anlayışında çocuk yetiştirirken karşımıza iki temel sorun çıkıyor: Aşırı beğeni veya aşırı eleştiri. Uzmanlara göre çocuğunu ‘çok beğenen’ ve ona abartılı övgüler yağdıran da, çocuğunu aşırı eleştirerek yetersizlik hissi yaratan da hata yapıyor.

Çocuklara ‘aşırı beğeni’ veya ‘aşırı eleştiri’yle yaklaşma konusunda neler söylersiniz?

Prof. Dr. Eyüp Sabri Ercan (Çocuk ve ergen psikiyatrı): Çocuğumuzu bir şeyleri başarması için ne kadar destekler, başardığında abartılı olmayan olumlu geri bildirimler verir, mantıklı ve uygulanabilir hedefler koyarsak çocuklarımızın mutluluğuna o kadar katkı sağlamış oluruz. İşte o zaman kendinden emin, varlığından memnun, özgüveni yüksek çocuklar yetiştirebiliriz. 

Serap Duygulu (Psikolog): Çocuklar ebeveynlerinin rehberliğine ihtiyaç duyar, ancak bunu yaparken zaman zaman sınırlara ihtiyaç vardır. Çocukların her istediğini elde ettiği, sürekli ve abartılı beğeni ve takdir gördüğü aile tutumlarında, çocuklar açısından ciddi bir belirsizlik ortaya çıkıyor. Her çocuk kendi yapabildiklerinin ve yapamadıklarının az çok farkındadır. Ancak ne yaparsa yapsın ailesinden aşırı beğeni aldığında bir süre sonra gerçek olanla yapay olan duyguyu karıştırabiliyor. Bir de aşırı eleştiren anne-babalar var. Bu durumda da çocuk ne yaparsa yapsın beğenilmez ve hep eleştirilecek bir yön bulunur. 

En sık yapılan hatalar neler?

Prof. Dr. Eyüp Sabri Ercan: Örneğin, çok basit bir şeyi başardığında “Sen aslansın, kaplansın” gibi abartılı, boş övgüler işe yaramadığı gibi çocuğumuzun bizi ciddiye almasını da zorlaştırır. Olumsuz bir davranışında çocuğumuza kızıp bağırmak en büyük anne-baba yanlışlarındandır. Daha da kötüsü, tüm bunlardan kısa bir süre sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmak, çok sık görülen tutarsız tutumlardandır ve çocuğumuzun da tutarsız bir kişi olmasına yol açabilir. Yine sık karşılaşılan bir örnek, iyi bir şey yaptığında “Benim kızım çok akıllıdır” deyip onu göklere çıkarmak, inadı tutup ağladığında “Gene kör inadı tuttu, beş dakika bir huzur vermedi” deyip azarlamaktır. Çocuğa tutarsız ve dengesiz mesajlar verip sonra da “Dersleri çok iyi, herkes çok güzel çocuksun diyor ama bir türlü özgüveni olamadı” diyerek şaşıran anne-babalar var. En kötü yanı, bunu yaptığımızın çoğunlukla farkında bile değiliz.

Serap Duygulu: “Gene yanlış yapmışsın, kaç kere anlattım ama anlamamışsın, bir türlü öğrenemedin, zaten yapamazsın” gibi çocuğun ne kadar yetersiz olduğunu vurgulayan alt mesajlarla çocuk sürekli eleştirilir. Bu durumda çocuk ne yaparsa yapsın ailesi tarafından onay almayacağını bildiği için ya tamamen içe kapanır ve bir şeyler yapmak için denemeyi bile düşünmez ya da olumsuz da olsa ilgi ilgidir düşüncesiyle saldırgan ve öfkeli davranışlar benimser.

Bunların sonuçları neler olabilir?

Yazının Devamını Oku

Enerjisini evde atacak

Çocuklar yüz yüze sanat eğitiminden mahrum! Neyse ki çevrimiçi eğitimlerle her ev bir okul! Ve bu okuldaki dersleri istediğimiz gibi seçebiliriz. Dans da bu eğitimlerden biri olabilir. Dansa ilgisi olduğu sinyalini veren çocuklar kendilerini nasıl geliştirebilir? Uzmanlar anlattı.

Çocuklar dans eğitimine ne zaman başlamalı?

Tan Sağtürk (Balet/Sanatçı): Bale, dans ve müzik eğitimleri branşlar arası farklılık göstermekle birlikte 3 yaşından itibaren başlanabilir. Dans dersleri daha çok koordinasyon gerektirdiği için 5 yaştan itibaren önerilir. Erken çocukluk döneminden yetişkinliğe kadar sanatla buluşmak için hiçbir yaş geç değildir. Dans, uzun vadeli hedef koymayı gerektiren, takım çalışmasını pekiştiren ve yaratıcılığı artıran bir sanat dalıdır. Her ne kadar salt fiziksel bir aktivite gibi görünse de zaman yönetimi, mekân kullanımı, kendini kontrol edebilme, sebat etme, sağlıklı beslenme, pasif yerine aktif yaşam biçimini benimseme gibi özellikleri çocukların hayatına kazandırır. Çocukların fiziksel ve psikolojik gelişimi için bebeklikten itibaren görsel ve işitsel sanatlarla iç içe olmaları dünyalarını zenginleştirerek onlara geniş bir bakış açısı sağlar. Ebeveynleri tarafından beden sağlığı en iyi şekilde takip edilen, zihinsel ve motor becerilerini geliştirmek için yoğun çaba harcanan çocuklar için sanat eğitimi önemlidir.

Ömür Uyanık (Ankara Devlet Opera ve Balesi Çocuk Balesi Bölümü Başkanı): Dans eğitiminde çocuğun özgüvenini kazanması ve ailenin çocuğa saygı duyması çok önemli. Bunun için de doğru seçilen hobilere ihtiyaç vardır. Çünkü disiplin ve doğru seçilen hobiler çocuğun başarısını da artırır. Burada önemli olan bir balet yetiştirmek değildir, bir sanatsever yetiştirmektir.

Çocuğun dansa yatkınlığını nasıl keşfederiz?

Tan Sağtürk: Sanata önem veren aileler erken yaşlardan itibaren çocuklarını bale, dans, müzik veya sanatın çeşitli dallarıyla tanıştırarak, kendilerini ifade etmeleri için onları yüreklendirebilir. Çocukların bir kısmı sanat eğitimi alma isteklerini ebeveynlerine dile getirir. Bir diğer grup ise hareketli yapıları, müziğe olan bağlılıkları, dans konulu dijital mecralara gösterdikleri ilgileriyle ebeveynlerine sinyal verir. Burada ailelere düşen çocuklarının şevklerini kırmadan onları doğru yönlendirebilmektir.

E. Ömür Uyanık:

Yazının Devamını Oku

Çocukların bağışıklığını güçlendirmenin yolları

Bağışıklık son bir yılın en önemli konularından. Yaşam biçimi kadar duygusal durumumuz da bu konuda etkili oluyor. Bu dönemde çocukların bağışıklığını güçlendirmek için neler yapılması gerektiğini uzmanlara sorduk, “Hayatı dengede yaşayın” dediler.

Çocuklar bir yıldır çok durağan bir hayat yaşıyor. Bu durum bağışıklık sistemlerini de etkiledi. Ne yapmak gerek?

Prof. Dr. Ateş Kara (Hacettepe Üniversitesi, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı): Özellikle pandemi döneminde sıklıkla altını çizdiğimiz konuların başında bağışıklık sistemini güçlendirmek geliyor. Çocuklarda bunun için doğal ve dengeli beslenme, uyku, stresten uzak olmak, su tüketimi, vitamin ve mineral eksikliklerinin giderilmesi çok önemli. Günümüzde çocuklar zamanlarının büyük bir kısmını bilgisayar başında geçiriyor. Dersler sebebiyle de 8-10 saat bilgisayar veya tabletin karşısında duran çocuklar var. Oysa güçlü bağışıklık için hareket çok önemli. Bu sebeple ailece etkinlikler tertip edilmeli, her türlü güvenlik önlemi alınarak zaman zaman açık havada, eğer bu mümkün değilse de ev ortamında bol bol egzersiz yapılmalı. Haftada bir-iki kez balık tüketmek omega 3 açısından yeterli olacaktır. D vitamini de bağışıklık sistemi için çok önemli, eğer eksikse tamamlanmalı. 

Anne-babalara önerileriniz neler?

Prof. Dr. Ateş Kara

- Ailece dengeli beslenmeyi ihmal etmeyin, abur cuburdan uzak durun.

- Bol bol su içmeye özen gösterin.

Yazının Devamını Oku

Vicdanlı çocuklar yetiştirmenin yolları

Tüm aileler akıllı, sorumluluk duygusu gelişmiş, büyüklerine saygılı, küçüklerini seven, sağlıklı, mutlu ve başarılı çocuklar yetiştirmek ister. Ancak bu istek, anne-baba tutumlarına yeteri kadar yansıyor mu? Akran şiddeti, doğaya ve hayvanlara zarar verme, bağımlılık, çocuk suçluluğu gibi sorunlar giderek artarken uzmanlar “Vicdanlı çocuklar yetiştirmek her şeyden önemli” diyor.

‘ÇOCUK HER ŞEYİ GÖREREK, MODEL ALARAK ÖĞRENİR’

Prof. Dr. Nilgün Sarp (İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı, Çocuk Gelişimi bölümü öğretim üyesi): Öncelikle aileye bakmalıyız. Çocuğu ailenin merkezi haline getiren, ona sorumluluk vermek yerine tüm sorumluluklarını üstüne alan, sosyal medya hesaplarıyla çocuğundan daha fazla vakit geçiren aileler çocuğunu ihmal ediyor. Çocuğun gelişiminde 0-8 yaş çok önemli. Sağlıklı bir birey olma açısından genetik özelliklerin yanında başta aile olmak üzere çevresel etkenler yadsınamaz önem taşıyor. Okulöncesi dönemde çocuk her şeyi görerek, model alarak öğreniyor. Ailede yaşananlar ayna etkisi gibi çocuğa da yansıyor, bu da çocuğun yetişkinlik dönemindeki kişilik yapısını etkiliyor. Ailede sevgi, saygı, yardımlaşma duygularıyla büyüyen çocuklar toplumda aynı davranışları sergiliyor.

Prof. Dr. Özgür Öner (Çocuk ve ergen psikiyatrı): Hepimiz çocuklarımızı vicdanlı bireyler olarak yetiştirmek isteriz. Ancak bu uzun vadeli bir amaçtır. Çocuklar, becerileri adım adım kazanır ve önceki dönemde kazandıklarının üzerine yenilerini inşa ederler. Anne-babanın diğer insanlara ve çocuklarına saygılı davranışları, kendi duygularını uygun şekilde ifade edebilmeleri, çocuğa koşulsuz sevgi gösterirken uygun sınırlar koyabilmeleri ve çocuğun gelişim dönemine uygun beklentiler oluşturmaları çocuğun duygusal gelişimini destekler. Böylece çocuk kendi duygu ve davranışlarını daha iyi kontrol etme yeteneği kazanır. Çocuğunuzun vicdanlı olması için özel olarak yaptığınız davranışlar sizi bu amaca götürmez. Çocuğum vicdanlı olsun diye yaşlılara yardım eder, sokak hayvanlarına mama verir, ağaç dikerseniz bu hiçbir işe yaramaz. Bu davranışlar ancak, siz doğal olarak bunları yaptığınızda çocuğunuzu geliştirir. Siz insanlara ve hayvanlara yardım eden biriyseniz, çocuğunuz sizden bu değerleri alır.

NEREDEN BAŞLAMALI?Prof. Dr. Nilgün Sarp

Çocuğunuzu dinleyin, kendisini ifade etmesine izin verin: Örneğin “Galiba arkadaşının seni itmesine üzüldün” gibi geri bildirimde bulunarak onun duygusunu anladığınızı ifade edin.

Kendi duygularınızı da onunla paylaşın, kızdığınızda veya üzüldüğünüzde sebebini açıklayın:

Yazının Devamını Oku

Çocukla iletişimin sihirli cümleleri

İletişimde duygu ve davranışlar kadar sözcükler de etkilidir. Çocuklara söylenen sözlerin neredeyse tümü ‘bilinçaltı kütüphanesinde’ yıllarca saklanır, duygu ve davranışlarını etkiler. Uzmanlar “Olumlu bir dil kullanın, motive edici kelimeler seçin” diyor.

ŞU İFADELERİ SIKÇA KULLANINUzman psikolog Ramazan Şimşek

Çocuklarla konuşurken olumlu sözler kullanmaya özen göstermek gerekiyor. Çocukla iletişimi kuvvetlendiren bazı sihirli cümleler var. Anne babalar bu cümleleri gerektiği yerde ve sıkça kullanmalı.

“Sen ne düşünüyorsun?” Bir konu hakkında çocuğun düşüncesini sormak, onun düşüncesine ve ona verdiğiniz değeri ifade eder.

“Seninle sohbet etmekten keyif vericiydi.” Çocuğun duygu ve düşüncelerini sizinle paylaşmasının ardından ara sıra da olsa bu cümleyi söylemeniz onu da mutlu eder. 

“İstemiyorsan ‘Hayır’ diyebilirsin.” Bu cümle çocuğun benliğini güçlendirir. Çünkü bazı durumlarda, özellikle de mahrem konularda çocuğun “Hayır” diyebilmesi önemlidir.

“Nasıl yaptın, anlatır mısın?” Bu cümle başarının stratejisini, tekniğini ve yöntemini pekiştirmek için en güçlü sözdür.

“Duygularını anlıyorum, kendini kötü hissetmiş olmalısın.”

Yazının Devamını Oku

Ona ‘oyuncak bıkkınlığı’ yaşatmayın

Anne-babaların “Ben çocukken oynayamadım, çocuğum bol bol oynasın” diye aldığı oyuncaklar bir süre sonra çocuğu mutlu etmemeye başlıyor. Hatta uzmanlara göre bu tutum, çocukların tüketim çılgınlığına adım atmasına sebep oluyor.

Çocuklara çok fazla oyuncak almak nelere sebep olur?

Psikolog Serap Duygulu: Çok fazla oyuncak çocukları mutlu etmiyor, aksine istediği, hatta istemediği kadar çok oyuncağa sahip çocuklar mutsuz bireyler oluyor. Özellikle çalışan annelerin, zaman ayıramamaktan duydukları suçluluk hissi yüzünden çocuklarına çok fazla oyuncak aldığını görüyoruz.

Prof. Dr. Müdriye Yıldız Bıçakçı (Ankara Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümü): Çocukların doyum sorunu yaşamasına sebep olur. Çocuk istediği her şeye çok çabuk ulaşırsa onun kıymetini anlamakta zorlanır. Çabuk sıkılır ve hep fazlasını isterler. Bu da tüketim kültürüne çabuk adım atmalarına sebep olur.

Günümüzde aşırı satın alma alışkanlıkları sonucunda insanlar kısa süreli mutluluklar yaşıyor. Bu durum çocuklara nasıl yansıyor?

Serap Duygulu: Satın alınan ‘şey’lere bağlı mutluluk asla gerçek bir mutluluk değildir. Koşula bağlı mutluluktur. Bu çocuklar, bir gün istediği her şeye sahip olmadığında ciddi psikolojik sorunlarla karşı karşıya kalabilir. Çocuğun istediği bir şeyi ertelemek; onun sabır göstermesini, bazen her şeyin istediği gibi olamayacağını kabul etmesini öğretir. Bunlar zamanla öğrenilen duygusal gelişim süreçleridir. 

Bir oyuncağın gerçekten değerli olduğunu hissetmeleri için neler yapmak gerekir?

Prof. Dr. Bıçakçı:

Yazının Devamını Oku

Bırakın teknolojiyi üretim odaklı kullansın

Son yıllarda çocukların teknolojiyi aşırı kullanmalarıyla ilgili pek çok tartışma var. Uzmanlarsa teknolojiyi kullanmanın iki yolu olduğunu söylüyor. Eğer teknoloji üretim odaklı olursa yarar sağlıyor, tüketim odaklı olursa zararları ortaya çıkıyor.

Teknolojiyi üretim odaklı kullanmak nedir?

Öğrenim Teknolojileri Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Özdemir: Çocuklarımızı sadece önlerine konulan hazır bilimi ve teknolojiyi tüketmeye yönlendirmek yerine, onların bu dönemin en baskın üretim aracı bilişimi, bugüne kadar biriken bilimsel bilgiyle sabır içinde, sorgulayarak, merakla ve denemekten korkmayarak yeni sentezler ortaya koymaya yönlendirme arayışının bir özetidir.

İletişim Bilimleri Uzmanı Prof. Dr. Uğur Batı: ‘Dijital yerliler’ olarak adlandırılan son nesil teknolojiyi en çok eğlence amacıyla kullanıyor. Onlar için çevrimiçi ortamlarda, sosyal medyada zaman geçirmek, video takip etmek, şarkılar dinlemek ve oyun oynamak teknolojiyi kullanma sebeplerinin başında geliyor. Yani teknolojide tercihi üretimden değil, tüketimden yana kullanıyoruz. Oysaki bunu tersine çevirmek gerekiyor. Yani bir çocuk Youtube’da içerik üretiyor ve bu içeriklerle insanlara yararlı oluyorsa teknolojiyi ‘üretim odaklı’ kullanıyor, demektir.

Peki, teknolojiyi üretim odaklı kullanmanın yolları nelerdir?Prof. Dr. Selçuk Özdemir: Download toplumundan upload toplumuna” geçmeliyiz. Bunun için de bazı yöntemler var.

Kodlama yapsın: Makinelere emir verme becerisi olarak özetlediğimiz ‘kodlama’ sadece belli meslek gruplarının kullandığı bir teknik değil, çocuklarımızın tüm derslerde anlatılan konuları somutlaştırarak ve uygulamasını yaparak öğrenmelerine yardımcı olacak tarihteki en ucuz, en kolay, en çeşitli ve en zengin öğrenme aracıdır. Kodlamanın yanında, bugün her yaşa ve her beceri seviyesine uygun iki boyutlu ve üç boyutlu tasarım yazılımları sayesinde çocuklarımız etraflarında gördükleri nesneleri veya hayalini kurdukları şeyleri sınıf ortamında soyut olarak gösterilen geometriye ve sanata adeta hayat vererek tasarlayabilirler.

Yazının Devamını Oku

Çocuktan al bilgiyi

Hep yetişkinler çocuklara öğretir diye biliyoruz ama artık işler değişti. Teknolojiden iletişimin inceliklerine, şimdi biz küçüklerden öğreniyoruz. Uzmanlar “Onlardan bir şeyler kapmak istiyorsanız, mutluluklarına ortak olun” diyor.

MUTLAKA ONA DANIŞINDidem Emre Bolatbaş, çocuk gelişimi uzmanı

- Eskiler “Bilmemek değil, öğrenmemek ayıp” diye çok güzel bir söz söylemiş. Bu çağda her şeyi yetişkinler bilemiyor, çocuklarsa çok şey biliyor. O halde onlardan öğrenmemiz gerek. Bilmediğiniz konularla ilgili olarak çocuğunuza fikrini sorun. Örneğin “Bu iki dizüstü bilgisayardan birini almak istiyorum, sence benim için hangisi daha uygun olur?” veya “Şu cep telefonu uygulaması güvenli mi?” vb. Size en doğru bilgiyi aktaracaklardır.

- Çocuklardan öğrenmenin en güzel yollarından biri de mutluluklarına ortak olmak. Çocukların mutluluğu çoğu zaman nedensizdir. “Neden bu kadar mutlusun? Bilmediğim neler oldu?” gibi sorularla çocuğunuzun mutluluk nedenini ya da aslında mutluluğa bakış açısını öğrenerek siz de onun baktığı çerçeveden hayata bakabilir ve ‘an’ı doyasıya yaşayabilirsiniz.

- Çocukların aklı sürekli meşguldür. Oyunu, gezmeyi, eğlenmeyi düşünürler. “Bugün neler yapacaksın? Planın ne?” gibi sorularla zihnindekileri açığa çıkarmak, onu bu süreçte gözlemlemek belki ebeveynlerin farkında olamadıkları ya da körelmeye yüz tutan potansiyellerini fark etmeleri için de bir fırsat. 

- Anne-babalar çoğunlukla kendi çocukluklarını hatırlayıp çocuklarıyla bir kıyas içine girerler. Oysa hiç kimsenin çocuğu kendi çocukluğu değildir. Bu nedenle öğüt vermekten kaçının ve onları şimdinin koşullarına göre değerlendirin. “Sence daha sakin davransaydın sonuç farklı olur muydu?” gibi sorularla hem düşünmesini hem de kendi çözümünü üretmesini sağlayın. Verdiği yanıtlar sizin için de öğretici olacak.

HAYATI TAHAMMÜL EDİLEBİLİR KILARLARÖzge Çivci, klinik psikolog ve oyun terapisti

En güzel öğrenme yollarından biri birlikte eğlenmektir. Çocuklar yaratıcılık konusunda muazzam bir kaynağa sahip. Onun düşlem dünyası eylemde ve dilde yetişkinin sınırlarını ve kapasitesini aşacak kadardır. Bu, çocuklardan öğrenmeyi uçsuz bucaksız hale getirmenin yanında hayatı da eğlenceli ve daha tahammül edilebilir kılar. Kızım 4 yaşındayken sabah uyandığında bana şöyle demişti: “Anne bu gece çok delikli uyudum.”

Yazının Devamını Oku

Çocuklar için ev yapımı oyunlar

Son bir yıldır, aileler daha çok evde vakit geçirmeye başlayan çocukları için yeni, yaratıcı oyun fikirleri arar oldu. Aslında evde kendi oyunlarımızı yaratabiliriz ama nasıl? Hazırladığı ev yapımı oyunları @ogretmen.baba Instagram hesabında paylaşan Mehmet Gönen ve ‘Evde 99 Oyun’ isimli kitabın yazarı Mehmet Çamlıbel önerdi...

Mehmet Gönen: “Kendi kendime geliştirdiğim bu oyunları çocuklarımla oynarken hem çok eğleniyoruz hem de birlikte öğreniyoruz. İşte sizin için seçtiğim en eğlenceli oyunlar.”

SERBEST KALE

 

Oyuncu sayısı: İki veya daha fazla
Malzemeler: Oyun hamuru, pipet, bilye
Yaş: 3+

Oyun hamuruna şekil verilerek bilyelerin gireceği sekiz tane kale oluşturulur. Oyunculara iki farklı renkten dörder tane bilye verilir. Oyuncular kendi bilyelerini her kaleye bir tane olacak şekilde pipetle ittirerek sokmaya çalışır. Bütün bilyelerini kaleye sokan ilk oyuncu kazanır. Bu oyunla çocuğun el-göz koordinasyonu, dikkati ve sayma becerisi geliştirilebilir.

Yazının Devamını Oku

Özgün ve özgür çocuk nasıl yetiştirilir?

Anne-babalar çoğunluğu takip etmeyen, özgür çocuklar yetiştirmek istiyor. Güzel, ama ne istediğini bilen, kendi sorununu kendisi çözebilecek ve kendisi hakkında düşünebilecek çocuklar nasıl yetiştirilir? Uzmanlara sorduk.

Anne-babalar, çocuklarının akranlarından farklı ve önde olmasını istiyor. Bu mümkün mü?

Çocuk gelişimi uzmanı Ş. Sezen Aksu: Bütün ebeveynler, kendi çocuklarının en farklı, özel ve biricik olduğunu söyler ama çocuklarını akranlarıyla kıyaslamadan da edemezler. Oysa zaman içinde anne-babanın yansıttığı bu durum çocuğunun gerçek potansiyeline odaklanamama ve ondan, özelliklerinden fazlasını bekleme durumunu ortaya çıkarır. Temel beklentileri aslında kendilerinin yapamadığını çocuklarının yapmasıdır. Bu da çocuğun, anne-babasının istediği biçimde başarılı olmaya çalışmasına, kendi potansiyelinin üstüne çıkamadığında da yetersizlik hissi yaşamasına sebep olur.

Klinik psikolog Göksu Telmaç: Her çocuk biricik ve özeldir. Her anne-babanın da ebeveynliği biricik ve onlara özeldir. Ancak bu biriciklik “Benim çocuğum diğerlerinden çok özel, üstün, farklı, başarılı, zeki” vb. algılarla projelendirildiğinde çocuğu yaşam boyu bir girdaba sürükleyebilir. Çocuğun potansiyeli, ilgi alanları, doğal büyüme ve öğrenme keyfi dikkate alınmalı. Pek çok biliminsanı kendi içlerindeki ilgi alanlarına uygun özgürlük ortamı sunabilmiş ebeveynlerle yol almışlardır. Sadece dünya çapında olması için değil, kendi dünyasının çaplarına erişebilmesi için çocuğa özgürlük sağlanmalıdır.

Özgürlükten ne anlamamız lazım?

Göksu Telmaç: Özgürlük, ben olabilme deneyimidir. “Ben kimim, nelerden hoşlanırım? Düşünce ve ideallerim ne kadar dinlenir?” Bu soruları sorup tartabilmekle başlayan bir büyüme yolculuğu, düşüncenin özgür gelişimi çok önemli.

Ş. Sezen Aksu: Çocukluk döneminde özgürlük, sosyal bağımsızlık durumudur. Eğer bir çocuk herhangi bir zorlama ve kısıtlamaya uğramadan düşünüp davranmayı öğrenirse kendi doğasına uygun olarak gelişebilir.

HAFTANIN KİTABI

Yazının Devamını Oku

Her çocuğun içinde bir koleksiyoner gizlidir

Çocukların ilgi ve heveslerini keşfetmek, onların merak etme ve araştırma becerilerini geliştirmek için oldukça önemli. Uzmanlar “İlgi alanlarına uygun koleksiyon yapmaları çocukların gelişimine büyük katkı sağlar” diyor.

Şirinler koleksiyonu yapıyorsunuz. Koleksiyonerliğe nasıl başladınız?

Meltem Tokgöz (Çocuk gelişimci-Koleksiyoner): Şirinler benim çocukluk kahramanlarım. İlk Şirinler oyuncağımı 2000’de aldım. 2011’de Şirinler sinema filmi çekildi ve ben bu tarihten sonra Şirinler oyuncaklarını ve dünyadaki koleksiyonerlerini takip etmeye başladım. Şu an 3 bin adet Şirinler oyuncağımla sanırım Türkiye’nin en büyük Şirinler koleksiyonuna sahibim.

Meltem Tokgöz

Her çocuğun içinde bir koleksiyoner var mıdır? Eğer gizli kaldıysa bu duygu nasıl açığa çıkar?Meltem Tokgöz: Çocuklar keşfetmek, dokunmak ve en önemlisi oynamak isterler. Üstelik büyüklerini örnek alarak büyürler. Eğer evinizde eşyalara verilen değer sadece kullanım için değilse, çocuğun içindeki araştırmacı yön ortaya çıkacaktır. Çocuğunuz size sorular sormaya başlar: “Bu araba gibi başka kırmızı arabalar var mı? Bu bebeğin başka elbiseleri var mı?” gibi… Eğer birlikte araştırma yapar, müzelere gidip keşfe çıkarsanız merakı giderilmeye, özel ilgisi açığa çıkmaya başlar. Hatta hayalleri bile değişir. Çocuklar, önce zihinlerinde hayallerinin koleksiyonunu yaparlar, sonra da o hayaller bir oyuncağa, bir eşyaya, bir ilgi alanına dönüşür ve gelişir. Bu sebeple anne babalar çocuklarına destek olmalı, fark etmelerini sağlamalı.

Doç. Dr. Ali Akın Akyol (Hacı Bayram Veli Üni. GSF-Koleksiyoner): Çocuklar her konuda koleksiyoner olabilir. Bu insanın doğasında vardır. Müzik, doğa, yüzmek, kediler, taşlar veya uzay konuları bir çocuğun ilgi alanı olabilir. Ebeveynler bu ilgi alanını fark etmeli, çocuğun çevresini bu ilgiyi artıracak malzemelerle beslemeliler.

Yazının Devamını Oku

Küçük kardeşine nazik davranmasını nasıl sağlarım?

Kardeşler arasındaki kıskançlık ve kavganın sebebi çoğunlukla ebeveyn davranışlarından kaynaklanıyor. Uzmanlar çocukların iyi anlaşmasının yolunun sabırlı olmaktan ve büyük olana görevler vermekten geçtiğini söylüyor.

Kardeşlik ilişkilerindeki sorunların kaynağı nedir?Serap Duygulu (Psikolog): Kardeşler arasındaki ilişki hem çocukları toplumsal yaşama hazırlayan rekabet ortamı hem de yardımlaşma tutumlarını içerir. Çocuklar kendisinden küçük ya da büyük bireylerle iletişim ve ilişki kurmayı öncelikle en yakınından, yani kardeşinden öğrenir. Bu iletişim sırasında çatışmalar veya kıskançlıklar yaşanabilir. Zaman zaman çocuklar bulundukları yaş durumuna göre diğer tarafa üstünlük gösterisinde bulunabilir ya da yaşı küçük olan, küçüklüğünü, isteklerini elde etmek amacıyla kullanabilir.

Berk Karaoğlu (Klinik Psikolog): Yapılan en büyük yanlışlardan biri, büyük çocuğa ‘ebeveyn misyonu’ yüklemektir. Bu sanılanın aksine büyük çocuğu öfkelendirebilir veya tam tersine içe kapanmasına yol açabilir.

Küçük kardeşe nazik davranmanın yolları büyüklere nasıl öğretilebilir peki?Serap Duygulu: Anne babanın çocukların birlikte olma, oynama, zaman zaman çatışma yaşamalarına zaman ve imkân tanımaları gerek. Çocukların sorunsuz bir arada olmaları gibi ütopik bir dünyanın olmayacağını bilmek önemli. Öncelikle çocukları hem başka çocuklarla hem de birbirleriyle kıyaslamamak lazım. Büyük olan kardeşe gerçekten büyük olarak, küçük olana da küçük olarak davranmak rol karmaşasını da ortadan kaldıracaktır. Büyük olan kardeşe, sorumluluk alması adına, kardeşi doğduğu andan itibaren bazı görevler verilir, kardeşiyle ilgili bakım işlerinde ondan yardım istenirse, kardeşine bağlılığı ve ilgisi artacaktır. Çünkü insan emek harcadığı şeyleri sever. Nitekim nezaket sözle değil, eylemle örnek olarak öğretilen ve öğrenilen bir davranıştır. Anne babasının hem kendisine hem diğer bireylere hem de kardeşine ilgili ve saygılı davrandığını gören çocuk bunu doğal olarak öğrenecek ve bir tutum olarak benimseyecektir.

Yazının Devamını Oku

Kendini duyabilmesi için ‘sıkılmaya’ ihtiyacı var

Çocuklar sıkılmasın diye internetteki tüm etkinlikleri tüketen ebeveynler aslında pek de doğru bir şey yapmıyor. Sıkılmanın eğitimin bir parçası olduğunu belirten uzmanlar “Önemli olan tüm gün etkinlik yapmak değil, nitelikli zaman geçirmektir” diyor.

Anne babalar çocuklarını sürekli oyalama yarışında. İnternette etkinlik önerileri havada uçuşuyor. Peki, ama çocukları sürekli oyalamaya çalışmak doğru mu?

Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal (Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü Öğretim Üyesi): Burada önemli olan ‘nitelikli zaman’ kavramıdır. Yere, koltuğa, masaya çocuğumuzla birlikte oturup onun gözlerinin içine bakarak, zihinsel ve fiziksel olarak çocuğumuzun yanında olarak geçirdiğimiz süre önemlidir. Tüm günü etkinlikle doldurmaya çalışmak nitelikli zaman geçirmek anlamına gelmez. Aksine bu durum yetişkini tüketir, çocuğu ise sıkar. Aynı şekilde, bir yandan televizyon veya cep telefonu açıkken öte yandan çocukla kaliteli vakit geçirilemez. Birlikte gerçekten eğlenerek geçirilen 45 dakikalık veya 1 saatlik nitelikli zaman kâfidir. Bu zaman diliminde de tüm etkinlikleri çocuğun ilgi alanına göre yapmak önemlidir.

Ancak öte yandan da ebeveynler çocuklara etkinlik yetiştirememekten, çocukların sıkıldığından şikâyet ediyor…Ayben Ertem (Uzman Psikolog): Çocuk psikoloğu, aile danışmanı Dr. Vanessa Lapointe “Çocuklar kendi sıkılmışlıklarının içinde kalmalıdırlar ki o sessizlikle beraber kendilerini duyabilsinler” der. ‘Kendini duymak’ kavramının anlamı şudur: Çocuk devamlı olarak meşgul edilmeye çalışıldığında, o bombardıman altında kendi kendine kalacağı, iç dünyasını keşfedeceği, kendini nasıl hissettiğini ve hatta ne istediğini anlayacağı bir zamanı olmaz. Her ne kadar “Çocukların sıkılması kötüdür” algısı olsa da bu pek doğru değildir. Çünkü çocukların boş kaldıkları sürede zihinlerinin biraz amaçsızca dolaşmaya ihtiyacı vardır. Son yıllarda yapılan araştırmalar, sıkılmanın yaratıcılığı beraberinde getirdiğini, kişiyi anlam bulmaya ve tatmin etmeye doğru ittiğini gösteriyor. Bu sebeple ebeveynler/bakım verenler, çocukların boş zamanlarını devamlı bir şeylerle doldurmak yerine, birazcık sıkılmalarına da zaman tanısınlar.

Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal: Burada sıkılmanın derecesini iyi gözlemlemek lazım. Çocuk sıkılsın ve kendi kendine keşfetmeyi öğrensin derken çocuğu ihmal etmemek de gerekir. Gerekli çevresel uyaranlar sağlandıktan, çevredeki güvenlik önlemleri alındıktan sonra çocuğun keşif yapmasına ve özgürce hareket etmesine fırsat tanınmalıdır.

Yazının Devamını Oku

Evde geçen tatile ‘tatil’ denir mi?

Uzaktan eğitim sürecinin ilk yarıyıl tatili başladı. Dijital eğitim gören çocuklar karnelerini aldı. Tatilden önce evdelerdi, tatilde de çoğunluk evde. Evde kalan çocukların bu zamanı ‘tatil’ gibi algılamaları için neler yapılmalı, karne konusunda onlarla nasıl konuşulmalı? Uzmanlardan öneriler...

Çocuklar okul zamanında da evdelerdi, tatilde de evde olacaklar. Peki, bu süreci iyi bir şekilde geçirmek için neler yapmak gerekiyor?

Ufkun Dikmen (Uzman Psikolog): Aylardır çoğunlukla evde zaman geçiren çocukların en büyük ihtiyaçlarından biri hareket etmek. Bu nedenle onlara enerjilerini atabilecekleri alanlar açmak, evde hareket etme imkânlarını geliştirmek hayati önemde. Gün içinde dans etmek, zıplamak, takla atmak, sandalyeler minderlerle parkurlar yapıp birlikte oynamak, yastık savaşı yapmak, el ele tutuşup dönmek, deve-cüce oynamak gibi hareket içeren oyunlara mutlaka zaman ayrılmalı. Bunlara ek olarak gün içinde bir sanatsal aktivite, bir ev işini birlikte yapmak, biraz kitap zamanı planlamak ve çocuğun seçeceği herhangi bir oyunu birlikte oynamak destekleyici olacaktır. Tüm günün saat saat planını yapmak yerine, genel bir programı çocukla birlikte hazırlamak kâfi. Fırsat buldukça da önlem alarak dışarı çıkmak, yürüyüş yapmak çok önemli. 

Dr. Gülden Dönmez (Eğitim Bilimci): Çocukların kaliteli zaman geçirmeye çok ihtiyacı var. Kaygısız bir şekilde, bolca oyun ve eğlenceyle geçirebilecekleri her an çok değerli. Bu sebeple her ebeveynin kendi çocuğunun özelliklerini de bilerek hareket etmesi, onların ihtiyacını anlaması ve onları “Derslerinden geri kalacaksın, çalış; ödev yap, kitap oku” gibi zorlayıcı cümlelerle sıkmaması gerekiyor. 

Çocuklar ilk kez 'pandemi zamanında' karne alacaklar. Böyle bir ortamda karnenin anlamı nedir? 

Dr. Fırat Hamidi (Çocuk ve Ergen Psikiyatrı): Maalesef ki bu yarıyıl döneminde karne almak daha önceki zamanlara göre daha buruk ve daha az heyecan verici olacak. Böyle bir ortamda karnenin anlamı, ev içinde uzaktan eğitimlere katılma çabası olmalıdır. Karnedeki notların düşük ya da yüksek olmasına takılmadan, gerekirse çocuğun zorlandığı ders notları düşük de gelse onları göz ardı ederek, dediğim gibi tüm bu süreçteki çabaları bizim onları takdir etmemiz için yeterli olmalıdır.

Dr. Gülden Dönmez: Karne, bir eğitim döneminin artı ve eksilerinin değerlendirilmesidir. Uzaktan eğitim süreci, çocukları notla değerlendirmek için hiç de doğru bir yaklaşım olmadığını öğretti bize. Önemli olan çocuğun çabasıydı. Aileler bunu görmeli. Eğer çocuk bu süreçte elinden geleni yaptıysa, her gün uzaktan eğitime katılıp, tüm çabasıyla süreci iyi değerlendirmeye çalıştıysa, notlara bakmaksızın çocuğu tebrik etmek gerekir. Notları yüksek gelen çocukları tebrik etmek, düşük gelenleri yargılamaktan kaçınmak çok çok önemli. 

Peki, notları yüksek veya düşük gelen çocuklarla konuşurken hangi cümleleri kurmak iyi olur?

Yazının Devamını Oku

Mutlu olmak için evinizde ‘nezaket kültürü’ geliştirin

Anne-babalar çocuklarının güvenli bir ortamda yetişmesini istiyor, ancak unutmayalım ki hiç kimse toplumdan bağımsız yaşayamaz. Daha uygar ve uyumlu bir yaşam için karşılıklı anlayış şart... Uzmanlar “Dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için yapabileceğimiz en iyi şey evimizde bir nezaket kültürü geliştirmek” diyor. Peki ama nasıl?

NEZAKET NEDİR?

Prof. Dr. Aynur Bütün Ayhan (Ankara Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü): Bir yaşama kültürüdür. Çocukluktan itibaren kazanılır ve yaşam boyu sürmesi arzulanır. Nezaket aslında bir tür empati/halden anlama biçimidir. Birine ‘merhaba’ demek, otobüste yer vermek, sıraya girmek veya gülümsemektir. Daha iyi ve uygar bir dünyada yaşamanın yolu evde bir ‘nezaket kültürü’ geliştirmekten geçiyor. Bunu sağlamanın yolu da örnek olmak! Çocuklara nezaketli olmanın altın kurallarını öğretmek ve bu kuralları içselleştirmek gerekiyor. Ebeveynler, çocuklarının iyiliğin ne anlama geldiğini anlamasını sağlamalı. Çocuklara nezaket kurallarını öğretirken, neden böyle davranılması gerektiği de vurgulanmalı. 

EVDE GÖRDÜĞÜ NAZİK DAVRANIŞLAR DIŞARIDA NE İŞİNE YARACAK?

Banu Savu (Çocuklar için görgü, nezaket ve doğru davranış kitapları yazarı): Evinde nezaket kültürüne önem verilen çocuk, iyi ve nazik olmayı kural olarak görmez. Onu içselleştirir. Kurallar çocuklara sıkıcı gelebilir. Onlara davranışlarla örnek olmak gerekir. Evde gördüğü iyi ve nazik davranışları toplum içinde uygulayan çocuk, insan ilişkilerinde ve iletişimde başarılı olur. İletişimi iyi olan çocuğa hem akademik hem de sosyal anlamda her kapı kolaylıkla açılır.

ÇOCUKLARA ÖRNEK OLMAMIZ GEREKEN TEMEL KURALLAR

◊ “Lütfen, teşekkür ederim, özür dilerim, yardım edebilir miyim?” gibi cümleleri her gün kullanın. Eğer çocuk ailesinin birbirlerine ve diğer insanlara karşı nazik davrandığını gözlemlerse o da benzer davranışları sergiler. 

◊ Onlara, gündelik yaşantı deneyimlerinden yararlanarak nezaketi anlatın. Örneğin arkadaşı elindeki yiyeceği düşürdüğünde ona kendi yiyeceğinden uzatan çocuğunuza “Arkadaşına kendi yiyeceğini vermen harika bir davranıştı” deyin.

◊ Onunla başkalarının duygularını fark etmelerini sağlayacak sembolik oyunlar oynayın. Oyunda “Bebeğin düştü ve dizini çok acıttı. Sence şimdi ne yapmalıyız?” gibi sorular sorabilirsiniz. Çocuğunuz büyüdükçe daha gerçekçi durumlar üzerinde konuşabilirsiniz. Örneğin “Tekerlekli sandalyede otobüse binmek ne kadar zor olmalı!” gibi.

Yazının Devamını Oku