Paylaş
Filmde iki kız kardeş, Nora ile Agnes, bir zamanlar ünlü bir yönetmen olan babaları Gustav ile yıllar sonra yeniden görüşmeye başlar. Gustav, oyunculuk yapan kızı Nora’ya yeni filminde rol teklif eder ama Nora bu teklifi reddeder. Hikâye tam da burada başlar. “Film içinde film” var anlayacağınız.

Film bittiğinde Norveç gerçekliğinin içinden bir süre çıkamadım.
Kendin olabilmek, sahici bir kişiliğe sahip olabilmekti. Başkalarına benzemeden, yaşamak güzeldi...
Norveç’in Oscar adayı olan bu yapımı izleme listenize alın bence.
Ahmet Ümit’in yeni romanı sonbaharda!
Okurunu şaşırtmayı seviyor yazar Ahmet Ümit.

Ümit’in yeni romanı bu kez Roma’da başlıyor. Tiber Nehri’nde bulunan iki cesetle başlayan soruşturma, Anadolu’nun antik kentlerinde sürüyor.
Ahmet Ümit bu romanında gizemli cinayetlerden yola çıkarak hem Roma İmparatorluğu’nu hem de Anadolu’nun muhteşem tarihi eşliğinde ölümsüz bir aşk hikâyesini anlatıyor.
Yine Yapı Kredi Yayınları tarafından basılacak romanın sonbaharda okuyucuyla buluşması planlanıyor. Heyecanla bekliyoruz.
Burası “mutlu anların” yaşandığı nokta!
Misina Balık, meze çeşitleri, günlük taze balıklarıyla İstanbul’un önde gelen balık restoranından biri. Nerede mi? Göztepe’de. Bağdat Caddesi’ne de yakın.

Servis ve sunumu başarılı buldum.
Neler yedik...
Kalkan tandır, lakerda, ızgara balıklar, karides, kalamar ve özgün mezeler.
Şef Suat Yılmaz araştırmacı bir işletmeci. Ege, Girit, Cunda ve Rum mezelerinden oluşan bir menüde “beşinci” tadı bulmuş, kendi reçetelerini oluşturmuşlar.
Malzemeler aynı olsa da balığın lezzetinde usta farkı olabiliyor.
Suat Yılmaz’la en çok konuştuğumuz balık, somon oldu. Burada lezzet arayışınız da bitmiyor. Bir de sofranızda hep sevdikleriniz olsun...
Kurgu yazarken gerçekle yüzleşen bir yazar
“Kahverengi Giyen Adam”, “Deri Maske”, “9.5 Hafta” ve “Matilda Duru” adlı romanlarından tanıdığımız İpek Kocaman’ın yeni kitabı geliyor.

Her zaman yeni bir roman yazma isteği, hayata yeniden başlamak gibi.
İpek Kocaman, bu kez okurunu bireyin iç dünyasından kurumsal yapının karanlık koridorlarına taşıyor.
Toplumsal bir distopya olarak kurgulanan yeni çalışması, küçük bir taşra kentinde geçiyor ve büyüyen kurumların gölgesinde silinen bireyleri merkeze alıyor.
Resmi yazıların arasında kaybolan gerçek, kayda hiç geçmeyen vicdan ve görünmez baskılar romanın ana damarını oluşturuyor.
Dikkatimi çektiler
◊ Doğu Yücel’in yeni romanı “Trol” şubat ayında Can Yayınları etiketiyle okurla buluşuyor. Kitap, kimlik arayışı, belli bir yaşa kadar üstümüze yapışan rollerin bizi gerçekten yansıtıp yansıtmadığı gibi bireysel temalara, toplumsal kutuplaşmaya ve erkek ego savaşları nedeniyle bir ülkenin sürüklendiği halin alegorisine odaklanıyor.
◊ Klasik Japon edebiyatını popülerleştiren eserleri ve özgün romanlarıyla 20’nci yüzyılın en önemli yazarları arasında yer alan Eiji Yoshikawa’dan “Musashi: I. Kitap-Kılıç ve Delikanlı” Can Yayınları etiketiyle şubat ayında okurla buluşuyor.
Sırlarla dolu bir kütüphane
Çocuk ve gençlik edebiyatının deneyimli kalemi Özlem Aytek’in yeni kitabı “Saklı Kütüphane-Dijital Dünyaya Yolculuk”, Altın Kitaplar’dan çıktı.

Sırlarla dolu bir kütüphaneden dijital dünyaya uzanan bu macera çocukların dijital okuryazarlık ve teknoloji bilincini destekliyor; çevre, kültürel miras, eleştirel düşünme ve etik değerler hakkında farkındalık sağlamayı hedefliyor.
“Saklı Kütüphane–Dijital Dünyaya Yolculuk”ta Defne, Aylin, Yusuf, Can ve Masal yaşadıkları kasabanın kaderini değiştirebilecek olan kayıp el yazmalarının peşine düşüyor.
Kimlik, bir kartta yazandan çok daha fazlasıdır
Rabia Babaoğlu’nun kaleme aldığı “Katıksız”, sıradan gibi görünen ama aslında çok katmanlı bir görevi olan bir kamu görevlisinin, yıllar içinde biriktirdiği hikâye tadında hatıraların ve özgün kurguların iç içe geçtiği bir anlatı.
Her sayfa, yalnızca belgelerin düzenlendiği bir dairenin değil; umutların, kırgınlıkların, sevinçlerin ve bazen de dramatik hayat kesitlerinin sessiz tanıklığını üstleniyor.
Yeşilçam efsanesi
Everest Yayınları, Türk sinema ve tiyatro tarihinin en sevilen figürlerinden biri olan Adile Naşit’in yaşamını, sanatını ve toplumsal yerini mercek altına alan Sibel Öz imzalı “Bir Anti-Yıldız: Adile Naşit” kitabını okurlarla buluşturdu.

Bu kapsamlı biyografi, Adile Naşit’in sadece hayat hikâyesini anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda onun Yeşilçam’ın katı yıldız sistemi içinde nasıl kendine has bir yer edindiğini sosyolojik bir perspektif ve titiz bir araştırmayla gözler önüne seriyor.
Kim Ne Okuyor?
◊ Saadet Özen, Ömer Erdem’in “Çocuğu Gezdiriyorlar” adlı eserini okuyor.
◊ Efnan Atmaca, Müge İplikçi’nin “Sahte Cennetten Kaçış” adlı eserini okuyor.
◊ Figen Yanık, Meltem Gürle’nin “İrlanda Defteri” adlı eserini okuyor.
◊ Günsu Ertürk Saraçoğlu, Fatma Ürekli’nin “Sarayın Son Başressamı Fausto Zonaro-İkbalden İdbara” adlı eserini okuyor.
Paylaş