GeriSayım Çınar İmkansız bir aşk hikâyesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

İmkansız bir aşk hikâyesi

Emina Temel’in yazdığı “Assolist”, 1980’lerin İstanbul’unda geçen bir yasak aşk hikâyesi.

İmkansız bir aşk hikâyesi

Eski devrimci, yeni müteahhit Eşref ve İtalya’da yetişen assolist Asu’nun yaşadıkları; pek çok efsaneye değip geçerken şarkılardan ve filmlerden beslenip bir varoluş hikâyesine dönüşüyor.

İmkansız bir aşk hikâyesi

Mülteci dramı

“Sularının dibinde Afganlı cesedi bulunmayan bir deniz var mıdır?”
Afganistan’dan ülkemize yoğun bir göç sorunu yaşadığımız bu günlerde karşıma çıktı “Fatima”.
Yeşim Demir’in uzun soluklu bir araştırma sonucunda, aktivist kaptan Carola Rackete’nin kahramanlık mücadelesinden esinlenerek mülteci dramını ele aldığı araştırma romanı “Fatima” okunmaya değer.
Çaresizliklere gebe kalan insanların neler yapabileceğinin göstergesi gibi...
Savaştan, koca dayağından, küçük yaşta zenne olarak çalıştırılmaktan bıkan insanların “insan” gibi yaşayabilecekleri ‘cenneti’ bulma mücadelesi...
Yürek dayanmıyor, önemli bir kitapla karşı karşıyayız.

Edebiyat belleğimize önemli bir katkı

H2O Kitap, “Edebiyat Belleğimiz” dizisine 1940’lı yılların usta öykücülerinden Bekir Sıtkı Kunt’u ekliyor.
“Yataklı Vagon Yolcusu” yenilenmiş basımıyla eylül ayında okurla buluşacak.
Sadece usta bir yazarı tanımakla ya da keşfetmekle kalmayacak, o yılların Türkiye’sine ait yalın bir dille anlatılan derinlikli gözlemlere tanıklık edeceğiz.

İmkansız bir aşk hikâyesi

Şiir nedir ve nasıl yazılır?

VakıfBank Kültür Yayınları (VBKY), akademisyen Bahanur Garan Gökşen’in “Geç Osmanlı Dönemi Romanlarında Şair ve Şiir” isimli eserini yayımladı.
Kitapta, Tanzimat romanı “Cezmi”den, Cumhuriyet’in ilk yılında yayımlanan “Karanfil ve Yasemin”e, Ahmet Midhat Efendi’nin romanlarından Zâniyeler’e kadar romanlardaki çeşitli şairlerin izi sürülüyor.
Kitap, “Şair kimdir?”, “Şiir nedir ve nasıl yazılır?” sorularını sorarak Türk romanında şairin ve şiirin edindiği yeri inceliyor.

Yaklaşan film festivalleri

Korona günleri bitmiyor, bu yıl da virüs yüzünden zor bir dönem geçiriyoruz.
Konuklu film festivallerin daha az yapıldığı bir dönemden geçiyoruz. Bu yıl olması beklenen festivaller için heyecanlıyım.
Yapılacak festivalleri sizinle paylaşmak istedim.
Umarım festivaller sorunsuz gerçekleşir:
◊ Uluslararası Adana Film Festivali: 13-19 Eylül 2021
◊ Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali: 16-18 Eylül 2021
◊ Antalya Altın Portakal Film Festivali: 2-9 Ekim 2021
◊ Ankara Uluslararası Film Festivali: 4-12 Kasım 2021

Kim ne okuyor?

Spor eleştirmeni Fuat Akdağ, Gandhi’nin yazdığı “Bir Özyaşam Öyküsü” adlı kitabı okuyor.
Yönetmen Semir Aslantürk, George Orwell’in “1984” adlı eserini okuyor.
Gazeteci Burcu Aldinç, Madeline Miller’in “Ben Kirke” adlı kitabını okuyor.
Yazar Leman Dorsay, Zülfü Livaneli’nin “Balıkçı ve Oğlu” adlı kitabını okuyor.

X

‘Asma Yaprağı’ kitap oluyor

Alaçatı’nın en bilinen resto-ranlarından Asma Yaprağı’nın öyküsü kitap olacak. Restoranın işletmecisi Ayşe Nur Mıhçı’nın kaleme alacağı kitap, görsellerden, tariflerden, hikayelerden oluşacak.



Ayşe Nur Mıhçı, bakış açısı yine başrolde. Ege’nin kültürünü, Egeli bir aileden dinlemek ve buradan çıkan yemekleri tatmak şahane bir deneyim olacak. Söz konusu yemeklerin büyük bir kısmı yazarın ailesinden gelen tariflerden oluşuyor.
Ayşe Nur Mıhçı, 15 yıl önce geldiği Alaçatı’da mutfağımızın, evimizde pişirdiğimiz yemeklerin eksikliğini hissetmiş.
Oğlu Kerem Mıhçı ile Asma Yaprağı’nı açmışlar. Ege mutfağının hem bildiğiniz, hem de belki hiç duymadığınız tatlarını derleyen Ayşe Nur Hanım’ın kitabını sabırsızlıkla bekliyorum.
Ayrıca bir zamanlar çoğumuzun evinde yer alan otantik yorganları, şimdi de Asma Yaprağı’nın kütüphanesinde görmek şahane.
Kütüphanede yorgan fikri Ayça Sarc’a ait.

Yazının Devamını Oku

Altın Portakal iyi geldi

Yaratıcısı ve senaristi olduğu “Alef” dizisiyle dikkat çeken Emre Kayiş’in yazıp yönettiği ilk uzun metraj film olan “Anadolu Leoparı”nı Antalya’da izledim. Filmi sevdim çünkü “Anadolu Leoparı”, soyu tükenmekte olan yaşlı leoparın hüzünlü kaderinden hareketle, onunla yazgı birliği içinde olan insanların duygu dünyasını ortaya koyuyor. Uğur Polat müthiş bir oyuncu, hakiki bir yetenek. Onun yalnızlığına kapılmamak imkansız.



“Ulusal Uzun Metraj Yarışma” filmlerinden “İki Şafak Arasında”yı çok sevdim çünkü yönetmen Selman Nacar filmde, babasının iş yerinde yaşanan kazanın ardından Kadir’in yaşadığı 24 saatlik süreci 'vicdanlı' bir şekilde anlatmayı başarmış.
Geçen hafta Tayfun Pirselimoğlu imzalı “Kerr” filminden bahsetmiştim.
Filmi izledikten sonra bir kez daha yanılmadığımı gördüm çünkü edebi tatta yapılan her film sizi kendi kuyunuzdan çıkarmaya yardımcı oluyor. Filmi izlerken, yazarın romanlarını hatırlıyorsunuz. Sıradan insanların dertleri ilginizi çekiyorsa bu filmi izleyin derim. Yoğun, duygulu ve disiplinli bir oyuncu olan Jale Arıkan’ı filmde görmek heyecan vericiydi.

Doğamız olmazsa olmaz

Hüseyin Çağlar İnce, turizmde doğa farkındalığı yaratmak üzere sektörün önde gelen kuruluşlarıyla birlikte ürettiği projelerle sürdürülebilir turizm adına misyon yüklenen bir yazar. Kendisiyle Antalya’da tanıştım.

Yazının Devamını Oku

“Kayıp Sembol”ün dizi uyarlaması gösterimde

Dünyaca ünlü yazar Dan Brown’ın çok satan romanı “Kayıp Sembol”den uyarlanan televizyon dizisi “The Lost Symbol Peacock” izleyicilerle buluşuyor.

Dan Brown kitaplarının en sevilen kurgu karakterlerinden Robert Langdon’ın gençlik yıllarında geçen dram-gerilim türündeki dizide, Langdon karakterini Ashley Zukerman canlandırıyor.
Aksiyon ve maceranın bir an olsun eksik olmadığı “The Lost Symbol”, kaçırılan yakın arkadaşı Peter Solomon’u kurtarmak için saklı kalmış tarihin ve o güne dek görmediği yerlerin gizli dünyasında inanılmaz bir gerçekle yüzleşmesi gereken simge bilim profesörü Robert Langdon’ın hikayesini anlatılıyor.

Antalya’da en çok merak ettiğim film

58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde biletler satışa çıktığı ilk gün 7 saat içerisinde tükendi. Antalya halkının yoğun ilgi gösterdiği festivalde, Türkiye’de ilk gösterimleri yapılacak “Ulusal Uzun Metraj Film Yarışma” filmleri için AKM Aspendos Salonu’nda yeni gösterim seansları açıldı. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en çok merak ettiğim filmlerden birisi “Kerr”. Geçenlerde filmin yönetmeni Tayfun Pirselimoğlu’nu aradım, kendisi Atina’daydı. Edebiyat uyarlaması çekmek hiç kolay değil. Filmdeki Can karakteri, babasının cenazesine giden, orayı da bir türlü terk edemeyen bir karakter. Film, büyük ölçüde romana yaslanıyor. Can, bir suçla itham edildiğini öğrendiğinde dehşete kapılır ve kasabadan kaçmaya karar verir. Bu arada Pirselimoğlu’nun “Malihülya” romanı yakında Yunanca yayımlanıyor, yolu açık olsun.

Kurtuluş Savaşı külliyatına önemli bir katkı

Kurtuluş Savaşı’yla ilgili roman sayımız yeterli değil ne yazık ki. Turgut Özakman’ın “Şu Çılgın Türkler”i başta olmak üzere çok değerli eserler ancak bir elin parmakları kadar. İstiklal mücadelemize odaklanan gazeteci Mehmet Uluğtürkan’ın yazdığı Doğan Kitap’tan çıkan “Madalyasız” ve İnkılap Kitabevi’nden çıkan “Kayıp Sancak” bu yönde Türk edebiyatına kazandırılmış iki güzide eser oldu. Çıkmasının üzerinden henüz iki ay geçmeden “Kayıp Sancak”ın beşinci baskıya ulaşması okurun bu alana olan ilgisini gösteriyor.

Yazının Devamını Oku

Ünlü ressamın yaşam hikayesi

Resim sanatının Don Kişot’u Zahit Büyükişliyen’in yaşamı, “Yel Değirmenlerine Karşı” adlı kitapta yakında okurla buluşuyor.

Ünlü ressam, eğitimci Prof. Dr. Zahit Büyükişliyen’in zorluklar ve başarılarla dolu yaşamı, kızı Burçak Büyükişliyen Gönül tarafından kaleme alındı.
Okurken Türk resim sanatının gelişimine de tanıklık edeceğiniz “Yel Değirmenlerine Karşı”, nitelikli bir eser.
Bugüne kadar 17 ödüle layık görülen, açtığı sayısız kişisel serginin yanı sıra, pek çok uluslararası sergide yer alan Zahit Büyükişliyen’in kamuoyunun tanıdığı ve tanımadığı pek çok kişiyle kesişen yaşam hikayesi, zengin bir biyografik roman olarak sunuluyor.
Kitap, Medine’de başlayıp Mersin, İskenderun, İvriz, Brilon, Iserlohn, Weilersbach, Kassel ve Ankara’da geçen, İstanbul’da devam eden bir serüven aynı zamanda.
1980 döneminde, özgür bir sanat eğitimi vermeye çalışan Zahit Büyükişliyen’in öğretim üyesi olarak yaşadığı zorluklar, kaynayan kazan durumuna gelen üniversitelerdeki iç çekişmeler, haksızlıklar bu kitapta gözler önüne seriliyor.

Kamu diplomasisine dair her şey

Doç. Dr. Emrah Aydemir, günümüzün en üretken yazarlarından biri.

Yazının Devamını Oku

‘Emeğin Sineması: Karanlıkta UyananlaR BELGEsELİ

Filmleri sinemada izlemekten yanayım. Adana Altın Koza Film Festivali pandemiye rağmen büyük bir boşluğu doldurmayı başardı.


Beyazperdede çok iyi filmler izledim. Ebru Özyurt’un doktora tezi kapsamında çektiği “Emeğin Sineması: Karanlıkta Uyananlar Belgeseli” festivalde izlediğim en özgün belgesellerden oldu.
Vedat Türkali ve Ertem Göreç işbirliğinin ürünü olan “Karanlıkta Uyananlar” yapım ve üretim süreçleri ile geleneklerin tamamen dışında bir örnek.
Ertem Göreç, genç yaşta sinema endüstrisi içinde çalışmaya başlamış bir emekçi olarak aynı zamanda Türk sinemasındaki ilk sendikalaşma girişimlerine de öncülük etmiş. Filmin çekimleri devam ederken ekibin dayanışmasını, sendikalar arası dayanışmayı, sinema emekçilerinin hem filmde hem de gerçek hayatta sendikalaşmasını izliyoruz.
Sine -İş sendikasının kuruluş hikayesi, filmin yapım süreci ile sonrasında yaşananlar, film ekibinin kolektif çalışma tarzı irdelenmiş ve 1960’lı yıllarda yaşanan toplumsal değişimin Türk sinemasındaki yansımalarının izi sürülmüş. Belgeselin seslendirmesini Ebru Özyurt’un televizyoncu kardeşi Ahu Özyurt yapmış. Umarım bu özgün belgesel televizyonda da gösterilir.

Adana’da beni kalbimden vuran filmler

Sen Ben Lenin, Yönetmen: Tufan Taştan

Yazının Devamını Oku

Bir sanat şehri ORDU

Kültür sanat eksenli gezilerimi hızla sürdürüyorum. Geçen hafta sonu da Ordu’daydım. Ordu bir sanat şehri olmayı başarıyor. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’e yaptıkları çalışmaları sordum:


“Hemşehrilerimiz tiyatrodan şiire, romandan resme kadar sanata çok düşkünler. Dolayısıyla onlar için böyle bir çalışmayı hayata geçirmeyi de uygun gördük. Şimdi herkes kendi tuvalini ve boyalarını getirerek resimlerini yapıyor. ‘Düşünen, üreten, yarışan Ordu’ diyorduk. Şimdi resimde de yarışacağız. Bunları düşündük, ürettik şimdi yarışarak Ordu’nun güzelliklerini tüm dünyaya tanıtacağız. Böylece bir sektör de oluşsun istiyoruz. Burada resimlerini yapanlar aynı zamanda satabilecekler.



Başta tiyatro olmak üzere kültür sanat faaliyetleri bizim olmazsa olmazımızdır.
Ben de sanatçı ruhu taşıyan bir babanın evladıyım.
Bu sebeple kültür sanat faaliyetlerine ayrı bir önem veriyorum. Görev yaptığım süre içerisinde pek çok tiyatro oyunu sahneye koyduk.

Yazının Devamını Oku

Usta ismin biyografisi geliyor

Turnanın Türküsü adlı ilk kitabında Türk halk müziğinin usta ismi Bedia Akartürk’ün biyografisini yazan Tolgahan Vurgun, ikinci kitabı için çalışmaya başladı.


Vurgun, bu sefer Ankara Devlet Tiyatrosu’nun önemli ismi; “Hanife Hala”, “Ah Ana”, “Ferhunde Hanımlar”, “Bizim Evin Halleri” gibi TV dizilerindeki unutulmaz rolleriyle tanınan, usta oyuncu Beyhan Saran’ın biyografisini kaleme alıyor.
Kitap, Vurgun’un ilk kitabı gibi yine nehir söyleşi formatında olacak. Sanat yaşamında pek çok ödül salan, ülkemizi Avrupa’da temsil etmiş Beyhan Saran’ın yaşam öyküsünün yanı sıra oyuncunun tüm tiyatro oyunları, televizyon yapımları, seslendirme ve radyo tiyatrosu çalışmaları hakkında detaylı bilgiler de kitapta yer alacak.
Çalışmalara başlanan kitabın kısa zamanda okuyucular ve sanat severler ile buluşması planlanıyor.

“Nathalie’nin Mutfak Hikayeleri”

Bugüne kadar işkadını kimliği ile tanıdığımız Nathalie Stoyanof Suda, ailesinin 5 nesildir yönettiği Beyaz Fırın’ı sonraki kuşaklara teslim etmek üzere çalışırken, bir tarafıyla da her zaman mutfak insanıydı.

Yazının Devamını Oku

Unutulmaz filmlere yolculuk

Geçen hafta Caddebostan Kültür Merkezi’nde “Rus Filmleri” haftasına katılma fırsatı buldum.

Açılış filmi olan Grigori Çukray’ın yazıp yönettiği 1959 yapımı “Askerin Türküsü (Bir Asker Destanı)” beni derinden etkiledi. Film izlerken “iyi bir savaş filmi, insanı kendine âşık eder” duygusuyla baş başa kaldım. Bir savaş filmi olsa da gerçek bir aşk filmi izlemenin gururunu yaşadık.

Bu yüzyılda unutulan bir duyguyu yeniden hatırlamak iyi geldi.

Filmde geçen cadde isimleri yapıma sizi daha çok yaklaştırıyor. Örneğin, Çehov Caddesi. Bu arada belediye başkanlarına küçük bir öneride bulunmak istiyorum. Türk edebiyatının saygın yazarlarını, cadde ve sokak isimlerinde daha çok görmek istiyoruz.

Rusya Federasyonu İstanbul Başkonsolosu Andrey Buravov’la filmden sonra tanıştık. Kendisi gayet iyi bir şekilde dilimizi konuşuyor, büyük mutluluk yaşadım. Umarım her yıl tekrarlanır bu festival...

Türk bilimkurgu edebiyatı İtalya’da

“Türkler bilimkurgu yazabilir mi?” Bir zamanlar çokça tartışılan bir konuydu. Ama köprünün altından çok sular aktı. Bu soru geçmişin tozlu sayfalarında yerini aldı. 6 Türk yazarın kaleme aldığı bilimkurgu öyküleri, İtalya’da Future Fiction Yayınevi tarafından kitaplaştırıldı ve ortaya “Futurchia” çıktı. Böylece, Türk bilimkurgu edebiyatı yurtdışında boy göstermiş oldu.

Francesco Verso, yazar ve editör Ünver Alibey’le birlikte “Futurchia”nın editörlüğünü yaparken; öyküleri İtalyancaya Ebru Sarıkaya çevirdi. Kitabın önsözünü de ünlü çevirmen Berna Kılınçer yazdı. Ayrıca kitabın sonunda Seran Demiral’ın kaleme aldığı, Türk bilimkurgusuna dair bir makale de yer alıyor. Antolojide yer alan yazarlar ise şöyle: Tevfik Uyar, Seran Demiral, Özgür Hünel, Selin Arapkirli (iki öyküyle), Funda Özlem Şeran, Ruhşen Doğan Nar. “Futurchia: Fantascienza contemporanea turca” kitabına Amazon’dan ulaşabilirsiniz.

Jüri başkanı Osman Sınav

Yazının Devamını Oku

İyi şiir kötü şiiri kovar

Çağdaş şiirimizin son 50 yılında özel bir yeri olan ve 2018’de aramızdan ayrılan İzzet Yasar şiirle olan ilişkisini görkemli bir sadelikle anlatmıştı:

“Ben ‘yargılayan’ durumunda olmak, şiirimizin yakın tarihi üstüne fikir beyan etmek istemiyorum. Behçet Necatigil’in dediği gibi, ‘biz işimize bakalım’, mızmız ya da hırçın, iyi şiir yazmaya çalışalım. Yargıyı zaman verir nasılsa ve iyi şiir eninde sonunda kötü şiiri kovar.”

İşte şimdi nihayet İzzet Yasar’ın bütün şiirleri tek ciltte toplandı.

YKY’den çıkan “Kuş Bakışı” adlı kitabı bütün edebiyat severlere öneriyorum. Umarım Yasar’ın soluk kesen güzellikteki öyküleri de yeniden yayımlanır.

İyi bir kitap seslendirmesi nasıl olmalı

Seslendirme sanatçısı Nisan Kumru’yu bir süredir yakından takip ediyorum. Sesli kitap, şiir, diksiyon dersleri alanındaki çalışmalarını YouTube kanallarında yayımlıyor.

Kendisine iyi bir seslendirmecinin neler yapması gerektiğini sordum, o da işte böyle anlattı:

“Sesli edebiyat eserleri diyebileceğimiz ‘sesli kitap’larda dinleyicinin duymak istediği, bir sesin ona kitap okuyuvermesi değil bir sanatçının, oyuncunun o kitabı sesle yorumudur. Dinleyen okuduğuzu değil âdeta kitabı sizin yazdığınızı düşünmeli.

Duyguları sesle verebilmek, metinle empati kurabilmeyi gerektirir. (Anlatıdaki duygunun ne üzerinde olmalı ne altında kalmalı.)

Yazının Devamını Oku

Şair görür

Dil ustası Özdemir Asaf, şiiri sevmeyeni bile şiire yaklaştırır. Şiirlerindeki mantık kusursuzdur, okuru tam kalbinden vurur. Özdemir Asaf’ın şiirlerinin yer aldığı “Çiçek Senfonisi” ile “Benden Sonra Mutluluk”, etikalarının, öykülerinin ve otokopi-denemelerinin toplandığı “Kırılmadık Bir Şey Kalmadı”dan oluşan “Bütün Eserleri”, 1336 sayfa.

Toplu bir şekilde yayımlanan bütün eserleri yeniden okunmayı hak ediyor. Çok sevdiğiniz bir dostunuza armağan edin, sizi asla unutmayacaktır. Ne demiş şair: “Beni öyle bir yalana inandır ki; ömrümce sürsün doğruluğu.”

Festival sinemasına salvo

Bir zamanlar toplumsal meseleleri ele alan sinemamız var olmaya çalışmıştı. Vedat Türkali, Ertem Göneç, Halit Refiğ hatırlamamak mümkün mü? Sonra “bağımsız” sinema adı altında bir akım oluştu. Öğretim üyesi Aslı Daldal esas olarak bu iki akımı karşılaştırmalı olarak ele alıyor “Toplumsaldan Bireysele Türk Sinemasından Parçalar-Umut Distopya, Siyaset” adlı kitabında...

Tabii, kitapta pek çok ilginç ve şaşırtıcı iddiaya yer veriliyor. Ama beni en çok düşünmeye sevk eden eleştiri, sinemanın artık “festival” sineması olduğu. Evet, artık “bağımsız” filmler festival ödülü almadan meşhur olamıyor, daha doğrusu sinema olamıyor.

“Suyun İçi Kuru”

Geçenlerde heykeltıraş dostum Kaan Küley’le görüşme fırsatım oldu.

Kendisi yıllar önce rahmetli Ressam Ömer Uluç’un asistanlığını da yapmıştı. Kaan Küley, 1978 Bursa doğumlu.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Heykel bölümü mezunu. 3 kişisel sergi açmış. Çeşitli galerilerde karma sevgilerde yer almış. Son kişisel sergisi “Suyun İçi Kuru” pandemiden hemen önce 2020 başında olmuş.

Yazının Devamını Oku

Edebiyatsever Cihangir masaları

Seray Şahiner kalemi ve kalbini sevdiğim, çağdaş edebiyatımızın en kıymetli isimlerinden biri.

Geçtiğimiz günlerde Cihangir’in tadını birlikte çıkardık, ona en sevdiği kitapları sordum: “Yeşilçam dedikleri Türkiye, Vedat Türkali çünkü zaten Yeşilçam sosyolojisi çalışıyorum uzun zamandır ve bu kitap beni çok doyuran bir kitaptır. Gurbet Kuşları, Orhan Kemal çünkü siyasetin sokağa inmiş halini gösterir, yalınlığı müthiştir. Gecekondu, 6-7 Eylül olayları, ‘göç nedir?’ toplumsal sorununu parmak sallamadan anlatır. Tatlı Betüş, Aziz Nesin çünkü bakış açısı ve üslubu hayranlık uyandırıcıdır, dışarıya espri yapar Betüş ama bunu çevresindekiler anlasın diye değil, içinden kendini güldürmek için yapar. Hayatta kalmak için bu gerekiyor belki de, kendini içeriden eylemek!

Deniz mahsullerinin hikâyesi

Sofralarda balığın yerini yeniden tanımlayacak “Denizden”, bir yandan da balık tüketimindeki kişisel farkındalık, doğaya saygı üzerine sosyal sorumluluk içeriyor.

“Bundan 50 yıl sonra sofralarınızda hamsi olmayacak, uyarıyorum doğa sinyal veriyor” diyen MasterChef yarışmasında da jüri üyeliği yapan Mehmet Yalçınkaya; doğaya ve nesillerin devamına saygı duymamız gerektiğinin altını çiziyor.

Kitap kapağında kullanılan ve denize atıfta bulunmak için sulu boya tekniğiyle illüstrasyonu yapılan şefin özel portresi de şef kitapları için ilk kez uygulanan bir ‘art effect’ olarak tanımlanıyor.

Mehmet Yalçınkaya, ‘Balığın iade-i itibarı’ motto’suyla hazırladığı ve 35 yıllık kariyerinin birikimiyle oluşturduğu 84 çok özel tarif içeren ilk kitabı “Denizden” ile ülkemizin deniz ürünlerini dünyaya tanıtacak.

Dijital detoks yapmaya ne dersiniz?

Pandemi nedeniyle ekranla fazla haşır neşir olduk.

Yazının Devamını Oku

Edebiyat tarihimizden bir anı

Edebiyat dünyamızda 1960’ların ünlülerinden şair, öğretim görevlisi ve çevirmen Teo’nun (Teoman Aktürel) bir şiir kitabına ilişkin ilginç bir anekdotu vardır.

Teo’nun kitabının adı “Devinek”tir.

A Dergisi Yayınları, dosyayı dizgiye verir ve kitap tertiplenir. Mürettipler (yayınevi ve matbaalarda kurşundan güzelim harfleri dizen kişilere denirdi) biraz kitaptaki şiirlere bakarlar.

Kitapta, dilde özleşme akımının uç örnekleri vardır. Zaten kitabın adı ‘Devinek’ de buna örnektir.

Baskı görevlilerinin aklına bir şaka gelir.

Kitabın 3. sayfasına kocaman bir yazı oturturlar: ‘DEV İNEK!

Basımevindeki çalışanların bu azizliği bir hayli tebessüme yol açar.

İlk kahkahayı Kemal Özer ile Teo atar.

Not:

Yazının Devamını Oku

Hababam’ı yüzümüze gözümüze bulaştırdık

Bayram vesilesiyle Ferdi Eğilmez’le buluştuk, dünden bugüne sinemayı, projelerini, hayatını ve son sürprizi otelciliğini konuştuk. Ders niteliğinde bir röportaja, bayram anılarına, bir dönem tanıklığına hazır olun!

Ertem Eğilmez’in oğlu olmanızdan dolayı yaptıklarınız ya da yapamadıklarınız sürekli babanızla kıyaslanıyor. Bu durum sizi nasıl etkiliyor?

- Bu etkinin bir değil, birçok bölümü var. Psikolojik bölümü var, fiziki bölümü var...

Öncelikle hayatta her şeyde olduğu gibi film yapmak da bir antrenman meselesi. Aradaki farkı anlayabilmek adına filmlerin çekildiği döneme dair de iyi tahlil yapmak gerektiğine inanıyorum.

Şimdi Arzu Film’in ürettiği, 70’li, 80’li yılların ürünü filmlerdir. Günümüzde ise milyon dolarlar konuşuluyor.

Şöyle söyleyeyim, birinci “Hababam Sınıfı” 11 kişilik teknik ekiple çekilmişti. Benim son çektiğim filmde ise kameranın açısını değiştirdiğim anda arkamda yer değiştiren ekibin sayısı 240 kişiydi.

Şimdi ben işin zorluğundan ötürü “Aynı başarıyı yakalayamıyoruz” demiyorum. Antrenman meselesi olduğunu söylüyorum. Üretmek meselesi olduğunu, hatalarınızı ancak yanıtları aldığınız zaman görebileceğiniz bir süreç olduğunu söylüyorum.

Bunun bir de psikolojik boyutu var dedim. Baba-oğul ilişkisidir bu da. Şimdi şöyle bir şey var; benim artık yaşım 57-58. Ben bu meseleyi aşalı, Sezar’ın hakkını Sezar’a teslim edeli çok zaman geçti. Ertem Eğilmez kim, ben kimim!

Yazının Devamını Oku

Vicdanlı kalplere iyi gelecek

Yeni bir dosya, yeni bir yazar.


Zeynep Taşdelen Tenteoğlu’nun “Bağ” adlı romanı birçok vicdanlı kalbe iyi gelecek.
Romanın konusu kısaca şöyle:
Kemal, geçmişinde ciddi bir trajedi yaşamıştır. Uzun yıllar sonra da tüm bağlarını kopardığı Çınar Kasabası’na döner. Bir başka trajedisi olan parti kızı Mila ise hayatındaki kötü gidişata son vermek için eski hayatıyla bağlarını tamamen koparıp Çınar’a gelir. Burada Mila ve Kemal’in yollarının kesişmesiyle heyecan verici bir aşk başlar.
Kitabı okurken hayatınızı da ciddi anlamda sorguluyorsunuz.
Son olarak kitabın yazarıyla ilgili bir edebiyat magazini vereyim. Kitabın yazarı, eski Çankaya Belediyesi Başkanı rahmetli Doğan Taşdelen’in kızı Zeynep Taşdelen Tenteoğlu. Yetenekli bir kalem. “Bağ” romanı bu yıl içinde yayımlanacak.

Prof. Münci Kalayoğlu’nun yaşamı kitap oluyor

Yazının Devamını Oku

İTO’dan prestijli bir eser

Osmanlı Arşiv Kayıtlarında Gürcistan ve Gürcüler adlı geniş araştırma kitabı İstanbul Ticaret Odası Kültür ve Sanat Yayınları etiketiyle geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Alanında bir ilk olma özelliği taşıyan araştırma, Mümin Yıldıztaş tarafından hazırlandı.


Kitap iki dilli baskısıyla; hem Gürcüce hem de Türkçe okurlarının karşısında. Gravür, harita, resim ve arşiv kayıtlarının fotoğraflarıyla zenginleştirilmiş kitap, önemli bir boşluğu doldurma iddiasında. Gürcistan sevdiğim destinasyonlardan biridir, Tiflis de Gori de eskiyi hatırlatarak günü yaşamayı öğütleyen şehirlerdir...
Başta İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç’i ve tüm ekibi bu kıymetli çalışma için kutluyorum, hem araştırmacılar hem de meraklılar için önemli bir başucu kitabına imza atmışlar.

Dünyaya göklerden bakan kız

Önemli bir kitapla karşıyayız. Biyografik bir roman olan “Madelet” tamamen belgelere, gerçeklere, tecrübelere ve tanıklıklara bağlı kalınarak yazılmış...
Kitap, Anadolu’da zor şartların arasından azmi, sabrı, zekası, çalışkanlığı ve hiç dinmeyen yaşama tutkusuyla sıyrılan Madelet Grabbe Başusta’nın hikayesini anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Mevlânâ’nın Mesnevi’sinden süzülen bir kitap

Çocuk ve gençlik edebiyatımızın üretken kalemi Yalvaç Ural, okurlarını bu kez Mevlânâ’yla buluşturuyor.



1945’te, Konya-Karatay’da, bir Mevlânâ torunu olan Gülendam nenesinin ve annesinin doğduğu evde dünyaya gelen Ural, çocukluğunu anneannesinin dilinden dökülen bu öncesiz kültürün masal, öykü, fabl, fıkra, şiir ve tekerlemelerini dinleyerek geçirdi.
“Gülendam Nenem, Rumi Annem ve Ben” kitabında Ural, Mevlânâ’nın Mesnevi’sinden süzülen masal öykülerini, özgün yapısı içinde okurlarına sunuyor. Yazarın, aile tarihini de besleyen kültürel birikimin bir parçası olan kitap, Yapı Kredi etiketiyle raflarda...

Kitabın ilhamı kızlarından

Hikayelerin çocuklar üzerindeki mucizevi etkilerini yakından bilen bir anne olan gazeteci ve köşe yazarı Özlem Bay’ın ilk kitabı “İçimdeki Çocuktan Masallar” okuyucularla buluştu.
Pandemi şartlarında kızları Zeynep ve Nehir ile geçirdiği zamanlar, 20 yıllık gazeteci Özlem Bay’ın uzun süredir planladığı masal kitabını tamamlanması için ilham olmuş.

Yazının Devamını Oku

Alatlı’dan sinemanın perde arkası

Film piyasasına hangi gizli örgütler hâkim, hangi ABD başkanının genelev işleten dedesi aynı zamanda film sektörüne can verdi, Hollywood’un CIA ile işbirliği yaptığı filmler hangileriydi...



Ya da ABD’de 1950’lerde yaşanan büyük “cadı avı” sırasında meslektaşlarını ihbar ederek paçalarını kurtaran “solcu” bildiğimiz yazarlar kimlerdi?
Günümüzün önde gelen düşünce insanlarından Alev Alatlı, yeni kitabıyla okur karşısında. “Suç Ortağı Hollywood”, sarsıcı bir tarih kitabı.
Sıra dışı bilgiler, fotoğraf ve belgelerle zenginleştirilmiş “Suç Ortağı Hollywood” adlı bu kitap, görünenin gerisindeki gerçeği keşfetmek isteyenlere.
Şahsen okurken şuna kanaat getirdim: Hollywood söz konusu olduğunda hiçbir film sadece film değildir.

Kim ne okuyor?

∆ Oyuncu Serpil Çakmaklı, Gülseren Budayıcıoğlu’nun “Camdaki Kız” adlı kitabını okuyor.

Yazının Devamını Oku

İzmirli Dario’yla tanışın

Remzi Kitabevi’nden Erkan Özerman imzalı “İzmirli Dario” adında önemli bir kitap çıktı. Özerman kitapta Dario Moreno’nun Türkiye’den yola çıkıp yıldız olma hikayesini anlattı...

Dario Moreno, 1950’lere müzik alanında sivrilen ve sevilen, dünya çapında bir sanatçı. Erkan Özerman’ın kaleme aldığı “İzmirli Dario”, bilinmeyen yönlerini, sıkıntılı çocukluk dönemini, yeteneklerinin keşfedilmesini ve başarıyı ülke dışında yakalamasına dair olan serüvenini anlatıyor.

Trajik olaylarla dolu bu serüveni yakın dostu Özerman’dan okumak ayrı bir keyif. Moreno, İzmir’de yetişen, vatani görevini Türk ordusunda yapan, sanat hayatına Türkiye’de başlayan ve başarıya ulaştıktan sonra da Avrupa’ya giderek dünyada popüler bir isim.

Dario’nun plaklarını satın alan hayranları onun Türk olduğunu çoğunlukla bilmiyor.

Oysa İzmirli Dario, hiçbir zaman başka bir ülkenin vatandaşlığını kabul etmedi ve yaşamı boyunca da Türkiye Cumhuriyeti pasaportunu gururla taşıdı.

Şarkıcılığını biliyoruz, oysa sinemada da ünlü. Zamanının önde gelen birçok şöhretiyle film çekti.

Kimler yok ki bu isimler arasında; Yves Montand, Brigitte Bardot...

Yazının Devamını Oku

Çarpıcı bir roman

Yazdığı kurgu romanlarda okuyucularını, gerçek kadın kahramanlarının iç dünyalarıyla mest eden ve çok satanlar listelerinde yer alan Demet Altınyeleklioğlu’nun son romanı “Nihavent Hıçkırık”, yanık bir kadın sesinden dinlediği “Kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben halime...” şarkısıyla düşüvermiş aklına.


Yazar, “Bu nihavent şarkıyı o akşama kadar belki yüz kere dinlemişimdir. Ama ilk defa o akşam bu tarifsiz isyana nasıl bir hayatın sebep olduğu sorusu takıldı aklıma” diyor.
Altınyeleklioğlu, “Nihavent Hıçkırık”ta İhsan Raif’in yaşadığı çileleri anlatırken çocuk gelinlere, aile namusu adına kurban verilen kızlara, kadın olmanın çaresizliğine, yalnızlığına da göndermeler yapıyor.

Felsefi bir el kitabı

Yeşim Demir, “Zerdüşt-Bende Olan Ne Varsa Sizin Elinizde de Gizli” adlı felsefe kitabını yayına hazırladı.
Zerdüşt’ü anlamak için bir el rehberi bu kitap. Zerdüşt, “Herkes ektiğini biçecektir”, “İyi düşünün! İyi konuşun! İyi yapın!”, “Dünyada tek bir yol vardır, o da doğruluktur” der.

Yazının Devamını Oku