GeriSayım Çınar “Heybeliada Cinayetleri” yeniden okurlarıyla buluşuyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

“Heybeliada Cinayetleri” yeniden okurlarıyla buluşuyor

Önay Yılmaz’ın 2011 yılında yayınlanan “Heybeliada Cinayetleri” adlı romanı, 9 yıl aradan sonra yeni baskısıyla tekrar okuyucularla buluşuyor.

A7 Kitap tarafından yeni kapak tasarımıyla yakında piyasaya çıkacak olan kitap, baskısı bulunamadığı için henüz okuma fırsatı bulamayan polisiye tutkunları tarafından büyük bir merakla bekleniyor.

Kapağını genç tasarımcı Galip Aksular’ın yaptığı “Heybeliada Cinayetleri”, polisiye türünde bir eser.

Kitap, Heybeliada’da mehtaplı gecelerde cinayetler işleyen bir seri katili konu alıyor.

Kitap, Heybeliada’nın gergin, korku dolu ve kan kokan sokaklarında okuyucuları yeniden gerilim dolu bir yolculuğa çıkarmaya hazırlanıyor.

Yeni tasarımı ve mizanpajıyla A7 Kitap ekibi tarafından yayına hazırlanan “Heybeliada Cinayetleri”, raflara tekrar kavuşabilmek için gün sayıyor.

Kapak resmi babası imzalı

Bilenler bilir...

Zamanında birçok ünlü resim sanatçısına, klasik edebiyat eserlerinin kapak tasarımları için siparişler verilmiş, böylece sanatçılar kendi tarzlarıyla okurlara yeni bir bakış açısı sunmuştu.

Günümüz edebiyatında da Türk ressamların kapak resimleriyle değer kattığı kitaplar mevcut.

Bunlardan biri de ilk kez okuyucuyla buluşan Burçak Büyükişliyen Gönül’ün “Aysel-Falezlere Götür Beni” adıyla çıkan yeni romanı.

Kitabın kapak resmi, yazarın babası, çağdaş Türk resminde önemli yere sahip Zahit Büyükişliyen’e ait. Kitap yayınlandı ve de yakında raflarda yerini alacak.

Kim Ne Okuyor?

Editör ve yazar Nazlı Berivan Ak, prestijli edebiyat ödülü Booker’ın 2020 uzun listesine de giren Avni Doshi’nin “Burnt Sugar” adlı romanını okuyor.
Gastronom Mehmet Yaşın, Olga Tokarczuk’tan “Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde” adlı romanı okuyor.
İletişimci Ali Saydam, Irvin Yalom’un “Nietzsche Ağladığında” kitabını okuyor.
Yazar Sırma Köksal, Georges Lefebvre’nin “Fransız Devrimi” adlı kitabını okuyor.
Yazar Ahmet Azcanlı, İskender Pala’nın “Akşam Yıldızı” adlı kitabını okuyor.

İçinden şarkılar geçen roman

Şarkılar ve müzik olmadan yaşamanın ne tadı olur ne tuzu... Hele de edebiyat müzikle birleşirse en büyük lezzet!
Starbul romanı, içinden şarkılar, türküler, ezgiler geçen bir kitap. Yazarı Süleyman Sönmez.
Kitabın okurken dinlenebilen şarkı çalma listesi de var. Yağmurlarla yıkanan şehre bakarken Şebnem Ferah, il il gezerken Sezen Aksu, Kadıköy sokaklarında Mabel Matiz, umut için Leonard Cohen, içi yakan Haluk Levent’ten “Elfida”, devasa gökdeleninin asansörüyle çıkarken Zeki Müren’den “Bahçevan”, sırların peşinde In the Death Car...
“Starbul” romanı geleceğin İstanbul’unda müthiş insanların öyküsünü anlatan bilimkurgu ve polisiye bir macera. Kitabın web sitesi www.starbul.com, kitap sadece online satışta!

İnkılap Yayınları’nda neler oluyor?

Bu yıl 93. yılını kutlayan, Türkiye’nin en eski yayınevlerinden İnkilap Kitabevi’nin Genel Müdürü Aren Şenorkyan, anlatıyor:
20 bini aşkın çeşidimizle öncü ve yenilikçi çalışmalar içindeyiz. Bu yıl Zülfü Livaneli’nin kitaplarını yayınlamaya başladık.
Salgın öncesi mayıs ayında çıkarmayı planladığımız “Kaplanın Sırtında” romanını sonbahara erteledik.
Bu dönemde dağıtım sıkıntısı yaşandığı için bastığımız ama dağıtımını yapmadığımız kitaplar da oldu. Örneğin; Buğra Gülsoy’un ilk kitabı “1. Kıymet”in devamı olan “2. Kıyamet” basılmasına rağmen dağıtılmadı.
Yakında raflarda olacak.
Osman Pamukoğlu’nun “Göç”, Yüksel Sarı’nın “Arafta Aşk”, Prof. Dr. Ali Tekin’den iki kitap birden “Kısır Döngü” ve “Üretken Döngüye Geçiş”, Deniz Ülke Arıboğan’dan “Travmaların Gölgesinde” ve Kaan Sekban’dan “Tebrikler Kovuldunuz!” kitaplarını yayınladık.
Türk edebiyatının önemli isimlerinden Yusuf Ziya Ortaç, Halid Ziya Uşaklıgil ve Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın kitaplarını hazırladık, kısa süre sonra raflarda olacak.
Ve yakın zamanda Metin Uca’dan korona ile ilgili eğlenceli ve bilgilendirici bir kitap geliyor.
Bu kitapları herkesin çok seveceğini düşünüyoruz.

 

 

 

X

Edebiyat tarihimizden bir anı

Edebiyat dünyamızda 1960’ların ünlülerinden şair, öğretim görevlisi ve çevirmen Teo’nun (Teoman Aktürel) bir şiir kitabına ilişkin ilginç bir anekdotu vardır.

Teo’nun kitabının adı “Devinek”tir.

A Dergisi Yayınları, dosyayı dizgiye verir ve kitap tertiplenir. Mürettipler (yayınevi ve matbaalarda kurşundan güzelim harfleri dizen kişilere denirdi) biraz kitaptaki şiirlere bakarlar.

Kitapta, dilde özleşme akımının uç örnekleri vardır. Zaten kitabın adı ‘Devinek’ de buna örnektir.

Baskı görevlilerinin aklına bir şaka gelir.

Kitabın 3. sayfasına kocaman bir yazı oturturlar: ‘DEV İNEK!

Basımevindeki çalışanların bu azizliği bir hayli tebessüme yol açar.

İlk kahkahayı Kemal Özer ile Teo atar.

Not:

Yazının Devamını Oku

Hababam’ı yüzümüze gözümüze bulaştırdık

Bayram vesilesiyle Ferdi Eğilmez’le buluştuk, dünden bugüne sinemayı, projelerini, hayatını ve son sürprizi otelciliğini konuştuk. Ders niteliğinde bir röportaja, bayram anılarına, bir dönem tanıklığına hazır olun!

Ertem Eğilmez’in oğlu olmanızdan dolayı yaptıklarınız ya da yapamadıklarınız sürekli babanızla kıyaslanıyor. Bu durum sizi nasıl etkiliyor?

- Bu etkinin bir değil, birçok bölümü var. Psikolojik bölümü var, fiziki bölümü var...

Öncelikle hayatta her şeyde olduğu gibi film yapmak da bir antrenman meselesi. Aradaki farkı anlayabilmek adına filmlerin çekildiği döneme dair de iyi tahlil yapmak gerektiğine inanıyorum.

Şimdi Arzu Film’in ürettiği, 70’li, 80’li yılların ürünü filmlerdir. Günümüzde ise milyon dolarlar konuşuluyor.

Şöyle söyleyeyim, birinci “Hababam Sınıfı” 11 kişilik teknik ekiple çekilmişti. Benim son çektiğim filmde ise kameranın açısını değiştirdiğim anda arkamda yer değiştiren ekibin sayısı 240 kişiydi.

Şimdi ben işin zorluğundan ötürü “Aynı başarıyı yakalayamıyoruz” demiyorum. Antrenman meselesi olduğunu söylüyorum. Üretmek meselesi olduğunu, hatalarınızı ancak yanıtları aldığınız zaman görebileceğiniz bir süreç olduğunu söylüyorum.

Bunun bir de psikolojik boyutu var dedim. Baba-oğul ilişkisidir bu da. Şimdi şöyle bir şey var; benim artık yaşım 57-58. Ben bu meseleyi aşalı, Sezar’ın hakkını Sezar’a teslim edeli çok zaman geçti. Ertem Eğilmez kim, ben kimim!

Yazının Devamını Oku

Vicdanlı kalplere iyi gelecek

Yeni bir dosya, yeni bir yazar.


Zeynep Taşdelen Tenteoğlu’nun “Bağ” adlı romanı birçok vicdanlı kalbe iyi gelecek.
Romanın konusu kısaca şöyle:
Kemal, geçmişinde ciddi bir trajedi yaşamıştır. Uzun yıllar sonra da tüm bağlarını kopardığı Çınar Kasabası’na döner. Bir başka trajedisi olan parti kızı Mila ise hayatındaki kötü gidişata son vermek için eski hayatıyla bağlarını tamamen koparıp Çınar’a gelir. Burada Mila ve Kemal’in yollarının kesişmesiyle heyecan verici bir aşk başlar.
Kitabı okurken hayatınızı da ciddi anlamda sorguluyorsunuz.
Son olarak kitabın yazarıyla ilgili bir edebiyat magazini vereyim. Kitabın yazarı, eski Çankaya Belediyesi Başkanı rahmetli Doğan Taşdelen’in kızı Zeynep Taşdelen Tenteoğlu. Yetenekli bir kalem. “Bağ” romanı bu yıl içinde yayımlanacak.

Prof. Münci Kalayoğlu’nun yaşamı kitap oluyor

Yazının Devamını Oku

İTO’dan prestijli bir eser

Osmanlı Arşiv Kayıtlarında Gürcistan ve Gürcüler adlı geniş araştırma kitabı İstanbul Ticaret Odası Kültür ve Sanat Yayınları etiketiyle geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Alanında bir ilk olma özelliği taşıyan araştırma, Mümin Yıldıztaş tarafından hazırlandı.


Kitap iki dilli baskısıyla; hem Gürcüce hem de Türkçe okurlarının karşısında. Gravür, harita, resim ve arşiv kayıtlarının fotoğraflarıyla zenginleştirilmiş kitap, önemli bir boşluğu doldurma iddiasında. Gürcistan sevdiğim destinasyonlardan biridir, Tiflis de Gori de eskiyi hatırlatarak günü yaşamayı öğütleyen şehirlerdir...
Başta İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç’i ve tüm ekibi bu kıymetli çalışma için kutluyorum, hem araştırmacılar hem de meraklılar için önemli bir başucu kitabına imza atmışlar.

Dünyaya göklerden bakan kız

Önemli bir kitapla karşıyayız. Biyografik bir roman olan “Madelet” tamamen belgelere, gerçeklere, tecrübelere ve tanıklıklara bağlı kalınarak yazılmış...
Kitap, Anadolu’da zor şartların arasından azmi, sabrı, zekası, çalışkanlığı ve hiç dinmeyen yaşama tutkusuyla sıyrılan Madelet Grabbe Başusta’nın hikayesini anlatıyor.

Yazının Devamını Oku

Mevlânâ’nın Mesnevi’sinden süzülen bir kitap

Çocuk ve gençlik edebiyatımızın üretken kalemi Yalvaç Ural, okurlarını bu kez Mevlânâ’yla buluşturuyor.



1945’te, Konya-Karatay’da, bir Mevlânâ torunu olan Gülendam nenesinin ve annesinin doğduğu evde dünyaya gelen Ural, çocukluğunu anneannesinin dilinden dökülen bu öncesiz kültürün masal, öykü, fabl, fıkra, şiir ve tekerlemelerini dinleyerek geçirdi.
“Gülendam Nenem, Rumi Annem ve Ben” kitabında Ural, Mevlânâ’nın Mesnevi’sinden süzülen masal öykülerini, özgün yapısı içinde okurlarına sunuyor. Yazarın, aile tarihini de besleyen kültürel birikimin bir parçası olan kitap, Yapı Kredi etiketiyle raflarda...

Kitabın ilhamı kızlarından

Hikayelerin çocuklar üzerindeki mucizevi etkilerini yakından bilen bir anne olan gazeteci ve köşe yazarı Özlem Bay’ın ilk kitabı “İçimdeki Çocuktan Masallar” okuyucularla buluştu.
Pandemi şartlarında kızları Zeynep ve Nehir ile geçirdiği zamanlar, 20 yıllık gazeteci Özlem Bay’ın uzun süredir planladığı masal kitabını tamamlanması için ilham olmuş.

Yazının Devamını Oku

Alatlı’dan sinemanın perde arkası

Film piyasasına hangi gizli örgütler hâkim, hangi ABD başkanının genelev işleten dedesi aynı zamanda film sektörüne can verdi, Hollywood’un CIA ile işbirliği yaptığı filmler hangileriydi...



Ya da ABD’de 1950’lerde yaşanan büyük “cadı avı” sırasında meslektaşlarını ihbar ederek paçalarını kurtaran “solcu” bildiğimiz yazarlar kimlerdi?
Günümüzün önde gelen düşünce insanlarından Alev Alatlı, yeni kitabıyla okur karşısında. “Suç Ortağı Hollywood”, sarsıcı bir tarih kitabı.
Sıra dışı bilgiler, fotoğraf ve belgelerle zenginleştirilmiş “Suç Ortağı Hollywood” adlı bu kitap, görünenin gerisindeki gerçeği keşfetmek isteyenlere.
Şahsen okurken şuna kanaat getirdim: Hollywood söz konusu olduğunda hiçbir film sadece film değildir.

Kim ne okuyor?

∆ Oyuncu Serpil Çakmaklı, Gülseren Budayıcıoğlu’nun “Camdaki Kız” adlı kitabını okuyor.

Yazının Devamını Oku

İzmirli Dario’yla tanışın

Remzi Kitabevi’nden Erkan Özerman imzalı “İzmirli Dario” adında önemli bir kitap çıktı. Özerman kitapta Dario Moreno’nun Türkiye’den yola çıkıp yıldız olma hikayesini anlattı...

Dario Moreno, 1950’lere müzik alanında sivrilen ve sevilen, dünya çapında bir sanatçı. Erkan Özerman’ın kaleme aldığı “İzmirli Dario”, bilinmeyen yönlerini, sıkıntılı çocukluk dönemini, yeteneklerinin keşfedilmesini ve başarıyı ülke dışında yakalamasına dair olan serüvenini anlatıyor.

Trajik olaylarla dolu bu serüveni yakın dostu Özerman’dan okumak ayrı bir keyif. Moreno, İzmir’de yetişen, vatani görevini Türk ordusunda yapan, sanat hayatına Türkiye’de başlayan ve başarıya ulaştıktan sonra da Avrupa’ya giderek dünyada popüler bir isim.

Dario’nun plaklarını satın alan hayranları onun Türk olduğunu çoğunlukla bilmiyor.

Oysa İzmirli Dario, hiçbir zaman başka bir ülkenin vatandaşlığını kabul etmedi ve yaşamı boyunca da Türkiye Cumhuriyeti pasaportunu gururla taşıdı.

Şarkıcılığını biliyoruz, oysa sinemada da ünlü. Zamanının önde gelen birçok şöhretiyle film çekti.

Kimler yok ki bu isimler arasında; Yves Montand, Brigitte Bardot...

Yazının Devamını Oku

Çarpıcı bir roman

Yazdığı kurgu romanlarda okuyucularını, gerçek kadın kahramanlarının iç dünyalarıyla mest eden ve çok satanlar listelerinde yer alan Demet Altınyeleklioğlu’nun son romanı “Nihavent Hıçkırık”, yanık bir kadın sesinden dinlediği “Kimseye etmem şikâyet, ağlarım ben halime...” şarkısıyla düşüvermiş aklına.


Yazar, “Bu nihavent şarkıyı o akşama kadar belki yüz kere dinlemişimdir. Ama ilk defa o akşam bu tarifsiz isyana nasıl bir hayatın sebep olduğu sorusu takıldı aklıma” diyor.
Altınyeleklioğlu, “Nihavent Hıçkırık”ta İhsan Raif’in yaşadığı çileleri anlatırken çocuk gelinlere, aile namusu adına kurban verilen kızlara, kadın olmanın çaresizliğine, yalnızlığına da göndermeler yapıyor.

Felsefi bir el kitabı

Yeşim Demir, “Zerdüşt-Bende Olan Ne Varsa Sizin Elinizde de Gizli” adlı felsefe kitabını yayına hazırladı.
Zerdüşt’ü anlamak için bir el rehberi bu kitap. Zerdüşt, “Herkes ektiğini biçecektir”, “İyi düşünün! İyi konuşun! İyi yapın!”, “Dünyada tek bir yol vardır, o da doğruluktur” der.

Yazının Devamını Oku

Tanrım bana vasat erkek güveni ver!

Erkekleri sorgulayan ve Fransa’da olay yaratan bir düşünce kitabından bahsedeceğim bugün size. Adı “Erkeklerden Nefret Ediyorum”. Pauline Harmange’in bu kitabı, ülkede çok satanlara girdi.

Okurken işaretlediğim bu bölüm, eminim sizin de dikkatinizi çekecek: “Yetersizlik Sendromuna Karşı Günlük Telkin: Tanrım bana vasat erkek güveni ver. Ne zaman şüpheye düşsem, kibir denen hokkabazlıkla bayağılıklarını ‘yeterlilik’ diye yutturmayı başarmış, tüm o vasat erkekleri hatırlıyorum.”

Pauline Harmange, The Guardian gazetesine kitapla ilgili bir röportaj vermiş ve şöyle demiş: “Erkekleri sevmeme hakkımız olmalı.

Yazar, genel anlamda kadınların erkeklerden hoşlanmama ve onlara güvenmeme hakkına sahip olması gerektiğini savunuyor.

Erkeklere karşı nefret duygusu beslemenin yanlış olmadığına inanan Harmange, kitabında bu görüşünü “Erkek düşmanlığı, sistematik şiddetin kökü olan kadın düşmanlığına bir tepki olarak var” sözleriyle dile getiriyor.

104 sayfalık kitabı okurken eminim sizin de sosyal çevreniz gözünüzün önüne gelecek.

Bakan danışmanından dava tehdidi

Fransa’da toplumsal cinsiyetten sorumlu bakanlığa danışmanlık yapan Ralph Zurmély, kitabın toplatılmasını istedi. Zurmély, kitabı yayınlayan Monstrograph Yayınevi’ne bir mektup yolladı ve “toplumsal cinsiyet temelinde nefreti teşvik etmenin suç teşkil ettiğini” belirterek yayınevini dava açmakla tehdit etti.

Bakanlık ise bu durumun danışmanın kişisel girişimi olduğunu, tamamen bağımsız bir şekilde yapıldığını açıkladı. Yayınevi de Fransız medyasına yaptığı açıklamada kitabın nefreti teşvik etmediğini savundu.

Yazının Devamını Oku

Demet Cengiz’den “Adımı Deniz Koydular”

Demet Cengiz’in romanı “Adımı Deniz Koydular”, haziran sonunda okurla buluşuyor.

 Roman, Türkiye ve İngiltere’den iki ayrı çocuk öyküsünü anlatıyor. Biri Doğu’dan bir kardelenin, diğeri Batı’dan ihmal edilmiş bir oğlanın öyküsü... Roman, aile içi sevgisizliğin sonuçlarına dikkat çekiyor. İki öykünün satır aralarında Türkiye’den ve dünyadan haberler gizli... Türkan Saylan, Fazıl Say, Deniz Gezmiş, Bedri Baykam roman boyunca karşımıza çıkıyor.

Vurucu dizeler

Geçenlerde Redd solisti Doğan Duru’yla tanışma fırsatı buldum. Yıllardır şarkı sözleri yazdığını biliyordum...
Bir şiir kitabından bahsetti. Daha sonra yayımlanmamış şiirlerini okuyunca kendimden geçtim. Sonra düşündüm iyi bir şiir müzikle ruh bulur zaten.
Şiir yaşamak için güzeldir. Müziktir. Okuyanı başka yerlere götürür, farklı duygular yaşattırır, herkes için farklı anlamlara sahiptir. Doğan’ın şiir kitabını merakla bekliyorum. İşte kitaptan tadımlık dizeler...
Ölmüyor öldürmüyor bu aşk niye

Yazının Devamını Oku

Zamana yenik düşmeyecek roman

Pandemi dönemi yazılan romanları yakından takip ediyorum.

Bütün aşkların ortak kaderidir ayrılık. Âşık olduğu adamdan ayrılmış bir kadının ruh halini okumak bizi hayata daha çok yaklaştırıyor.

Aslı Perker’in yeni romanı “Ayrılığın İlk Günü”, aşka ve ilişkilere dair büyük bir hesaplaşmayı konu ediniyor.

Sevgisizlikten şikayet eden onlarca insanlar var çevremizde. Onların şikayetlerinin temelinde yatan durumu hakiki bir şekilde sorgulamak yürek ister. Her ayrılık, kısa süre içinde şaşırtıcı şekilde özüne dönme gerçekliğini yaşatıyor. Aslı Perker’in kahramanlarını hepimiz çok yakından tanıyoruz.

“Ayrılığın İlk Günü”, popüler kültür göndermeleriyle de gülümsetiyor. Soluk soluğa okunabilecek kaç roman var ki? “Ayrılığın İlk Günü”, zamana karşı yarışan ama zamana yenik düşmeyecek bir roman.

Okuyun çünkü iyi kitap okumak, akıllı insanlarla konuşmak gibidir.

Sinema yazarından...

Sinema yazarı Suat Köçer’in “Münferit Bir Olay” isimli romanı, Ketebe Yayınları etiketiyle okurla buluştu.

Bir grup kartonpiyer işçisinin yaşam kavgasına odaklanan kitap, üniversiteli bir gencin Bursa’dan İstanbul’a kaçarak bu işçilerle yolunun kesilmesi ve sonrasında yaşadıklarını konu ediyor.

Yazının Devamını Oku

Dorsay’lardan 2 kitap haberi

Atilla Dorsay’ın yeni kitabı “Hayatımızı Aydınlatan Muhteşem Kadın Dostlarım” hafta başı kitapçılarda yerini aldı. Tiyatrodan sinemaya, yazarlıktan gazeteciliğe, müzikten müzeciliğe çağımıza damgasını vurmuş, Dorsay’ın yakından tanıma şansı bulduğu ve birlikte anılar edindiği 30 kadının ayrıntılı portreleri. Kimler yok ki...

SAHNENİN DİVALARI:

Yıldız Kenter
Gülriz Sururi
Gencay Gürün
Dilek Türker
Dikmen Gürün

Yazının Devamını Oku

Zamanın eskitemediği bir film

Yıllar önce Mahmut Cevher’le Frankfurt Türk Filmleri Festivali’nde tanışmış ve röportaj yapmıştım.

Geçenlerde oynadığı bir filmini tekrar izleme fırsatı buldum. Yaşar Kemal’in romanlarından sinemaya uyarlanan filmler arasında en çok “Yılanı Öldürseler”i beğendiğimi söylemek isterim.
Bu film, Yaşar Kemal’in doğup büyüdüğü Osmaniye’nin Hemite Köyü’ndeki Esme’nin hikâyesini anlatıyor.
Esme’yi Türkan Şoray görkemli bir şekilde oynuyordu.
Filmdeki Abbas karakterini de Mahmut Cevher canlandırıyordu. Filmi bitiminde hemen Mahmut Cevher’i aradım, sohbet ettik. Filmi de bu vesileyle tekrar hatırlatmak istedim. Yeni sakallı hali Cevher’e ayrı bir hava katmış ve ciddi de kilo vermiş.

Soluk soluğa bir polisiye

Melih Esen Cengiz, edebiyatımızın özel kalemlerinden biri.
“Bir Osmanlı Yazı”, “Terk Edilmiş Manalar Cenneti”, “Kudüs’ün Güvercinleri”, “Marlene’in Yetimi” ve “Paylaşılamayan Cinayet” kitaplarının yazarı Cengiz’den bu kez “Bir Kadın Bir Cinayet” geldi.

Yazının Devamını Oku

Usta kalemden aşkın halleri

Profil Yayıncılık aşk estetiği alanında yeni bir çalışmayı dikkatimize sunuyor...

Ümit Yaşar Gözüm, uzun yıllar bürokraside yönetici olarak görev yaparken bir düşünce insanı olarak da yayın dünyasında yazar, editör ve yönetici olarak bulunmuş.
Yayınlanmış 4 sanat kitabının yanında 20’yi aşkın dergide eleştirel denemeleri yayınlanmış. Son kitabı “Aşkın Estetik Halleri/Kamruşepa’nın Büyüsü”nde kavramsal anlamda aşk ve sevgi ayrımını ironik felsefi sorgulamalara tabi tutuyor.

Sıra dışı bir polisiye

Suadiye sahilinde yazar dostlarımla buluşmayı bir gelenek haline getirdim.
Geçen hafta da, polisiye edebiyatının izinden giden yazar Çağatay Özkan’la buluştum.

Yazının Devamını Oku

Polisiyemize yeni bir katkı

Tuna Kiremitçi’nin polisiye roman yazdığını öğrendikten sonra hemen kendisini aradım.

Kiremitçi’ye “Neden polisiye roman?” diye sordum. İşte yanıtı:
“Polisiye yazmak aslında emeklilik projemdi. Bir gün müzik yapmaz olursam tenha bir köye yerleşip yazmayı hayal ediyordum. Aklımda bir suç romanı konusu vardı. Ne var ki pandemi geldi ve hayatlarımızı altüst etti. Her müzisyen gibi ben de kendimi boşlukta hissettim. O zaman sözüne kıymet verdiğim bazı yazar arkadaşlarım ‘Hadi artık, otur şunu yaz!’ dediler. Arkadaş sözü dinledim yani.”
Kiremitçi ilk polisiye romanı “Mezun Cinayetleri”nde yeni bir kadın başkahramanla tanıştırıyor okuru:
Vahşi cinayetleri aklı, tecrübesi, sakinliğiyle çözen Başkomiser Perihan Uygur...

Geçmişten günümüze “Çöküş”

“Çöküş: Finansal Krizlerle Dolu Bir On Yıl Dünyayı Nasıl Değiştirdi?”, Financial Times ve The New York Times gibi uluslararası yayın organlarında görüşlerine yer verilen Columbia Üniversitesi Avrupa Enstitüsü Direktörü Prof. Adam Tooze’un yeni kitabı.

Yazının Devamını Oku

Bir nefeslenme durağı

Edebiyatseverlerin çok iyi bildiği Penguen Kitabevi, benim de en çok ziyaret ettiğim mekânlardan... Raflarındaki yeni çıkan kitapları gayet iyi seçiyorlar.

Birkaç gün önce, yeni açılan Suadiye Penguen’e gittim.
7 katlı yeni bir kitabevini caddede görmek keyifli. Bunun yanında kitabevi, yapacağı söyleşi etkinliklerini de planlamaya başlamış.
Kitapçılar bize yaşamak istediğimiz bir hayatı hediye ediyorlar. Kitapları sakince inceleyip keşfettirecek adreslerinden biri olmuş Penguen Suadiye. Okuru bol olsun...

Erkeksiz bir dünya mümkün mü?

İngiliz Angela Chadwick dünya çapında tanınan bir yazar ve şöhretini “XX” adlı romanına borçlu. The Guardian’ın yılın kitabı seçtiği “XX” müthiş bir soru soruyor: “Erkek kromozomları olmadan, yalnızca kadınlardan olan ve yalnızca kız çocukların dünyaya geldiği bir deney başarıya ulaşsa ne olurdu?”
Feminist distopya türündeki roman kurgusunu gerçek tıbbi çalışmalardan alıyor. Soluk soluğa bir macera arayan, başka türlü bir dünyayı hayal etmek isteyen okurlara hararetle tavsiye!

Edebiyattan sahneye

Geçen hafta yazar Fadime Uslu’ya edebiyattan tiyatroya uyarlanmış en sevdiği oyunu sordum.

Yazının Devamını Oku

“İstanbul’un Hayaletleri” aramızda

Yonca Eldener’in yeni yayımlanacak macera romanı “İstanbul’un Hayaletleri”, okuru yaratıcılığın sırlarını çözmeye davet ediyor. Kapalıçarşı ile bilim adamlarının yollarını kesiştiren Eldener, okuyucuyu davetlerdeki zenginlerin ve dehlizlerdeki evsizlerin dünyasına misafir ediyor, kalabalıkların gözü önündeki kuytulara dalıyor.


Eldener romanını, aramızda hayalet gibi dolaşan ve bakmadığımız için fark etmediğimiz tüm evsizlere, aşkı hayalet gibi gizlenerek yaşamak zorunda kalan tüm sevdalılara adamış.
Bu arada Savaş Özbey’in Hürriyet’te çıkan, evsizleri konu edindiği yazı dizisi için sokaklarda üç gün geçirmesinin Eldener’e kitap için ilham olduğunu da belirteyim.

Büyük sorulara bilimsel yanıtlar

Tarihte ilk estetik ameliyat ne zaman yapıldı?
Sıcak hava balonunu ilk kim uçurdu?

Yazının Devamını Oku

Başak Sayan’dan yeni roman

Başak Sayan, yeni romanının geçtiği yerleri görmek için Diyarbakır ve Mardin’e gitmiş. Yazara, “Yazmak için yaşamak gerekli mi” diye sordum, o da samimi bir şekilde anlattı:

“Romanlarımda hep iyi bildiğim ya da gidip gördüğüm gerçek mekanları ve yerleri kullanmayı tercih ediyorum.
Her taşı iyi ya da kötü ayrı bir hikayeyi saklayan bu kadim şehirlerde Dilan ve Barış’ın peşinde dolaşırken kimi zaman hüzünlendim, ağladım, kimi zaman gülümsedim, sevindim. Buraya kafamda yarattığım karakterlerimi tanımak için geldim ama sadece onları tanımakla kalmadım, ömür boyu yanımda kalmasını isteyeceğim insanlarla da tanıştım. 2022 başında bu kitap, büyük ihtimalle İnkılap Yayınları’ndan yayımlanacak.”

Hangisi gerçek hangisi doğru?

“Yok Etme Planı”, Tuna Serim’in yeni kitabı... Bize bugünlerde hiç de yabancı olmayan büyük salgını konu alıyor.
Tuna Serim’e kitabı yazma sürecini sordum:
“Pandemiyle tanıştığımız gün bu işin yapay bir virüsle sağlandığını düşündüm. Sonrasında ‘rüyada mıyım yoksa yaşadıklarımız gerçek mi’ düşüncesi takıldı aklıma. Farkında mısınız, zaman eskisinden daha hızlı geçiyor. Ölenler sanki ölmemiş gibi geliyor... Masal dinliyoruz sanki. Hangisi gerçek, hangisi doğru bilen var mı? Bu roman, duygularımın dışa vurumuydu.”

Neşe Karaböcek’e yeniden tutulmanın zamanı

Reha Erdem’in yeni filmini nihayet izleme fırsatı buldum.

Yazının Devamını Oku

Büyük imtihanın romanı

Lütfiye Pekcan’ın yeni romanı “İmtihan 2020”, yaşadığımız salgın sürecini ve roman kahramanlarının kendi içine yaptığı yolculuğu gerçekçi, sarsıcı ve akıcı bir şekilde dile getiriyor. Kitabı yazarken neler hissettiğini sordum kendisine, bakın neler anlattı:

“‘İmtihan 2020’de yaşadığımız pandemi sürecini bir gazeteci olarak gerçek olaylarla ama kurgu kahramanlarla dile getirirken, salgının büyük acıların taşıyıcısı olduğunu ve bizi sarsarak bazı gerçekleri yüzümüze tokat gibi çarptığını anlatmak istedim. Romanda, virüs artıp yayıldıkça dar alana sıkışan bireylerin varoluşlarını sorgulamalarına, doğaya, hayata bakışlarının ve önceliklerinin değişmesine tanık oluyoruz. 2020 herkesin hakikat aynasında kendisi ile yüzleştiği, yaptığı seçimlerle hesaplaştığı, yapılan hataların, ıskalanan mutlulukların su yüzüne çıktığı bir şekilde hayatının altüst olduğu bir yıl oluyor.”

Edebiyattan beyazperdeye

Bir süredir yazarlara edebiyattan sinemaya uyarlanmış en sevdiği filmleri soruyorum. Bu haftaki konuk yazarım, Müge İplikçi...
“Ian McEwan ve onun şahane kitabı ‘Atonement-Kefaret’in filmini izlerken, neredeyse bu yetkin kitabı okurken ki keyfi aldığımı söyleyebilirim. Yönetmen Joe Wright ve oyuncularının performansı ‘ödenmesi gereken kefaretler ve affedilebilecekler’ konusunda bir kez daha düşündürür bizleri. Keira Knightley ve özellikle James McAvoy’a ise canlandırdıkları karakterler özelinde sadece hayranlık duymayız; onların kanlı canlı gerçek insanlara dönüşmüş halleriyle, savruldukları o büyük tutkularında da kayboluruz.”

İstanbul’un şiirleri “Şiirlerde İstanbul”

Şair, yazar, edebiyat eleştirmeni Ahmet Bozkurt’un hazırladığı “Şiirlerde İstanbul” kitabı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ. yayını olarak okuyucularıyla buluştu. Bugüne kadar yapılmış İstanbul antolojilerinden pek çok yönüyle ayrılıyor “Şiirlerde İstanbul”. Şehrin kültür sanat belleğine bugüne kadar yapılmış en önemli katkılardan biri.
MÖ 300 yılından, İstanbul’un ilk şairi olan Byzantion’lu Moiro ile açılıyor kitap. Bizans, divan, halk ve cumhuriyet dönemi şiirinde İstanbul imgesinin oluşumu ve dönüşümü üzerine gözden kaçmaması gereken bir yazı. “Şiirlerde İstanbul”, 2300 yıllık bir şiir birikimine yaslanıyor. 792 sayfalık bu kapsamlı kitabın önemli özelliklerinden biri de şiirlere eşlik eden resimler. İstanbul’un şiirli yolculuğuna eşlik eden çizimleri illüstratör Selçuk Ören’in fırçasından hayat bulmuş.

Kültürün belediyesi Zeytinburnu

Yazının Devamını Oku

Hayat devam ediyor

Geçen hafta Bahar Feyzan’ı aradım, neler yaptığını sordum.

İşte bana anlattıkları:
“Pandemi sürecinde beni büyüten hem anneannemi hem de dedemi koronadan kaybettim. Bu durum, hayatı algılayış biçimimi çok değiştirdi. Sadece benim değil elbette çok insan bir şekilde hasar aldı. Lakin hayat böyle de tuhaf...
Yeni kitabım için notlar alıyorum, YouTube kanalımda farklı işlere yer vermeye gayret ediyorum. Tv100’de ‘Karşı Mahalle’ isimli, cumartesi akşamları haftalık tartışma programı sunuyorum.
Kendi yemeklerimi kendim yapıyorum. Şeker ve karbonhidrat dışı besleniyorum.
Bol yürüyüş ve kendim spor yapıyorum. Herkese sağlık diliyorum.”

Yıldız geri dönüyor

Daha önce “Seni Koruyan Kadınlar Var bu Dünyada!” adlı öykü kitabını çıkaran oyuncu senarist ve yazar kimlikleriyle tanınan Gül Gülsün Yıldız, bir romanla 2021’de okurlarıyla buluşuyor.

Yazının Devamını Oku