Paylaş
Bu yıl üçüncüsü düzenlenen Fethiye Uluslararası Film Festivali’nde sinema, müzik ve sanatla dolu bir program vardı. Fotoğraf sanatçısı Ömer Balıksırtı’nın “Yeşilçam Set Fotoğrafları Sergisi” bana sinemamızın önemli anlarını hatırlattı. “Arabesk”ten “Karartma Geceleri”ne, “Berdel”den “Arkadaşım Şeytan”a kadar birçok filmin özel karelerini gördüm.

Fethiye Fotoğraf ve Sinema Sanatı Derneği (FEFSAD) Başkanı Canan Tor, festivalin sadece bir film gösterim serisi değil, aynı zamanda kentin kültürel belleğini güçlendiren bir sanat buluşması olduğunu söyledi.
Umarım önümüzdeki yıllarda bu festivalin yarışma bölümleri de olur.
Bunun için de festivalin ciddi bir desteğe ihtiyacı var.
Milas Zeytin Hasat Şenliği
Fethiye’den sonra Milas’a geçtim. Sevgili dostum Mesut Yar’la Muğla-Milas’taki Euromos Antik Kenti’nde buluştuk. Neden mi buluştuk?
11. Uluslararası Milas Zeytin Hasat Şenliği için.
Coğrafi işaretli Milas zeytinyağının hikâyesi gittikçe genişliyor.
Milas’ta sabah saatlerinde başlayan zeytin hasat ve sıkım etkinliğine de katıldık.
Ne de olsa ekmek yerine zeytin yerim, yanına bir de peynir varsa “harika” derim!
Nâzım Hikmet’in “Yaşamaya Dair” şiirindeki şu dizeleri hatırlatmak isterim:
“Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin, hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yani ağır bastığından.”
Yeşilçam’ın sempatik jönü
Bir İstanbul beyefendisi İzzet Günay’a yakışır bir kitap yayımlandı: “Delikanlı”.
Kitaptaki söyleşiyi Sinan Tarifci yapmış.
Yeşilçam bir masal dünyasıydı. Siyah beyaz karelerin ardında kahkahalar, gözyaşları, dostluklar ve unutulmaz aşklar vardı. Bu masalın en parlak yıldızlarından biri, sahnede olduğu kadar hayat yolculuğunda da duruşunu koruyan bir isimdi: İzzet Günay.
Türk sinemasının en zarif, en karizmatik yüzlerinden biri... Vakur bir centilmen, gururlu bir âşık, gözü kara bir kabadayı, sevimli bir çapkın... Her rolde sahiciliğiyle hafızalara kazındı; kalplerde derin izler bıraktı.
Setlerden gerçek hayata taşan bir delikanlı imajıyla tanındı ve sevildi. Bir asra yaklaşan, uzun, anlamlı ve namuslu bir hikâyenin başkahramanıdır İzzet Günay.
Antikacı ve koleksiyoner kimliğiyle estetiği gündelik hayatına taşıdı. Tutkuları, merakları ve sezgileriyle farklı dünyaların kapısını araladı.
Bu nehir söyleşide bir aktörün kariyerinden fazlası sunuluyor. Kitap, Yeşilçam’ın rüya gibi atmosferinden göz kamaştırıcı bir hayata, sahne önünden perde arkasına uzanan samimi ve nostaljik bir zaman yolculuğuna çıkarıyor.
“Geç Kalanlar” oyunu prömiyer yaptı
Pervin Ünalp’in kadın-erkek ilişkisi üzerinden vicdan, hakkaniyet, eşitlik ve pişmanlık gibi temel konulara değindiği oyunu “Geç Kalanlar” sezondaki yolculuğuna başladı.
Proje tasarımını ve yapım koordinatörlüğünü Mustafa İri’nin yaptığı oyunu geçtiğimiz sezonun başarılı oyunlarından “Yenilmez” ile sükse yapan Nihat Alpteki yönetti.
Çiçek Dilligil, Ümit Erlim, Ece Özdikici ve Tuba Oral’ın oynadığı “Geç Kalanlar”, 4 Kasım’da ünlü isimlerin de katılımıyla Ses Tiyatrosu’nda prömiyer yaptı. İlk turnelerine yarın çıkacak olan ekip, sezon sonuna kadar İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında sahne alacak.
100 bin okur buluşması
Gazeteci yazar Ömür Kurt’un Altın Kitaplar’dan çıkan ödüllü kitabı “Yaban Ördeği Ailesinin Göç Yolculuğu”nun “100 bin okur” buluşması gerçekleşti.
Gülten Dayıoğlu Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Vakfı 2017 yılı Çocuk Romanı Ödülü’nü kazanan kitabın kapak görseli Hande Ünver’in çizimleriyle yenilendi.
Buluşmaya ise DoubleTree By Hilton Moda ev sahipliği yaptı. Kahvaltıyla başlayan etkinlik, Gülten Dayıoğlu ve Ömür Kurt’un söyleşisiyle devam etti.
Kim ne okuyor?
◊ Mesut Yar, Abuzer Kızıl’ın “Karia’nın Kadim Başkenti Mylasa – Milas” adlı eserini okuyor.
◊ Ferda Çekem Yar, “Yeni Başlayanlar İçin-Homeros” adlı eseri okuyor.
◊ Mine Söğüt, Virginia Woolf’un “Mrs. Dalloway” adlı eserini okuyor.
◊ Nilüfer Açıkalın, Sabahattin Ali’nin “İçimizdeki Şeytan” adlı eserini okuyor.
Paylaş