GeriSayım Çınar Beethoven’a dair her şey
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Beethoven’a dair her şey

Bu yıl pandemi gündeme yerleşti ve her şeyi gölgede bıraktı. Oysa Beethoven’ın 250. doğum yılı kutlanacaktı tüm dünyada.

Etkinlikler iptal edildi.
Neyse ki Prof. Dr. Fırat Kutluk unutmamış ve özenli ve titiz bir çalışmayla “Beethoven” kitabı yazmış.
Daha doğrusu TRT 3’teki programlarını dinleyen yayıncısı h2o Kitap’ın teşvikiyle bu zorlu işe girişmiş. Zorlu diyorum çünkü Beethoven efsane bir kişilik, her efsanede olduğu gibi biyografileri hurafe, yalan yanlış hatıralar, yakıştırmalarla dolu. Bu bilgi kirliliğini temizlemek zor.
Sonuçta karşımızda sade, temiz bir Beethoven anlatısı var. Sadece yaşamı değil elbette ele alınan bu kitapta...
Nesnel koşullar, dönem atmosferi, Beethoven’a kadar klasik müziğin evrimindeki köşe taşları anlatılıyor.
“9. Senfoni” için ayrı bir bölüm oluşturulmuş, üstelik bu eseri defalarca seslendiren şef İbrahim Yazıcı ile yapılan söyleşi ile eserin orkestra şefi tarafından nasıl göründüğü paylaşılmış okurla.
Bu güzel kitap Bach ve Wagner hakkında da benzer bir çalışmaya esin olur umudunu taşıyorum.

Dan Brown’dan “Hayvanlar Senfonisi”

New York Times’ın en çok satanlar listesinin bir numaralı yazarı Dan Brown, Maestro Fare ve müzisyen arkadaşlarının eğlenceli, gizemli ve müzikli maceralarının anlatıldığı ilk resimli kitabı “Hayvanlar Senfonisi” ile çocuklarla buluşuyor.
Bu keyifli macerada her bir kahramanın çocuklara vermek istediği bir sırrı var.
Maestro Fare, çocukları pek çok sürprizle karşılıyor; ipuçları veren karışık harfler ve hatta çözülmesi gereken şifreli mesajlar onları bekliyor.
Dan Brown, bu kitabında kendi bestelerini de okurlara sunuyor. Besteler, kitabın yayımlanmasının ardından sayfalardaki QR kodları telefona okutularak ücretsiz olarak dinlenebilecek.

İkinci kitabıyla karşımızda: “Sabret, Kabul Et, Şükret!”

Ebru Destan, ilk kitabı “Yalnız Değiliz”de hamilelik serüvenini, bu zorlu yolculukta yaşadıklarını içtenlikle anlatmış, annelik yolundaki kadınlara rehber olmuştu. Destan, bu kez daha da zorlu konuları kaleme alıyor. İstemenin, doğru istemenin, hayırlısını istemenin peşine düşüyor.
Hamile kalmanın, çocuk sahibi olmanın ve kimi durumlarda çocuk sahibi olamamanın duygusal izini sürüyor.
Uzmanlar ve doktorların yönlendirmeleriyle, dua ve inançla şifanın kodlarını sorguluyor. Tüm kadınlar için bir el rehberi, iyiliğe ve istemeye dair bir başucu kitabı Sabret, Kabul Et, Şükret.

Everest’te neler oluyor?

Cem İleri-Everest Yayınları Yayın Yönetmeni

Selim İleri’nin Tanpınar hakkındaki son romanı “Yaşadınız Öldünüz Bir Anlamı Olmalı Bunun” ve bu yıl TÜYAP 39. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın onur yazarı seçilen Nazlı Eray’ın son romanı “Kalbin Güney Batısı” yayınlandı.
Elena Ferrante’nin tüm dünyada ses getiren son romanı “Yetişkinlerin Yalan Hayatı” eylül ortasında okurla buluşacak.
Bu sezon ayrıca Hilmi Yavuz, Ahmet Telli, Mario Levi, Ece Temelkuran ve Zeynep Göğüş’ün yeni eserlerini yayınlayacağız.
Dünya edebiyatında yeni kitaplarını yayınlayacağımız yazarlardan bazıları ise şöyle: Julio Cortázar, Georges Perec, Italo Calvino, Zadie Smith, Juan Gabriel Vasquez, Javier Cercas.

KİM NE OKUYOR?

◊ Ressam Seher Mollaosmanoğlu, Barış Muslu’dan “Beynine Format At”ı okuyor.
◊ Araştırmacı yazar Erdoğan Aydın, Rıza Türmen’den “Güçsüzlerin Gücü”nü okuyor.
◊ Sanatçı Ayşegül Aldinç, Uğur Batı’nın yazdığı “Sinaps”ı okuyor.
◊ Akademisyen sinemacı Fuat Erman, Fransızca aslından Marc Mangin’in “Babalar Adına”yı okuyor.
◊ Yazar Özlem Ertan, Shirley Jackson’dan “Piyango ve Diğer Öyküler”i okuyor.

 

X

Atatürk’ün mutfağını anlatan ilk kitap

Mustafa Kemal Atatürk’ün sofrası hakkında şimdiye kadar çok şey söylendi, çok şey yazıldı ama o sofraya gelen yemeklerin hazırlandığı mutfak pek araştırılmadı.

Tarihçi Murat Bardakçı, yeni kitabında bir ilke imza atıyor. “Atatürk’ün Mutfağı”, Çankaya Köşkü mutfağının bitmek bilmeyen kuruluş, yani tamir, inşaat ve tedarik öyküsüyle açılıyor.
Sürekli bozulan ve defalarca yeniden yaptırılan kuzine yani mutfak sobasından kimi zaman İstanbul’dan kimi zaman Çekoslovakya gibi ülkelerden getirtilen ve yıllar içinde sayısız kez kaybolup yenilenen tabak çanak takımlarına kadar ayrıntılı olarak verilen bu kuruluş öyküsünden sonra sıra aşçılardan bulaşıkçılara, çeşnicilere mutfağın çalışanlarına geliyor.



Yiyecek içecek maddelerinin harcama listeleri ise tedarikçilere gönderilen telgraflardan, satıcıların hazırladığı faturalardan öğreniyoruz.
Bamya, enginar gibi sebze yemekleri de pişirilmiş ama Bardakçı’ya göre temelde “bir bekar evi” olan Çankaya Köşkü’nde sofraya çoğunlukla balık, havyar, tarama gibi yiyecekler gelmiş.

Yazının Devamını Oku

Şehrin kalbi romanın kalbi

“İstanbul’un Hayaletleri”, kalbinde şehri taşıyan, hızlı ve sürükleyici bir macera romanı. Kuyumculuğun kalbi Çuhacı Han’dan Şerefiye Sarnıcı’na, Valens Su Kemeri’nden Çatladıkapı’daki Bizans’ın efsanevi sarayı Bukoleon’a birçok eşsiz mekânda geçen olaylarla örülü. Tarihi gizemle buluşturmayı seven yazar Yonca Eldener yeni romanını Sayım Çınar’a anlattı.

◊ “İstanbul’un Hayaletleri” gizem, macera ve İstanbul’u birleştiren, temposu yüksek bir roman. Kitabı yazma kararını nasıl aldınız, yazım aşaması ne kadar sürdü, buradan başlayalım.
- Üç yılda tamamlandı. Başka bir fikir üzerinde çalışıyordum ve okumalara başlamıştım. Bir gün bana kuruluşundan bugüne İstanbul’un tarihini anlatan bir kitap hediye geldi ve akşam yatmadan önce kitabın kapağını kaldırdım. Kaldırış o kaldırış. İstanbul’a öyle bir daldım ki, çalışıyor olduğum fikri kenara koyup “İstanbul’un Hayaletleri”ni yazdım.

◊ İstanbul göç alan, her gün değişen bir şehir. Bu yoğun insan trafiğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Edebiyatınıza nasıl bir etkisi oldu? Şehrin hayaletleri deyince aklınıza ne geliyor?

- Şehrin hayaletleri deyince aklıma etrafımızda olan ama bakmadan geçtiğimiz, toplumun en alttakileri ve gelir düzeyine bakmaksızın tüm kimliğini gizleyen kesimler geliyor. Böyle bakınca İstanbul’un kalbinde onlarca hayalet geziyor. Son dönemde en gözüme çarpanlar yabancı göçmenler. Gençler gruplar halinde geziyor ve turistlerin arasına karışıyorlar. İşporta tezgâhı açan, hatta dükkân açanlara rastlıyorum. Kentin içinde küçük gettolar oluşmuş durumda. İstanbul’a başka kentlerden göçenler konusu ise onlarca yıllık bir olgu. Böyle bir devinimden her türlü sanatsal yapıtın çıkması doğal. Ben de bir yazar olarak üç imparatorluğun başkentinde, binbir milleti ve her kesimden insanı bir arada görmekten büyük heyecan duyuyorum.


Yazının Devamını Oku

Yayıncılara duyurulur

Geçenlerde editör-yazar dostum Ünver Alibey’e “Türkçede yayımlansa ne güzel olurdu” dediği yazarları sordum...

İşte yanıtları...
“En başta Colin O’Sullivan gelir. Colin O’Sullivan 1974’te İrlanda’da doğdu.
Fransa’dan ödüllü bir yazar kendisi. Romanı ‘Killarney Blues’, Prix Mystère de la critique sahibi. Bu ödül çok prestijli polisiye kitaplara veriliyor.
Bir diğer romanı, The Starved Lover Sings, Rusçaya çevrildi. Çok başarılı bulundu. Yakın gelecekte sık sık gerçekleşen tsunami felaketinden birinde kızını kaybeden bir öğretmenin macerası.
‘The Dark Manual’ adlı romanı şu anda büyük bir Amerikan yapım şirketi tarafından TV dizisi olarak çekiliyor. ‘Black Mirror’ tarzı bir bilim kurgu hikayesi...
‘My Perfect Cousin’ adlı romanı 2019’da İrlanda’dan bir yayınevi tarafından yayımlandı ve o da çok ses getirdi. 1980’lerde geçen hikaye bize o yıllarda ergen olmanın ne demek olduğunu hatırlatıyor. Son romanı ise ‘Marshmallows’, tiyatro dünyasında Noel zamanı meydana gelen bir cinayeti konu alıyor.
Şu anda üstünde çalıştığım bilim kurgu öykü antolojisi ‘Kıyamet Alametleri’ için bir öykü gönderdi. Öyküsü de romanları kadar muhteşem, onu da belirteyim.”

Yazının Devamını Oku

Can Yayınları seneye iddialı giriyor

Annie Ernaux’dan “Babamın Yeri” ve “Yalın Tutku” yakında çıkacak.

Otobiyografik kurmaca türünün en önemli yazarı Annie Ernaux, “Yalın Tutku”yla yoğun bir aşk hikayesini kısa ama özlü bir üslupla anlatırken “Babamın Yeri”nde babasıyla ilişkisini irdeliyor.

Dünyanın en prestijli edebiyat ödüllerinden Booker Ödülü’nün bu yılki kazananı “Shuggie Bain” de ocak ayında yayımlanacak.

Dizi ve filme de uyarlanacak olan ve tüm dünyada yankı uyandırması beklenen birçok ödül alan “Shuggie Bain”, 80’lerin Glasgow’unda genç bir kadın ve onun farklı oğlunun hayatından sarsıcı bir kesit sunuyor.

Ceylin’in yolculuğu başladı

Çektikleri kısa filmlerle ulusal ve uluslararası birçok festivalden ödüllerle dönen Adanalı Atom Film, mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan küçük kız çocuğu Ceylin’in elverişsiz koşullara, dayatılmış sisteme ve çarpık düzene rağmen okula gitme mücadelesini konu alan uzun metrajlı filmlerinin hazırlıklarına başladı.

“Ceylin”in yapımcılarından Mehmet Sarıca, Çukurova’da tarlalarda yaşayan mevsimlik tarım işçisi kız çocuklarını görünür kılmak istediklerine dikkat çekiyor.

Ceylin’in yolculuğuna katkı sunan sinemaseverlere filmde bir sahnede rol alma, jenerikte destek yapımcı unvanı, filmin senaryosu, kamera arkası fotoğraflardan oluşan bir albüm seti ve gala davetiyesi gibi çeşitli ödüller sunulacak.

Sinemaseverler bu desteği fongogo.com/project/ceylin-3 sayfasından yapabilecek.

Yazının Devamını Oku

Dolu dolu İzmir günleri

Geçen hafta, beşincisi düzenlenen İzmir Uluslararası Mizah Festivali’ne katıldım.

Turhan Selçuk, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz gibi usta isimlerin anıldığı festivali takip etmek keyifliydi. Ali Nesin, festivalin açılışında babası Aziz Nesin’i eğlenceli bir şekilde anlattı.

Mizah tarihçisi Turgut Çeviker ile araştırmacı Sabri Koz’u da tanıma fırsatı buldum.

Koz kültür dünyamızın en önemli isimlerindendir, eski yemek tarifleri, hikayeler, türküler hakkında önemli derlemeleri vardır.

Kendisinden Nasrettin Hoca’yı dinlemek keyifliydi. Mehmet Esen’in “Meddah” oyununu yeniden izleme fırsatı da buldum. Gülmek ve güldürmek ciddi bir iştir, bir kez daha anladım.

Festivalde ayrıca “Bir İstanbul Beyefendisi: Abdülcanbaz”, Turgut Çeviker’in küratörlüğünde “Çizgi Kahramanlar” ve Cengiz Özek’in “Gelenekselden Çağdaşa Karagöz” sergilerini gezmek de iyi bir deneyimdi.

Festivalin Vecdi Sayar’ın yönetmenliğinde olması önemliydi.

Kendisine ve ekibine tebrikler, alkışlar...

Dünyayı değiştiren beyinler

Yazının Devamını Oku

Ahmet Özhan’la sohbete davet

Elimdeki kitabın adı, “Ayrılık Yaman Kelime” ve alt başlığı “Bir A.Ş.K. Hikayesi”.

A, Ş ve K harfleri Ahmet Özhan’dan geliyor. Onun gerçek isminin baş harfleri...

Ahmet Şükrü Katıöz olarak doğup Ahmet Özhan’a dönüşen bir sanatçının hikayesini anlatan kitabın başrolünde aşk var.

Ama hepsi bu kadar değil elbette...

Ahmet Özhan’ın gazeteci Ahmet Tezcan’ın sorularına verdiği cevaplardan oluşan kitap dolu dolu!

Özhan’ın musiki eğitimi aldığı ve birlikte çalıştığı büyük müzisyenler, genç yaşta şöhreti yakalaması, fırtınalı Maksim Gazinosu yılları, 
yakışıklı olmasının da etkisiyle Yeşilçam’a geçişi ve sinema filmleriyle seyirci karşısına çıkışı, gençlik çağındaki gönül maceraları, evlilikleri, hiç istemediği biçimde bir magazin figürü olarak konumlandırılışı, bu konumlandırılmaya isyan ederek tasavvuf yolunu seçmesi ve olgunluk çağı... Okurken kendinizi bu büyük sanatçıyla baş başa bir sohbetin içinde bulacaksınız.

Polisiye tutkunlarına müjde

Dark İstanbul Medya Grubu tarafından temmuzda çıkarılan ve büyük ligi gören “Dark Polisiye” birinci kitaptan sonra ikincisi yayına hazırlanıyor.

Yazının Devamını Oku

Çocuk edebiyatında gizli bir hazine

Sinema ve çocuk kitapları yazarı Haktan Kaan İçel, çocuk ve gençlik edebiyatı alanında eser vermeye devam ediyor. Kendisine bu hafta sevdiği bir çocuk kitabını sordum, işte yanıtı:

“‘Dinkin Dings’ modern çocuk edebiyatının en gizli saklı harikalarından biri. Çocukların hayal gücünü besleyen ve korkularıyla yüzleşmesini sağlayan hikayesiyle keyifli okuma zamanları vaat ediyor. Guy Bass’ın üslubundaki muzip dil yaratılan korku konseptinin içinde komedinin de baskın olmasına sebep oluyor. Kitabın harika çizimlerle desteklendiğini de belirtmek gerekiyor. Siyah beyaz estetiği son derece düzeyli kullanılmış. ‘Balık Adamların İntikamı’nın favori çocuk kitabım olmasının sebeplerinden biri de yetişkinlere de hitap edebilmesi ve eğlenceli vakit geçirtmesi diyebiliriz.”

Genç bir ressamla tanışın

Geçen haftaki Antalya gezimde genç bir ressamla daha tanışma fırsatı buldum: Damla Çetinkaya. Resme olan yatkınlığını fark eden resim öğretmeni sayesinde Antalya ATSO Güzel Sanatlar Lisesi resim bölümünden mezun olmuş. Sonrasında Eskişehir Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi resim bölümünde eğitimini tamamlamış. Umarım en yakın zamanda İstanbul’da kişisel bir sergisi olur. Genç ressam, kendi resimlerini bakın nasıl anlatıyor:
“Eğitimim boyunca insanların kendine ait karakterleri ve değişkenlikleri, kültür motifleri dikkatimi cezbetmiştir. Ben de bir göçmen olarak ailemde birçok kültürü barındırdığımı fark ettim. Bu da değişken kültürleri barındırırken ne kadar iç içe kolektif bir bellek oluşturduğumuzu gösterdi.”

Yeni bir kitap

Atilla Dorsay’ın yeni kitabı “Irkçılığı Gördüm, Tanıyorum” adını taşıyor ve yazarın 1980’lerden günümüze yazdığı, ırkçılığın her türüne karşı çıkan yazıları içeriyor. Kitabı Varlık Yayınları basacak, vaktiyle Dorsay’ın ilk kitaplarını basmış yayınevi. Irkçı milliyetçiliğe karşı tam zamanında gelen bu kitabın önsözünü ise ünlü yazar Oya Baydar yazmış.

Yazının Devamını Oku

Demokrat Parti’nin serüveni bu kitapta

Araştırmacı yazar Turan Akıncı’nın Remzi Kitabevi’nden yayınlanan yeni kitabı ilginç bir dönemi anlatıyor: Demokrat Parti’nin 1945-1960 arasındaki dönemi. Partinin öncülerinin o dönemde tek parti olan CHP’den kopuşu, seçimlerde ezici bir çoğunlukla iktidar oluşu ve 1960 askeri darbesi...

Ayrıca dönem içinde halkevlerinin kapatılması, Vatan Cephesi’nin kuruluşu, 6-7 Eylül olayları, kimi tarihsel yapıların yol açmak kaygısıyla yıkılışı da belgeleriyle günışığına çıkarılıyor.
Araştırmacı yazar Turan Akıncı, 27 Mayıs darbesiyle sonuçlanan 10 yıllık Demokrat Parti dönemini ilginç siyasal ve sosyal gelişmeleriyle birlikte kaleme almış, okunmaya değer...

Sabrın, cesaretin, umudun hikâyesi

VakıfBank Kültür Yayınları’nın (VBKY) edebiyat kitaplığı yeni eserlerle genişlemeye devam ediyor. Eğitimci ve yazar William Howard Armstrong, ilk kez 1969 yılında yayımlanan “Sounder” eseriyle okura “merhaba” diyor.
Yayınlanmasından kısa bir süre sonra “Sounder”, Birleşik Devletler’de çocuk edebiyatı için verilen en prestijli ödüllerden John Newbery Madalyası ve Lewis Carroll Edebiyat Ödülü’nü kazanıyor.
1930’lu yıllarda Amerika’da köleciliğin ardından gelen “ortakçılık” isimli bir tarım sisteminde varoluş mücadelesi veren bir ailenin hikâyesini konu alıyor.

Yazının Devamını Oku

Dijital roman projesi

Instagram’da dolaşırken şans eseri “rabiacananerenler” isimli bir sayfaya denk geldim. Önce profil resmi dikkatimi çekti.

Renkli gözlü, soğuk bakışlı bir yüz. Şaşırdım.
Sonra sayfanın gerçek birinin Instagram sayfası değil bir tür dijital roman projesi olduğunu fark ettim.
Profilde, “Paralel evrenden gelen kızın maceraları” yazıyor.
Olay örgüsü, belgeselle fantastik öğeleri birleştiren türden. Örneğin, Rabia’ya, Türkiye’de idam edilmiş son kadın olan Kadriye Partici’nin hayaleti musallat oluyor.
Her bir bölümü bir Instagram paylaşımından oluşan macera, amatör insanlar tarafından seslendiriliyor.
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü”ne de göndermeler var.
Bir Instagram sayfasının roman biçiminde kullanımı, zamanın ruhuna çok uygun.

Yazının Devamını Oku

Aşk bazen koşmak ister

Yıllar önce yazar Mehmet Coşkundeniz’le Posta gazetesinde birlikte çalışmıştık. Geçtiğimiz günlerde kendisinden güzel bir haber aldım.



“Sen Git Aşk Bana Kalsın” ve hemen arkasından yeni yazılar eklenmiş “Aşk Bize Yakıştı”, Nemesis Kitap’la birlikte yeniden yayımlanıyor. Coşkundeniz bakın nasıl anlatıyor:
“17 yıl sonra bu kitapları yeniden basmaya karar verdiğimizde dayandığımız en önemli nokta yazıların zamana ve mekana bağlı olmamasıydı.
İletişim şekil değiştirmiş olsa da duygular aynı. Yine kavuşamayanlar, acı çekenler, hayal kırıklığı yaşayanlar var.
Yine mutluluğu bulanlar, aşk nedeniyle bulutların üzerinde uçanlar, sevenler, sevilenler, dillere düşmüş sevdalar var. İstiyorum ki, okuyucular bir gün kendini anlatmak istediğinde bu kitapları eline alsın, bir yazı seçip okusun karşısındakine.
İstiyorum ki, ne olursa olsun duygularını dinlemekten, anlatmaktan vazgeçmesinler.”

Yazının Devamını Oku

Ankara Film Festivali bir sinema şöleni

Geçen hafta, Türkiye’nin köklü festivallerinden Ankara Uluslararası Film Festivali’ndeydim.

Festivali düzenleyen Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı Başkanı İrfan Demirkol, tüm başarılarına inat mütevazı bir karakter.
Düzenlediği festival Türk sinemasına destek veriyor ve izleyiciyi dünya sinemasının seçkin örnekleriyle buluşturuyor.
Festivalde izleme şansı bulduğum Çağıl Bocut’un yönetmenliğini yaptığı ilk uzun metraj filmi “Sardunya” psikolojik gerilim unsurları taşıyan bir hikayeye sahip.
Babalar ve evlatları arasındaki iletişimi ölüm, adalet ve etik kavramları üzerinden ele alan filmin oyuncu kadrosunda İlayda Elif Elhih, Ali Seçkiner Alıcı, Evren Duyal, Zeyno Eracar, Tansu Biçer ve Ahsen Eroğlu yer alıyor.
Sabırsızlık Zamanı
Festivalde görüşme fırsatı bulduğum, oyuncu ve yönetmen Aydın Orak’ın yazıp yönettiği “Sabırsızlık Zamanı” filmi dünyanın büyük film festivallerinden Varşova Film Festivali Ana Yarışma’ya seçilmiş.
Oyuncu kadrosunda İştar Gökseven, Pelin Batu, Feride Çetin, Ali Seçkiner Alıcı ve Rıza Sönmez’in yer aldığı film Antalya Altın Portakal Film Festivali Film Forum Work in Progress Platformu’nun “En İyi Film” ve “Başka Sinema Dağıtım Ödülü” olmak üzere iki ödülle ayrılmıştı.

Yazının Devamını Oku

Yayıncılık konferansı 11. yılında

Yıllık yayıncılık konferansı Zeynep Cemali Edebiyat Günü, kitaplara ve edebiyata emek verenleri yeni bir gündemle, çevrim içi olarak bir araya getiriyor.


13 Kasım’daki çevrim içi buluşmanın kayıtları sürüyor.
Günışığı Kitaplığı’nın düzenlediği, Türkiye Yayıncılar Birliği’nin desteklediği konferansa; kitaplara yaratıcı emek veren yazar, editör, çevirmen ve sanatçılar, yayınevi çalışanları, telif ajansları, kitapçılar, dağıtımcılar, e-ticaret firmaları, dijital çözüm firmaları, tedarikçi firmalar, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları, kütüphaneler ve medyadan yetkililer katılıyor.
Konferansın açılış konuşmasını, edebiyatımızın çok sevilen şairlerinden
Birhan Keskin, kapanışını da Nobel ödüllü dünyaca ünlü yazar Orhan Pamuk yapacak.
Yayıncılığımızın
gelişmesi, standartlarının yükselmesi için bu tür konferanslar önemli.

Yazının Devamını Oku

Enerji dolu bir festival!

Geçen hafta Malatya İnönü Üniversitesi’nin düzenlediği Kısa Film Festivali oldukça keyifliydi. Yöneticileri, öğrencileri, güneşin enerjisini taşıyan sanatçılarıyla birçok festivalden farklıydı.


Ünlü sinema yönetmeni merhum Halit Refiğ’in eşi Gülper Refiğ’le karşılaşmak bana çok iyi geldi.
Gülper Refiğ, “Halit Refiğ Sineması”nı anlattı, eşinin yarım kalan projeleri olduğunu ve bunları tamamlamak istediğini dile getirdi. Festivalde oyuncu Arzu Yanardağ’a da rastladım.
Bakın neler söyledi: “İnönü Üniversitesi Kısa Film Festivali’nde jüri üyesi olmaktan onur duydum. Malatya’da olmaktan büyük keyif aldım. Daha önceki gelişlerimde çok fazla gezme fırsatım olmamıştı. Bu sefer şehri doya doya gezdim. Tarihi, lezzetli yemekleri, sıcakkanlı insanlarıyla Malatya’nın yeri çok başka. Festivalde emeği geçen herkese teşekkür ederim.”
Festivalden eve dönerken güneşin ve sanatın enerjisini beraberimde taşıyordum.

Notaları bilen ağustos böceği

Müziğin dilinden anlayan, notaları bilen ağustos böceği, bildiklerini acemi çobana öğretmeye hazır. Böylece çoban, koyunlarıyla iletişim kurarken müzikten faydalanabilecek.

Yazının Devamını Oku

Ankara’nın yazarları bu kitapta

Kitaplarında okura bambaşka dünyalar kuran edebiyatçıların bunu nasıl yapabildikleri hep merak konusu olmuştur. Okur çok sevdiği bir romanı, bir öyküyü yazarın ne düşünüp nasıl kurguladığını, nasıl yazdığını, nerede yazdığını ve nereyi yazdığını merak eder.

İşte Esme Aras da bu merakına yenilmiş ve tek tek yazarların kapısını çalmış. Onlarla bu soruların yanıtlarını almak üzere söyleşiye oturmuş. Sohbetin merkezinde edebiyat var ama mekan olarak da Ankara.

Pastaneleri, lokantaları, sinemaları, parkları ve sokaklarıyla birer anı sığınağı Ankara’yı...
“Yaz’Ankara” kitabında genç edebiyatçılarımızdan ustalara kadar pek çok isimle yapılmış röportajlardaki bazı isimler: Pınar Kür, Erendiz Atasü, Necati Tosuner, Nazlı Eray, Feyza Hepçilingirler, Gülten Dayıoğlu, Cemil Kavukçu, Atilla Şenkon, Ayten Kaya Görgün...
Edebiyatçılarla söyleşi yapınca da ortaya yine bir edebiyat eseri çıkıyor haliyle. Yaşar Kemal’in dediği gibi “Röportajı bir edebiyat dalı saymak ne, röportaj bal gibi edebiyattır.” Esme Aras da bu röportaj ustasına yakışır bir iş yapmış.

Türkiye Yayıncılar Birliği’nde yeni dönem
Geçtiğimiz günlerde Türkiye Yayıncılar Birliği’nin genel kurulu yapıldı. 2021-2023 dönemi yönetiminin oylandığı kurulda, editör Nazlı Berivan Ak genel sekreter olarak yönetimde göreve başladı.

Yazının Devamını Oku

‘Asma Yaprağı’ kitap oluyor

Alaçatı’nın en bilinen resto-ranlarından Asma Yaprağı’nın öyküsü kitap olacak. Restoranın işletmecisi Ayşe Nur Mıhçı’nın kaleme alacağı kitap, görsellerden, tariflerden, hikayelerden oluşacak.



Ayşe Nur Mıhçı, bakış açısı yine başrolde. Ege’nin kültürünü, Egeli bir aileden dinlemek ve buradan çıkan yemekleri tatmak şahane bir deneyim olacak. Söz konusu yemeklerin büyük bir kısmı yazarın ailesinden gelen tariflerden oluşuyor.
Ayşe Nur Mıhçı, 15 yıl önce geldiği Alaçatı’da mutfağımızın, evimizde pişirdiğimiz yemeklerin eksikliğini hissetmiş.
Oğlu Kerem Mıhçı ile Asma Yaprağı’nı açmışlar. Ege mutfağının hem bildiğiniz, hem de belki hiç duymadığınız tatlarını derleyen Ayşe Nur Hanım’ın kitabını sabırsızlıkla bekliyorum.
Ayrıca bir zamanlar çoğumuzun evinde yer alan otantik yorganları, şimdi de Asma Yaprağı’nın kütüphanesinde görmek şahane.
Kütüphanede yorgan fikri Ayça Sarc’a ait.

Yazının Devamını Oku

Altın Portakal iyi geldi

Yaratıcısı ve senaristi olduğu “Alef” dizisiyle dikkat çeken Emre Kayiş’in yazıp yönettiği ilk uzun metraj film olan “Anadolu Leoparı”nı Antalya’da izledim. Filmi sevdim çünkü “Anadolu Leoparı”, soyu tükenmekte olan yaşlı leoparın hüzünlü kaderinden hareketle, onunla yazgı birliği içinde olan insanların duygu dünyasını ortaya koyuyor. Uğur Polat müthiş bir oyuncu, hakiki bir yetenek. Onun yalnızlığına kapılmamak imkansız.



“Ulusal Uzun Metraj Yarışma” filmlerinden “İki Şafak Arasında”yı çok sevdim çünkü yönetmen Selman Nacar filmde, babasının iş yerinde yaşanan kazanın ardından Kadir’in yaşadığı 24 saatlik süreci 'vicdanlı' bir şekilde anlatmayı başarmış.
Geçen hafta Tayfun Pirselimoğlu imzalı “Kerr” filminden bahsetmiştim.
Filmi izledikten sonra bir kez daha yanılmadığımı gördüm çünkü edebi tatta yapılan her film sizi kendi kuyunuzdan çıkarmaya yardımcı oluyor. Filmi izlerken, yazarın romanlarını hatırlıyorsunuz. Sıradan insanların dertleri ilginizi çekiyorsa bu filmi izleyin derim. Yoğun, duygulu ve disiplinli bir oyuncu olan Jale Arıkan’ı filmde görmek heyecan vericiydi.

Doğamız olmazsa olmaz

Hüseyin Çağlar İnce, turizmde doğa farkındalığı yaratmak üzere sektörün önde gelen kuruluşlarıyla birlikte ürettiği projelerle sürdürülebilir turizm adına misyon yüklenen bir yazar. Kendisiyle Antalya’da tanıştım.

Yazının Devamını Oku

“Kayıp Sembol”ün dizi uyarlaması gösterimde

Dünyaca ünlü yazar Dan Brown’ın çok satan romanı “Kayıp Sembol”den uyarlanan televizyon dizisi “The Lost Symbol Peacock” izleyicilerle buluşuyor.

Dan Brown kitaplarının en sevilen kurgu karakterlerinden Robert Langdon’ın gençlik yıllarında geçen dram-gerilim türündeki dizide, Langdon karakterini Ashley Zukerman canlandırıyor.
Aksiyon ve maceranın bir an olsun eksik olmadığı “The Lost Symbol”, kaçırılan yakın arkadaşı Peter Solomon’u kurtarmak için saklı kalmış tarihin ve o güne dek görmediği yerlerin gizli dünyasında inanılmaz bir gerçekle yüzleşmesi gereken simge bilim profesörü Robert Langdon’ın hikayesini anlatılıyor.

Antalya’da en çok merak ettiğim film

58. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde biletler satışa çıktığı ilk gün 7 saat içerisinde tükendi. Antalya halkının yoğun ilgi gösterdiği festivalde, Türkiye’de ilk gösterimleri yapılacak “Ulusal Uzun Metraj Film Yarışma” filmleri için AKM Aspendos Salonu’nda yeni gösterim seansları açıldı. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en çok merak ettiğim filmlerden birisi “Kerr”. Geçenlerde filmin yönetmeni Tayfun Pirselimoğlu’nu aradım, kendisi Atina’daydı. Edebiyat uyarlaması çekmek hiç kolay değil. Filmdeki Can karakteri, babasının cenazesine giden, orayı da bir türlü terk edemeyen bir karakter. Film, büyük ölçüde romana yaslanıyor. Can, bir suçla itham edildiğini öğrendiğinde dehşete kapılır ve kasabadan kaçmaya karar verir. Bu arada Pirselimoğlu’nun “Malihülya” romanı yakında Yunanca yayımlanıyor, yolu açık olsun.

Kurtuluş Savaşı külliyatına önemli bir katkı

Kurtuluş Savaşı’yla ilgili roman sayımız yeterli değil ne yazık ki. Turgut Özakman’ın “Şu Çılgın Türkler”i başta olmak üzere çok değerli eserler ancak bir elin parmakları kadar. İstiklal mücadelemize odaklanan gazeteci Mehmet Uluğtürkan’ın yazdığı Doğan Kitap’tan çıkan “Madalyasız” ve İnkılap Kitabevi’nden çıkan “Kayıp Sancak” bu yönde Türk edebiyatına kazandırılmış iki güzide eser oldu. Çıkmasının üzerinden henüz iki ay geçmeden “Kayıp Sancak”ın beşinci baskıya ulaşması okurun bu alana olan ilgisini gösteriyor.

Yazının Devamını Oku

Ünlü ressamın yaşam hikayesi

Resim sanatının Don Kişot’u Zahit Büyükişliyen’in yaşamı, “Yel Değirmenlerine Karşı” adlı kitapta yakında okurla buluşuyor.

Ünlü ressam, eğitimci Prof. Dr. Zahit Büyükişliyen’in zorluklar ve başarılarla dolu yaşamı, kızı Burçak Büyükişliyen Gönül tarafından kaleme alındı.
Okurken Türk resim sanatının gelişimine de tanıklık edeceğiniz “Yel Değirmenlerine Karşı”, nitelikli bir eser.
Bugüne kadar 17 ödüle layık görülen, açtığı sayısız kişisel serginin yanı sıra, pek çok uluslararası sergide yer alan Zahit Büyükişliyen’in kamuoyunun tanıdığı ve tanımadığı pek çok kişiyle kesişen yaşam hikayesi, zengin bir biyografik roman olarak sunuluyor.
Kitap, Medine’de başlayıp Mersin, İskenderun, İvriz, Brilon, Iserlohn, Weilersbach, Kassel ve Ankara’da geçen, İstanbul’da devam eden bir serüven aynı zamanda.
1980 döneminde, özgür bir sanat eğitimi vermeye çalışan Zahit Büyükişliyen’in öğretim üyesi olarak yaşadığı zorluklar, kaynayan kazan durumuna gelen üniversitelerdeki iç çekişmeler, haksızlıklar bu kitapta gözler önüne seriliyor.

Kamu diplomasisine dair her şey

Doç. Dr. Emrah Aydemir, günümüzün en üretken yazarlarından biri.

Yazının Devamını Oku

‘Emeğin Sineması: Karanlıkta UyananlaR BELGEsELİ

Filmleri sinemada izlemekten yanayım. Adana Altın Koza Film Festivali pandemiye rağmen büyük bir boşluğu doldurmayı başardı.


Beyazperdede çok iyi filmler izledim. Ebru Özyurt’un doktora tezi kapsamında çektiği “Emeğin Sineması: Karanlıkta Uyananlar Belgeseli” festivalde izlediğim en özgün belgesellerden oldu.
Vedat Türkali ve Ertem Göreç işbirliğinin ürünü olan “Karanlıkta Uyananlar” yapım ve üretim süreçleri ile geleneklerin tamamen dışında bir örnek.
Ertem Göreç, genç yaşta sinema endüstrisi içinde çalışmaya başlamış bir emekçi olarak aynı zamanda Türk sinemasındaki ilk sendikalaşma girişimlerine de öncülük etmiş. Filmin çekimleri devam ederken ekibin dayanışmasını, sendikalar arası dayanışmayı, sinema emekçilerinin hem filmde hem de gerçek hayatta sendikalaşmasını izliyoruz.
Sine -İş sendikasının kuruluş hikayesi, filmin yapım süreci ile sonrasında yaşananlar, film ekibinin kolektif çalışma tarzı irdelenmiş ve 1960’lı yıllarda yaşanan toplumsal değişimin Türk sinemasındaki yansımalarının izi sürülmüş. Belgeselin seslendirmesini Ebru Özyurt’un televizyoncu kardeşi Ahu Özyurt yapmış. Umarım bu özgün belgesel televizyonda da gösterilir.

Adana’da beni kalbimden vuran filmler

Sen Ben Lenin, Yönetmen: Tufan Taştan

Yazının Devamını Oku

Bir sanat şehri ORDU

Kültür sanat eksenli gezilerimi hızla sürdürüyorum. Geçen hafta sonu da Ordu’daydım. Ordu bir sanat şehri olmayı başarıyor. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’e yaptıkları çalışmaları sordum:


“Hemşehrilerimiz tiyatrodan şiire, romandan resme kadar sanata çok düşkünler. Dolayısıyla onlar için böyle bir çalışmayı hayata geçirmeyi de uygun gördük. Şimdi herkes kendi tuvalini ve boyalarını getirerek resimlerini yapıyor. ‘Düşünen, üreten, yarışan Ordu’ diyorduk. Şimdi resimde de yarışacağız. Bunları düşündük, ürettik şimdi yarışarak Ordu’nun güzelliklerini tüm dünyaya tanıtacağız. Böylece bir sektör de oluşsun istiyoruz. Burada resimlerini yapanlar aynı zamanda satabilecekler.



Başta tiyatro olmak üzere kültür sanat faaliyetleri bizim olmazsa olmazımızdır.
Ben de sanatçı ruhu taşıyan bir babanın evladıyım.
Bu sebeple kültür sanat faaliyetlerine ayrı bir önem veriyorum. Görev yaptığım süre içerisinde pek çok tiyatro oyunu sahneye koyduk.

Yazının Devamını Oku