Paylaş
Yönettiği 1986 yapımı “40 Metrekare Almanya”yı hatırladım. 40 m2’lik daracık bir alanda ve az sayıdaki oyuncuyla bu kadar iyi iş bir çıkaran kaç yönetmen var ki? Sonrasında bu önemli yönetmenle gezilerimizi de konuştuk.

Filmi düşünürken, Almanya’yı çok sevdiğimi bir kez daha anladım.
Özay Fecht ve Yaman Okay’ın başrollerini paylaştığı film, küçücük bir evde geçiyordu. Göçmenlik, baskı ve iletişimsizlik temalarını anlamlı bir şekilde işliyordu.
Bu arada Özay Fecht Berlin’de yaşamaya devam ediyor, kritik bir hastalık atlattı, tekrar geçmiş olsun. Yaman Okay, “Bizimkiler” dizisindeki ‘Nazım’ı 1993 yılında kaybetmiştik. Büyük sanatçılar ölmez, değil mi?
Filmler yaşatır...
Nisan ayında Can Yayınları
◊ Zülfü Livaneli, “Balıkçı ve Oğlu”nda hem bir ailenin hem de bir ülkenin yakın tarihine ışık tutuyor.
Şiirsel dili ve güçlü imgeleriyle öne çıkan roman, aile bağları, aşk, kadın dayanışması, ekoloji, göç ve doğa üzerine çağdaş bir anlatı.
“Balıkçı ve Oğlu”, Can Yayınları etiketiyle yeniden yayımlanıyor.
◊ Ertuğ Uçar’ın kaleminden “Ormanda Kaybolmak”, yazarın kendi dünyasına ait kavramlardan, kendisine özgü kurguladığı “hayali” bir sözlük fikri üzerinden hareket ediyor.
Uçar, “Ormanda Kaybolmak”ta okuru bir anlam arayışına değil içten bir sohbete, meraklı bir karşılaşma ânına, eskizler üzerinden bir oyuna; sözcükler, öyküler ve çizgilerin ormanında bir gezintiye davet ediyor.
◊ Can Göknil, öykü kitabı “Gelişigüzel”de bütün dikkati, heyecanı, yaratma arzusuyla umut dolu bir dünya düşlüyor.
Dünyaya nefretle değil sevgiyle, öfkeyle değil sağduyuyla, hayal kırıklığıyla değil umutla bakanlar, bu öykülerde kendilerine yeni bir direnme alanı buluyor.
◊ Lev Tolstoy’un tamamlayamadığı romanı “Dekabristler” 1825’teki başarısız Dekabrist Ayaklanması’nın hemen sonrasından başlayarak, Rus aristokrasisinin içinden çıkan devrimci subayların ve ailelerinin yaşadığı ahlaki ve insani çözülmeyi konu alıyor.
Tolstoy, “Dekabristler”de isyanın kendisini değil; bu isyanın ardından gelen sürgün, bekleyiş ve iç hesaplaşma sürecini aktarıyor.
Bu önemli kitapta, nisan ayında Can Yayınları tarafından yayımlanacak.
Dikey Devinim
Çağdaş Çin edebiyatının dikkat çekici ve yenilikçi isimlerinden Can Xue, Dikey Devinim’le ilk kez Türkçe’de.
Rüya gibi atmosferlerde, gerçekle hayalin birbirine karıştığı, gündelik hayatın içinden olmasına karşın içinde bir nebze tuhaflık barındıran bu öykülerde yazarın doğayla kurduğu bağ da önemli bir yer tutuyor.
Nobel Edebiyat Ödülü için en güçlü adaylar arasında gösterilen Xue’nin öyküleri, zamanı, mekânı ve “normal”i bükebiliyor.

Kütüphane yollarda, kitaplar kapınızda!
Dünyaca ünlü sanatçılar Davide Cali ve Sébastien Pelon’dan sıcacık, neşeli bir resimli öykü.
Emekli bir öğretmen, üç tekerlekli kütüphanesiyle uzak kasabalara yalnızca kitaplar değil, yeni dostluklar, sevinçler ve beklenmedik anlar da taşır.
Okumanın, paylaşmanın ve öğrenmenin dönüştürücü gücünü hatırlatan, Akdeniz renkleriyle bezenmiş öykü, her yaştan okuru kitapların olağanüstü dünyasına davet ediyor.

Cumhuriyet’in Kalemi Yunus Nadi
Yunus Nadi, Cumhuriyet’in kuruluşuna kalemiyle eşlik eden, gazeteciliği bir meslekten öte bir inanç, tarihsel bir sorumluluk olarak gören bir kuşağın temsilcilerindendi.
Osmanlı İmparatorluğu’nun çözülüşünden Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan tarihsel dönüşümün canlı bir tanığıydı.
Kitap, torununun kaleminden, mektuplar, tanıklıklar ve kişisel hafıza eşliğinde, kendinden söz etmeyi sevmeyen ama yaşadığı çağın tam ortasında duran bir gazetecinin hikâyesini anlatıyor.

Yazar:
Emine Uşaklıgil
Editörler:
Adalet Çavdar, Hasan Hayyam Meriç
Hakiki Adana mutfağı: Çilingir Sofrası
Bağdat Caddesi’nde bulunan, Adana mutfağını yansıtan bir mekân buldum:Çilingir Sofrası.

Adanalı ustaların çalıştığı, Adana’dan getirilen ürünlerle farkını gösteren bir yer. Daha çok meze ağırlıklı ve sohbet odaklı bir deneyim sunuyor. Adana kebabı, lahmacun, şalgam ve çeşitli meze çeşitleri lezzetli.
Etler Adana’dan getiriliyormuş. Mezeler arasında memdo, zukka, köz biberli sarma ve Ege karması öne çıkıyor.
Şalgam suyunu özellikle tavsiye ediyorum.
Kim ne okuyor?
∆ Fatma Barbarosoğlu, Gazale Alizade’nin “İdrisîlerin Evi” adlı eserini okuyor.
∆ Rıza Kıraç, Küçük İskender’in “Waliz Bir” adlı eserini okuyor.
∆ Turan Akıncı, Bülent Atalay’ın Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin “Siyasi Faaliyetleri (1908-1923)” adlı eserini okuyor.
∆ Cumhur Canbazoğlu, Atillâ Dorsay’ın “Hayatımızı Değiştiren Filmler 2020-2025” adlı eserini okuyor.
Paylaş