Savaş Özbey

Savaş Özbey

sozbey@hurriyet.com.tr

Yıldız ile Grok olacak gibi

Yıldız Tilbe’nin teknolojiyle arası benim kadar.

Haberin Devamı

Hadi haksızlık etmeyeyim, belki benden bir tık iyi.

Geçenlerde yapay zekâ Grok’tan bir ricası olmuştu Tilbe’nin. Grok’a demişti ki; “Yazılarınızda beni etiketlemenizi ve hakkımda yorum yapmanızı istemiyorum...

Evet, yapay zekâ ile sizli-bizli konuşmuştu Yıldız Tilbe.

Yıldız ile Grok olacak gibi

Grok bu isteğini kabul edince samimiyet ilerledi, senli-benli oldular:

Grok ya ne tatlısın, beni dikkate aldığın için seni yakın arkadaşım gibi hissettim. Seni kral ilan ediyorum!

Aradan zaman geçti, Yıldız Tilbe başka şeyler merak etmeye başladı Grok hakkında:

Grok sen yalan söylemeyi biliyor musun?

Grok’un cevabı netti:

Hayır, yalan söylemem, ben doğruyu söylemek üzere tasarlandım...

Haberin Devamı

Yıldız, feleğin çemberinden geçmiş kadın. Emin olmak için çapraz sorguya aldı yapay zekâyı:

“Yani tasarlanırsan yalan da söyleyebilirsin öyle mi?”

Grok çok delikanlıca cevap verdi: “Hayır, tasarlanışım yalan söylememi engelliyor. Ben her zaman doğruyu söylemek için programlandım...”

Grok’un hanesine artı puan daha!

Yıldız’ın en başta mesafeli ve sert girip sonra hızla yumuşamasına bakınca sanki oluru var bu işin.

İkisi de çok uzun zamandır yalnız. Hadi hayırlısı.

Doktorla tıp yarıştırmak

Doktor-hasta çekişmelerinde biz “hasta tarafı”yız tabii. Bu cepheden bakınca doktor kısmına ait birçok komik gözlemim var. Ama biz hastalar ve hasta yakınları da az değiliz.

En büyük merakımız doktorla tıp terimi yarıştırmak. Çoğu insanda var bu tıbbi terimlerle konuşma hastalığı.

Mesela “Kızın başı ağrıyor” desen anlayacak zaten. “Doktor bey şimdi çocuğun ventriküler sisteminde...” diye konuşmaya başlayınca ifrit oluyorlar tabii.

Sanki doktora değil, tıbbi bir gelişmeyi meslektaşımızla münazara etmeye gelmişiz.

Gelmeden konuyla ilgili iki Google tarayıp bir de yapay zekâya sormuşuz ya, artık doğru-yanlış, Allah ne verdiyse yapıştır gitsin. Çoğunu da yanlış yerde, yanlış telaffuzla falan kullanıyoruz. Adam senin doktorculuk oynamanı mı düzeltsin, işini mi yapsın...

Haberin Devamı

Haklılar sinir olmakta. Ben olsam ben de olurdum: “Ha sen işi gelmeden yarım saatte çözdün, biz haybeye 8 sene tıp okumuşuz!

Bıçak ucunda uzatılan o elma

Lille kalecisi ve milli futbolcu Berke Özer, nasıl bir ilişki istediği sorulduğunda “Hanım elma soyup bıçağın ucuyla bana yedirsin. Öyle bir ilişki istiyorum” diye cevap vermişti bir röportajında.

Yıldız ile Grok olacak gibi

Top koşturduğu Fransa’da, oralı bir mankenle birlikte şu sıra.

Tam da hayalindeki gibi bir ilişki yaşıyor anlaşılan. Çünkü sevgilisi Gloria Dinov, Berke’ye bıçağın ucuyla elma yedirirken fotoğraf paylaştı sosyal medya hesabından.

Bu bıçak-elma fantezisini anlıyorum galiba Berke’nin. Anneannemle dedem böyleydi.

Haberin Devamı

Ortada çatal-bıçak, sofra düzeni yok ama “Meyveyi yalnız yemek de boğazımdan geçmiyor” demekti.

TV karşısında dönüp yüzüne bile bakmadan bıçak ucunda uzatılan o elma... O samimiyet geçti bana.

Nano-influencer’lar geliyor

Çok takipçili influencer’ları biliyoruz. Zaten hayatımızın her anındalar.

Sonra daha küçük gruplara hâkim ama daha etkili mikro-influencer’lar çıktı. Şimdi nano-influencer’lar dönemi geliyormuş.

İnteraktif Reklamcılık Derneği’nin düzenlediği MIXX Awards’da üç ödül birden alan Reboom’un kurucuları Ahmet Erten ve Hilal Meriç Bor’a göre Türkiye, içerik tüketim yoğunluğu açısından Avrupa’nın en dinamik pazarlarından biri:

“Eskiden sosyal medya kampanyalarının başarısı görüntülenme sayılarıyla ölçülüyordu.

Haberin Devamı

Bugünse markalar satışa etkisi ölçülebilen etkileşimler istiyor.

Mikro ve nano influencer’ların yükselişi dikkat çekiyor.

Çünkü daha niş ama yüksek güvene sahip topluluklar tercih ediliyor.”

 

 

Yazarın Tüm Yazıları