GeriSavaş ÖZBEY Yazı güzelleştirecek 60 yeni şey
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yazı güzelleştirecek 60 yeni şey

Koca ramazanı yedik, bayrama ramak var. Önümüz tatil, güneş, seyahat... Plaj, kum, sefahat... Bildikleriniz cepte dursun, buyurun size 2016’dan Türk sahillerine yeni vuranlar, karpuz kabuğunun yüzme arkadaşları, denizle mehtabın iki sayfada sezon hediyeleri, stilden spora, televizyondan tiyatroya uzmanların seçtikleri, önerdikleri...

1 -  İSTANBUL

KİLYOS’TAN IBİZA OLUR MU?

 

Yılların Solar Beach’i el değiştirdi, değiştirmekle de kalmadı, ‘Karadeniz’ kıyısında Ibiza hallerine boyandı...

 

Deniz zaten vardı, güzel bir sahili de... Bu yaz üstüne kulüp, nargile kafe, su sporları, VIP localar, sörf okulu, Alaçatı adında bir restoran, Karpuz Kafa manavı, Karaköy Cano Snack Bar, plaj jakuzileri ve parti havuzu eklendi. Kilyos’taki Solar Beach, kuzeye bakan yüzünü, batıya, Ibiza’ya çevirdi çok da iyi etti. Şehir merkezine sadece bir saat mesafede, riviyera rüzgârları esiyor; ilginize, bilginize...

 

Radarınızda olsun


İzaka Havuz: Taksim’deki Park Hotel’in tepesindeki İzaka Restaurant’ın bu yıl açılan havuzu, insana Boğaz’daki bir beach club’da hissettiriyor. Ama yemekler sahil atıştırmalığı değil, dünyanın her yerinden rafine lezzetler.

 

Yada Beach: Büyükada’nın bakir koyu Virabağ’daki beach club, bu yıl akşamüstleri happy hour partilerine başladı.

 

2- BODRUM

 

Beach Savaşları

 

Şu anda bulunduğum nokta, Hande Yener’in ortak olduğu Donna Sebastian Beach’in en ucu. Arkamda gördüğünüz plajsa Yener’in geçen sene Berksan’la birlikte işlettiği Çilek Beach. Geçen yılki ortaklık bozuldu; anlaşılan o ki Berksan bu sene Demet Akalın’la işler yapacak. Eğer öyle olursa, iki büyük ‘pop kuma’ birbirleriyle 100’er metre mesafeden rekabet yapacak...


- Yalıkavak’taki bu kapışma hızını alamadı, Gümbet’e taştı. Madem Demet, Hande’ye böyle meydan okuyor, berikinin de eli armut toplamıyor tabii. O da tuttu, Demet Akalın’ın en güçlü olduğu kalede, zırt pırt konser vediği Gümbet’te Sebastian Bar’ı açtı.


- Demeye kalmadan topa Hadise de girdi. Sebastian, Çilek ve Palmalife sıra sıra dizilmiş plajlar. Hadise de bu yaz Palmalife’ı işletiyor.


- Plaj maçında bu sene Mufla’cılar da topta. Küdür Mevkii’ndeki Xuma Beach’in hemen yanına onlar da bir tane kondurdu. Dekorasyonu şirin ve lahmacunları lezzetli.


- Hazır beach’lerden konu açılmışken, Asmalıomescit’teki Off Pera da beach işine girdi: Off Gümüşlük. Arkadaki hamaklı bahçesi çok şirin. Gündoğan’daki Moon Beach ise bu yıl Tilkicik Koyu’nda.


- Beach’ini yenileyip sezona iddialı girenlerden biri de Kuum Otel. Bu yıl akşamüstü partilerine abanacaklar.

 

Radarınızda olsun


Hâlâ: Marinaya 100 metre mesafede 500 yıllık bir motel ve bar. Bulmanız neredeyse imkânsız ama sorun, otoparkçılar falan herkes biliyor: Cool insanlar, limon ağaçlı bahçe, muhteşem kokteyller...


Gönülçelen: Gümüşlük’ün dumanı üstünde barı. Bu akşam Murat Meriç çalıyor.


Heykel selfie’leri: Sebastian Beach’in girişinde bir dükkân açıldı. Giriyorsunuz, 360 derece fotoğraflarınızı çekiyorlar, sonra o an üstünüzde ne varsa onlarla beraber 3D heykelinizi yapıyorlar. Hem de istediğiniz boyda!


EN HAVALI 5 SÜRPRİZ


- Torba’da Nikki Beach...

Avantajı: Torba gibi bakir ve güzel bir yerde olması.
Dezavantajı: Torba’nın kuş uçmaz kervan geçmez bir yer olması. 

- Göltürkbükü Blue Marlin...
Avantajı: Arkasında İbiza tecrübesi olması.
Dezavantajı: Mandarin Otel’in aşırı ciddi ve soğuk havası. 

Yalıkavak Interni...
Avantajı: Türklerin Mykonos’ta sevdiği bir yer olması.
Dezavantajı: Rekabetin tavan yaptığı Yalıkavak’ta olması.

Marina Soprano’s...
Avantajı: Bir zamanların Pasha’sı neyse şu anda o olması.
Dezavantajı: Otel lobisinden giriliyor olması.

Il Richio...
Avantajı: Santorini tarzı mavi-bembeyaz restoran ve beach club.
Dezavantajı: Göltürkbükü’nde olması. Öyle bir yer mi kaldı?

 

TİYATRO (BAHAR ÇUHADAR)


KAHKAHADAN ÖLECEĞİZ

Shirley: Mutfağına sıkıştırılmış sıradan bir kadının mizah dolu isyanını, kararlı değişimini Sumru Yavrucuk’un nefis performansıyla takip etmek isteyenlere... 19 Temmuz’da 21.00’de İzmir Bostanlı Suat Taşer Tiyatrosu’nda.

Kral, Uşak ve Ötekiler: Sahnenin son ‘komedi’ ikilisi ve pek iyi bir eşleşme olduğunu düşündüğüm Köksal Engür ve Merve Engin’den ‘krallığın altın yüzü ve tavuk poposuna’ dair bir hikâye. 13 Temmuz 20.30’da Akasya Kültür Sanat’ta, 15, 27 Temmuz’da 21.15’te Cihangir Bo Sahne’de. 

Ferhangi Şeyler: Sırf bu coğrafyada doğmuş olduğumuz için mecbur ve mahkûm olduğumuz onca can sıkıcı çelişkiye karşı bir klasik! Ferhan Şensoy 25 ve 26 Haziran’da saat 21.00’de Balıkesir Ayvalık Amfi Tiyatro’da.

 

SPOR  (UĞUR VARDAN)

Rio-Konya-Paris üçgeni

Tour de France: Dün, 188 km.’lik ilk etabıyla start verilen dünyanın en eski spor organizasyonlarından Fransa Bisiklet Turu, sporseverleri üç haftalık bir heyecana devet ediyor. 24 Temmuz’da Chantilly-Paris etabıyla sona erecek.

Rio Olimpiyat Oyunları: Euro 2016 sahneden yavaş yavaş çekiledursun bu yazın en önemli sportif faaliyeti kuşkusuz 5-21 Ağustos’taki ‘Rio Olimpiyat Oyunları’ olacak. En büyük dileğimiz doping skandallarından uzak geçmesi.

Süper Kupa Finali: Lig ve kupa şampiyonlarının (yani Beşiktaş ve Galatasaray) organizasyon, lig öncesi son ciddi provası niteliğini taşıyor. Final mücadelesi, 13 Ağustos’ta, Konya Torku Arena’da.

 

STİL (ASLI BARIŞ)

PLAJ SADECE BİKİNİYLE SALINMA YERİ DEĞİLDİR

 

◊ Bikini deyip geçme: “Bikinimi giyer, üzerime de en fazla bir pareo alırım” yaklaşımı tarih oldu. Son moda bir görünüm için üzerinize ya fistolu bir gömlek ya da püsküllü bir kimono almanız şart.

◊ Tropik ada modası: Bu sezon kollar ve omuzlarda Madonna’nın La Isla Bonita klibini aratmayan manzaralar var. Omuz dekoltesinin tavan yaptığı bluzlar, karpuz kollar, dar inip dirsekten bollaşan gömlek modelleri...

◊ Baştacı: Artık kendinizi her yerde prenses gibi hissedebilirsiniz. Küçüklüğümüzde taktığımız taçlar geri döndü. İster sade altın görünümlü ister taşlı, havalı bir görünüm için başınızı mutlaka taçlandırmanız gerekiyor.

 

TELEVİZYON (ELÇİN YAHŞİ -  EKRENALLA)

ORTA YAŞLI İNSANLAR DA YAZIN TELEVİZYON SEYREDER

◊ Bodrum Masalı: Beklenmedik bir şekilde irtifa kaybeden ve yeni hayatıyla başa çıkması gereken bir ailenin hikâyesi. ‘Survivor’ mezunu Hilmi Cem İntepe’li gençler kadrosu, Şevval Sam, Timuçin Esen ve Murat Aygen’li ‘ebeveyn kadrosu’na eşlik ederken, yaz ekranını genelde ergenlerin teslim almasından şikâyetçi olan olgun izleyiciyi de toplar. (Kanal D)

◊ Hangimiz Sevmedik: 35 yıl önce yanlış anlaşma sonucu biten bir aşkın Yeşilçam tadında hikâyesi. Can Yaman ve Selen Soyder’in yanı sıra Altan Erkekli, Gül Onat, Cengiz Bozkurt, Emre Karayel gibi usta isimler var. Adile Naşit, Münir Özkul hayranlarını toplar. (TRT1)

◊ Rising Star: Jüri koltuklarında Mustafa - Emina Sandal, İrem Derici ve Yılmaz Morgül’ün oturacağı ses yarışması, her şeyden kaçma isteğinin ayyuka çıktığı bu yaz da en çok izlenenler ve konuşulanlar arasında yer alacak. (TV8)

 

TEKNOLOJİ (PATRICK ÖZDEMİR)

Uygulama uygulama söyle bana ne kadar kalabilirim güneş altında

◊ Wolfram Sun Exposure Reference App: Bulunduğunuz lokasyona, zamana, kullandığınız koruyucunun faktörü ve miktarına göre ne kadar güneş altında kalabileceğinizi söylüyor. (iOS - 2.69 TL)

◊ Packpoint: Seyahatin cinsine ve süresine göre hangi kıyafetten ne kadar götürmek gerektiğini izah ediyor. (Android-iOS ücretsiz)

◊ Skyguide: Telefonu gökyüzüne tutuyorsunuz; takımyıldızları, gezegenleri tanımaya yardımcı oluyor. (iOS - 7,99TL)

 

 

 

X

Şahan tartışmasına nasıl bakıyorsunuz?

Şahan Gökbakar’ın Marmaris’ten yaptığı paylaşımın ardından bölgeye üç helikopter gittiği iddia edilmişti. Diğer yandan Gökbakar’ı mülkünün derdine düşmekle suçlayanlar oldu. Hızlandırılmış tur isteyenlere karşı görüşleri toparladım.

Yangın felaketinin öne çıkan simalarından biri de Şahan Gökbakar. Tam bir orman yangın gözlemcisine dönüştü.

Marmaris’ten yaptığı paylaşımın ardından bölgeye üç helikopter gittiği iddia edilmişti.

Şahan bütün bu etkileşime o kadar kaptırdı ki, ikinci bir paylaşımında artık “Buraya da iki helikopter, acil” şeklinde konuşuyordu.

Diğer yandan Şahan Gökbakar’ı bölgedeki mülkünün derdine düşmekle suçlayanlar oldu.

Özetle diyorlar ki: “Şahan’ı kahraman ilan etmek yanlış. Yaptığı yayınlarla kendi evini kurtarmanın derdinde...”

Sonra karşılıklı görüşler kayıtsız kalınamayacak bir beyin cimnastiği şeklinde uzuyor.

Yine özetle...

Yazının Devamını Oku

Yeliz: Gençlik kafasıyla bozuk para gibi harcadım yıllarımı

“Bu Ne Dünya Kardeşim”, “Yalan”, “Beni Vur”... Sesini duyunca “Ajda’dan, Nilüfer ya da Nükhet’ten ne farkı var?” diye sormadan edemiyor insan kendine. Peki kabahat kimde? Yeliz’in kıymetini bilmeyen yapımcılarda mı, kendisinde mi? O kendini suçluyor: “Kıymetini bilemedim mesleğimin. Hep öyle gidecek zannettim. Ama hiçbir zaman pişman olmadım. Yeniden doğsam yine şarkı söylemek ve Yeliz olmak isterdim.”

12 Aralık, Yay kadını... Hangisinden daha çok çektiniz: Dikkatsizlikten mi, patavatsızlıktan mı?
- Patavatsızlıktan çok çektim ya. En sonda söylenecek şeyi hep en başta söylüyorum. Dokuz köyden de kovuluyorum haliyle. (Gülüyor)
 İtalyan Lisesi’nden arkadaşınız Nilüfer’in yardımıyla çok genç yaşta sektöre girdiniz. Hayallerinizdeki gibi miydi, düş kırıklığı mı?
- O zaman biz gerçek çocuklardık. Şimdikiler gibi 15 yaşında küçük kadınlar değil. Çocuktum, aklım bir karış havadaydı. Çok erken evlilikler yaptım. Pek kıymetini bilemedim aslında mesleğimin. Hep öyle gidecek zannettim. Ama hiçbir zaman pişman olmadım. Yeniden doğsam yine şarkı söylemek ve Yeliz olmak isterdim.
Müziği tercih etmenizin hangi bedeli daha ağır oldu: Hosteslik hayalinden vazgeçmek mi, okulu
bırakmak mı?

Yazının Devamını Oku

Küllerin arasında kalanlar

Dumanlar dağılınca yaşadığımız bu felaketi unutacak, hiç ders çıkarmadan normal hayatımıza geri döneceğiz her zamanki gibi. Fakat yine de bu yangınların kısa sürede hafızalarımıza kazıdığı ve bir daha asla çıkmayacak kareler var. İşte onlardan bazıları...

Bodrum’da halkın seferberliği

Bütün Türkiye gibi Bodrum ahalisi “tekciğer” oldu felakette.
Korsan taksiler bile bölgeden insan tahliye etti.
Bırakın özel tekneleri, tur teknelerini, jet-ski’ler karşı kıyıdaki toplanma noktasına insan taşıdı.
Bu çabaların simge ismiyse itfaiyecilere içecek su taşırken dumanların arasında hayatını kaybeden Şahin Akdemir.
Yüzü islenmiş görüntüsü ve son kaydındaki sesi hiç çıkmayacak hafızalarımızdan.

Süreyya Yalçın’ın yangın manzaralı pozu

Yangınlardan haberi yok muydu, arkasındaki dumanı fark etmedi mi, onu bilmiyorum.

Yazının Devamını Oku

Sahillerden beşi bir yerde

Bayram kalabalığı çekilince tatil yerleri olağan sahipleriyle mevsimlik hareketlerine geri dönmeye başladı. Tozduman yatışıp ortalık sakinleşince göze daha görünür olan ayrıntılar var. İlgi alanınıza göre siz karar verin: İnsan mı, hayvan mı, mekân mı, ortam mı, masa mı?

BİR MASADA, BİR KABİNDE...BİR DJ (ÇEŞME)

Hem yurtiçi ve yurtdışında çalan başarılı bir DJ hem de prodüktör. DJ Cafi (Cafer Palamut) Çeşme’de sezonun en popüler mekânlarından Angelo Grande’yi işletiyor. Boks ve spor meraklısı; vücuduna, kılığına özenli. Tipi de yerinde olunca adı “Çeşme’nin en yakışıklı DJ’i”ne çıktı. Mekânında erkekten çok kadın olması o yüzden herhalde.  

BU DA TURGUTREİS’İN SUNSET’İBİR SALAŞ (BODRUM)

Turgutreis’teki küçük, şirin işletmelerden biri Sunset. İsim benzerliği... 25 yıl sonra ilk kez Bodrum Cennet Koyu’nda yazlık açan İstanbullu lüks Sunset’le hiçbir benzerliği yok. İçkinizi kendiniz götürüyorsunuz, servisinizi yapıyorlar, üstüne menüden ne sipariş verirseniz onu ödüyorsunuz. Kalamarlarına bayıldım.

GÜNDÜZ AKDENİZ MUTFAKLI PLAJ, GECE OCAKBAŞIBİR TABAK  (BODRUM)

Kaburgaya sarılı zırh kebabı... Gündoğan’da bu yaz açılan Danış Restaurant Beach’in menüsünde yok, özel olarak sipariş verildiği zaman yapılıyor. Kuzu but ve kaburga, kıyma haline gelene kadar zırhtan geçiriliyor. Dana kaburga kemiğinin ince olanları seçiliyor. Kebabın eti kaburganın etrafına yapıştırılıyor. Kömür ateşinde pişiyor. Kaburganın lezzeti kuzu etiyle birleşiyor. Kaburga, yapısı gereği ısıyı eşit dağıtmadığı için kebabı düşük ateşte pişirmek gerekiyormuş. Her tarafını eşit olmasının ayrı bir ustalık gerektirdiğini söylüyorlar. Fiyatı da ona göre tabii: 240 lira. Ama 4 kişiyi  haydi haydi kesiyor. Yolunuz düşerse ekşili dil söğüşü ve şişte künefeyi de mutlaka tadın. Bütün bu lezzetler akşam 19.00’dan sonra mekân ocakbaşına dönüşünce... Gündüz Akdeniz mutfağı beach menüsü servis ediyorlar. Ahşap iskeleden kum deniz. Ilık su sevenler için. Giriş ücretsiz ama 350 lira harcama yapmak şart. Servis hem gece hem gündüz standardın üstünde. Koya bakan manzara güzel, müzik varla yok arası, dinlendirici. Ne çaldığını hiçbirimiz hatırlamıyoruz bile.

Yazının Devamını Oku

Bülent Ersoy’un yalnızlığı

Bu kadar büyük bir yalnızlık hissine kapılıyorsa, acaba daha mı çok insan içine karışmalı? Ama bahsettiğim, gazinoda masaların arasında dolaşmak değil elbette. Gerçek hayatın, sokaktaki insanın arasına karışmaktan bahsediyorum. Mesela kim bilir vapura en son ne zaman binmiştir?

En yakın arkadaşları Nur Yerlitaş ve Oya Aydoğan’ı kaybeden Diva, katıldığı “Beyaz Magazin” programında “Kimsem kalmadı” diyerek ağladı.
Konu, Zeki Müren’in vefatından konuşurken açıldı.
Bülent Ersoy, Sanat Güneşi’ni öldükten sonra morgda görmüş. Sahnede hayatını kaybettiği için yüzünde hâlâ sahne makyajı varmış. Makyajını temizleyip yanaklarından öptüğünü söyledi: “Artık öpecek kimsem kalmadı.”
Ersoy’un yalnızlığını ilk dillendirişi değil bu. Daha önce de yapmıştı “Hiç arkadaşım yok” açıklamaları...
“Arkamdan dua okutacak kimse yok” demişliği bile var.
Elbette bütün ölümler, sarsıcı, yalnızlaştırıcı. Ama Bülent Ersoy (annesi dahil) yaşadığı kayıpların yarattığı boşlukta bir şeyi gözden kaçırıyor, kendisine haksızlık ediyor bence.
Her şeyden evvel çevresinde hâlâ onu çok seven sanatçı ve camia dostları var. Onlara haksızlık ediyor.

Yazının Devamını Oku

Afgan endişesi, Suriyeli endişesinden daha mı büyük?

Suriyelilere ilk başta gösterilen muameleyle şimdi Afganlar karşısında yaşananlar biraz daha farklı sanki. Suriyeliler çoluk çocuk sınırı ilk geçmeye başladıklarında rejimin bombalarından kaçan mazlumlar olarak algılanıyorlardı. Afganlara ise daha ilk andan itibaren “Ülkesine dönsün, savaşsın” tavrı sergileniyor.

Plajda, kafede, sosyal medyada herkes bunu konuşuyor. Gazeteler, televizyonlar...

Biz konuşmasak bile Avusturya Başbakanı Kurz gibilerin beyanlarıyla gelip tekrar gündemimize giriyor.

Nilgün Belgün gibi bir sanatçının “Sınırları kapatın” çağrısı geniş karşılık buluyor.

Sosyal medyada “Ülkemde mülteci istemiyorum” başlıkları açılıyor.

Caddebostan, Yeşilköy sahilinden “yabancı istilası” fotoğrafları paylaşılıyor.

Paralel olarak toplumda sığınmacı karşıtlığı da yükseliyor.

Üstelik Suriyelilere ilk başta gösterilen muameleyle şimdi Afganlar karşısında yaşananlar biraz daha farklı sanki.

Suriyeliler çoluk çocuk sınırı ilk geçmeye başladıklarında rejimin bombalarından kaçan mazlumlar olarak algılanıyorlardı.

Yazının Devamını Oku

Selda Bağcan narsist mi?

Durup durup gerçek hayattaki sindirmiş kişiliğini yansıtmayan, böyle kolayca cımbızlanabilecek laflar ediyor. Çok sevip toz konduramadığımız için şaşırıyoruz haliyle. Yılların deneyimli sanatçısı olarak artık gaza maza gelmemesi, söyleşinin şevkine kapılıp sonradan kendini izah etmesi gereken laflar söylememesi gerekiyor.

Posta’dan Oya Çınar’la yaptığı söyleşide “Sizce hanginiz daha büyük starsınız? Tarkan mı, siz mi?” sorusuna şu cevabı verdi:

“Şimdi bak; benim şarkılarımın modası hiç geçmiyor. Şarkıları tüm dünyada bilinen, en çok dinlenen bir ben varım. (...) Özetle bütün dünyada şarkıları bilinen bir tek ben oldum. Her yerde, her ülkede varım.

Selda Bağcan’ın mütevazı kişiliğini hepimiz biliyoruz.

Tanıyorum da söylüyorum bunu...

Ama durup durup gerçek hayattaki sindirmiş kişiliğini yansıtmayan, böyle kolayca cımbızlanabilecek laflar ediyor.

Çok sevip toz konduramadığımız için şaşırıyoruz haliyle.

Bundan bir süre önce de BBC Türkçe’ye verdiği röportajında “Sesim çok enteresan. Bulunmayan, hemen fark edilen, duyar duymaz insanların ‘İşte bu Selda Bağcan’dır’ diyebildiği bir ses, çok farklı. Kendi sesimi dinlediğim zaman da tüylerim diken diken oluyor” demişti.

Sonra da “

Yazının Devamını Oku

Irina Shayk’tan daha kolaydı

Albüm kapaklarında, afişlerde gördüğümüz ünlü fotoğraflarının birçoğunda onun imzası var. Sadece yerlilerle değil, yabancı starlarla da çalışıyor. Bu hafta ikilemli sorularla hayata bir fotoğrafçının objektifinden bakıyoruz. Cem Talu, “Çirkinliği düzeltmek fakirliğin üstesinden gelmekten daha kolay” diyor.

Ankaralısınız. Hangi dönem daha şamatalıydı: ODTÜ’de mühendislik mi Boğaziçi’nde doktora dönemi mi?

- İkisinde de yedişer sene geçirip kendimi keşfettim, o yüzden ikisinin de yeri eşit bende.

◊ Siyah-beyaz fotoğraf mı, renkli mi?

- Siyah beyaz fotoğrafı daha çok seviyorum ama işimden dolayı çoğunlukla renkli kullanıyorum. Ben de kendi stilimi geliştirdim, çekerken ve seçerken siyah-beyaz bakıyorum, fotoşoplarken renklendiriyorum.

◊ Mimar Sinan’da sanat yönetimi hocalığı yaptınız. Hangi öğrenci daha makbul: Derste soru soran mı, ödevini vaktinde sunan mı?

- Derste soru soran öğrenciyi tercih ederim, zaten çok ödev veren bir hoca değildim.

◊ Filtreler, fotoşoplar... Günümüzde fotoğrafın yüzde 51’i: Sanat mı, teknoloji mi?

Yazının Devamını Oku

“Zeki Müren’in Öpücüğü” yakışıklı prense çevirir mi?

Haluk Bilginer’in canlandıracağı Zeki Müren’i Özdemir Erdoğan ile seyretmek istiyorum. Bakalım üzerinde ne tür etkileri olacak bu filmi izlemenin.


Ezel Akay, Haluk Bilginer ve Levent Kazak’ı 15 yıl sonra yeniden bir araya getiren “Zeki Müren’in Öpücüğü”nün hazırlıkları bitti, çekimleri ekimde başlayacak. ‘Sanat Güneşi’ni Haluk Bilginer canlandıracak.
Sırf bu bile film için heyecanlanmaya kâfi.
Kaldı ki Ezel Akay benim en sevdiğim yönetmen.
Senarist Levent Kazak, senaryoyu iki kere çöpe attıktan sonra üçüncüde doğru anlatımı yakaladığını söylüyor.
Göreceğiz, şimdiden başarılar dileriz.
Yalnız ben bu filmi durup durup “Zeki Müren karşıtlığı”yla gündeme gelen Özdemir Erdoğan’la izlemek isterdim.

Yazının Devamını Oku

Zeytinlikler arasında bir ‘alternatif’: Bohemia

Gelen insanların kılık kıyafetlerine, danslarına, tiplerine bakınca Bohemia alternatif Bodrumcuların haritasında yerini almış bile diyorsunuz... Büyük, yeşil, elektronik, organik, çim üzeri halı falan, biraz da saykodelik bir seçenek.

Bodrum’un gözlerden uzak mevkisi Ortakent. 12 dönüm arazi içinde üç katlı bir villa. Önü havuz...

Burası Şeniz ve Murat Bengüer’in evi aslında. Murat ressam. Şeniz’iyse gece hayatı insanları yakından tanır. Taksim Club 19, Maslak 2019, Seventh House gibi efsane kulüplerin işletmecisi.

Bu sene yanlarına sanatçı Ahmet Ağaoğlu’nu alıp evlerini etkinlik alanına çevirdiler.

Zeytinliklerin ortasında; en yakın bina, karşı tepedeki malikâneler. Ne onların sesi size ne de sizin patırtınız onlara ulaşabilir.

Villanın ilk katı ve önündeki havuz parti mekânı. Partiler sırasında isteyen gece havuza girebilecek.

Yan tarafta 1.500 kişilik bir konser alanı var. Bu tür alanlar özel organizasyonlar için kiralanabiliyor. Mesela yurtdışı bağlantılı bir parti grubu üç günlük, Burning Man’vari özel bir parti yapacak.

Burası aynı zamanda sanat etkinliği alanı. Murat Bengüer’in atölyesi burada. Galerici Çağla Çabaoğlu açık hava heykel sergileri yapacak. Sanatçıların heykelleri sergilenecek koca avluda. 

Yazının Devamını Oku

İdeal tatile kaç kişiyle çıkılır?

Yıllar yıllar sonra geçen hafta ilk kez aile tatili yaptık. Üç kuşak, yedi kişi bir arada. Kalabalıktan, kalabalığın yavaşlığından darlanan tezcanlı gitti, yerime anın tadını çıkaran biri geldi. Aile ve bayram gibi geleneksel konforlar bu tip rahatsızlıkları iyileştirmeye birebir.

Ben tek başıma seyahat etmeyi severim. Tek tabanca. Çin’den Hindistan’a birçok coğrafyayı böyle dolaştım.
“Sıkılmıyor musun?” diye soran oluyor.
Tam aksine, tek başına olunca gittiğiniz coğrafyaya daha açık oluyorsunuz, insanlarla daha fazla iletişim kuruyorsunuz.
Bazen şöyle olduğu doğrudur: O kadar tuhaf bir şeyle karşılaşıyorsunuz ki, bunu kendi kültürünüzden, kendi bakış açınızdan biriyle paylaşmak istiyorsunuz.
O zaman da sosyal medya var. Çek-koy, bütün memleket okusun...
Bir tek kafamın çok uyuştuğu bir tanıdığım ya da sevgilim olursa ona tahammül edebiliyorum seyahatte.
Üçüncü bir kişi beni yavaşlatan ayak bağına dönüşüyor. Onun çıkması, bunun girmesi, birinin susaması, öbürünün tuvaleti derken yavaşlayıp zaman kaybediyoruz.

Yazının Devamını Oku

Parti güzel miydi?

Bozcaada Belediyesi’nin sosyal medyadan yaptığı paylaşım bu. Plajın mahvolmuş görüntüleri eşliğinde yayımladılar: “Parti güzel miydi? Yazık, çok yazık...”

Hakikaten “yazık” denecek kadar var. Etrafı bir görseniz, ateş yakmışlar, şezlongları kırıp parçalamışlar, her taraf çöp, şişe, poşet...
Emin olun durum üç aşağı beş yukarı bütün Ege ve Akdeniz sahillerinde benzer.
Belediyelerin yetişmesi imkânsız. Bodrum’da suyu bile çeşitli bölgelere ikişer saat tanzim ediyorlar. Mesela Gümüşlük bu halde.
Türkbükü’nde sadece su değil, elektrik de gidiyor. Bu sıcakta klimalar, buzdolapları çalışmıyor.
Bunca yıldır Bodrum’a gider gelirim, hayatımda ilk kez böyle bir şey gördüm:
Havaalanından sonra trafik, ta Güvercinlik’ten başladı. Hani yol üstünde denizi ilk gördüğümüz yer.
50 dakikalık yolu 2.5 saatte aldık. O da tepeden, arkadan, gizli yollardan dolaşarak.

Yazının Devamını Oku

Artık kel hakları istiyoruz bütün filmlerde ya tetikçiyiz ya kötü adam

Elektronik müziğin Türkiye’deki öncülerinden. Tarzı, dansı, stiliyle hep farklı oldu, kendi sularında boy verdi Bedük. Sadece Türkiye’de değil, yabancı listelerde de başarılara imza attı. Şimdi ailesiyle birlikte Londra’da yaşıyor. İsminin çok geçtiği Eurovision için “Birinciliği tekrar Türkiye’ye getirmek güzel olur” diyor.

◊ Müziğinizde hangisi daha önemli nirengi taşı: İlk yüklemeleri yaptığınız MySpace mi, ilk ciddi konserlerinizi verdiğiniz Juice grubu mu?
- Juice grubu. Çünkü ilk gerçek sahne deneyimlerimi kan, ter, gözyaşı olarak orada yaşadım. Şimdiki sahne performansımı o günlere borçluyum.




◊ Bilkent Grafik’te hem öğrenci hem müzisyen olmanın nesi zordu: Uykusuzluk mu, sosyalleşme zorluğu mu?
- Okurken düzenli sahneye de çıktığım için sosyalleşmekte sorun yoktu da uyku işi pek uğramazdı bize. (Gülüyor)

Yazının Devamını Oku

Siz istediğiniz gibi yazın

Ünlülerle duygusal ilişki, bütün toplumun gözü önünde cambazlık gerektiren zor bir şey. Her babayiğidin altından kalkabileceği bir baskı değil, besleyici olduğu kadar tüketici de olabiliyor. Mehmet Dinçerler, Hadise ile oynadığı oyuna, kurallarına ve rolüne uygun başlamış görünüyor: Mesafeli, ketum, umursamaz...

Tam da ayrıldığı sevgilisi Kaan Yıldırım’ın adının Çağla Şıkel’le anılmaya başladığı 24 saat içinde Hadise’nin de yeni sevgilisi ortaya çıktı:
Mehmet Dinçerler.
Gençlik fotoğrafları falan kaç gündür sosyal medyanın dilinde.
Zaten popüler bir genç iş insanıydı.
Şimdi semi-celebrity.
Fotoğrafları gibi her şeyi didik didik edilecek.
Hadise’nin 12 milyon takipçisi yeter...

Yazının Devamını Oku

“Ama”sız, “fakat”sız

Gülşen’in giydiği transparan pantolon sadece tartışmaya değil, bir ilke de neden oldu, iki rakibesi çıkıp destek verdi meslektaşına. Keşke devamı da gelse...

Alaçatı’da sahne alan Gülşen’in giydiği transparan pantolon, 2021 yazı denince artık akla gelecek ikon parçalardan.
Pantolondan ziyade kalın telli bir külotlu çorap gibi.
Ben “Çok iyi taşımış“ diyenlerin tarafındayım.
Fakat sosyal medyada çok tartışılması bir yana, bir ilke de neden oldu bu seçim.
Gülşen’in bir rakibi Hande Yener çıktı “ama”sız, “fakat”sız destek oldu meslektaşına:
“Sosyal medyanın gazına gelmeyelim, herkes özgürlüğünü yaşasın. Zaten ‘Sarışınım’ klibinde de öyle giyinmişti, unutuldu. Ben de bazı konserlerimde böyle şeyler yapmıştım. Tabii dünya starları bunu yapıyor ama Türkiye’de pek alışıldık bir durum değil.”
Gerçi onun üstünde de gayet tasarruflu bir kıyafet vardı.

Yazının Devamını Oku

Yağmur Tanrısevsin’in diplomat sakinliği

“Şu şu şu oldu, aldatıldım” demiyor. “Sonradan öğrendim” demiyor. Peki ne diyor? “Aldatıldıysam bu benim suçum değil” diyor. “Vicdanım temiz, bende yara oluşmadı, oluşmaz” diyor.

Oğuzhan Koç’la ilişkisinin Demet Özdemir nedeniyle bittiği söylenen Yağmur Tanrısevsin, şöyle konuşarak hem hiçbir şey söylemedi hem çok şey dedi:

Bazı ilişkiler bittikten sonra daha önce aldatıldığını öğrenenlere tanık oluyoruz. Aşka emek harcarım. Vicdanen elimden gelen her şeyi yaptığıma inanırsam bende herhangi bir yara oluşmaz.

Ne demiyor bu paragrafta?

“Benim başıma geldi” demiyor. 

“Şu şu şu oldu, aldatıldım” demiyor. 

“Sonradan öğrendim” demiyor.

Peki ne diyor?

“Ben elimden geleni yaptım, vicdanım temiz” diyor.  

Yazının Devamını Oku

Lale Mansur: Kazığı yiyene kadar herkesi iyi zannediyorum

Balede zaten başarılıydı. 20 yaşında İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin başbalerini olacak kadar. 36 yaşında oyunculuğa geçmeye karar verdi, aynı yıl Altın Portakal aldı: 1992, “Düş Gezginleri”. Bunlar tartışılmayan tarafları. Fakat Lale Mansur aynı zamanda siyasi faylarda dans etmekten geri durmayan bir aktivist. Hayatı boyunca takdir kadar tepki de topladı. Bu yönü sorulduğunda “İnandığım bir şey yaptığımda başkalarının ne söylediğine asla aldırmam” diyor.

◊ Asker kızı olmanın nesi daha zor: Disiplin mi, hayata bakış farklılıkları mı?
- Hayata bakış konusunda babamla bir görüş ayrılığımız olmadı. Üç oğlandan sonra gelen kız çocuğu olduğum için malum, disiplin de bana hiç sökmedi.
◊ Müzisyen Şanar Yurdatapan abiniz. Evde kim avantajlı: Büyük kardeş mi, küçük mü?
- Ben küçükken Şanar Abim üniversitede okuyordu. Sadece tatillerde birlikte olabiliyorduk. Eve gelmesini dört gözle beklerdim.
◊ Sahnede hangisi daha keyifli: Oyunculuk mu, başbalerinlik mi?
- İkisi de âşkla yaptığım işler. Tercih etmem imkânsız.
◊ Hangi ödül sizin için daha anlamlı: Ankara Uluslararası Film Festivali’nde aldığınız en iyi kadın oyuncu ödülü mü, Antalya Film Festivali’nde aldınız mı?

Yazının Devamını Oku

Tel sarar Aleyna tel sarar

İki mühendis yolda giderlerken araba bozulmuş. Makine mühendisi yatmış hemen otomobilin altına fakat uğraş uğraş, bir türlü yapamamış.


Bilgisayar mühendisi olan dayanamamış, en sonunda sormuş: “Acaba bir kapatıp yeniden mi açsak...”
Aleyna Tilki’ninki de o hesap.
Artık asistan kaprisiyle uğraşamayacağını açıklayıp onun yerine dadı aradığını duyurdu sosyal medyadan.
Bilgisayar mühendisi haklı.
Bazen her şeye en baştan tekrar başlamak iyi fikir olabilir.
Aradığı dadı İngilizce ve Rusça bilmeliymiş.

Yazının Devamını Oku

Kahvaltıcı gece kulübüne, kebapçı Reina’ya dönüşüyor

Pandeminin sosyal hayatımıza kattığı en önemli şeylerden biri de fazla yer değiştirmeden aynı mekânda, aynı insanlarla, aynı personelle birkaç işi birden çözebilmek: Hem ‘happy hour’, hem akşam yemeği hem de bar...

Sadece İstanbullu olup bu yaz Bodrum’da yazlık açanların sayısı 20’ye yakın: Lucca, Must, Topaz, Galliard, Mânâ, 25 sene sonra ilk kez Papermoon, 27 sene sonra Sunset...

Çeşme bariz geri kaldı, böyle bir hareketlilik yok. ‘Sezonun yenileri-merak edilenleri’ dediğinizde üç-beş yer arasında adı geçenlerden biri Cherie.

Kahvaltıda kahvaltıcı: Taze kruvasanlar. Öğle brasserie: Provensal ızgara enginar. Akşam restoran: Odun ateşinde kaburga. Gece bar: Sakızlı riz au lait. Sabah 10.00’dan 1.00’e kadar kendi içinde bir döngüsü var. Ve kahvaltıda gördüğünüz biriyle ya akşamüzeri ya da gece tekrar karşılaşıyorsunuz.

Pandeminin sosyal hayatımıza kattığı en önemli şeylerden biri de bu bence. Fazla yer değiştirmeden aynı mekânda, aynı insanlarla, aynı personelle birkaç işi birden çözebilmek: Hem ‘happy hour’, hem akşam yemeği hem de bar... Hem kahvaltı mekânı hem gece kulübü şeklinde bütün güne yayılan servisiyle pandemi tipi yeni işletme tarzının bir öncüsü sayılabilir Cherie. Benim işime gelir. Çünkü Çeşme’nin normalde sürekli mekân değiştirmek üzerine kurulu bir düzeni var. Sabah kalk, arabaya bin, koştur koştur meşhur kahvaltıcılardan birine. Dön otele hazırlan, sahil uzak olduğu için yine arabayla sahile. Güneşlendin, yüzdün, ‘happy hour’ için başka ‘beach’e. Dön otele, giyin, balıkçıya... Eğleneceğiniz yer yemekten uzaktaysa, bin tekrar, gece kulübüne... Gün ağarırken o senenin popüler ‘after mekân’ına. Dön otele. Her gün aynı turnike...

Çeşme izlenimlerimin devamı, haftaya...

Çamlık Yolu’ndaki Cherie’de gündüz kahvaltı edilen rahat masalar akşam stantlaşıyor, birkaç küçük neon numarasıyla ortam seksileşiyor. Bu kabuk değiştirmeye paralel olarak DJ performansı yabancıdan Türkçelere dönmeye başlıyor.

KİTLESİ DE REINA KİTLESİ

Yazının Devamını Oku

Sertab haklı mı haksız mı?

Bodrum’da bir çevre etkinliğine katılan Sertab Erener’in, “Artık çocuk doğurmamamız gerekiyor. Biraz duralım gerçekten, çoğalmamamız gerekiyor. Fareden beter olduk, onlar bizden az ürüyor olabilirler” açıklaması tartışılıyor.

HAKSIZ ÇÜNKÜ:

Fare benzetmesi çok talihsiz olmuş. İnsanların çocuklarına fare yavrusu der gibi. Sertab’ın çocuğu yok. 56 yaşından sonra da yapacağını zannetmiyorum. Belki de kendisi çocuk yapmadığı için kuramadı bu empatiyi, farkında olmadan çok çocuğu olan aileleri incitti.

HAKLI ÇÜNKÜ:

Dünya, sonsuz kaynakları olmayan, orta büyüklükte bir gezegen. 2 bin yıl önce 300, 1600’lerde 600 milyon olan insan nüfusu, şu anda 8 milyara dayanmış durumda. 2100’de 11 milyarı geçecek. Bu kadar boğaza can mı dayanır?

HAKSIZ ÇÜNKÜ:

Gezegendeki kaynakları hızla yok etmemizin tek nedeni nüfus artışı değil. Aşırı tüketim de bir o kadar önemli. Eskiden insanlar tek bir kıyafetle ömrünü geçirirmiş. Sertab’ın sadece kostüm odasını gözünüzün önüne getirsenize... 

HAKLI ÇÜNKÜ:

Dünyanın bazı bölgeleri için ciddi planlamalar gerekiyor. 30 yılda nüfusu en çok artacak 10 ülke arasında Kongo, Bangladeş, Etiyopya gibi kaynakları kıt, halkı fakir ülkeler yer alıyor. Bu toplumlar göç vererek başka coğrafyalar üzerinde de baskı oluşturacaklar. 

Yazının Devamını Oku