Savaş Özbey

Savaş Özbey

sozbey@hurriyet.com.tr

Ya da sonsuza kadar sus...

Futbolcu İsmail Yüksek ile evlenen Esen Matraş’ın öz babası Emre Matraş, nikâha itiraz etti. Törende kız babası olarak kendi isminin geçmediğini söyleyen eski popçu, evliliğin bu nedenle geçersiz olduğunu savunuyor.

Haberin Devamı

Ya da sonsuza kadar sus...

Nikâhı kıyan memuru ve belediye başkanından da şikâyetçi. Boşanmış çiftlerde böyle şeyler olabiliyor.
Aile içinde yaşanmış çeşitli olaylardan dolayı çocuklar bazen öz babası yerine, kendisini büyüten kişiyi baba sayıyor.
Aile içi mevzularda çocuk mu haklıdır, baba mı haklıdır; bizim dışarıdan kolay hüküm verebileceğimiz şeyler değil.
Eminim ki iki tarafı da dinlesek, her ikisinin de haklı olduğu yanlar vardır kendince.
Fakat bu nedenle çocuğunun en mutlu günün mahvetmek, evine, yuvasına, saadetine kastetmek de “seven bir baba”nın yapacağı iş değil. Ne olacak şimdi? Diyelim ki bu sebeple nikâh iptal edildi. Ve gençler tekrar evlenmek zorunda kaldı...
Bu sayede “babalığa” mı terfi edecek Emre Matraş... Davetli olmadığın nikâhta kağıt üstünde “baba” yazsa ne olur?
Olacağı şu: Torununun torununa kadar, nesilden nesle anlatılacak bir nikâh faciası. Sadece kızı değil, torunları bile kötü anacak Emre Matraş’ın bu saçma sapan girişimini.
Film repliklerinde olurdu ya: “Ya şimdi konuşsun ya da sonsuza kadar sussun...”
Emre Matraş tamamen yanlış anlamış onu.

Haberin Devamı

Gangnam Style’ın öteki yüzü

Ya da sonsuza kadar sus...

Yüz nakli olmak için Kore’ye giden ama başına gelmedik kalmayan eski Survivor yarışmacısı Didem Ceran’ın haline üzülmeyen yoktur herhalde. Aylar oldu, hâlâ revizyon ameliyatlarına giriyor.
En son, gözleri az gördüğü için sokakta yürümeye çalışırken halini paylaştı. Yüzü şiş, kafa bandajlı.
Ve dilini bilmediği memlekette o halde, tek başına!
Doktorları dava edeceğini söylüyor ama nasıl olacak ta oralarda?
Bu işi bilen okurlarımız yazdı.
Gangnam bölgesinde beş-altı katlı klinikler varmış. Onlarca ülkeden gelen kadınlar, mezbaha gibi sıra sıra yataklar... “Acayip bir döngü” diye tanımlıyorlar. Anladığım kadarıyla reklam işleri de çok dönüyor.
Fenomenleri falan kullanıyorlar müşteri çekmek için. Zaten Ceran da bahsetmişti. Artık ne imzalattılarsa “Kölelik sözleşmesi” falan diyordu.
Yahu kızım bırak gel! Taş yerinde ağırdır.
Yapılacak tıbbi müdahale, verilecek hukuki bir mücadele falan varsa da yine en iyi kendi ülkende yürütürsün prosedürü.
Eskiden kızıyordum. Şimdi üzülüyoruz. Kimi kimsesi yok mudur, toplayıp getirse oralardan.

Haberin Devamı

Buckingham’ın dili olsa...

 

Kalburüstü insanların hayatlarından şikâyet etmeleri geniş kesimlerce pek hoş karşılanmaz.
İnsanlar onların dertleriyle kendi gerçeklerini kıyaslar, “Ekmek yoksa pasta yesinler” diyen Marie Antoinette muamelesi yapılır bu çıkışlara.
Benzer bir şey “yalı hayatından” şikâyet eden Derin Mermerci’nin başına geldi. Yalıda oturmanın teknik zorluklarından şöyle bahsetti Derin Hanım:
“Yalı hayatı korkunç. Sürekli borular patlıyor. Sürekli sorun çıkıyor. Benim için resmen bela. Tek avantajı, araba yerine tekneyle karşıya geçebilmek...”
Milletin ağzı torba değil ki büzesin.
“Tam yalı alacaktım, vazgeçtim” diyen var.
En çok şuna güldüm:
“Bu tür hikâyeler bana yaşamak için güç veriyor. Bir gün canınız bir şeye sıkılırsa Derin Hanım’ın çektiği dertleri hatırlayın ve canınızı sıkan şeyin o kadar da önemli olmadığını anlayın...”
Sadece yalıda değil, her türlü tarihi eserde oturmanın çeşitli zorlukları var elbette.
Derin Mermerci kim ki?
Siz onu bir de İngiltere kraliçelerine sorun.
Ah o Buckingham’ın dili olsa da anlatsa.

Haberin Devamı

Çekirgenin ayağında çizmesi

Sosyal medyadaki dev çekirge paylaşımlarını görmüşsünüzdür. Canlısına denk gelmedim ama bazıları hakikaten büyük görünüyor. Türküdeki gibi, o bacaklara çizme giyse giyer yani. Tarım ve Orman Bakanlığı en sonunda açıklama yaptı. Yapılan araştırma sonucunda bu çekirgelerin istilacı bir tür olmadığı, memleketimizin yerli çekirgeleri olduğu sonucuna varmışlar.
Dönem dönem (5-6 yılda bir) nüfusları böyle artarmış. Evlerimize de gece ışığa yöneldikleri için giriyorlarmış. İsmi, “beyaz yüzlü çekirge”ymiş. Yüzü de kızarmıyor namussuzun!

Yazarın Tüm Yazıları